YOK EDİLMEK İSTENEN(?)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 08 Aralık 2019, 13:39:01


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: YOK EDİLMEK İSTENEN(?)  (Okunma Sayısı 4379 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 23 Mart 2010, 21:46:52 »

Bugünlerde hep, yıllar önce gördüğüm bir kabusu hatırlıyorum. 1960'lardaydı. Bir gece, ateşim de çıkmış, baygın gibi uyuyakalınca bir kabus gördüm. Korkulu rüyamda kendimi 40 yıl sonra İstanbul'da buldum. Zaman değişmiş, sokakta yürüyorum, tüm dükkan isimleri İngilizce. Girip bir dükkana sordum:

- Hayrola, bu dükkan kırk yıl evvel de vardı, ne oldu? Güzel bir isminiz vardı; Gül Bahçesi gibi bir şey. Şimdi Beauty Land olmuş. Yoksa el mi değiştirdi? Yeni sahibi Amerikalı mı?

- Hayır, dedi dükkan o zaman babam vardı, ben oğluyum.

- Peki, bir çok iş yerinde de böyle adlar fark ettim. Tuhafıma gitti, yıllardır burada yoktum da.

Muhatabım, yan, İngilizce adları garipsediğime şaşırır, yarı da hafif hüzünlü bir ifadeyle izah etti, eksik olmasın:

- Ben okuldayken bir 'Kolej', bir 'Anatolia (Anadolu) Lisesi' furyası başlamıştı; herkes çocuğunu, Türkçe ile eğitim yerine tüm derslerin İngilizce olarak verildiği o kullara göndermeğe can atıyor, çoluk çocuk, giriş sınavlarına hazırlanıyoruz diye, akşam karanlıklarında, hafta sonları, dershaneler önünde sefil oluyorlardı. Babam Türk geleneklerine ve de Atatürk'e çok bağlı bir insandı, uzun müddet direndi. 0 okullara, 'İngiliz taşeronu yerli Hıristiyan misyoner okulları' diyordu. Orta okulda, ben Türk okuluna (yani Türkçe eğitimli okula) gittim. Gerçi bundan çok utanıyordum; konu komşu, arkadaşlar, beni küçümsüyor, bazıları bu talihsizliğime acıyorlardı. Liseye başlayacağımda, babam bir de baktı ki, Türk Lisesi kalmamış. Topunu İngilizce yapıvermişler. Mecburen ben de "The New Byzantium College 'a gittim. Okul, devletin "Küresel Eğitim Bakanhğı'na aitti, nispeten ucuz. Fakat derslerden hiç bir şey anlamadığım, İngiliz edebiyatına, Amerikan 'tarihine, Amerikan pop şarkıcılarının uyuşturucularla sona eren hayatlarına pek meraklı olmadığım için, kısa süre sonra okulu terk ettim. 0 gün bugün dükkanımızda çalışıyorum.

Adı Ali'ymiş, ben hayretle, tedirginlikle dinliyorum. 0 da anlatacak adam arıyormuş herhalde. Bir çay getirdi, sallama Lipton çayı, yurt dışındayken nefret ettiğim, ne tadı, ne kokusu olan, plastik bardakta boya bir "çay". Allah Allah, diyorum, bizim nefis Rize çaylarına ne oldu? Demedim tabii, ayıp olur. Sonradan öğrendim ki, çay üreticileri, "küreselleşme", "özelleştirme", "devleti küçültme" laflarıyla batırılmış, Tekel idaresi dağıtılmış. Bu çay bozuntusu da Amerika'dan ithal. Onu da herkes alamıyor, kaynatıp çay niyetine sıcak su içiyormuş halk. Ali, (adı da artık "Aly" diye yazılıyormuş, duvardaki İngilizce, belediyeden ruhsat tabelasında gözüme ilişti), devam etti:

- Her gün basın-yayında, - ki çoğu yabancıların elindeydi-, İngilizce bilmeyenin adam olmadığı, Türkçe di ye bir dil kalmadığı, Afrika'daki kabilelerin dili gibi bir dil olduğu, küresel olmak için resmi dilimizin İngilizce'ye dönüştürülmesi gerektiği anlatılıp duruyordu. Çevremde bir tek babamın kahrolduğunu görüyordum. Kimsenin umurunda değildi. Önce dergilerin, gazetelerin isimleri İngilizce oldu, sonra sayfaların bazıları, derken tümü. Zaten içlerinde pek okunacak bir şey de yoktu ya. Okuyup kısmen anlayacak da azdı. TV'lerde öyle, bilgilendirici, ülke sorunlarının tartışıldığı, açık oturumlar, söyleşiler azaldı azaldı, sonunda tamamen kalktı. TV'ler tümüyle yabancı şirketlerin olmadan önce bile, öyle programların, hele Türk kültürü, tarihi, Kurtuluş Savaşı, Atatürk gibi konuların sessizce bir yerlerden yasaklandığını haber aldık. Açık saçık programlar, uyuşturucuya özendiren filimler, vahşi yaygaralardan ibaret yabancı "rock" müzikleri, yabancı bira ve alkollü içki reklamları arttıkça arttı. Orta okul çocukları, gençler ellerinde, gazozdan daha ucuza satılan büyük bira şişeleriyle dolaşır oldular. Bir genç alkolikler ordusu türedi, uzun saçlı, küpeli, dövmeli, gece yarıları sokaklarda bağrışan bir ordu. Duruma itiraz edenler, meslek sahibi iseler, aforoz edilip bir kenara atıldılar. Yazanların, konuşanların bazıları, "irticacı", "tedhişçi", "yeni dünya düzeni karşıtı" gibi yaftalarla hapishanelere atıldılar.

- "Yahu nasıl olur? Yıllar önce ben buradayken hiç öyle şeyler yoktu, gençler saygılı, terbiyeliydi, dedim.

- "Ah, sorma Bey'im" dedi Ali, "daha neler oluyor, bilsen alışamazsın."

- "Peki," dedim, "ilk soruma dönersek, sizin dük kanın adı niye Türkçe olarak kalmadı? Baba-oğul o kadar bilinçli olduğunuza göre. Kusura bakma, seni mahcup etmeğe çalışmıyorum.

Ali: Yok, iyi ki soruyorsun. Derdimi anlatacak kimseyi bulamıyorum" deyip ekledi:

- "Önce konu komşu esnaf özendi. Öyle ya, okula gitmişse yarını buçuk Tarzan İngilizce'sinden başka bir şey öğrenmemiş. Yalnız İngilizce bilen, adamdan sayılı yormuş ya, o da itibar kazanmak için, "kolej"e falan gitmiş olduğunu belirtmek için, veya öyle zannedilsin diye, dükkanının üstüne, çoğu kez manasını bilmediği bir takım İngilizce laflardan tabela astı. Kısa sürede bu öyle yaygınlaştı ki, İstanbul'da Türkçe adlı dükkan, işyeri parmakla gösterilecek, sayılacak kadar azaldı. - İşin garibi, memlekette, ata köyümüze kadar aynı durum olmuş. Babam direndi, illa değiştirmeyeceğim diyor, "Ulan, burası sömürge oluyor" diye bağırıyor. Fakat bir gün, kapıya, kasketlerinde "New Byzantium Municipality" yazan, - "Yeni Bizans Belediyesi" demekmiş -, iki tane zabıta gel di; bize 2500 dolar ceza kestiler. Babam çırpınıyor, korku- yorum, kızıp götürecekler. "Sakin ol baba", diyorum. Sonra bir hışım, "on gün içinde İngilizce tabela asmazsanız, dükkan kapatılacak ve müsadere edilecektir" deyip gittiler. Tanıdık bir avukata sorduk. "Aman hemen dediklerini yapın, yoksa işiniz kötü, bilinçli olarak direniyor derlerse hapse bile atılabilirsiniz. KKTMF'nin ("Küresel Kraliyet Para Fonu") üç ay evvel dayatıp apar topar geçirdiği yasalar arasında bu da var. Ha, ona göre!". Ne yapalım dövünmekten başka; üstelik bize hak verecek bir tanıdık bile bulamıyoruz. Sonunda biz de, bir sürü masraf e dip, nah şu gördüğün rezil tabelayı astık. Allah halimize acısın."

