TÜRKÇÜTURANCI.COM'un amacı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2017, 14:59:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 8
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKÇÜTURANCI.COM'un amacı  (Okunma Sayısı 38422 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 07 Haziran 2010, 17:01:51 »

Türkçüturancı.com'da yeni ufuklara doğru açılmak gereği duyuldu.

Kuruluş tarihimizden günümüze kadar gelen süreç içinde, amacımızın yalnız Türkçü yetiştirmek ve Türkçülüğü Türk milletine duyurmak olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ancak, yaşanan bir takım nahoş ve Türkçülüğe yakışmayacak derecede namert olaylar neticesinde görüldü ki, içimizde bulunan şahsiyetsizlerin Türkçülüğü kendi emelleri doğrultusunda kullanmaları ve Türk çocuklarına Türkçülükle ilgili olmayan olur olmaz fikirleri empoze etmeye çalışmaları, bu gidişata bir dur deme gerekliliğini doğurmaktadır.

Türkçüturancı.com bu günden itibaren Türkçülüğün tek kalesi olarak, bu fikir için ne gerekiyorsa onu yapmak ve kanıbozuk itleri bu davadan uzaklaştırmak amacıyla yoluna devam edecektir!

Türkçüturancı.com'a üye olan kandaşlarımızın kendisini Türkçü olarak niteleyen bazı çakal kırmalarının sitelerine üye olmalarında da bazı sakıncalar görülmekte ve bu duruma son verilmesi gerekliliği duyulmaktadır.

Türkçülüğün yalnız Türkçüturancı.com'da yapılabileceği inancında olan arkadaşlarımızla sırt sırta vererek, bizden başka hiç bir siteye bugün itibarı ile riayet etmeyeceğiz. Bundan sonra, Türkçülüğü bozuk fikriyatlarını örtbas etmek için sömüren sahte oluşumlar bizim ile kardeş değildir.

Not: Diğer sitelerde gerek yöneticilik yapan gerekse de o ortamlarda bulunan ''müstesna şahsiyetler'' bu yazının hedefinde değildir. Herkes kendini ve işlediği amelini çok iyi bilmekte olduğu için bu yazı Türkçülüğe balta vurmaktan başka bir edimde bulunmayan şer odaklarına hitaben kaleme alınmıştır.

NE MUTLU TÜRK DOĞANA.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 07 Haziran 2010, 18:49:14 »

Türk ırkçılığı, Atsız'dan bugüne değin türlü baskılar ve sindirme politikalarına maruz kalarak ağır aksak bir şekilde yoluna devam etmeyi başarmıştır. Atsız'ın uçmağa varışı Türkçülüğe kapatılması zor gedikler açmış olsa da, yüreğinde ait olduğu ırkın sevgisini taşarcasına hisseden Türk soylular davalarının emrettiği istikamette yüce ülküye doğru ilerlemeyi bir borç bilmişlerdir.

Türkçülük, bugün hiç bir siyasi oluşum ya da derneğin tekelinde veyahut insiyatifinde değildir. Atsız'ın Türk ırkına bırakmış olduğu mirası yaşamak ve yaşatmak, ne yazık ki sayıları bir kaç bini geçmeyen bozkurtların sayesinde gerçekleşmektedir.

Yine ne kadar acıdır ki, sayıları bir kaç bini geçmeyen Türkçüler kendi aralarında sağlam bir birliktelik oluşturmak yerine birbirleriyle dalaşmayı tercih etmekte yani davaya verilen en büyük zarar Türk ırkçılarının elleriyle var olmaktadır. Bunun en temel nedenlerinden birisi ise, kurt postuna bürünen çıkarcı zevatların kişilik bozukluklarının bir yansıması olan namertliği Türkçülerin arasına sokmaları ve fitne fesat çıkarmalarıdır.

Bahsedilen bu olumsuz koşullardan sıyrılarak yek vücut halinde yürüyüşümüze devam etmemizin tek şartı, ortak bir çatı altında birleşmektir. Siteler, forumlar ya da dernekler amaç değil araçtır, kızıl elmaya giden yolda birer vasıtadır. Biz de bunun idraki içerisinde olarak tüm Türk soylu neferleri Türkçü Turancı Otağ'ın şemsiyesi altında birleşmeye çağırıyoruz.

