BAŞTAN SONA 1. DÜNYA SAVAŞI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:25:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: BAŞTAN SONA 1. DÜNYA SAVAŞI  (Okunma Sayısı 29112 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 10 Ekim 2009, 00:13:51 »

-Türkiye Açısından Durum-

1915 Yılı sonuna kadar yeni teşkil edilenlerle birlikte türk sev'yar ordusu 48 piyade 2 nizamiye ve l ihtiyat süvari tümenine yükselmişti. Ayrıca Arabistan'da da 4 tümen bulunuyordu.

Çanakkale cephesinde düşman yenilgiye uğrayarak çekildikten sonra bu cephede bulunan 16 türk tümeni serbest kaldı. Böylece Türk başkumandanlığı bu kuvvetlerin yeni kullanma yerlerini doğru seçerek kesin sonuca önemli ölçüde yardım edebilecek duruma geldi.

Kafkas cephesinde 1915 sonbaharında duraklayan çalışmalardan sonra 1916 kışında yeni bir taarruz bekleniyordu. 1916 Baharında Kut'ül Amare düşünce iran'daki rus süvari kolordusuna karşı taarruza geçildi. Uzun hazırlıklara ihtiyaç gösterdiği için ingilizlerin çölü geçerek Filistin'e taarruzları beklenemezdi. Türk başkumandanlığı Avrupa cephesine göndermeyi düşündüğü Trakyadaki 2. ordunun hareket hazırlıklarını başlattı. Kafkas cephesindeki kritik durumu gören 3. ordu kumandanı Malınıud Kâmil Paşa istanbul'a gelcıek başkumandan vekili Enver Paşadan yardım istedi.

Fakat Çanakkale'de serbest kalan kuvvetlerin Avrupa cephelerinde kullanılmasını tasarlayan başkumandan 3. ordu kumandanına «Ruslar baskılarını artırırlarsa Sivas'a kadar çekilirsin» diye cevap verdi. Alman genelkurmay başkanı general Falkenhayn'ın Mısır'a karşı yapılmasını istediği taarruz için türk başkumandanlığı Trakya'daki 5. kolorduyu Halep'e göndermeğe karar verdi. Daha önce kumandanların tekliflerine uyularak 14. tümen Suriye 4. tümen de Irak cephesine taşınmağa başlandı.

Durumun gelişmesine göre Halep'ten Irak veya doğu cephelerine gönderilmesi mümkün görünen 5. kolordu Erzurum yolu düşmana açıldığı için doğu cephesindeki 3. ordu emrine gönderildi. 15 Şubat 1916'da Erzurum'un düşmesi Üzerine Trakya'daki 2. ordu da doğu cephesine sevk edilerek Erzurum'un kurtarılmasına karar verildi. Süveyş kanalına taarruz için Almanya'dan bir miktar ağır topçu makineli tüfek muharebe birlikleri ve motorlu araçlarla iki hava müfrezesinden kurulu Asya kolu adındaki kuvvet gönderildi. Fakat Paşa kolu da denilen bu müfrezenin gönderilmesi geç kaldığından temmuz 1916'da Süveyş kanalına yapılan baskın başarıya ulaşamadığı gibi İngilizlerin Gazze çevrelerine kadar ilerlemelerine sebep oldu.

Irak cephesinde İngilizler Kut'ül Amare'de kuşatılmış bulunan general Tawnshend kuvvetlerini teslim olmaktan kurtaramadı. Irak sınırında Hanikin'e kadar ilerleyen rus kolordusuna yapılan taarruz sonucunda 15. kolordu Hemendan'a kadar ilerledi. Irak'taki iki kolordunun birisinin bu şekilde ıran içerilerine kadar ilerlemesi ile 18. kolordu cephede yalnız kalmış oldu. Bunu fırsat bilen ingilizler yeniden aldıkları takviyelerle sonbaharda Bağdat'a doğru taarruza geçtiler.

Doğu cephesinde ise Erzurum'u alan Ruslar ilkbaharda kıyı yoluyle Çoruh vadisinden ve Fırat bölgesinden yaptıkları taarruzlarda başarı gösteremediler.

Bu sırada 2. türk ordusu Diyarbakır-Elazığ bölgesinde toplanmağa çalışırken Ruslar 3. orduya karşı giriştikleri taarruzu geliştirerek Tirebolu doğusu —Erzincan batısı çizgisine kadar ilerledi. 3. Ordunun bu şekilde yenilgiye uğramış olması güneyde yığınağını yapmakta olan 2. ordunun da taarruzunu önlemiş oldu.

Galifya cephesi. Selanik bölgesindeki general Sarrail kuvvetlerinin taarruza geçmesi ve Rusya'nın da Bulgaristan'ın Karadeniz kıyılarına asker çıkaracağı haberlerinin yayılması üzerine Bulgarlar Türkiye'den yardım istediler. Rus orduları bu sırada Caliçya'da ilerlemeğe başladığı için alman başkumandanlığınca yardımın Galiçya cephesine yapılmasına karar verildi. Bunun üzerine türk başkumandanlığı TJzunköprüKeşan bölgesindeki 14 kolorduyu (19. ve 20. tümenleri) Galiçya'ya göndermeyi uygun buldu. Bir ay süren hazırlıklardan sonra 23 temmuz günü bu kolordunun trenle Galiçya'ya şevkine başlandı. Böylece ilk gönderilen 19. tümen 12 ağustosta Lemberg doğusunda Botmer ordusu enirine girdi. 20. tümen de 21 ağustosta cepheye girerek bir avustmya tümenini değiştirdi.

Böylece Yakup Şevki Pasa kumandasındaki 15. kolordu tamamen Galiçya cephesine girmiş oldu 623 subay 21 560 er ve 5 293 hayvandan meydana gelen bu kolordu 56 havan bataryası makineli tüfek bölükleri ve fennî kıtalarla takviye edildi. Eylül başında rus taarruzları bu cephede yeniden başlayınca 15. kolordu verdiği başarılı savunma muharebeleriyle çok önemli görevler yaptı ve Merkezî devletlerin bu cephedeki kuvvetlerine büyük yardım ve destek sağladı

Romanya cephesi. 27 Ağustosta Romanya'nın Avusturya'ya savaş ilânından sonra. 29 ağustos Türkiye ve Almanya; ı eylülde de Bulgaristan Romanya'ya savaş ilân ettiler. Türk başkumandanlığı bu cepheye de iki tümenli bir kolordu göndermeğe karar verdi. Rumen ordusu büyük kısmı iıe Avusturya'ya taarruz ettiği sırada Bulgar sınırlarına ayırdığı kuvvetleri de müttefiklere karşı üstün durumda bulunuyordu.

Bu bölgede dengeyi kurabilmek üzere cepheye iki tümen ayıran Bulgarları takviye için 15. ve 25. tümenlerden kurulu 6. kolordu Dobruca cephesine gönderildi. Bu kuvvetin toplanması ve hazırlanması bir buçuk ay sürdü. Kolordu 6 ekime kadar iki ayda cepheye taşınabildi. Böylece Dobruca cephesine giren türk birlikleri Mustafa Hilmi Paşanın kumandasındaki taarruzlarla Rusların takviye ettiği Rumenleri yenilgiye uğrattılar. Dobruca'daki bu başarı üzerine Transilvanya'daki rumen taarruzu da durdurulmuş oldu.

Rumen orduları Alman ve Avusturya kuvvetleri karsısında 10 ekimde çekilmeğe başladılar. Türk kuvvetlerinin de etkisiyle II kasımda tamamen yenilgiye uğradılar. Dobruca'da harekât yapan cephe kumandanı mareşal Mackensen kuzeyden ilerleyen alman ve avusturya kuvvetleriyle birlikte Bükreş doğrultusunda taarruza geçmeyi kararlaştırdı. Bölgedeki tuna ordusu birinci ve ikinci bulgar piyade tümeni ve bir bulgar müfrezesiyle bir alman piyade ve bir alman süvari tümeninden kurulmuştu.

Cepheye taşınmakta olan 26. türk tümeni de kasım ayı başında bu kuvvetlere katılmak üzere görevlendirildi. Tuna ordusu 23 ekimde büyük kısmı ile Tuna'yı Ziştovi'den geçerek Bükreş doğrultusunda ileri hareketine devam etti. Rumenler gilneyden ve kuzeyden ilerleyen bu kuvvetlere karşı yer yer karşı taarruzlar yaptılarsa da bunları durduramadılar. Böylece müttefik kuvvetlerin birleşmelerine engel olamadıklarından Bükreş önünde yapılan Argesu meydan savasını kaybettileı.

Bu muharebede özellikle 26. Türk tümeni büyük başarı gösterdi özellikle bu tümenin üstün düşman taarruzlarını kırarak karşı taarruza geçmek suretiyle cephesindeki düşmanı Argesu nehrinin gerisine atması ve 3 600 esir ve 37 top ve 20 makineli tüfek ele geçirmesi büyük takdir topladı özellikle 78. türk piyade alayı muharebede üstün başarı ve kahramanlıklar göstererek ün yaptı. 3 Aralık 1916'da Bükreş ele geçirildikten sonra Merkezî devletler Romanya içerilerine harekâta devam ettiler. Dobruca'daki birlikler de bu arada Tuna ağzına kadar ulaşmışlardı. Diğer birlikler de 1916 yılı sonuna doğru Seret nehrine kadar ilerlediler.

Makedonya cephesi itilâf devletleri Çanakkale'de sonuç alabilmek için yeni bir ordu getirmeyi planlarken sırp ordusu alman avusturya ve bulgar orduları karşısında ağır bir yenilgiye uğrayarak çekilmeğe başladı. Eylül 1915'te Selânik'e çıkarılan general Sarrail kumandasındaki Uç fransız bir ingiliz tümeni Vardar vadisi boyunca kuzeye doğru ileri harekete geçti.

