NEVŞEHİR
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Kasım 2019, 19:52:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: NEVŞEHİR  (Okunma Sayısı 33560 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Motun_TR
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 384


Atsız' ın Çerisi


« : 12 Ağustos 2009, 16:46:49 »


   Kapadokya bölgesi tarih içerisinde çeşitli devlet, toplum ve önemli kişilerin adlarıyla anılan dönemler yaşamıştır. Kapadokya Bölgesi'nin tarihi M.Ö. 3000'lerde yaşamış Asur ticaret kolonileri ve Hititlere kadar gitmektedir. Kapadokya Bölgesi'ni üç ana dönemde incelemek mümkündür. Birinci dönem paleolitik, neolitik ve antik dönemlerdir. İkinci dönem Roma ve Bizans dönemleri ve son dönem Türk dönemidir.

                                         KAPADOKYA KRONOLOJİSİ
M.Ö. 3000-1750    Asur Ticaret Kolonileri ve Hititler Dönemi
M.Ö. 1750-1400    Hitit Krallık Dönemi
M.Ö. 1400-1200   Hitit İmparatorluk Dönemi
M.Ö. 1200-1100   Ege ve Kuzey Kavimlerinin Kapadokya'ya Gelişi
M.Ö. 1100-950      Frigyalılar
M.Ö. 800              Hitit Tabal Krallığı'nm Bölgede Tekrar Canlanışı
M.Ö. 950-585       Kimmer-İskit Akınları ve Lidyalılar'ın Egemenliği
M.Ö. 585-334       Pers Egemenliği
M.Ö. 334-335       Makedonya Komutanlığı (3 Ay)
334-M.S.17           Kapadokya Krallığı Dönemi
17-395                Roma İmparatorluğu Dönemi
395                     Doğu Roma (Bizans) Devleti
1072                    Türk Boylarının Yerleşmeye Başlaması
1086-1175            Danişmendliler Dönemi
1175                   Anadolu Selçukluları Dönemi
1243                    Moğol Hakimiyeti
1318                    Anadolu Selçuklu Devleti'nin Son Bulması
1318                    İlhanlı Valisi Timurtaş'ın ve Eratna Bey'in Yönetimi
1340                   Bağımsız Eratna Beyliği
1365                    Karamanoğulları Beyliği
1381                    Kadı Burhanettin Yönetimi
1398                    Karamanoğulları'nın Bölgeyi Geri Alması
1398-1402            Osmanlı Egemenliği
1402                    Timur'un Bölgeyi Karamanoğulları'na Geri Vermesi
1436                    Sultan II. Murat'ın Nevşehir ve Kayseri'yi Karamanoğlulan'ndan geri alması
1466                   Kapadokya'nın Kesin Olarak Osmanlı Topraklarına Katılması
1867                    Nevşehir Livasının Kazaya Dönüştürülerek Niğde'ye Bağlanması
1902                    Nevşehir'in Ankara Sancağına Bağlanması
1954                    Nevşehir'in İl Olması


Nevşehir' de bulunan tarihi eserler


Kapadokya'da Türk Dönemi


Kapadokya'da Türk dönemi, Bizans'tan sonra Selçukluların bölgeye hakimiyeti ile başlar. Anadolu beylikleri ve Osmanlı Devleti'nin etkileri, Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi ile devam eder.


Selçuklular, Anadolu Beylikleri


1071 'de Türklerin Anadolu'ya girmelerinin ardından 1072'de bölgeye birçok Oğuz Boyu yerleşmiş, yerli Rum köyleriyle birlikte Türk yerleşimleri de oluşmaya başlamıştır. 330 yıl süren Selçuklu hakimiyetinden önce Kapadokya bir süre (1086-1175) Danişmendliler'in yönetiminde kalmıştır. Danişmendliler'in Selçuklular'la birlikte hareket ettiği Haçlı Seferleri sırasında Kapadokya büyük zarara uğramıştır.


Sultan Melikşah'ın ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti'nde taht kavgaları baş göstermiştir. Sultan Sencer'in 1157'de ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti dağılmış, şehzadeler bulundukları bölgelerde bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Ancak Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra en uzun süre ayakta kalan kolu, XIV. yüzyıla kadar devam eden Anadolu Selçuklu Devleti 'dir.


1143'te Melik Gazi'nin ölümüyle Danişmendliler'de taht kavgaları başlamış ve II. Kılıçarslan tarafından 1175'de fethinden sonra Kapadokya ve çevresi de Selçuklu egemenliği altına girmiştir.  Selçukluların   1243  Kösedağ savaşında Moğollar'a yenilmesiyle birlikte, bölgede Moğol hakimiyeti başlamış ve bölge Moğollar tarafından bir üs olarak kullanılmıştır.


Kapadokya'nın özellikle Nevşehir'e yakın kesimleri, Anadolu Selçukluları döneminde Doğu ile Batı arasında ticari ve kültürel bir köprü vazifesi görmüştür. Bu bölge, Çay Hanı, Horozlu Han, Zazadın Han, Sultan Hanı, Ağzıkara Han, Tepesidelik Han, Alay Hanı ve Sarıhan gibi birer menzillik mesafedeki kervansarayların sıralandığı ticaret yolu üzerindedir. Bu ticaret yolu, Ege'yi Orta Asya, Çin ve Mezopotamya'ya bağlayan bir yol olmuştur.


