TÜRKMEN SÜRGÜN BÖLGESİ SURIYE RAKKA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 08 Temmuz 2020, 16:50:41


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKMEN SÜRGÜN BÖLGESİ SURIYE RAKKA  (Okunma Sayısı 14316 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« : 25 Ağustos 2011, 13:11:12 »

           Osmanlılar’ın Türkmenleri sürgün ettikleri RAKKA bölgesi neresidir? Rakka Eyaleti, Beydili boyunun sürgün yeridir. Ruha Eyaleti olarakta bilinen Rakka bölgesi 1516 yılında Osmanlı ülkesine katılır. Diyarbakır ile Halep eyaletleri arasınada kalan bölge merkezi Urfa olmak üzere 6 Sancaktan oluşan Rakka Beylerbeyliği de 37 Zeamat ve 616 tımar vardı. Osmanlı yönetimi bu bölge için özel iskan politikası uygulayarak Beydili ve Bozulus Türkmenlerini Fırat Irmağı boyunca yerleştirme girişimleri başarsız oldu. Göçebe Türkmenlerin düzenleri bozuldu. Türkmenlere Arap Aşiretleri eşkıyası saldırıları da istikrarı bozunca 18. yüzyıl karışıklıklar giderek arttı.19 Yüzyılda meydana gelen ayaklanmalar ile Mısır Hidivi İbrahim Paşa’nın bölgeyi alması sonucu; Türkmen Aşiretler yöreden çekildiler. 1840’da bölge tekrar Osmanlılara geçince Rakka Eyaleti kaldırılarak Urfa, Halep’e bağlı bir sancak oldu.       

             Ahmet Refik, Anadolu’dan Türk Aşiretleri’nin 966/1559 ile 1200/1786 döneminde Rakka çöllerine ve diğer yerler sürgünleriyle ilgili yayınladığı Osmanlı belgeleri, kan ve zülüm kokmaktadır ve bu durum içler acısı bir uygulamadır. Ankara’dan Giresun Keşap’a kadar ki bölge 16. ve 18. yüzyılda Oğuz Türkmen aşiretleri’nin yaşadığı bir coğrafyadır. Osmanlı yönetimi 400 yıl bu bölgede şiddet ve zülüm uygular.Çeşitli boylara mensup bu Türkmenler yerlerinden yurtlarından edilerek, yerlerine Doğu ve Güneydoğu’dan getirilen Sünni Kürt aşiretleri yerleştirilir. Gönderildikleri yerlerden kaçan Türk Aşiretleri eski yurtlarına dönerek Orman içlerinde ve dağlık yörelerde yaşamışlardır. Konya, Ankara, Kırıkkale, Kırşehir, Çorum, Amasya, Tokat, Yozgat, Sivas bölgesinden sürgün edilerek zorla iskana tabi tutulan Türkmenlerin hepsi Kızılbaş Aşiretleridir. Bunların çoğu Rakka gibi sürgün yerlerinden kaçarak Kürt yörelerine sığınmışlar ve süreç içinde Kürtleşmişlerdir. Keskin’de bulunan Hasan Dede Ocağı , yine aynı yörede Haydar Baba (Haydari Sultan) Ocağı ve Koçu Baba Ocağı dönemin  Beydili Boyu Türkmenleri’nin inanç merkezleridir. Hasan Dede Ocağı talipleri Beydilli aşiretinin Kuyumcu, Köçekli, Gündeşli obalarıdır.
 
             Yunus Koçak, “Hasan Dede” adlı eserinde bu durumu ortaya koymaktadır. Koçu Baba evlatlarından İbrahim Ulusoy’un bize anlatımları bu dönemde ki olayları aydınlatmaktadır. Yeni İl (Sivas) Bölgesinden de Beydili Kızılbaş oymakları ile diğer Türkmen Kızılbaş aşiretleri Rakka’ya sürgüne gönderilmiştir. Amasya-Tokat-Yozgat-Sivas bölgesinde Beydili Boyunun önemli Kızılbaş aşiretinden olan Sıraçlar da iskana zorlandığı için 16.yy. başlarından 19. yüz yıl sonlarına kadar Osmanlılarla sürekli çekişme içinde olmuşlardır. Sıraç Aşiretleri’nin dini ve siyasi lideri Kurtoğlu Veli Baba 1864 yılında Hakk’a yürüyünce yerine eşi Anabacı Sultan Anşa (Ayşe) Bacı geçer.  Anşa Bacı’ yı “Kızılbaşlık Propagandası “ yapıyor diye  mutasarrıf  olarak görev yapan Kazova’da Haruk çiftliği sahibi Bekir Sami Paşa’ ya şikayet ederler.