Sırp ordusunun yenilmesi üzerine Selanik dolaylarında tahkim edilen ordugâhında kaldı; Merkezî devletlerin kuvvetlen de tarafsız Yunan topraklarına giremedikleri için Sırpları takip edemediler. Almanya Çanakkale'den yeni getirilen itilât kuvvetlerinin Makedonya cephesine bağlanmasını batı cephesine kaydırılmarnası için bulgar kuvvetlerinin burada görevlendirilmesini uygun buldu.

Durumdan faydalanan Fransız ve İngilizler Mayıs I916'ya kadar general Sarrail emrindeki bu doğu ordusunu 5 ingiliz 4 fransız 1 İtalyan tümeni ve bir Rus tugayı ile takviye ettiler. 6 Piyade ve bir süvari tümeninden ibaret sırp ordusunun da katılmasıyle bu cephede toplanı olarak 165 düşman piyade tümeni toplanmış oldu. Doğu ordusu Ağustos 1916'da taarruza geçti. Bulgar ordusu bölgesel bazı başarılar elde ederek bu ordunun taarruzunu püskürttü. Bu sırada Doğu Makedonya'da bulunan 4. Yunan ordusu da büyük kısmı ile Almanlara sığındı. Diğer kısmı da denizden Yunanistan'a çekildi. Selanik'teki yunan kuvvetleri de İtilâf devletleri tarafına geçince Venizelos hareketin başına getirildi itilâf devletleri bir yanuan Yunanistan'ı kendi taraflarında harbe katılmağa zorlarlarken ekim 1916'da Makedonya'daki doğu ordusunu bulgarlara karsı tekrar taarruza geçirdiler.

Manastır'ı ele aldılarsa da Bulgarlar eski taarruz çıkış mevzilerinde direnmeyi başardılar. Bulgar ordusu bu taarruz başlayınca Türkiye'den yardım istemişti. Türk başkumandanlığı bu defa iki tümenini de Makedonya cephesine göndermeğe karar verdi. Bu maksatla 50. tümen ekim ayında şevke başlandı. 46. Tümen de 50. tümenden sonra gönderildi. Bu tümenler Makedonya cephesinde bulgar sol kanadındaki tümen emrine girdi; Abdülkerim Paşa kumandasında Serez batısında toplanarak bu kanattaki savaşlara katıldı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 10 Ekim 2009, 00:14:28 »

Kafkas cephesi. Avrupa doğu cephesindeki başarısızlığından sonra çar tarafından 24 eylül 1915'te Kafkas cephesi kumandanlığına tayin edilen grandük Nikolay kuvvetlerini arttırdı: yedi kolordu ile bu cephedeki rus kuvvetleri 700 OOO'i buldu. Bunların karşısındaki 3. türk ordusunun mevcudu 64 000 kadar idi. Teşkilât olarak Rusların dolgun mevcutlu 183 piyade taburu 244 süvari bölüğü ve 386 topuna karşılık 3. türk ordusu zayıf mevcutlu 122 piyade taburu 28 süvari bölüğü ve 150 toptan ibaret kuvvetiyle kritik bir durumda bulunmakta idi.

Ruslar Çanakkale cephesinde serbest kalacak türk. kuvvetlerinin Doğu cephesine kaydırılmasından önce 3. türk ordusuna ağır bir darbe vurmak maksadıyle iki kanadı sarp dağlara dayalı bulunan türk kuvvetlerinin cephesini Azap civarında (Horasan çevresi) Çilligöl dağı-Köprüköy doğrultusunda yarmak üzere II ocak 1916'da taarruza geçtiler.

Gece gündüz beş gün devam eden Azap muharebeleri çok kanlı oldu ve düşman önce geri atıldıysa da daha sonra altı kat kuvvet üstünlüğü ile yüklendiği 33. tümen yanından cepheyi yardı. 300 Kilometre genişliğindeki bir cepheyi savunmak zorunda bulunan 3. ordu kuvvetleri çok dağınık bir durumda buluıiduğundan kritik bölgelere gerekli yardım zamanında yapılamamıştı. Böylece Rus süvarileri Köprüköy doğrultusunda ilerleyerek 19 ocak 1916'da Hasankaleye girdiler. 3. Ordu ise Erzurum mevzilerini savunmak üzere geri çekilmek zorunda kaldı. Azap muharebesinde 3. ordunun 22000 kişilik kaybına karşılık Ruslar 18000 kayıp verdiler.

Bundan sonra ileri hareketlerine devam eden Ruslar 11 şubatta Erzurum cephesinin zayıf kalan kuzey kanadındaki Kargapazarı ve Gürcüboğazı kesiminden baskın şeklinde saldırdılar. Beş gün süren çetin muharebeler sonucunda büyük çaba ve kahramanlık göstermesine rağmen 3. ordu Erzurum'un düşmesine engel olamadı. Avrupa'da rus ordularının çekildiği müttefiklerin Çanakkale'yi boşalttığı ve Irak'ta ingiliz generali Tavvnshend'in kuşatılmasına devam edildiği sırada Erzurum'un düşmesi Rusya ve müttefiklerinin morallerini yükseltti.

3. Ordu kumandanı Mahmud Kâmil Paşa kendi isteğiyle görevden çekildi yerine Trakya'daki 2. ordu kumandanı Vehib Paşa getirildi. Erzurum muharebeleri sırasında güney kanatta da taarruza geçen Ruslar buradaki zayıf türk kuvvetlerine karşı 17 şubatta Muş'u 23 mart gecesi de Bitlis'i ele geçirdiler. Çoruh vadisinden ilerleyen Rus birlikleri de 23 şubatta ispir'e girerken kıyıdan ilerleyen birlikler de deniz kuvvetlerinin işbirliği ve yakın desteğiyle 8 martta Rize kıyılarına çıkarak bu kasabayı ele geçirdiler.

Erzurum muharebelerinde türk kayıpları 13 400 düşman kaybı ise 20450 kadar idi. 3. Ordu ilkbaharda OfSoğanııdağKop dağıOgnutMuş ve Bitlis batı çizgisinden geçen cepheye; ordu karargâhı da Erzincan a yerleşti. Çanakkale cephesinde serbest kalan 2. ordunun ElazığMalatya bölgesine kaydırılarak Erzurum'un kurtarılması için bir karşı taarruz yapılması uygulanıncaya kadar 3. ordu kesin sonuçlu hareketlere girişmeden mevzilerini savunmada devam edecekti. Fakat Ruslar mart 1916 ortalarına doğru başlıca üç istikamette taarruza giriştiler. Bir grup deniz kuvvetleri desteğinde Karadeniz kıyılarından Of istikametinde ilerlerken ikinci grup Çoruh vadisinden Bayburt'a asıl büyük kuvvetler de Mamahatun (Tercan) istikametine yöneldi; 15 martta Mamahatun. 20 martta Of düştü fakat Bayburt ele geçmedi. Ruslar 18 nisanda Trabzon'u ele geçirerek buraya bir kolordu çıkarttılar

İzzet Paşa Kumandasındaki 2. ordunun 10 tümen kadar bir kuvvetle Erzurum istikametinde taarruzu kararlaştırıldı. 3. Ordu da izzet Paşanın emrine verildi. 3. Ordu 2. ordunun direktifine rağmen aldığı takviyelerden faydalanarak 31 mayıs 1916 tarihinde kendiliğinden taarruza geçti. Bu taarruzla Mamahatun geri alındı Bayburt bölgesinden Of istikametindeki taarruzla rus kuvvetleri geri atıldı ise de rus çarının müdahalesi üzerine düşman Trabzon'dan Van gölüne kadar bütün cephede 3. orduya karşı genel bjr taarruza geçti. 2. Ordu henüz toplanamadığı için 50 000 mevcutlu 3. ordu Rusların üç kat üstün kuvvetleri karşısında yalnız kaldı.

16 Temmuzda Bayburt düştü ve Rus Kazaklarının Çardaklı boğazına ilerlemeleri üzerine Erzincan'da tutunmak mümkün olamadı. 12 Temmuzda Muş bölgesinde 2. orduya karşı iki misli kuvvetle başlayan rus taarruzları sonunda eylül ortalarına kadar çok çetin ve kanlı muharebeler cereyan etti. 2. Ordunun sağ kanadındaki BitlisMuş cephesinde bulunan Mustafa Kemal Paşanın (Atatürk) kumanda ettiği 16. kolordu 2 ağustosta Ruslara başarılı bir darbe indirdi ye Muş'u (seri aldı. Böylece Hınıs'ta yolu kesilen rus kuvvetleri Bitlis ve Tatvan'da da durmayarak doğu ve kuzeydoğuya doğru çekildiler.

Lojistik destek ve özellikle yiyecek bütünlemesinde rastlanan güçlükler yüzünden bu başarı daha ileriye götürülemedi. 1916' Yılı temmuz başından eylül ortalarına kadar sürüp giden bu çetin savaşlardan sonra iki taraf da yorgun düştü; eylülden itibaren mevkilerine yerleşerek tahkimata başladılar. Bu savaşlarda Ruslar 30 000 Türkler ise 20000 kadar kayıp vermişti.

1916-1917 Kışı çok şiddetli geçtiği için iki taraf da lojistik destek ve özellikle yiyecek bakımından çok kritik duruma düştü. Bundan doğan açlık ve hastalık da büyük kayıplara sebep oldu İlkbaharda çıkan tifüs hastalığından Ruslar 100000 kayıp verdiler.



