10 Soruda Tengricilik nedir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 12:32:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: 10 Soruda Tengricilik nedir?  (Okunma Sayısı 957 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.949


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« : 26 Temmuz 2018, 14:14:10 »

40 Soruda Tengricilik Nedir?

1. Tengricilik’e geçmek isteyen insana herhangi bir ritüel uygulanır mı? (örneğin Vaftiz, sünnet gibi)

Birçok yerde belirttiğimiz ve vurguladığımız üzere Tengri inancı kişilerin, devletlerin ve kurumların tekeline girecek "kurumsal" bir din değildir. Bir kök dindir. Türklerin doğa ve yaşam ile edindikleri tecrübelerin ve de tabii ki mitolojinin beslediği bir inançtır. Bir dine giriş töreninin anlamı özünde şu olmalıdır; artık sen bedenini ve ruhunu 'dine' bahşediyorsun, böylece sen artık bu din ile var olan bir varlıksın. Sen artık sen değil; dindaşlarının bulunduğu koca bir yığının içinde uyum göstermeye çalışan birisin. İslam'a göre "teslim olmuş" kişisin. Tengri inancı, kurumsal olmadığı için insanları da yönetme gayesi asla taşımaz. Bu yüzden de bu dine 'giriş-çıkış' törenleri yoktur, eldeki kayıtlar da böyle bir bilgi vermemektedir. Nitekim böyle bir şey, Tengri inancının temel felsefesine ters düşer idi.

2. Tengricilik tek tanrılı mı yoksa çok tanrılı bir din mi?

Altay merkezli günümüz Türk Tengricilik'i bu soruya şöyle yanıt verir: Dinlerin çokluğu sonucu değiştirmez; Tanrı Bir'dir, fakat O'na giden yollar farklı ve çoktur. Bütün dinler Tanrı'nın dinleridir. Türk boyları arasında tek tanrıya odaklı Tengriciliğin çok eski bir geçmişi var. Bu inancın yazılı en eski izlerini M.Ö. 1050 yıllarında Çin'de egemen olan Çularda görmekteyiz. Ruhlar, iyeler, kudaylar, göksel ve yersel enerjiler insanın kafasını karıştırıyor. Fakat yaklaştıkça sırrını veriyor: Çokluğun arkasındaki nihai Tek'likten, külli akıldan, mutlak yaratıcıdan, bilinen ve bilinmeyen her şeyin birliğinden, hikmetten ve duygudan; kutsal doğadan söz ediyor. 'Canlı' yaş ağaç dalının ateşe atılmasını yasaklıyor. İnsana kıymet veriyor. 'Tanrı insanı yaratırken, onun kendisine benzemesini istedi' diyor. Bu konuda detaylı bilgi için: Tengricilik Tek Tanrıcı mı?

3. Tengri, yaratıcı olarak nasıl bir varlıktır?
Tengri sözcüğünü doğrudan çevirecek olursak "gökyüzü" demektir. Türklerin "Bengü Tengri" Moğolların da "Möngke Tenger" dedikleri Tengri; en çok "Sonsuz" sıfatı ile anılır. (Bengü: sonsuz) Haliyle Tengri'nin en mühim özelliği bir başlangıcı ve de sonunun olmamasıdır. Tengri dediğimiz yaratıcı varlık; yaratılmış her şey ile bir Birlik teşkil etmiştir. İslam'a bu 'vahdet-i vücut' şeklinde geçmiştir. Bir çeşit panteizm ögesi burada dikkat çeker; Tengri bütün varlıkların bünyesinde bulunan, bir şekilde devam ettirici ve yaratıcı güçtür. Bu demek oluyor ki Tengri'yi semavi dinlerdeki gibi insandan ve varlıktan ayrı bir yerde konumlamak yerine; içimizde, taşlarda, suda, ölülerde, dağlarda, gökte tasavvur edebiliriz. İleri Okuma İçin: İnsansı Tanrıların Çırpınışları

4. Tengricilik din midir? Değilse nedir?

Tengricilik, ulusal bir inançtır; bir ulusa aittir. Bu yüzden de bu inanç, ulusun benlik hislerine, kimliğine, mitolojisine, düşünce tarzına, örf adet ve geleneklerine ve en önemlisi diline ayrılması çok zor bir şekilde kazınmıştır. Tengriciler inanç sistemlerine "dinler-üstü" demektedirler; ancak literatürde eski bir Türk dini olarak geçer. Fakat Tengricilik ümmet fikrine elverişli değildir, zira bir kök dindir. Başka yerden alınmamış, kökten gelen bir yapılanma olduğu için, kökten gelen birliğe ihtiyaç vardır. Detaylı Bilgi İçin Okuyunuz: Tengricilik bir din midir?

