ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN ŞU SÖZÜ KAFAMA TAKILDI!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Kasım 2020, 14:55:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7
  Yazdır  
Gönderen Konu: ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN ŞU SÖZÜ KAFAMA TAKILDI!  (Okunma Sayısı 39861 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #40 : 12 Mayıs 2011, 10:48:51 »

Sevgili dostum;

Alevi kürt diye birşey yoktur. Bu konuyu belki defalarca tartışmışımdır. Ciddi tarihçilerin hepsi ittifak ile Alevilerin Türk olduğunu kabul etmektedirler. Nihayetinde sayın Yusuf Halaçoğlu gibi değerli bir tarihçimizde Alevilk olgusunun Türk'e ait olduğunu, bunlardan kürdüm diyenlerin bile tarihine baktığımızda Türk olduklarını 6 ciltlik eserinde detayı ile yazmıştır! Bu konu hakkında detaylı bilgi edinmek için Yusuf Halaçoğlu, Melikoff, Bruinessen, Cemal Şener, Doğan Avcıoğlu vb... gibi tarihçilerin eserlerine göz atmanızı önemle tavsiye ederim.

Şimdi gelelim kürt göçüne. En fazla kürt göçü alan ilimiz İstanbul'dur. Buradaki kürt sayısı ise 2 milyonu bulmaz. Bunun dışında diğer yerlere irili ufaklı yayılmış olasalar dahi yine de toplam nüfusları 8 milyonu geçmez. Burada öne sürdüklerimle çelişir bir durum yoktur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
YiğitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #41 : 12 Mayıs 2011, 13:31:45 »

Ayrıca hangimiz Alparslan Türkeş kadar bu vatana hizmet ettik? Arkasından atıp tutuyorsunuz, sadece hatalarını görüyorsunuz. Bardağın bir de dolu tarafını görün.

Şu 12 Haziran bir geçseydi diye biz bekleye dururken bazı kandaşlarımız bu otağda şerefinden yoksun Kıçbuğu denilen, Türk milletinin geçek tabuları ile oynayan bir müptezelin övülmesini karşımıza getirmekte olmuşlar. Bardağın dolu tarafı, boş tarafı, dik tarafı veya yan tarafı, bu bardağın aynıdır her tarafı.

Alparslan Türkeş adı ile namlı Hüseyin Feyzullah gerçek adlı kişinin Türkçülük adı altında ne idiği belirsiz bir yola Türk çocuklarını yönlendirerek onları Türklüklerinden ve dahi törelerinden uzaklaştırarak bir sentez bağlamına gömmesi bu vatana yapılan en büyük ihanetin anasıdır.

Şimdilerde Başbakanın Bozkurta karşı yapmış olduğu söylemlere kızan bazı ülkücü şahısların bundan 42 yıl önce Bozkurta yapılan en büyük yanlışın kim tarafından ve nasıl yapıldığını görmemezlikten gelerek kıçbuğun kıçını temizlemeleri de neyin nasıl olduğunu bizim farketmemiz açısından çok önemlidir. Bu kesim amaç olarak Türklüğü değil, Türklerin tabuları değil kendi amaçları doğrultusunda bukalemunluk yapmaktadırlar.

Alparslan Türkeş adlı şahsiyetin ölümüne kadar Fettullah gülen adlı şempanzenin kıçını yaladığını da asla unutmamak gerek, o zamanlar bu şerefsizi arşın merkezine yerleştiren Türkeşin ne kadar yanlış yaptığını şimdi MHP alanen bu vatan haini köpeğe (Fetullah efendi) gerçek değerini vererek göstermektedir.

Hüseyin Feyzullahın başa geçmesine kadar her şeyin Türk için, Türklük için yapıldığı ufakta olsa bir partinin alaşağı edilerek yerine Türk. Türkçü adlarının Bozkurtun ve Türklükle ilgili ne kadar nesnel yapı varsa değiştirilerek Arap milliyetçiliği ve etniklerin kardeş olarak Türk çocuklarına yutturulmasına vesile olan bir sentezin yani Türk islam sentezinin gündeme oturtulmasından daha büyük Türklüğe yapılacak bir ihanetin ne olabileceğini de buradan bu adamı övenlere sormayı kendime bir borç bilirim.

Alparlan Türkeşin Türklüğe yaptığı bir iyiliği ben bilmemekle beraber karşı duruşları karşısında buradan sayfalar dolusu belge, bilgi sunabilirim.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mehmet Alp
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 52


Börü


« Yanıtla #42 : 12 Mayıs 2011, 15:32:02 »

Yürekli Kam; duvarlara yazı yazmak mücadele değildir. Çok açık soruyorum o zaman; MHP harici hangi partiye oy verelim? Burada karalamak çok kolay. Adamlar bizimle aynı çizgide mücadele ediyorlar. Sadece "MÜSLÜMAN" olmaları seni rahatsız ediyorsa ben de MÜSLÜMAN bir TÜRK'üm ve bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor.

Bildiğim kadarı ile 50'li yaşlardasın, yani 1980 öncesi dönemi yaşadın. Şimdi; 1980 öncesinde ülkücü gençler kızıl koministlere karşı canlarını verirken sen ne yaptın? O ülkücü gençleri kim bu yola sürükledi? Senin çirkin bir üslup ile tenkit ettiğin rahmetli Türkeş olmasaydı senin adın Veyselov olmayacak mıydı?