1916 Ordu gücü


ALMANYA: 172 tümen (Batıda 116 Doğuda 55 Balkanlarda 1).
FRANSA: 116 piyade tümeni 7 süvari tümeni (seferber edilen insan sayısı 47 milyon).
BÜYÜK BRİTANYA: 79 tümen (bunun 48'i Batı cephesinde).
AVUSTURYA-MACARlSTAN: (aralık) 76 piyade tümeni 11 süvari tümeni.
RUSYA: (aralık) 162 piyade tümeni 42 süvari tUmeni (bunun 2 tugayı Fransız cephesinde ve l tümeni Makedonya'da)

( l piyade tümeni: 9 tabur)

Verdun muharebesinde kayıplar (ölü ve yaralı): fransız 362000; alman 336000.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : 10 Ekim 2009, 00:14:51 »

Yıl 1917

SİYASİ DURUM



Amerika'nın müdahalesi l Şubattan itibaren Alman'ların girişmiş oldukları topyekûn denizaltı muharebesi A.B.D.'nin Almanya ile ilişkisini kesmesine yol açtı. Birkaç ay içinde kaybedilen ticaret gemilerinin tonajı çok yükseldi. 2 Nisanda Amerikan kongresi Merkezî devletlere sava; ilânını tasdik etti. Fakat A.B.D. tam anlamıyle ittifaka katılmadı ve Almanya düşmanlarının «ortağı» durumunda kaldı.

Rus ihtilâli. Ocak ayında patlak veren kriz sonunda çar Nikola 11 martta tahttan ayrıldı önce Lvov (mart) daha sonra Kerenski (ağustos) hükümetleri müttefiklerle daha etkili bir işbirliği halinde savaşa devam edileceği umudunu uyandırdı. Oysa Rusya'daki iç gelişme bu memleketi yönetenlerin taahhütlere girişmelerine imkân vermiyordu. Başlangıçta hattâ Rus Sovyetleri toplantısında bile azınlıkta olan Lenin'in Bolşevik partisi programında «toprak» ve «barış» meselelerine geniş ölçüde yer verdi. 67 Ekimdeki isyan sonunda Lenin iktidarı ele geçirdi ve hemen barış imkânlarını aramağa başladı. 15 Aralıkta BrestLitovsk'ta anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ağır alman şartlarını hafifletmek için girişilen çetin bir pazarlığın başlangıcı oldu.

1917 Yılının bir özelliği de çeşitli barış görüşmelerine teşebbüs hareketleri oldu. Bu alanda uğranılan iki başarısızlık bu çeşit teşebbüslerin zorluğunu meydana koydu:
1. Avusturya'nın görüşme teşebbüsü. Kasım 1916'da Franz
Joseph'in yerine tahta geçen imparator Kari l'in isteği üzerine yapıldı. Bu görüşmelere imparatorun kayınbiraderi olan ve Poincare'nin yanında bulunan prens Sixte de Bourbon tarafından girişildi. Genel bir barışın hazırlığı gibi görünen bu teşebbüs Avusturya elçisi Czernin'in yerdiği bilgi üzerine bir yandan Almanlar öte yandan da istediği bütün avantajları elde edemeyeceğini düşünen italyanlar tarafından istenmedi bu yüzden de başarısızlığa uğradı (SaintJeandeMaurienne konferansı nisan) .

2. Papa Benedictus XV'ın çağrısı (l ağustos) da iki tarafça elverişsiz bulundu. Müttefikler durumlarını hissedilir derecede iyileştirmek Almanlar savaştan kârlı çıkmak umudundaydılar. ama her iki taraf da harbin tahribatını durdurmak üzere bir fedakârlıkta bulunmadı.

Savaşın sürüp gitmesiyle yıpranan ülkelerde birbiri ardınca hükümet buhranları patlak verdi: Almanya'da BethmannHolh»eg'in istifasından sonra iktikrarsızlık başladı (temmuz); Fransa'da bunun tam tersi oldu karışık bir devreden sonra bütün engelleri alt etmeğe kararlı Clemenceau iktidara geldi (kasım).
Yakındoğu'da en önemli siyasî olay İngiltere'nin Filistin'de bir israil Millî merkezinin kurulmasını uygun gördüğünü bildiren Balfour bildirisi'dir (kasım).


-Askeri Durum-



Fransızların başarısızlığı Almanların yeniden güçlenmesi. Yıpratma savası kesin bir sonuç vermeyince başka yoldan sonuca ulaşmak düşünüldü; fakat Rus ihtilâli ve A.B.D.'nin savaşa girmesi iki savaşçı tarafın hazırladığı yeni planları altüst etti. Hindenburg elindeki imkânların azlığından ötürü ilk defa olarak müttefiklerin harekâtı karşısında savunmaya geçmek birliklerini önceden tahkim edilmiş bir hat üzerinde toplamak zorunda kaldı (Saint QuentinLa Fere hattı) ve bu hatta tutunma emrini verdi (27 şubat).

Denizaltı savaşından A.B.D.'nin savaşa girme ihtimalini de göze alarak kesin bir sonuç beklenmekteydi. Her ne kadar harekâtın temposunu zorla kabul ettiremedi ise de elverişli gördüğü olaylardan faydalanmasını bildi: Aisne'deki Fransızların başarısızlığı Almanların kendilerine güvenini arttırdı. Rus cephesinin yavaş yavaş ortadan kalkması (eylülde Riga düştü Almanlar Bukovina ve Galiçya'yr yeniden ele geçirdiler)

BrestLitovsk anlaşması (15 aralık) Almanların lehine beklenmedik olaylardı. BrestLitovsk mütarekesi Almanya'ya özellikle mayısağustos aylarında Carso'dan yapılan italyan taarruzları sonunda kötü duruma düşen Avusturya'yı kurtarmak imkânını verdi italyan ordusu Caporetto'da bozguna uğratıldı İtalyanlar Piave nehrine doğru geri çekildiler (24 ekim).

Fransız orduları başkumandanı general Nivelle Joffre'un planlarını değiştirerek geniş cephe üzerinde kısa zamanda bir yarmaya girişmek başarıdan hemen faydalanarak da kesin sonuca varmak istedi ingilizlerin Artois'da yaptıkları taarruzdan sonra (9 nisan) Nivelle'in büyük taarruzu 16 nisanda Chemin deş
Dames'dan başladı fakat tam bir başarısızlıkla sonuçlandı: bu olay üzerine Nivelle'in yerine Petain getirildi (15 mayıs)

Müttefik kuvvetlerin dağılışı. Müttefikler arasında birliğin bulunmayışı Almanların güçlerini derleyip toparlamalarını kolaylaştırdı. Gerçekten bu sırada İngilizler Türklere karşı giriştikleri savaşta bütün imkânlarını seferber etmişlerdi. Batı cephesinde de Belçika kıyılarını ele geçirmek ve alman denizaltı yuvalarına ulaşmak üzere Flandres'dan taarruza geçtiler (haziran aralık). İlk tank savaşı Cambrai'de yapıldı.

Fransızlara gelince: orduların moralini düzeltmek ve yeni bir biçimde harekâta geçerek askerin güvenini kazanmak zorundaydılar. Petain ağustosta Verdun'de ekimde Malmaison'da hedefleri belirli olan fakat kesin bir başarı sağlayan malzeme muharebelerine girişerek birliklerinin güvenini kazandı.
Selanik cephesinde emir ve kumanda General Sarrail'den alınmış general Guillaumat a verilmişti. Bu cephede harekâta geçilmedi.

Kasım ayında Foch birkaç tümenle İtalya'ya gönderildi ve oradaki durumun düzelmesini sağladı (İtalyan başkumandanlığına Cadorna'nın yerine Diaz'ın getirilmesi). Rapallo'da Müttefik Devletlerinin daimî askerî temsilcilerinden kurulu Müttefiklerarası bir yüksek savaş konseyi kuruldu. Bu teşebbüs emir ve kumandanın tek bir elde toplanması için atılan ilk adımdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 10 Ekim 2009, 00:15:16 »

1917 'de Türkiye Açısından Durum




Türk cepheleri.

Doğu cephesinde 1916'da büyük ölçüde ilerleyen Ruslar Bitlis güneyi Muş Çapakçur doğusu Kiğı Erzincan batısı Suşehri doğusu Tirebolu hattında durdurulmuştu. Şiddetli kışa rağmen Ruslar bu cephede iki kat üstünlüklerini koruyorlardı tngiliz kuvvetlerine karşı direnen 18. kolordu Kut'ül Amare ve Felahiye mevzilerinde; 13. kolordu da bir Rus süvari kolordusuna karşı Hemedan'da bulunuyordu. Bir süre sonra 18. kolordu Bağdat güneyine kadar çekildi; ingilizler de Aziziye'ye kadar ilerleyerek Bağdat'a taarruza hazırlanmağa başladılar.

Bunun üzerine 13. kolordu da mart ayı başında Hemedan'dan çekildi.
11 Mart*a ingilizler Bağdat'ı ele geçirdiler. 17. Kolorduyu Diyale nehrini geçerken Ruslarla birlikte çevirmek için Hanikin doğrultusunda ilerlediler. Fakat türk artçıları Rusları Paytak boğazında durdurunca 13. kolordu 31 marta kadar Diyale nehrini geçmeyi başardı.

Mayısa kadar sürüp giden savaşlardan 18. ve 13. kolordular kesin sonuç alamadı. Suriye cephesinde çölü geçen ingiliz birlikleri Birüssebi hattında taarruza hazırlanıyorlardı. Birinci (26 mart) ve ikinci Gazze (19 nisan) savaşları türk ordusunun başarısıyle sonuçlandı. Fakat ingilizler Kudüs yönünde yeni kuvvetlerle taarruza geçmeğe hazırlandılar. Hicaz'daki ayaklanmada Mekke düştü Medine'deki türk kuvvetleri kuşatıldı.

Bu sırada Bağdat'ı geri almak için uğraşılıyordu. Galiçya ve Makedonya'dan getirtilen ve Çanakkale'de serbest kalan kuvvetlerden faydalanılarak 15. ve 3. kolordulardan kurulan 7. ordu Halep'te yığınak yaptı. Falkenhayn ordular gurubu karargâhı ile ayrıca bir tugaydan ve motorlu araçlarla uçaklardan kurulu alman asya kolu da Türkiye'ye gelmeğe başladı.