I. Alaeddin Keykubat ile en parlak dönemini yaşayan Anadolu Selçukluları bu dönemden sonra taht kavgaları ve toprak kayıpları nedeniyle dağılmıştır. Kapadokya içindeki mağaralar, anlaşmazlıklarda sultanların sığınma yerleri olarak kullanılmıştır.


Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasının ardından, Kapadokya'ya hakim olan devlet ve beylikler sırasıyla; İlhanlılar, Eratna Beyliği, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti'dir. 1318 yılında Orta ve Doğu Anadolu'nun İlhanlı Devleti'nin vilayeti sayılmasıyla birlikte Kapadokya İlhanlı Valisi Timurtaş'ın yönetimine verilmiştir. Timurtaş 1322'de İlhanlılar'a karşı bağımsızlığını ilan edince 1327'de öldürülmüştür. Bundan sonra bölgede İlhanlıların komutanlarından Eratna Bey'in yönetimi başlamıştır. 1340'tan 1365'e kadar Bağımsız Eratna Beyliği (İlhanlılar'dan bağımsız) bölgenin hakimi olmuştur.


Eratna Bey'in ölümüyle, beyliğin başına çocuk yaştaki yöneticilerin geçmesi, Karamanoğuliarı'nın işine yaramış, Kapadokya bölgesinin de içinde bulunduğu topraklar 1365'te Karamanoğlu Alaeddin Bey tarafından ele geçirilmiştir.


1381'de Eratna soyundan II. Mehmed Bey'i safdışı bırakan Vezir Kadı Burhaneddin Ahmed beylik yönetimini ele geçirince , bölge onun egemenliği altına girmiştir. Kadı Burhaneddin'in yöreyi kesin olarak ne zaman aldığı bilinmemektedir. Kadı Burhaneddin'in 1398'de Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey tarafından öldürülmesi üzerine, yöreyi Karamanoğulları ele geçirmiştir. Osmanlı Hükümdarı I. Beyazıt, aynı yıl Karamanoğulları beyliğine son vermiş ve Kapadokya yöresini Osmanlı topraklarına katmıştır. Ancak I. Beyazıt 1402 Ankara Savaşında Moğol hükümdarı Timur'a yenilmiş; Timur'un Osmanlılar'dan aldığı toprakları beyliklere dağıtmasıyla Anadolu beylikleri dönemi yeniden canlanmıştır. Kapadokya yöresi bu dönemde tekrar Karamanoğulları Beyliği'nin yönetimine geçmiştir. Karamanoğulları ile Osmanlılar arasında uzun süren savaşlar, önceleri Osmanlılar'in daha sonraları, 1466 yılında Karamanoğuliarı'nın yenilgisiyle Kapadokya yöresi tekrar Osmanlı Devleti'ne katılmıştır.



Osmanlı Devleti Dönemi


Kapadokya, Osmanlı yönetiminin ilk yıllarını barış içinde ve sessiz bir biçimde yaşamıştır. Bu durum, Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıktığı zaman, hazine gelirlerini artırmak için yaptırdığı yeni bir arazi tahririne kadar sürmüştür. İl yazıcılarının bir kısmı arazi ölçümlerini ve ürün miktarını fazla göstererek vergi miktarını artırınca bazı dirlik sahiplerinin toprağı elinden alınmış ve bu durum halk ile asker arasında huzursuzluğa neden olmuştur. Ayrıca 1582'den itibaren başlayan İran seferleri tımar düzenini bozmuş, dirlik sahiplerinin isyanına neden olmuştur. Celali isyanları olarak bilinen ve dirlik sahiplerinin ailelerini ve topraklarını bırakıp savaşa gitmeyi reddetmeleriyle alevlenen bu isyanlar Kapadokya'da da etkili olmuştur.


Osmanlı döneminin ilk yıllarından XVII. yüzyıla kadar Kapadokya bölgesinin en önemli merkezi Ürgüp olmuştur. Kaynaklar 1530'da Ürgüp'ün 6 mahalleden oluşan ve 213'ü Müslüman, 35'i diğer dini ve etnik tebadan toplam 248 haneye sahip bir kasaba olduğunu söylemektedir. XVII. yüzyıla kadar Nevşehir, eski adı Nissa olan Muşkara Köyü olarak bilinir. Burası Niğde'ye bağlı Ürgüp kasabasının 18 hanelik bir köyüdür.


Muşkara'nın (Nevşehir) iskan durumunun XVI. yüzyıldan XVIII. yüzyıla pek fazla bir değişiklik göstermediği gözlemlenmektedir. Ancak, Damat İbrahim Paşa'nın Osmanlı Sadrazamı olmasıyla bölgede önemli bir canlanma ve yenilenme yaşanmıştır. Lale Devri'nin önemli sadrazamlarından Damat İbrahim Paşa, Muşkara'da bu döneme yakışır yenilikler uygulamıştır. Örneğin, Muşkara'yı mimari yapılarla donatmış, imar ve iskanını tamamlamış ve Niğde Sancağı'na bağlı bir kaza haline getirdikten sonra adını Nevşehir olarak değiştirmiştir.


