Ekonomik manada Nasyonel Sosyalizm hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2020, 11:47:16


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ekonomik manada Nasyonel Sosyalizm hakkında ne düşünüyorsunuz ?  (Okunma Sayısı 6433 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
T A R K A N
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 181



Site
« : 23 Mart 2011, 02:14:02 »

Değerli soydaşlarım;

Ekonomik manada Almanya'nın hızlı kalkınmasına neden olan Nasyonel Sosyalizm hakkında ne düşünüyorsunuz ? Sizce bu sistem Türkiye'ye uygulanabilir mi, yoksa uygulanamaz mı ?

Bu konudaki değerli fikirlerinizi öğrenirsem memnun olurum..

Esenlikle kalın..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 23 Mart 2011, 02:32:24 »

Değerli soydaşlarım;

Ekonomik manada Almanya'nın hızlı kalkınmasına neden olan Nasyonel Sosyalizm hakkında ne düşünüyorsunuz ? Sizce bu sistem Türkiye'ye uygulanabilir mi, yoksa uygulanamaz mı ?

Bu konudaki değerli fikirlerinizi öğrenirsem memnun olurum..

Esenlikle kalın..


Her ne kadar adında ''Sosyalizm'' olsa da, Nasyonal sosyalizmin temelinde sınıf mücadelesi değil, ırkların ekonomik mücadelesi vardır. Fakat, Almanya'nın hızlı kalkınmasını Nasyonal Sosyalizm sağlamamıştır. Zira Almanya Nasyonal Sosyalistler iktidara gelmeden önce zaten güçlü ve kalkınmış ülkeydi. Nasyonal Sosyalistler hazıra kondu ve de uçuk idealleri uğruna Almanya'yı taş üstünde taş kalmayacak derecede harap ettiler.

Bir kaç satır ve cümle ile geçiştirilemeyecek kadar önemli konu olsa da, kısaca Türkçülüğün asla gözardı edilemeyecek ilkesi ''Toplumculuk'' mevcut ideolojilerin ekonomik programlarının hepsinin daha üzerinde Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda ekonomik politikalar üretme amacındadır. Yani, hazıra konmayı değil, yaratmayı ve üretmeyi amaçlayıp yaratılan değerleri milletin refahına sunmayı amaçlar.

Özetle bunu A veya B diye adlandırıp geçiyorum, dünyadaki her ekonomik planı ülkede uygulamaya uygularsın fakat, Türkçülerin ufkuna dar gelir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gökşad
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 190



« Yanıtla #2 : 23 Mart 2011, 05:16:25 »

İçimizdeki pisliklerden arındıktan sonra olur tabi neden olmasın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Giray-han
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.202



« Yanıtla #3 : 23 Mart 2011, 10:13:50 »

Ekonomik manada Nasyonal Sosyalizm pek bir yenilik getirebilir mi, bilemiyeceğim.
Nitekim ülkede malına mülküne konulabilecek, ülkenin zenginliğinin büyük çoğunluğunu elinde tutan bir başka ırk yok, yerel sermaye yeterince desteklenmiyor, ama yine de Versay sonrası Almanya gibi de değiliz yani.
Nasyonal Sosyalizmin herhangi bir yüzünün Almanya'da başarılı olmasının tek suçlusu Fransa'dır.
Versay antlaşması ile Almanya'yı öyle bir duruma sokmuşlardır ki, insanlar fellik fellik bir kurtarıcı arar olmuşlardır. Bu da şans eseri, Avusturyalı bir onbaşı olmuştur.
Nitekim çufutların mallarına el koymak, ve borç ödemeyi bırakmak Almanya'nın zaten rayında olan(ama treni olmayan) ekonomisini tekrar kalkındırmıştır. He, fabrikalar kurulmuş, Volkswagen yaratılmıştır. Nitekim de başka bir getirisi olmamıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 23 Mart 2011, 12:42:22 »