Vah vah, dedim Aly'e, ne diyeyim? Üzülme, Allah büyüktür, bu dünya kimseye kalmaz. Sonunda hainler er geç belalarını bulacaklardır, gibilerden teselli etmeğe çalıştım, tabii kendimi de. Vedalaşıp ayrıldım. Kadıköy is kelesine doğru yürüyorum. Belki denize bakarsam içime biraz huzur gelir.

Yıllar önce denize nazır kalabalık, tabureli çaycılar vardı. Kalmamış, simitçiler de görünmüyor. Yıkıntı bir duvar üstüne iliştim, bir iki tane yolcu motoru. 0 Şirket-i Hayriye'den beri devam edegelmiş şehir vapurları da ortalıkta yok. (Bir ara birine sordum sonra, o da özelleştirildikten sonra batırılmış). Kadıköy'ün eski canlılığı yok. Melül melül dolaşan hırpani bir kaç kişi. Caddeler tenha.

Arkadaki benzin durağının önünde kırık dökük, paslı, her biri en az on beş yıllık bir arabalar kuyruğu. Benzin bulunmuyormuş. Kışın da ahali bayağı bir yakıt sıkıntısı çekmiş. Neyse ki şimdi hava iyi. Gene sonradan sorduğum biri durumu aydınlattı: KKMF'nin dayattığı bir dizi yasa hemen geçmeyince, dış güçler hem taşyağını (yani neft, petrol), hem de doğalgazı kesmişler. Adi kömür, linyit bile bulunamamış, eskiden Türk Devleti'nin olan tüm madenler arasında bunlar bile "özelleştirilip" yabancılara yok pahasına satılmış olduğundan. Onlar da linyiti bile vermiyor. Zaten artık, o eskiden bildiğim dış güçlerin tamamı "Küresel Kraliyet" tarafından idare ediliyormuş. Fakat sorduğum kişinin dediğine göre, hükümet yakınlarda KKMF'nin dayattığı son dizi yasaları da geçirivermiş de, sıkıntı biraz giderilecekmiş. Haber doğruysa. Bu basına güvenilmez diyor adam. Zaten KKMF de dayatmaları yapılınca daha borç veririz falan diye vaat edip edip, istediği olduktan sonra sözünü tutmazmış. Yeni bir dizi dayatmalarla gelirmiş. Böyle yapa yapa hiç bir şeyimizi bırakmamışlar. En son yasalaşıveren dayatmalar arasında, resmi dilin "küresel İngilizce" (sulandırılmış Tarzan, yahut Afrika İngilizce' si demek oluyor) yapılması, gizlice çocuklara Türkçe öğretmeğe kalkışanlara ağır ceza müeyyideleri, Türkiye'deki Türkçe kent, kasaba, köy, dağ, dere, tepe isimlerinin Latincemsi ya da eski Yunanca'yı andıran İngilizce isimlere acilen çevrilmesi, şahıs ad ve soyadlarının ilk aşamada İngilizce imlaya göre yazılması zorunluluğu ("Aly"de olduğu gibi), kişisel arsa, bina, ev, veya apartman dairesi konutlarına dolar cinsinden ağır vergiler konması, yabancıların bu mallan satın almak istemeleri halinde kendilerine öncelik tanınması, vb.. Yeni bir dizi dayatma yasası da yoldaymış, vay canına. Çok yerde yabancılar için yerleşim bölgeleri seçilmiş, oralarda hükümet KKMF'den alacağı yeni kredilerle yabancılar için konutlar, daha alt tabaka yabancılar için de toplu konutlar inşa edecekmiş....