Birinci Dünya Harbi’nde Beydili-Sıraç topluluklarından oluşan Redif Taburu, 1913 yılında Rus Cepesine savaşa gitmiş, mütareke sonrası sancaktar İsmail Çavuş; tabur Sancağın getirerek Hubyar Sultan Türbesi’nin üzerine örtmüştür. Ayetelkürsü işlemeli ve üzerinde “Koçhisar Redif Taburu’nun Yadigarıdır 1331) yazılı yeşil sancak halen türbededir.

 

RAKKA’DA OSMANLI YÖNETİMİNDEN BİR KISSA:


Gaziantep bölgesinde yerel araştırma yapan Cuma Karataş, kitabında şu söylenceye yer verir: “Abbas Paşa, Urfa valisidir. Göçebe Türkmenler de Rakka ve Colap’ta yerleştirilmiş, tarımla uğraşmaktadırlar. Topraklar devletindir. Her köyde devletin bir görevlisi bulunmaktadır, tarım işlerini kontrol etsin diye. Bunlara “Şahna” denilmektedir, seksen şahna görevlendirilir her yıl. Bu şahnalardan biri bir Türkmen kızını beğenir. Daha sonra bu kızın güzelliğini Abbas Paşa’ya anlatır. Abbas Paşa kızın babasını yanına çağırır, ondan kızını kendisine eş olması için ister. Kızın babası tek başına karar veremeyeceğini, aşiretine danışması gerektiğini bildirerek süre ister, köyüne döner. Kızın babası aşiretin ileri gelenleri ile ve diğer aşiretlerle görüşür, bilgi alışverişinde bulunur. Sonunda kızı Abbas Paşa’ya vermeye karar verirler. Anacak bu kararlarını gizli tutarlar. Harman zamanı ürünlerini samandan ayıkladıktan sonra, tüm Türkmenler kendi aralarında anlaşır, seksen şahnayı birden harmanların içine atarak yakarlar. Eşyalarını toplayıp Colap’tan kaçaralar. Fırat’ı geçip bu günkü yaşadıkları alanlara yerleşirler.”(41)
Osmanlı, Rakka’daki Türkmenleri cezalandırmak için Abbas Paşa’yı görevlendirmiştir. Abbas Paşa’ın İskenderun’dan karaya çıkıp bölgeye gelişini Dadaloğlu şu deyişi ile anlatır:
 
“İskeleden kaktı ol Abbas Paşa,
Kızılı, boranlı dağ var önünde,
Elbeyli beylerin at başı çekmez,
Çevrilip konacak yer var önünde.
 
İlleride Osman Bey, zorbalar başı,
Aşireti var, çıplak eder savaşı,
Keser kelleler, basar üleşi,
Kartallar dönecek yer var önünde,
 
Küçük Ali Oğlu da, haykırır kakar,
Düşmanı görünce, belini büker,
Çimbulat kılıçla demir bent söker,
Omuzu kalkanlı er var önünde.
 