Bu davada canını ortaya koyup şehit ya da gazi olmuş binlerce TÜRK evladı olmasaydı zaten şimdiye kadar tükenip gitmiştik. Size tavsiyem; kendi görüşünüz ne olursa olsun, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" diyebilen tek parti olan MHP'ye çamur atmamanız. Böyle yaparak yaşı bizlere göre daha genç olan kandaşlarımızı yanlış yola sürükleyip, ArapKürtPartisinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.

TÜRKLÜK için, TURAN için, BOZKURTLAR için bu yola başımı koydum. Beni tenkit edeceğinize, MHP'yi yıpratacağınıza, bu vatan için seçimlere giren ve barajı aşması muhtemel hangi partiyi desteklememiz lazım onu düşünün!!!

Benimle telefonda konuşmak, bunları bire bir tartışmak isterseniz de iletişim bilgilerimi verebilirim.

Esenlikler...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türük Oguz Begleri, bodun, edişing: üze Tengri basmasar, asra yer telinmeser Türük bodun; ilingin, törüngün kim artatı udaçı erti? Türük bodun, ökün!
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #43 : 12 Mayıs 2011, 15:42:44 »

Yürekli Kam; duvarlara yazı yazmak mücadele değildir. Çok açık soruyorum o zaman; MHP harici hangi partiye oy verelim? Burada karalamak çok kolay. Adamlar bizimle aynı çizgide mücadele ediyorlar. Sadece "MÜSLÜMAN" olmaları seni rahatsız ediyorsa ben de MÜSLÜMAN bir TÜRK'üm ve bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor.

Bildiğim kadarı ile 50'li yaşlardasın, yani 1980 öncesi dönemi yaşadın. Şimdi; 1980 öncesinde ülkücü gençler kızıl koministlere karşı canlarını verirken sen ne yaptın? O ülkücü gençleri kim bu yola sürükledi? Senin çirkin bir üslup ile tenkit ettiğin rahmetli Türkeş olmasaydı senin adın Veyselov olmayacak mıydı?

Bu davada canını ortaya koyup şehit ya da gazi olmuş binlerce TÜRK evladı olmasaydı zaten şimdiye kadar tükenip gitmiştik. Size tavsiyem; kendi görüşünüz ne olursa olsun, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" diyebilen tek parti olan MHP'ye çamur atmamanız. Böyle yaparak yaşı bizlere göre daha genç olan kandaşlarımızı yanlış yola sürükleyip, ArapKürtPartisinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.
TÜRKLÜK için, TURAN için, BOZKURTLAR için bu yola başımı koydum. Beni tenkit edeceğinize, MHP'yi yıpratacağınıza, bu vatan için seçimlere giren ve barajı aşması muhtemel hangi partiyi desteklememiz lazım onu düşünün!!!

Benimle telefonda konuşmak, bunları bire bir tartışmak isterseniz de iletişim bilgilerimi verebilirim.

Esenlikler...


Konunun müslümanlık ile bir ilgisi yok. İsterse Gök-Tengri'ci olsun MHP'liler, bize ne bundan? İlla konuyu başka yerlere çekmek ve Türkeş'i aklamak için konunun içine dini alet etmeyin!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Mehmet Alp
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 52


Börü


« Yanıtla #44 : 12 Mayıs 2011, 15:48:29 »

Yürekli Kam; duvarlara yazı yazmak mücadele değildir. Çok açık soruyorum o zaman; MHP harici hangi partiye oy verelim? Burada karalamak çok kolay. Adamlar bizimle aynı çizgide mücadele ediyorlar. Sadece "MÜSLÜMAN" olmaları seni rahatsız ediyorsa ben de MÜSLÜMAN bir TÜRK'üm ve bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor.

Bildiğim kadarı ile 50'li yaşlardasın, yani 1980 öncesi dönemi yaşadın. Şimdi; 1980 öncesinde ülkücü gençler kızıl koministlere karşı canlarını verirken sen ne yaptın? O ülkücü gençleri kim bu yola sürükledi? Senin çirkin bir üslup ile tenkit ettiğin rahmetli Türkeş olmasaydı senin adın Veyselov olmayacak mıydı?

Bu davada canını ortaya koyup şehit ya da gazi olmuş binlerce TÜRK evladı olmasaydı zaten şimdiye kadar tükenip gitmiştik. Size tavsiyem; kendi görüşünüz ne olursa olsun, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" diyebilen tek parti olan MHP'ye çamur atmamanız. Böyle yaparak yaşı bizlere göre daha genç olan kandaşlarımızı yanlış yola sürükleyip, ArapKürtPartisinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.
TÜRKLÜK için, TURAN için, BOZKURTLAR için bu yola başımı koydum. Beni tenkit edeceğinize, MHP'yi yıpratacağınıza, bu vatan için seçimlere giren ve barajı aşması muhtemel hangi partiyi desteklememiz lazım onu düşünün!!!

Benimle telefonda konuşmak, bunları bire bir tartışmak isterseniz de iletişim bilgilerimi verebilirim.

Esenlikler...


Konunun müslümanlık ile bir ilgisi yok. İsterse Gök-Tengri'ci olsun MHP'liler, bize ne bundan? İlla konuyu başka yerlere çekmek ve Türkeş'i aklamak için konunun içine dini alet etmeyin!

