Diktatör mü, Lider mi?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Kasım 2019, 14:44:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Diktatör mü, Lider mi?  (Okunma Sayısı 3053 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 01 Nisan 2014, 23:30:48 »

Lider, ne yapmak istediğini, hedefini ve çıkış noktasını bilendir; diktatör gelişi de gidişi de belli değildir.

Lider, ilim rehberliğinden ayrılmayan, hizmet etme gücünde olan kimselere önem veren biridir, büyük beyin ve büyük yürektir.

Liderin bütün hesapları sandıkta başlayıp, sandıkta bitmez!

Lider, insanları değerlendirmeyi ve doğru yerlere yerleştirmeyi gerektirir. Liderlik kararlılık ister. Bu kararlı kişilik, insanlara güven kaynağı olur. Lider, günübirlik kararlarla ve tavırlarla yürümez. Liderin bulunduğu yerde herkes aldığı karşılık oranında değil, yeteneği çerçevesinde yapabileceği en fazla katkıyı yapmaya hazırdır.

Diktatör etrafında dümbükler arar, lider ise etrafında teati edebileceği bilgili, tecrübeli insanları istihdam eder.

Diktatör, gereksinimlerine köle olan adamdır, zorbalık etmekle mevkini elinde bulundurur, lider ise istekle yüce gayeler peşinde koşan adamdır.

İnsanın yönetmeye hakkı olabilmesi için, yönettiklerinden çok daha değerli olması gerekir. 

Liderlik bir topluluğu belirli idealler etrafında toplayıp, ideallere doğru yönlendirmedir. Peki, sizlerin görüşleri nedir? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« Yanıtla #1 : 02 Nisan 2014, 00:14:28 »

Sokaktan geçen birine hiçbir şey sormadan, ' diktatör '  ve 'lider ' dersek, ve ne hissettin diye sorsak alacağımız cevap:

-Diktatör dediğinde ürperdim, lider dediğinde gülümsedim olur. Halkın algısı bu şekildeyken şu sonucu çıkarırız. Halk güce itaat eder. Diktatör güçtür ve bu gücü kullanarak halka istediğini yaptırır. Diktatörlüğün olduğu sistemlerde kararlar tartışılmaz, sorgulanmaz. Bu yüzden hızlı kararlar alınır ve hızlı bir şekilde alınan kararlar uygulanır.

Gelişimin yönü de diktatörün seviyesine bağlıdır. Eğer duygularıyla hareket ediyorsa bu onun hata yapmasına sebep olacaktır. Çünkü duyguların olduğu yerde zaaf vardır ve gücü elinde bulunduran bir diktatör de duygularının etkisine kapılmaya daha yatkındır. Ya da diktatörün eğitim düzeyi, çok yönlü oluşu veya olmayışı da gelişimi belirleyicidir. Yani diktatörün olduğu sistemlerde gelişim diktatörün gelişmişliğine bağlıdır. İyiyse iyi, kötüyse kötü.


Biz bir diktatörle lider arasında da işte bu noktada ayrım yapamayız. Çünkü ikisi arasındaki fark dediğimiz şeyin miktarı ile benzerlikleri eşittir. Bir diktatör yüksek yetenek ve zekaya sahipse lider olur. Değilse başarısız bir diktatördür ama lider değildir. Her lider bir diktatördür yani. Çünkü lider dediğimiz kişi de bir güçle yönetir ve diktatör için kullandığımız güç ifadesi liderde farklı şekliyle vardır. Bu güç korkuyla değil bu sefer yeteneğiyle öne çıkar. Ancak güç güçtür ve farketmez. Sadece gücün etkisi, korkuyla yönetilen bir toplumda daha kısa sürer.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #2 : 02 Nisan 2014, 00:51:11 »

Sokaktan geçen birine hiçbir şey sormadan, ' diktatör '  ve 'lider ' dersek, ve ne hissettin diye sorsak alacağımız cevap:

-Diktatör dediğinde ürperdim, lider dediğinde gülümsedim olur. Halkın algısı bu şekildeyken şu sonucu çıkarırız. Halk güce itaat eder. Diktatör güçtür ve bu gücü kullanarak halka istediğini yaptırır. Diktatörlüğün olduğu sistemlerde kararlar tartışılmaz, sorgulanmaz. Bu yüzden hızlı kararlar alınır ve hızlı bir şekilde alınan kararlar uygulanır.

Gelişimin yönü de diktatörün seviyesine bağlıdır. Eğer duygularıyla hareket ediyorsa bu onun hata yapmasına sebep olacaktır. Çünkü duyguların olduğu yerde zaaf vardır ve gücü elinde bulunduran bir diktatör de duygularının etkisine kapılmaya daha yatkındır. Ya da diktatörün eğitim düzeyi, çok yönlü oluşu veya olmayışı da gelişimi belirleyicidir. Yani diktatörün olduğu sistemlerde gelişim diktatörün gelişmişliğine bağlıdır. İyiyse iyi, kötüyse kötü.