5. Tengricilik’te ‘vahiy’ kavramı var mıdır? Yok ise vahiy olmadan bu din nasıl ortaya çıkmıştır?
Vahiy, TDK'da şöyle tanımlanmıştır: "Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi." Öncelikle Tengri inancının peygamberi yoktur. Çünkü "Tanrı ile insan arasında bir elçiye gerek yoktur; insan sürekli iletişim halinde olduğu Yaratıcı ile doğrudan doğruya konuşabilir." O halde özetle; peygamberlik müessesesi olmayan bir dinden vahiy gibi bir olgu beklemek olmaz. Fakat; vahiy kavramını Tanrı adına ahkam kesmek olarak düşünmezsek; kamlar (şamanlar) Tanrısal bilgiye ulaşma konusunda daha çok sezgisel zekaya sahip olduğu için, insanlara Tanrıya dair bilgiler verebilir. Ancak bu bilgiler bir kanun hükmü taşımaz; kam denen kişiye peygamber gözüyle bakılmaz ve kam dediğimiz kişiler olmadan da Tengricilik devam eder. Bu din ise insanların doğa ile etkileşimleri sonucu ortaya çıkmış olup mazisi tarih öncesi devirlere değin uzanır. Elde yazılı kaynak olmadığı için bunu saptamak zor görünmektedir.

6. Tengricilik ile Şamanizm aynı mıdır, farkları nelerdir?
Şamanizm diye adlandırılan inanç, özel güçleri olduğu varsayılan bir kişinin kamın, şamanın merkeze alındığı ve onun etrafında şekillendiği bir anlayıştır. Türk kültürü, Tengri inancı kam unsurunu da barındırır. Ancak bu durum bütün bir dini felsefenin "Şamanizm" olarak adlandırılmasını gerektirmez. Böylece Tengri inancı basite indirgenmiş olmaktadır. Halbuki Tengri inancına göre Kamlar günlük hayata müdahale eden ve sürekli sahnede olan kişiler değillerdir. Yalnızca olağanüstü durumlarda ortaya çıkarlar ve tiyatral bir tören düzenleyerek o olağanüstü halin duygusal seviyesine ulaşır ve böylece felaketin nedenini ve ona karşı alınacak tedbirleri sezerler. Bu konuda şu yazımızı okuyunuz: Şamanizm Adlandırması Neden Uygun Değildir?