Bütün bunlardan bahsedip Türkçüler arasına tefrika sokan çaşıtları hedef alırken, diğer Otağlarda bulunan ve bizzat yüzyüze görüşüp tanıştığımız saygı değer Türkçüleri tenzih ediyoruz.

Tanrı Türk'ü korusun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« Yanıtla #12 : 07 Haziran 2010, 18:58:49 »

Değerli kandaşlarım:
Türk ırkçılarının otağı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com
üye olduğum tarih 15 Nisan 2010'dan beri yaptığım gözlemlere göre tam bir Atsızcı ve Türkçü otağdır. Ama maalesef hemen hemen hergün birkaç Türkçü arasında sert tartışmalar yaşanıyor, haftada birkaç kişi durup dururken gereksiz tartışmaları küfürle sonlandırıyor ve atılıyor, sonuç: sayımız azalıyor. Lütfen ben de dahil ve bütün kandaşlarım biraz daha sakin olalım. Tamam, Türkçü sert ve atılgan olmalıdır fakat kandaşına karşı değil. Ben de bir keresinde bir kandaşıma sert çıktım ve otağdan uzaklaştırıldım fakat sonra bunların çok gereksiz olduğunu anladım. Dilde, işte, fikirde birlik dememiş mi Gaspıralı? Dilde biriz (Türkçe), işte biriz (Turan), fikirde biriz (Türkçülük) o halde ne alıp veremediğimiz var kandaşlarım? Son olarak kandaşlarıma Atsız Ata'nın şu sözünü hatırlatayım: "Türkçü, ülküdaşlarıyla olacak bir geçimsizliğin ülküye darbe olduğunu bilir."
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 07 Haziran 2010, 19:57:25 »

Teke kandaşım,

Söylemiş olduğun sözlerin doğruluk payı elbetteki vardır. Kandaşlarla bir arada bulunarak yolumuza devam etmek yerine, neden onları dışlamak ya da diğer tabirle otağdan uzaklaştırmak seçeneği uygulansın?

Gönül ister ki ayrılık olmasın, kimseye kapının yolu gözükmesin. Ancak, her ortamın olduğu gibi burasının da saygı gösterilmesi ve uyulması gereken belli başları kuralları mevcuttur.

Birisi çıkıp da cemaat namaza durmuşken camii içerisinde bağıra bağıra şarkı söyleyebilir mi? Bir iletinde yanılmıyorsam ocak başkanlığı yaptığını yazmışsın. O halde, ocak bünyesindeki kuralları ve ocak düzenini temin eden hiyerarşiyi bilmemen olanaksız. Mesela, ocak kurallarından birisi ocağın içinde bacak bacak üstüne atılmamasıdır. Ya da reis geldiğinde ayağa kalkılması gibi.. Bu düzene saygı göstermeyenlere üst kademe tarafından uyarı verilir, en iyimser haliyle bu kişiler falakaya yatırılır. Amaç, disiplini var edebilmektir. Çünkü, disiplin olmaz ise kimse kimseyi iplemez, herkes kafasına göre at koşturmaya başlar.

Türkçü Turancı Otağ da Türkçülüğün temel umdelerinden birisi olan disiplin kavramına önem veren, onu dikkate alan bir oluşumdur. Otağın kuralları Türkçülük çerçevesi etrafında işleyen bir takım husuları içerir. Türkçe imla kurallarına özen göstermeyenler, Türkçülüğün görüş alanı dışan çıkan veyahut ona ters düşen fikirleri beyan eden üyeler ikaz edilir, uyarılara uyulmaması halinde ceza verilir.

Kaidelere riayet etmeyenlerin uzaklaştırılması sonucunda en tabii olarak sayımız azalır. Velakin, sayımızın çok olmasından ziyade ''az ama öz'' olmak bize daha çok kazanım sağlama kabiliyetine sahiptir. Şöyle bir örnek vereyim;

Otağımızın sayısı binlerin üstündedir.. Gel gör ki aylar öncesinden duyuru yapılmasına rağmen Atsız'ın mezarında bizim otağı temsilen bulunan kişi sayısı 8-10 kişiden ibaretti.

