Bir öykü
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:37:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir öykü  (Okunma Sayısı 2108 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« : 24 Aralık 2015, 19:43:18 »

Huzurdan yoksun o berbat günlerin ardından çıkmak istediğin yolda, hani ben bunu yaşamak istiyorum yaşayacağım diye tuttuğun el umduğun sıcaklıktan uzak çıktı sanıyorsun değil mi; haklısın.
Bazı anlar vardır ki her duygunun aynasıdır mesela hani o ilk buluşma; O otogarda ki onu ilk gördüğün an, ayakların seni dinlemiyor futursuzca ona koşuyordu, seni sarmak için açılan o kollara.
Sadece mutluluk istiyordun, yıllardır tadına varamadığın herkesin ballandırarak anlattığı o mechul duyguyu, tatmadın mı,  bulamadın mı?
Aslında o kadar müthiş bir kişiliğe sahipsin ki yıllar sonra olacakları bilecek kadar da ön görüşlüsün.  Karşındakinin psikolojisini takmadan sadece içinden geçeni yapmaya kalkmak nelere mal oluyor. Sana aşıladığım intikam hırsının bana çarpması hiç iyi olmadı
Anlamın manasını bilmeden yaşamışım seni tanımadan evvel, Daha düne kadar benim ve diğer insanların zorluk diye tanımladığı bir çok olayın senin yanında olduğumda nasıl zevke dönüştüğünü öğrettin bana, dört gün 3 gece uyumadan ayakta kalmanın esriliğini, cehennem gibi sıcak bir havada kaldırıma çarşaf serip sabaha kadar yanıbaşımızdan geçen insanları takmadan uyumanın hazzını, sıfırın altında her tarafın don tuttuğu kırağı yoğunluğundan dört bir yanın bembeyaz kesildiği o köy yolunda ki pınarın başında durarak sabaha kadar arabada ki muhabbetin doyumsuzluğu, Bir 10 aralık gecesi o berbat kar yağışı ve tipi altında saatde 10 km ile Atsızın kabrine giderken Uludağın zirvesinde kaldığımız gün çektiklerimiz bazlarına çile gelir ama senin yanında benim için yaşamanın anlamıydı o anılar!
Sen bu hayatda en çok et yemeklerini, sigaranın dip kısmını birde beni severdinde,
 Ya ben!!

Senin en basit olaylarda mutlu olmanı, yürüyüşünü, sonradan takılma kazma gibi dişlerini,  Bana ‘’akrep gözlüm’’ dedirten o gözlerinin üst kapağına çizdiğin akrep kuyruğuna benzeyen şekli, ressam edasıyla hünerli bir elden çıktığı anında belli olan buğulu cama çizdiğin resimleri, yemek yapmasını bilmemeni, ben yanındayım diye birilerine yiğitlik yapamamanın sana verdiği acıyı, Hani o dişlerini sıkarak elini yumruk yapıp orta parmağını sivrilterek kafama doğru sinirli sinirli şakadan da olsa kaldırmanı, yöresel tavırlarını, hayata dik duruşunu, aldığın soluğu…

Üzgünüm sensizliğe, bensizliğe neden olduğum için.

Şimdi…..

