Alp Er Tunga
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 03:42:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Alp Er Tunga  (Okunma Sayısı 1598 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Şu Tegin
Kara Ozan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 100



« : 20 Ekim 2017, 16:59:45 »

Saka Türklerinin hükümdarı  Alp Er Tunga'yı Medler mi öldürdü Persler mi öldürdü ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 20 Ekim 2017, 18:43:33 »

Şehname'de İranîler tarafından tuzak kurularak öldürdüğü yazıyordu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Şu Tegin
Kara Ozan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 100



« Yanıtla #2 : 20 Ekim 2017, 22:00:17 »

İran bölgesinde Medler de Persler de yaşamıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Apaydın
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2



« Yanıtla #3 : 20 Ekim 2017, 22:37:49 »

Medler tarafından pusu da öldürüldü deniliyor bir kaç yerde.Perslerin öldürdüğü pek yazmıyor.Yazdığına göre milattan önce 7. yüzyıl da medler devlet iken persler onların içinde yaşayan kabileydi.Persler 150-200 yıl sonra ayaklanıp kendileri devlet kurmuş.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

HAYDİ EYLEM!
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #4 : 20 Ekim 2017, 22:38:18 »

Alper tunga öldü mü
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #5 : 20 Ekim 2017, 23:42:37 »

Alp Er Tonga tarihler ve birçok kaynak göz önüne alındığında Persler tarafından öldürülmüştür.

Alp Er Tonga Destanı’nın kahramanı Alp Er Tonga’nın, kim olduğu yolunda çeşitli görüşlerin halen tartışıldığını hatırlatalım.

Başta, Zeki Velidi Togan olmak üzere bir kısım tarihçilere göre Sakaların efsanevi hükümdarıdır ve genelde Şeh-name’de geçen Afrasyab ile bir tutulmuştur. Fakat son zamanlarda, bunu kabul etmeyen bazı ilim adamları tarafından da Alp Er Tonga’nın, Kök Türklerden Kapgan Kagan’ın oğlu Tonga Tigin olduğu ileri sürülmüştür. Bundan, Alp Er Tonga Destanı’nın sanıldığı gibi bir Saka destanı değil, Kök Türklere ait bir destan olduğu sonucunu çıkarılmakta ve tartışılmaktadır.

Alp Er Tonga Destanı’nı, Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacib ve İran rivayetlerine göre incelenir ise destanın bilindiği gibi Saka destanı değil, bir Kök Türk destanı olduğu yönünde bilgilere rastlanabilir.


7.asrın son yarısında Horosan’dan ve Kafkas Dağları yolundan İran’ı istila edip 625’de Med hükümdarı Kyaxarces tarafından öldürüldüğünü iddia eden Togan’a göre, Sakaların reisinden ibaret olacağı muhtemel olan bir liderin katli günü İranlılar için milli bayram, Türkler için matem günü olmuştur. Türklerin Afrasyab yuğ merasimi ve ona mensup hikaye, ve meseleleri daha 11.-13. Asırlarda söylenmiştir. Bakınız, Togan, “Türk Destanının ...”, s.506.)

Pers İmparatoru Achaemenid'in büyükbabası Med Şâhı Astyages'i öldürerek Pers İmparatorluğu'nu kurmasına dek Med hakimiyeti devam etmiştir. Bu noktaya dek, bütün İranlılar Mede-Mada-Med olarak adlandırılmıştır. Med kralı Astiyag’ın yeğeni Kiros’un saray darbesiyle, siyasal otorite ilk defa Güneybatı İran'da yoğunlaşan Pers aristokrasisinin eline geçer ve kısa bir süre sonra MÖ 550'li yıllarda güçlü ve merkezi bir Pers imparatorluğunun kuruluşuyla Medler yıkılır.

Diğer bir kaynağa göre ise Med krallarından İştugemon, Lidya kralı Kroisos'un kız kardeşi prenses Aryenis ile evlendi. Ancak oğlu 2. Kyaksar genç yaşta ölünce, Med hanedanı son buldu. Tahta kendine bağlı Anzan kralı ile evlendirdiği kızının oğlu Büyük Kiros geçti. Böylece Pers hanedanlığı doğdu (M.Ö.535) Yani Med krallığı, damatlık yolu ile Kiros (Sirus) tarafından Pers İmparatorluğu'na dönüştürülmüştür.