Nazi dönemi Almanyası öncesinde enflasyon epey yükselmiş, altı sıfılı Marklar tedavüle geçmişti. Versay'ın yaptırımları sayesinde kriz gittikçe büyüyordu. Hitler Versay'ı yırttıktan sonra ekonomik buhranları çözmek için önce dış borca yöneldi. Daha sonra dış borçlar ile kalkınmanın sağlanamayacağını fark ederek, savaş ekonomisi sistemine geçti. Tabii bütün bunlar olurken "Autobann" yapımı ile bir sektör oluşturulmaya çalışıldı. Ayrıca "VolksWagen" (halkın arabası) oluşturularak milli otomobil yapımına geçildi.
Savaş ekonomisi sayesinde birçok işsiz kendini bir anda mermi yapım fabrikalarında, silah üretimevlerinde buldu. Elbette Alman ırkından neredeyse hiç işsiz kalmamasının en önemli sebeplerinden biri de iş sahibi Yahudilerin sürgünüdür. Sürgünden sonra kalan işyerleri işsiz Almanlara dağıtıldı.
Aynı şekilde Polonya'da da kamplara gönderilen yada sürülen Polonyalılar yerine Almanlara işyeri ve evler verildi.
Yasak olmasına rağmen, Yahudiler yiyecek karşılığında değerli eşyalarını ve mücevherlerini takas ettiler. Bu yolla da birçok Alman zengin oldu.
Bütün bunlara rağmen Alman ekonomisi savaşı çok zor idare etmiştir. Nitekim Hitler sonrası Almanya, tazminatların da etkisiyle epey ekonomik buhranlar geçirmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türk eri
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 146


Ben bir Türk'üm! Dinim, cinsim uludur!


« Yanıtla #5 : 23 Mart 2011, 13:01:40 »

Bütün dünya artık planlı ekonomik yapıyla bir yere ulaşılamayacağını anladı. Çok hızlı ekonomik gelişme gösteren ülkeler bile bunu dışa açılma sayesinde başardı. Nitekim Çin'in çok fazla dış ticaret fazlası vermesine karşın, rakibi Hindistan'ın cari açık sorunuyla uğraşması bile, ekonomik anlamda dışa açılmalarındaki gecikmeleriyle ilgilidir. Eğer Gandi gibi kapalı ekonomik sistemi benimseyen bir lider de Çin'de iktidara gelseydi aynı durumu onlar da yaşıyor olabilirdi. Bugün Çinin sadece ismi komünisttir. Çok yüksek büyüme rakamlarını yakalayınca ABD'den daha liberal oluverdi. Tabi bu sürati bir anda yakalayamadı.  60'lı yıllardan beri kademe kademe dış dünyaya açılma ile gerçekleştirdi.

Sosyalizm, nasyonel sosyalizm gibi dışa kapalı ekonomilerde başarı ancak kısa dönemde sağlanabilir. Uzun dönemde sürdürülebilir bir başarıyı yakalamak imkansızdır. Bu konuda en güzel örnek te Nazi Almanyasıdır. Kağan Bahadır bey bu konuya benden önce değindiği için tekrar etme gereği duymuyorum.

Yeni ekonomik dünya sistemi yavaş yavaş merkantalist çağ iktisadi sistemine benzemeye başladı. ABD-ÇİN, ABD-EURO bölgesi arasındaki kur savaşları da bu çağın başladığının habercisi. Bana kalırsa Türkiye için güzel günlerin beklendiği söylenebilir. Dünya güç dengesi 500 sene sonra batıdan doğuya kaymaya başladı. Bu kayma o kadar şiddetli ki ne yaşlı avrupa, ne de Abd bunun önüne geçemiyor.  Kim bilir belki bir 50 yıl sonra dünya liderliğini doğulu bir millet kazanır. Hayırlısı...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve Milletim, Tanrı'nın kırbacıyız...
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 23 Mart 2011, 14:38:40 »

Almanya 1. Dünya savaşının başında Avrupa'nın en büyük sanayii ülkesiydi. 2. Dünya savaşının yıkımını nasıl ki belli bir süreç içerisinde attılarsa; Naziler gelene kadar Almanlar 1. Dünya savaşının verdiği zararı ziyanı telafi edip ayağa kalkmak ile meşguldüler. Nazilerin Almanya'nın ekonomik gelişimine katkısı mevcut ekonomik değerleri iktidarlarının emrine sokmaktan başka bir şey değildir.