7. Tengricilik’in İslam ile ters düştüğü temel nokta nedir?
Öncelikle, Tengri inancının yalnızca İslam ile değil bütün dogmatik dinler ile zıtlık oluşturduğunu söylememiz gerekir. İnsanların hayatını, Tanrı ile konuştuğunu iddia eden kişilerin kontrol etmesini; insanların kullaştırılmasını, dinler arası rekabeti ve dinlerin siyasi malzeme olarak kullanılmasını, insanların din ve mezhep gözeterek bölünmesini, kendisi gibi inanmayan kişilerin cezalandırılacağını içeren dinlerin saldırganlıklarını Tengricilik kesinkes reddeder. Bu reddetme sözel bir karşı çıkış değildir, Tengri inancı yukarıda zikrettiğimiz şeyleri bünyesinde barındırmayarak tepkisini koyar. Bu bağlamda cihat anlayışı olan, insanları teslimiyetçi kılan, Tanrı'dan korkmayı öğütleyen, kötülüklerin cezasının 'öteki alemde' verileceğini bildirip kişilerin sorumluluk duygusunu gevşeten bir din özde Tengri inancı ile yakın ve bağdaşır görülemez. Bizim görüşümüzce resmi tarih kitaplarında okutulan "Türklerin eski dini ile İslam çok benzer idi, bu yüzden Türkler kolayca Müslüman oldu" cümlesi gerçek manada bir safsatadır.
8. Neden bir Tengrici İslam’ı reddeder?
Tengrici kişi İslam da dahil hiçbir dini ırgalayarak muhalefet içine girmemelidir. Böyle bir şey o kişinin maneviyatını zayıflatır. Daha açık bir şekilde söyleyecek olursak, İslam gibi dogmatik inançlar dini günlük hayatın merkezine alır ve bu Tengrici görüşe ters bir durumdur. Bir dini malzemenin çok fazla kullanılması iyilikten öte kötülük etkisi göstermeye başlar. Dini ögeler az kullanıldığında iyi yönde etkili olmakta; aşırı kullanımda zarar vermeye başlamaktadır. Bu yüzden de Tengri inancında kutsalların isimleri ağza sürekli alınmamakta, dini kıyafetler her zaman giyilmemekte ve Kam günlük hayata müdahale etmemektedir. Dini olan öge, gereklilik olduğunda kullanılmalıdır. Bunların sıklıkla yapılması manevi güçleri zayıflatıp maddi güçleri arttırmaktadır. Örneğin, manevi gücü arttırmak için çalınan davul, sık çalındığında artık insandaki manevi tarafı değil, maddi tarafı yani ak değil kara olanı ortaya çıkarmaya başlamaktadır. Bu Türk'ün tecrübesidir. "Kutsal olanın sadece gerekli zamanlarda, gerektiği kadar uygulanmasını biz tecrübe ettik." Bugün halen Yörükler ve geleneksel biçimde yaşayan Müslüman Türkler, İslam'ı koyu bir şekilde yaşamazlar. Kısaca bu bahsettiğimiz sebeplerden dolayı bir Tengrici, İslam dinine bağlı olmayı seçmeyebilir.

9. Tengricilik’te ibadet nasıl oluyor?
Tengricilik'te "farz" diyebileceğimiz bir ibadet çeşidi bulunmamaktadır. TDK'ya göre ibadet, bir dinin buyruklarını yerine getirmek olarak tanımlanmıştır. Diğer birçok yazımızda bahsettiğimiz üzere Gök Tanrı inancı kurumsal bir din değildir; ayrıca insanlara buyruk verecek peygamberlik veya kutsal kitap gibi bir organı da bulunmamaktadır. Bu nedenle ibadet konusunda kesin bir hürriyet söz konusudur. Bu konuda devreye Türk töresi ve Tengri inanç felsefesi girmektedir. İnsanların gerilimlerini azaltmak ve morallerini yükseltmek amacıyla kam, baksı gibi önderler eşliğinde törenler düzenlenir. Bu törenler, insanlar içindeki korkuyu azaltmak, üzüntüyü dindirmek, Tengrisel coşku ve enerjiyi etkinleştirmek için tertiplenir. Cenazeler, doğumlar, evlilikler, toylar, doğa olaylarının etkin olduğu günler bu tip Tengrici törenlerin düzenlendiği, düzenlenmesine insanların 'ihtiyaç duyduğu'dönemlerdir. Ana gaye "ibadet" değil, insanların mutluluğu ve güvenidir.
10. Tengricilik’te ölümden sonraki hayat ile ilgili ne tür inanışlar var?
Birçok eski belgeden hareketle, ölüm Türkler için "kötü ruhların işi" değil; bizzat Gök Tengri'nin işidir. Yani öldüren zat, varlık Tengri'dir. Ölüm durumunda Tengri'nin arzusunu ve iradesini kabul etmek uygun olandır. Ölüm Tengri inancına göre oldukça sancılı bir dönemdir. Bu dünyadan, öteki aleme geçiş; ölüm anından başlayan ve en fazla 40 gün devam eden sancılı bir süreçtir. Birden bir ortaya çıkan büyük bir bilinmezlikle yüzleşmek, ruhlarda bunalım yarattığı gibi beyinlerde de bir sorgulama süreci başlatır. Bu sürecin en sağlıklı biçimde en iyi yöntemle değerlendirilmesi için Tengricilik'te bazı uygulamalar vücut bulmuştur. Altını çizmekte fayda var, Türkler için ölümden sonraki yaşam inancı var olsa da, bu 'bilinmez' olarak kabul görülür.

