Neden Fazla Kadın Bilim Adamı Yok?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Aralık 2019, 08:08:29


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Neden Fazla Kadın Bilim Adamı Yok?  (Okunma Sayısı 1699 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« : 02 Ocak 2017, 09:36:06 »

Tipik Kadının Bilimden Uzak Olması

Neden fazla kadın bilim adamı yok?

Evren’in bir bilgisayar oyunundan ibaret olduğunu hissedenleriniz vardır. İçinde bulunduğumuz yaşam alanı tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi tam olarak bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak durumda. Sınırlarımız ise devasal sınırsızlıklar ile çizilmiş. Öyle ki Henüz Güneş Sisteminin dışına çıkamadık. Hatta! Pluto’nun en net fotoğrafı bile geçtiğimiz sene çekildi.

Bilimin geldiği nokta Güneş ile mitokondri karşılaştırması kadardır diyebiliriz. Belki de bunun sebebi bilimin geldiği noktada en büyük payın hiç şüphesiz erkeklere ait olması olabilir. Şimdi kadınlar tepki gösterebilir: “Onları biz doğurduk ama!” diyebilir.

Kadın bilimcilerin sayısı geçtiğimiz yüzyılda büyük ölçüde arttı. Hatta bu değer öyle sayılara ulaştı ki “bilim adamı” ifadesi yerine “bilim insanı” ifadesi getirildi.

Bizce bilim adamına, cinsiyetçi olmasın diye bilim insanı demek yerine bilimci demek daha mantıklı geliyor. Ne de olsa İngilizcesi scientisttir. Böyle daha evrensel bir isim oluyor.

Bilim adamı tabirinin tıpkı, yazar, ressam, edebiyatçı, başbakan, futbolcu, sporcu gibi cinsiyet bildirmeyen bir tabirdir, bu sebeple de kadınlar için özellikle ve ayrıca “bilim kadını” demek gereksizdir. Bu tabir “bilim erkeği” şeklinde olsaydı o zaman kadınlar için bilim kadını demek de bırakın tartışmayı, kaçınılmaz daha da doğrusu elzem olurdu. Mesela bir çok yerde insanlara insanoğlu diye hitap edilir. Burada insanoğlu deyince sadece erkek olan insanlara mı hitap ediliyor? Bizim dilimiz böyle. Mesela İngilizce'de he,she,it vardır bizde sadece o vardır. Yani bizim dilimiz cinsiyet ayrımcısı değildir. Her dilde bu tarz farklılıklar olabilir. Bir kelime bir dile ilk nasıl girdiyse öyle kalır, yaygınlaştırdıktan sonra onu söküp atmak anlamsızdır.

Sadece bilim adamı değil aynı zamanda edebiyatçı, felsefeci, politikacı, şair gibi alanlarda da kadınlar fazla çıkmamıştır. Birkaç istisna hariç.

Bilim kadını tabirine karşı çıkılmasının iki temel sebebi var

1: Kökeni hangi dilden olursa olsun dilimize yerleşmiş, herkesin bildiği, aynı şeyi anladığı kelimelerin yerine yenilerini üretmeye çalışmak işgüzarlıktan öte bir şey değildir.

Mesela, herkesin çok iyi bildiği ve kullandığı şart, imkân, ihtimal gibi kelimeler yerine koşul, olanak, olasılık demek bence doğru ve de güzel değilse, televizyon, telefon, robot, helikopter, tren için de Türkçe karşılıklar yaratmaya çalışmak artık gereksiz hatta zararlı olabilecek bir iş.

Koşul, olanak dememeye büyük ihtimam gösteririz ama kompüter için bilgisayar, kampus için yerleşke demeyi de her zaman tercih etmeliyiz. Çünkü yabancı kökenli bu kelimeler için biraz geç olsa da bunlar çok yaygınlaşmadan Türkçe karşılıklar türetilmiştir.

Dilimize elbette yeni kelimeler girecektir girmesine de, bu herkesin bildiği çoğu yüzlerce yıldır kullanılan kelimelerin ve tabirlerin değiştirilmesi suretiyle olmamalıdır.

2: Bilim kadını gibi cinsiyeti belli eden bir tabir başka tuhaf tabirlerin de önünü açmaya çok müsaittir. Kadınlardan sonra kendilerini ne erkek ne kadın sayanlar da kendi tabirlerini yaratmak isteyecektir.