Bu tarihlerden sonra en büyük imparatorluğu kuran Persler, bugünkü Türkmenistan’a yönelerek, Türk Hakanı Alp Er Tonga ve halefleri ile bitmez tükenmez mücadelelere girdikleri iddia edilmektedir.

Bir daha felek fırsat gözetmesin...

Tan Hu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Şu Tegin
Kara Ozan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 100



« Yanıtla #6 : 21 Ekim 2017, 10:18:19 »

Sağolun kandaşlar
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #7 : 21 Ekim 2017, 21:13:38 »


Bu konu üzerinden hayali kürt tarihi yaratarak kendini Med tarihine yamayan asalakları tartışmaz mıyız?

Yorum ve görüşleri alalım...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #8 : 24 Ekim 2017, 17:47:22 »

Sakalar en eski Türkler olduğu için bunlara ait destanlar, en eski Türk tarihinin izlerini taşımaktadır. Sakaların, Türkistan’daki yüksek hâkimiyetleri milattan önce 7-4. asırlara ait olduğu için Saka destanı bu çağların tarihi vukuatının destanlaşmış şeklinden başka bir şey değildir. Saka destanı iki parçadır: “Alp Er Tunga” ve “Şu” parçaları. Bunlardan birincisi en eski Türklerin İranlı Medyalılar ve Ahemenidlerle olan çarpışmalarının, ikincisi de Makedonyalı İskender ile savaşlarının hatırasını taşımaktadır. Destana göre ikisi de Türk hükümdarıdır.
Türklerin “Alp Er Tunga” veya “Buku Han” yahut “Buka Han” dedikleri bu millî-destanî kahramana ait bizzat Türkler tarafından yazılmış bir parça henüz ele geçmemiştir. Kaşgarlı Mahmud’un kitabında bazı manzum parçalar vardır ama bunlar Alp Er Tunga vukuatına ait olmayıp onun hakkında yazılmış sagu yani mersiyelerdir. Fakat Alp Er Tunga destanının İranlılar tarafından tesbit edilen parçaları elimizdedir. İranlılar bu Türk kahramanına “Afrâsiyâb” derler. Acem şairi Firdevsî, İranın destanî tarihi olan “Şehnâme” adlı büyük eserini yazarken Afrâsiyabdan çok bahsetmiştir. Afrâsiyâba ait parçaları yazarken Firdevsî yalnız İranlılar arasındaki rivayetleri değil, Türkler arasındaki rivayetleri de görmüştür. Çünkü Firdevsî, Türk padişahı olan Gazneli Mahmud’un sarayında ve bir Türk muhitinde bulunuyordu. Şehnâmede, Türk kahramanlarından bazılarına ait isimlerin halis Türkçe olması da bunu ispat eder. Bununla beraber Alp Er Tunga’ya ait rivayetler, Türklerle Acemler arasında, hiç şüphesiz, birbirinden farklı şekilde yaşıyordu. Bilhassa Türklere ait isimlerin çoğu İran rivayetlerinde acemleştirildi. Mesel⠓Alp Er Tunga”, Acem rivayetlerinde “Afrâsiyâb” olduğu gibi, Alp Er Tunga’nın kardeşi “Alp Arız”da “Agrîres” olmuştur. Türk rivayetlerinde Alp Er Tunga’nın kızının adı “Kaz”dır. Acem rivayetlerindeki iki kızının adı ise “Ferengis” ve “Menîje”dir. Buna mukabil İran rivayetlerinde, Alp Er Tunga’nın oğullarından birinin adı “Kara Han”, bir kahramanın adı da “Demür”dür, yani halis Türkçe isimlerdir. Asırlarca birbiriyle çarpışmış iki milletin destanlarının da birbirine tesir etmesi gayet tabiîdir.