Zaten 2. Dünya savaşında yıkıma uğrayıp taş üstünde taş kalmayan Almanya'nın, savaşın üzerinden geçen 15 sene sonrasında elindeki insan gücü yeterli olmayacak derecede atılım gerçekleştirip 1960'larda işçi göçlerine yöneldiğini görebiliriz. Bu atılımı gerçekleştirecek temeli de, gölgesine dahi savaş açmakla meşgul Nazilerin atmasına imkan yoktur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tayçar
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 72


Türk'ün Dini Töresidir !


« Yanıtla #7 : 23 Mart 2011, 15:54:43 »

Sosyalizm bana göre Tanrısı olmayan bir dindir ! Sosyalist ekonomi bu yüzden bilime tamamen aykırıdır. Sosyalist ekonomi uygulayan ülkeler her zaman kapitalist ülkelere göre daha az gelişmiştir. Örnek vermek gerekecek olursak soğuk savaş döneminde abd'den geri kaldığı için fişi çekilen sscb buna iyi bir örnektir. Bugün biyoloji bilimi doğadaki canlıların varolma savaşı içerisinde olduğunu kanıtlamıştır. Bu savaşın galipleri güçlülerken elenenleri zayıflar olmaktadır. Doğa kendi içerisindeki zayıflıkları bu yolla elemektedir. Doğadaki tüm canlıların birbiri ile döğüşmesi zayıf olanın elenmesi ile sonuçlandığı için bu durum fayda getirmektedir. O halde hayatta kalmak için yapmanız gereken herşey gibi ekonomiyide bilime uygun kurmanız gerekmektedir. Yazımın başında şu ifadeyi kullandım '' sosyalist ekonomi bilime tamamen aykırıdır '' bunun sebebi sosyalist ekonomide aynı dinlerin yaptığı gibi zayıf olanı elemek yerine korumaya kalkmasıdır ! Sosyalist ekonomi özel teşebbüse izin vermediği için ve herşeyi devletleştirdiği için bireylerin birbiri ile döğüşerek zayıf olanın elenmesini engeller ve zaman içerisinde zayıf olanlar ile güçlü olanlar karışarak ırklar aptal olur salak olur. Çünkü kapitalist sistemde bireylerin sosyal statülerini zeka seviyeleri belirlemektedir. Örneğin IQ olarak yüksek olan biri okuyup doktor olurken zeka seviyesi daha düşük olan biri daha alt meslek guruplarından birini seçmek zorunda kalacaktır. Doktor olan kişi kendinden daha alt statü sahibi biriyle evlenmeyeceği için kendi sosyal statüsüne yakın biriyle evlenecek ve çocuk sahibi olacaktır. Zeka seviyesi düşük olan kişide yine kendi sosyal statüsüne uygun biriyle evlenecek ve çocuk sahibi olacaktır. Şimdi zeka seviyesi yüksek olan doktorun çocuğu zeka seviyesi daha aşağıda olan kişinin çocuğunu her zaman yönetecektir. Bu yolla doğa dengesini bulmakta ve zayıf olanlar elenmektedir. Halbuki sosyalist ekonomi ve dinlerin yaptığı zeka seviyesi ne olursa olsun bireyleri eşit tutmakta ve ona göre muamele etmektedir. Devlet işinde çalışan biri gelecek kaygısı taşımadığı için özveri ile çalışmamakta ve aptal olanında zeki olanında sosyal statüleri eşitlenmekte ve aralarında evlilikler olabilmektedir. Bugün ülkemizde ayakkabı boyacılığından, pazarcılığa kadar çoğu işi hep etnik döküntüler yapmaktadır. Çünkü zeka seviyeleri daha düşük olduğu için zeka seviyeleri yüksek olan doktorlara, işadamları vb. meslek guruplarına hizmet etmekte arabalarını, halılarını yıkamakta ve evlerini temizlemektedirler. Ancak sosyalist ekonomi olsaydı ne olacaktı ? Özel teşebbüs olmadığı için herkes devlet işinde eşit statüde olacak ve zeki olanların dahi yaratıcılıkları sınırlandırılacaktı. Şuan ülkemizde böyle bir ekonomik model uygulanmış olsa kr.t hayvanları ile aynı fabrikada çalışacak aynı havayı soluyacak ve hemen hemen aynı maaşı alacaktınız. Bu yüzden ırkçı halkı sosyalist ekonomik modelle yöneten nazizim yerine özel teşebbüse izin veren faşizm bilime daha uygun olacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

