Partinin Başındaki Kişi Değişse Her Şey Düzelir mi? Bu Yeterli midir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Temmuz 2020, 03:11:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Partinin Başındaki Kişi Değişse Her Şey Düzelir mi? Bu Yeterli midir?  (Okunma Sayısı 3463 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« : 29 Mart 2014, 02:07:49 »

Siyasetçinin ideolojik görüşü, parti tüzük, program, disiplin anlayışı ile çelişebilir. Böyle olunca politikacı kesin tavır koyma zorunluluğu hissedebilir.

Kendi partisi ile görüş ayrılıkları olan kimseler çoğaldıkça, Ana - temel prensiplerde bir düzenlemeye gidilmesi gerekli midir? Yoksa görüş ve prensip ayrılıkları ideolojik ayrılığa dönüşmemeli midir?

Her siyasi parti temel ilkelerinden güç aldığı oranda sürdürülebilir mi olmaktadır?

Ya da görüşlerin farklılıkları olmalı, canlılık kazandırır diye mi düşünmelidir?

Düşünceleriniz nedir?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« Yanıtla #1 : 31 Mart 2014, 17:51:32 »

Türkiye'de partisini oy kaybına uğratan liderler hiçbir kusuru yokmuş gibi vurdumduymaz bir tutum sergileyerek çeşitli gerekçelerle görevlerini sürdürmeye devam etmektedir. Fakat yenilgiler her zaman aynı şekilde mevcut ise o halde gidişatı tersine çevirecek istifaların da gelmesi gerekir. Bu yenilik tartışma konusu bile yapılmamalıdır. Seçim sonuçlarını eleştirebiliriz ancak sonuçlarına katlanmama gibi bir seçme şansımız olamaz. Siyasi parti liderleri ne yazık ki çekilmeyi değil, keyfî bir tutumla görevlerinde kalmayı sorumlu bir davranış kabul etmektedir. Bunun sebebi kamuoyunun tepkilerini yönlendirecek kuvvette sivil toplum kuruluşlarının bulunmamasıdır. Liderlerinin değişmesi gerektiğini söyleyenler liste dışı kalanlar ya da seçilemeyen kimselerdir. Türkiye'de seçim kaybetmiş liderlerin koltuklarını bırakmalarını beklemek bugüne bakarsak pek gerçekçi gözükmemektedir. Liderin ya da bir yakınının isteği ile listeye girmiş kimselerin yine aynı lidere itiraz etmesi, aleyhinde olması düşünülemez. Ayrıca ne zaman yapılacağı belli olmayan bir sonraki seçimde listeler yine aynı lider tarafından hazırlanacaktır; hâl böyle olunca da yeniden seçilmek isteyecek olan siyasetçi zaten fazla ses çıkarmayacaktır.

Kendileri, kendilerini seçecek kişileri seçme hakkına sahip olunca, seçilen kişiler de bu sistemin değişmesini isterler mi?

Listelere, lidere ve onun yakınları ile samimiyeti olanlar girebildiği sürece durum değişir mi?

Bu üstünlüğü bırakıp, siyasetçi kendini seçmene ve parti tabanına tanıtmaya, ifade etmeye, sempati kazanmaya çalışacaktır ki, bu da oldukça eziyetli ve risklidir.

Peki, sizlere soruyorum kandaşlarım bunun çaresi nedir?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.014


« Yanıtla #2 : 31 Mart 2014, 20:56:47 »

Bir problemin tekrarlaması mevcut olanın yetersizliğini gösterir ve bu engelin aşılması için yapılacak ilk şey değişikliğe gitmektir. Bu değişiklik halkın algısına göre değişir. Halk değişikliği parti lideri olarak değerlendiriyorsa liderler değişmelidir. Ülkemizde siyasi partilere değil parti liderlerine oy veren halkımız için parti propagandaları pek işe yaramaz. Değişim başarı için kaçınılmazdır.

Bu seçimleri örnek vermek istiyorum. Birçok tape çıktı ve iktidar partisinden ayrılıklar oldu. Muhalefet bunu göreceli olarak iyi değerlendirdi ve propagandasını buna göre düzenledi. İyi de çalıştı bence. Yalnız başarı için bunlar yetersizdi. Halk bir önceki seçimleri kendince değerlendirdi ve herhangi bir gelişim gözlemedi. Bu yüzden de sonuçlar bir öncekinin bir benzeri oldu.
Başarı için bir kaos ortamı gerekir. Başarılar bu karmaşadan doğar. Dünyada ortaya çıkan her devlet, kendinden önceki yıkılan ülkenin karmaşasından sonra çıkmıştır veya dünyada imzalanan barış anlaşmaları bir savaştan sonra yapılmıştır.

Bir kaos ortamı bir çıkış aratır. Halk bir kaçış ortamı arar ve bunu da mevcut olanda değil, karşısına çıkan yenilikte bulacağına inanır. Bu kaos ortamında halkın karşısına çıkan yeni oluşum halk için bir umuttur. Topluma umut olarak tanıtılan güç, halkın desteğini alır ve iktidar olur.

