Bilimin Siyasî Kültür ve Tecrübe ile İlgisi Var mıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 05:32:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilimin Siyasî Kültür ve Tecrübe ile İlgisi Var mıdır?  (Okunma Sayısı 734 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 20 Ekim 2017, 09:31:20 »

Yüksek enerji fiziği içindeki enerji demek, maddenin yapısını anlamak için onun en temel seviyedeki hâlini anlamak için parçacıklara yüksek enerji verilir, hızlandırılır. Bunlar birbirleri ile etkileştirilir ve ne olup bittiğine bakılıp, yapıları anlaşılmaya çalışılır. Bunun içindeki yüksek enerji lafı tamamen bunlara yüksek enerji vermekten kaynaklanır. Enerji üretmekle ilgili bir amaç bu deneyde yoktur. Bir diğer adı Parçacık fiziğidir. Parçacık fiziğini de anlamak için kendilerince birbirleri ile daha fazla etkileşebilecekleri ortamları yaratmak lâzımdır. İşte bu çarpıştırıcı da yüksek enerji ile bu parçacıkları çıkartıp bunları etkileştirip, sonucunda yeni parçacıkların oluşması, yeni süreçlerin gözlemlenmesi ile fizikle ilgili doğa ile ilgili bilgiye ulaşmamıza aracı oluyor. Türkiye'de bir çarpıştırıcı şu an yok. Avrupa Nükleer araştırma örgütü Cern'deki değişik programlarda çalışılmaktadır. Bunların en bilineni büyük kadron çarpıştırıcısıdır. Burada protonlar dünyada ulaştırılabilmiş en yüksekteki enerjiye ulaştırılarak çarpıştırılıp ve bunlar çok sıklıkla yapılıp, bunların sonucunda nasıl bilgiler oluştuğuna bakılır. Bunu yapmak için ise iki basamak vardır. Birisi bunların nasıl hızlandırıldığı yani hızlandırıcılar ve bu hızlandırıcılar sadece temel bilim araştırmaları için değil, birçok uygulaması var. Diğeri ise, hızlandırdık fakat bunları nasıl göreceğiz? Yani gözle görülür bir şey değil, saniyenin milyonda biri kadar bir sürede oluşuyor. Çok çok küçük zaman aralıklarında oluşan bir olay ve bu nedenle de çok yüksek hassasiyetli algıçlara dedekterün Türkçesi olarak 'algıç' ı kullanılmakta parçacık algıçlarına ihtiyaç vardır. Algıç sistemleri de tasarlanarak üretilir. Bu büyük kadron çarpıştırıcısına yerin altında çok büyük dört adet devasa algıç sistemi var. Bunlarla muazzam büyüklükte veri alınır. Bu veriyi hem almak hem de akıllı sistemlerle verinin kayda değer kısmını kaydetmek, daha sonra ise bu veri zaman geçmeden hızlı bir biçimde proses edip, analiz edilebilir hâle getirilir. Bu sistem gibi sistemler de meselâ bugün endüstri dört gibi sistemlerden bahsedilmekte ise, büyük veriden bahsedilmekte ise, bu tür şeylere esasen beşik olan sistemlerin geliştiği yerlerdir. Günlük hayattaki teknolojik birçok şeyin dokunmatik ekranlardan tutun da örneğin bir hastaneye gidildiğinde her türlü tanı teşhis yönteminden tedavi yöntemine kadar pek çok şey hızlandırıcı ve parçacık algıçları temellidir. Cern'de kullanmak için ihtiyaç duyulan şeyler daha sonra uygulama alânları neler olabilir denildiğinde uygulamalı bilimciler, mühendisler tarafından ele alınır. Endüstriyel anlamda kullanılan parçacık çarpıştırıcısı, hızlandırıcıları da düşünürsek 15 - 20 bin arasında dünya genelinde irili ufaklı değişik çaplarda değişik amaçlarla elektron hızlandırıcısı olabilir, proton hızlandırıcısı olabilir, hızlandırıcılar mevcuttur. Belli durumda bir tomografi cihazı x ray' li olacak, radyoterapi yapılacak böyle durumlarda da bir oda boyunda hızlandırıcı yapılıp elektronları hızlandırıp bir hedefe çarpıştırılıp oradan çıkan x - ray'ler kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu 15 - 20 binin içinde böyle ufak sayılabilecek aletler de var. Cern'deki gibi büyük temel amaçlar için kullanılabilen hızlandırıcılar dünyada 10 adet gibidir. Protonun eletrondan kaç kat daha ağır olduğu çok fazla şeyi etkiler. Bütün periyodik tabloyu, moleküller yapılabilir, kimya denilen bilimin tamamı aslında proton ile elektronun kütlesinin birbirine bu kadar fazla olmasından direkt etkilenir. Çok ağır bir şeyin çevresine çok hafif bir şeyi koyacak olunursa yörüngeye veya orbitale oturtulduğu zaman ağır olan sanki hareketsiz gibi modellenebilir. Eğer ki ikisinin kütlesi birbirine yakın olursa bu birbirinin çevresinde dönen bir sistem olur. Böyle bir durumda da molekül yapabilmesi ile ilgili özellikler değişmektedir. Meselâ proton ile nötron arasındaki kütle farkı ile elektronun kütlesi karşılaştırıldığı zaman bunlar bile bugün bu evrende stabil kararlı atom olabilmesinin etkileyen faktörlerinden bir tanesidir. Proton ile nötron arasındaki kütle farkı biraz daha olsa idi meselâ şimdi evrende böyle düzgün pırıl pırıl parlayan yıldızlar olmayacaktı onun yerine sönük böyle nötron yıldızları olacaktı. Hiç hayat mümkün olmayacaktı. Ufacık parametreler bile bütün kimyayı, molekülleri, atomları hepsini etkilemektedir. Atomun altındaki parçacıklar proton, nötron, elektron, burada proton ve nötron birer hadron, elektron bunlardan binlerce kat daha hafif olduğu için lepton diye sınırlanır. Sanki bütün evreni oluşturan var olan bütün parçacıklar bunlar veya bunlar cinsindenmiş gibi gelmesine rağmen atom denilmekte çünkü ama değil, proton ve nötron gibi pek çok hadron var. Elektron gibi başka leptonlar da var. Fakat bunların hiçbir kombinasyonu sıradan maddeyi oluşturan atom gibi bir araya gelerek böyle bir yapı oluşturmazlar. Atomun dışındakiler de hızlandırıcılar için yapılan çarpışmalarda böyle parçacıkların tekrar üretimini ve bunların bozulması ile ipuçlarını bulup, varlıklarını ispatlanır. Ölçebildiğimiz, bildiğimiz, varlığını ispatlayabildiğimiz şeylerdir. Karanlık madde, karanlık enerji denilen kısım, evrenin bu anlamda tasvir edilebilen kısmı sadece yüzde 5'in biraz altında bir kısma denk gelir. Bunun fazlası olması gerektiği hesaplanmaktadır. Fakat daha gözlemlenemediği etkileşip sinyal vermediği için henüz bulunamadı. Atomun dışındaki parçacıklar ise evrenin işleyişi içinde çok önemli rolleri var. Evrenin kütle enerji yoğunluğuna katkıda bulunurlar. Evrenin dinamiklerini oluştururlar. Parçacıkların birbirleri ile geçişlerini, yıldızlardaki mekanizmaları, orada oluşan başka parçacıkları düşünüldüğü zaman bu parçacıkların hepsinin rolleri görülür. Fakat bunların periyodik cetvelde yeri yok. Yani bunlardan kimya yapılamaz. Bunlar sıradan madde denilen Atoma dönüşmezler. Atom yapmazlar. Elektronun başka benzer bir miyon diye parçacık var bunu atom gibi bir yapının içinde şu anda görülmemektedir. Kendi kendine gezen bir elektron da denilebilir. Bir şey dönüyor. Kendi kendisine dönmez. Neyin çevresinde dönüyor denildiği zaman burada gözle görülemese bile bir şey olduğu bilinir. Gözle görülmeyen fakat burada olduğuna emin olunan her ne ise, bunun özelliklerini büyük kadron çarpışması yapılan yerlerde araştırmak mümkündür. Bu karanlık maddenin, karanlık enerjinin miktarları evrenin şu anda bu şekilde olmasının parametreleridir. Evrenin temellerini anlamaya çalışırken, önce eldeki veri ile neler açıklanabilir, görülmektedir. Buradaki eksik parçalar