Aşağıda hülâsasını verdiğimiz Alp Er Tunga destanı, Şehnâme’den alınmıştır. Yalnız Afrâsiyâb ve Agrîres isimleri yerine Türkçeleri olan Alp Er Tunga ve Alp Arız konmuştur. Bu destan kahramanlarının Türkçe isimleri bazı kitaplarda, meselâ Kaşgarlı Mahmu’dun kitabında vardır.
İranlıların görünüşüne göre yazılmış olan ve Firdevsî’nin kaleminde büsbütün mübalağalı bir şekil alan bu destan, tabiî Türklerin aleyhinedir. Böyle olduğu halde birçok yerlerinde Türk kahramanlığı itiraf olunmuştur. İranlılar çok defa harikulâde bir şekilde galip gelmektedirler.
Alp Er Tunga’nın bir de tarihî şahsiyeti vardır. Uzun zaman İranlıların en büyük düşmanı olarak kalan, hatta bir iki defa İran’ı zapt ederek sonunda ancak hile ile öldürülen Alp Er Tunga, Sakalar tarihinde, milattan önce 624’te İranlılar tarafından hile ile öldürülen Saka kahramanının destanda aldığı şahsiyetten başka bir şey değildir. Onun destandaki şahsiyetine daha sonraki çağlarda, mesela Gök Türkler çağında yaşamış olan bir takım Türk kahramanların hatıraları da eklenmiş olmakla beraber esas unsurlar Sakalar çağına aittir.
İran padişahı “Minûçehr”in ölümünü haber alan Turan padişahı Peşeng İran aleyhinde savaş açmak için Türk ulularını topladı: “İranlıların bize yaptıklarını biliyorsunuz. Türk’ün öç alma zamanı gelmiştir” dedi. Oğlu “Alp Er Tunga”nın içinde öç alma duyguları kaynadı. Babasına : “Ben arslanlar ile çarpışabilecek kişiyim. İran’dan öç almalıyız” dedi. Boyu selvi gibi, göğsü ve kolları arslan gibi idi, fil kadar güçlü idi. Dili yırtıcı kılıç gibi idi.
Savaş hazırlıkları yapılırken Türk padişahının öteki oğlu “Alp Arız” saraya gelip babasına : “Baba! Sen Türklerin en büyüğüsün. Mihüçehr öldü. Ama İran ordusunun büyük kahramanları var. İsyan etmeyelim. Edersek ülkemiz yıkılır gider” dedi. Peşeng, oğluna şöyle cevap verdi: “Alp Er Tunga avda arslan, savaşta savaş filidir. Bahadır bir timsahtır. Atalarının öcünü almalıdır. Sen onunla birlik ol. Ovalarda otlar yeşerince ordularımızı “Amul”a yürütün. İran’ı atlarınıza çiğnetin. Suları kana boyayın.”
Baharda Türk ordusu Alp Er Tunga’nın buyruğunda İran üzerine yürüdü. Dehistana geldi. İli ordu karşılaştı. Türk kahramanlarından Barman İranlılara doğru ilerleyip er diledi. İran kumandanı ordusuna baktı. Gençlerden kimse kıyışamadı. Yalnız kumandanın kardeşi Kûbad atıldı. Fakat yaşlıydı. Kardeşi ona dedi ki: “Barman genç, arslan yürekli bir atlıdır. Boyu güneşe kadar uzamıştır. Sen yaşlısın. Kan, ak saçlarını kızartırsa yiğitlerimiz ürker. Fakat Kûbad dinlemedi: “İnsan av, ölüm onun avcısıdır.” Diyerek savaşa çıktı. Barman ona: “Başını bana veriyorsun. Biraz daha bekleseydin daha iyiydi. Çünkü zaman zaten senin hayatına kastetmiştir” dedi. Kûbat: “Ben zaten dünyadan payımı almış bulunuyorum” diye karşılık vererek atını saldırdı. Sabahtan akşama kadar uğraştılar. Sonunda Barman kargı ile Kûbad vurup devirerek Alp Er Tunga’nın yanına zaferle döndü. Bunu görünce İran ordusu ilerledi. İki ordu birbirine girdi. Cihanın görmediği, bir savaş oldu. Alp Er Tunga üstün geldi. İranlılar dikiş tutturamayıp dağıldılar. İran padişahı iki oğlunu memlekete göndererek kadınları Zâve dağına yollattı.