Bağdat kuzeyindeki zayıf 6. ordu Fırat üzerinden ilerleyecek 7. ordu da Falkenhayn kumandasında Bağdat'taki ingiliz kuvvetlerine taarruz edecekti. Falkenhayn emrindeki kuvvetlerle üstünlük sağlanamayacağı ve Filistin'deki tehlike de devam ettiği için Bağdat'ın geri alınması imkânsızdı. Bu sebeple 7. ordunun Halep cephesine gönderilmesine karar verildi. Falkenhayn Sina cephesindeki kuvvetlere kumanda edecek; 6. ordu kendi emrinde kalacak Suriye ve Batı Arabistan kumandanlığı da Bahriye nazırı Cemal Paşa'ya bırakılacaktı.

Sina cephesi kumandanı general Von Kress 8. orduyu teşkil edecekti. Fakat bu cephede ingiliz birliklerine karşı üstünlük sağlamak mümkün olamadı. Alman asya kolu yolda iken 31 ekimde ingiliz kuvvetleri karadan ve denizden Gazze'de taarruza geçtiler. Birinci ve ikinci Gazze muharebelerinden sonra ve Gazze Birüssebi meydan muharebelerinde türk mevzileri yarılınca (7 kasım) türk birlikleri kasım ayı ortasında KudüsYafa hattına çekildi ingilizler de Yafa'yı ele geçirerek KudUs'e yöneldiler. Kudüs 8 aralıktaki taarruzda düştü. Türk kuvvetleri çeşitli mevzilerae yaptıkları karşı taarruzlarda başarıya Ulaşamadığından ingilizleri durdurmak mümkün olmadı ve birliklerimiz de Kudüs'ün kuzeyine çekilmek zorunda kaldılar.

Irak'ta ise Ekim sonlarında karşı taarruza geçen ingilizler 5 kasıma kadar 18. kolorduyu kuzeye çekilmek zorunda bıraktılar. Aralık ayının başında ingilizler yeniden 13. kolorduya karşı taarruza geçtiler.

Birçok muharebeden sonra 6. türk ordusu 13. kolordusu ile Karatepe çevresinde 18. kolordusu ile Dicle boyunda Fetna mevzilerine yerleşti (1917 sonu). 22 Aralıkta Musul'da Ruslarla mütareke görüşmelerinde Başkale Gevar Bane hattı mütareke sınırı olarak tespit edildi.

1917'de Kafkas cephesinde Rus kafkas ordusu çok kayıp verdi. Lenin 8 kasımda savaşa son vermek istedi ve 15 aralıkta Almanlarla 4 haftalık bir mütareke imzaladı. Bir süre sonra Rusların kafkas ordusu lağvedildi; 18 aralık 1917'de Erzincan'da Ruslarla bir mütareke imzalandı. Şundan sonra ocak 1918 sonlarında BrestLitovsk'ta başlayan barış görüşmelerine türk temsilcileri de katıldılar.


1917'den Bazı Rakamlar

Ordu Mevcutları:
ALMANYA: (kasım) 239 tümen (Batıda 148 Doğuda 83 italya cephesinde 6 Balkanlarda 2).
FRANSA: Batı cephesinde (mart) 109 tümen (aralık) 97 tümen.
BÜYÜK BRİTANYA: Batı cephesinde (ağustos) 62 tümen jj italya: 55 tümen.
TÜRKİYE: (ocak) 43 tümen (Filistin'de 10Doğuda 12 Makedonya'da 6 Çanakkale'de 5 Irak'ta 5 iran'da 2 Yemen'de 2 Romanya'da l tümen).

Makedonya'da: 252 Avusturya Alman Bulgar taburu (22'si Alman). 20 Tümen müttefik kuvveti (8 fransız 6 ingiliz 6 sırp tümeni).

Müttefiklerin ticaret gemisi kayıpları (şubat): 054 milyon ton; (martta) 058 milyon ton; (nisanda) 087 milyon ton; (mayısta) 06 milyon ton; (haziranda) 07 milyon ton; (temmuzdan aralığa kadar) 25 milyon ton.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 10 Ekim 2009, 00:15:39 »

Yıl 1918
-Siyasi Durum-




Başkan Wilson gelecekteki barışın esasını teşkil edecek olan on dört madde bildirisini 3 ocakta açıkladı. Bu maddeler hem devletler hukukuna ait esasları hem de çeşitli savaşçıları tatmin edebilecek bazı belirtileri taşıyordu. Fakat 1918 yılının ilk aylarında Almanlar önce Batı cephesinde yaptıkları taarruzla güvenlerini arttırdılar hâkimiyetlerini Doğuya kadar genişleterek durumlarını kuvvetlendirdiler: Sovyetlerle BrestLitovsk (3 mart) ve Romanyalılarla Bükreş (7 mayıs) antlaşmaları. Ukrayna'nın alman kontrolü altında teşkilâtlandırılması (mart). Almanya'nın 1918 yazında uğradığı başarısızlıklar Doğu Avrupa'ya ait planlan etkisiz bıraktı.

Buna karşılık askerî olayların Orta Avrupa'da çok kesin etkileri oldu. 5 Ekimde Reich'in yeni başbakanı Max von Baden on dört madde esasına dayanan bir barış için A.B.D.'nin arabuluculuğunu istedi. Mütarekenin im
zalanmasından önce Kiel'de (4 kasım) sonra Münih'te ve Berlin'de patlak veren isyan hareketleri Alman imparatorluğunun sona ermesine ve Wilhelm Il'nin tahttan çekilmesine yol açtı (9 kasım). Sosyalist Ebert şansölye oldu.

Avusturya-Macaristan için savaş imparatorluğun tam' bir dağılımıyle bitti; çeşitli azınlıklar eylül sonundan itibaren bağımsızlıklarını ilân ettiler imparator Charles I 13 kasımda devlet işlerini yönetmeyi bıraktı. Aralık ayında Güney İslavları bir krallık içinde Sırplarla birleştiler. Bu sırada Karadağ da Sırbistan'a bağlandı. Birleşik eyaletlerin Romanya ve Polonya'ya bağlanması sonucunda birbirinden ayrı iki küçük devlet ortaya çıktı: Avusturya ve Macaristan. Yeniden kurulan Polonya Almanya ile ilişkilerini kestiği sırada batıda mütarekenin süresi uzatıldı. Barış konferansı ise ancak ocak 1919'da Paris'te toplanabildi.



Askeri Durum


Planlar.

Rusya cephesinin çöküşü Almanların kuvvetlerinde tasarruf yapmalarına imkân verdi ve 700 000 kişilik bir takviye sağladı; öte yandan bu olay müttefikler için çok ağır bir darbe oldu. A.B.D. birlikleri temmuz ayına kadar savaşa katılmadılar Fransızlar ve ingilizler birliklerindeki asker sayısının azlığı yüzünden ağır bir kriz geçirdiler bu d» onları savunmaya çekilmek zorunda bıraktı (Petain'in 24 ocak tarihli emri). Hindenburg ise A.B.D.'nin savaşa katılmasından ve kuvvetlerini tüketmek üzere bulunan Avusturyalıların Bulgar'ların Türk'lerin tamamıyle yıpranmasından önce kesin sonuca ulaşmayı düşünmekteydi. Bu sebeple Hindenburg her neye mal olursa olsun baskın tarzında teşebbüslerle Fransız cephesini yarmak için kuvvetlerini hazırlamağa başladı.
Alman taarruzları. Hindenburg ve Ludendorf 2ı martta Picardie bölgesinde taarruza geçtiler. (Bfc. MONTEDİDİER MUHAREBESİ.) Fakat müttefikler 27 martta Doullens'te emir ve kumandanın tek elden idaresi kararını aldılar ve Foch 14 nisanda müttefik kuvvetleri başkumandanlığına tayin edildi. Bu tedbirle Alman taarruzları başarısızlığa uğratıldı. Kcmmel üzerine yapılan ikinci bir taarruzun (9 nisan başarısızlığa uğraması üzerine Ludendorf bu yenilgilerin fransız yedek kuvvetlerinin muharebeye karışmasından ileri geldiğini düşündü ingilizleri Flandres cephesinde saf dışı etmeden önce fransız yedek kuvvetlerini Aisne bölgesinde hareketsiz bırakmağa karar verdi.

27 Mayısta gene taarruza geçti ChateauThierry'ye kadar ulaştı ve Paris'i tehdit etti. Foch VillersCotterets ormanlarında ve Champagne dağlarında bu saldırının hızını kesti. Ludendorf harekâtı genişletmek isteyerek 9 haziranda batıda Metz üzerinde ve 15 temmuzda doğuda Reims üzerinde taarruza geçti. Bu sonuncu taarruz ilerleyişinin son noktası oldu. Foch 18 temmuzda Soîssons yönünde alman sağ kanadına sonu zaferle biten bir karşı taarruz yaparak ChateauThierry'deki cebi 3 ağustosta ortadan kaldırdı
Foch'un kargı taarruzları. 24 Temmuzdan sonra Foch'un planında kesin olarak taarruz harekâtına dönmeK kararı vardı.

Bu taarruz önce Paris Amiens ve Paris Nancy stratejik yollarının Châlons'dan itibaren açılmasını ve Chateau. Thierry MontDidier (8 ağustos muharebesi) ve Saınt Micheı (12 eylül muharebesi) ceplerinin küçültülmesini hedef alıyordu. 3 Eylülde Foch düşmana vakit bırakmadan bütün kuvvetleriyle Meuse nehrinden denize kadar uzanan cephede Mezieres yönünde genel ve sürekli bir taarruza geçti. Bu taarruz Flandres cephesinde fransız ingiliz ve belçika kuvvetleri tarafından Gand yönünde fransız ve ingiliz kuvvetleri tarafından Hindenburg hat ti üzerinde Cambrai ve Saint Quentin yönlerinde fransız ve amerikan kuvvetleri tarafından da Argonne'un iki yönünde ve Sedan yönünde olmak üzere üç büyük harekât seklinde gelişti. (26 eylül).