DADALOĞLU der; ordan geçerse,
Elbeyli Türk’ünden yolun açarsa,
Akan kanlı Murat köpük saçarsa,
Seyit Battal gibi er var önünde. (42)
 
OSMANLI BELGELERİNDE SÜRGÜN TUTANAKLARI :


Beğdili Aşireti başta olmak üzere, her boydan Türkmen obaları Rakka’ya zorla sürgün edilerek o bölgeye iskan edilmeye çalışılır. Aşağıda vereceğimiz belgelerdende anlaşılacağı gibi Türkmenler Rakka’dan firar ederek ya eski bölgelerine ya da Anadolu’nu içlerindeki dağlık yörelere sığınırlar. Canik, Munzur ve Toros dağları ile uzantıları “kaçkuncu” Türkmenlerin yurtları olur. Ya da C.Orhonlu’nun belirtiği gibi “İskandan kaçanlar Anadolu yakasında bulunan şehir ve kasabalara iltica etmişler evkaf, has, tımar, zeamat topraklarına, ayni zamanda çiftliklere ve diğer oymaklar arasına gizlenmişlerdi” Bunun nedeni de “Arap aşiretlerinin baskılarına karşı Türk oymaklarının mücadelesinin yönetimce şiddetle cezalandırmasından kaynaklanmaktadır. Bu cezalandırma yöntemleri türkülerde canlı olarak görülmektedir” (43) Bayındır, ve Döğer Boyu oymakları ve obaları ile Bozkoyunlu cemaati, Beğdili Boyuna tabi olarak Rakka’da iskan edilirler. Sonrası içinde Ceved Türkay, Osmanlı belgelerinden şunları yazmaktadır:
“Bayındır Cemaati, Beğdil Aşiretine tabidir. Rakka iskanından Bayındır Türkmanı Cemaatının yaylakları, Sivas cıvarında Tonos (Tenos) ve Kangal Nahiyelerinde vaki Ulaş nam Karye ile Kangal Karyesinin mabeyninde olan Deliktaş ma’beri idi”... “Beğdili Aşiretine tabi olan Bozkoyunlu Cemaati, Konya ve öte caniblerinde yiğirmi kadar evleriyle olurlar ve on kadar evleri Aksaray Sancağında Beğdik Türkman içinde Balam Halil ve gayrileri yanlarında olurlar deyü tahrir olunmuş”... “Döğerli Cemaati, 150 hane olub, Beğdili Aşiretine tabidir. Cemaat-i mezbure, 1140 senesinde Rakka Beğlerbeği Süleyman Paşa zamanında bilkülliyye firar ve mahall-i iskanlarında bir evleri kalmayub, bizler Alacahan’a muhafazacı yazıldık derler imiş. Kendüleri muhafazıcı değil, bir iki sene kalırlar ise, ol etrafın harab ve yebab olmasına dahi sebeb olub, bunların anasıl Beğdili Türkmanı eşkıyasıdan olup, bunların teaddisi sebebiyle ebna-i sebil bilkülliyye munhatı-olub ve Beğdili Türkmanı’nın ekseri yanlarına tecemmu’edecekleri bi iştibah’dır deyü tahrir olunmuş”... Avşar ve Bozulus topluluklarına ilişkin ise: “Avşar-ı Recepli Cemaatı, mukaddema Rakka’ya iskan olunmuşlardır. Mahall-i iskanda elli kadar evleri vardır. Cemaat-ı Mezbüreden Beğler ve Torunlar ve reayaden ikiyüz kadar evleri, mukaddema gidüb bindokuzyüzyirmibeş kuruş beher sene Rakka tarafına mal verirler idi. Binyüzkırk senesinde Süleyman Paşa zamanında kırk kadar evleri firar ve hala mahall-i iskanlarında elli kadar evleri kalmıştır deyu tahrir olunmuş. Afşar-ı mezbür, Rakka’ya iskanı ferman olunub Zîr’e kaydolmuştur”... “Bâb-ı Altun Cemâatı, Bozulus Aşiretine tabi olub, yiğirmibeş hanedir. Cemaat-ı mezbür, Kadızade Hüseyin Paşa (1140 senesinde Rakka Beğlerbeği) zamanında îvâ ve iskân ve istikrâr olunup ve zer’ve hars ile meşgul iken, bazı avarız ve havadis zuhuriyle ekseri fırsat bulup, Rum tarafına ve Bozok caniblerine firar edüb ve gerü kalan evleri dahi, evvel giden evlerimiz gelmedi deyü birer beşer fırsat bulup, firar edüb, hala mahall-i iskanda bir evleri yoktur. Elyevm cümlesi Keskin ve Bozok ve Kırşehir ve