Porfiria Kan hastalığı Vampir kültü'nün kökenimi?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 26 Ekim 2020, 18:54:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Porfiria Kan hastalığı Vampir kültü'nün kökenimi?  (Okunma Sayısı 5971 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« : 26 Şubat 2010, 04:04:09 »

California Devlet Üniversitesi araştırmacılarından kimya profesörü Wayne Tikkanen’in yaptığı araştırmaya göre vampirliğin asıl sebebinin Porfiria hastalığı olduğu tespit edilmiştir. 1700’lü yıllarda hastalık hakkında bilgisi olmayan Avrupalılar, hastaları vampir olarak niteleyerek lanetlemekteydiler. Bir çeşit kan zehirlenmesi olan Porfirya hastalığının ilerlemesiyle derinin kızılötesi ışınlara karşı zayıfladığı ve bu nedenle karardığını açıklayan Tikkanen, “Hastada anormal kıllanma görülür. Dudaklar kuruyup çekildiği için dişler ortaya çıkar. Hasta çok acı çeker. Sonunda çıldırır.” diyerek hastalığı açıklamıştır. Bu hastaların derilerinin hassaslığı nedeniyle sadece geceleri çıkabildiklerini ve tedavi amacıylada hayvan kanı içtiklerini belirten Tikkanen “Hikayelerde vampirlerin neden gece dışarı çıkıp kan içtiklerinin yanıtı işte bu.” demiştir.

* Porfiria
Porfiria, fotosensitivite ve nöropsikiyatrik bulgular sebebiyle vampir mitlerinin yayılmasına sebep vermiş olan kalıtsal porfirin sentez bozukluğu hastalığıdır.

Porfiria hastaları gün ışığına aşırı duyarlı oldukları için, güneş ışığına en küçük bir maruz kalma bile vücutlarında ciddi şekil bozukluklarına yol açabiliyor. Bu bozukluklar arasında yüz derisinde çatlamalar, burnun ya da parmakların düşmesi, dudakların aşırı gerginleşmesi ve diş etlerinin çekilmesi sonucu dişlerin aşırı sivri görünmesi gibi durumlar vardır. Sarımsak, porfiria semptomlarının ağırlaşmasına sebep olan kimyasal maddeler içermektedir, bu yüzden hastalar sarımsak yiyememektedir

Enzim defenkti olan dokuya bağlı olarak Hepatik porfirialar ve Eritropoetik porfirialar olmak üzere 2'ye ayrılır

*Hepatik porfirialar

1. Akut intermitant porfiria
2. Variegata porfiria
3. Herediter koproporfiria
4. Porfiria kutanea tarda



Bonn Üniversitesi tarihçilerinden Peter Kreuterin araştırmasına göre dünya kamuoyunun, Bram Stokerin 1897 yılında kaleme aldığı Lord Dracula romanından tanıdığı vampir tiplemesinin, halk söylencelerindeki Ölümsüzler ile pek ortak yanı yok gibi. İlk vampirler ne kan emici ne de baştan çıkarıcı yaratıklardı. Hatta gün ışığında bile kaybolmuyorlardı. Halk arasında anlatılanlar arasında egzotik kam emicilere yer yoktu diyor Bonn Üniversitesi tarihçilerinden Kreuter. Sıradan insanların vampirleri köylerdeki ölülerdi, yani komşular.

Kreuter, etnologlarca yayımlanan ve bugüne dek pek dikkate alınmayan sayısız raporu inceledi. En eski vampirler 1382, en yenisiyse 1968 yılında ortaya çıkmış. Bir köyde yaşanan uğursuzluklardan (bunlar bilinmeyen hastalıklar ya da ekini savurup götüren fırtınalar olabiliyor) her zaman bir ölümsüz sorumluydu. Ölünün dirilmesi, muhakkak bir uğursuzluğu da beraberinde getirirdi.

Onlara yaklaşan biri, eğer esrarengiz bir biçimde hayatını yitirirse, komşuları ve akrabaları için sonsuz bir bela haline gelirdi. Lanetliler bir kez mezarlarından çıkmaya dursun, bundan sonra kurbağa, tavuk, at ya da fareye dönüşür ve gündelik yaşamlarında bu şekilde dolaşıp dururlardı. Hatta bazıları alet ya da kap kacak biçimine bürünür ve zarar verebilmek için her zaman onlarla birlikte olurlardı.