Türk ve İran orduları iki gün dinlendikten sonra üçüncü gün Alp Er Tunga yeniden saldırdı. İran büyükleri ölü ve yaralı olarak savaş alanını doldurdular. Geceleyin İranlılar bozuldu. Bunu görünce İran padişahı ve başkumandanı Dehistan kalesine sığındılar. Alp Er Tunga kaleyi kuşattı. İran padişahı kaleyi bırakıp giderken ardına düşen Alp Er Tunga onu tutsak etti.

İran’a tâbi Kâbil ülkesinin padişahı olan kahraman “Zâl” İranlıların yardımına geldi. Büyük savaşlar yaparak Türk ordularını bozdu. Bundan öfkelenen Alp Er Tunga, tutsak bulunan İran padişahını kılıçla öldürdü. Öteki tutsakları da öldürecekti. Fakat kardeşi Alp Arız vazgeçirdi. Tutsakları “Sarı”ya göndererek hapsettirdi. Kendisi de Dehistandan “Rey”e gelerek İran tacını giydi. İran ülkesine padişah oldu. Fakat “Sarı” daki tutsakların kaçmasına sebep olduğu için kardeşi Alp Arızı öldürdü.

İran tahtına Zev geçtiği zaman iki ordu yine karşı karşıya gelip beş ay vuruştular. Ortalıkta kıtlık oldu. Sonunda insanlık bitmesin diye barış yaptılar. İran’ın şimal ülkeleri Turanın oldu.

