Türkçülük Hakkında Attila İlhan'ın Yazıları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Ekim 2019, 01:55:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkçülük Hakkında Attila İlhan'ın Yazıları  (Okunma Sayısı 9079 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
EmirBörüKaraTegin
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 24



« : 16 Eylül 2013, 22:59:54 »

'Türkçü'nün 'Ülkücü'ye Tepkisi

Sanırım konuşmuştuk: 'Türkçü'nün tabanı Rusya'daki 'Cedit' hareketidir; yani en baştaki 'Türkçüler'!.. Gaspıralı İsmail Bey (Gaspirinskiy), daha o zaman, Türkçülüğü, Çarlık istibdadı ve emperyalizmi ile işbirliği yapan, Buhara 'irticaı'na karşı anti/emperyalist, laik ve ulusal bir zemine oturtmamış mıdır?: Dilde, işde ve kültürde, Türklerarası bir 'cephe'den yanaydı.
Bu tarih gerçeğinden, hemen iki önemli sonuç çıkar: 1/ Osmanlı döneminde 'ittihatçı' Enver Paşa'nın Wilhelmstrasse (Kayzer'in Dışişleri Bakanlığı) kökenli İslamcı Pan/Türkizm'inin, Türkçülük'le alakası çok tartışmalıdır. 2/ Buhran döneminin gerçek Türkçüleri, 1919'da Enver Paşa'dan yana değil, Mustafa Kemal Paşa'dan yana çıkmışlardır; çünkü, o da Türkçüydü, hem de gerçeği!
Örnek kolay: Yusuf Akçura da Ziya Gökalp de, Müdafaa-i Hukuk'un baş destekliyicisi olmuşlardı; Mustafa Kemal Milliyetçiliği, bu ikisinin fikir sentezidir. Daha ilginci, Cihan İslam İhtilali için, Basmacılar'la Türkistan'da ihtilal yapmaya giden, Enver Paşa'yı, yanılmıyorsam, Buhara'da bir başka Türkçü, Zeki Velidi Togan (Validof) bulmuş, konuşmuş, caydırmaya çalışmıştır. Gerçekte, Türkçülük, Gaspirinskiy'den Molla Nur Vahidof'a, Validof'tan Sultan Galiyef'e, Mustafa Kemal'den Ziya Gökalp'e, Mustafa Suphi'den Şevket Süreyya'ya, Türklerin 'tam bağımsızlık'çı anti/emperyalist halk cephesiydi. Bunu böyle saptamadıkça, 'Türkçülüğü', çıkarları için kullanmak isteyen 'ecnebi'nin tuzağına düşülür.
Düşülmüştür de!

'Cumhuriyet'e ve laikliğe sahip çıkmak!...