Yazdıklarım hiç okunmadan demek ki yanıtlanıyor. Konunun Müslümanlık veya Türkeş ile hiç bir alakası yok. Yazdığım onca şeyin içerisinden cımbızla çekilip alınmış bir cümleyi tartışıyoruz.

Ayrıca; bu sorum size değil, Yürekli Kam'a idi ama isteyen herkes artık yanıtlayabilir.

Ayrıca diğer yazdıklarımı siz de gözardı edip sadece "Müslümanlık" ile ilgili olan kısmı çekip almışsınız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türük Oguz Begleri, bodun, edişing: üze Tengri basmasar, asra yer telinmeser Türük bodun; ilingin, törüngün kim artatı udaçı erti? Türük bodun, ökün!
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #45 : 12 Mayıs 2011, 15:56:10 »

Yürekli Kam; duvarlara yazı yazmak mücadele değildir. Çok açık soruyorum o zaman; MHP harici hangi partiye oy verelim? Burada karalamak çok kolay. Adamlar bizimle aynı çizgide mücadele ediyorlar. Sadece "MÜSLÜMAN" olmaları seni rahatsız ediyorsa ben de MÜSLÜMAN bir TÜRK'üm ve bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor.

Bildiğim kadarı ile 50'li yaşlardasın, yani 1980 öncesi dönemi yaşadın. Şimdi; 1980 öncesinde ülkücü gençler kızıl koministlere karşı canlarını verirken sen ne yaptın? O ülkücü gençleri kim bu yola sürükledi? Senin çirkin bir üslup ile tenkit ettiğin rahmetli Türkeş olmasaydı senin adın Veyselov olmayacak mıydı?

Bu davada canını ortaya koyup şehit ya da gazi olmuş binlerce TÜRK evladı olmasaydı zaten şimdiye kadar tükenip gitmiştik. Size tavsiyem; kendi görüşünüz ne olursa olsun, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" diyebilen tek parti olan MHP'ye çamur atmamanız. Böyle yaparak yaşı bizlere göre daha genç olan kandaşlarımızı yanlış yola sürükleyip, ArapKürtPartisinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.
TÜRKLÜK için, TURAN için, BOZKURTLAR için bu yola başımı koydum. Beni tenkit edeceğinize, MHP'yi yıpratacağınıza, bu vatan için seçimlere giren ve barajı aşması muhtemel hangi partiyi desteklememiz lazım onu düşünün!!!

Benimle telefonda konuşmak, bunları bire bir tartışmak isterseniz de iletişim bilgilerimi verebilirim.

Esenlikler...


Konunun müslümanlık ile bir ilgisi yok. İsterse Gök-Tengri'ci olsun MHP'liler, bize ne bundan? İlla konuyu başka yerlere çekmek ve Türkeş'i aklamak için konunun içine dini alet etmeyin!

Yazdıklarım hiç okunmadan demek ki yanıtlanıyor. Konunun Müslümanlık veya Türkeş ile hiç bir alakası yok. Yazdığım onca şeyin içerisinden cımbızla çekilip alınmış bir cümleyi tartışıyoruz.

Ayrıca; bu sorum size değil, Yürekli Kam'a idi ama isteyen herkes artık yanıtlayabilir.

Ayrıca diğer yazdıklarımı siz de gözardı edip sadece "Müslümanlık" ile ilgili olan kısmı çekip almışsınız.

Soruyu Yürekli-Kam'a sorduğunuz için sadece  "Müslümanlık" ile ilgili yazan yeri aldım. Çünkü, konuya din bulaşınca tartışmalar oluyor ve sonu istenmeyen bir şekilde bitiyor. O yüzden konuya din bulaştırmayınız. Ayrıca konunun "Türkeş" ile alakası yok diyorsunuz, fakat 2 sayfadır konuda "Türkeş" sözü geçiyor.  Sizin yazınızda buna dahil.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #46 : 12 Mayıs 2011, 16:15:47 »

Türkiye de 2 milyona yakin kendini alevi kürt diye gören ve Türk düsmanligini doruklarday asayan bir kitle var bunlar gökten zembille mi yagdi ? ben buna alevi kürt diyorum sen istersen alevilerin arasina karismis ermeni de ister ne dersen de bu sitede binlerce kez yazmaktan ellerim yoruldu aleviligi Türkcülügün bir yan kolu olarak görmekten vazgecin alevi Türk te var alevi kürt te var alevi zaza da var sen yok demenle bunlar yok olmuyor.Eger istersen kendini alevi kürt diye adlandiran bu toplumun yasadiklari bölgeleri cikarir foruma yazarim ögrenmek istiyorsan, bir konuda sana hak verebilirim bugün kürtcülerin kürdistan diye tabi ettikleri bölgede alevi yerlesimi yok bunun da tek istisnasi Mus Varto dur onun disinda kendini alevi tanitan ve kirmac ca konusan alevi kürt diye adlandirilan kitle gecmiste ermeni nüfusunun yogun oldugu güneyde tufanbeyli den kuzeye kayseri sariz a binbogalar a dogru sarkmaktadir , konuyu bu sekilde ele alirsak bunlarin gercekten de alevilesmis kürt yada onlarin arasina karismis ermeni varsayamina varabiliriz, fakat bir kere daha yaziyorum ne sunniligin ne aleviligin Türklükle bir alakasi yoktur.Aleviligi Türklügün bir yan kolu olarak görmek mezhepcilikle es degerdedir.