Çiçekdağı taraflarında olurlar deyü tahrir olunmuş”... “Bozulus Aşiretine tabi olan Harmandalı Cemaatı, 60 Hanedir. Cemaat-ı mezbürenin bir miktarı 1120 senesinde firar edüb, badehü Yusuf Paşa irca’ve Rum’a firarileri ahara malikane olunmuş deyu, mahall-i iskanda olanlar dahi üçer beşer firar etmek üzerdir. Hala mahall-i iskanlarında yiğirmi kadar evleri ancak kalmışdır. Elyevm Rum tarafınad olanlar, Bozok’da ve Salarlı ve Mamalı ve Pehlüvanlı içlerinde olurlar”... “Kabağılı Tokuzu Cemaatı, Hacıayvadoğlu Aşiretinden olub, 150 hanedir. Cemaat-ı Mezbürenin bir miktarı 1126 senesinde firar edüb, baki kalan yüz kadar evleri dahi Süleyman Paşa (Rakka Beğlerbeği) zamanında bilkülliyye firar ve bâdehû Vezir Ahmet Paşa zamanında bir miktar evleri, mahalli iskana gelüb, nehr-i Fırat’ı geçirmeyüp, Birecik nahiyesinde.. nâm karyede ikamet etdirüb, hîn-i azlinde Kedhüdası Mehmed Kethüda maan götürüb, hala cümlesi, Antakya kurbünde ve Gavurdağı tarafında olurlar; deyu tahrir olunmuş”... “Karakocalı Cemaatı, 35 hane olub, Beğdili Aşiretine tabidir. Cemaat-ı mezbür, Konar-Göçer Yörükandan olub, ezkadim Biga ve Çan kazalarında yaylayub, İnegöl ve Tuzla ve Bayramiç Kazalarında kışlarlardı. Cemaat-i Mezbüre, yüzkırk senesi Süleyman Paşa zamanında bil külliyye evleriyle mahall-i iskanlarından huruc ve Rum tarafına firar ve hala Kangal Kazası dahilinde Alacahan tarafında olurlar. Bizler, Kangal Cami’i evkafındanuz, Alachan’a muhafazacı tayın olunduk, derler imiş. Cemaat-ı mezbüre, iki kabile olub, bir kabilesi cami-i mezbür vakfı ve bir kabilesi dahi otuzbeş senedir mahall-i iskanda olurlar. Mezbürlar, aslında hırsız ve haramzade olub, ol tarafda kalur ise, ol etrafın dahi harabına bais olurlar deyu tahrir olunmuş”...
“Küçüklü Cemaatı, Bozulus Aşiretindendir. 150 hane olub, üçyüz guruş zamla Yeni İl mukataasına ilhak olunmuşdur. Küçüklü Cemaatı, Kadızade Hüseyin Paşa zamanında iva ve iskan ve istikrar olunub ve zer’ve hars ile meşgul iken, bazı avarız ve havadis zuhuriyle ekseri fırsat bulub, Rum tarafına ve Bozok caniblerine firar edüb ve gerü kalan evleri dahi evvel giden evlerimiz gelmei deyü birer beşer fırsat bulub, firar edüb, hala mahall-i iskanda bir evleri yoktur, elyevm cümlesi Keskin ve Bozok ve Kırşehri ve Çiçekdağı tarafında olurlar, deyu tahrir olunmuş. Küçüklü Cemaatı, Gencelübayadı (Gençlü Bayad) demekle marufdur”... “Bozulus Aşiretinden olan Cemaat-ı Silsüpür Ceridi, 250 haneden ibaret olup, malına 450 guruş zamla Yeni İl mukataatına ilhak olunmağla, kırkaltı mukataasına kayd olunmuştur. Cemaat-ı mezküre, Kadızade Hüseyin Paşa zamanında iva ve iskan ve istikrar olunub ve zer’ve hars ile meşgul iken, bazı avarız ve havadis zuhuriyle, ekserisi fırsat bulub, Rum tarafına ve Bozok caniblerine firar edüb ve geru kalan evleri dahi evvel gidenlerimiz gelmedi deyu, birer beşer fırsat bulub, firar edüb hala makall-i iskanda bir evleri yoktur; elyevm cümlesi Keskin Ve Bozok ve Kırşehri ve Çicekdağı taraflarında olurlar, deyu tahrir olunmuş.
F.Sümer, “Bu iskanda en büyük ızdırabı Beğ-Dili boyu çekti” demektedir. Enaz bu boy kadarda; 13. yüz yılda Orta-Asya’dan Anadolu’ya gelen Bayat boyundan olan Barak obalarıda Rakka’ya iskan esnasında eza-cefa cekmiş, zülüm görmüştür.(45) Bu İskanla ilgili Dedemoğlu şu deyişi söyler:
 