Bu yüzden, 'Yeni Hayat' dergisinde ileri sürülen fikirler, her bakımdan ilginç; 'ülkücü' kesimindeki 'intibahı' tescil ettiği için de, anlamı ve önemi, büyük! Dergi, bir yazısında, Enver Paşa 'Turancılığı' ile 'Mustafa Kemal Türkçülüğü' arasında, kesin ve net tercihini, ikinciden yana yapıyor:
"...bizim yolumuz, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp ve Atatürk'ün yoludur. Bunun için Cumhuriyet'e laikliğe sahip çıkmak, emperyalizme karşı savaşmak, akıl mantık ve bilimsellikten sapmadan, gerçekçilikten uzaklaşmadan ama cesur adımlar atmak zamanı gelmiştir.."
"...bugünün Türkçüleri de, tıpkı Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp ve Atatürk gibi gerçekçi, akılcı, mantıklı ve bilimsel çizgiden sapmadan, en az onlar kadar cesur olmak ve tabii ki yerlerini iyi tayin etmek zorundadırlar..." ('Yeni Hayat', Ekim 1997, s.21)
Aynı yazıda, Enver Paşa'yla ilgili olarak şu satırlar dikkat çekiyor:
"...Enver Paşa'nın 'Türkçü' olduğunu söylemek mümkün değil. Yine aynı şekilde, 'Turancı' olduğunu söylemek de mümkün değildir. Enver Paşa ihtiraslı bir insandı. Yükselmek ve hükmetmek onun başlıca ihtirasıydı. (...) Almanya Enver Paşa'nın bu ihtirasını iyi değerlendirmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında savaşa girişimiz, Enver Paşa'nın Almanların direktiflerini uygulamaktan ibaret olan şahsi kararı ile olmuştur. (...) Savaşa girişimiz ile birlikte 'Kutsal Cihat' ilan edilmiş, bütün Müslümanlar Halife'nin sancağı altında Osmanlı devleti yanında İngilizler'e karşı savaşa çağrılmıştır. (...) Ne var ki İslamcılıktan umduğunu bulamayan Enver paşa, 1917 Ekim devrimi ile Rusya'daki Türklere bağımsızlık yolu da açılınca Turancılık söylemini ve stratejisini öne çıkarmıştır. Görülüyor ki Enver Paşa'nın oturmuş bir fikir yapısı, ideolojik tutarlılığı yoktur. (...) Şimdi Paşa Türkistan'a gitti, Basmacılar'a katıldı ve şehit oldu diye Tuırancı olarak nitelendirmek mümkün değildir, tıpkı, Moskova günlerinde Bolşevik nutuklar attığı için komünist diyemeyeceğimiz gibi"... ('Yeni Hayat' Ekim 1997, s.18/19.)

İbret verici bir 'intibah tablosu'

Sanırım asıl önemli mesaj, 'Yeni Hayat'ın, Soğuk Savaş döneminden bu yana, belki de ilk defa,MHP ve yandaşlarını Türkçülük tarihi içinde doğru 'tanımlama' çabasıyla verilmektedir; çünkü bu 'Türkçü' dergiye göre. MHP ve yandaşlarının çoğu, 'Enver Paşa kafasında bir milliyetçilik' yapmaktadır.
O da açık ve seçik olarak, beyaz üstünde siyah, şöyle belirtilmiş: "...Bugün de milliyetçi olduğunu iddia eden gerek MHP olsun, gerekse pek çok vakıf, dernek vs. Olsun, Enver Paşa kafasında milliyetçidir; yani akıl ve mantık dışı, gerçekçilik ve bilimsellikten uzak, ihtiraslı ve çıkarcı! Tabii ki gerek partinin tabanı, gerekse söz konusu vakıf derneklerin boğaz tokluğuna çalışan gönüllülerini kasdetmiyorum. Kasdettiğim bunların ihtiraslı yöneticileri ve yönetimlere talip olanlarıdır. Ve de bu camianın kimisi akademik unvan sahibi de olan sözde aydınlarıdır..."
Daha da çarpıcı olanı, MHP'de Türkeş'in ölümünü müteakip yaşanmakta olan envai çeşit çalkantı ve dalgalanmanın, asıl sebebi konusunda ortaya atılan 'teşhis' ve bu 'teşhis'in getirdiği 'mücadele platformu' ile ilgili sözler; açık ve seçik, -beyaz üstünde siyah- deniliyor ki:
"...senelerdir devlet ve millet adını kullanarak, hem devlet hazinesinden hem örtülü ödeneklerden, hem de temiz ve saf Türk insanının gönlünden koparak verdiği bağış paralarıyla servet üstüne servet yapan, milliyetçilikten geçinen Enver Paşa kafalı sahte milliyetçilerin maskesini bir bir indirmek, gerçek Türkçülerin görevidir. ..." ('Yeni Hayat', Ekim 1997, s.21)
Hayır, bu satırlar 'Marksist' ve 'solcu' bir dergiden alınmadı; zaten uzun uzun aktarmamın sebebi de budur; II. Dünya Savaşı'ndaki 'Irkçı/Turancı' - 'Soğuk Savaş'taki 'Ülkücü' görüntünün, SSCB hipoteğinin kalkmasından sonra, savunulamaz hale dönüşmesi, Türkiye'deki gerçek Türkçüleri, Türkçülüğün tabanını ve temellerini aramaya itmiş, bu da ümit verici bir 'intibah tablosu' ortaya çıkarmıştır.
Bunu her şeyden ve herkesten önce, anti/emperyalist, laik ve tam bağımsız Kemalistlerin ve sosyalistlerin değerlendirmesi gerekir; çünkü onlar da 'akıldan, mantıktan ve bilimsellikten' yanadırlar; aynen Gaspıralı İsmail Bey, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Molla Nur Vahidof, Sultan Galiyef, Mustafa Suphi ve Şevket Süreyya Bey gibi!..
Attila Ilhan
" 'Türkçü'nün 'Ülkücü'ye Tepkisi " , 19.12.1997 Cumhuriyet Gazetesi 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün BAŞBUĞUYUZ!…”
EmirBörüKaraTegin
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 24