Öncelikle yaklaşımınız bilimsel değil, bunu belirtmek zorundayım. Alevilik Türklere özgü bir şeydir. Evvela Alevi adının nereden geldiğini bilmek lazımdır. Alevilik deyimi Osmanlının döneminde kullanılan bir şeydir. Osmanlı da bir dönem Farsça ve Arapça da resmi dil olduğunu hatırlayalım ve Osmanlıcanın da bu iki dilin etkisi ile gelişen bir dil olduğunu anımsayalım. Bu yüzden Kızılbaş ve bu görüşü benimseyen Türkmenler için Alevi deyimini kullanmıştır ama bu çöküş yıllarına yakın zamanda kullanılmaya başlanmıştır. Yani bu deyimi Aleviler kendisine vermemiştir, Osmanlı bu deyimi Alevilere yapıştırmıştır. Önceki Kızılbaş, Rafızi gibi isimler kullanılmış ve Osmanlı bunları hakaret anlamı ihtiva ederek kullanılmıştır. Osmanlı fermanlarını incelerseniz bu gerçeği görebilirsiniz.

Şiilik, Caferilik gibi akımlarla uzaktan yakından alakası olmayan Aleviliği bunlar ile aynı kategoriye koymak yanılgıdır. Bu son 10 yıldır ülkemizde yoğun şekilde yapılan İran - Şii propagandacıların yalan tezlerinden biridir. Alevileri İran’a yakın tutmaya çalışmak için Şah İsmail’e de sahip çıkışları bundandır. Şimdi Şah İsmail nasıl kurmuştur devletini ona bakalım!

Safevi’yi destekleyen Alevi -Kızılbaş Oymak-Boy isimlerinin bazıları şöyledir.
Rumlu - Ustacalu – Tekelü – Şanlı – Bozok – Dulkadır – Varsak – Çepni – Turgutlu – Türkmen – Bozcalı – Acırlu – Hınıslu – Çemişkezeklü – Avşar – Kaçar - Sad'lu – Alpavut – Bayat – İspirli - Sil Süpür – Baharlı – Çakirlu – Bayburtlu – Otuzikliu – Karaman – Mansur – Beyatlu – Tekelu – Eraslu – Taleslu – Cini – Hacilar – Samli – Zulkadirli – Arapkirli – Karadagli – Varsak – Samlu – Alpagut – Kazakli – Gacirli – Beydili – Risvanlar – Abdili – Nikaz – Ustaoğlu – Ustacalu – Demircu – Eberli – Ecirli – Pornak – Gozubuyuklu – Ordeklu – Solaklu – Karagozlu – Harmandolu - Sam Boyadi - Ocak Usagi – Okuzan – Musullu – Sarilar – Zakhuranli - Usturukan.

Şah İsmail Hatayî Kızılbaşlık siyasetini gerçekleştirir. Kızılbaşlık siyaseti; Anadolu’da yapılan Pir Ocakları mensubu dedeler ile Türkmen Aşiret, Oymak ve Oba Beyleri’nin katılımıyla iki “TÜRKMEN KURULTAYI”nda somut uygulanabilir hale gelmiştir. Her iki toplantıya da Şah İsmail başkanlık etmiştir. Birincisi, Erzincan-Tercan’ın Sarıkaya yaylasında 1500 yılında gerçekleşmiş; alınan karar sonucu, “SAFEVİ TÜRK KIZILBAŞ DEVLETİ” kurulmuştur. İkincisi; yine Şah İsmail’in başkanlığında Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Banaz-Bedirli arasındaki 1509 yılında yapılır. Bu toplantıda yeni kurulmuş devletin askeri ve politik stratejisi tartışılır. Devletin sınırları; Batı’da Fırat-Dicle Irmağı’ndan; Doğu’da Aral Gölü-Ceyhun Irmağı’na kadar ki coğrafi bölgeyi kapsayacak şekilde belirlenir.

Bu iki kurultayla Kızılbaşlık toplum projesi ve devlet sistemi belirlenerek uygulamaya koyulur. Şah İsmail: “Yüreği dağ, Bağrı kızıl yakut gibi kan olmadan, Kızılbaş olmak kimsenin haddi değildir” der. Fakat bu Kızılbaşlık tasarımı, Şah İsmail’in 23 Mayıs 1524 yılında Hakk’a yürümesiyle son bulur. Safevi Türk Kızılbaş Devlet erkinden, Türkmen Beyleri giderek dışlanır ve yerlerini, Selçuklulardan bu yana sürekli devlet yöneticisi çıkarmış Fars kökenli aristokrat ailelerden gelen bürokratlar ve Şii mollalar alır. Türkler yurdu olan bugünkü Güney Azerbaycan sömürge statüsünde kalır. Sonuçta Safevi Devleti bir Fars (İran) devleti olur. Şah İsmail sonrası Kızılbaş Türkmenler yer yer “muhalif düzeyde” başkaldırmalarına karşın başarılı olamamışlar, Osmanlı devlet yöneticileri kanlı bir şekilde ayaklanmaları bastırmıştır.

Anadolu Türkmen Oymaklarının ve Dede Ocaklarının “Kızılbaşlık Toplum Projeleri” de Şah İsmail sonrası “ütopya” olarak yerini “Mehdi” beklentisine bırakır ve “tefekkür dönemi” ne girilir.