Sarmısak ve Kutsal Su

Sarmısak, kutsal su ya da haç yardımıyla tehlikeleri atlatamayan köylüler, suçluyu yakalayabilmek için daha farklı yollara başvururlardı. Mesela mezarlık çevresine kül serpiştirerek vampirin ayak izlerini takip etmeye çalışır ya da halk arasında cinleri görebilen ve ölümsüzlerin bulundukları yerlere huzur getiren hayvanlar olarak bilinen kara horozları salarlardı. Ancak tüm çabaların boşa gittiği de olurdu. İşte böyle zamanlarda köylüler kötüye karşı savunabilmek için biraz daha yakınlaşırlardı diyor Kreuter.

Yaşamlarında garip olaylarla karşılaşan yakınlarının ölümü, köylülere yeni bir kuşku ve korku kapısını aralıyordu. Kuru ot yığınından düşen, sarhoşken kapıyı kıran, bedeninde bir lekeyle dünyaya gelen, çok genç ya da çok yaşlı ölen herkes uğursuzluğu içinde taşıyan ve gelecek kuşaklara aktaran şüphelilerdi.

Mezarda Rahat Yok

İşte bu kuşkulu ölüler yakınlarına mezar başında büyük zahmetler verirdi. Yalnızca mezarlarında savunmasız olduklarından, topuk ve dizlerindeki damarlar kesilir, üzerlerine taşlar atılır ya da doğrudan doğruya tabuta çivilenirlerdi. Romenler, birkaç on yıl öncesine kadar ölülerinin arkalarına bir diş sarmısak iliştirir ve ayaklarını iple bağlayarak gömerlerdi. Dalmaçyada ise bazı kontrol grupları, birkaç yılda bir mezarlığa giderek şüpheli ölülerin gerçekten çürüyüp çürümediklerine bakarlardı. Eğer eti hala diri görünüyorsa kalbine bir kazık çakılır ve diğer dünyada huzur bulması istenirdi.

Öbür Dünyanın Kanıtı

Kreuter, Güneydoğu Avrupada vampir öykülerinin bu denli yayılmasının nedenini Ortodoks Kilisesi'nin ölüler hakkında ne mantıklı ne de mantıksız bir açıklama yapamayışına bağlıyor. Ölümsüzler, bir yerde ölümden sonraki durum hakkında bilgi veriyordu halka. Her vampir öbür dünyanın varlığına işaret eden bir kanıttı diyor Kreuter. İnanışa göre ölümsüz olarak köye dönmeyenler, herhangi bir yerde huzura kavuşmuş oluyorlardı.

Bilim adamları vampir inançlarını bazı egzotik hastalıklarla da ilişkilendirmişlerdi. Delirme anında ortaya çıkan beklenmedik saldırılar, metabolizma bozukluğuyla meydana gelen porfirya hastalığının özel bir türü olabilirdi. Işığa karşı duyarlı olan porfirya hastalarında çok az miktarda hemoglobin ürediğinden yüzleri soluklaşır ve dişetleri kanar.


Yüzyıllar boyu buna benzer sadece 200 olayın yaşandığı hatırlatıyor Kreuter ve porfirya teorisine karşı çıkıyor. Hatta bazı psikologların yorumlarını da mantıklı bulmuyor. Psikologlar, vampir inançlarını seks fantezilerine düşkün erkeklerin, kadınları kanlarının son damlasına kadar sahiplenmek istekleri fakat kendi bedenlerine zarar vermek istemeleriyle açıklıyorlar. Oysa Kreuter incelemeleri sırasında insanların, kadınları ziyaret eden vampirlerin doyurucu bir seks gücüne sahip olduklarına inandıklarını bulmuş.