Bugünkü Gülşehir'in kurucusu ise Karavezir lakabıyla bilinen Silahtar Mehmet Paşa'dır. Eski adı Arapsun olan Gülşehir, 1584'te Uçhisar nahiyesine bağlı 30 hanelik bir köydür. Halkının tümü Müslüman'dır. Silahtar Mehmet Paşa, burada bir cami ve bir medrese yaptırmış, kasaba nüfusunun artmasını sağlamış ve ardından Arapsun adını Gülşehir olarak değiştirmiştir.


Osmanlı Devleti'nin 1840 yılındaki resmi kayıtları Nevşehir ve Ürgüp'ün Niğde Muhassıllığı'na bağlı olduğunu göstermektedir. 1847'deki idari yapılanmada Nevşehir Konya eyaletine bağlı livalardan biri haline getirilmiştir. 1849 kayıtlarından sancak merkezinin Niğde'ye taşınmasından söz edilmektedir.


1867 Vilayet Nizamnamesi'ne göre Nevşehir Livası kazaya dönüştürülerek Konya Vilayeti'nin Niğde Sancağı'na bağlanmıştır. Bu dönemde Niğde Sancağı'nın Nevşehir, Ürgüp, Aksaray, Kırşehir ve Yahyalı olmak üzere beş kazası bulunmaktadır. Kısaca idari hiyerarşi şu şekildedir: Konya Eyaleti, Niğde Sancağı, Nevşehir ve Ürgüp kazaları ve bunların köyleri. Nevşehir'in idari statüsü, 1867'den 1918'e kadar değişmemiştir. Buna karşın, 1896 yılında Arapsun (Gülşehir) Niğde Sancağı'na bağlı bir kaza haline getirilmiştir. Avanos, bu yüzyılda Ankara Vilayeti'nin Kırşehir Sancağı'na bağlı bir kaza, Hacıbektaş ise yine aynı vilayete ve sancağa bağlı olan bir nahiye durumundadır.


Milli Mücadele ve Cumhuriyet Dönemi

Kapadokya yöresi Milli Mücadele yıllarında Mütareke'nin belirlediği paylaşım alanlarının dışında kaldığı için önemli bir olaya sahne olmamıştır. Bununla birlikte Dellaczade Hacı Osman Efendi Sivas Kongresi'ne Nevşehir delegesi olarak katılmış, memleketinde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nin şubesini kurmuş ve milli mücadeleye katılımı sağlamıştır.


Başka bir olay da Mustafa Kemal'in 1919'da Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi'ne gelerek tekke şeyhi ve çelebisi ile görüşmesidir. Bu görüşmenin ardından Anadolu'daki tüm Bektaşi tekkeleri milli mücadeleye destek kararı almış ve bu tekkeler karargah gibi çalışmıştır. Cumhuriyet sonrasında gelişip büyüyen, Niğde'ye bağlı bir ilçe olan Nevşehir'e 1954 yılında il statüsü verilmiştir.


Mezopotamyalı Asurlarla Hititler arasında ticari ilişkiler gelişmiş olmakla birlikte, Asurlular'ın dil üzerinde bir etkisi yoktur. Bu bize, Asurlularla Hititler'in birbirine karışmadığını gösterir.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #1 : 17 Ocak 2010, 15:38:39 »

PERİ BACALARININ OLUŞUMU

Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu Erciyes, Hasan, Melendiz ve Göllüdağı ile daha birçok küçük volkanik dağların, patlamaları ile başlamıştır. Bölgeye yayılan lavlar, göller, akarsular üzerinde 100-150 metreyi bulan değişik sertlikte tüf tabakasından oluşan yüksek bir plato meydana getirmişlerdir. Zamanla erozyonun etkisiyle inanılmaz derecede aşınması sonucu bugünkü vadiler ortaya çıkmış, peri bacası adı verilen üzerinde daha sert ve geniş bir kaya tabakasının bulunduğu konik ve mantar şekilleri oluşmuştur. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen Peri Bacaları, hiçbir yerde Kapadokya'da olduğu kadar yoğun bir şekilde bulunmamaktadır bu yüzden dünyanın 7 harikasıdan biri olarak bilinir.

 Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgârın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla 'Peribacası' adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuş, alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemelerin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Nevşehir-Avanos-Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. 
 
Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos, Ürgüp, Uçhisar üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.
 
Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.  Tabiatın bu cömertliğinden yararlanan insanoğlu ise, oyulmaya çok elverişli olan bu kalın kaya kütlesini oyarak, günün şartlarına göre evler, manastırlar, kiliseler ve yeraltı sığınakları yapmışlardır. Kapadokya'nın jeolojik yapısının verdiği bu avantajla manastır ve kilise sayısı binlerle ifade edilen sayıya ulaşmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #2 : 17 Ocak 2010, 15:45:21 »



Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #3 : 07 Şubat 2010, 03:19:19 »