Hatta her fırsatta lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, travesti gibi cinsel kimliklerini belirtmek, bunu ön plana çıkarmak ve bunun reklâmını yapmak isteyenler de fırsat bu fırsattır diyerek bunları ortaya koyan tabirler yaratmakta geri kalmayacaktır. Ondan sonra her yerde kendilerine bilim ibnesi, bilim travestisi, bilim lezbiyeni gibi hitap ettiren ucube yaratıklar ortaya çıkacaktır.

Bizi cinsiyet ayırımcısı olmakla suçlayanlara cevabımız şudur: Asıl cinsiyet ayrımcıları cinsiyet ihtiva etmeyen bilim adamı kelimesinden bilim kadını, bilim insanı tabirlerini türetenlerdir.

-

Bilim ve sanatta neden dâhi kadın yok denecek kadar az?

Bilim veya sanatta deha mertebesine erişmiş kişiler içinde kadınların “yok denecek kadar az” olmasını sadece kadınların ikinci sınıf vatandaş olmaları ve çalışmalarına müsaade edilmemesi ile izah etmek bazıları için yeterli olabilir ama bizim için değil.

Dâhilerin erkekler arasından çıkmasının “evrensel bir gerçek” olmanın ötesinde bir önemi yoktur. Bu durum erkek olduğumuz için bizi asla gururlandırmayacağı gibi kadınların da bu gerçekten rahatsız olmaları çok mânasızdır.

Bilim adamı, cinsiyet unsuru dışında da “geniş kapsamı olan” bir tabirdir.

19. yüzyıldaki bilim adamları kadınların beyninin erkeklerden daha küçük olması nedeniyle kadınların düşünce, akıl ve mantık yeteneğinin sınırlı olduğu kanısındaydı.

Ancak bugün kadınların yeteneklerinin erkeklerle aynı hatta bazı konularda daha üstün olduğu biliniyor.

ABD’nin Wisconsin Üniversitesi’nden iki bilim adamı, neden erkek matematikçilerin kadın matematikçilerden daha fazla olduğunu bulmak için araştırma yaptı.

Bunu sonucunda 3 milyon kişinin ilk ve ortaokuldaki sınavlarına ilişkin bilgilerini toplayan bilim adamları, bugün kız ve erkek çocuklarının başarısı arasında fark bulunmadığını gördü.

Ayrıntılı incelemeden sonra, kız çocuklarının başta hesap konusunda erkeklerin biraz daha önünde olduğu, ancak bu avantajın daha sonra kaybolduğu belirlendi.

"Pnas" dergisinde yayımlanan ve Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde yer alan makalede, kız ve erkek çocukları arasında soyut kavramları anlama ve karmaşık soruların çözümü konusunda fark bulunmadığı da görüldü.

Bu saptamalarla yetinmeyen bilim adamları, daha ayrıntılı bilgi için kız ve erkeklerin matematik yeteneği arasında fark olup olmadığını araştırdı. Araştırma sonucunda kesin cevap bulunamadı. Çünkü yetenek, çağ, ülke ve sosyokültürel yapıya göre değişim gösteriyordu.

Bilgi için tarihten de yararlanan bilim adamları, geçmişte birçok matematik dahisi kadından biri olan Marie-Sophie Germain üzerinde durdu. 1776’da Fransa’da doğan bu kadın, 13 yaşında matematik dehasını göstermiş ve öğrenimine devam etmek üzere erkek takma adı almıştı. Germain, ancak erkek adıyla mektupla öğrenim görebilmişti. Sonuç olarak, sosyokültürel çevre etkiliydi.

Son aşamada manyetik rezonans (MR) cihazıyla beyni inceleyen bilim adamları, kadın ve erkeklerin beyninde ilgi merkezlerine ilişkin, yetenek değil de işleyiş farkı bulunduğunu gördü. Ancak bu fark da çok azdı, kadın ve erkek matematikçiler arasındaki sayı farkını açıklamaya yetmedi.

Bazı bilim adamlarına göre, "matematiğin imajı" nedeniyle kadın ve erkekler arasında böyle bir fark bulunuyor. Matematik daha "eril bir alan" olarak görülüyor. Farkı yok etmek için, belki de "bu imajın ortadan kaldırılması" gerekiyor.