Demek ki çok olmak pek de bir anlam ifade etmiyormuş. Biz, yalnızca sanalda atıp tutan 5 bin hayalet kişilik yerine, yüz yüze görüşüp hal hatır sorabileceğimiz, birlikte bişeyler yapabilmek için fikir alışverişinde bulunabileceğimiz 100 kişiyi yeğliyoruz.

100 tane inanmış bozkurtun altından kalkamayacağı bir iş yoktur..

Esen kal

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 07 Haziran 2010, 21:40:31 »

   Kurt İnimizin yeni misyonu kutlu olsun. Tanrı kut versin.

   Birlikteliğimizin gerçek hayattada artarak sürmesini Tanrıdan dilerim. Gerçek hayatta karşımıza çıkıp bize güven ve destek veren Bozkurtlara Tanrı kut versin. Onları Bozkurt postuna bürünmüş çakallardan Tanrı korusun. İmkanları gereği karşılaşamadığımız , Türklüğe yazıları ile destek veren Bozkurtların kalemi keskin olsun.

   Bizler her ortamdaki Türkçülerle bir araya gelerek daha güçlü olacağımızı düşündük. Onların fikir ve yürekleri ile Turana daha kısa sürede varacağimızı düşündük. Herkesi kendimiz gibi dava için uğraş verir sandık. YANILMIŞIZ.

   Bir çoğunun derdinin davayı engellemek olduğunu yeni anladık. Kurt İninin fikri de yüreği de Turana yeter.

   TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« Yanıtla #15 : 07 Haziran 2010, 21:52:03 »

Batur Alp kandaşım,
Beni yanlış anlamayın lütfen, ben asla yöneticilerin işine karışmadım, karışmam da. Sadece kandaşlarıma, dilde-işte-fikirde biriz o halde neden sürekli birbirimize sert çıkıyoruz dedim, 15 Nisan'dan beri birçok ikili-üçlü-dörtlü gruplar halinde Türkçülerin birbirlerine laf atmalarına şahit oldum belki bazen ben de buna dahil oldum fakat bunun çok gereksiz olduğunu, biraz daha sakin olmamız gerektiğini kandaşlarıma söylemek istedim. Tabii ki Türk töresinin vazgeçilmezi disiplindir. Disiplinsiz TÜRK olmaz olsun! Ben de ocak reisliği sırasında az kişiyi falakaya yatırtmadım disiplini koruma adına, Türkçüler de Türk töresinin en ateşli savunucuları olarak disiplini korumak zorundadır. Bu görev de siz yönetici kandaşlarıma düşüyor. Ve gerekeni yapıyorsunuz, çaşıtlara hak ettiği lafları söyleyip bir güzel otağdan uzaklaştırıyorsunuz, kandaşına hakaret edenlere de bir süre ceza veriyorsunuz. Çok güzel, ben bu duruma hiçbir itiraz da bulunmadım önceki iletimde zaten. Sadece kandaşlarıma içimden geçenleri söyleyip, ben de dahil bütün Türkçüleri biraz daha sakin olmaya çağırdım. Esen kal...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ŞamanisTürk
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 07 Haziran 2010, 22:18:43 »

Türkçülük, Türk'ün üstünlüğüne inanmak ve bunu her ortamda savunarak; buna göre davranmaktır. Sanırım tüm Türkçü kandaşların buna bir itirazları olmayacak.