Yapılan kazılardan elde edilen bilgilere göre Nevşehir İli'nin MÖ 3000 yıllara kadar uzanan bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Buraları tarih öncesi çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuştur. Yöreye KAPADOKYA denirdi. Nevşehir Kızılırmak'ın güneyinde olup Hititler' in egemenliğine MÖ 2000 yıllarından sonra yayıldılar. Hitit Imparatorluğu MÖ 1150 yılında dağılınca Asurların etkileri Nevşehir 'e kadar uzandı. MÖ 7.yüzyılda,bütün Anadolu gibi İran (Pers) İmparatorluğuna katıldı.
Başkent Persopolis' ten yola çıkan İran imparatoru Kiros (Kurus) MÖ 546'da Nevşehir'i de aldı. MÖ 333 yılında Makedonya İmparatoru Büyük İskender, İran imparatorluğunu yıkıp burasını kendi topraklarına kattı. İskender'in ölümünden sonra Roma Imparatorluğu'na kadar İskender'in generallerinden Seleskovlar, Kapadokya Krallığı tarafından yönetildi. Bölge MÖ 1.yy' da Roma egemenliğini tanıdı.
MS 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra 1077'de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca,bu topraklar da Orta Asya'dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071'den önce özellikle 7. ve 8.yy' larda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur. Hititler döneminde kalma yörede bulunan 200'e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiş tir. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölge çoğunlukla Anadolu Selçuklu Devleti'nin elinde kaldı. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır. Yöre halkı Acem ve Arap kültürüne karşı çıkmıştır.
 
13.yy' da Horasan' dan gelen Türk düşünürü Hacı Bektas-i Veli' nin çalışmaları sonucunda Türkler bölgede egemenliklerini kurmuşlardır. 1515 yılında Yavuz Sultan Selim,Dulkadiroğulları Beyliğine son verip eski Kapadokya'yı kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine almıştır. Osmanlılar döneminde bölgede önemli olaylar geçmemiştir. Gerek Selçuk,gerekse Osmanlı dönemlerinde yörede pek çok kervansaray,camii ve medrese yaptırılmıştır.

Hititler döneminde Kahve Dağı eteklerinde bulunan Nevşehir'in o günkü adi "NYSSA"dır. Osmanlı dönemin Nissa' nın yakınlarında MUSKARA adında bir köy kurulmuştur. Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa Muskaralı olup görevi aldığı yıllar arasında Muskara Köyü ve çevre köy kasabalarla geliştirerek yeni şehir anlamına gelen NEVŞEHİR adını alır. 20 Temmuz 1954 yılına kadar Niğde ilinin bir ilçesi olan Nevşehir bu tarihte il olmuştur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #4 : 07 Şubat 2010, 03:28:43 »