11. Ölümden sonraki hayatta cezalandırma ve ödüllendirme var mı?
Vahye dayalı ve dogmatik olmayan Tengriciler, ölümden sonraki yaşam için değişik inanışları dillendirmiştir. Bunlar, çoğu kez dillendiren kişilerin kişisel görüşleri olmuştur ve de küçük bir topluluk tarafından benimsenmiştir. Örneğin günümüz Tengricilerinin gayet yanlış bir şekilde bildiği "uçmaq ve tamu" inancı, Tengricilik'e sonradan girmiştir. Aryan toplulukların Orta Asya'da yaşadığı dönemlerde, Türkler ile Sogdların ilişkileri neticesinde kültürümüze girmiş olan bu cehennem' anlamına gelen 'tamu' Türkçe değil, Soğdçadır. Eğer bir sözcük Türkçe değilse, bu demek oluyor ki o sözcüğün arkasındaki fikir de Türklere ait değildir. Özetle, cennet-cehennem inancı vardır diyemeyiz. Altay merkezli Tengricilik inancına göre, ölüm ile birlikte bu boyuttaki hayat sona erer ve artık o ruh, bu boyutta işlediklerinden sorumlu değildir. Açık ifade edecek olursak, günahlar ve sevaplar ölüm ile sıfırlanır. Yaptığımız iyilikler ve kötülükler bize dünya yaşamında etki ve eşlik eder. Bu olaylar, dünya ötesi yaşamlara yatırım olarak görülmemeli, dünyadan kopulmamalıdır.

12. Tengricilik’te en büyük iyilikler nelerdir?
İyilik de kötülük de kişinin bünyesinde bulunur. Bu yüzden Tengrici öğreti, kişiyi strese sokacak uçuk 'melek' beklentileri barındırmaz. Kişinin cezasını Tengri değil, yaşadığı toplum ve toplumun yasası; töresi verir. İyilik ve kötülük de dünyalıktır. Bundandır ki iyiliklerin en büyüğü dünya yaşamını güzelleştirmektir. İnsan ilişkilerini sağlam kılmak, sosyal desteği arttırmak, doğa varlıklarına karşı gerekli hürmeti ve hassasiyeti göstermek, saygı kültürünü devam ettirmek, kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapmamaktır.

13. Tengricilik’te iyi bir insan nasıl tanımlanır?
İyi insan tanımlanmaz. İyi davranış tanımlanabilir. Bir kişi, salt iyi veya salt kötü olmaz; bu kişinin doğasına aykırı bir durumdur. Ancak davranışlarıyla topluma örnek olan, erdemli, yiğit kişiler saygı görürler. İyi bir kişi olarak değil; genellikle yiğit, bahadur, bilgin, saygın gibi sıfatlar daha ön plandadır.
14. Tengricilik’te en büyük yasaklar nelerdir?
Tengri inancı; bütün insanlıkta genel-geçer olan yasakları bünyesinde bulundurur. Bu yasaklar, insan ilişkileri ile ilgili olanlardır. Başkasının malını zor ile gasp etmek, suçsuz kimseyi öldürmek, canlı varlıklara işkence etmek gibi insan vicdanını yaralayan evrensel şeyler; Tengricilik'te de hoş görülmez. Fakat Tengri inancı, sınırları belirgin olmayan bir yol olduğu için birçok hurafeye gebe bir haldedir. 'Gördüğün yılan sağa gidiyorsa kötüdür, sola gidiyorsa iyidir' gibi uçuk inançlar ne yazık ki Tengricilik'te ortaya çıkmıştır. 21. Yüzyıl Tengricileri olarak, yasakları bizler kendimiz akıl ve bilim yolu ile belirlemek durumundayız. Her şeyden önce, törelerimizi iyileştirmek ve akla mantığa uygun hale getirmek mecburiyetindeyiz. Bu çalışma sayesinde gerçekten neyin neden yasak olacağı belli olur. Şu da bir gerçektir ki Tengri inancı yasaklar ve dogmalar yuvası olmamıştır, olmayacaktır da. Bu inancı sağlam kılan şey, kişilere uyacakları bir reçete vermesi değil; doğal olmalarını ve tabiata uygun davranmalarını salık vermesidir.
15. Tengri inancına göre yaşamın anlamı nedir?
Tengricilik'te gizemli bilgiler, sırlar bulunmamaktadır. Tanrısal bilgi de Tengriciler için gizli saklı, bilinmedik bir dille yazılmış olan, okunsa da anlaşılamayan, anlamak için birilerinin hizmetine girmek zorunda olunan bir şey değil; doğada apaçık olan, cahilin ve çocuğun dahi anlayabileceği açıklıkta olan bir bilgidir. Tanrıcılıkta Tanrı, dini bize fenle ve tabiatla anlatır. Kitaplı dinlerde ise din, Tanrı sözüyle, vahiyle insanlara ulaştırılır. O halde yaşamın anlamı, Tanrı ya da kutsal metinler ile değil ancak doğayı gözlem yolu ile kavranabilir. Bunu da kişinin kendi kendisi yapmalıdır; başkalarının buyruklarıyla değil.