Avrupa devletlerinin azınlıklar meselesini dayatmasından sonra Osmanlı Devleti; 1839 Gülhane Hattı Hümâyûnu ilanına müteakip “Alevi Türkmenleri” İslam dairesinde kabul eder.

Kızılbaşlık tanımına gelince: Alevi-Bektaşi inanç ve kültür öğretisinin, toplumsal yaşam tarzının; siyasallaşmış doktrinel adına ve devlet iktidarını amaçlayan stratejik hedefine; sosyo-ekonomik toplumsal kuramının uygulama düzeninin sistemine KIZILBAŞLIK denir. Yani Alevilik öğretisinin; toplumu bilgi ve becerileriyle yönetme, iktidar erkiyle uygulama modeline Kızılbaşlık sistemi denir. Bugün ise Alevilik ve Kızılbaşlık özdeş hale gelmiştir.

Destanlardan ve çeşitli kaynaklardan Oğuz Türkmenleri’nin “kızıl börk”, siyah libas ve 40 cm. boyunda ökçesiz sivri burunlu “kızıl çizme”ler giydiklerini bilmekteyiz. İbni Bibi ve Prof. Fuat Köprülü; Babailer İsyanını, "Siyah libaslı, kızıl börklü, ayakları çarıklı” Türkmenlerin, Karamanoğlu’nun komutasında Konya’yı istila etmelerini, Bektaşilik cereyanını, Safevi İmparatorluğunun kurulmasını, Heterodoks Göçebe hareketleri olarak değerlendirmektedir. Horosan’da, Selçuklu İmparatoru Sancar'a isyan eden Türkmenleri de aynı sosyal tipi temsil eden zümreler olarak değerlendirmektedir.

Bu gün Asya kıtasının birçok yerinde rastladığımız KIZILBAŞ adıyla anılan zümrelerin hepsi de TÜRK VE TÜRKMEN ASILLIDIR. Anadolu ve Azerbaycan’ın dışında büyük çoğunlukla İran' da yaşarlar ki, bunlarında büyük ekseriyeti, Safeviler dönemi, Anadolu’dan giden Türkmenlerdir.

Afganistan da birçok Türk asıllılar olmakla, bunlardan yalnızca Herat' da bir zümre ile Kabil' in bir mahallesini (kızılbaşlar mahallesini) teşkil eden bir zümre kızılbaş adını taşıyor.

Kızılbaşlar Kabil’de de yaşar, Pers işgali sırasında kurulan ve Safevi Devletini destekleyen Türk aşiretlerinden alınan askerlerden oluşan garnizonun soyundan gelenlerdir.

Anlaşılan odur ki, bu Anadolu'dan giden Türkmen vatandaş ve soydaşlarımızdır. Yine bunlar gibi Şah İsmail zamanında Özbekistan' a yerleşen bir Kızılbaş zümresi vardır, bunlar TÜRK olarak adlandırılıyorlar, kendileri de kimliklerini TÜRK olarak ifade ediyorlar. Cumhuriyet Gazetesi’nin 28 Ağustos 1998 tarihli nüshasında, gazetenin yazarlarından Mustafa Balbay, Özbekistan seyahati sırasında tanıştığı Nadir Beğ'e "kimler var burada?" diye sorduğunu ve Nadir Beğ'in de eliyle yerleştirip gelmiş gibi "şu karşı Amankutanda Kızılbaşlar var " şeklinde cevap verdiğini anlatır.

“Anadolu'daki Alevi nüfus etnik anlamda üç gruptur; Türkmenler, Araplar ve Kürtler.'' Tanımlaması da doğru değildir.

Doğrusu Türkçe konuşan, Arapça konuşan, Kürtçe konuşan, Dimilli konuşan Alevi-Türkmenler olacaktır.

Toplumların etnik kökenini konuştukları dil değil genetik ve kültürler benzerlikleri belirler. Aşiret ve boy bağları incelediği zaman bu dilleri konuşan Türkmenlerin aynı soydan geldikleri görülecektir.

Tarihsel süreçte hiç bir tane Kürt veya Zaza kökeninden gelen Alevi -Kızılbaş önderi yoktur.

Tarihi hiç bir belgede Hacı Bektaş tarikatına giren ve Kızılbaş Safevi siyaseti güden Kürt -Zaza gruplardan bahsedilmez.

Birçok Alevi ozan eserlerinde hangi etnikten olduklarını belirtirler;

Pir Sultan Abdal '' Kalktı göç eyledi Türkmen elleri '', Ozan Nesimi ''Türk evine gelesin hem çü NESİMİ olasın'', Dadaloğlu ''Biner dövüşürüm der Türkmenoğlu''  vb... örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Alevilikteki İslam dışı uygulamalar Orta-Asya göçebe Oğuz - Türkmen kültürünün izleridir. Göçebe ve dış evliliğe kapalı olarak uzun yıllar Anadolu’da yaşayan Aleviler Genetik ve Kültürel özelliklerini korumuşlardır.