ACIGÖL

Acıgöl, Nevşehir İline bağlı ilçe. 1914 yılında bucak merkezi, 1952 yılında kasaba, 1987 yılında da 3392 sayılı kanunla Nevşehir iline bağlı bir ilçe olmuştur. Nevşehir-Aksaray karayolu üzerinde bulunan Acıgöl ilçesinin merkezi Nevşehir'e 20 km. uzaklıktadır. İlçenin, biri ilçe Merkez Belediyesi olmak üzere 5 belediyesi ve 8 köyü vardır. İlçe ekonomisi genelde tarıma ve hayvancılığa dayalıdır.
  Tarihi
İlçenin ilk adının “Topada” olduğu, sonradan bu ismin “Dobada” olarak kullanıldığı yapılan incelemelerden anlaşılmıştır. İlk çağlarda “Kapadokya” diye anılan bölgenin ortasında bulunan ilçe lll-IV. yüzyıllar arasındaki Hıristiyanlık aleminin buhranlı dönemlerinde önemli bir yerleşme alanı olmuştur. Hititlerin, Firiglerin Perslerin ve İskender İmparatorluğunun hakimiyetinde kalmış, Roma idaresinde bulunmuş, bu İmparatorluğun ikiye ayrılmasıyla da Bizans sınırları içerisinde kalmıştır. İslam ordularının İstanbul seferleri sırasında geçici olarak istila edilen bu topraklar, 1015’den itibaren Anadolu’ya başlayan Türk akınlarının tesirinde kalmış, 1071 Malazgirt zaferinden sonrada kesin olarak TÜRK toprağı olmuştur. Önceleri Danişmendlilerin hakim olduğu topraklar , 1175’ten itibaren Anadolu Selçuklu Devleti’nin eline geçmiştir. Bu devletin 1308’ de yıkılmasından sonra İlhanlılar , Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının idaresinde bulunmuş, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.
  Coğrafi Yapı
Acıgöl ilçesi, bağlı olduğu Nevşehir İlinin batısında , Acıöz Çayı’nın çevresinde kurulmuştur. İdari sınırlar olarak doğusunda Nevşehir, batısında Aksaray, güneyinde Derinkuyu İlçesi ve kuzeyinde Gülşehir ilçesi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1235 metre olup, yüzölçümü henüz belli değildir.İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu sönmüş yanardağlar mevcuttur. Bu dağlar lav ve tüf püskürmüş, bu püskürük maddeler çevrede kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Bu tortulara “Maar” denilmektedir. Şu anda içinde su bulunmayan ve ilçeye adını veren Acıgöl çukurluğu da aslında yanardağ ağzıdır. (Volkanik Göldür)İlçenin tek akarsuyu ACIÖZ çayıdır. Bu çay Karapınar Kasabası yakınlarından çıkar. Tatlarin sulama barajından Kızılırmağa dökülür. Bitki örtüsü olarak ; İç Anadolu Bölgesinin tipik örtüsü , bozkır bitkileri yaygındır. Ancak toprak ve su şartlarının elverişli olduğu yerlerde bitkiler oldukça gürdür.
  Eğitim
İlçe merkezinde 4 ilköğretim okulu, 1 lise , 1 İ.H.L. mevcuttur. İlçeye bağlı İnallı Kasabasında 1 , Kurugöl Kasabasında 2 ilköğretim okulu , Tatlarin Kasabasında 1 ilköğretim okulu, Karapınar kasabasında 2 İlköğretim okulu bulunmaktadır. İlçe merkezi, kasaba ve köylerinde toplam 19 adet ilköğretim okulu mevcuttur İlçede özel eğitim kuruluşu yoktur. İlçe genelinin okuma yazma oranı %90’dır! Şu anda ilçe genelinde 19 ilköğretim 2 ortaöğretim ve 1 yaygın eğitim kapsamına giren H.E.M. olmak üzere toplam 22 kurumla eğitim – öğretime devam edilmektedir. İlköğretim okullarının şu ana kadar 12’sinde II . kademe mevcuttur. 4 İlköğretim okulunda ise birleştirilmiş sınıf uygulaması devam etmektedir. Okulların 6 tanesi ilçe merkezinde, 6 tanesi kasabalarda ve 9 tanesi de köylerdedir.
  Ekonomi
İlçe ekonomisi 3 dalda gelişme göstermektedir. Bunlar tarım, hayvancılık ve ticarettir.Fazla iyi olmasada idaretenlik gelir ve giderleri vardır.
  Tarım
Ayçiçeği, soğan, hububat, baklagiller, patates, çekirdeklik kabak ekilmektedir. 12.800 dekar bağ tesis edilmiştir. Bu bağlarda genellikle çavuş, parmak, bulut üzüm çeşitleri ekilmektedir. İlçede az sayıda meyve bahçesi tesis edilmiş olup, yol ve tarla kıyılarında çok sayıda kayısı ağacı bulunmaktadır. Bu kayısılardan elde edilen meyveler yaş, kuru halde ve çıkarılan çekirdekler satışa sunularak istifade edilmektedir. 108.900. dekar çayır mera arazisi mevcuttur, ancak bu arazilerden yeterince istifade edilmemektedir.
  Toprak yapısı
Toprak alüvial ve humuslu yapıda olduğu için gür bitki örtüsü vardır. Toprak yapısı ve iklim şartlarına uygun olarak üzüm bağları geniş yer kaplar tuzlu ve çorak topraklarda bitki örtüsü cılız ve seyrek olduğundan tarımsal faaliyetler verimli değildir.
  Suları
İlçedeki sulu araziler çiftçilerin kendi imkanları ile tesis ettikleri sondaj kuyuları vasıtasıyla sulanır. Ayrıca Tatlarin Kasabasında bir sulama barajı mevcut olup barajdan 300 dekar arazi sulanmaktadır. Sulanabilir arazi 49.900 dekar (%23,4) , kıraç arazi 163,350 dekar (% 76,6) dır.
  Toprağı işletme tarzı
Ekim, dikim, hasat, harman, taşıma vs. gibi zirai faaliyetler çoğunlukla tarım alet ve makinaları ile yapılmaktadır. Böylelikle entansif tarım yapma yönünde gelişmeler olmaktadır.
  Ürünlerin pazar ve tüketim durumu
Patates, toptancılara ve tüketiciye satılıp, yemeklik olarak kullanılmaktadır. Hububat büyük kısmı ile çiftçi ailesinin kendi ihtiyaçları karşılandıktan sonra Toprak Mahsulleri Ofisine ve toptancılara satılıp ekmeklik, makarnalık , yemlik ve tohumluk olarak kullanılmaktadır. Kozluca Köyü, Tatlarin Kasabası ve azda olsa diğer köylerde pazar için sebze üretilmektedir.
  Tarımsal kredi kullanımı
Tarım Kredi Kooperatifi ve TC: Ziraat Bankası Kredileri kullanılmaktadır.
  Hayvancılık
İlçe merkez ve köylerinde hayvancılık yaygın olarak yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılıkta et ve süt verim yönlü hayvanlar beslenmektedir. İlçe merkezinde süt birliğinin kurulması ile birlikte hayvanlardan elde edilen sütlerin pazarlama sorunu ortadan kalkmıştır. İlçede ayrıca koyun yetiştiriciliği yapılmakta ve yetiştirilen bu koyunların et, süt ve yağından yararlanılmaktadır. Şu anda Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından kurulan ve işletme hakkı Köylere Hizmet Götürme birliğine Devredilen 10 ton kapasiteli süt toplama merkezi süt sığırcılığına olan talebi artırmaktadır.
  Turizm
İlçenin turizm potansiyeli yüksek olduğu halde gösterilen faaliyetler son derece azdır. İlçede bulunan belli başlı turistik yöreler şunlardır: :Acıgöl Yer altı Şehri : Turizme henüz tam olarak kazandırılamamıştır. :Tatlarin Kasabası Yer altı Şehri : Bir kısmı turizme açılmıştır. :Kurugöl Kasabası Yer altı Şehri : Turizme açılmamıştır. :Ağıllı Köyünde bulunan Yazılı Kaya :Acıgöl ilçesi kepez ve iğdeli ören yerleri
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #5 : 07 Şubat 2010, 03:32:11 »