« Yanıtla #1 : 16 Eylül 2013, 23:00:36 »

'Türkçülüğün' Yeri 'Solda' mı?

Mayıs 1975, Ankara. Niyazi Berkes, Londra'dan gelmiş; 'Batı sorunu' üzerine bir kitabını yayımlamıştık ya, üzerinde konuşuyoruz; daha 50'li yıllarda, Osmanlı'daki Türkçülük hareketi'nin, düpedüz anti/emperyalist bir 'savunma' hareketi olduğunu bulup çıkarmışım ama, doğrusu 'halkçı' bir hareket olduğunu, onun kaleminden öğrenmiştim; hatırlar mısınız, bunu nasıl belirtmiştir:
"...ilk defa olarak Tanzimatçı, Yeni Osmanlıcı ve İslamcı çeşitten olmayan bir Batı anlayışı, Meşrutiyet'le ortaya çıkan 'Halkçı' aydınlar arasında belirmiştir. Bugün bize hangi edebiyat kitabını açsanız, orada, Meşrutiyet'le birlikte bir 'Milliyetçilik' ve 'Milli Edebiyat' akımı başladığı iddasını görürsünüz. 'Halkçılık' ve 'Toplumculuk' akımından ise hiç söz etmezler. Halbuki gerçek olan şudur: 'Milli Edebiyat' akımı ve 'Milliyetçilik' 'Halkçılık' hareketinden sonra ve hücumlar karşısında aldığı şekil olarak doğmuştur..."
"...Peykçi Batıcılar, Osmanlıcılar, İslamcılar, yani bütün 'alafranga' aydınlar, 'Halkçılara' hakaret ya da alay etmek için 'Türkçü' adını taktılar. (Türk o zaman, kaba cahil halk demekti. Osmanlıcılarla İslamcılar okumuş kibar kişiler olduklarından, kendilerini Türk saymazlardı) Halkçılık, yavaş yavaş Türkçülük - milliyetçilik/kavmiyetçilik - olarak tanınmaya başladı..."
('Türk Düşününde Batı Sorunu', s. 233/235, Bilgi Yayınevi, 1975.)
Daha da şaşırtıcı olanı, Berkes'in Türkiye'de meydana çıkan 'Halkçılık' hareketinin, aslında, eski Rusya'da gelişmiş 'Narodniçetstvo' (1870/1890) Halkçılığı'nın, Balkanlar üzerinden Osmanlı'ya yansımış bir şekli olduğuna işaret etmesidir. Plekhanov'un eleştirileri dolayısıyla, üstünde epey kafa yorduğum o hareketin, aslında ülkemizde Türkçülük 'ateşinin' ilk kıvılcımlarından birisi olduğunu işitmek, beni heyecanlandırmıştı. Neden derseniz, nedeni belli: Türkçülüğün sonradan Naziler tarafından Irkçı/Turancı, ABD tarafından Ülkücü vb. Etiketlerle, nasıl soldan sağa çekildiğini farketmek kolaylaşıyor.
Bunu II. Dünya Savaşı ve 'Soğuk Savaş' boyunca, hayli acı çekmiş Türkçüler'in anlamaya başlaması, bu açıdan da son derece önemli sayılmalıdır.