Kayıtlara geçmiş 200 Olaydan bazıları ;

1431-1476 - Vlad Tepes, Wallachia Prensi. Bram Stoker'in Dracula isimli eserindeki en büyük ilham kaynağı, Tepes'in krallığı esnasında Romanya'da tutulan resmi tarihçe'den pasajlarda dahil Tepes'in yeniden doğuşunu kanıtlayabilecek bir sürü delil var.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.zainescu.com/_romania/images/VladTepesPortrait.jpg


1560-1614 - Erzsebet (Elizabeth) Bathory. Kanın gençlik getirdiğine inanan Bathory bakire kanında banyo yapıyordu. 650'den fazla kızı öldürdüğü rapor edilmiştir. Yakalanıp yanlız bir kuleye hapsedilmesinden bir kaç sene sonra ölmüştür..
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.nndb.com/people/263/000112924/elizabeth-bathory.jpg


16. Yüzyıl - Gilles Garnier, Fransa. Açlığını gidermek için sadece dişi olan kurbanlarını öldürüp kanlarını içti. (kurtadam efsaneleri)

16. Yüzyıl - Clara Geisslerin. Büyücülük ve Vampirizm'e yönelik aktiviteler yaptığı gerekçesiyle hüküm giydi.

18. Yüzyıl - Peter Plogojowitz, Macaristan. 10 gün ölü kaldıktan sonra Peter'in geceleri insanlari ziyaret ederek onları vampire dönüştürdüğü rapor edildi.
vampire dönüştürdüğü rapor edildi.

1727 - Arnold Paole, Meduegna, Sirbistan. Bir vampir gördüğüne dair yeminler ettikten sonra bir kaza eseri ölen genç adam, ölümünden sonra yeniden can bularak kasabaya saldırmaya başladı. Kasabalılar kalbine kazık geçirerek vampiri yokettiler.

1867 - Portekiz denizci James Brown gemide kendisi gibi bir baska iki denizciyi öldürdükten sonra birisinin boynundan kan içerken yakalandı. Kendisine ölüm cezası verilmeden önce deli hastanesine konmasına karar verildi.

1883-1931 - Peter Kurten, Düsseldorf. "Düsseldorf vampiri" bir hematodipsiacti. (erotik kan içmekten hoşlanan) Kendi karısı tarafından polislere repor edilmiş, daha sonra bir sürü cinayetten sorumlu olduğu ortaya çıkmıştı.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.occhirossi.it/Serial_Killer/Peter-Kurten-1.jpg


1879-1925 - Fritz Haarmann, Almanya. "Hanover Vampiri" kurbanlarını yemeden once boyunlarından ısırarak kanını içiyordu. Yakalanıp ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra beyni Göttingen Universitesindeki bilim adamlarına gönderildi.
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.vampire-world.com/images/biographien/haarmann/haarmann1.jpg


19. Yüzyıl - Antoine Leger, France. Genç bir kızı kanını içmekte dahil olmak üzere her işkenceyi yaptıktan sonra öldürdü.

19. Yüzyıl - Vincenzo Verzeni, Bottanaucco, Italya. Cinayet, sakatlama ve Vampirizm suçlamaları nedeniyle hüküm giydi

19.Yüzyıl- Miss Rose, Placedale, Rhode Island. Babası ile ailenin ismini kirlettiği gerekçesiyle kavga etti. Babası kızının kalbini keserek çıkardıktan sonra yaktı.

19.Yüzyıl- Mercy Brown, Exeter, Rhode Island. Mercy Brown öldükten sonra bedeninin çürümemesi nedeniyle vampir olduğundan şüphelenerek kafası kesilmiştir.

1910 - Salvarrey, Galazanna, Portekiz. Boynu ısırılmış ölü bir kız bulundu ve daha sonra Salvarrey bir vampir olduğunu da itiraf ederek cinayetten sorumlu olduğunu bildirdi.

20. Yüzyıl - John George Haigh, Crawley, Sussex. Ruh sağlığı bozuk olan bu piskopat kurbanlarının kanlarını içtikten sonra artıkları yok etmek için bedenlerin üzerine sülfürik asit döküyordü.