10- 20 Ekim'de Foch Almanların son olarak çekildikleri mevziye (Hermann ve Hunding hatları) hücum emrini verdi. Savaşın burada bitmiyeceğini ve Meuse nehrinin doğusuna kayacağını tahmin ediyordu. Fakat 12 müttefik ordusunun aynı noktaya doğru yaptıkları taarruz sonunda Almanlar yenilgiye uğradıklarını kabul ettiler: 4 kasımda Ren nehri üzerinde gene! bir geri çekilme kararı verdiler; 7 kasımda alman murahhasları mütareke isteğinde bulundu 11 kasımda Rethondes'da mütareke imzalandı 14 kasımda Lorraine'de yapılması düşünülen taarruz da böylelikle gereksiz oldu.

Öteki Cepheler.

Müttefik stratejisine göre Fransız cephesinin yanısıra her tarafta taarruz hareketlerine girişildi. Bu taarruzlar zaferin kazanılmasında en önemli rolü oynadılar italyan cephesinde hazirandaki avusturya taarruzunu püskürtmüş olan Diaz 24 ekimde taarruza geçti ve Vittorio Veneto zaferi (24 ekim) üzerine Avusturya 3 kasımda Padova mütarekesini imzalamak zorunda kaldı. Makedonya'da Franchet d'Esperey 15 eylülde Bulgar cephesini yarma amacıyle genel bir taarruza geçti: Dobra Porje muharebesi 29 eylülde Bulgaristan'ı silâhlarını hı. akmak zorunda bıraktı. Bu başarıdan faydalanan Franchet d'Esperey Üsküp'e yürüdü Tuna'yı geçti Sırbistan ve Romanya'yı kurtardı (ekim) Avusturya ile Güney Almanya'yı tehdit etmeğe başladı. Alman Doğu Afrikasında general Lettovv Vorbeck emrinde özel bir müfrezeden başka düşmana karşı koyan hiç bir kuvvet kalmamıştı bu müfreze de 13 kasımda silâhlarını bıraktı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 10 Ekim 2009, 00:16:07 »

Kafkas cephesi ve Ermeni hareketleri.

18 Aralık 1917'de Ruslarla Erzincan'da yapılan mütarekeden sonra 1918 yılında Kafkas cephesinde savaş olmadı. Ancak rus kuvvetleri çekildikten sonra Van'da toplanan ermeni taburları teşkilâtını büyüterek Rusların işgalinde bulunan Türk topraklarını istilâ ettiler; bölgedeki Türk halkına ağır saldırılara geçtiler ve yer yer kütle halinde öldürmeğe başladılar.

Bunun üzerine Vehıp Paşa kumandasındaki 3. ordu Bitlis'ten Tirebolu'ya kadar uzanan cephede altı koldan harekete geçti. 7 Şubatta Kelkit'i 13 şubatta Erzincan'ı 19 şubatta Bayburt'u 22 şubatta Tercan'ı 24 şubatta Trabzon'u 12 martta Malazgirt Hınıs ve Erzurum'u 16 martta Köprüköy ve Tortum'u 25 martta da Oltu'yu 1914'teki OsmanhRus sınırına kadar olan bölgeyi geri aldı 8 nisanda da Van alındı. Bundan sonra BrestLitovsk antlaşmasına göre Kars Ardahan ve Batum sancaklarını işgal için 26 martta Yakup Şevki Paşa (Subaşı) kumandasında hazırlanan (dört tümen kadar) özel grup Romanya'dan getirilen 6. kolordu karargâhı emrine verilen iki tümen ile birlikte 30 martta 3. ordu karargâhının bulunduğu Erzurum'a geldi.

Yakup ŞevKi Paşa grubu SarıkamışKars ve Ardahan bölgesinde 37. kafkas tümeni de Batum'a ilerleyecekti. Ermeniler Novo Selim'e çekilmişlerdi. Ardahan 3 nisanda ele geçirildi fakat Batum'un işgali uzun sürdü. Çünkü Gürcüler alman himayesini kabul ederek 26 martta Batum'da anlaşma yaptılar; önce Türkiye'nin hizmetinde bulunan general Von Kress Tiflis'e geldi ve iki alman alayı da Poti'ye çıkarılarak bazı istasyon ve önemli yerler işgal edildi. Böylece Almanlar yalnız Gürcistan bölgesini değil bütün Güney Kafkasya'yı (Baku dahil) Gürcistan hesabına ele geçirmek istediler.

14 Nisanda Batum ve Çürüksu türk kuvvetleri tarafından zaptedildi. 25 Nisanda da Kars Ermenilerin elinden alındı. Arpaçayına kadar olan bölge kesin olarak işgal edildi. 18771878 Osmanlı Rus savaşında Rusların ele geçirdiği üç sancak da geri alındı. Daha sonra Ermenileri barışa zorlamak için Yakup Şevki Paşa grubunun Tiflis genel yönetinde ilerlemesi emredildi (12 mayıs). Grup 15 mayısta Gümrü'yü ele geçirerek Erivan'a doğru demiryolu boyunca ilerlemeğe ve istasyonları işgal etmeğe başladı; 26 mayısta Karakilise ele geçirildi. Bu durum karşısında Nazarbekof kumandasındaki ermeni kolordusu da doğuya çekildi.

Güneyde tran topraklarına girilerek Makü ve Hoy bölgeleri; kuzeyde de AhıskaAhilkelek ve Çürüksu ele geçirildi. Bundan sonra Ermenilerin isteği ile Batum'da barış yapıldı (4 haziran 1918). Almanlar Kafkasya'da silâhlandırdıkları Gürcü ve Tatarları İran içerisinden Hindistan'a yöneltmek suretiyle ingiliz sömürgelerine doğru uzanmak istediler ingilizler de bunun üzerine birliklerinin bir kısmını Bakû'de topladılar. Irak ve Filistin cephelerindeki ingiliz kuvvetlerinin bu bölgelerdeki türk birliklerine karşı saldırıya hazırlanmaları Musul Şam ve Halep'i tehdit etmeleri karşısında gerekli tedbirler alınamadı; tersine Türkistan'ı ele geçirmek isteğiyle 3. ordu bir kafkas islâm ordusu haline getirildi. Bu sonuçsuz macera ağustosta Tebriz'i alarak Tahran'a ve güneye sarkarak ingilizlerin Irak'taki kuvvetlerinin gerilerine etki yapmak amacıyle yönetildi. Hazar denizi batı kıyılarına Astrahan'a ve Volga nehrine doğru ilerleme yapıldı. Fakat Suriye ve Irak cephelerinde ingilizlerin giriştikleri • taarruzlar ağır yenilgiyle sonuçlanınca bu karar ve harekâtın yersizliği anlaşılarak çekilme yapıldı. Irak cephesi. Bağdat'ın düşmesinden sonra 6. Türk ordusunun bir grubu Fırat diğer grubu Dicle vadilerini tutarken büyük kısmı Kerkük'te bulunuyordu. Lojistik destek bakımından çok yetersiz olan ordunun ancak 8 000 kişilik savaşacak kuvveti kalmıştı.

Bunun karşısında ise İngilizlerin bir ingiliz ve beş hinf tümeni ile bir süvari tümeni ve bağımsız birkaç alayı bulunuyordu. Mart ayında taarruza geçen ingilizler cephelerindeki türk kuvvetlerini çekilmeğe zorladılar fakat Kerkük grubu karşısında başarısızlığa uğrayarak çekildiler.

İngilizler 23 ekimde Musul'u ve buradaki petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyle yeniden taarruza geçtiler. Buradaki Dicle grubunu ağır bir yenilgiye uğratarak 30 ekimde yapılan mütareke şartlarını ileri sürmek suretiyle 3 kasımda Musul'u ele geçirdiler.

Filistin ve Suriye cephesi.

Kudüs'ün düşmesinden sonra cephedeki Yıldırım Orduları grubu kumandanı general Falkenhayn'ın yerine general Liman Von Sanders getirildi. Yıldırım Orduları grubunun emrindeki kuvvetlerden Irak'taki 6. ordu ile İskenderun körfezi ve güney çevresindeki deniz cephesini koruyan 2. ordu ordular grubu kuruluşundan çıkarıldı. Böylece Yıldırım Orduları grubunda 7. ve 8. ordularla bir kolordu ve süvari tümeninden ibaret 4. ordu bırakılmıştı.
Bu cephedeki Yıldırım Orduları grubu on piyade ve bir süvari tümeni ile yaklaşık olarak 100 km'lik bir cepheyi savunmağa çalışmaktaydı; mevcudu da ancak 28000 kadardı. Yıldırım Orduları grubu 1918 yılı başlarında Yafa ile Lut gölü kuzeyi arasında savunma durumundaydı ingilizlerin mart ayı başından mayıs sonlarına doğru Şeria ırmağı vadisi ve doğusunda başlayan taarruzları önce durdurabildiyse de lojistik durumun yetersizliği türk kuvvetlerinin sayısını 23 OOO'e düşürdü. İngiliz birlikleri kara ve hava üstünlüğünü arttırarak 19 eylülde kıyı orta ve doğudan üç grup halinde büyük bir taarruza girişti. Türk cephesi düştü ingiliz süvari kolordusu 20 eylülde de ileri harekâtına devam ederek Nâsıra'daki Yıldırım Ordular grubu karargâhına kadar girdi. Yıldırım Orduları grup kumandanı ingiliz taarruzunu Şeria vadisinin doğusundan beklediğinden büyük bir baskına uğramıştı.