Yatakta ateş içinde sağa sola çırpınırken kan ter içinde uyandım. Ne kabus, ne kabus. Bari korkulu bir rüyadan ibaretmiş diye sevindim ama, günlerce, aylarca bu kabusun etkisinden kurtulamadım. 1960'lardan sonra, bel ki '90'lara kadar kabus zaman zaman aklıma geliyor, san ki kabusu bir daha yaşıyordum. Bir titreme alıyordu vücudumu. Son bir kaç yıldır artık unuttum zannediyordum. Ama, son bir kaç aydır çok sık aklıma gelmeğe başladı. Bazen uyumadan önce adeta niyetleniyorum: Bir rüya da ha görsem, Türkiye'de tüm halkın uyandığını, milli birlik ve beraberliğin yeniden tesis ediliverdiğini, ulusal hedeflerin saptanıp oralara doğru devlet- millet elek hızla yünün düğünü, şanlı tarihimize yaraşır itibar ve haysiyetimizi dünya yüzünde yeniden kazandığımızı düşlesem bari bu gece, diyorum. Nasip olur inşallah.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
İLTERİŞKAĞAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 412


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2010, 18:12:20 »

Oktay Sinanoğlu'nun kitabında da okumuştum. Sinanoğlu'nun en sevdiğim tarafı da Türklerin cihan hakimiyetini kısa bir süre sonra tekrar kurabileceğini matematikle kanıtlayabilmesi ve tabi ki beynimize sloganlaştırarak kazıdığı "Türkçe giderse Türkiye gider" deyişi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Damla damla ırkımın kanı,
Bir kımız çamçağına akarken,
Altaylar'da öğrenmiştik biz,
Ölümle anda olmayı.
Umay'ın kanatlarında,
Tanrı Dağı'na bakarken,
Küçücük ellerimizle Güneşe dokunmuştuk.
Sonra bizim olsun istedik güneş,
İşte herşey böyle başladı...
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 22 Ağustos 2010, 18:28:07 »

Oktay Sinanoğlu'nun, bye bye TÜRKÇE adlı kitabının ilk sayfaları bunun tam tersiydi. Oktay Sinanoğlu, ülkemizde yapılmak istenenlerin Amerika'nın başına gelmiş gibi anlatmış.Bir Amerikalı,uzun zaman sonra döndüğü Amerika da bütün mağaza isimlerinin isimlerinin TÜRKÇE olduğunu,bankalarının TÜRKLER tarafında satın alındığını,Amerikan ailelerinin çocuklarını TÜRK okullarında okutmak için yarıştıklarını,üniversitelerde bilim dili olarak, TÜRKÇE nin seçildiğini görmüş ve ülkesinin bu duruma neden geldiğini bir Amerikalı'nın acı hatıralarından dinlemişti.
      Bizim kimsenin ülkesinde emperyal düşüncemiz yok. Yeterki kendi vatanımızı bu duruma düşmekten kurtaralım. Oktay SİNANOĞLU'nun bu kitabı gerçekten çok düşünüdürücü ve eğitici. Okumayan kandaşlarımız varsa öneririm.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İLTERİŞKAĞAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 412


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


« Yanıtla #3 : 22 Ağustos 2010, 18:49:37 »

Haklısınız değerli büyüğüm "açina teyze". Bu kabus da yanlış hatırlamıyorsam Hedef Türkiye isimli kitabında vardı.

Birde benim emperyallikten öte çevremizde ki özellikle 5 K' da (Kıbrıs, Kerkük, Karabağ, Kırım ve Kosova'da) gözüm var. Ama ilk olarak dediğiniz gibi; "kendi vatanımızı bu duruma düşmekten kurtaralım."