16. Tengricilik’te ibadethaneler var mı?
Tengricilik "Tanrı'nın Evi" diye adlandırılan ibadethanelere, bazı mekanların Tanrı'ya ibadet için ayrılmasına karşı çıkmaktadır. Tüm evren ibadethanedir. Evrenin tamamı Tanrı'nın evidir. (Cengiz Han)

17. Tengri inancına göre herkes Tanrı’nın evladı mıdır?
Tengri inancına göre insan Tanrı'nın evladıdır. Bu evlatlık maddi değil, enerji bağlamında olan bir bağlılıktır. Bu yüzden Tengri ve diğer tanrılar, "Ana, ata, dede" gibi ailesel unvanlarla anılır. Günümüz Türkiye'de bile "Toprak Ana, Ay Dede" kavramları yaşamaya devam etmektedir. Bu inanca göre, bütün varlıklar O'ndan türemiştir. Bünyesinde O'nun enerjisini barındırır. Kimi bu gücün farkındadır, kimi kötüye kullanır kimi de iyiye...
18. Ruhlar ölümsüz müdür?
Ruhlar, enerjidirler. Olumlu ve olumsuz enerjiden etkilenen; daralan, zayıflayan veya güçlenen varlıklardır. Ancak ölümlü değillerdir. Kötü ruh denen şey, günümüzde "negatif enerji" , iyi ruh denen şey ise "pozitif enerji" olarak bilim ve kişiler tarafından kabul görmüştür. Bu yüzden, zamanla sürekli değişen ve güncellenen Tengri inancını, ilkel bir totem dini olarak görmek yerine günümüz ile bağdaştırmak daha mantıklı olacaktır.

19. Tengricilik’te mezar ve kabirlere neden bu kadar önem verilir?
'Dirileri Ölüler Yönetir' anlayışına sahip olan Tengricilik'te mezar ve kabirler bir noktaya kadar önem kazanmıştır. Bu, yaşayan kişiye nasıl saygı duymalıysak, ölüye de duymalıyız inancından kaynaklanmaktadır. Ve de ölen kişinin anılması ve hatırlanması için mezarlar ideal yapılardır. Bu yüzden Türkçe'de 'estelik' diye çok güzel bir söz vardır. Bunun anlamı, 'hatra getiren yapı, bina' demektir. Ölen kişiyi hatra getirmek ve anmak, onun ruhunu şad eder. Ancak Tengri inancına göre mezarlıklar mermerler ile örtülmemelidir. Mezarı ağaç ile çevrelemek uygun olandır, mermer ile değil.
20. Tengri inancına göre ölüler nasıl toprağa verilir?
Ölen kişi, toprağa verilmeden evvelki süreçte sessiz ve loş bir odada bekletilmelidir. Odanın kapısı hafif açık-kındırık olmalıdır. Ve de ölü toprağa verileceği zaman gürültü çıkarılmamalı, ışığın az olmasına dikkat etmeli, bağırıp çağırmamalı, slogan atmamalıdır. Sakin ve sessizce defin işlemi yapılmalıdır. Ardından ölen kişi için bir ağaç dikilmesi uygun olacaktır.

21. Tengricilik’te ‘ölüyü yakma’ töreni var mıdır?
Yakma işlemi, ya da genel olarak ateş ile olan işlemler sembolik olarak 'arınma' anlamına gelen ritüelleridir. Ancak ölülerin yakılması Türklerde bilindiği kadarıyla çok yaygın değildir. Bugün var olan ölü yakma törenleri ise Budizm'den alıntıdır.