21 Eylülde Ordular grubu Dera'ya kadar çekilme kararı verdi. 7. Ordu kumandanı olan Mustafa Kemal Paşa önceden aldığı tedbirlerle düşman süvarisini Bisan'da durdurmayı başardı. Türk kuvvetleri 10 ekime kadar çekilmeğe devam etti. Bu arada siyasî amaçlarla Şam güneyi Rayak ve daha sonra Baalbek'de de tutunmak mümkün olamadı. Şam l ekimde düştü. Yıldırım Orduları grup kumandanı Von Sanders bu yenilgi üzerine kumandayı Mustafa Kemal Paşaya bırakarak Adana'ya çekildi. Bu arada emîr Faysal'm kuvvetleri yerli Araplarla birlikte türk kıtalarına her fırsatta saldırıyordu. Mustafa Kemal Paşa önce arap çetelerini bozguna uğratarak Halep kuzeyindeki mevzilere çekildi (26 ekim).

Böylece iskenderun Tellürrifat mevziinde ingiliz taarruzlarını durdurmağa çalıştı. Bu hat istiklâl savaşı sırasında da millî sınır olarak devam etti. Irak'ta da savunma zorlaştığı için Osmanlı kabinesi düştü; izzet Paşa 14 ekimde başkumandanlık ve harbiye nazırlığını üzerine almak suretiyle yeni Osmanlı hükümetini kurabildi. Kut'ül Amare'de esir edilen ingiliz generali Tawnshend'in aracılığı ile tarafların temsilcileri 28 ekimde Mondros'ta toplandılar ve 30 ekimde de mütareke imzalandı.

Osmanlı imparatorluğunun 10 ağustos 1920'de Sevr'de (Sevres) imzaladığı antlaşmaya Mustafa Kemal Paşanın önderliğindeki Türk halkı karşı çıktı. Sevr antlaşmasına göre paylaşılan Türkiye'nin bağımsızlığı için güç şartlar altında savaştı; 24 temmuz 1923'te Lozan'da imzalanan barış antlasmasıyle yeni bir Türk devleti kurulmuş oldu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 10 Ekim 2009, 00:16:33 »

SAVAŞ MASRAFLARI (1914'te milyar frank olarak):

Fransa 143
Büyük Britanya 190
A.B.D. 160
Rusya 92 italya 65.
TİCARET GEMİSİ KAYIPLARI (ton olarak):

Fransa 925 000
Büyük Britanya 7 760 000
italya 846000 A.B.D. 395000
Norveç l 200 000
Almanya 4 900 000 (savaşta batırılan veya zaptedilen).
SAVAŞ GEMİSİ KAYIPLARI (ton olarak):

Fransa 19000
Büyük Britanya 652000
İtalya 67000 A.B.D. 31 000.
Alman denizaltılarının sayısı: 1914'te 30 savaş sırasında imal edilen 343. 1914 ile 1918 arasında kaybedilen 185 müttefiklere teslim edilen 88.

ASKER VE SİVİL OLARAK İNSAN KAYIPLARI:


Genel toplamı 8 700 000 ölü.
Fransa: 1 390 000 ölü 740 000 sakat (seferber edilen asker sayısı: 85 milyon)
AvusturyaMacaristan: aşağı yukarı 1000000.
Türkiye: 400000.
Belçika: 44000.
Bulgaristan; 100000.
Kanada: 55000.
A.B.D.: 114000 (bunun 61 OOO'i hastalıktan).
Büyük Britanya: 740000.
Yunanistan: 12000.
Hindistan: 100000.
İtalya: 496000.
Yeni Zelanda: 16000.
Portekiz: 8000.
Romanya: 158000.
Rusya: aşağı yukarı 1700000 (seferber edilen asker sayısı 15 milyon).
Sırbistan: 400000. '


BARIŞ ANTLAŞMASI:

28 nisan 1919'da Almanya ile Versailles antlaşması;
10 eylül 1919'da Avusturya ile Saint Germain en Laye antlaşması;
27 kasım 1920 Bulgaristan'la Neuilly antlaşması;
4 haziran 1920'de Macaristan'la Trianon antlaşması;
10 ağustos 1920'de Osmanlı imparatorluğu ile Sevres antlaşması;
12 kasım 1920'de Yugoslavya ve italya arasında Rapallo antlaşması;
18 mart 1921'de Polonya ve S.S.C.B. arasında Riga antlaşması;
24 temmuz 1923'te (Türk—Yunan savaşından sonra) Türkiye ile Lozan antlaşması
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TÜRK NEFERİ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 50


KARAMANOĞLU


« Yanıtla #17 : 30 Ekim 2009, 23:14:36 »

Harika bir paylaşım kandaş.Çok teşekkür ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Turk Oguz begleri, budun, esidin uze tenri basmasar asra yir telinmeser Turk budun ilinin, törüngün kim artati udaçı? / Türk Oğuz beyleri, ulus, işitin; üstte gök Tanrı basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ülkeni, töreni kim atar, bozar?
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #18 : 31 Ekim 2009, 02:10:05 »

          Hoşgeldın Kandasım Paylasımlarınla bılgılenmeyı umuyorum.Esen kal
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #19 : 31 Ekim 2009, 19:03:39 »

Birinci Dünya Savaşı
Birinci Dünya Savaşı, 1914 yılında Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "dünya savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekildi.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Birinci Dünya Savaşı hakkında ansiklopedik bilgi


Birinci Dünya Savaşında taraflar. İtilaf güçleri=yeşil, İttifak güçler=sarı
Birinci Dünya Savaşı, 1914 yılında Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "dünya savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekildi.NedenleriOsmanlı Devleti'nin yıkılıp yok oluşunu ve yıkıntıları üzerinde yeni bir bağımsız Türk Devleti'nin kurulmasını hazırlayan I. Dünya Savaşı, dünya tarihi açısından olduğu kadar, Türkiye açısından da büyük önem taşır.


Dünya Savaşı Öncesi Dünyayı Etkileyen Önemli Olaylar
19. Yüzyılda Avrupa'da; bilim, teknik, sosyal ve kültürel alanlarda bir çok gelişmeler oldu. Bu gelişmeler sonunda ortaya çıkan yeni buluşlar, insanlığın hizmetinde kullanılmaya başlandı.

19. Yüzyılda Dünyayı ve devletler arası ilişkileri derinden etkileyen olaylar Sanayi İnkılabı ve Fransız İhtilaliydi.
1) Sanayi İnkılabı
1815 Yılında ilk kez İngiltere'de ortaya çıktı. Zamanla Avrupa’nın diğer ülkelerine de yayıldı. Fransa, Belçika, Hollanda, Portekiz gibi ülkelerde de etkisini gösterdi. Sanayi İnkılabını kısaca kol gücünün yerini makinelerin alması seklinde özetlenebilir. Özellikle buhar gücünden yararlanılması üretimi artırdı, ulaşımı kolaylaştırdı, ticareti geliştirdi.

Sanayi İnkılabı, büyük fabrikaların kurulmasına sebep oldu. Bu durum üretim de büyük artışlar sağladı. Böylece mallar ucuz ve seri üretildi. Ülkeler, iç piyasada tüketemedikleri malların satışını sağlamak için, yeni pazarlar bulma çabasına girdiler. Böylece, hammadde sağlamak ve ürettikleri malları pazarlamak için henüz sanayileşmemiş ülkeler yöneldiler. Bu durum sömürgecilik anlayışını meydana getirdi.

Sömürgecilik anlayışı uyarınca, sanayileşen devletler, Güney Amerika, Afrika ve Asya’nın belirli bölgelerin de sömürgeler elde ettiler.

Bu konu da başı çeken İngiltere, büyük bir sömürge imparatorluğu kurdu. İngiltere sömürgelerini elde tutabilmek için daha çok denizciliğe önem verdi. Hindistan’a ve diğer sömürgelerine giden yollarına giden yolları kontrol altında tutmaya çalıştı. İngiltere’yi, Hollanda, Belçika ve Fransa takip etti. Almanya ve İtalya ise, siyasi birliğini 19.yüzyılın ikinci yarısında tamamladılar. Kuvvetli birer devlet haline geldiler. Gelişen sanayileri sebebiyle onlar da sömürgecilik siyaseti izlemeye başladılar. Rus Çarlığı da ekonomik gelişmesini hızlandırmak istiyordu. Ancak çok topraklara sahip olmasına rağmen, sıcak denizlerle bağlantısı yoktu. Bu denizlere açılan denizlerin bir bölümü, Osmanlı İmparatorluğunun elindeydi.

Osmanlı İmparatorluğundan ayrılıp bağımsız devletlerini kuran Balkan milletleri ise, tam bir huzura kavuşmuş değillerdi.

Bu arada, sanayileşmesini hızlandıran Japonya da Avrupa devletleri ile rekabete başladı. Amerika ise, 18. yüzyılın sonlarında, İngiltere’ye karşı, General Washington önderliğinde giriştiği mücadele sonucunda, bağımsızlığını elde etmişti.
2) Fransız İhtilali:
19. yüzyılda, toplumlar arası ilişkileri belirleyen bir diğer önemli olay da Fransız İhtilali ile ortaya çıkan hürriyet fikri ve milliyetçilik akimidir. Özellikle milliyetçilik düşüncesi, bağımsızlık duygularının güçlenmesine sebep oldu. Bu düşünce dalga dalga bütün dünya ya yayıldı. Bu düşünceler büyük imparatorlukların yıkılıp, milli devletlerin kurulmasına sebep olmuştur.