Çıktık Horasan’dan sökün eyledik
Düşürdüler bizi tozlu yollara
Omuzlarda parlıyor uzun şelveler
Aşırdılar bizi karlı dağlara
 
Bölük bölük oldu yüklendi göçler
Atlaydı yaşlılar yayadı gençler
Başımıza geldi olmadı işler
Düşürdüler bizi görülmedik ellere
 
Gehi konduk gehi göçtük yollardan
Bilip bilmediğim yaban ellerden
Kerbela çölünden ıssız dağlardan
Bizden sonra bir ad kalsın dillere
 
Oradan geçirdi sürdü Colab’a
Seksen dört bin hane gelmez hesaba
Deve koyun insan çoktur kalaba
Susuz hayvan inileşir çöllerde
 
DEDEMOĞLU der ki aşkın bağından
Aşırdılar bizi Yozgat dağından
Anadolu Sivas şehri sağından
Göçtüğümüz destan olsun dillere.
 
Beğdilli aşiretinin büyük ozanı Dedemoğlu; Çorum’un Sungurlu ilçesinin Araf köyündendir. Çiftlik köyünde de “dedemoğlu” lakablı bir aile vardır. Alaca (Hüseyinova) İlçesinin Oyacı adlı köyünden olduğunu söyleyenlerde vardır.(46) Dedemoğlu adıyla bir Alevi Dede Ocağı var olması, Ozan Dedemoğlu’nun Çorumlu olduğunun kesin olarak göstermektedir.
 
 
SON SÖZ:


Beydili Boyunu incelememizin nedeni; Oğuz Türkmenleri içinde Tuna boylarından bugünkü Türkmenistan’a değin uzanan coğrafyada en yaygın bir topluluk olmasından kaynaklandığı gibi, binlerce yılık törelerini halen devam ettirdiklerinden dolayı özel olarak seçtik. Diğer Türkmen oymaklarının bir çoğu kentleşme ile birlikte geleneklerini yitirmişlerdir. Ülkemizde ise Beğdili obaları Edirne’den Kars’a kadar her yörede vardır. Beğdililer özgün bir Türk Kültürel kimliğe sahiblerdir. Araştırma yaptığımız Yozgat-Tokat-Sivas bölgesinde Beğdili toplulukları; etnografik, folklorik, filolojik, dini inanç ritüelleri açısından Oğuz töresini yaşatmaktadırlar. Bu Türkmen kimliklerinden dolayıda zülmedilmiş, tarih boyunca kimlik mücadelesi vermişler, bu nedenle Raka Çölleri’ne sürgüne gönderilmişlerdir. Bu mücadelenin odağınıda da üç temel ilke vadır. “Eline beline diline sahib olmak.” Bugün “Eline Beline Diline Sahib Olmak” düsturunun ulusal siyasal bilinçdeki adı; “Ulusal Devlet’e, Ulusal Dil’e, Ulusal Tarih’e sahib çıkmaktır.” Bu ereğin temel rengide “TÜRK EBRUSU” çerçevesinde hayatiyet kazanmasıdır. Ebruyu teşkil eden hakim renk bayraktaki kızılak, Türkçe’deki duruluk, Oğuz Han’dan gelen tarih bilincidir. Bin yıllık Anadolu tarihi, kültürü, dini, dili; “Türk Ebrusu” alışımından “Türkiye” tablosunu Atatürk yaratmıştır. Oğuz Han’ın torunları olarak bizlerde bu tabloya sıkı sıkıya sahib çıkmalıyız...

Alıntıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« Yanıtla #1 : 25 Ağustos 2011, 13:24:16 »

Rakka'nın bugünkü durumunu bilen kandaşlarımız bizi de bilgilendirirse sevinirim.

Anadoluda birçok Türk topluluğu Osmanlı zamanında Rakka'ya sürgün edilmiştir. Yukarıdaki yazıda sürgün edilenlerin kızılbaş alevi Türkmen olduğu söylense de, sadece aleviler değil, birçok sünni Türk oymağı da busürgünden nasibini almıştır. Gerçi o zamanki sünni-alevi olan Türkmenler arasında sosyal yaşam ve kültürel konularda bariz bir farklılık yoktur.

Rakka'ya sürgün süreci ve süreçte Türkmenlerin yaşadığı sıkıntıları az bir araştırmayla birçok yerden öğrenebilirsisniz. İnsanın içini dağlayan vahim olaylar bu süreçte yaşanmıştır. Birçok Türk aşireti bu sürgüne isyan etmiş bu isyan ise  Osmanlı tarafından kanlı şekilde bastırılmıştır.

Ayrıca, bu sürgün sürecinde Türk aşiretleri arasında da anlaşmazlıklar çıkmış ve Türk bir başka Türkün kanını akıtmıştır. Örn: bugün Osmaniye civarlarında ''kanlıgeçit'' denilen yerde Avşarlarla Oğuzların Beğdili noyuna tabi Ceridli aşireti arasında çıkan savaşta adeta Türk kanı oluk oluk akmıştır. Bu yüzden o bölgenin adı ''Kanlıgeçit'' olarak kalmıştır.

Bu sürgünler yüzünden Türk aşiretleri, oymakları ve cemaatleri maddi yönden zayıflamış hatta birçoğu da dağılıp diğer oymaklar arasında eriyip gitmiştir.

Rakka göç yolunda ve yakınında bulunan Adana, Maraş, Antep Urfa gibi şehirler sürgüne gönderilen Türk topluluklarının SIĞINAĞI olmuştur. Bugün Urfa her ne kadar kürt veya arap gibi gözükse de aslında Türkmenlerin yoğun olduğu şehirlerdendir fakat o bölgede bu Türkmenler eriyip gitmiştir malesef.

Acaba Rakka ne durumdadır? Buradaki Türk nüfus ve Türk izleri ne durumdadır? Bilen varsa bize de anlatırsa çok sevinirim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« Yanıtla #2 : 25 Ağustos 2011, 13:41:10 »

Bu sürgünlerle ilgili acı hatıralar dile getirilmiş ve nesiller boyunca da söylenmiştir. İşte bunlardan birkaçı;

Toplandık aşiret geldik Colab'a

Başmızda esen boran değil mi?

Şahin Bey, Karaca konduk yanyana

Hacı Ali'nin yurdu Seylan değil mi?

 
Urumdan öteye yığnak düzüldü

Aşiretler isim isim yazıldı

Koca Berk Ağa'nın bendi bozuldu

Cerit onu tozlu duman değil mi?

 
Kurt Karaca Ulaşlı'nın beyine

O da kondu Şahin Bey'in sağına

Firkat girdi Ağca-Kale dağına

Yusuf Paşa cana kıyan değil mi?

 
Misis'ten göçünce Irakka yolu

Anavarza üstü Bayındır eli

Perişan düştü de koca Badili

İstanbul belimiz kıran değil mi?

 
Süleyman’ım haymalarım kurulsun

Çekilsin sancaklar aşret derilsin

Gündeşlioğlu destan olsun çığrılsın

Firuz Bey'in yurdu Ören değil mi?

Rakkadan tekrar Anadoluya gelen Türkmenler yine sürgün yer işte bu sırada yaşananlar yine bir başka şiirle dile getirilmiştir:


Seksen bin haneyle isyan edince

Anadolu benim dedi Beğdili

Kadoğluyla Yusuf  Paşa gelince

Paylı Mamalı'yı vurdu Beğdili.

 
Kara bayrak salak kanlı salaca

Aşiretin ucu vardı Maraş'a

Yetişti imdada beğ Kurd Karaca

Zor ile yollara durdu Beğdili.