not edilir. Gözlemlenemeyen parçaların nasıl açıklanabileceği ile ilgili de kuramlar yapılır. Fakat bu kuramlar gözlemlenen şeyleri de barındıran yani öngörülebilen kuramlar olduğu sürece tutarlı kuramlar olur ve bunun peşinde koşulur. Aslında Higgs Bozonu, Higgs mekanizması denilen mekanizma da böyle bir şeydir. Yeni de değil, 1960'lı yıllarda öne sürülen bir mekanizmadır. Higgs değil sadece böyle bir alân olması gerektiği söylenir. Buradaki eksik parça denilen ise şu: Temel parça denilen şeyler meselâ proton ile nötron değil, elektron temel parçacık bilinen ise alt yapısının olmadığı fakat proton ve nötron kuarklardan oluşur. Kuarkta temel parçacık alt yapısı yok. Şimdi bu temel parçacık olup da kütleleri olanların evrenin bu serüveni içinde nasıl kütleli hâle geldikleri bilinmezken Higgs mekanizması işte böyle bir etkileşmeyi kurgulayan mekanizmadır. Higgs parçacığını bulmakla tüm mekanizmanın doğruluğu ispatlanmış oldu. Evrenle ilgili matematiksel bir sır fark edildiği zaman karanlık bir yere çivi çakılır. Bilimde doğruyu bulma çabası var ama doğruyu bulurum dememektedir. Bilim doğruyu ararken daha az yanlışa gitmek ister. Bilim doğruyu buldum demiyor, arıyorum diyor. Cern fikri nasıl doğdu? Cern fikri Avrupa'da 1952 yılında ortaya çıktı. Zor bir dönemde 12 Avrupa ülkesi 'ne yaparak bir araya gelebiliriz ve bir anlamda değer yaratarak güçlü hâle nasıl geliriz' sorusunun cevabını aradılar. 1952 - 1954 yılına kadar 12 Avrupa ülkesi bir konsey oluşturarak nasıl bir şekilde ilerleneceğinin yol haritasını belirlediler. Avrupa Nükleer Araştırmaları Konseyi'nin Fransızcasının baş harflerinden oluşan bir akronim (kısma ad) CERN, iki yıl sonra teşkilat hâlini alır. Yapılan iş parçacıklara belli bir enerji vererek bunların etkileşmesini sağlamak idi. O zaman ulaşılabilen enerjiler nükleer seviyedeki incelemeleri yapmaya vakıftı. Amerika ve Rusya'nın nükleer araştırmada son derece ileri gitmesi, Avrupa'da ne yapılabilir fikrinin ortaya atılması ile başladı. Zamanında 12 olan üye ülke sayısı şimdi günümüzde 22 oldu. Türkiye 1961 yılında aslında Cern konseyinin yaratmış olduğu yeni bir statü ile gözlemci statüsüne geldi. Hatta bu statüye sahip ilk ülke oldu. 1961 yılından 2012 yılı Mayıs ayına kadar gözlemci statü devam etti. Mayıs 2015 yılı itibarı ile Türkiye kısmi üye ülke oldu. Cern'ün yıllık toplam maliyetinin ülkelerin gayri safi millî hâsılaları oranında paylaştırıldığı bir dağıtım şablonu üzerinden ne kadar verileceği belirlenir. Tam üye olmakla kısmi üye olmak arasındaki fark ise bir ülke tam üye olduğunda ne kadar para vermek zorunda ise, kısmi üye olduğunda bunun onda birini verir. Haliyle bazı imkânlara haiz olur ancak tam üye olan ülkelerin haklarına da sahip olmamış olur. Kısmi üye ülkeler de ihalelere girme hakkını elde etmektedir. Bir ülke tam üye değilse, Cern konseyinde ülke temsil edilir ancak oy hakkı olmaz. Cern bir organizasyon ve ana misyonu değişik deneysel programların orada yapılabilmesine hizmet etmek, bir alt yapı servis teşkilatı esasen Cern. Deneylere ülkeler üye olmaz. Enstitüler üye olur. Bunlar araştırma enstitüleri olur. Laboratuarlar olur. Üniversiteler olur. Gözlemci bile olmak gerekmez mühim olan yeterliliktir. Ülkeler Cern'ün genel bütçesine katkı verir. Cern'de yapılan her deneyde Cern bunun bir paydaşı olur. Dünyada çeşitli ülkelerden 12 bin yüz bilim adamı bulunur. Düzenli kadrosu 4 bine yakın personeli var. Maaşlarını Cern