AKP'NIN KOYUNU, ŞIMDI ÇIKIYOR OYUNU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 08 Aralık 2019, 11:49:43


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: AKP'NIN KOYUNU, ŞIMDI ÇIKIYOR OYUNU  (Okunma Sayısı 4774 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ERGENEKON GÖKTÜRK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 192



« : 12 Nisan 2011, 21:24:04 »

2010 dış ticaret açığı, tahminlerin üstünde 71.6 milyar dolar olarak kesinleşti. 2009 yılına göre 2010 yılında, ihracat yüzde 11.5 oranında artarken, ithalat yüzde 31.6 oranında arttı. Sonuçta dış ticaret açığı da yine bir önceki yıla göre yüzde 84.5 oranında arttı.

AKP iktidarından önce, 2002 yılında Türkiye’nin dış ticaret açığı 15.5 milyar dolar idi. Bu açık her yıl artarak, 2010 yılında 71.6 milyara yükseldi. Türkiye AKP iktidarında, 382,9 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Bu açık, Türkiye’nin 2010 milli gelirinin yarısı kadardır.
 
TL aşırı değerlendi

Dış ticaret açığının bu kadar tırmanmasının nedenleri arasında 2010 yılında büyümenin etkisi var... Ancak asıl neden TL’nin aşırı değer kazanmış olmasıdır.

Milli parasının aşırı değerli olmasından dolayı, bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmet fiyatları, içeride üretilenden daha ucuza gelirse ve yine aynı nedenden dolayı ihraç ettiği mal ve hizmetlerin fiyatı diğer ülkelerin ürettiği mallara göre daha pahalı olursa, ithalatı daha fazla ihracatı ise daha düşük kalır. Başka neden aramaya gerek yok. Sürekli dış ticaret açığı verir.

Merkez Bankası reel kur endeksine göre, TL halen yüzde 25 dolayında değerlidir.

Dış ticaret açığımızın bir kısmını, turizm gelirleri gibi döviz gelirleri ile kapatıyoruz. Geride cari açık kalıyor. 2010 yılında bu cari açık da tahminlerin üstünde çıkıyor. 46 milyar doları geçiyor.
 
Cari açık 46 milyar dolara yükseldi

2002 yılında, Türkiye’nin cari açığı 0.6 milyar dolar iken, 2010 yılında 46 milyar dolara yükseldi. Bu sekiz yılda Türkiye 216.8 milyar dolar cari açık verdi.

Dış cari açığın artması, kamu borçlanmasından, dış borçlanmadan daha kötüdür. Çünkü örneğin bir şirket dış borç alırsa, ya ülkeye döviz girişi olur veya bu döviz karşılığı mal ve hizmet girişi olur. Özel sektör bu dış borçla yatırım yaparsa veya iyi değerlendirirse, hem borcu ve faizini öder, hem de para kazanır.

Cari açık, bir ülkenin döviz açığıdır. Bu açık, bir bakıma dış ekonomik ilişkilerden dolayı ortaya çıkan zarardır. Bu zararın kapatılması için aldığımız dış borç, zararın her yıl büyümesine neden olur. Çünkü her yıl bu açık için alınan dış borç karşılığı Türkiye faiz ödeyecektir.
 
Dış borç faizi her yıl arttı

AKP iktidarında, Türkiye’nin her yıl ödemekte olduğu net dış borç faizi artmaktadır. Dünyada faizler düştüğü halde Türkiye halen yüzde 5 ve yüzde 6 ile borçlanmaktadır. MB raporlarına göre, 2010 yılında Türkiye’nin her yıl dışarıya ödediği net faiz, 2002 yılına göre iki katına çıkmıştır. Bu 8 yılda dışarıya giden net faiz 51.4 milyar dolardır.

Dış borç dışında bu açığı kapatmak için, Hükümetin özelleştirme yoluyla blok olarak yabancılara sattığı Telekom gibi altyapı şirketlerinin ve diğer varlıkların, Türkiye’den elde ettikleri kâr her sene yurt dışına çıkacaktır.

Cari açığı kapattığımız, sıcak para da, eninde sonunda çıkacak kısa vadeli borçtur. Üstelik, TL değerli para olarak kaldığı sürece, sıcak para da borsadan aldığı spekülatif kârları götürecektir.

Türkiye tuzağa düştü

Özetle Türkiye artık, dalgalı kur sisteminin cari açık tuzağına düşmüştür. Bundan sonra sürekli döviz kaybedecektir.

Bu tuzağa bizi dalgalı kur sistemini getirenler düşürmüştür. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere uygun olan kur sistemi, kontrollü kur sistemidir. Dalgalı kur sistemi ile uluslararası fonlar, dış ticaret yapmakta olduğumuz gelişmiş ülkeler, Türkiye’nin kaynaklarına el koymuş ve ekonomimiz yabancı kontrolüne girmiştir.