“Türklerin Tarihi” ve “Milli Kurtuluş Tarihi” kitaplarının yazarı değerli araştırmacı Doğan Avcıoğlu ne yazıyor:

“Güneydoğu Anadolu, Safevilerin elinde kalsa idi, Türkçe orada rakipsiz bir dil olurdu. Bölge Türkleşirdi. Osmanlı’da bu ters oldu. Şah İsmail’in peşindeki Kızılbaş Türkmen’e karşı, Osmanlı çoğu Sünni ve Şafi olan Kürt beylerini tutmuştur.”

Orta Anadolu’da yaşayan Türkmenler Osmanlı zulmünden canlarını kurtarmak için kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarına kaçmışlardır. Çünkü Osmanlı’nın gözünde Türkmen potansiyel suçlu idi. Bakın Osmanlı’nın sürgün politikası ile ilgili iktisat tarihçisi Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan nasıl bir tespit yapmış:

“Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli tarihlerde iskan amacı ile v.s. sürgün edilen kitlenin çoğunu adi suçlular teşkil ediyordu. Kızılbaşlık da bu adi suçlar arasında sayılıp sürgün nedeni oluyor.”

Osmanlı arşivi Ord. Prof. Dr. Barkan’ın tespitini doğrulayacak binlerce belge ile doludur. Bu yıllarda Türkmen ve Alevi olmak sürgün ve “katli vacip” nedeni oluştururken Kürtler imtiyazlı toplumsal kesimi oluşturuyor. Kürtlerin böyle bir durumda Aleviliği benimsemeleri olasılık dışıdır. Bırakalım Kürtlerin Aleviliği benimsemesini iktidar mezhebi olduğu halde Hanefiliği bile Kürtler benimsememişlerdir. Kürt olup Hanefi olan azınlık kesim ise, Kürtleşen Türkmenlerdir. Kendinden biraz daha liberal bir İslam yanlısı olan Hanefiliği bile benimsemekte zorlanan Şafii Kürt anlayışın Aleviliği benimsediğini iddia etmek ne denli gerçeği ifade edebilir.

İşte Doğan Avcıoğlu’nun tespiti:

“Osmanlı, Kürdistan adını verdiği bölgede devletin temel dayanağı olan TIMAR sistemini uygulamaz. Devletin yönetimini bölgede, yönetim babadan oğula geçtiği Kürt beylerine bırakır. Bölgede bulunan Türkmenlerin önemli bir bölümü dillerini unutur ve Kürt kabilelerine karışır (etnik değilde kültürel karışımdan bahsediliyor).”

Avcıoğlu’nun tespit yaptığı yıllar 1550’li yıllardır. Bu yıllarda o bölgede Türkmenler Kürt kabilelerine karışınca birkaç jenerasyon sonra tamamen dillerini unutup Kürtleşebilirler. Nitekim Orta Asya’dan gelen bazı Türkmen aşiretleri uzun yıllar sonra bölgede Kürtleşmişlerdir. Karakeçili Aşireti, Türkan Aşireti vb…

İşte Alevi Türkmenlerin Kürtçe veya Zazaca bilmesinin kaynağı Osmanlı’nın Türkmen politikasında yatmaktadır. Osmanlı’nın sürgünler sonucu Kürt bölgesine sürdüğü Türkmenler süreç içinde Kürtçe öğrenmiş ve Kürtleşmişlerdir. Bugün Kürtçe bilmesine ve konuşmasına karşın Alevilerin ısrarla biz Türk’üz demelerinin sebebi budur.

Türkiye’de yaşayan Aleviler Türkmen’dir. Kürtçe veya Zazaca bilenler bu dili sonradan öğrenmişlerdir. Bunlar aslen Türkmen’dir.

İngilizce, Almanca, Arapça, Rusça bilen ama ana dilini az bilen bir Türk’e; İngiliz, Alman v.s. diyemeyeceğimiz gibi, Kürtçe bilen ama kendi dilini az bilen hatta zor konuşan Alevi Türkmen’e de Kürt, Zaza vb. diyemeyiz.

Şimdi gelelim Aleviliğin Türk inancına olan uygunluğuna. Esasında Türkler İslam’a karşı çok uzun yıllar direnmiştir. Bununla birlikte İslam’a geçişiyle eski inanışlarını da yitirmemişlerdir. Örneğin dünyada bir eşi daha olmayan kadın ve erkek eşitliği, kadın ve erkeklerin bir arada ibadet edilmesi, ağaçların kutsal sayılması (tahtıcalar bunu hala canlı tutmaktadır – Türklerdeki doğa kültüründe de görülür), ağaçlara çaput bağlanması, Alevi pirlerinin Cetlerine (atalarına) dua etmesi ve dualarında da bunları dile getirmesi, büyüklere olan sevgi ve saygının esası ve ölümlerinde derin yas ve uzun bir zaman boyunca bu yası sürdürmeleri ve herkesin de bu yasa saygı göstermesi Türk geleneğinin ve dininin yansımalarıdır.

İç içe geçen diğer kültürlerden kısmi olarak etkilenmesini de mümkün olduğu kesindir ki bazı kültürlerden de kısmi etkilenmeler mevcuttur. Fakat buna karşın ibadet dilinin Türkçe oluşu, paylaşımcılığın esas kılınması gibi birçok töre hala yaşatılır. Zira Türkler de hakanlar dahi malını dağıtmakla ve halkını zengin kılmak ile övünürler.

Eski bir Moğol-Türk geleneği olan ''Andalık'' yani ''Kan kardeşliği '' Türkmen-Alevi  inancında ''Musahiplik'' adı altında yol ve ahiret kardeşliğine dönüşmüştür.