verir. Yıllık bütçesi 1 milyon İsviçre frangıdır. Cern'ün ana gelir kaynağı üye aidatıdır. Ülkeler Cern'e bir şeyin nasıl yapılacağının paydaşı olarak üye olurlar. Cern’den Türk firmaları 11 ihale aldı. Yalnızca parçacık fiziğinin dışında fizikçilerin deneylerini yapabilmeleri için fiziksel bir ortam lâzım ve bu da tamamen yüksek teknolojinin bileşenlerinden oluşan metal ve yüzey işleme sistem ve teknolojilerinden, ısıtma ve soğutma sistemlerinden, 24 kilometrelik bir hızlandırıcı tesisinden bahsedilmektedir. – 271.3 derece mutlak sıfıra yakın 15 bin metreküplük bu hızlandırıcılar içinde uzay boşluğu yaratılır on üzeri eksi onbir milibar vakuma uzay boşluğu yaratılır. Çünkü parçacıklar boşlukta hareket eder. Cern’de 150 bin adet sensör var. Saniyede 40 milyon fotoğraf çekilmektedir. Bu fotoğraflar veri tabanına gelir. 100 bin işlemci 11 bin adet sunucu var. Günde 210 bin Dvd’lik bir veri üretilir. Bunlar farklı katmanlarda 40 ülkeye dağılmış 170 sitede işlenir. Her ülkenin bir temsilcisi var. Türkiye’nin bir ofisi var. 2015 yılı Haziran ayı başlanmıştır. Ekim ayı 2015 yılı Cern Türkiye’ye geldi ve Türk sanayicilerine Cern tanıtıldı. İhaleler mekanik işlerde, soğutma sistemlerinde kullanılan özel parçalar üretildi. Valf üretildi. Saatte 10 litre mikro akış süresi ile akışı kontrol eden hassas valfler üretildi. 2017 yılı içerisinde özel elektronik dizayn ve mantar ihalelerine girildi. Özel bilgisayar ihalelerine girildi. Gömülü yazılım sistemlerinin olduğu özel ihalelere girildi. Genelde alınan işler mekanik, elektrik, elektronik ağırlıklı olarak devam etmektedir. Bilişim sistemlerine doğru ilerlenmektedir. Türkiye gözlemci statüsünü alması ile birlikte Türk bilim camiasındaki tabi az sayıdaki kişiler Cern’de 150 civarında Türk kullanıcısı var. Fakat Türk sanayisinin bu mertebede Cern’de buluşması gerçekten Mayıs 2015 yılı itibarı ile açılan bir kapıdır. Her ülkenin bir endüstri irtibat temsilcisi, bir ofisi var. Bunlar kendi ülkelerindeki sanayi ile Cern’ü buluşturmaya çalışırlar.

Bir devletin iç ve dış siyasetinde bir gaye olmalıdır. Hele ki dinin siyasî menfaatler uğrunda kullanılmasının neden olabileceği zararlar açıkken, kendi itikat ve imanlarını anlatmaya çalışan kimselerin esas amaçları bu uğurda ölmek değil, bunun sayesinde geçimlerini sağlamak olduğu görülmemelidir. Siyasî bir fayda sağlamak için imanlarını dahi satabilecek kimseler kim bilir, yalnız inancını yaşayan sade kimselere ne denli zarar vermektedir. Akıl ve bilgeliğin bir parçası tarafından idare yüksek mücadelenin kudretinin üstünlüğüdür. Aldatan ve sayıları esasen pek az olan manevracıların her şeyi kendilerinde hak görmeye devam etmeleri, düşüncelerini telkin edip, yaymak imkânlarını ellerinde tutmak istemeleri anlaşılır ancak zaaf ve yarım tedbir Türk’ün karakterinde yoktur. Milletin elinden geleceğinin silahını, bağımsızlığının tek koruyucusunu kimse alamaz. Devletlerarası hukuka riayet etmeyen devletlere karşı bu hukuka hürmet etmek onları daha da cesaretlendirmektir. Türk’ün hayatında böyle küçültücü bir manzara yoktur. Türk’e sönmeyen kini olanlar kendilerini kıskançlığın esaretinden alamadıklarından saldırmaktadır. Bir an evvel siyasî kültür ve tecrübe artmalıdır. Aksi hâlde böyleleri Türk milletinin mukadderatında söz sahibi olduğu sürece bu millete kalkınma ümidi yoktur.

Sizce Bilimin siyasî kültür ve tecrübe ile ilgisi var mıdır? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.