Yazıt Çevirilerinde Değişiklikler Ve Geleneksel Bir Tarih Sorunumuz
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 04 Haziran 2020, 16:54:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yazıt Çevirilerinde Değişiklikler Ve Geleneksel Bir Tarih Sorunumuz  (Okunma Sayısı 1663 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tengiz
Ziyaretçi
« : 23 Ağustos 2011, 23:01:34 »

Bir süredir otağın bu başlığı altında Orta Asya'nın çeşitli bölgelerinde bulunmuş eski Türk mezar taşlarını ve diğer yazıtlarını, çevirebildiğim ve anlayabildiğim kadarı ile topluyorum. İlk zamanlarda da bu çevirileri tek kaynaktan karşılaştırma yapmadan doğrudan günümüz Türkçesine aktarıp burada yayınlıyordum. Buna karşın son günlerde sanal ortamda denk geldiğim diğer çeviriler beni bir takım konularda duraksattı ve buradaki yazıtları yeniden gözden geçirmeme neden oldu. Kimileri yazıtları üstün körü ingilizceye aktarıp içeriğini yakınlaştırmış, kimi Osmanlı sevdasına kapılarak yazıtlara ''haremlik, sultanlık'' öğeler katmış, kimi Türkçenin gramer yapısını bozan sözcüklere yer verip ilginç durumların çıkmasına yol açmış...

Örneğin ''Kuydaki kunçuyum'' sözcüğünü bir kaynak ''koynumdaki karım'' şeklinde, diğer kaynak ''Vadideki prensesim'' şeklinde, kimi ''koydaki karım'', kimisi de ''haremdeki eşlerim'' şeklinde Osmanlı kafasıyla çevirmiş ve yayınlamışlar.

Bir başka örnek olarak ''aç bilikte'' sözcüğü bir kaynakta ''aç olduğumuzda'' şeklinde, diğer kaynakta ''iç biligde'' ye bağlı olarak ''yurdun içinde'' şeklinde çevrilmiş.

Örnekleri sürdürürsek ''esizme'' sözcüğünü kimileri ''Ah'', ''Ne çare'' ''Ne yazık'' şeklinde, kimileri ''sizlerime'', ''sizime'' şeklinde çevirmiş.

İngilizceye çevrilmiş bir kaynakta da ''iç bilig de sekiz erin üstesinden geldim'' denilirken
Türkçe bir kaynakta da ''aç olduğumuzu bilerek sekiz er verdim'' denilmiş...

Bu kargaşanın başlıca nedenleri Orhun yazısında ünsüzlerin yazıya pek aktarılmaması,
(örneğin ''-ç blgde''  olarak yazılmış sözcüğün ''üç biligde'' mi, ''iç biligde'' mi, yoksa ''aç biligde'' mi olduğu sorusu) Bunun yanında Eski Türkçe sözcülerin kökenlerinin yeterince araştırılmaması, gerekli kaynak bulunamaması ve yazıtların oldukça zarar görmüş olmasıdır.

Tüm bunlara karşın ilginç olan şey ise bir takım sözcükler her ne kadar tartışmalı olsa da yazıtların içeriğinin hiç değişmeden kalması.

*Yurt sevgisi,
*Aileye olan bağlılık,
*Çekilen sıkıntılar,
*Ölümden duyulan üzüntü,
*Savaşla yoğrulmuş, yiğitlik, birlik, güçlülük ve erkeklik duyguları,
 
Her türlü çevirmede kendini göstermiş.

Yanlız bir takım çeviriler var ki gülünmeden geçilemez;

''Azdım, Tanrı beni cezalandırdı''
''Çok azdım, beni uyardılar ama ben dünyaya doyamadım''
''Haremimdeki kadınlar, sultanlar''
''Elli öküz çaldık gelip bizi öldürdüler''

 Şeklinde yapılan çeviriler oldukça düşündürücü. Eski Türklere Osmanlı gözünden mi bakılmak istenmiş, yoksa Eski Türklerin müslüman olmadıkları için azdıkları ve yoldan çıktıkları mı ima edilmeye çalışılmış pek belli değil.
Dünyadaki kaç insan mezar taşına yaptığı azgınlıkları yazdırtmak ister? Bunu bu türlü çevirmeleri yapanlara sormak gerekir. Unutulmamalı ki Eski Türklerde bizim gibi duyguları, düşünceleri, gururları ve toplum bağları olan insanlardı...