Düşündürücü bir alıntı yapmak!..

Şimdi izninizle, Türkçülük üzerine düşünen bir dergiden, bir alıntı yapmak istiyorum; hem solcularımız için, hem sağcılarımız için, yeterince düşündürücü olacak, bir alıntıdır bu; bakınız ne diyor:
"...'sağ' ve 'sol' kavramları, tarihimiz açısından, bize hiçbir şey ifade etmezler. Doğdukları toprakta, büyük doğum sancılarıyla dünyaya geldiler ve zihinlerde silinmez izler bıraktılar. Her doğan canlı gibi bir ilişkinin sonucuydular. Bir sepet içersinde kapımıza bırakılana kadar, onlarla iş görmüyorduk ve daha çok 'biz'dik..."
"...bu kavramların bizde tabanı olmadığı için, onlara egemen olamıyoruz; onlar bizi yönetiyorlar. 'Milliyetçilik sağdır', ya da 'sağcılık milliyetçiliktir'. Bundan daha büyük bir saçmalık düşünemiyorum. Ben Türkçülüğü anlamak için bu kavramlara hiç başvurmuyorum. Batı'daki anlamlarıyla onlara başvursaydım, bakın ne çıkardı..."
"...biz pek çok şey gibi, onları da Fransa'dan aldık. Ama ben her işi bildiğini iddia eden gibi, Fransa'nın İhtilal Meclisi'ne gitmeyeceğim. Fransız Aydınlanması ve İhtilali aslında İngiliz düşüncesinin kıt'a Avrupası'na dikilmiş bayrağıdır; onu anlamamız için; İngiliz 'amprizmini' ve 'akıl dini'ni anlamamız gerekir. Bu 'Sağ' bizim milliyetçiliğimizle, toplumculuğumuzla hiç bağdaşmaz. Bu 'Sağ' İngiliz sermayecilik ve ferdiyetçilik temeline dayanan 'Sağ'dır. Onların muhafazakarlıkları da, bunları 'muhafaza' eder. Bu 'Sağ'ın süt analığını 'sömürgecilik' yapmıştır..."
"...işin hem ilginç, hem de komik (aslında traji/komik) tarafı: onlarla iş göremeyiz, ama görebileceğimizi varsaysak bile, şu gerçekle karşılaşırız: tarihimize sinen anlayış 'Sağ'dan çok 'Sol'a yakındır..." (Türk/Diplomatik, Haziran 1997, s.24.)
Peki, handiyse çeyrek yüzyıldır, biz ne diyorduk?

