Halkevleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 08:57:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Halkevleri  (Okunma Sayısı 4331 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 04 Aralık 2009, 11:23:36 »

Cumhuriyet Halk Fırkası'nın (CHP)'nın 10-18-Mayıs-1931 tarihleri arasında toplanan 3. Kurultayında, Türk Ocakları'nın işlevini tamamladığı için kapatılarak yerine, Halkevlerinin açılması kararlaştırıldı. Halkevlerinin başlıca amaçları; Türk milletini yeni ülküler etrafında toplamak, halk arasında kültür ve düşünce birliğini sağlamak, Atatürk devrimlerinin benimsenmesini gerçekleştirmek, Cumhuriyetin kültür atılımını yapmak, kır-kent ve köylü-aydın ikiliğini ortadan kaldırmak olarak özetlenebilir. 19 Şubat 1932'de ilk Halkevi Ankara'da açıldı. 1931-1952 yılları arasında 478 Halkevi (biri Londra'da) 4322 Halkodası açıldı. CHP'nin desteğinde örgütlenen Halkevlerinin çalışmaları, dokuz şube halinde düzenlendi: Dil-Edebiyat, güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kursları, kütüphane ve yayın, köycülük, tarih ve müze. Halkevleri 1952'de kapatılıp, 1960'ta tekrar açıldı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 04 Aralık 2009, 15:24:08 »

Ankara Halkevi Açılışı
ve İlk Yılı


Türk Ocakları'nın 1931 yılında kapatılmasının ardından ortaya çıkan
boşluğu doldurmak, halkın ve gençliğin örgütlenmesini sağlayarak
bir kültür devrimini gerçekleştirmek için kurulan Halkevleri ilk olarak 1932
yılında açıldı. Ankara Halkevi de, ilk açılan diğer 13 halkevi ile birlikte 19
Şubat 1932 günü yapılan büyük bir törenle çalışmalarına başladı.
Ankara Halkevi'nin açılışı görkemli oldu. Törene, o yıllarda Başkent'te
yaşayan siyasetçiler, aydınlar ve tüm halk davetliydi. Tören için kimseye davetiye
gönderilmemiş, kimse için yer ayrılmamıştı. Dönemin büyük gazetesi
Hakimiyeti Milliye açılış programını yayımlamıştı. Program şöyleydi:
1- İstiklal Marşı
2- Cumhuriyet yenlini
3- Canlı levha
4- CHF Umumi Katibi Kütahya Mebusu Recep Bey'in nutku
5- Behçet Kemal (Çağlar) Bey'in açılış şiiri
6- Aydın Mebusu Reşit Galip Bey'in Halkevlerinin müstakbel faaliyetine
ait hasbıhali
7- Çoban piyesinin temsili
Açılış törenini büyük bir coşkuyla izlemeye gelenler 19 Şubat 1932 günü
Ankara Halkevi salonunu, açılışın yapılacağı saat olan 15.00'de tamamen doldurmuştu.
Dışarıda da büyük bir kalabalık içeriye girmeyi bekliyordu. Salona
giremeyenler için açılış, radyodan tüm ülkeye canlı yayınlanacaktı ve Çoban
piyesi aynı akşam ve ertesi üç akşam saat 21.30'da yeniden gösterilecekti.
Açılış İstiklal Marşı ile başladı. Ardından, Gazi'nin gençliğe hitabesindeki
son cümle ve gençliğin O'na cevabından oluşan "Cumhuriyet Yemini" edildi.