Tabi bir de Türklerin İslamlaşma sürecine bakmak lazım. İki farklı görüş vardır bu konuda, birincisi Türklerin ilk duyduğu anda İslam’ı benimsediği yönündedir, diğeri ise zorla İslamlaştırıldığı yönündedir.

İşin doğrusu her ikisi tez de doğrudur. Burada her iki görüşünde atladığı gerçekler vardır. Örneğin ilk Müslümanlaşan Türk devletlerinden Karahanlılar’da bir zorlama unsuru yoktur. Satuk Buğra Han (İslam dinini seçtikten sonra adını Abdülkerim yapmıştır) kendi isteği ile İslam dinine iman etmiştir ve Karahanlıların resmi dini İslam olmuştur. Satuk Buğra han daha sonra diğer Türkleri de İslamlaştırmak isteği ile gerek kılıçtan geçirme, gerekse farklı baskı unsurları oluşturarak Türkleri İslamlaştırmak yoluna gitmiştir.

Diğer taraftan Anadolu’ya akın eden Türkmenler uzun bir süre İslam’a direnmişlerdir. Büyük topluluklar halinde İslamlaşma süreci binli yıllardan sonra olmuştur. Bu süreçte Türkmenler Talkan ve Curcan katliamları ile karşı karşıya gelmişlerdir. Bu direnişin nedeni özellikle İslamlaşma süreci ile kültürün, dilin yok edilmesi ve Emevilerle başlayıp Abbasilerle devam eden Arap milliyetçiliği temelli İslam’ın empoze edilmeye çalışılmasından kaynaklanıyordu.

Nitekim Türkmen kitlenin İslam’ı kabullenmeye başlaması Pir-i Türkistan Ahmed Yesevi ile başlamıştır. Bunun en önemli nedeni Türk dilinin değersiz görülmesine karşın Ahmed Yesevi Türk diline çok önem vermiş ve zorlama yolu değil sevdirme yolunu benimseterek ve Türk kültürünün de motiflerini İslam’ın içinde sentezleyerek vermesinden kaynaklanıyordu. Örneğin Ahmed Yesevi eskiden beri süre gelen Türk geleneklerinden biri olan ibadet ve normal yaşamda kadın ve erkeğin bir arada oluşunu dışlamamış ve bu geleneği bozmamıştır.

Yine Ahmed Yesevi halifelerinden Hacı Bektaş-i Veli’nin Anadolu’ya gelişi ile Türkmenler yıllardır uğradıkları tahkire karşın kendilerini anlayan, milli gelenekleri ile İslam’a inanabileceklerini gösteren bu kişiyi dinlemiş, ona teslim olmuştur ve İslamlaşma süreci hızlanmıştır.

Hacı Bektaş-i Veli Alevi geleneğinde ser çeşmedir yani her kaynağın başıdır! Alevi tarzı inanışın temellerini atan Ahmed Yesevi ise de Anadolu’da pekişmesini sağlayan kişi o’dur. Nitekim İlk mutasavvıflar adlı eserinde Prof. Fuat Köprülü Ahmed Yesevi’yi Sünni ekolden görmüş olsa da daha sonraki eserlerinde bu konuda hata yapmış olduğunu dile getirmiş ve Alevi – Bektaşi kültüründe anlatılan ve benimsenen Ahmed Yesevi tarzının tarihsel gerçeklere daha uygun olduğunu dile getirmiştir.

Peki, Hacı Bektaş-i Veli’nin Alevilik anlayışı nasıldır? Buna net bir şey söylemek çok zordur. Evvela bilinen anlamda Bektaşilik tarikatı torunlarından olan Balım Sultan tarafından kurulmuştur ve Hacı Bektaş-i Veli ile bazı konularda tarikatı farklı bir çizgiye taşıdığı bilinen bir gerçektir. Bu bağlamda sanıyorum Hacı Bektaş-i Veli’nin Alevilik anlayışının en güzel örneği bizzat devrinde yaşamış, kendisine bağlanmış ve halifelerinden Taptuk Emre’ye intisap etmiş Yunus Emre’de görülebilinir.

Diğer taraftan Hubyar Sultan, Kara Donlu Can Baba, Barak Baba gibi önemli Hacı Bektaş-i Veli halifelerine de bakmak iyi bir kaynak olabilir. Örneğin Barak Baba’nın durumu ile ilgili İbn-i Batuta’nın bir hatırası vardır. Bu hatırada Barak Baba’nın önüne bir anlaşmazlık ile gelinir ve hüküm istenir. Barak Baba hükmü Türk töresine göre verince İbn-i Batuta doğru hüküm vermediği konusunda itiraz edince Barak Baba ona cevaben “Namaz kılın dediniz kıldık, oruç tutun dediniz tuttuk, orada durun, bizde hüküm töreye göre verilir” cevabını verir.