Kapitalizmin yüzü eskidi
Diyebilisiniz ki, herhangi bir yazıdan rasgele alınmış bir pasaj, ne ifade eder? Bunu sözylemeden önce, aynı yazının başka bir pasajına da göz atmanızı rica edeceğim; çünkü , Türkçülük düşüncenin 'propaganda'nın dışında çağın anlamını nasıl kavramaya başladığını, pek güzel gözlerin önüne seriyor:
"...kapitalizmin yüzü çok eskidi. Hakkında şayialar aldı yürüdü. Yine sömürgecilik böyle usta bir oyuncuyu kolay gözden çıkaramazdı. Çağdaş Batı medeniyeti ona yeni kostümler dikti ve giydirdi. 'Küreselleşme', 'Post/Modernizm', 'sebest Pazar Ekonomisi' vs. Bunlar insanlığın tercihi değil. Bunlar Doğa kanunu da değil. Bunları kimin niye ve neye karşı dayattığını bilmek zorundayız. Elbette, Batı'dan gelen her şey gibi, onları da ağzı açık karşılayan budalalar, onlarla iş görmek isteyeceklerdir. Onlar 'Biz'den değillerdir. Birileri, bütün bu kavramları her şeyle bağdaştırabilir, ancak, bunların bağdaşamıyacağı tek şey varsa, o da 'milliyetçilik'tir..." (Türk/Diplomatik, Haziran 97, s.24.)
Ne buyrulur? Elbette, 'milliyetçinin' konumu ayrıdır, 'sosyalistin' konumu ayrı; elbette, ikisinin aynı çerçeve içinde ele alınması, -hele ülkemizde- kimsenin aklına gelmemiş bir konu; nitekim, bu yazıda da, 'marksizmle bağdaşılamayacağının' altı çiziliyor; çiziliyor da, acaba doğru mu yapılıyor? Yusuf Akçura'nın, bütün tahlillerinin , diyalektik tahlil metoduyla yapıldığını, unutmuş olmuyorlar mı? Bırakalım Akçura'yı, peki ya Molla Nur Vahidof, ya Mirseyit Sultan Galiyef? Onlar Türkçü değiller miydi? Fikirleri ve eylemleriyle, bırakın Asya Türklüğünü, Anadolu Türklüğüne bile, çıkar yol göstermiyorlar mı?
Attila İlhan
" 'Türkçülüğün' Yeri 'Solda' mı? " 22.12.1997 Cumhuriyet Gazetesi 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün BAŞBUĞUYUZ!…”
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 16 Eylül 2013, 23:05:26 »

Çok teşekkürler yoldasım! Harikulade paylaşımlar yapıyorsunuz!
Şimdi bu başlık altında çok güzel tartışmalar dönmesini umut ediyorum. Konudan çok çıkmadan basamak basamak bu yazıların tamamını inceleyelim. Herkes bir yerini alıp yorumlasin. Çok karlı çıkacağımız bir başlık olsun.
Her şey Türk için!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
EmirBörüKaraTegin
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 24



« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2013, 23:16:35 »

Attila İlhan marksist tandanslı bir düşünür olmasına rağmen Tanzimat sonrası ve Cumhuriyet tarihini anlamamız bakımından değerli biri kanaatim ayrıca kendisinin Yüce Başbuğ'u anlayabilmek noktasındada değerli yazıları var neticede bir kimse marksist bakış açısına sahip diye kesip atmak almamalı önemli olan o bakışını ne kadar Türkçülük ve milli değerler menfaatine ele aldığı olmalı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

“Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan’ız, Biz ki Türk oğlu Türk’üz; Biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk’ün BAŞBUĞUYUZ!…”
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #4 : 08 Ekim 2015, 21:59:47 »

Alıntı
Gerçekte, Türkçülük, Gaspirinskiy'den Molla Nur Vahidof'a, Validof'tan Sultan Galiyef'e, Mustafa Kemal'den Ziya Gökalp'e, Mustafa Suphi'den Şevket Süreyya'ya, Türklerin 'tam bağımsızlık'çı anti/emperyalist halk cephesiydi.

 Gerçekte Türkçülük, halk cephecicilik filân değildir. Mustafa Kemal, Ziya Gök Alp, Gaspıralı İsmail sosyalizm karşıtı gerçek Türkçülerdir. Mustafa Suphi Türkçü değil, katıksız komünistti. Anadolu'da İstiklâl Savaşı verilirken Mustafa Suphi ve yoldaşları memlekette Komünizm propagandası yapıyordu. Karşılığında suratlarına tükürülüp, taşlanıyorlardı tabi. Sonunda Trabzon halkı Mustafa Suphi ve yoldaşlarını Karadeniz'in serin sularında boğdu. Şevket Süreyya'ya gelince, Irkçılık-Turancılık diye açılacak davanın iddianamesini hazırlayanlar arasındandır kendisi. İnönü'nün dalkavuğudur. Türkçülük ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.



Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.066 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.