T A R K A N
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 181



Site
« Yanıtla #8 : 23 Mart 2011, 19:02:20 »

Bütün dünya artık planlı ekonomik yapıyla bir yere ulaşılamayacağını anladı. Çok hızlı ekonomik gelişme gösteren ülkeler bile bunu dışa açılma sayesinde başardı. Nitekim Çin'in çok fazla dış ticaret fazlası vermesine karşın, rakibi Hindistan'ın cari açık sorunuyla uğraşması bile, ekonomik anlamda dışa açılmalarındaki gecikmeleriyle ilgilidir. Eğer Gandi gibi kapalı ekonomik sistemi benimseyen bir lider de Çin'de iktidara gelseydi aynı durumu onlar da yaşıyor olabilirdi. Bugün Çinin sadece ismi komünisttir. Çok yüksek büyüme rakamlarını yakalayınca ABD'den daha liberal oluverdi. Tabi bu sürati bir anda yakalayamadı.  60'lı yıllardan beri kademe kademe dış dünyaya açılma ile gerçekleştirdi.

Sosyalizm, nasyonel sosyalizm gibi dışa kapalı ekonomilerde başarı ancak kısa dönemde sağlanabilir. Uzun dönemde sürdürülebilir bir başarıyı yakalamak imkansızdır. Bu konuda en güzel örnek te Nazi Almanyasıdır. Kağan Bahadır bey bu konuya benden önce değindiği için tekrar etme gereği duymuyorum.

Yeni ekonomik dünya sistemi yavaş yavaş merkantalist çağ iktisadi sistemine benzemeye başladı. ABD-ÇİN, ABD-EURO bölgesi arasındaki kur savaşları da bu çağın başladığının habercisi. Bana kalırsa Türkiye için güzel günlerin beklendiği söylenebilir. Dünya güç dengesi 500 sene sonra batıdan doğuya kaymaya başladı. Bu kayma o kadar şiddetli ki ne yaşlı avrupa, ne de Abd bunun önüne geçemiyor.  Kim bilir belki bir 50 yıl sonra dünya liderliğini doğulu bir millet kazanır. Hayırlısı...

O zaman şunu sormam icap ediyor : AKP'nin ekonomi politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz ? Kapitalizm, dışa açılma gibi olgular biryerde özelleştirme sonucunu da doğuruyor. Bu sefer kurumlarınızı yabancılara satmak durumunda da kalabiliyorsunuz..

Bu konuda görüşünüz nedir ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 23 Mart 2011, 19:25:00 »

Bütün dünya artık planlı ekonomik yapıyla bir yere ulaşılamayacağını anladı. Çok hızlı ekonomik gelişme gösteren ülkeler bile bunu dışa açılma sayesinde başardı. Nitekim Çin'in çok fazla dış ticaret fazlası vermesine karşın, rakibi Hindistan'ın cari açık sorunuyla uğraşması bile, ekonomik anlamda dışa açılmalarındaki gecikmeleriyle ilgilidir. Eğer Gandi gibi kapalı ekonomik sistemi benimseyen bir lider de Çin'de iktidara gelseydi aynı durumu onlar da yaşıyor olabilirdi. Bugün Çinin sadece ismi komünisttir. Çok yüksek büyüme rakamlarını yakalayınca ABD'den daha liberal oluverdi. Tabi bu sürati bir anda yakalayamadı.  60'lı yıllardan beri kademe kademe dış dünyaya açılma ile gerçekleştirdi.