Ama neden aynı amacı güden ya da güttüğü varsayılan otağlar (başkalarının deyimiyle forumlar, birlikler, örgütler) birbiriyle kavga eder? Bunun tek nedeni vardır: çekememezlik... Türkçülüğün önderliği konumuna yükselmeye başlayan, Türkçülüğü her kesime tanıtmaya çalışan ve bunda da bir anlamda başarılı olan, sadece Türklüğü, Türkçülüğü tanıtma adına icraatlar ortaya koyan: amacı Türkçülüğü diriltip Türklük bilincini diriltmek olan bir otağ neden hedef tahtası haline gelir? -ki hem de bir avuç züppe tarafından- ki... Egolarını, içgüdülerini, bilinçaltlarında bastırılmış mazoşist düşüncelerini tatmin etmeye çalışan kişilerdir bunlar. Daha kimin ne olduğunu bilmeden iftira sallayanlardır bunlar. Kalleşçe çarpışan, acındığını bilmeden; kendine yapılmayanı karşıdaki kötü duruma düştüğü anda -ki bu da kalleşçe olur- uygulayan; aciz, korkak, şerefsiz, haysiyetsiz insanlardır(!) bunlar. Önceleri düşman oldukları şahsiyetler adına forum, otağ açanlardır bunlar. Isırmalarıyla birşey yapabileceklerini sanırlar. Halbuki bizim kuduz aşımız da vardır. Gerektiği yerde gerektiğinden fazla yüreğimiz de... Yerleri, yurtları da belli olduktan sonra ne kalır ki geriye? Hala yaptıklarının, attıkları iftiraların; şerefsizliklerin elbet te cezasını çekmelidirler bunlar.

Bizim şu ana kadar bi anlaşmazlığımız olmamasına rağmen bizi hedef almaya çalışanlar sonuçlarına da katlanacaklardır.

Sadece Türkçülük, Türklüğün üstünlüğü diyerek yazımı noktalamak istiyorum.

Tanrı Türk'ü Korusun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Oğuz Şad
Ziyaretçi
« Yanıtla #17 : 07 Haziran 2010, 23:27:12 »

Türkçülük, Atsız'dan sonra usta-çırak yöntemi ile toplumun küçük bir kesimi tarafından yaşatılıp büyük kesiminden kopuk kalmış olsa da, internet sayesinde tekrar yaşam alanı ve geniş kitlelere ulaşma imkanı bulmuştur. 

Şüphesiz, internet üzerinde de Türkçülüğün şah damarı şu an Türkçü otağlardır.


İnsanın doğasında olan birine güvenme ihtiyacı, Türkçü otağ'larda kendini göstermekte; dava arkadaşım, ırkdaşım, kandaşım diyerek ön koşulsuz bir şekilde güvenler oluşmakta, Türkçülüğün yücelmesinin yanında aynı fikirleri taşıyan dostlukların kurulması için hemen herkes birbirine sım sıkı sarılmakta ve hatta tabir-i caizse can hıraş çabalamaktadır. 

Oraya kadar her şey iyiyken; Türklüğün en önemli erdemi olan ''Adam olmak'' gerçeğini kavrayamayanlar tarafından zamanla Türkçüler arasına geç kalınmadan mutlaka ama mutlaka fitne, fesat sokulmaktadır. Türkçü olabilmek için önce Türklüğün erdemlerine sahip olmak gereğini göz ardı edenler, bir bardak temiz suya katılan bulanık su gibi ortalığı karıştırıp; tek derdi Türkçülüğün yücelmesi olan bir çok kişinin gönlünde onarılmaz yaralar açmakta; karakterlerinin el verdiği her türlü pisliği ortalığa irin saça saça yapmakta, bunda da hiç bir beis görmeden gerine gerine ortalıkta adam diye gezinmektedirler. Taa ki, gerçek yüzleri anlaşılıp bütün kapılar yüzlerine birer, birer çarpılana kadar...


Zaman, doğruyu da yanlışı da tayin edecek; birileri egolarının peşinde hayvan gibi koşarken, şüphesiz birilerine de Türklüğe ve Türkçülüğe layıkı ile hizmet etme onuru kalacaktır!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.306



« Yanıtla #18 : 08 Haziran 2010, 00:01:13 »

   Türkçülüğün, sistemli bir fikir harekat haline gelip millete indiği günden bu yana 150 yıl gibi bir zaman geçmiştir. Namık Kemal ve Yusuf Akçura ile yeşeren Türkçülük filizi, İsmail Gaspıralı'nın yılmaz mücadelesi ile can suyunu bulmuştur. Bir çok zorluğa ve dönemin bozuk düzenine rağmen onur ve güçlü duruşlarından taviz vermeyen bu ekip olmasa idi; şu an belki de Türk adını unutmuş olabilirdik. Nitekim Osmanlı Devleti'nin son zamanında Türklüğün nasıl bir durumda olduğunu hepimiz biliyoruz.