Bu savaşın çıkışı, olayların büyük bir savaşa doğru akışı, Osmanlı İmparatorluğu'nun bu savaşa sürüklenişi tarihsel bir gelişimin bir sonucudur. Bu savaş, Fransız Devrimi ve 25 yıla yakın süren devrim savaşlarının meydana getirdiği politik, sosyal ve ekonomik gelişmelerin devamlı ve doğal sonucu oldu. Ulusalcılık hareketlerinin liberalizmden daha büyük güç kazandığı, ulusal devletlerin hammadde kaynakları ve üretim mallarına pazar bulmak için yaptıkları mücadele, sömürgecilik ve emperyalizm adı altında 19. yy'ın 20. yy'a bıraktığı kötü bir mirastı. 19. yy.ın ikinci yarısında İtalya ve Almanya siyasal birliklerinin kuruluşu Avrupa dengesini bozmakla kalmadı, özellikle Balkan uluslarının ulusalcılık ve bağımsızlık hareketlerini kamçıladı. Avrupa'daki ekonomik-politik-askeri gelişmeler Alman-Avusturya-İtalyan yakınlaşmasına, Üçlü İttifak'ın kurulmasına yol açtı. Buna karşılık İngiliz-Fransız-Rus yakınlaşması da Üçlü İtilaf'ı oluşturdu.

1871'de Alman birliğinin kurulmasından sonra Başbakan Bismark, Almanya'yı Fransız-Rus birleşmesi karşısında bırakmamak, Fransa'nın Alsas-Loren'i geri almak için bir intikam savaşı çıkarmasına fırsat vermemek amacıyla barışcı bir politika izledi. Slavcılık tehlikesi karşısında 1879 yılında Avusturya ile bir Rus saldırısı tehlikesine karşı anlaştı. 1881'de Fransa'nın Tunus'u işgal etmesi, burada gözü olan İtalya'yı Almanya'nın yanına itti. 1882'de Üçlü İttifak oluştu. Bu antlaşma 1892, 1907, 1912 yıllarında üç kez yenilendi. Fakat İtalya 1902 yılında Fransa ile gizli bir antlaşma yapmıştı. Bismark'ın politikası 1890'a kadar sürdü. Yeni Alman İmparatoru II. Wilhelm, Bismark'ın politikasını beğenmediği için onu görevden uzaklaştırdı ve böylece Almanya'nın da politikası değişmiş oldu. Almanya'nın Avrupa'nın en güçlü kara devleti oluşu, endüstrisinin her geçen gün dünya piyasalarında İngiliz mallarına üstün gelmesi ve özellikle Alman savaş donanmasının denizlerde İngiltere'ye rakip olması, Kırım Savaşı'ndan beri Avrupa sorunlarıyla ilgilenmeyen İngiltere'yi uyandırıdı. Üçlü İttifak'a dayanarak Avrupa'da üstünlük kurmaya çalışan Almanya, 1894'ten sonra, Fransız-Rus, Fransız-İngiliz ve en son 1907 yılında İngiliz-Rus Antlaşmalarıyla oluşan Üçlü İtilaf blokuyla karşılaştı. Bismark'ın korkulu rüyası gerçekleşmiş oldu ve Almanya böylece Avrupa'da çember içine alınmış oldu.

Bu nedenle Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurup, İngiltere'nin Hindistan yolu için büyük tehlike olan, güçlenen Almanya, ekonomisi için kendisine "hayat alanı" olarak Osmanlı İmparatorluğu'nu seçmişti. Bu "Bağdat Demiryolu" projesini kabul ettirmişti. Böylece Üçlü İttifak'la, Üçlü İtilaf'ın çıkarlarının çatıştığı önemli bir alan da Osmanlı İmparatorluğu oluyordu. 1905 yılından itibaren Almanya'nın her olayda karşı tarafla arası açıldı. Fas Buhranları'nda birşey elde edemeyen Almanya, Balkan Savaşları'nın çıkmasına da engel olamadı. Oysa, Balkan Savaşı Almanya'ya ekonomik açıdan büyük zarar vermişti. Ayrıca Bağdat-Berlin Demiryolu'nun gerçekleşmesi de, Almanya ile Bulgaristan'ın dost olup olmamalarına bağlı idi.                                                                                                                                                                                                                 Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
1914 yılına gelindiğinde blokların çatışmasının temel sorunları olan ekonomik çıkar, Alsas-Loren sorunu, üstünlük kurma, deniz silahlanması, Fas Buhranları, Bağdat Demiryolu sorunu, Balkanlar'da Avusturya-Rusya çatışması, Balkan Savaşı gibi nedenlerden dolayı savaşın çıkması yalnızca bir bahaneye bakıyordu. Savaşın yakın nedeni de hazırdı. Avusturya'nın Sırbistan üzerindeki üstünlüğünü sürdürmek ve kendi sınırları içindeki Sırplar'ın yaşadığı şehirleri kaybetmemek için her fırsatta Sırbistan üzerine baskı yapıyordu. Bu sürtüşmeler, 28 Haziran'da Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinant ve eşinin bir Sırplı tarafından öldürülmesi nedeniyle dünyayı 4 yıl kana bulayacak bir savaşa dönüştü.

Sırp sorununu kökünden çözmek isteyen Avusturya, Almanya'nın da aynı görüşte olduğunu öğrenince Sırbistan'na 23 Temmuz'da sert bir nota verdi. İçişlerine karışma hükümleri taşıyan bu nota, Rusya'nın Sırbistan'ı yalnız bırakırsa, Balkanlar ve Boğazlar üzerinde Almanya-Avusturya egemenliği kurulucağı endişesiyle Sırbistan'ı desteklemesi üzerine reddedildi. Rus desteğini sağlayan Sırbistan seferberlik ilan edince de, Avusturya Sırbistan'a 28 Temmuz'da savaş ilan etti. Almanya'nın uyarılarına rağmen Rusya'nın 30 Temmuz'da seferberlik ilan etmesi üzerine, Almanya 1 Ağustos'ta Rusya'ya savaş ilan etti. Aynı tarihlerde Fransa da seferberlik ilan etmişti. Fransa'ya Belçika üzerinden saldırmayı planlayan Almanya Belçika'ya bir nota vererek, bütün zararlarının ödeneceğini ve toprak bütünlüğüne dokunulmayacağı konusunda güvence vererek, topraklarından geçiş izni istedi. Belçika bunu reddedince de 3 Ağustos'ta Belçika'ya saldırdı. Bunun üzerine İngiltere 4 Ağustos'ta Almanya'ya bir nota vererek Belçika'yı boşaltmasını istedi. Almanya bu isteği reddedince, İngiltere aynı gece Almanya'ya savaş ilan etti. Böylece Avrupa Savaşı çıkmış oldu. Başlangıçta hemen herkes bu savaşın 19. yy.daki gibi cephe savaşları olacağını, en çok 1-1,5 yıl süreceğini sanıyorlardı. 1871'den beri Avrupa uzun bir barış dönemi geçirmişti. Bu arada ekonomik ilişkiler, teknik buluşlar savaş sanayiinin gelişmesi ile yeni savaş silahlarının tahrip gücü artmış, savaş yöntemleri değişmişti. Bu savaş yalnız Avrupa topraklarında kalsaydı belki bu tahminler doğru çıkabilirdi.Fakat savaşın gerek yer, gerekse zaman bakımından sınırlarını büyüten bir olay oldu. Osmanlı İmparatorluğu kısa bir süre sonra savaşa katıldı. Bu yüzden savaş bir Dünya Savaşı oldu.