22. Ölen kişinin hayrına yapılabilecek şeyler var mıdır?
Ölen kişinin ahirette ceza çekeceği gibi bir inanç olmadığı için, o kişi adına yapılan iyilikler ödül-ceza sistemi içinde düşünülmemelidir. Elbette ki ölen kişi için bazı sorumluluklarımız vardır. Özellikle ölüm anından sonraki 40 gün içerisinde, ruhun sorunsuzca diğer boyuta geçmesi ve stresinin azalması için aile ve akrabalar toplanıp ölen kişiyi iyi bir şekilde anmalı, yemek dağıtmalıdır. Bu yüzden Türkiye'de halen ölü evinin kendisi yemek hazırlayıp misafirlere ikram eder. Bu geleneğin kökenini unutan Türkler; 'bu ne mantıksız şey, ölü evinden yemek beklenir mi, biz yemek götürelim' gibi düşünmektedir. Bu fikir iyi niyetli olsa da, geleneklere uygun değildir. Ölen kişinin akrabaları ölenin ruhu adına yemek yapmalı ve dağıtmalıdır. Bu, psikolojik olarak ölenin yakınlarının da rahatlamasına sebep olacaktır. Ayrıca ölen kişinin gereksiz yere anılması hoş değildir. Gerek olduğunda iyi bir şekilde anılmalıdır.

23. Tengricilik’te mezarlara taş yerine ağaç dikilebilir mi?
Tarih boyu Türk kurganları, mezarları zaman zaman taş ile zaman zaman da ağaç ve tahta ile çevrilmiştir. Her iki gelenek de bize aittir. Ancak mezarları taş ile örtmek yerine ağaç dikmek uygun olandır.
24. Tengricilik’te özel ve kutsal günler miladi takvime göre nasıl belirlenir?
Tengrici özel günler, doğa olayları ile hesaplanır. Örneğin, 'kırlangıçlar göç edip ay hilal şeklini aldığı zaman şu bayram kutlanır' gibi yargılar vardır. Ancak yine de günümüz miladi takvimine uyarlanabilen özel günler de bulunur. Detaylı bilgi için: Tengrici Bayramlar
25. Tengricilik’te kurban ibadeti var mıdır? Varsa ne şekilde düzenlenir?
Eski Türklerde kurban törenleri olduğu biliniyor. Kanlı ve kansız olarak ikiye ayrılır. Bu törenler, sende olanı Tanrı ile paylaşmak için değil, doğadaki ruhlar ile bağlantı kurmak için özellikle kamlar tarafından yapılmıştır. Kuraklık zamanı yağmur istemek, teşekkür etmek, zafer için yardımı dilemek, dua etmek için aracı olarak kurban kesilmiştir. Amaç Tanrı'yı doyurmak ya da O'nu memnun etmek değildir. Ölen canlının ruhu aracılığıyla Tengri ile iletişim kurulduğuna inanılmasıdır. Ve de bu kurban günümüzdeki gibi koyun ve ineklerden seçilmesinden ziyade özellikle av hayvanları ok ile vurularak kurban niyetine adanırdı. Kanlı kurbanda önemli olan, hayvanın tek bir damla kanının bile yere akmamasıdır. Kanı yere akıtmadan kurban kesmek İskitler'den beri Türk halkarında yaygındır.

26. Bir Tengrici olarak öldüğümde, Tengri inancının ritüeline göre gömülmek istersem bunu nasıl yaptırabilirim?
Türkiye'de Tengricilik bir din statüsünde olmadığı için kimliklerimize de 'Tengrici' ibaresini ekletemiyoruz. Bunun yanı sıra ibadethanemiz ve kurumsal bir dinimiz olmadığı için bu gibi törenler kişinin kendi seçimine kalıyor. Siz ölünce sizin ne şekilde gömüleceğinize yakınlarınız karar verecektir; onların kararını etkilemek adına vasiyet olarak nasıl gömülmek istediğinizi bildirebilirsiniz. Ancak cenazenizi Tengri inancına göre gömecek bir kilisemiz, camimiz, dergahımız bulunmamaktadır.
27. Kişiler doğuştan mı kam olur yoksa sonradan da olabilir mi?