Fakat Zev ölünce Alp Er Tunga yine İran’a saldırdı. Kardeşi Alp Arızı öldürdüğü için babası kendisine dargındı. Fakat yeni İran padişahı da ölüp giden İran tahtı yine boş kalınca Turan padişahı Peşeng, oğlu Alp Er Tunga’ya yine haber yolladı. Ceyhun’u geçerek İran tahtına oturmasını bildirdi. İranlılar Türk ordusunun geleceğini duyunca korkup “Zâl”e başvurdular. Zâl artık kocadığını söyleyerek oğlu Rüstem’i yolladı. İki ordunun öncüleri arasındaki karşılaşmada Rüstem Türkleri yenerek Keykubâd’ı İran tahtına çıkardı. Asıl orduların çarpışmasında ise Rüstem Alp Er Tunga ile karşı karşıya geldi. Alp Er Tunga’yı yenecekken Türk bahadırları onu kurtardılar. Rüstem bir hamlede 1160 Türk kahramanını öldürdüğü için Türkler yenildiler. Ceyhun’u geçtiler. Alp Er Tunga babasının yanına döndü. Babasını barışa kandırdılar. Barış yaptılar.
İran tahtına Keykâvus geçtikten sonra Araplar isyan ettiler. Fakat galip gelen Keykâvus bir ziyafette sarhoş edilerek bağlandı. Bu haber İran’ı karmakarışık etti. Alp Er Tunga büyük bir ordu ile Arapların üzerine atılarak onları yendi. Türk ordusu İran’a yayılarak herkesi tutsak etmeye başladı. İranlılar yine Zâlden yardım istediler. Zâl Araplarda tutsak olan Keykâvus’u kurtararak onların ordularını da kendi ordusuna kattıktan sonra Türklere yöneldi. Kanlı bir savaşta Turanlıların yarısı öldü. Alp Er Tunga yenilerek kaçtı.
Bir gün İran’ın yedi ünlü pehlivanı Rüstem’e, Turana giderek Alp Er Tunga’nın avlağında avlanmayı teklif ettiler. Sirahs civarındaki bir avlağa gidip yedi gün kaldılar. Alp Er Tunga bunu duyunca ordusuyla geldi. Teke tek dövüşlerde Türk pehlivanları İranlılara üstün geldilerse de işe Rüstem karışınca yedi pehlivanı ile birlikte Türk ordusunu dağıttı. Hatta az kalsın Alp Er Tunga da tutsak oluyordu.
Keykâvus İran’da eğlenceler, aşk oyunları ile uğraşırken Alp Er Tunga Türk atlılarıyla ilerledi. Bu haber Keykâvusa geldi. Oğlu Siyâvus ile Rüstem’i Türklere karşı yolladı. Bu sırada kötü bir rüya görüp bunu tabir ettiren Alp Er Tunga, beylerin fikrini de alarak İranlılarla barış yaptı. Onlara rehineler verdi. Buhara, Semerkant ve Çaç şehirlerini bırakıp “Gang” şehrine çekildi. Fakat bu barışı istemeyen Keykâvus, Rüstem’e ve Siyâvuşa kızıp kötü muamele ettiğinden Rüstem kendi ülkesine çekildi. Siyâvuş ta Alp Er Tungaya sığındı. Türklerin payıtahtı olan Gang şehrine kadar büyük saygı görerek geldi. Kendini çok sevdirdi. Hatta Türk kahramanlarından “Pirân kızı ile ve sonra da Alp Er Tunga’nın büyük kızı olan güzel “Ferengis” ile evlendi. Pirânın kızından bir oğlu oldu. Adını Keyhüsrev koydular.
Bir müddet sonra Siyâvuşu çekemeyenler Alp Er Tunga’ya aleyhinde sözler söyleyerek aralarını açtılar. Siyâvuş öldürüldü. Bunun üzerine Rüstem yine ortaya çıktı. İlk çarpışmada Alp Er Tunga’nın oğlu “Sarka”yı öldürdüler. Alp Er Tunga bunun öcünü almak için bizzat yürüdü. Fakat savaşı İranlılar kazanarak onu Çin denizine kadar kaçırdılar. Rüstem Turanlıları nerede bulduysa öldürüp altı yıl Turanda kaldıktan sonra çekilip yurduna geldi.
Alp Er Tunga Turanın yıkıldığını, Türklerin öldürüldüğünü görünce kan ağladı. Öç almağa ant içti. Ordu toplayarak İran’a girdi. Ekinleri yaktı. İran’a hâkim oldu. Kıtlık çıkararak İranlılar açlıktan yedi yıl kırıldılar. Bunun önüne geçip İran’ı kurtarmak için Keyhüsrevi Turandan kaçırdılar. Keykâvus, torunu Keyhüsreve tahtı bıraktı. Keyhüsrev Alp Er Tungadan öç almak için ordusunu hazırladı. Fakat bu ordu daha Alp Er Tunga ile karşılaşmadan bozuldu. Keyhüsrev yine ordu yolladı. Türklerden Bazur adında birisi büyü yaparak dağlara kar yağdırdı. İranlıların elleri tutmaz oldu. Böylelikle İran ordusunu doğradılar. İranlılar yine Rüstem’i yolladılar. Harikulade savaşlardan sonra Rüstem Türk ordusunu bozup Türk ordusunda bulunan Çin hakanını da tutsak etti.