Daha savaş başladığı zaman kuvvetler dengesi İtilaf Devletleri'nin tarafına ağır basıyordu. Almanya, Avusturya-Macaristan'ın toplam nüfusu 120 milyon kadardı ve savaş için tüm kaynakları Avrupa'da sahip oldukları topraklarda idi.Halbuki İngiltere, Fransa ve Rusya'nın oluşturduğu İtilaf Devletleri'nin yalnızca Avrupa topraklarındaki nüfusları 238 milyon idi. Ayrıca sömürgelerde sınırsız hammadde ve insan kaynakları bulunduğu gibi savaşın ilk üç yılında A.B.D. de kendilerine büyük ekonomik destek sağladı. Almanya'nın kara ordusu güçlü olmakla beraber, Rusya'nın da zengin insan kaynakları bulunuyordu. Denizlerde ise tek başına İngiltere bile üstün durumdaydı. Savaş başladıktan sonra İngiltere denizlerde üstünlüğü sağladı. Savaşı kim daha zengin kaynaklara sahipse onun kazanacağı daha Marn Savaşı'nda anlaşılmıştı. OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN DURUMU19. yy.da Rusya, İngiltere ve Fransa arasındaki en önemli sorunlardan birisi "Avrupa'nın Hasta Adamı" Osmanlı İmparatorluğu idi. Rusya'nın boğazları ele geçirerek Akdeniz'e inme politikası, İngiltere ve Fransa tarafından engellendi. İngiliz sömürge yolları ve Fransa için Akdeniz'in güvenliği Boğazlardan başlamakta idi. Fakat 1869'da Süveyş Kanalı'nın açılmasından sonra İngiliz politikası değişmeye başladı. İngiltere Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünü korumak yerine, Akdeniz'deki İngiliz çıkarlarının güçlü bir donanma ile Kıbrıs Malta arasında savunulabileceğini düşündü. 1878'de Kıbrıs'ı 1882'de de Mısır'ı ele geçirdi. İngiltere'nin boğazlar politikasının değişmesi Rusya'yı rahatlattı.Osmanlı İmparatorluğu 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda yalnız kalmış ve çok ağır bir yenilgiye uğrayarak Avrupa Devletleri'nin denge çıkarları açısından olaya karışmasıyla kurtulmuştu. yeni bir denge arayan Osmanlı İmparatorluğu için Almanya bir umut idi.Fakat Bismark "Doğu Sorunu" ile ilgilenmiyordu. Bismark'ın çekilmesi ve Almanya'nın 1890'dan sonra politikasını değiştirip, Osmanlı İmparatorluğu'nu kendisine hayat alanı olarak seçmesi ile Almanya yeni bir denge olarak belirdi. Doğal olarak bu ilişkiler Osmanlı İmparatorluğu'nu Alman nüfusu altına soktu. Almanya'nın ekonomik yayılması ve özellikle Bağdat Demiryolu Projesi en çok İngiltere'yi ve sırasıyla Fransa ve Rusya'yı etkiledi, onların Osmanlı Devleti'ne daha fazla düşman olmalarına yol açtı. İngiliz politikası Osmanlı aydınlarında ve özellikle II.Abdülhamit üzerinde olumsuz bir etki yaptı. İngilizler'in Arabistan'ı yutmak ve işgalleri altındaki Mısır Hidivi'ni Halife yapıp, islam dünyasını kendi çıkarlarına göre yönlendirmek, Rusya'ya karşı koymak için büyük Bulgaristan'ı gerçekleştirmek istediğini, Ermenileri desteklediğini düşünen II.Abdülhamit İngiltere'yi suçluyordu. Bu da Osmanlı İmparatorluğu'nu Almanya'ya daha çok yaklaştırdı. Almanya kültür ve ticaret yatırımlarını hızla arttırdı. Almanya ve Kayzer Wilhelm yeni bir kurtarıcı olarak görülmeye başlandı. Hatta İttihat ve Terakki 29 Nisan 1898'de İmparator Wilhelm'e başvurarak, II. Abdülmamit'in tahttan indirilmesi için destek olunmasını istedi. Osmanlı-Alman yakınlaşmasının gelişmesini en çok Alman uzmanların getirilmesi etkiledi. Sultan Abdülhamit Han, gümrük, maliye ve en önemlisi polis örgütünde ve orduda yapacağı düzenlemeler için Alman uzmanlar getirtti. Bunların yanısıra tıp eğitimini düzenlemek için de Almanya'dan profesörler getirildi. Bu ilişkilerin daha da güçlenmesi için, II. Wilhelm 1889'da ve 1898'de iki kez İstanbul'u ziyaret etti. Diğer yandan Osmanlı Ordusu'nun düzeltilmesi için 1882'de itibaren Almanya'dan subay getirilmesi başladı. Bunlar içinde en önemli kişi, uzun yıllar Türkiye'de kalan ve Türk subayları üzerinde etkili olan Colman von der Goltz oldu. Türk subayları da Almanya'ya gönderildiler. Balkan Savaşı yenilgisinden sonra İttihat ve Terakki ordunun düzenlenmesine büyük önem vererek Almanya'dan yeni uzmanlar getirtti. 1913 Kasım'ında General Liman von Sanders İstanbul'da 1. Ordu Komutanlığı'na atandı. Beraberinde gelen subaylar da emrinde görev aldılar. Burası Türk subaylarının eğitim yeri olarak düşünüldü. Artık yalnızca ordu üzerinde değil, Osmanlı İmparatorluğu'nun her yerinde Alman nüfusu çoğaldı.

Osmanlı İmparatorluğu üzerinde bu derece nüfus sahibi olan Almanya'nın bu ilişkideki en büyük çıkarı, Osmanlı İmparatorluğu'nda ekonomik üstünlüğü ele geçirmekti. Osmanlı topraklarını kendisine hayat alanı olarak seçmiş olan Alman İmparatoru Wilhelm II. 1898'de Ekim-Kasım aylarında İstanbul, Suriye ve Filistin'i ziyaret etmiş ve bu sırada "Anadolu Demiryolu" ve "Haydarpaşa Rıhtımı"nın yapım hakkı Almanya'ya verilmişti. 1899'da Bağdat bölgesinde de demiryolu yapım hakkını elde etti. Bağdat demiryolu'nun geçeceği bölge dünyanın en önemli stratejik yerlerinden birisi idi. Alman uzmanların 1902'de Mezopotamya'da zengin petrol yataklarını bulmaları bölgenin önemini bir kat daha artttırdı. Hem petrol, hem de Almanya'nın Basra Körfezi ve Hindistan için doğurduğu tehlike, bölge üzerinde İngiliz-Alman çıkar çatışmasını hızlandırdı. Projenin gerçekleşmesi için Deutche Bank Osmanlı İmparatorluğu'na 43 milyon Mark borç verdi. Osmanlı Bankası İngiliz-Fransız çıkarlarının, Deutche Bank da Alman çıkarlarının temsilcileri olarak rekabete giriyorlardı. Almanya'ya bu kadar geniş ayrıcalıklar tanınmasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda Alman desteğini sağlıyamadı. Buna karşılık, Osmanlı İmparatorluğu toprakları emperyalist devletlerin çıkar çatısması alanı olurken, İngiltere, Fransa ve Rusya'nın düşmanlığını kazandı. Böylece Bağdat Demiryolu Projesi ve Almanya'nın Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ekonomik-politik-askeri nüfusu Osmanlı İmparatorluğu'nu da bu çatışmanın içine çekiyordu.

19. yy.da hep savunma antlaşmaları yapan Osmanlı İmparatorluğu, İttihat ve Terakki'nin iktidara el koymasından sonra aktif bir politika izlemeye başladı. Almanya ile yakın ilişkilere rağmen 1911'de İngiltere ile ittifak girişiminde bulundu, fakat İngiltere Osmanlı İmparatorluğu'nun sorumluluklarını yüklenmek istemediği ve Rusya'yı karşısına almamak için bu isteği kabul etmedi. Fransa ile de aynı şekilde ittifak girişimi yapıldı fakat aynı nedenden dolayı kabul edilmedi. Hatta Mayıs 1914'te Rus Çarı Kırım'daki yazlığına geldiği sırada Talat Paşa kendisini ziyaret ederek ittifak önerisinde bulundu. Çar iyi niyet göstermekle beraber, Alman askeri kurulunun Osmanlı İmparatorluğu'nda bulunmasından duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirdi ve bu girişim de sonuçsuz kaldı. Osmanlı İmparatorluğu Yunanistan ve Bulgaristan ile de anlaşma için girişimde bulunduysa da başarılı olamadı.

Büyük devletler Osmanlı Devleti'ni, özellikle Balkan Savaşı bozgunundan sonra askeri bir güç olarak görmüyorlar ve sorumluluğunu yüklenmek istemiyorlardı. Hatta Almanya bile, savaş çıkana kadar Osmanlı Devleti ile bir ittifak yapmaya yanaşmadı. İngiliz politikası Osmanlı Devleti'ni Almanya'nın yanına itecek şekilde oluşuyordu. İngiltere için Almanya, Rusya'dan büyük bir tehlike idi. 1913'ten sonra bir savaş çıkacağı anlaşılmıştı. Almanya'nın karşısında Rusya'nın insan kaynaklarından yararlanmak ve Almanya'yı iki ateş arasına almak isteyen İngiltere, Rusya'yı Almanya'ya karşı tutabilmek için, Rusya'nın Boğazlar ve Anadolu üzerindeki ihtiraslarını kışkırtıyordu. İngiltere, Osmanlı Devleti'ni Rusya'ya iştah kabartıcı bir lokma gibi sunarak, kendi tarafında kalmasını sağlıyor ve olası bir Rus-Alman yakınlaşmasını engelliyordu. Osmanlı Devleti'ni de bu nedenle Almanya'nın yanına itiyordu. Eğer İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti ile ittifak yapmayı kabul etseler Rusya'yı karşılarına alırlar ve Rus-Alman yakınlaşması gerçekleşebilirdi. Görülüyorki Almanya ile bir savaş çıkarsa, Rusya'yı savaşa çekmek için Osmanlı Devleti üzerindeki Rus istekleri tatmin edilmeliydi. Savaş içindeki antlaşmalarla da zaten bu sağlanacaktır.

Diğer yandan, 1907'de Reval'de Anglo-Rus yakınlaşması Genç Türkleri kamçıladı. 1913'ten sonra ise İttihat ve Terakki Osmanlı Devleti'ni kurtarmak ve tüm Türkleri birleştirmek için Rusya'yı Alman yardımıyla yenmek istiyordu. 1914'te ülke yönetimini elinde bulunduran Enver Paşa, olası bir savaşta Almanya'nın Rusya'yı çok kısa bir sürede yeneceğine, Rusya'da devrim çıkacağına inanıyordu. Böylece Osmanlı Devleti bir süre Rus tehdididen kurtulacak Kafkasya'da toprak elde edebilecekti. İttihat ve Terarakki'nin savaşa girilmesindeki acelesinin bir nedeni de buydu. Eğer savaşa girilmede gecikilirse, nimetlerinden de yararlanılamayacağını düşünen Enver Paşa savaştan galip çıkarak, Balkan Savaşı'nın kayıplarının giderileceği, Ege'de üstünlük kurularak Yunan "Megalo İdea" sının engelleneceği kanısında idi. Kaldı ki Rusya'nın Boğazlara yapacağı bir saldırı İngiltere ve Fransa'yı ilgilendirmiyordu.

İttihat ve Terakki'nin Almanya'nın yanında yer almasını hazırlayan bir başka neden de "Kapitülasyonlar" ve "Duyun-u Umumiye" dolayısıyla Osmanlı Devleti özellikle Fransa ve İngiltere'nin ekonomik boyunduruğu altında idi. Eğer savaşa Üçlü İtilaf yanında girilirse savaş sonrası hiçbir şey kazanılamazdı. Oysa Almanya ile birlikte olunursa, Almanya savaşı kazanacağına göre Osmanlı Devleti İngiliz-Fransız ekonomik baskısı ve kapitülasyonlardan kurtulacak, Rusya'da yaşayan Türkler de kurtulacaktı. Rusya'nın ve Balkan Devletleri'nin ihtirasları yanı sıra, 1914'te Osmanlı Devleti Yemen, Hicaz, Filistin, Suriye, Musul ve Irak'taki Arapların kinleri de buna eklenmişti. Ermeni sorunu da pusuda idi. Bütün bunlar Osmanlı Devleti'nin çökmesini büyük bir kinle bekliyorlardı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.072 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.