Bu nedenledir ki, sürekli cari açık veriyoruz. Bu nedenledir ki, bankaları büyük oranda yabancılar kontrol ediyor, bu nedenledir ki, imalat sanayiinin yüzde 60’ı yabancılara geçti.

Gelişmiş ülkeler savaşmadan ekonomimizi işgal ettiler ve kaynaklarımızın kaymağını onlar yiyorlar.


Prof. Dr. Esfender KORKMAZ

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.iktisatlilar.net
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türk eri
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 147


Ben bir Türk'üm! Dinim, cinsim uludur!


« Yanıtla #1 : 14 Nisan 2011, 20:54:03 »

Esfender Hocayı çok severim. Yazıları bana genellikle Orhan Pekin'i anımsatır. Bir çok görüşüne katılırım. Burada cari açık sorununa çok güzel değinmiş. Ama bana kalırsa sorunun nedenini yanlış yerde aramış.

Türkiye'nin dalgalı kura geçmemesi gerektiğini savunmuş. 90'lı yıllardan itibaren bir çok ülke sabit kur sisteminden vazgeçip, serbest kura geçti. Çünkü maliye politikaları artık eski işlerliğini kaybetti. Keşke 97 krizinden biz de etkilenseydik de Rusya gibi bu sisteme daha erken geçme şansımız olurdu.
Sabit kurda TL'nin değerini düşürmek kolaydır. Para basma makineniz elinizde. Basın basabildiğiniz kadar. TL çok değerlenirse piyasadan toplarsınız dövizleri ve TL sürersiniz. Peki ya tam tersi olursa ne olacak? Yani TL aşırı değer kaybederse... O zaman da piyasadan TL çekip yerine dolar sürmeniz gerekir. Peki ya rezervlerinizde yeteri kadara döviz yoksa?

Olmamış şey değil. Tansu çiller devalüasyon kararını verirken MB'nın döviz rezervleri tamamen erimişti. Tıpkı 94 krizinde olduğu gibi 2001 krizinden sonra alınan kararlar da asla keydfi değildir. Zorunluluk altında alınmıştır. Hatta bana kalırsa sabit kur sistemini 94 yılında bırakmalıydık.

Sabit kur sistemine bütün dünya aynı anda geçme kararı verirse o zaman harika bir şekilde işleyebilir. Ama herkes kuru dalgalanmaya bırakırken siz belli bir oranda sabitlemeye çalışırsanız bütün spekülatörlerin gözdesi olursunuz. Ve sonunda sistem sürdürülemez, 94 yılında oluduğu gibi, 01 de olduğu gibi sistem iflas eder.

Bana kalırsa dalgalı kur rejiminde bir sorun yok. Hatta gelişmekte olan ülkeler bunu kendi lehlerine bile çevirebilir. Çünkü bu sistemde para politikalarının etkinliği çok fazla.

Peki Esfender Hoca'nın yukarıda bahsettikleri olaylar neden başımıza geldi? Merkez Bankası yıllardır faiz hedeflemesi yaptığı için... Evet, MB sırf faizi belli bir oranda tutabilmek için serbest kurda maksimum fayda sağlayabileceği para politikasından vazgeçti. Para talebi artınca para arzını arttırdı. Azalınca da para arzını kıstı. Para arzını dış ticaret koşullarına göre uyarlayamadı. Faiz hedeflemesi için...

Eğer yıllardan beri faiz hedeflemesi yapacağımıza dalgalı kur rejiminde etkili olan para politikası uygulasaydık bugün Türkiye'de Enflasyon belki %10'larda olabilirdi. Dış ticaret hacmimiz de bu kadar büyük olmayabilirdi. Ama en azından dış açık vermezdik. Hatta belki az da olsa dış fazla veriyor olabilirdik. İhracatçılar ara malları ithal etmek yerine kendileri üretme yoluna gidebilirlerdi .

2023'te Türkiye'nin hedefi 500 milyar dolarlık ihracat yapmak. Biz bu rakamı yakalarız. Hatta geçebiliriz bile. Ama diğer yandan ithalat da 1.5 tirilyon dolarlara ulaşırsa, cari açık ihracatın 2-3 katı kadar olursa neye yarar?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve Milletim, Tanrı'nın kırbacıyız...
karluk eri
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 51


« Yanıtla #2 : 20 Nisan 2011, 22:08:18 »

Yalnız turizm de çok vergi kaçağı var.Ben liseden beri üretim dışı bu hizmet faktörüne şiddetle karşı  çıkıyorum.Bu turizm olayı  az gelişmiş ülkeleri daha da geri bırakmak için bir komplomu?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.