Bu koas ortamı ekonomik kriz, salgın, deprem, savaş, iç savaş, tehdit olabilir veya başka bir durum da olur. Ancak iktidar değişikliği iki şeyin değişmesi gerekir. Ya taban ya siyasi lider. Bir parti hangisini değiştirmeye gücünün yeteceğini düşünüyorsa onu değiştirmelidir. Bana göre de partinin başkanının değişmesi de olması gereken bir durumdur ama yeterli değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Basbug Tong Yabgu
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 166


Barbar Türk


« Yanıtla #3 : 01 Nisan 2014, 07:52:18 »

Türkiye'de partiler kokuşmuş. Artık yeni ve taze bir kan lazım. Hiçbir parti özündeki düşünceleri savunmuyor. Şu Erdoğan'ın başına gelenler Bahçeli ya da Kılıçdaroğlu'nun başına gelseydi hemen istifa ederlerdi. Erdoğan ise yüzsüz gibi ben yapmadım etmedim diyor. Sürekli sağa sola saldırıyor. Adam liderlik taslıyor. Bahçeli gibi pısırık değil ki... Bu yüzden yeni parti şart!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Türke karşı gelmek Tengri'ye karşı gelmektir!"

Başbuğ Tong Yabgu (Kuzeyin Efendisi)
KIZIK
KIZIK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 221


TÜRK'ÜM, TÜRKÇÜYÜM, ATATÜRKÇÜYÜM!


Site
« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2014, 12:37:16 »

Türkiye'de partiler kokuşmuş. Artık yeni ve taze bir kan lazım. Hiçbir parti özündeki düşünceleri savunmuyor. Şu Erdoğan'ın başına gelenler Bahçeli ya da Kılıçdaroğlu'nun başına gelseydi hemen istifa ederlerdi. Erdoğan ise yüzsüz gibi ben yapmadım etmedim diyor. Sürekli sağa sola saldırıyor. Adam liderlik taslıyor. Bahçeli gibi pısırık değil ki... Bu yüzden yeni parti şart!

Katılıyorum.

Ülkemizde siyasetin çivisi çıkmıştır bana göre.

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli var olduğu sürece AKP sandıktan galip çıkmaya devam eder.

Kılıçdaroğlu denen vatandaşa bakıyorum, "ATATÜRK, ATATÜRKÇÜLÜK" diyor, ama Atatürkçülüğe tamamen ters işler yapıyor. PKK'lıları doldurdu partiye (Sezgin Tanrıkulu, Halil Aygün vesaire). Atatürk'e karşı çıkan en büyük isyan olan Tunceli İsyanı'ndaki isyancıları savundu. Bu ne biçim Atatürkçülük?

Bahçeli de buna benzer durumlar içinde. Türk milliyetçiliği diye çıkıyorlar, ama Türk olmayan bir ton adamı partiye alıyorlar (Ermeni bile var yahu, çıldırmamak mümkün değil).

Hal böyle olunca, yeni bir düzen şarttır diyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Üze Tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk Budun, ilingin törüngin kim artatı?
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 01 Nisan 2014, 20:02:51 »

Atsız'ın da dediği gibi siyaset iktidara geçmek için yapılır. Her siyasi parti, eğer bölgesel amaçlar taşımıyorsa, iktidara gelmek için kurulur ve bu yolda hareket eder.
Bir partinin başarı ölçüsü, kesinlikle "belediye sayısınına birkaç tane belediye eklemek" değil bütün şehirlerde kendi partisinin belediye başkanlıklarını kazanmak için savaş vermektir. Büyük şehirlerde iktidar olamayan bir parti "marjinal" kalmaya mahkumdur. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve hatta Diyarbakır'da başarı sağlayamayan bir parti başarısız bir partidir.
Elbette istifa her sorunun çözümü demek değildir. Lidere alternatif üretmeyen kısır siyasi döngüler, "o gitsin de yerine bu mu gelsin" mantığı, bir ilçeyi, bir ili hatta bir partiyi kazanıp parti genel başkanlığı koltuğuna oturmanın Türkiye'yi yönetmek anlamına gelmediğini birileri anladığı gün bu siyasi düzen de değişecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun Türk
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 468



« Yanıtla #6 : 06 Nisan 2014, 04:48:14 »

Türkiye de parti içi demokrasi olmadığı için başkan ne derse partide o geçerlidir. Bu yüzdende partinin başarısını ve yönünü yüksek bir oranla başkan belirler. Başkanın profili, yönetim kabiliyeti iyi ise partinin genel başarısı da buna göre olabilir. Tabi sadece başkanın iyi olması yetmez parti kadrolarının ve tabanınında etkili ve çalışkan olması, politika üretmesi, partinin başına geçebilecekleri iyi değerlendirip seçmesi gerekir. Yoksa piyasa her gün eşek gibi anırıp duranlara ve noterlere kalır. Sizde artık bir taraflarınızı tutar kalırsınız. Dost acı ve ağır söyler ama doğru söyler, buda benden pasiflere ve genel müdürlere gelsin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BÖRÜ:TİGİN
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 06 Nisan 2014, 09:52:33 »

 Büyük oranda baştaki kişi belirler gidişi. AKP'ye bakın... Ben hayatımda Erdoğan kadar etkileyici ve güzel konuşan bir kişi görmedim, öyle anlar geliyor ki benim bile inanasım geliyor. CHP'ye, Kılıçdaroğlu'na, bakın, onun kadar boş ve gereksiz konuşan birini görmedim, o yüzden onunla ilgili konuşmayacağım. Bahçeliye bakın; bilgisiz, etkileyici konuşmayı bilmeyen, önüne kağıdı almadığı zaman iki sözü bir araya getiremeyen, kağıdı aldığında da 10 saniye kağıda bakıp 0.00001 saniye içinde kağıttan başını kaldırarak çevreyi süzmeye  çalışan bir kişi. MHP'nin düzelmesi için başına Yusuf Halaçoğlu ya da Sinan Oğan gibi sağlam, bilgili, konuşmayı bilen bir kişiliğin geçmesi gerekir.
 Sözün kısası, baştaki kişi büyük oranda partinin gidişini belirler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.237 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.02s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.