Davullar döğündü çekildi sancak

Koç yiğit atına bağlandı ponçak

Deveci Ali öldü kırıldı kolcak

Eylenip Colap'ta kaldı Beğdili.

 
Ali Beyim on batman gürz atardı

Kurd Karaca bir orduya yeterdi

Cerid Bekir al kanlara katardı

Nice alayları yardı Beğdili.

 
Suluca Karahöyük belli yurtlan

Aldı beni Beğdili'nin dertleri

Çöle düştü Beğdili'nin kurtları

Rakka çölünün kurdu Beğdili.

 
Taylı uğrun uğrun çaldı kalemi

Urbanoglu Yusuf Paşa gulamı

Beğdili'nin name tuttu alemi

Zorunan Rakka'ya vardi Beğdili.

 
Budala'm der ne olacak hâlimiz

Ara yerde telef oldu elimiz

Bundan sonra Rakka'dır yolumuz

Rakka'ya sürgün oldu Beğdili.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #3 : 25 Ağustos 2011, 13:59:58 »

Andam ,bu konu hakkında Otağ'ımızda yazılar bulunmaktadır.Yanılmış olabilirim ama Beydili boyu, Osmanlının zulmüne ve aldığı fazla  vergilerden dolayı sürekli baş kaldırmış bir boydur.bu yüzden Osmanlı bu boyu sürgün etmiş,yada kürt aşiretlerin kucağına atmıştır.Manavgat'ta da Beydiğin adında bir köy vardır ve aynı boyun bir uzantısıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #4 : 25 Ağustos 2011, 17:51:23 »

    Sanıyorum bu dörtlükte  o zamanlar ,Osmanlı zülmüne yazılmış bir dörtlüktü.
                               Şalvarı şaltak Osmanlı,
                               Eğeri kaltak Osmanlı,
                               Ekende biçende yok,
                               Yemede ortak Osmanlı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
KANIKEY
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 605


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #5 : 25 Ağustos 2011, 21:24:52 »

Türk Çerisi yukarıdaki yazı için öncelikle teşekür ederim. Bu zamana kadar bir çok boyun iskan edildiğini bilsekte kendi değerlerine daha fazla sahip çıkan ve yerleşkesi açısından kitlesi en çok olan beydili boyu bu kötü olaya daha çok maruz kalmıştır.  Bir diğer konuda hanedan soyu olduğundan oğuzun kaan çıkaran beş boyundan biri olduğundan da osmanlı için tehlike arz ediyordu. Ayrıca bir parantez açarak şunu bilmekte de fayida var  beydili oymakları k.r.t lerle sürekli çatişma halindeydi kucaklarına falan atıldıkları yok. Atılamazlarda kendi içlerinde  bir bütün olmayı başarabilen boylardan biridir.  yazıyı aldığın yerden bir alıntıdır. Selçuklular’a tabi valilerden Oğuz Beğdili aşiretine mensup Atsız (1127-1156) yarı müstakil iken, oğlu İl Aslan (1156-1172) tam müstakil oldu; bunlar ve halefleri ayrı bir sülale sıfatıyla Batı-Türkistan’da, nihayet Halifeliğin tekmil şarkî kısmında hakim rol oynadılar. Horezmşah Alaeddin Tekiş (1172-1200), oğlu Alaeddin Muhammed (1200-1220) ve onun oğlu meşhur Celaleddin Horezmşah (öl.1231) bunların büyük hükümdarlarıdır. Bu sülaleyi Çengiz Han ortadan kaldırmış ve Celaleddin ordusunun bakiyesiyle Azerbaycan’a gelmişken 1231’de orada Kürtler tarafından öldürülmüş ve askeri de Moğollar’dan kaçarak Anadolu’ya, sonra kısmen Suriye’ye geçmişlerdir, ki buralarda yine “Horezmliler” ismiyle maruf olmuşlardır.”Altemur sesi çıkanı her zaman yok etmeye çalışırlar yahut sindirmeye, doğru bir tespitde bulunmuşsun, ayrıca beydilinin bu kadar yaygın olması hubyar sultan ocağına bağlı olması ile alakalıdır. Bende o ocağa mensup biriyim bunları burada yazarak boyculuk budunculuk edileceği kanısında olduğumdan yazmamıştım, fakat her şeyin bilinmesinde fayda olduğunun da kanısındayım çünkü yanlış bilmek yerine  her şeyi enine boyuna öğrenmek en doğrusu. Diğer boyların da tek tek irdelenmesinden yanayım her ne kadar bazıları öne çıksa da birbirlerine etki ettikleri aşikar. Dağlar gibi daha 52 ye kadar böyle bir sorun yoktu hortlatanların da niyeti ortada anadolu geçiş alanı gibi olduğundan zor bir coğrafya yani politik anlamda zor bir konuma sahip. Bu durumun ortadan kalkması için ülke yönetimindeki kaos  ortadan kaldırılmalı  başa geçenler  milli çıkarlarının peşinde koşarken diğer uluslarla da siyasi faliyetlerini iyi sağlamalı, milletin karnını doyururken kendi açlarını unutmammalı, iş istihtamı için, müteşebbislerin önünü açmalı ama en önemlisi  kimsenin boyunduruğu ile değil de kendi hür iradesi ile hareket eden liderlerin olması. Bu ortam sağlanırsa her alanda kalkınan ve kendi içinde sorunları kendi çözen , dışarıdan tanpon yardım almayan , kendi üreten  bir yapıyla daha istikrar vadeden bir ülke olur, detay çok ama çözüm kök kazımak değil inan bana ama ne varki kötü her zaman kendi başını yermiş bu kural böyle kendi başlarını yemeleri temennimdir. Bir avuç homosapiens ile hayvanın birleşkesi bir varlık için bu kadar kendinizi günaha sokmayın..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
NesliSAH
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 174