İki şekilde de Kam olmak mümkündür; fakat Kamlık genetik yani Tengri vergisi bir karakterdir. Kam duygusaldır, sezgileri kuvvetlidir. Tiyatrocudur, müzisyendir ve çok iyi bir dansçıdır. Genelde kamlar genetik psikolojik rahatsızlık taşırlar. Beyinleri gereğinden fazla çalıştığı için ve bunu kontrol edemedikleri için psikiyatrik hastalıklarla boğuşurlar. Bu yüzden kam olmak, imam olmaya benzemez. Günümüzün şamanları kuvvetle muhtemel Ruh ve Sinir hastalıkları hastanelerinde lityum tedavisi görüyorlardır. Detaylı bilgi için: Nasıl Şaman Olunur?

28. Sonradan Tengrici olan bir kişi kam olabilir mi?
Tengri inancına sonradan girme-önceden girme gibi bir mevzu olmadığı için, normal kamlık için ne gerekiyorsa aynı şekilde geçerlidir.

29. Tengricilik’te kamların görevleri nedir? Görevlerini nasıl yerine getirirler?
Kamlar, bozulan ruhani ve toplumsal düzeni tesis etmek için halkı güdüleyen, coşku veren, morallerini yükselten ve gelecek hakkında fikir veren üstün yetenekli ve saygıdeğer kişilerdir. İnsanların sanatsal yönlerine hitap eder; gelecek olan felaketi bir tören düzenleyerek, dansı ve müziğiyle insanlara hissettirir. O'nu izlerken ürperebilirsiniz. Sezgileri muhteşem kuvvetli olup her türlü ihtimali düşünüp sezerler. Geleceği görmeleri işte bu sezgi güçlerinden gelir. Bu doğuştandır. Kimi zaman davul, kopuz, komuz çalar ve insanların bozulan psikolojilerini tedavi eder. Düzenlediği tedavi edici törenler ve kullandığı bitkiler ile halk sağlıyla da ilgilenir. Kam, günlük hayatta tapılası ve her zaman baş ucunda bulundurulası bir kişi değildir. Zaten, kamın karakteri buna müsait değildir. Doğuştan getirdiği psikolojik bir yükü vardır; yalnızdır bu yüzden ve kendisiyle, ruhlar ile boğuşur. Evlilik, ölüm, savaş, toy, bayram gibi günlerde ise o olmaz ise olmazdır.
30. Bir kamın özellikleri nelerdir?
Yukarıdaki sorularda da  yanıtladığımız üzere bir kam, genellikle başka bir kamın soyundan gelir ve ondan el alır. Kadın ve erkek farkı gözetmeksizin herkes kam olabilir. Bu bir yaratılış meselesi olup yalnızca yaratılış yeterli değildir; tecrübe de ister. Bu tecrübeyi ise genelde yaşlı kamlar gençlere aktarır. Kamın sezgi gücü kuvvetli olmalı, sanatçı olmalı, tiyatro, müzik, dans yeteneği olmalıdır.



Devamı..

KAYNAK: Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 26 Temmuz 2018, 19:22:04 »

Tengricilikte en büyük ibadet ağaç dikmek ve doğayı korumaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
TEGİN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 108


« Yanıtla #2 : 26 Temmuz 2018, 23:38:43 »

Tengricilikte en büyük ibadet ağaç dikmek ve doğayı korumaktır.
Ve bir kaç ağaç için doğayı yakanlar olsa olsa solcudur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #3 : 27 Temmuz 2018, 16:23:24 »

Tengricilikte en büyük ibadet ağaç dikmek ve doğayı korumaktır.
Ve bir kaç ağaç için doğayı yakanlar olsa olsa solcudur.

Aynen kardaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #4 : 10 Mayıs 2019, 12:52:29 »

Kurtçebe Noyan kandaşım bu konu sorunu tam cevaplamasa bile içinde cevap bulundurur. Bakmanı tavsiye ederim kardeşim. Kitap olarak da bir bakayım ileti atarım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kurtçebe Noyan
Türkçü Turancı Militan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 653


Dr.Rızâ Nûr'un çizdiği, Atsız'ın yazdığı yoldan!


« Yanıtla #5 : 10 Mayıs 2019, 12:54:37 »

Kurtçebe Noyan kandaşım bu konu sorunu tam cevaplamasa bile içinde cevap bulundurur. Bakmanı tavsiye ederim kardeşim. Kitap olarak da bir bakayım ileti atarım.
Tamamdır ağabey.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Türk Budun, Ökün!?… Kendine gel. Aklını başına topla. Her söze, herkese inanma. Beynini işlet. Geçmişini hatırla." Hüseyin Nihâl ATSIZ
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.075 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.