AVANOS

Avanos, Nevşehir İline bağlı bir ilçedir. Nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan yerleşiminin, Antik Devirdeki adı Venessa, Zuwinasa ya da Ouenasadır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir.Merkez bucağına bağlı 3, Özkonak bucağına bağlı 10 ve Topaklı bucağına bağlı 5 köyü vardır.
  Tarih
1926'da da dilbilimci Emile Forrer, Boğazköy Hitit Kraliyet Arşivler'inde yaptığı araştırmalar sırasında bir tablette Zuwinasa şehrinin adını okudu Nenessa ve Zu-Winasa, Nicole Thierry'nin çalışmalarına göre, Venassa ve Avanos'a dönüşmüştür. Osmanlı belgelerinde Avanos, Enes ve Evenez olarak geçer. Avanos yakınlarında, Kızılırmak'ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, merkez Kapadokya bölgesi'nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir. Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış. Avanos'un Sarılar kasabası yakınlarındaki Prof. H. Sever'in başkanlığındaki Zank Höyük'te yapılan arkeolojik kazılarda Eski Tunç Çağı'ndan Geç Roma Dönemi'ne kadar değişik kültürlere ait kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Avanos'ta XIII. yüzyıl Selçuklu Dönemi'ne tarihlenen Sarıhan kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır.
  Çömlekçilik
Avanos'ta da Hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir. Bu el sanatı kavimden kavime, babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Avanos'un dağlarından ve Kızılırmak'ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yoğurularak çamur haline getirilir. Çark adı verilen ve ayakla döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur. İşlik denilen atölyelerde üretilen çanaklar önce güneşte, daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra, saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir. Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak, Avanos yakınlarında suladığı tüflü, killi topraklar nedeniyle eski zamanlarda adına yakışır bir kızıllığa bürünüyor. Barajlar yaptıktan sonra bu özelliği genelde yokolmuştur. Yörede yemek kapları, su testileri, kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler, su küpleri tanınan çanak ürünleridir. Avanos, günümüzde Kapadokya'nın El Sanatları Merkezi olarak tanınmaktadır.
  Bağcılık
İlçede önemli uğraşlardan biri de bağcılıktır. Elde edilen üzümler sofralık olarak kullandığı gibi, mağaralarda, doğal depolarda şarap üretiminde kullanılır. Özellikle el yapımı şarapları Dünyanın her yerinden rağbet görmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #6 : 07 Şubat 2010, 03:34:44 »

GÜLŞEHİR

Nevşehir'e 20 km. uzaklıkta, Kızılırmak'ın güney kenarında yeralan antik adı Zoropassos olan Gülşehir´in eski adı ise Arapsundur. Damat İbrahim Paşa'nın Nevşehir'e yaptığı imari, bir başka Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa da Gülşehir'e yapmış 30 haneli Gülşehir'i bir külliye ile donatmaştır.
Külliye cami, medrese ve çesmeden oluşmaktadır. Açıksaray ören yeri Nevşehir-Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir'e 3 km uzaklıktaki Açıksaray ören yeri, tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Halk arasında Haci Bektas Veli Mescidi olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş bir İslami yapı olması açısından dikkat çekmektedir. Kareye yakın planlı mescidin batı kesiminde yüksekçe nişler yeralmaktadır. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacalarının benzeri yoktur. Aziz Jean (Saint Jean Church: İsanın 12 havarisinden birisidir) Kilisesi Gülşehir'in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi'nin alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil'den alınmış sahnelerle süslenmiş bir diğer kilise yer almaktadır. Alt kata ait kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı asi boyası ile stilize hayvan, geometrik ve haç tasvirleri resmedilmiştir. Üst kattaki kilise ise tek apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan kilise siyah bir is tabakası ile kaplıydı. Kilise restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #7 : 07 Şubat 2010, 03:43:08 »