İlk sözü, Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Sekreteri, Kütahya Milletvekili
Recep Peker aldı. Peker, Halkevlerinin açılış amacını, o yılların
CHF'sının toplumu yeniden örgütleme projesinden de örnekler vererek şu
sözlerle anlattı:
"Arkadaşlar, biz Halkevlerinin samimi ve bütün Türk vatandaşlarını müsavi
şeref mevkiinde gören zihniyetle kurulmuş çatıları altında bütün vatandaşları
toplamaya ve itinalı bir kültür çalışması içinde milli birliğe yükseltmeye
azmetmiş bulunuyoruz.
...bu asırda milletleşmek için, milletçe kütleleşmek için mektep tahsilinin
yanında ve ondan sonra mutlaka bir halk terbiyesi yapmak ve halkı birarada
ve birlikte çalıştırmak esasının kurulması lazımdır.
... Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Halkevleriyle takip ettiği gaye, milleti şuurlu,
birbirlerini anlayan, birbirlerini seven, ideale bağlı bir halk kütlesi halinde
teşkilatlandırmaktır.
...Bu asır milletleri yalnız siyasi teşkilat, yalnız ordu teşkilatı, yalnız iktisat
teşkilatı ile yani yalnız maddi kuvvetlerle bünyeleşemiyor,. kemiklenemiyor.
Siyaset sahasında kendi esas programını tatbik etmekle beraber ayrıca
bu siyasi hayata girmiş ve girmemiş vatandaşları bir halk terbiyesiyle istikbale
hazırlamak için (CHF) Halkevlerini tesis ediyor."
Recep Peker'in konuşmasının ardından Behçet Kemal (Çağlar), bu açılış
için kaleme aldığı "Açılırken" şiirini okudu. Şiir, salonda bulunanlar tarafından
coşkuyla alkışlandı ve bazı mısraları hep bir ağızdan tekrarlandı.
AÇILIRKEN
Her elde var bir kalem, bir pergel, balyoz sapı:
On dört milyon emekle yapılıyor bu yapı.
Ne gösteriş, ne taklit, ne özeniş inkılap
Neler yapmadın ey Türk; bu büyük işi de yap.
Türk insanlık uğruna akın eden
Türkün medeniyeti, insanı insan eden.
Türkün güneşleriyle dünya ufku ağırdı,
Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?
Ey dünya yine bizden ders alacaksın yarın...
Sesini duyuyoruz derinden atların:
(Bugün sizden hoşnuduz ey Gazi nesilleri
Medeniyet safında en yüksek en ileri,
Bu çetin parolayı tekrarladıkça sizler,
Geçmiş asırlar gibi saygı ve sevgi gizler
Gelecek asırlarda büyük Türk milletine
Türk olana mukadder aynı vazife yine
İnsaniyet örneği, medeniyet rehberi,
Yolunuz açık olsun ey Gazi nesilleri...)
Bu sözü tutmayanı Türk genci yolsuz sayar;
Kanımıza güvenin bekleyin ey atalar.
Ey dünya Türkün ölmez ruhunu öğren tanı,
Baştan başa yapılıp bu yeni Türk vatanı
İmrenecektir bize yer yüzünde dört bucak;
Türkeli gibi olmak darbımesel olacak
Türkün yalnız cesaret değil asıl hassası
Medeniyet aşkıyle bir: Türkün Türk olması
Nemiz eksik eskiden? Damarda var aynı kan.
Kafada aynı şuur, gönülde aynı iman,
İçteki ve dıştaki zincirleri kırmışız,
Biz varız diye bütün cihana haykırmışız
O günde şom ağızlar nemiz var ki diyordu:
Yokluk içinde nasıl yaptık imandan ordu;
En mücehhez muntazam orduyu halkeden biz,
Bugün de başka şeyler yaratmayı biliriz:
Arkadaş geri durma uzaktan çatma kaşı,
İmanına azmine işte bir mihenk taşı:
Var mısın çık meydana, kendini burada göster
Türk gencinin hızını bütün bir yurda göster.
Bunu yurt zaten bilir; öğrensin bütün cihan,
Dünyanın en kudretli kanıdır sendeki kan.
Bugün emanet diye kalbimize konanlar,
Bulacaklar buldular en sarsılmaz temeli,
Birleşince bu yerde Türk eli Türk emeli.
Binbir gecenin bu anda bir ağızdan sesi bu:
Bugün doğan güneşin olmayacak gurubu...
Hedefi gösterecek, yayımızı gerecek:
Bizlere bulut feyzi, şimşek hızı verecek
Halkevleri bu günden büyük yola girecek:
Ne geride kalacak ne yolda duracağız;
O bizi yürütecek, biz onu saracağız...
Gayeye varacağız.
Gayeye varacağız...
Bu ajitatif şiirin yarattığı coşkunun ardından kürsüye gelen Aydın Milletvekili
Reşit Galip Bey, Ankara Halkevi bünyesinde oluşturulan şubeleri tek
tek tanıtarak bu şubelerin yapmayı planladığı çalışmalardan örnekler verdi.
İLK TEMSİL:ÇOBAN
Ankara Halkevi'nin açıldığı akşam Behçet Kemal Bey'in yazdığı ve Münir
Hayri Bey'in sahneye koyduğu Çoban piyesi sahnelendi.
Piyese ilişkin bilgileri dönemin gazetesi Hakimiyeti Milliye şöyle veriyordu:
"Çoban kısa bir zamanda hazırlandı. Bir ay eseri hazırlamak ve sahneye