   Bu fikir ekibinin bir halkası daha vardı ki; ne kadar anlatmaya çalışsak boşa kürek çekmiş oluruz. Turan Orduları Komutanı Enver Paşa bu ekibin eylem kısmında yer almıştır. Alman hayranlığı ile ithaf edilen bu yürekli bozkurt, Osmanlı Devleti'nin üst rütbeli askeri ve sarayın damadı olmasına rağmen; Türkistan'a geçerek bazılarının hayal bile edemediği Türk ırkının bağımsızlığı ve Turan için Ruslar ile savaşarak şehit olmuştur. Bu mücadelesi sırasında Paşa'ya yardım eden Zeki Velidi Togan'ın, Türk Tarihi'nin karanlık kısımlarına tuttuğu ışık ile Türk tarih bilincinin oluşmasına çok büyük katkıda bulunmuştur. Daha sonra Atamızın daveti üzerine ülkemize gelmiş ve çalışmalarına Türkiye'de devam etmiştir. Bu dönemde Atsız Ata ve Necdet Sançar gibi Türkçülük aşkının 20. yüzyıl fedaileri ile birlikte, İnönü tarafından silinmeye ve unutturulmaya çalışan Türk adını gönüllere bir kez daha kazımışlardır.

   Peki ya sonrası...

   Atsız Ata'dan sonra Türkçülük üzerine ne gibi çalışmalar yapılmıştır?
   Türk Kültürü'nün araştırılması ve tanıtımı için Türkçülük adına ne yapılmıştır?
   1850-1970 arasında ortaya konulan eserler neden bıçak gibi kesilmiştir?
   Kim çıkıp korkusuzca Türküm Türkçüyüm diyebilmiştir?
   Nedir bu üzerimize serili ölü toprağı?
   Hedefimizi mi yitirdik, başarıya olan inancımızı mı?
   
   Sorular böylece uzar gider.
   Peki ya cevaplar? Hiç birimizin "dönem değişti, geçim derdi" gibi saçma sapan sözler ile kendini kandırmasına gerek yok. Türkçülüğün en güçlü zamanlarına baktığımızda hangi zamanın daha zor olduğu gün gibi ortada. Şu an Ümraniye'de haksız tutulanlar varsa o dönemlerde de Malta Sürgünleri ve 1944 davası vardı. Şu an ekonomik zorluklar varsa Osmanlı'nın çöküş süreci ve 2. Dünya Savaşı sırasında dünya açlıktan kırılıyordu. Ülkünün, kutlu ülkünün, kutlu ülkü Turan'ın önüne hiç bir güç ve bahane geçemez...

   Sözün özü; son 30 yıldır Türkçülük ölü dönemini yaşamaktadır. Bunun tek sorumlusu da Türkçüler'dir. Türkçülük belki de o günlere nazaran daha geniş kitlelere ulaştı. Türkçülüğün ne olduğunu  bilen daha çok kişi var. Ama biz kalabalık olmak için değil, kalabalıkları yönetmek için varız. Kaldı ki oluşan bu büyük kitlenin nitelik kazanması ve Türkçülük adına eserler verebilmesi, çalışmalar yapabilmesi de en büyük gayemiz olmalıdır.

   Bunun içinde kandaşlarımız arasında sıkı bir bağ kurulmalı ve birlikte çalışmalar yürütülmelidir. Her türlü öneri ve çalışma-araştırma tekliflerine açığız. Gönül ister ki; aynı şehirde bulunan kandaşlarımız birbirleri ile daha sık görüşsünler, araştırma ekipleri kurulsun. Bunun için gönüllü olan kandaşlar varsa bir an önce çalışmalara başlamalıyız. Tüm kandaşlardan teklifler bekliyorum.

   Eleştirdiğimiz bazı kesimler gibi olmamak için, yeni dünya düzenine ayak uydurabilmek ve düşmana karşı güçlü olmak için ülkümüzü, Türk'ün ülküsünü çok iyi bilmeli ve kendimizi geliştirmeliyiz. Okumayan, öğrenmeyen ve üretmeyen bir nesil yok olmayı hak etmiştir.