Alp Er Tunga bu haberi alınca çok üzüldü. Uluları toplayıp danıştı. Bunlar : “Ne yapalım! Çin, Saklap orduları bozulduysa Turan ordusuna bir şey olmadı. Anamız bizi ölmek için doğurdu” dediler. Alp Er Tunga hazırlığa başladı. Oğlu “Şide” onun maneviyatını yükseltti. Bu savaşa Turan ordusu tarafından, Çin dağlarında oturan “Pûlâdvend” adında bir cin de ordusuyla iştirak etti. İran pehlivanlarını yendiyse de Rüstem’e yenildi. Bunun üzerine Turan ve İran orduları çarpıştı. İranlılar kazandı. Alp Er Tunga kaçtı. Bundan sonra Keyhüsrev dünyanın üçte ikisine hâkim oldu. Bir gün sarayında şarap içerken Turan sınırından İranlılar gelip Turanlıların kendilerine zarar verdiğini söylediler. Keyhüsrev bu işi halletmek için İran kahramanlarından “Bîjen”i gönderdi. Bîjen sınırda ve Turan tarafındaki bir ormanda yanındaki güzel kızlarla eğlenen “Menîje”yi gördü. Menîje, Alp Er Tunga’nın kızıydı. Birbirlerini sevdiler. Menîje onu Turana, sarayına götürdü. Alp Er Tunga bunu duyunca çok öfkelendi. Bîjeni kuyuya hapsetti. Kızını da kovdu. İran padişahı genç kumandanının gelmediğini görünce yine Rüstem’i yolladı. Rüstem tüccar kılığında Türk payitahtına kadar gitti. Bîjeni kurtardığı gibi Alp Er Tunga’nın da sarayını basarak onu kaçırdı. Menîjeyi İran’a gönderdi. Alp Er Tunga, Karluğa kadar kaçtı. Beylerine dedi ki: “Ben dünyaya buyruğumu geçiriyordum. Minûçhr zamanında bile İran Turana denk olamamıştı. Fakat bugün İranlılar hayatımı sarayımda bile tehdit ediyorlar. İyi bir öç almayı düşünüyorum. Bin kere bin bir Türk ve Çin ordusuyla yürüyelim.” Toplanmağa başladılar. Fakat bizzat Alp Er Tunga’nın iştirak etmediği ilk savaşı İranlılar kazandılar. İran padişahı asıl Alp Er Tungayı yok etmek istiyordu. Yeniden her yandan orduları toplayarak ilerledi. Alp Er Tunga bin kere bin ordusunun üçte ikisini toplamıştı. “Beykent” şehrinde oturuyordu. Karargâhında pars derisinden çadırlar vardı. Kendisi altınlı ve mücevherli bir taht üzerinde idi. Karargâhın önünde bir çok kahramanların bayrakları dikili idi. İleriye gönderdiği ordunun bozulduğunu duyunca başı döndü. Öç almadan dönmemeğe and içti. Oğlu “Kara Han”a ordusunun yarsını vererek Buhara’ya gönderdi. Oğullarından Şide (ki asıl ası Peşeng idi), Cehen, Afrâsiyâb, Girdegîr ve oğlu “İlâ”nın oğlu “Güheyl┠bu orduda idiler. Çiğil, Taraz, Oğuz, Karluk ve Türkmenler çerisini teşkil ediyordu. İki ordu karşılaşınca ilk önce İran padişahı Keyhüsrevle Alp Er Tunga’nın oğlu Şide teke tek dövüştüler. Şide öldü. Alp Er Tunga bunu duyunca saçlarını yoldu. Ertesi gün yine çarpışıldı. Alp Er Tunga kükremiş gibi saldırıyordu. İran’ın büyük pehlivanlarından birkaçını öldürdü. Keyhüsrevle Alp Er Tunga karşı karşıya geldiler. Fakat Turan pehlivanları onun İran padişahıyla dövüşmesini istemeyerek atının dizgininden tutup geri götürdüler. O gece Alp Er Tunga ordusunu alıp Ceyhu’nun ötesine geçti. Kara Hanın ordusuyla birleşip Buhara’ya geldi. Biraz dinlendiler. Sonra payitahtı olan Ganga geldi. Bu şehir cennet gibiydi. Toprağı mis, tuğlaları altındı. Her yerden ordular çağırdı. Bu sırada casusları Keyhüsrev Ceyhun’u geçti diye bildirdiler. Keyhüsrev ilk önce Suğda geldi bir ay kalıp itaate aldı. Yine ilerledi. Türkler İranlılara su vermiyorlar, ordunun arkasında yalnız kalmış İranlı bulurlarsa öldürüyorlardı. Keyhüsrev de önüne çıkan saray, kale, kadın, erkek ne bulursa yok ediyordu. İki ordu “Gülzariyun” ırmağı kıyısında karşılaştılar. Birbirlerine girdiler. Alp Er Tunga’nın ordusunda Keyhüsrev’e korku gelmişti. Ordunun arkasına çekilip Tanrıya