Tüm bu çevirmelere karşın ben otağa genel olarak onaylanmış çevirmelerden parçalar edinerek, bilimsel makalelerdeki bilgilere baş vurarak ve kalan boşlukları bu şekilde doldurarak saptrılmamış olan çevirilerden alıntıladığım bilgileri koydum. Bu geri dönüş ve düzeltmeler bana oldukça da yararlı oldu. Tek bir satırlık tümce için dakikalarca makale okudum ve Eski Türkçe nin büyüsüne biraz daha kapıldım...

Yazıtları bilgisayarlarına kayıt eden andalarıma yazıt çevirilerinde derin değişiklikler olmasa da ufak tefek değişikliklerin olduğunu bildirmek isterim.

Dün izlediğim bir yayında Kırgızistanda ki  bir vadide 100.000 (yüz bin) Türk kaya resmi bulunduğunu ama Türkiye'den hiç bir arkeoloğun buna ilgi göstermediğini, Japonya ve Kore den bir sürü bilim adamının o bölgede cirit attığını bir Kırgız arkeoloğun ağzından duydum. Bizi açıkça davet etmelerine karşın bu tepkisizliğimiz nedir anlamak zor... Bir çok Uygur yazısı da, ilk önce yabancı araştırmacılar ele geçirdiğinden dolayı bizim araştırmacılarımız tarafından incelenemiyor.
Masa başında oturup tarih araştırması yapmak isteyen üniversitelerimiz, Türk tarihini macardan, rustan, çinlisinden öğrenmeye tutsaktırlar.

Tengiz

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 23 Ağustos 2011, 23:17:48 »

 Bu konudaki çalışmaların otağımız ve Türk Tarihi için çok önemli Tengiz Kandaşım. İlk önce seni bu çabandan ötürü kutluyorum. Türk tarihini araştırarak öğrenmen, öğrendiklerini bıkıp usanmadan bizlrle paylaşman seni gözümde her geçen gün daha da değerli kılıyor.
  Söylediklerinde yerdn göğe haklısın. Üniversitelerimiz ne yazık ki, her konuda araştırmadan yoksun ve yetersiz. Profesörlerimiz çok azı hariç, önemli bir araştırmaya imza atmadan, taklit ve ezber yollarla ne acıdır ki bu konuma geliyorlar. Daha sonra yetiştirdikleri öğrencilerde onların yolunu izliyor. Bugün arkeolojide okuyan bir üniv öğrencisi puanı bu bölümü tuttuğu için, bir üniversite bitirmiş olmak için okuyor ve okul bittikten sonra sudan çıkmış balığa dönüyor. Oysa arkeoloji gizlenmiş Türk tarihini ortaya çıkarmada en önemli unsur. Ancak bugünkü eğitim sistemimiz ne yazıkki ne Türk tarihine ne de bu tarihi belgeleriyle ispatlayacak arkeolojiye gerekli önemi vermiyor. Vermediği içinde buradan mezun olan gençler kendi alanlarının dışında bir iş yapmak zorunda kalıyorlar.
   Tüm bu söyledikleri ancak tam milli bilinçte bir iktidarla olacağından, şimdilik hayal gibi görünüyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 23 Ağustos 2011, 23:23:54 »

Somali ve Filistin dururken kimin aklına gelir Kırgızistan'da ki yazıtlar? Neyse, çalışmalarınız için sizi kutluyorum değerli kandaşım. Sağolun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 24 Ağustos 2011, 00:15:37 »

Bizim dil bilimciler , Tarih prof. ları, arkeologlar acaba bu mslekleri niçin edindiler? Odalarında akşama kadar oturup , sağdan soldan derme bir kaç kitapcık yazmak için mi? Sonrada şikayet ediyoruz, tarihimizi sadece Çin kaynaklarından ögreniyoruz diye.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.