« Yanıtla #6 : 25 Ağustos 2011, 23:15:52 »

Sayin Türk Çerisi,
eger Suriyedeki Türklerin yeri yurdu hakkinda bilgi almak isterseniz, Cem Vakfina  basvurun onlar size mutlaka bilgi vereceklerdir.
Bildigim Kadariyla Cem Vakfi ordaki  Ocaklarin  dedeleri ile birbirlerini ziyaret ediyorlar.
Bir keresinde bilgi vermislerdi Türk köyleri hakkinda ve hangi Sehirlerde Türk olduguna dair, Tarihde o göc etdirilen Türklerin cogunlugu hala biliyor Türkiyeden geldiklerini ve hangi Ocaga ait olduklarini.
 

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Girdab-i Mihnet de kapandim kaldim
Vermedin bir yandan ses kara bahtim
Anladim gafilsin uykuya daldin
Yeter poyraz olda es Kara bahtim.

Dünyada  bir candan korkulmaz iken
Pencemden kimseler kurtulmaz iken
Aslana Kaplana yirtilmaz iken
Dedirdin Cakala pes kara bahtim.   
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 25 Ağustos 2011, 23:18:20 »

Suriyede ki Türk mıntıkalarını arayan kandaşların yorulmalarına gerek yok, ben bu otağ da kare kare suriye de ki Türk köylerinin tamamını yazdım, ilgilenenlerin dikkatine.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« Yanıtla #8 : 26 Ağustos 2011, 01:59:41 »

Yanlış anlaşılmasın, konuyu çok amaçlı bir düşünceyle açtım; hem suriyedeki Türk mıntıkları, hem Türk aşiretlerine dikkat çekmek gibi bazı sebeplerden açtım. Sırf osmanlı'ya yüklenmek veya sadece Beğdili'ne dikkat çekmek gibi bir niyetim yoktu.

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 26 Ağustos 2011, 09:28:49 »

Türk milletini ilgilendiren hangi konu olursa olsun bu otağda yeri vardır çeri ki böyle güzel bir konuda irdelenmesi ve yüzde yüz öğrenilmesi gerekenlerin en başında gelir, benim o iletiyi atmam da ki amaç otağımıza gelen ziyaretçilere yol göstermedir, sakın yanlış anlamayasın kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.213 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.