koymak için kafi geldi. Sahne işlerini bilen bilhassa halk terbiyesi için hazırlanan
eserlerin güç teknik zaruretlerini taktir eden karilerimiz bu kısa cümle
ile ifade etmek istediğimiz muvakkafiyetlerinin ne olduğunu daha iyi anlarlar.
Evvela, Çoban mevzuunu Türk tarihinden almıştır. Bu tarih, eser şairinin
hayalinde kıymetlendirilen ve sadece öyle olması icap ettiği için öyle tertip
edilen bir eser değildir. Bu tarih en eski Türk tarihinden başlar ve pek yakın
zamanlara muhtelif kıtalar üzerinde yaşayan Türklerin hayatına karışarak
devam eder. Piyesteki "Çoban" hatta zamanımızda yaşayan sayısı çok kahramanlardan
birinin ismi de olabilir.
Çoban 'daki başbaşa dövüş bir çoklarının zannettikleri gibi bir Roma ananesi
değildir. O hatta Etrüskler vasıtasıyla Roma tarihine intikal etmiş eski
bir Türk ananesidir.
Çoban, milli tarihi bugünkü inkılap idealine göre izah eder. Eşhas fert değil,
karakterdir. Piyese konan kadın hayatta olan kadındır. Ne zafınde, ne
kudretinde o kadın sahnenin klasik kadını değildir. Piyeste kahramanlar kendi
kendilerini methetmezler, şunu yaptım yahut şunu yapacağım demezler, onların
hepsi içlerinde yaşadıkları cemiyeti temsil ederler.
Çoban, yaşlısı, beyi, genç kızı hep milletin büyük kudretine inanırlar. Onu
konuşurlar, onu anlarlar.
Tarihten bahseden eser moderndir. Ve onun bu vasfı piyesi muvaffak bir
tarih terbiyesi olmak vasfından ayırmamıştır.
Piyes fikirle başlar ve hayalde olmayan bir his kanalından hakiki bir hayata
geçer. Burada ümit, ızdırap, keder, yeis, zafer herşey vardır. Sonra tekrar
fikre döner. Ve orada tarih hükmünü verir.
Piyesin dekorları için Alişar, Boğazköy hafriyatlarından, Troya'dan istifade
edilmiş, motifler oralardan seçilmiş, şehir tekniği oradan alınmış, renkler
Luvr müzesindeki heykellerden intihap edilmiştir.
Sahne tabloları, merasim, silahlar için Ankara Müzesi"ndeki Eti kabartmalarından
istifade edilmiştir. Piyesin lisanı monoton değildir. Tiratlar serbest
vezin, lirikler II, fikir 14, fısıltılar da 7 hece ile yazılmıştır."
ANKARA HALKEVİ'NİN BİR YILI
Ankara Halkevi'nin bünyesinde kurulan dokuz şube bir yıl boyunca birçok
çalışmayı gerçekleştirdiler.
İçtimai Yardım Şubesi, bir yıl boyunca 160 yoksul öğrenciye öğle yemeği
verdi, kitap, defter, kalem yardımı yaptı.
Köycülük Şubesi, özellikle yaz aylarında köylerde sütçülük, yumurtacılık
kooperatifi, Ankara'nın toprak ve suları, damızlık kümes hayvanları gibi
konularda çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar için Ankara yakınlarındaki Kutludüğün
Köyü'nü örnek köy seçildi. Köycülük Şubesi bu köye arı kovanları,
damızlık horozlar götürdü. Şube çalışmaları arasında Kerim Ömer Bey'in
Ankara havalisinin su durumu hakkında kaleme aldığı "Bozkır Haznesi"
eseri de yer aldı.
Halkdersaneleri ve Kurslar Şubesi, Fransızca, Almanca, İngilizce ve
İtalyanca kurslar ile stenografi kursu açtı.
Güzel Sanatlar Şubesi, hem kendi üyeleri tarafından hem de Cumhurbaşkanlığı
Senfoni Orkestrası tarafından verilen halk konserleri düzenledi.
Halkevi binası içinde resim atölyesi, keman ve ses dersleri açtı. Çeşitli sanatçılar
tarafından sergiler açıldı.
Temsil Şubesi, Halkevi'nde çalışan gençler tarafından oynanan, aralarında
Çoban, Akın, Mavi Yıldırım, Faust, Othello gibi oyunların da bulunduğu
birçok oyunu sahneledi.
Müze Şubesi, Ankara'da bir inkılap müzesi kurma çalışmalarını sürdürdü.
Dil, Tarih ve Edebiyat Şubesi, dönemin ünlü edebiyatçı ve tarihçilerinin
katıldığı toplantılar, şiir geceleri düzenledi, birçok yayın yaptı.
Kütüphane Şubesi, bir yıllık bir zaman içinde 15 bin kitaptan oluşan bir
kütüphaneyi Ankara'ya kazandırdı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #2 : 04 Aralık 2009, 17:51:02 »

                Nereden nereye vay vay vay !!! O günlerde ki düşünceye bak şimdikini gör. Bu başıbozukluk heryerimizde var. Çok acı gerçekten iyi niyetle toplumu, ulusu bilinçlendirmek için kurulan yerler şimdi ne halde !.. Halkevleri veya ülkü ocakları !.. Sinirli Üzgün       
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.124 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.