   Yanlışlara tabi ki göz yummayacağız. Davamıza zarar verenin adı her ne olursa olsun başı ezilecektir! Biz en doğru olacağız ki; yanlışları tüm kandaşlar hak ettikleri yere gönderecektir.Fakat şu da unutulmamalı; kandaşlarımızı kırmamak için çok dikkat etmeliyiz. Bu sanal birliktelikler çok kolay başladığı gibi, bir kelime ile de yıkılıyor. Onlarca kandaşımızı göz göre bu şekilde kaybettik. Hepinizden isteğim biraz daha dikkatli olmanızdır. Türk'ten başka dostumuz yok diyoruz, ilk fırsatta birbirimize yiyoruz.

   Batur Alp kandaşın da dediği gibi inanmış bozkurtlar arıyoruz!   

   Tanrı Türk'ü korusun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : 08 Haziran 2010, 00:51:02 »

Bir düşünceye inanmak, eyleme geçirmek ve farkındalık yaratacak sonuçlar elde etmeden evvel ne yaparız? Bizler kendi yolumuzda düz ve sapmadan gittiğimiz vakit, kendimizle örtüşmeye başlarız ve bu zamana kadar yaptığımız her fikirsel eylem bir amaca  dolaysız olarak ulaşmış olur! Ama görülen o ki hala  kuru bilgiyi sunarken, bir şeylerin içersi boş kalmaya devam etmiş, ve bu boşluklar sabun köpüğü gibi aralarda mesafelere ve telefussuzluklara neden olmuş, malumatınız arada kabarcık olan bir ödem öldürücü sonuçlara neden olabilir beyinde.. Bizler salt BİR DÜŞÜNCEYE kucak açıyorken araya karışan katık, mide bulandırmaktan başka daha ne işe yarayabilir. Herkes milli görüşün doğrultusunda paçayı kurtarma çabası ile yaşarsa ve kendini olmayan tehlikelerle yüz yüze sanarsa, nasıl olur da bir düşünce sosyal hayatta vuku bulabilir ki? Eğer bir yol varsa bu yolda sorunlar zorluk yaratacaktır mutlaka.. Bu konu da kimse hayali bir pencereden bakarak, kahramanlığa, yumuşak yatağında yatarak ulaşacağını sanmasın! Kendın için seçilen yolu, zorluğu, bıkkınlığı anlayarak, kendini sınayarak, bu yola baş koymalısın, yoksa fikir başka söz başka, eylem başka olur; Bu kendinle örtüzmezliğin cezasını sen değil, temsil ettiğin bir millet çeker.. Aslında hala içimizde; halimiz nasıl  olacak, sonuç ne olacak, bu çabalar meyve verecek mi? diye tereddütle yaklaşan nice kandaşımız var.. Derinlere inip, toprağın altına demiyorum, yüreğimizle aklımızın kesiştiği o noktaya inerek bunun cevabını yüreğinizden alabilirsiniz ve yeniden kendinize güvenerek, araştırarak, varlığınızın ebediyetini sağlam temeller üzerine kurabilir, kurdurabilirsiniz.. Şimdiye kadar kurulan binalar çökmüş olsa da üzerlerine yeniden inşa etmek engelenemez bir gerçektir. Yeterki kendinizde olan, ''KUDRETİN'' yani kanınızın bilinci doğrultusunda gitmeye çalışın!! asla, itten bozkurt,  olamaz.. Kanımıza olan güveni pekiştirmek için her zaman TÜRKLÜK değerlerine sahip çıkalım ve hayatımızın her alanında bunu uygulamaya çalışalım..TÜRKLÜK DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKANA DENİR TÜRKÇÜ! Türk olarak doğan fakat atalarının yolunda gitmeyen, şaşıran, sapıtan, saptıran o kadar çok ki; bizler burda  gençlere yol göstermeye devam ederek, bu bilincin ve yeni akımın yolunu açacağız..

TANRI TÜRK'ü KORUSUN!!  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 8
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.