Biz bir diktatörle lider arasında da işte bu noktada ayrım yapamayız. Çünkü ikisi arasındaki fark dediğimiz şeyin miktarı ile benzerlikleri eşittir. Bir diktatör yüksek yetenek ve zekaya sahipse lider olur. Değilse başarısız bir diktatördür ama lider değildir. Her lider bir diktatördür yani. Çünkü lider dediğimiz kişi de bir güçle yönetir ve diktatör için kullandığımız güç ifadesi liderde farklı şekliyle vardır. Bu güç korkuyla değil bu sefer yeteneğiyle öne çıkar. Ancak güç güçtür ve farketmez. Sadece gücün etkisi, korkuyla yönetilen bir toplumda daha kısa sürer.

Atatürk'ün Amerikalı bir kadın gazeteci Gladis Baker'e verdiği bir görüşmesi:

- Niye dikatatör diye çağrılmaktan hoşlanmıyorsunuz?

- 'Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca davranmak bilmem. Bence diktatör, değerlerini iradesine bağlayandır. Ben gönülleri kırarak değil, gönülleri kazanarak hükmetmek isterim.

- Mutlu musunuz?

- Evet, çünkü başardım'
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kumandan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 24


« Yanıtla #3 : 02 Nisan 2014, 22:09:48 »

Bence sistemde bozukluk var ve bu 60 darbecilerinin basiretsizliği yüzünden ortaya çıkmış bir bozukluk.

Atatürk çok zeki bir adam ve bu ülke için, bu ülkeye en uygun olan "karma sistemi" 24 anayasasıyla getirmiş, bazı birkaç parlamenter sistem özelliği eklenmiş "meclis hükümeti sistemine" karma sistem deniyor. Bunlar önemli değil, önemli olan bu sistemde kabine(bakanlar kurulu) nasıl oluşuyor? Önemli olan kabinenin oluşma özelliği. Olay burada bitiyor. Acaba yürütme nasıl oluşacak? Şimdi diyelim ki meclisteki milletvekili sayınız şu an için söylüyorum bir partinin 50 olsun. Toplam milletvekili sayısı 550. Haa o zaman sizin kabinedeki payınız 1/11. Yani 33 bakan varsa mesela bunlardan diyelim 3'ü sizin partiden olacak, olmak zorunda, sizin parti atayacak. Yani ülkeyi "partiler" yönetiyor. Bir parti diğeriyle anlaşmaya mecbur. Sizi hiçbir parti saf dışı edemez. Seni dinlemiyorum arkadaş, diyemez bir parti bir partiye. Ama tabi ne olmuş? Bizim ülkede idealizmin işlemeyeceğini bilmeyen 60'çılar Atatürk'ten akıllılar ya o bilemedi, onlar bildi, Atatürk döneminde yoktu çünkü parlamenter (!) bunu alıp getiremezdi, onlar getiriyorlar. En moderni bu ya, parlamenter ! Peki, iktidar muhalefete seni dinlemiyorum lan ben, konuş konuş dur dediğinde ne olacak? ... İşte basiret meselesi. Şimdi hala daha ayak diretiliyor. Bir parti %50 ile geldiği an ki bu bizim gibi ülkelerde oklokratik hareketlerdir. Diğer karşıdakiler çerez. Biri %25 ham, yuttum. Biri %15 yavru muhalefet, ham. Yani bizim ülkeye şimdilik gideri pansuman tedbir olarak başkanlık sistemidir. Kesin çözüm ne derseniz. Türkiye'ye özgü, tasarlanmış bir "meclis hükümeti sistemi" derim ben.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mergen Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.023


« Yanıtla #4 : 04 Nisan 2014, 23:51:09 »

Ülkemizde uygulanan şey, başkanlık sisteminin bir farklı modelidir. Bir tür dikta rejimidir aslında. Bir zümre tamamen diğerlerine hükmediyor. Seçimlerde yüzde 30 alan bir parti kendisinden daha az oy almış partilerin hepsinin toplamına baskın oluyor. Şu anda da olan odur. Yüzde 40 yüzde yüze hükmetmekte. Bakanlar kurulunda sadece bir partinin üyeleri varsa o ülkede milletin egemenliğinden bahsedebilir miyiz? Belli bir oluşum ülkedeki her gücü kontrol edecek kadar yol almışsa, milletin egemenliği denilen şey de buna izin vermişse o ülkede bundan sonra egemenlik her gücü kontrolüne almış olandadır.


Bir ülkede her kuruma o ülkenin başına geçmiş oluşuma ait kişiler yerleştiriliyor ve her kurum devletin değil, o oluşumun olarak görülmeye başlıyorsa artık devlet kavramı da yok olmaya başlamıştır. Bu demokrasiye de müdaheleye varır ve artık millet ülke yönetimine dahil olamaz. Yavaş yavaş monarşik bir düzene geçiş başlar. O monarşik düzene karşı gelebilecek bir güç olmadığı müddetçe de bu hareket daha hızlı bir şekilde devam eder.

Bir partinin yönettiği ülke o parti taraftarlarından başkasının ülke yönetiminde yer almaması demektir ki o da mantığa aykırıdır. Yani yanlış anlaşılmasın, milletin egemenliği sisteminin mantığına aykırıdır. Yoksa benim istediğim yönetim şekli de buna yakın bir şeydir. Başta Türkçülerin bulunduğu ve tek söz sahibinin Türkçülerin olduğu bir yönetim şekli. Şimdikinde bizim gibi Türkçülerin başta olmaması benim bu sisteme karşı aldığım tavrın gerekçesidir. Yoksa buna paralel bir tarzdan yanayım.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.185 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.017s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.