TARİHTEKİ VAMPİRLER

Vampirler ne zaman başladı? Diğer bir çok efsane gibi başlangıç tarihi tam olarak bilinmiyor;ama vampir hikayesinin kanıtı Mezopotamya’daki Tigris (Dicle) ve Euphrates (Fırat) nehirlerinin yakınındaki Kildani’de, kil yada taş tabletlerin üzerine yazılmış Asur yazıtlarında bulunmuş olabilir. Kildaniler diyarına, İncil’de geçen Abraham'ın asıl evi olan "Ur of the Chaldeans" da denir.
"Lilith", İbranilerin kutsal kitabında geçen muhtemel vampirlerden biridir ve kitapta tasvir edilmiştir.İsaiah'ın kitabında geçiyor olsa bile Lilith'in kökleri daha çok Babillilerin "demonolojisine" benzer.Lilith geceleri bir baykuş görüntüsüne bürünerek dolaşan bir canavardı.Avlanmak için yeni doğmuş çocukları ve hamile kadınları arardı. Lilith, geleneğe uygun olarak Adem'in,"Adem ve Havva" olmadan önceki karısıydı, ama daha sonra şeytanın tarafına geçti çünkü Adem'e itaat etmeyi reddetti.Bir takım olağandışı tutkuları vardı ve doğal olarak kötünün gözüyle bakıyordu.Ve sonuç olarak Adem 'in ve Havva'nın çocuklarına (yani tüm insan soyundan olanlara) saldıran bir vampire dönüştü.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.hermetics.org/images/lilith21.jpg


Vampirlerle ilgili söylenceler Akdeniz’deki Mısır, Eski Yunan ve Roma uygarlıkları boyunca süregelmiştir. Eski Yunanlılar, çocuklarını yiyen ve kanlarını içen strigae veya lamiae'ya inanırlardı. Lamia mitolojide Zeus'un aşığı olarak geçer, fakat Zeus'un karısı Hera ona karşı savaşmıştır. Lamia delirmiş ve kendi dölünü öldürmüştür. Daha sonra da geceleri diğer insanların çocuklarını da aynı şekilde öldürmek için avlanmıştır.
Örneğin, Yunanlılar ve Romalılar tarafından bilinen bir hikaye Mennipus adında genç bir adamın düğününden bahseder. Düğünde tanınmış bir filozof olan Tyana'li Apollonius çok güzel olduğu söylenen gelini dikkatlice inceler. Apollonius sonunda gelini vampir olmakla suçlar ve hikayeye göre (daha sonra bu hikaye MS 1. yy’da Philostratus isimli bir akademisyen tarafından anlatılmıştır) gelin "vampirizm"i kabul eder. İddiaya göre Menippus ile evlenmesinin sebebi elinin altında içecek taze kan bulundurmak içinmiş.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.hermetics.org/images/vampir11.gif


Vampir hikayeleri canavarların kiang shi. diye adlandırıldığı eski Çin'de de yer almaktadır. Aynı şekilde eski Hindistan ve Nepal'de de vampirlerin yaşadığı öne sürülmektedir (en azından efsanevi olarak . Mağara duvarlarındaki eski çağlara ait çizimlerde bir takım yaratıkların kan içtiği gösterilmiştir. Nepal’e ait "Ölümün Efendisi" elinde kanla dolu, kafatası şeklinde bir kadeh tutuyor ve kanla dolu bir havuzun önünde duruyor halde betimlenmiştir. Bu duvar resimlerinden bazılarının i.ö. 3000 yıllarına kadar dayanan bir geçmişi olduğuna inanılmaktadır. Rakshaslar, Vedas adı verilen eski kutsal Hindistan yazılarında tarif edilmiştir. Bu yazılarda (tahminen i.ö. 1500) Rakshaslar (yokediciler )vampirler gibi betimlenmiştir.Eski Hindistan hakkındaki bilgilere göre bir başka canavar daha vardı. Bir ağaçtan baş aşağı asılmış, yarasaya benzeyen ve kendi kanından yoksun bir canavar. Bu yaratığa 'Baital' deniliyordu.
Diğer eski Asyalılar Malezyalılar gibi "Penanggalen" adındaki bir çeşit vampire inanıyorlardı.Bu yaratık insan başına sahipti ama bütün organları dışarıdaydı. Ve diğer insanların, özellikle de küçük kurbanlarının kanını içerek yaşardı.
Tanınmış vampir yazarı Montague Summers'ın 1928'de yazılmış ve bir klasik olan "Vampir - akrabaları ve Yakınları” nda, İspanyol gezginlerin gelişinden önce vampirlerin Meksika'da yaşamış olabilecekleri söylenir. Ayrıca Arabistan'ın da vampirden haberdar olduğunu yazmıştır. Agul diye hitab edilen "Arap Geceleri Hikayeleri"nde vampir benzeri yaratıklar olduğunu yazmıştır; bu insan eti yiyen bir hortlaktır.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.239 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.