Çocukluk döneminde kızların dersleri erkeklere nazaran iyidir çünkü henüz çocuktur, bir erkekten çok farklı değildir. Onun kız olmasından ileri gelen kültüründeki kızların uslu olma durumu derslerine pozitif etki eder. Bu nedenle lise dönemine kadar olan kız çocukları, erkeklerden başarılıdır. Bu özellik aslında sürdürülebilir ama lise ve üstünde kadınlar cahil toplumlarca törpülenmek istenir.

Neden bu konuda sadece kadınlar hedef tahtasında? Sorun cinsiyet değil! Bilimden uzak olup ilgilendiği tek bilimsel alan kuş serisi arabasının ya da motorunun egsozundan çıkan sesin frekansı olan garip canlılar var (şahinci, motorcu tayfa). Öyle ki bu ülkenin erkeklerinin büyük bir çoğunluğu adam bile değildir. Hayatı karı-kız, seks, futbol üçlüsünden dışarı çıkamamış olan ucube yaratıklar gerekirse dövülerek terbiye edilmeli ve adam olması sağlanmalıdır. Aklın, mantığın ve konuşarak uyarmanın yetmediği yerlerde dayak, vücuda zarar vermeyecek şekilde etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Amaç medeniyeti geliştirmektir. Amaç bir ırkı adam etmektir.

Ancak buna rağmen erkeklerin bilimle ilgilenme oranı kadınlara göre bir hayli yüksek.

Hatta ülkeler şu anda erkeklerin omuzunda duruyor desek yanlış olmaz. Genel olarak “lider” kişi neden çok daha sık erkek bireylerden çıkıyor? Neden Isaac Newton, F.F Chopin, Alber Einstein, Max Planck, M.K. Atatürk, Stephen Hawking… gibi ismler ön planda? Marie Curie’ler, İdil Biret’ler neden bu kadar az? Aslında bu çok ciddi bir sorun.

Nedir tipik dişinin sohbetleri? "Kim ne giymiş? Ne içmiş? Yüzüme ne sürsem daha güzel olurum? Şu adam çok yakışıklı. Şu kadın çok güzel. Şu şarkı çok güzel. Yemek hazır. Jüpiter’in de halkaları varmış biliyor muydun?" gibi konular üzerine kurulu?

Bilim ile uğraşan erkekler zengin ve yakisikli degil, ilgi cekmiyorlar dolayisi ile kizlarin bilime ilgisiz bu yüzden mi az?

Freud, kadın bireyin neden çoğunlukla bedensel kendini beğenmişliğini aşamadığı için sevmekten çok beğenilmeye dönük yaşadığını, uygarlık tarihinin bulgularına neden ilgisiz ve bu konulardan uzak kaldığını anlatır. bunların gelişimini derslerinde uzun uzun verir. -  Viyana Psikiyatri Kliniği'ndeki 33. dersi.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 02 Ocak 2017, 09:37:50 »

İçinde bulunduğumuz coğrafyanın temel taşlarını "din" oluşturuyor. Bu toplumdaki aileler, okuma-yazma öğrenmemiş kızlarını, Kuran kursuna gönderiyor. Kuran kursuna giden küçük kızlara, arapça dualar, namazın nasıl kılındığı, nelerin günah olduğu defalarca kez anlatılıyor. daha 6-7 yaşındaki küçük kızlara, "erkeklere dokunursan, hatta onlarla aynı havayı solursan cehennemde cayır cayır yanarsın" diye (sahte) ahlaki gelenekler aşılanıyor. Eve gelen küçük kızlar, daha kendi konuştuğu dilin, nasıl yazıldığını ve okunduğunu bilmeden, anne ya da baba tarafından 'dini ahlaki eğitime tabi tutuluyor. Yasaklar, günahlar, sevaplar, daha kendi dininin kitabını okumamış aile bireyleri tarafından öğretilmeye başlıyor. Bu anlattığımız kızlar, 17-18 yaşlarına geldiğinde, bir şekilde baskı kabuğunu kırıp, o yasak denilen her şeyi yapmaya başlıyor. Bunları yaparken, ne yazık ki bilimmiş, fenmiş, bilgiymiş, kültürmüş zerre ilgisini çekmiyor. Neden? Çünkü bastırılmış duygular; 'yapamadıklarını yap artık!' diye bu kızları, himayesi altına almaya başlıyor. Verimli ve faydalı işlerle ilgilenmek yerine, feysbuk, instegram, vatsap gibi sosyal oluşumlarda, yeni erkeklerle o yasakları dele dele(...) hayatını heba ediyor. Sonra 25 yaşına geliyor bu hanım kız. Ailesi tarafından maddi durumu iyi bir adamla evlendiriliyor (satılıyor). Sonrasını merak edenler, burada girip biraz gözlem yaptıktan sonra kadınların neden bilimle ilgilenmediğini gayet rahat anlayabilir.