Sosyalizm, nasyonel sosyalizm gibi dışa kapalı ekonomilerde başarı ancak kısa dönemde sağlanabilir. Uzun dönemde sürdürülebilir bir başarıyı yakalamak imkansızdır. Bu konuda en güzel örnek te Nazi Almanyasıdır. Kağan Bahadır bey bu konuya benden önce değindiği için tekrar etme gereği duymuyorum.

Yeni ekonomik dünya sistemi yavaş yavaş merkantalist çağ iktisadi sistemine benzemeye başladı. ABD-ÇİN, ABD-EURO bölgesi arasındaki kur savaşları da bu çağın başladığının habercisi. Bana kalırsa Türkiye için güzel günlerin beklendiği söylenebilir. Dünya güç dengesi 500 sene sonra batıdan doğuya kaymaya başladı. Bu kayma o kadar şiddetli ki ne yaşlı avrupa, ne de Abd bunun önüne geçemiyor.  Kim bilir belki bir 50 yıl sonra dünya liderliğini doğulu bir millet kazanır. Hayırlısı...

O zaman şunu sormam icap ediyor : AKP'nin ekonomi politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz ? Kapitalizm, dışa açılma gibi olgular biryerde özelleştirme sonucunu da doğuruyor. Bu sefer kurumlarınızı yabancılara satmak durumunda da kalabiliyorsunuz..

Bu konuda görüşünüz nedir ?

Mevcut dünya düzeninde içe kapalı bir şekilde ekonomik büyüme sağlamak imkansızdır. Şu an özelleştirmesi gerçekleştirilen KİT'ler zamanında özel sektörün yetersiz olması yüzünden iç piyasa ihtiyaçlarını karşılayabilmek için devlet tarafından açılmıştır. Yani, özel sektörün devlet desteği olmadan iç piyasa isteklerini karşılayabildiği bütün sektörlerden devletin çekilmesi son derece normaldir. Zaten amaç da oydu.

Fakat, bu işin bir usulü adabı olur. Milletin 2 Milyar dolar değerindeki bir kurumunu 290 milyon dolara satmak vatana ihanete eşdeğerdir. Bunu örneğin küresel ekonomiye adapte olan Çin'de yapacak adamı Tien Anmen meydanında kurşuna dizerler. İhracat ile uğraşan ticaret erbabı tanıdıkları olanlar iyi bilir ki; Türkiye'den başka dingonun ahırı gibi elini kolunu sallaya sallaya girilip çıkılan ülke yoktur. Yabancı sermaye ne getiriyor para mı? teknoloji mi? ve kazandığının kaçta kaçını buraya yatırım olarak dönmek zorunda olduğu tam bir muammadır. Adam söz temsili 500 milyon dolarla geliyor devletin kurumunu veriyorlar senede 300 milyon dolar kazanıp onu da kendi memleketine götürüyor. Bunun bir örneğini ancak Afrika'nın sömürge devletlerinde görebilirsiniz.

Özelleştirmelerde milli bir çizgi takip edilmediği gibi, ihanete eşdeğer uygulamalara imza atılmıştır.

AKP ülkeye sıcak para çekeyim iktidarım döneminde piyasalar iktidarımı etkilemesin diye Türkiye'nin geçmişini 3 kuruşa pazarladığı gibi, geleceğini de ipotek etmiş durumdadır. Özelleştirmeler öncesinde yabancıların ayaklarına dolanmasınlar diye yerli büyük sermaye sahiplerinin SPDK aracılığıyla pasifize edilip, Maliye ve adliye koridorlarında koşturularak can derdine düşürüldükleri de ortadadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.206 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.027s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.