Damarlarımdaki kan, yaşayışıma isyan ediyor.
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 14:33:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Damarlarımdaki kan, yaşayışıma isyan ediyor.  (Okunma Sayısı 646 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 363



« : 27 Kasım 2018, 09:40:22 »

Damarlarımdaki kan, yaşayışıma isyan ediyor.

Bizim kanımız şimdi kendine çağdaş diyenlerin deyimiyle biraz eski kafa. Şimdinin dünyasını beğenmesine imkan yok. Eski ihtişamlı günlerini özlüyor. Genlerim  savaşmak, kan dökmek, yönetmek, bozkırda bağdaş kurup içmek, at sırtında rüzgara kapılmak, kılıç ok talimi yapmak, kutlu dağlarda ovalarda ormanlarda gezmek istiyor. Kopuz dinleyip kederlenmek istiyor. Bir börtenin peşinden koşmak ya da onunla beraber bunları yaşamak istiyor. Daha tan vaktinde kalkıp otağını ısıtmak, balalarına dövüşmeyi öğretmek, deli gibi kımız içip esrimek istiyor. Karnını doyurmak için hayvan avlamak, avı olduğu yerde pişirip yerken yaptığı işle gurur duymak istiyor. Uzak ülkeleri fethetmek, yeni yerler görmek, savaşın en kızgın anında dahi silah arkadaşlarıyla beraber gülebilmek istiyor. Hayatı insanların gözlerinden okumak istiyor. Orta Asya'nın çöllerinde tek başına kaybolmak belki de mecnun olmak istiyor. Kurultaylarda misafirlere gücünü kanıtlamak, yeni tanıştığı ama sanki binlerce yıldır tanıdığı kişilerle eğlenmek istiyor. Gardaşıyla kımızın içine kanlarını damlatıp kafasına dikmek istiyor. Kılıcının parıltısını görmek, güneş ışıkları çarpan zırhını tüm heybetiyle göstermek, at sırtında komutanını beklemek için can atıyor. Tembellik yapıp çalısmamak ama kılıcıyla haracını almak için beynimi kemiriyor. Haklı haksız olmadan haksızın canına okumak gibi yargısal bir amaç güdüyor. Kalelerin burçlarını zaptedip, kanımızla suladığımız o hiçbir şeye değişilmeyen mübarek bayrağımı dalgalandırırken Türk kanı taşıdığı için savaşılan soydaşlarımı düşman elinden çekip almak, yetim ve öksüz kalıp buz gibi soğukta su satarak kardeşlerini büyüten kardeşlerimin yarasına em olmak için damarlarımda halis bir kan dolaşıyor.

Sabah kalktığımda, hayır hayır sabah kalkmıyorum. Öğrenci okuluna, babalar işine gittiğinden bir kaç saat sonra beynim düşünmekten yorulup milyon tane sesle uykuya dalabiliyor. Beden uykuda dinlenir, bense yoruluyorum. Onlarca kabusla uyandığımda odamda bombalar patlıyor, sanki izli m3 mermileri gibi ışınlar duvardan duvara çarpıyor, bi kabus olmasını dilesem de sürreal bir boyutta gerçekleşiyor her şey. Kalktığımda ağzımın içi bok çukuru, midem savaş alanı, kulaklarımda deli türküsü, vücudum savaşta mağlup olmuş kadar yorgun. Herkes genelde yapacak iş bulamayıp sıkılıyor. Ben şimdilerde sonsuz sayıda işlerime koyulmak istediğim de beceremiyorum. Tek işim yemek yemek ve beklemek. Soyutluktan kaçmak, düşünmemek gibi zırvalık olan şeyler için zaman tüketiyorum. Varoluştan gelen bir acı var şakaklarımda. Saçmalık, basitlik olduğunun farkındayım. Ağzımı açıp biriyle konuşmak bile meşakkatli geliyor. Ama son bir kaç zamandır biriyle sabaha kadar konuşup kafa dağıtabiliyorum. Saçmalık olduğunu biliyorum. Bunlarla sabaha kadar vakit öldürüyorum, ne düşündüğümü bilmeden. Saçmalık olduğunu anlayabiliyorum, birinin demesine gerek yok. Pencerem her zaman açılabilir.

Kanım bu saçmalıklara isyan ediyor!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.039 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.005s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.