Yukarıda 'kız' yazan yere 'erkek' kelimesini gönül rahatlığıyla yerleştirebiliriz. Emin olun hiçbir şey değişmez.

Bu genellemelere uymayan milyonlarca aile ve onların çocukları da var elbet ama bu ortadaki gerçeği değiştirmiyor.

Tek derdi modaya uygun kıyafetler giyip daha çok makyaj malzemesi satın almak olan, erkeklerin ilgisine iltifatlarına muhtaç, magazin programlarını kaçırmayan hayatında tek bir belgesel izlememiş, bırak makaleyi gazete bile okumayan, hiçbir konuda bilgisi olmayan ama her konuda fikri olan, erkeği sevmeyi ona yapılan bir lütuf evliliği ise zafer gibi gören, kadınların peşinde maymuna dönen erkekleri peşine takmayı amaçlayan, ama bilimle sanatla uğraşan, mutlu olmak için bir erkeğin iltifatlarına ihtiyaç duymayan, kendini geliştirmeye çalışan ve erkekler için değil kendisi için giyinip süslenen veya hiç süslenmeyen hemcinslerini hor gören, tek bildikleri yemek içmek, gezmek olan kadınlardan bahsediyoruz. Makyaj yapip , zengin koca bulmak varken kim neylesin bilimi?

Kadınlar baskı altında değildir. Kendinizi kandırmayın. Hatta bazı kadınlar erkeklerden daha özgürdür ancak bu kadınların hala "güzel olmak" ve "erkeğin ilgisini çekmek" zorunluluğu hissettikleri ve bu bakımdan bilime "ilgi duyacak" raddeye gelmelerinin biraz zor olduğunu söyleyebiliriz.

Kadınlar erkekler tarafından ezildiği, hor görüldüğü için böyle oluyor diyorlar. Oysa ki erkekler mi kadınları yalnızca bütün gün saç, makyaj, kıyafet, aptal saptal giyim yarışmalarının, izdivaç, seda sayan programları, sapkın aşk dizileri,fal, burç, diziler, moda, magazin, bebekler, evlilik, romantik filmler, Türk sinemasının ağlamaklı filmlerin  muhabbetini yapmakta zorluyor? Silah mı dayıyorlar bunları izle diye? Artık internet var, akıllı telefon, bilgisayar var, bahane yok. Bir bahane sahibi olmak bir suçtur, ayıptır.

Bilime ilgi duyan, okuyan, araştıran, sayısı azımsanmayacak kızlar da var; biz onları her zaman destekliyoruz. Hatta onları toplumun derinliklerinden çıkartıp diğerlerine örnek olarak göstermelidir. Daha 10-11 yaşlarımda teleskoplara olan merakla büyümüş astronomi konusunda uzmanlaşmış bayan arkadaşlarımız da oldu.
Ama diğerleri, mesela genç ve güzel bir kız bilimle vakit kaybetmek yerine, kendisine yazan yüzlerce mal içinden en malını seçerek gününü gün eder. Bilim, yalnızca entelektüel bir getiri sağlarken, sağılacak bir mal fayda maksimizasyonu sağlar. Aslında burada suçlu olan kızlar değil, bu kızların egosunu bu kadar kaldıran kuş beyinli erkeklerdir.

Dünyada 3-5 çocuğu olup yine bilimci olmayı başarabilmiş kadınlar da var. Tüm bunlar sadece zihniyet meselesidir. Ayrıca tüm bunlarda popüler kültürün suçu da oldukça büyük. Önce popüler kültür ve medya yıkılıp, yeniden iyileştirilmelidir.

 “Ben o %1’in içindeyim” diye düşünen dişiler ile her zaman gurur duyuyoruz.  Bu mesele sadece Türkiye için geçerli değil. Yurtdışında da tartışılıyor. İlgi duymaktan öte, belki de kadınların bilim alanında daha az görünür olması, ya da geçmişten gelen dezavantajın kapatılması için bir uğraş olarak da düşünülebilir. Batı ülkelerinde de bu konu gündemde. Sırf bu iş için çalışan sivil toplum örgütleri de var.