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Damla damla ırkımın kanı,
Bir kımız çamçağına akarken,
Altaylar'da öğrenmiştik biz,
Ölümle anda olmayı.
Umay'ın kanatlarında,
Tanrı Dağı'na bakarken,
Küçücük ellerimizle Güneşe dokunmuştuk.
Sonra bizim olsun istedik güneş,
İşte herşey böyle başladı...
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 22 Ağustos 2010, 18:54:09 »

İlterişkağan kardeşim,5K da gözü olmak demek emperyalist düşünülüyor demek değil,çünki o sözünü ettiğin yerler TURAN illeri içinde. Ama bir gün Amerika da TÜRKÇE konuşulmaya başlarsa bunada pek sesim çıkmaz yani.. Gülümseme Göz Kırp
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #5 : 22 Ağustos 2010, 19:05:32 »


  Türkiye GökTürk KURT  Fena olmaz yani Açina Hanım... Gülümseme Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Gümüş Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 22 Ağustos 2010, 19:13:49 »

Amerika değil bütün dünya Türkçe konuşacak çünkü evrensel dil Türkçe olacaktır. Türk'ün kudreti karşısında kimse ayakta duramaz. Dilimize sahip çıkmalıyız, özellikle internet ortamında dilimizi bozanları iğneleyici bir biçimde uyarmalıyız.  Türk demek Türkçe demek Türkçe giderse Türkiye gider.

Haklısınız değerli büyüğüm "açina teyze". Bu kabus da yanlış hatırlamıyorsam Hedef Türkiye isimli kitabında vardı.

Birde benim emperyallikten öte çevremizde ki özellikle 5 K' da (Kıbrıs, Kerkük, Karabağ, Kırım ve Kosova'da) gözüm var. Ama ilk olarak dediğiniz gibi; "kendi vatanımızı bu duruma düşmekten kurtaralım."


Zaten bizim o yerler. Almak hakkımızdır, ya tıpış tıpış verecekler yada kanla alacağız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 22 Ağustos 2010, 19:23:38 »

Birde benim emperyallikten öte çevremizde ki özellikle 5 K' da (Kıbrıs, Kerkük, Karabağ, Kırım ve Kosova'da) gözüm var.

Kutlu bir isteğin, güzel dileklerin var. Bu dilekler emperyalizm değildir.

Atsız bu konu hakkında şu sözleri söylemiştir:

Eski topraklarımızı kurtarmak isteğimiz emperyalizm ise emperyalistiz. Türkistan'ı, İdil-Ural'ı, Azerbaycan'ı, Kafkasya'yı, Kırım'ı ve Türkler'in yaşadığı başka yerleri is!temek emperyalizm ise kutlu bir düşüncedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 23 Ağustos 2010, 00:19:08 »

   Batılaşma,Küreselleşme,Avrupalaşma derken yaşadığımız kendi topraklarımız da  töremizden ve Ata kültürümüz olan Türklüğümüzden neredeyse koparılacak seviyelere getiridik.Kendi ülkemizde emperyalist  güçler öne çıkıp ülkemizi sömürmeye başlamıştır.Bağımsızlığımızı neredeyse kaybedecek durumlara kadar getirilmiş durumdayız.Kendimizi neredeyse tanımayacak kadar zor durumlara getirildik.Dış güçlerin bütün amacı ülkenin temel taşlarını tabandan yavaş ve sezdirmeden yerinden oynatmak;bağımsızlığını bitirip egemenliğini kaybetme uğraşı içinde başka güçlere bırakmaktır.Bu dış güç siyasal gücünü kulanarak ülkenin tüm zenginlik kaynaklarını ve toprak bütünlüğünü bitirip ezik ve bitik bir ülke yapısı içine sokma çabası içindeler.
   Bu durumlarda birlik ve bereberliğimizi yitirmeden dimdik ayakta durmak için ülkemizi ve  ulusumuzu daha içten bağlarla sarmalıyız.Büyük ve o kadar kutsal bir mücadele sonucu kurulmuş olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ ne,ANA DİLİMİZ olan  TÜRKÇE mize,TÜRK TÖREMİZE,TÜRK YASALARIMIZA  sahip çıkmalıyız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.056 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.