İnsan Genomu
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 07:56:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İnsan Genomu  (Okunma Sayısı 1730 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 09 Nisan 2014, 18:14:16 »

Dr. J. Craig Venter,

Popüler bir ad olmaktan çok korkulan bir bilim insanı olarak yine bilim yumağı içindeki en önemli düğümlerden birini oluşturmuştur.

Lise yıllarında yüzme ve marangozluğun dışında pek bir ilgi alanı olmayan bu genç, Vietnam Savaşı'na katılınca yaşamın gerçeklerini görüp bir bilim insanı olmaya karar verir. Yapmak istediği şey, ulaşmak istediği hedefse oldukça iddialıdır: Enerji oluşturabilen canlı organizmalar üreterek dünya enerji sorununa çözüm getirme. Bu nedenle 'Yapay Yaşam' kavramına el atar. DNA sürümlü bir dünyanın, biyoloji ve yaşam moleküllerinin anlaşılabilmesine bağlı olduğunu düşünerek canlıların yapı taşlarını oluşturan genetik alanına balıklama girer. Geliştirdiği teknoloji ile kamu kurumlarının çalışmalarına meydan okuyarak onların maliyetlerinin kırıntısı denli bir harcama ile onda bir zamanları içinde insan genomunu, yani yaşam sarmalını çözer.

Bunun için kendi alt yapısının kodlarını açar ve 2000'li yılların başında ilk insan sarmalı açılımını internet üzerinden bilim dünyasına sunar. 2007 yılı ortalarında da sarmalın tümünü açar, yayar masa üstüne:

'Buyrun sevgili ve sayın bilim insanları, görün bakın insan gerçekte neymiş?' der.

Kısacası biyolojiyi dijitize eder. (Türkçesi, sayısallaştırır ve bilgişlerde işlenebilir duruma getirir) Bu çalışması ile de yeni yüzyılın bilim kapısının yönünü belirler.

En başta kimi bilim kurumlarının dışında fazla ilgi bulamayan bu çalışma, konunun nereye varabileceğini tahmin edebilenler tarafından hızla ele alınır. Yaradılışın gizi açığa çıkacak ve bugüne değin bilinen her şey çöpe atılacak. Hem ticari hem de askeri kurumlar sinekten yağ çıkartmak, başta olmak, gücü denetleyebilmek gibi kendilerine göre geçerli nedenlerle büyük paralar harcayarak kapalı kapılar ardında dev laboratuvarlar kurarlar. Yaptıkları gizli çalışmalarla kimbilir neler tasarlamaktalar orasını kimse bilemez. Ama, bilinen bir şey var ki, başta Hollywood sineması olmak üzere beyazperde ve TV ekranları bu konuyu ciddiye alırlar ve ne kadar tehlikeli bir oyun oynandığının çığırtkanlığı üzerinden rant sağlamaya başlarlar.

Gerçekten gezegenimizin, dolayısıyla insanlığın geleceği bu DNA harflerini iyi anlamamızda mı yatıyor?

Geçtiğimiz yüzyıl 'Nükleer Yüzyıl' diye adlandırılırken içinde bulunduğumuz çağ 'Biyoloji Çağı' mı olacak? Hani şu hepimizin çok iyi bildiği biyoloji, hani yaprağın kesitine, kurbağanın kalbine baktığımız biyoloji dersi bu denli önemli mi gerçekten?

Çevrenize bakın, ne görürsünüz? Evler, ağaçlar, insanlar, çiçekler, böcekler... Hepsinden de bol bol var. Oysa minicik bir yaprak parçasını yoktan var etmeye çalışın. İşte konu bu!

Çevremizdeki zenginlik öyle bir yapıdadır ki tek bir hücresini bile üretebilmek olanaksız... Mı? Acaba? Yoksa bu artık geçmişte mi kalacak? İnsan yeni yeni canlılar üretebilecek mi gerçekten?

Hükümetlerin maskaralıklarına teslim edilmiş bir gezegen, yaşayan insan toplumları bilimsel donanıma sahip değillerse çökmeye mahkûmdur. Gıda, su, enerji, temiz hava gibi temel taşlar çok kritik bir denge içindedirler. Hızla kirlenebilir, yok olabilir hatta bizi ölüme sürükleyebilirler.

Geleceğimiz, yalnızca bildiğimiz yaşam formlarını anlamak, denetleyebilmek ve iyileştirmeye değil aynı zamanda insan zekâsının yaratacağı yeni yaşam biçimlerini üretmeye ve bunları gezegenimizin sağlığı için kullanmamıza bağlıdır.