HACIBEKTAŞ

Hacıbektaş, Nevşehir İline bağlı bir ilçedir. Kapadokya'nın önemli merkezlerinden biridir. Doğuda Avanos, batıda Mucur, güneyde Gülşehir, kuzeyde Kozaklı ilçeleriyle çevrilmiştir. 13. yüzyılda Türk düşünürü Hacı Bektaş-i Veli'nin, Horasan'ın Nişabur kentinden Anadolu'ya gelmesi ve Suluca Karahöyük'e yerleşmesinden sonra yedi hanelik Hacım köyünün çehresi değişmiştir. Hacı Bektaş Veli, burada bir ilim yuvası kurarak düşüncelerini yaymış; ölümünden sonra da köyün ismi, adına ve anısına izafeten Hacıbektaş olarak değiştirilmiştir.
  Tarih
Hacıbektaş, 1541 yılında Niğde'ye bağlı bir nahiye merkezi haline gelmiş, 1854 yılında belediye teşkilatı kurularak kasaba olmuştur. Daha sonra 01.01.1948 tarihinde, Kırşehir iline bağlı ilçe haline gelmiştir. Nevşehir'in, 24.07.1954 tarihinde il olması ile Hacıbektaş ilçesi Nevşehir'e bağlanmıştır. İlçenin bugün hala ayakta kalan tarihi yapılarından Hacıbektaş Veli Külliyesi, Kadıncık Ana Evi, Bektaş Efendi Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olup, Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce müze olarak kullanılmaktadır. Karahöyük kazılarından çıkan eski çağlara ait eserler Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde sergilenmektedir.
  Sosyal durumu
Bölge halkı bütünlük arz etmekte olup etnik grup yoktur. Kars, Erzurum ve Tunceli gibi doğu illerinden gelip ilçeye yerleşen vatandaş, yerli vatandaşlarla kaynaşmıştır. Bölge halkı İslam Dinine mensup olup, ilçe merkezinin %99'u Alevi Mezhebinden olup; Aşıklar, Akçataş, Anapınar,Babapınar, Çivril, İlicek, Kayı, Kütükçü ve Yenice (Engel)köylerinde aleviler yaşamaktadır.. İlçe ve köylerinde Türkçe konuşulur, azınlık yoktur. Halk tamamen Anadolu Türk gelenek ve göreneklerine bağlıdır. Konuk sever ve müziğe düşkündür. İnsan gücünden azami faydalanılmaktadır. Makinalaşma %90 civarındadır. Sanayi tesisi,1 adet tekstil fabrikası, 1 tuğla fabrikası ve 3 un fabrikası ile 1 bisküvi fabrikası dışında başka bir tesis bulunmamaktadır.
  Eğitim ve kültür
İlçede Kadınlarınızı okutunuz, İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu diyen Hacı Bektaş Veli'den kaynaklanan eğitime düşkünlük ve kültürel yapıda gelişmişlik ilk anda göze çarpmaktadır. Atatürk'ün doğumunun 100. yılı nedeni ile başlatılan okuma yazma seferberliği sonunda, okur yazar oranı %100'e ulaşmıştır. İlçe Merkezine çok amaçlı olarak yapılan Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi bu alanda büyük bir açığı kapatmıştır. İlçe merkezinde Hacıbektaş Veli Müzesi ve Arkeoloji ve Etnografya Müzesi mevcut olup yerli ve yabancı turistlerce ziyaret edilmektedir

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #8 : 07 Şubat 2010, 03:46:17 »

KOZAKLI

Kozaklı, Nevşehir'in kaplıcalarıyla ünlü bir ilçesidir. İlçede birinci merkez dördüncü kasaba,Kanlıca Kasabası, Kalecik kasabası, Karasenir, Karahasanlı ve 21'i köy olmak üzere 30 yerleşim birimi mevcuttur. İlçe Nevşehir'e 90 km, Kayseri'ye 94 km, Kırşehir'e 84 km, Yozgat'a ise 85 km dir. Kayseri ve Nevşehir'e otobüs seferleri vardır. Ankara-Kayseri karayolu üzerinde bulunan Topaklı'ya Belediye minibüslerinin belirli saatlerde seferleri bulunmaktadır. İlçe 1954 yılında birbirine yakın mesafede bulunan Hamamorta, Buruncuk, Bağlıca ve Kozaklı köylerinin birleşmesi ile kurulmuştur. İlçede halen türbesi bulunan Kozoğlu'nun kayalarla sıcak suyun etrafını çevirerek hamam yaptığını, hamamın çevre köylerin ortasında bulunması sebebiyle hamamorta adını aldığı Türbe taşlarındaki yazılarda yazar. Taşların üzerinde yapılan incelemede, Kozoğlu adlı şahsın Selçuklular devrinde yaşadığı ilçenin adının bu kişiden geldiği rivayet edilmektedir. İlçenin 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre merkez nüfusu 7.556 kasaba ve köylerin nüfusu 18.376 ve ilçenin toplam nüfusu 25.932'dir. Yaz aylarında kaplıcaların dolması ve yurt dışında yaşayanların ilçeye gelmesi nedeniyle nüfus artmaktadır.
  Kozaklı ismi
Kozaklı isminin nereden geldiği kesin olmamakla birlikte Anadolu'nun her alanında yaşayan yörüklerden, Aydın yöresi yörüklerinden KOZAK isminde bir yörük beyinin geniş aile efradı ve hayvanları için çıktığı yurt ve otlak bulma yolculuğundan sonra şimdiki ismiyle anılan ve zamanında ormanlık olan KOZAKLI KÖYÜ ne yerleşmişlerdir. (Kozaklı adına değişik il ve ilçelerde rastlanmaktadır. İskenderun, Manisa v.s.)Buradan yayılma göstermişler. İlk konaklama ve barınma yerlerinin Adana Kozan (sis sancağı) olduğu ve buradan iç ve batı bölgelerine doğru yayıldıkları için Kozaklı isminin bu beyin adından geldiği yoğun olarak kabul görmektedir. Bugünkü Kozaklı ilçesi sınırları içinde bulunan Kaplıca'lardan yükselen buharın Pamuk kozasına benzediğinden ileriden Koza'ya benzetilerek burada konaklandığı, bazılarının burada kalıp, bazı ailelerin daha batıya ve kuzeye doğru göçtükleri de rivayetler arasında bulunmaktadır.
  Tarım
İlçe ekonomisinde tarım önemli bir yer tutar. Ekilebilir alan miktarı 675210 dekardır. Tarım alanlarının % 7'inde sulu tarım, % 93'ünde kuru tarım yapılmaktadır.
  Sağlık
İlçe, merkezde 1 adet, köy ve kasabalarda ise 5 adet olmak üzere toplam 6 adet sağlık ocağı mevcuttur. Ayrıca 7 köyde sağlık evi vardir. Kozaklı'da 15.10.2001 tarihinden itibaren 112 Acil Servis hizmete başlamış olup, 24 saat esasına göre görev yapmaktadır.
  Eğitim
İlçe Halk Egitim Merkezi Müdürlüğü tarafindan köy ve kasabalarda ilçe merkezi dahil 29 değişik dalda 593 kurs açılmıstır. Bu kurslardan 5.221 kadın, 1.144 erkek, toplam 6.465 kursiyere belge verilmistir.
  Enerji
İlçeye elektrik TEK bağlantılı olarak 1971 yılında gelmiş olup, bütün yerleşim birimlerinde mevcuttur. İlçeye elektrik Avanos ilçesi Kalaba kasabasi trafo merkezinden verilmektedir. Ayrıca ilçe de konut ve işyerlerinin büyük çoğunluğu Kaplıca'lardan elde edilen Jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır.
  Göl ve barajlar
İlçede göl bulunmayıp, Doyduk Köyü'nde inşasına 1998 yılında başlanan Doyduk Barajı inşaatı devam etmektedir. Taşlıhöyük Köyü Barajı bitiştir.Şu anda su toplama aşamasındadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #9 : 07 Şubat 2010, 03:49:03 »