Feministler gibi ataerkil düzeni, mahalle baskısını bahane edemezsiniz. Bu zorluklar aşılalı çok uzun zaman oldu. Afganistan'da, Afrika'da yaşamıyoruz. Bizim ülkede bir çok şey kalitesiz ama yinede buna rağmen artık her şey ulaşılabilir. Sen istersen her bilgiye ulaşabilirsin.

Kız erkek demeyin, bilimle ilgilenin. asla pişman olmayacak ve her zaman tatmin olacaksınız...

Eğer bir ırkı üstünleştirmek istiyorsanız önce kadınları üstünleştirin. Sonra gelecek nesiller zaten üstünleşecektir.  Çocuk eğitimi anne karnında başlar. O üstün kadınlar da kendi evlatlarını üstün bir şekilde yetiştirecektir. Bu sayede her bir nesil diğerinden daha üstün olacaktır.

Bilim kas gücüyle çalışan bir mekanizma değildir. Fabrikaların erkeklerle dolu olmasını anlarız ama laboratuarları kabul edemiyoruz.

Geleceğin teknolojileri de tipik ailelerdeki üstlendiği rolleri de kadınların elinden alacaktır. Örneğin robotlar çocuk bakabilir, yemek ve temizlik yapabilir?

Siz ne yapacaksınız? Yüksek teknoloji çağında hala altın günü yapıp, dedikodu mu yapacaksınız? Ellerinizi kirletmekten korkmayın!

Daha düne kadar, kadın taksici, kadın şoför, kadın berber vb. şeyler haber niteliği taşıyordu. En ileri bilim kadını hemşiredir bize göre ve o da makası uzatmakla meşguldür.  Kadın bilimciyi sindirecek hali yok bu topluluğun henüz. Bunu biliyoruz. Ama topluluk, çoğunluk kimin umurunda ki? Onlar kim ki? Bir avuç çapulcu, koyun sürüsü. Onların tek üstünlüğü kalabalık olmaktır. Tıpkı Çin gibi...

Türk kadını erkek gibi değil ama adam gibi bir kadın olmalıdır.
Dilimizde "adam gibi"nin ne demek olduğunu herkes bilir. Dişi dediğin dişli olmalıdır. Tıpkı yavrusunu koruyan dişi bir kaplan gibi. Doğada feminenlik yoktur, sadece maskülenlik ve agresiflik vardır. Doğada sadece kaos vardır.

Dişi olmak adam olmanın önünde engel değildir. Cinsiyetin üremek dışında hiç bir işlevi yoktur. Tam cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır. Cinsiyet farkları sadece çocuk yaparken belli olur. Sadece üreme sistemi farkları yüzünden modern çağda farklı yaşam tarzları ve rolleri belirlemeye gerek yoktur. Artık avcı-toplayıcı çağında yaşamıyoruz. Akıl gücü, bilek gücünden üstündür. Eski çağlarda erkeklerin vücüdları vahşi hayvanlarla boğuşmaya daha elverişli olduğu için erkekler avlanmaya giderdi, kadınlar da mağarada kalır, çocuk bakardı, meyve toplardı vb. bu gelenekler günümüze kadar sürmüştür. Ama bu geleneklerin gelecekte yeri yoktur. Biz gelenekçi değil yenilikçi olmalıyız.

Bu memlekette "işi adam gibi yap" diye bir deyim var.

Adam gibinin sözlük anlamı:

1. insana yakışır bir biçimde.
"Adam gibi davransalar neyse.."
2. işe yarar, düzgün çalışan, sorunsuz, iyi, iyice, sağlam, güvenilir, kaliteli vb.
"Bu evde adam gibi bir makas yok mu?"

-
-

"Kadınların “hüzünlü prenses” olmayı bırakıp "bilge kadın" olmaya ihtiyaçları vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak, günümüzün kadınlarının temel görevi olmalıdır."

— Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kadın psikolojisi

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Bizim toplumumuz için ilim ve fen lazım ise, bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın iktisap etmesi lazımdır.

(Din bilime engel değildir, bilim de dine engel değildir. Tek engel zihniyettedir.)

Din icabı olan tesettür, kadınların külfetini mucip ve adaba aykırı olmayacak basit şekilde olmalıdır. Tesettür şekli kadını hayatından, mevcudiyetinden tecrit edecek şekilde olmamalıdır!

 - Mustafa Kemal Atatürk

Transhümanist TÜRK sayfasından alıntıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.