İnsanlar, genetik bilgilerine bakıldığında birbirlerinden yaklaşık yüzde bir oranında farklılar. Bu daha önce binde, hatta onbinde bir olarak tahmin edilmişti. Ancak 2007 yılının ortalarında doğru elde edilen sonuçlar, iki insanın benzeme farklılıklarını yüzde birler seviyesine taşımakta. Bu farklılıklar da kimi zaman oldukça ilginç olmakta. Örneğin, çevresel zehirleri etkisiz duruma getiren bir gen bulunmuştur; ama bu gen coğrafyaya bağlı olarak farklı insan türlerinde boy göstermektedir. Avrupa kıtasının neredeyse tümünde olmasına karşın Kafkasların yarısından fazlasında bu gen yoktur.

Dr. J. Craig Vender'in bir konferansta, Amerika'da yıllık sağlık harcamaları 2006 yılında 2 trilyon dolar civarında olmuş. 2015 yılında bu sayı 4 trilyon dolara çıkacakmış.

Darwin'in Galapagos Adaları'nda yüzyüze geldiği canlılar sayesinde evrimin ayırdına varabilen bir bilim insanıdır. Ona göre, canlılar koşullar yüzünden değişmekte idiler ve bu değişim yüzyıllara yayılmakta idi. Uyum sağlama işin anahtarı idi. Bu değerlendirme, yeni yüzyılda geçerliliğini kaybedeceğe benziyor; çünkü insan artık evrimi planlayarak, laboratuvada ve birkaç dakika içinde gerçekleştirilebilecek. Al onun genini, çak bunukinin üstüne olsun sana yeni bir canlı.

Üstelik bu yeni canlı senin istediğin her şeye sahip ve istemediğin hiçbir şeyi içermiyor. Çünkü onu sen tasarlamışsın. Özene bezene... Bu Tanrıcılık oynamak değil de nedir? 'Tanrıcılık Oyunu' değil mi sizce? Yakın bir gelecekte, bu oyun sanal olmaktan çıkıp, gerçek olmaya doğru gidiyor. Öyle ya, yaratı sizin ellerinizde olacak. Üstelik kanlı canlı bir şeyi sıfırdan tasarlayıp yaşatacaksınız. Bu bir mikroorganizma da olabilir, kocaman bir hayvan da... Bilimin bu yönü geliştikçe yaratılacak canlılar da ona göre daha kompleks olacaktır.

Bilim insanları, hedeflerini sıralamışlar bile... Tedavi yöntemli tıp yerine önlem yöntemli tıp birinci sırayı işgal etmekte. Yani hasta olduktan sonra tedavi edileceğimize, hangi hastalık yakamıza yapışacaksa bunu görüp onun oluşturacağı bozuk geni sağlamıyla değiştirmek. (Zaten şu an onu yapıyorlar) bir tür yaradılışımızdaki defoları önceden düzeltmek... Çok harika bir olay. Peki, ama kimse hastalanmazsa ve yaşlanmazsa, kimse de ölmezse ne olur dünya nüfusunun durumu? Bu durumda yeni doğacaklara yer kalmıyor gibi, ne dersiniz? Şimdiye dek doğmuş olanlar kazık çakacaklar dünyaya...

İkinci sırayı yeme içme alıyor. Bunu yapabilmek için kimi hücrelerin gen yapılarını değiştirip sürekli çoğalmayı sağlıyorlar. Bir şeftali düşünün, büyüdükçe büyüyor. Ya da bir pirzola parçasını... Durmadan artıyor. Bunun için de şu son zamanlarda sonunda hepimizi ilgilendiren çevre felaketlerinin bir numaralı aktörü olan karbondioksitin karbonunu kullanıyor. Bir taşla iki kuş...

Üçüncü sırada enerji geliyor. Yine bakteriler iş başında. Sürekli çoğalan bir benzin hücresi düşünün. O da havadaki karbon moleküllerini kullanıyor. Süper değil mi?

İlk bakışta öyle. Ancak birçok bilim insanı ve sanatçı, 'Madalyonun öteki yüzüne de bakın diye bas bas bağırıyor. Denetimden çıkan virüsler, toprağa karışan insan yapısı bozuk moleküllerin temiz gıda kaynaklarını bozmaları ve havaya karışan doğa dışı üretilmiş organizmaların insan genetiğini mahvetmeleri gibi...

Yazının başında sözü geçen Dr. J. Craig Vender'den öğrendiğimiz bir diğer gerçek de Abd'de yaşayan insanların yüzde yirmibeşinin dünyanın güneş çevresinde döndüğünü bilmedikleridir. İnanılmaz gibi görünen bu gerçeği ayıplamadan önce kendi durmumuzu değerlendirmemiz gerekir...

İnsanlar bilimsel temele oturan bir sistemle eğitilmezlerse, doktorların yerini üfürükçüler, bilimin yerini hurafe, insanın yerini de yaşamlarını sonunu bekleyen organizmalar alır. Yüzyılımızın yeni her insan figürü bir bilim insanı, bir sanatçı ve sorgulayıcı bir düşünür olmak zorundadır yoksa evrim bir adım daha atacak ve yerimize daha akıllı yaşam biçimleri gelecektir.

A. M. Erkorkmaz. (Genlerle Oynarken yazısından alıntı)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.166 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.