ÜRGÜP
Ürgüp, Nevşehir İlinin 20 km doğusunda olan ilçesidir ve Kapadokya bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme'de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios (Prokopi); Selçuklular dönemi'nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır. Volkanik orijinli jeolojik bir yapıya sahip olan Ürgüp, yağmur ve rüzgar erozyonunun meydana getirdiği ve peri bacası olarak tanımlanan ilginç doğal oluşumların sıkça ve tipik örneklerinin yoğun olarak yer aldığı bir bölgeye kurulmuştur. Vadi yamaçlarından akan yağmur sularının ve daha sonra rüzgarların aşındırması sonucu oluşan yarıklar arasında yükselen peribacaları bu bölgeye has çok ilginç bir peyzaj görüntüsü oluşturmuştur. Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi. XI. yüzyılda Ürgüp, Selçuklular’ın önemli kentleri Konya’ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaydı. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri’dir. Bir anne ve iki kızına ait olan ve XIII. yüzyılda yaptırılan “Altı Kapılı Türbe”, altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır. Ürgüp’ün Temenni Tepesi’nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında “Kılıçarslan Türbesi” olarak da anılan Selçuklu Sultanı IV. Rüknettin Kılıçarslan’a, diğerinin ise III. Alaaddin Keykubat’a ait olabileceği düşünülmektedir. Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır. 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, XVIII.. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir’e (Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Ancak Paşa da Ürgüplüleri mağdur etmemek için Nevşehir yakınlarındaki Kavak köyünden yaklaşık 20 km bir yeraltı yolu ile su getirtir. Sokak ve meydanlara mermerden çeşmeler yaptırarak şiirlerini dönemin meşhur şairlerine yazdırmış, kitabelerini de en iyi ustalara kazıtmıştır. Bu kitabeli çeşmelerin sadece birkaçı orijinal yerindedir. Ürgüp’teki bir diğer önemli yapı da Rum Hamamı’dır. Rumca kitabesinden temelinin 1900’de atıldığı tüm halkın ortak çalışması sonucunda 1909’da tamamlandığı anlaşılmaktadır. Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alem adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp’te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir. Ürgüp civarındaki Pancarlık, Üzengi ve Keşlik vadisi hem tarihi, hem de doğal değerleri olan vadilerdir.
  Ürgüp Müzesi
1971 yılında açılan müze, Ürgüp ve civarından ele geçen fosil örneklerinin dışında Prehistorik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi eseri mevcuttur. Müze de ayrıca yörenin mahalli kıyafetlerinin, eşyalarının ve silahların bulunduğu etnoğrafik seksiyon da bulunmaktadır. Ürgüp Müzesi’ne bağlı ören yerleri Mustafapaşa (Sinasos) Aios Vasilios Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri, Yeşilöz (AzizTheodor) Kilisesi ve Pancarlık Kilisesi’dir. şemsettin sami, 1888-1900 yıllarında yazdığı kamusü'l-alem adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüpte 70 cami, 5kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir. Ürgüp hem tarihi ,hemde doğal değerleri olan bir vadide yer almaktadır. Ürgüpte bağcılık ve turizm halkın en önemli geçim kaynaklarıdır. Ürgüpte turizm gelişmiş olup, peri bacaları meşhurdur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.072 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.