yalvardı. Derhal bir fırtına kopup tozları Turan ordusuna doğru atmaya başladı. Türkler bozuldular. Fakat Alp Er Tunga kaçmak isteyenleri öldürerek ordusunu durdurdu. Dönüp yine savaştılar. Gece çökünce iki ordu ayrıldı. Alp Er Tunga ertesi gün yine çarpışacaktı. Fakat kendisine gelen bir haberci oğlu Kara Hanın ordusundan bir Kara Hanın sağ kaldığını bildirdi. Bunun üzerine ağırlıklarını bile toplamadan hızla ordusu ile çöle atladı. Rüstemi vurmak istiyordu. Keyhüsrev bunu Rüstem’e bildirdiği gibi kendisi de onu ardına düştü. Alp Er Tunga Ganga gelip Rüsteme baskın yapmak istediyse de onun tetikte olduğunu görerek vazgeçti. Şehre girdi. Bu kalabalık şehrin kalesi o kadar yüksekti ki üstünden kartal bile uçamazdı. İçinde yiyecek boldu. Her köşesinde kaynaklar, havuzlar vardı. Havuzlar bir ok atımı boyunda ve eninde idi. Güzel bahçeleri, saraylarıyla bir cennetti. Alp Er Tunga ordusuyla Ganga kapandı. Çin padişahına da mektup yazıp yardım diledi. Keyhüsrev de ordusuyla gelerek Rüstem’e katıldı. Kalenin çevresinde hendekler kazdırdı. Odunlar yığıp katranla ateşe verdiler. Duvarlar yıkıldı. Şehre hücumla girdiler. Herkesi öldürdüler. Alp Er Tunga sarayının altındaki gizli yoldan 200 beyi ile kaçarak kurtuldu. Çin padişahının yanına gitti. Çin hakanı büyük ordu hazırlamıştı. Bunu duyan Türkler her taraftan Alp Er Tunga’nın yanına gidiyorlardı. Keyhüsrev Ganga bir kumandan bırakıp Alp Er Tunga’nın üzerine yürüdü. Karşılaştılar. Alp Er Tunga ona bir mektup yazarak insanlardan uzak ve kendisinin beğeneceği bir yerde teke tek dövüşmeyi teklif etti. Keyhüsrev kabul etmedi. O gün iki ordu akşama kadar çarpıştı. Gece olunca Keyhüsrev, ordusunun önüne hendekler kazdırdı. Bir kısım kuvvetlerini Türk ordusunun gerisine gönderdi. Türkler gece baskını yapıp hendeğe düştüler. Arkalarındaki kuvvetler de pusudan çıktı. Türk ordusunu yendiler. Alp Er Tunga kalan çerisiyle çöle çekildi. Keyhüsrev Ganga döndü. Çin padişahı da Keyhüsrev’den korkarak ona elçi gönderdi. Keyhüsrev Alp Er Tunga’yı bir daha yanına almamak şartıyla onunla barıştı. Alp Er Tunga bunu işitince perişan bir halde çöle çekildi. Zere denizine geldi. Bu ucu bucağı olmayan bir denizdi. Orada bir gemici vardı: “Ey padişah! Bu derin denizi geçemezsin. 78 yaşımdayım. Bunu bir geminin geçtiğini görmedim” dedi
Alp Er Tunga: “Tutsak olmaktansa ölmek yektir” diye cevap verdi. Bir gemi yüzdürttü. Binip yelken açtılar. “Gangidiz” şehrine vardılar. Alp Er Tunga orada “Geçmişi düşünmeyelim. Talih yine bana döner” diyerek yatıp uyudu. Keyhüsrev, Alp Er Tunga’nın suyu geçtiğini haber aldı. Hazırlıklar yaparak bir takım ülkeleri aldıktan sonra Zere denizinin kıyısına geldiler. Bulduklarını kestilerse de Alp Er Tunga gizlice kaçtı. Keyhüsrev Turanın payitahtı olan Gangaya geldi. Alp Er Tunga’yı soruşturdu. Kimse bilmiyordu. Hâlbuki bu sıralarda o yiyeceksiz, içeceksiz dolaşıyordu. Kayalık bir dağın tepesinde bir mağarayı kendine ev yapmıştı. Bu mağarada insanlardan uzak yaşayan “Hûm” adında biri vardı. Bir gün mağarada bir ses işitti. Alp Er Tunga kendi talihine yanıyordu. Bu sözlerin Türkçe olmasından yabancının kim olduğunu anlayan Hûm ona hücum ederek tutsak etti. Fakat o yine kaçarak suya atladı. Keyhüsrev bu işi duydu. Hile ile Alp Er Tunga’yı sudan çıkararak öldürdüler.

Atsız, En Eski Zamana Ait Türk Destanı Alp Er Tunga Destanı, Basılmamış makaleler, s: 344 - 351 - Çınaraltı, 19-11s:18
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Şu Tegin
Kara Ozan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 100



« Yanıtla #9 : 26 Ekim 2017, 19:44:48 »

Alper tunga öldü mü
Issız ajun kaldı mu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.