Buradan anlaşılacağı üzere Alevilik ser çeşmesinden (Hacı Bektaş-i Veli) gelen anlamda İslam anlayışı Namaz, oruç gibi temel ibadetler konusunda hassastır, yani riayet ediyorlar, fakat hüküm konusunda Türk töresi önde tutuluyor.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
OnbaşıPars
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 171


TANRI TÜRK'E YAR OLSUN TURAN ELLER VAR OLSUN


« Yanıtla #47 : 12 Mayıs 2011, 16:27:38 »

Tam olarak " Türkle Kürt etle tırnak gibi kardeştir, kız alıp vermişiz, biz ne kadar Türksek onlarda o kadar Türk, onlar ne kadar Kürtse biz de o kadar Kürdüz " demis feyzo . kürtleri öven onlarlca lafi var feyzonun , anlam kargasasi yok o cümlede . kürt sempatizani olmakla birde ermenileri´de cok sever .

Ermenilerle 600 senelik beraberliğimiz var. Birlikte türküler, yemekler icad ettik. Kız aldık, kız verdik.

Malazgirt savaşını Türklerin Ermenilerle birlikte kazandık

Çanakkalede Ermenilerde bizim için savaştı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #48 : 12 Mayıs 2011, 17:50:16 »

Sevgili dostum;

Öncelikle ben buraya Alevilik propagandası yapmaya gelmedim elbette. Ben Alevi veya Sünni vb... değilim. Benim için tek öncelik ve kimlik vardır, Türklük!

Meselenin buraya gelişi kürt sayısının abartılması ve bunun içinde genellikle Alevilerin de kabul edilmesinden ötürü olayın doğru tahlil edilmesi açısından değindiğim bir konuydu. Siz Alevi kürt ve zazada vardır deyince bunları yazmadan edemedim.

Benim belirttiğim kürt sayısı determinist bir yaklaşımdan doğmaktaydı. Doğal olarak savımın temellerini ortaya koymamdan daha anlaşılır birşey olamaz.

Sonuçta katılırsınız veya katılmazsınız ama benim ortaya koyduğum şeyler kişisel düşünceler değil bilimsel gerçeklerdir. Neyse konuyu uzatmaya gerek görmüyorum, ne yaptığımın anlaşılmadığını görmek üzüntü vericiydi, sanırım bundan sonra yazmamam daha faydalı olacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Türkçü Kasırga
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.016


IRKÇI


« Yanıtla #49 : 12 Mayıs 2011, 17:58:00 »

Yürekli Kam; duvarlara yazı yazmak mücadele değildir. Çok açık soruyorum o zaman; MHP harici hangi partiye oy verelim? Burada karalamak çok kolay. Adamlar bizimle aynı çizgide mücadele ediyorlar. Sadece "MÜSLÜMAN" olmaları seni rahatsız ediyorsa ben de MÜSLÜMAN bir TÜRK'üm ve bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor.

Bildiğim kadarı ile 50'li yaşlardasın, yani 1980 öncesi dönemi yaşadın. Şimdi; 1980 öncesinde ülkücü gençler kızıl koministlere karşı canlarını verirken sen ne yaptın? O ülkücü gençleri kim bu yola sürükledi? Senin çirkin bir üslup ile tenkit ettiğin rahmetli Türkeş olmasaydı senin adın Veyselov olmayacak mıydı?

Bu davada canını ortaya koyup şehit ya da gazi olmuş binlerce TÜRK evladı olmasaydı zaten şimdiye kadar tükenip gitmiştik. Size tavsiyem; kendi görüşünüz ne olursa olsun, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" diyebilen tek parti olan MHP'ye çamur atmamanız. Böyle yaparak yaşı bizlere göre daha genç olan kandaşlarımızı yanlış yola sürükleyip, ArapKürtPartisinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.

TÜRKLÜK için, TURAN için, BOZKURTLAR için bu yola başımı koydum. Beni tenkit edeceğinize, MHP'yi yıpratacağınıza, bu vatan için seçimlere giren ve barajı aşması muhtemel hangi partiyi desteklememiz lazım onu düşünün!!!

Benimle telefonda konuşmak, bunları bire bir tartışmak isterseniz de iletişim bilgilerimi verebilirim.

Esenlikler...


Isin garip tarafi secimlerle ilgili fikirlerimizi yazdigimiz makalelerden dolayi bazilari tarafindan "Ülkücü, MHP sempatizani" ilan edilirken senin ise tam tersini söylemen asagi tükürsen sakal yukari tükürsen biyik sözünü aklima getirdi.

80 öncesi Ülkücülerden falan bahsetmissin kandas, bu Otag kuruldugundan bugüne hic bir zaman moskof´un isbirlikci usaklarina karsi mücadele veren Ülkücüleri ve sehitlerini elestirmemistir bilakis Ülkücü sehitler ile ilgili baslik bile acilip yad edilmislerdir.
Bu vesile ile Otagin kurucusu Yürekli Kam´a isnat ettigin haksiz suclama tamamen yersizdir, o yeri gelmis Ülkücü sehitleri sahiplenmesini bilmis, yeri gelmis Türk Milliyetciligini amacindan saptiran Hüseyin Feyzullahin Türkcü fikriyata tamamen zit söylemlerini hepimiz gibi en sert sekilde elestirmistir.

Otag olarak hepmizin son derece dikkat ettigi husus, Türkcüler arasinda partizanlik, mezhepcilik, bölgecilik, boyculuk, din icerikli mesajlar gibi bizleri bölüsmeye ayristirmaya götürecek söylemlerin hic bir faydasinin olmadigini aksine davamiza büyük zararlar verdigini görüp yasadik. Bu nedenle bu tür iletilere müsamahali davranmiyoruz...

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.253 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.