Sana o yanımdan git dediğim güne lanet ediyorum.  Bu tarihi sözcüğü nasıl bir psikolojik duygu içerisinde söyledim bilmiyorum, bana diyordun ya gidersem yanarsın işte haklı çıktın futursuzca yanıyor, kahroluyorum sensizliğimde. Hatırlıyormusun sen yanımdan gittikten aylar sonra bir 8 Mart günü sana sürpriz yapmak için yanına geldiğimi, iş yerine uğradım o bu gün izinli dediler beni telefonundan da engellemiştin sana ulaşamamanın ezikliği altında ablanı aradım ablanla konuşmuştum bana senin şu an hastanede olduğunu söylemiş ardında da benim seni aradığımı sana iletmiş olmalı ki aradın beni. Hastanede senin adını haykırarak deli gibi dolandığımı hatırlıyorum, seni görememek sana ne olduğunu bilememek kahrediyordu., senin tarif ettiğin servis onkolojiydi, odalarda seni ararken bir görevli neden ağladığımı sordu bana, seni aradığımı söyledim ona, buldu beni senin yanına götürdü sen beni görmüyordun başında birkaç doktor ve görevli vardı, bayağı bekledikten sonra çıktın dışarı beni gördün ve ağlayarak boynuma atıldın, orada ki  bulunan herkes bize bakıyordu belki de acıyarak. Ben seni buraya böylemi bıraktım diye kulağına ağlayarak seslenirken sıkı sıkı bana sarıldığını da hatırlıyorum, İşte tamda o gün beni senin yanına sürükleyen el Tanrınındı, Tanrının eliydi.

Düşünüyorum da biz beraberliğimiz de hiç gülmedik mi de hep ağladığımız anları hatırlıyorum, beni havaalanına yolcu ederken ki halin, senin iş yerinde gitme diye serzenişimde ben. Demek ki sevda bu olmalı.

Kader çizgisinin eğik tarafları bizmiyiz?

Kız nereyi kazandı onu da sormak istemiyorum sana ki gelip başını ağrıtmayim, bensiz çekilen o resimlerinde nasılda güzel gülüyorsun, hayatının berbat kısmı olduğunu öğrendim ya bu benim geleceğim açısından önem kazandı. Hayatımı sana endeksledim, ne yaparsam bir gün seninle olacağımızı düşünerek adımımı atıyorum, ha şu da var yoldan geçen herkesi seninle eşleştiriyor benzer yanlarını buluyor ona göre değerlendiriyorum. Galiba deliriyormuyum ne.  Ben sensiz hiç iyi değilim, senden sonra ne kadar kötü yol varsa denedim, önceleri seni unutmak için yapıyordum, olayları yaşadıkca anladım ki attığım her adım beni sana biraz daha yakınlaştırıp bağlanmamı sağlıyor. Her zaman; ne zaman gel diyeceğini bekledim, inatsın ya demedin. Yanına geldiğimde bana açtığın kolları, yanından dönerken Tanrıya açarak beddua edişlerin de kulaklarımda çınlıyor. Böyle bir sevginin kurbanı olduk. Birbirimizden tahminsiz nefret duysak da seni ben çok seviyorum ötügen on dokuz. Canım yanıyor canım, ateşlere sardı her yanım Öldükçe çoğalan ben, şimdi çoğaldıkca bitiyorum  akrep gözlüm. Bir gönülde harman yeri olunca, esen rüzgarda dağıttığın tahılların yok olduğunu bilirmisin sen, derince sularda yakamozlarla tek başına kaldığında, yalnızlığın acısını, yokluğunun tadını bilirmisin sen Akrep gözlüm. Bir inadın kurbanı olmadık mı biz,

Yüreğim hep dolduğunda aklımdan çıkmayan sensin, hayalinle yaşamak bile güzel, seni benim gibi kendin dahi sevemezsin bunu bildiğini biliyorum, senden başkasına boyun bükmeyeceğimi de. İnsan diliyor ki hep sevdiğiyle olsun onunla yaşlansın, onun koynunda ölsün, inanıyorum ben başaracağım bunu, Hatırlıyormusun Ulusda dolanırken önümüze bir yaşlı çift çıktı, adam yere çökmüş karısı ellerinden tutmuş başında ayağa kalkmasını bekliyordu da işte d edik bizim geleceğimiz.. Olmadı, olmayacak mı dersin?  Milad  o köhne kaplıca otağıydı benim için, parkda kıçımızı başımızı sinekler yerken bile mutluyduk seninle eleleyken.

Evet
Yanlışım, yanlışlarım olmadımı diye soracak olursan her insanın olur demeyeceğim, benim adım Veysel top sa olacaktır elbet. Yanlışlarından ibret aldınmı diye soracak olursan tabi ki, her zamankinden fazla. Seni kaybetmediğimi kesin olarak biliyorum, sen benim Han’ımsın Hanım. Öyle sevdim ki seni hiç bir cümlen yetmezdi aslında, Ne söylesen , ne desen söndürmezdi yüreğimdeki yangını.Anladın sen ama değişik duygularına kafa tutuyorsun, Öyle seviyorum ki seni yüreğimin en saklısındasın ,en derininde orada senden başkasına yer yok. Dedim ya seni benden başkası bir daha benim gibi asla sevemeyecek ve kimse benim seni mutlu ettiğim gibi edemeyecek. Seni benden başkası anlayamaz ve benim beklediğim gibi de bekleyemez, ben sevgime hüznü, hasreti ve yangınlarımı kattım da geldim sana, sadece seni sen olduğun için sevdim. Hayalimi düşlerimi ekledim aşkıma ki oysa düşüm de hayalimde sendin yani seni sana ekledim ve içime akıttım. Benim hatamdı belki senin varlığına şükretmemek anlamadın bunu da, tanımamışsın belki beni de çünkü ben tek gülüşüne hayatımı feda ettiğim sevdiğim için şükretmem kut alırım, bu hayatda bir seni sevdim bir de gene seni.

Senin benim için neleri feda ederek birlikte olduğunu unutmak mümkünmüdür adam olana.Bu kutlu bir sevgi ,ulaşılmaz amaçları hedeflemektir de yanıldığını düşünmek ölüm gelir yok olmaktır bir sebeb uğruna.

Sen ki benim kendimi bildiğim andan itibaren istediğim kadındın, bütün iç güdülerimle seni bekliyordum o ana kadar. İşte bunun içindir ki senin olduğum günü miladım saydım. Bütün karmaşık heyezanlarım sana karşı ezikliğimden olabilir mi bilemiyorum. Bütün hayali, amacı seni mutlu etmek olan ben, kendisini sana endeksleyen ben sana karşı olan tutumlarında yanlış yapıyorsa eksiklik ikimizde de olabilir mi. Sonuç ne çıkarsa çıksın seni seviyorum lan!

Sen inanmasanda seninle çok mutlu, mutluluğun dahi hafif kalacağı o yüksek irtifayı yaşadık seninle. İki insan düşün ki el ele yaklaşık on kilometre yolu birkaç kez gidip geldikten sonra aynı yerde dönüp durduğunu hatırlasın da bundan hazlansın, normal kişilere bu delilik veya ahmaklık gelir de onlar sevgilinin yanında ölüme gidebilmeninde doruk noktasında bir güzellik olduğunu bilemezler. Bir küçüğün bir tutam sacının lülelenmiş haline sevinmesinin bize vermiş olduğu mutluluğun esrimesini  onlar ne bilir.
Bende kalan resimlerine bakıyorum şu an, onlar bana üç türlü görünüyor, birincisi çok mutlu, ikincisi çok çok mutlu, üçüncüde hüzün var. Hüzünlü olanlar gitmeye yakın olduğun zamanlarda çekilmiş. Bunların içerisinde benim en sevdiklerim de senin bana güzel çıkmamışım sil dediklerin, yüzlerce resme bakıp tek seni görüyorum!

Biliyormusun unutulmak ölümün kahredesi sessizliğine bürünmektir!  Anılarla yaşamak da bir o kadar felç ediyor insanı.  Var olmanın dayanılmaz hazzı sevdiğinin nefesini yanında hisstsetmekse  kiişi sevdiğinin koynunda ölmeli diyorum ben.

Veysel Top
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2016, 22:43:14 »

Biliyormusun unutulmak ölümün kahredesi sessizliğine bürünmektir!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 1.283 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.