Çağlar Öncesine Ait Göksel Taşıtlar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2020, 04:09:00


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çağlar Öncesine Ait Göksel Taşıtlar  (Okunma Sayısı 2610 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 589



« : 18 Kasım 2009, 04:05:39 »

Insanligin en eski metni RigVeda'da gecen uzay tasitlari:


Jalayan - hem suda hem havada seyahat icin dizayn edilmis bir tasit (Rig Veda 6.58.3)
Kaara- hem yerde hem suda seyahat icin dizayn edilmis bir tasit (Rig Veda 9.14.1)
Tritala- uc katli bir tasit(Rig Veda 3.14.1)
Trichakra Ratha - havada ucan uc tekerlekli bir tasit (Rig Veda 4.36.1)
Vaayu Ratha- havadaki gazlari ayristirma gucuyle calisan araba (Rig Veda 5.41.6)
Vidyut Ratha- guc kaynagi tasiti(Rig Veda 3.14.1).

Ramayana'da "iki katli cok pencereli goksel tasitlar. Bir kuyrukluyildiz kadar gorunene dek gokyuzunde gurluyorlar."
Avatar Rama'nin ucus rotasi:


Mahabharata'da " kanatli simsekten guc alan ... bir gemiydi havaya dalan, hem gunes sistemine hem de yildiz sistemlerine ucan". Mahabharata'da 41 yerde gecer Asura krali (insanliga dusman bir uzay medeniyetinin lideri) Salva'nin uzay gemisi Saubha-pura ile Krishna'nin baskenti Dwaraka'ya fuze ve misillerle saldirdigi.

Kautilya Arthasastra 'si (Isa'dan Once 3.yuzyil) gecmiste yasamis bazi hindu tuccar teknokratlardan bahseder ki bunlar bir sehri ucuran pilotlardir: Saubhikalar. Ayrica savas pilotlari olan : Akasa Yodhinah

Bunlar sadece bazi orneklerdir, milattan cok asirlar onceye dayanan tum hindu metinlerinde ucaklardan, uzay tasitlarindan , diger uzay medeniyetleriyle savastan bahsediliyor. Hindu tarihi yeni teknolojinin bu durumunda hayal bile edilemeyecek yuksek bilim , kudret ve san ile doludur.











Vimana=gokyuzunde ucan araclarin ortak adi.


Vimanalar konusunda araştırma yapmak isteyen kişinin
Asya ve Güney Asya kaynaklı çeşitli metinlere
bakması yeterli olacaktır. Çünkü bu konuda o kadar
çok ve ayrıntılı bilgi vardır ki, tüm bunlar
özellikle muhafazakar bilim çevreleri tarafından kabul
görse sanırım havacılık tarihini sil baştan
yazmak gerekecektir.. Çin ve Hint kökenli kaynaklarda,
metinlerde ve destanlarda göklerde seyahat etmek için
yapılmış pek çok araç yer almaktadır. Bu konuda
bir diğer kaynak ise (her ne kadar Çin ve Hint kadar
olmasa da) Mısır ve kadim Amerika
uygarlıklarıdır... Hindistan’ın Vedik
edebiyatında Vimana olarak tanımlanan uçan araçlarla
ilgili tanımlar vardır ve bunlar iki ana kısma
ayrılır. 1-İnsan yapımı olan ve kuş benzeri
kanatlar vasıtasıyla uçan araçlar.
2-Alışılmadık şekilleri olan ve insanlar
tarafından yapılmamış olan araçlar... İlk gruba
giren araçlar Sanskrit dünyasının mimari
yapısına uygun, askeri kuşatma araçları ve diğer
mekanik araçlarla eş düzeydedirler. İkinci gruba
giren araçlar ise Rig Veda, Mahabharata, Ramayana ve
Purana’larda tanımlanan araçlardır. Bunlarda
anlatılanlara göre evren Maya’nın
ürünüdür ve sanal bir gerçeklik olarak
düşünülebilir. “Pradhana” adlı
geleneksel enerji sürekli yayılıp genişleyen
MahaVişnu tarafından harekete geçirilir. (yani
MahaVişnu evrensel programlayıcıdır) Aktif pradhana,
enerjinin özel bir formu olarak oluşur ve kaba maddeye
dönüşür. Şiva’nın eşi Uma sanal
enerjinin tanrıçası diğer bir anlamda
yükleyicisidir. Uma Ana Tanrıça olarak bilinir, Şiva
ise hayallerin ve teknolojinin efendisidir. Şiva ve
Mahabharata’da adı geçen Salva arasında doğal
bir iletişim söz konusudur. Çünkü Salva bir
vimanaya ve Maya Danava’ya sahip olmak istemektedir. O
zaman hayallerin ve teknolojinin efendisi oolacak ve
enerjiyi o üretecektir... Güney Hindistan’daki bir
tapınakta bulunan Sanskrit metinlere göre vimanalar
uçan tüm araçların en üst noktasında yer
almaktaydılar. İtalyan bilimci Dr.Roberto Pinotti
1998’de Bangalore’da yapılan Dünya Uzay
Konferansı’nda yaptığı konuşmada Hindu
antik metinlerinde tanrılarla insanlar arasında
yapılan bir savaşın anlatıldığını belirtti.
Pinotti metinlere destansı bir yaklaşımla
bakılmaması gerektiğini söylüyor ve göklerde
uçan silahlı araçlarla yapılmış bir savaşın
tüm açıklığıyla anlatıldığını
belirtiyordu. Kullanılan silahlar savunma ve saldırı
amaçlıydılar. Yedi ayrı biçimde mercek ve ayna
sistemleri içermekteydiler. Örneğin, araçları
kullananları kötü ışınlardan koruyan
“Pinjula” bir görsel ayna idi.
“Marika” adlı silahla düşman araçları
vuruluyordu. Dr. Pinotti bu antik silahların günümüz
lazerteknolojisinden pek de farklı olmadığı
görüşünü savunuyor ve şunları da ekliyor:
“Araçlarda Somaka, Soundalike ve Mourthwika adları
verilen özel ısı emici metaller kullanılmış
olmalı. İtici güç prensibi elektriksel ve kimyasal
olmalıydı ama güneş enerjisinin kullanımı da
çok ileri düzeydeydi...” Dr. Pinotti ve onu takip
eden diğer araştırmacılara göre Hindu kökenli
Sanskritçe metinler daha ayrıntılı bir biçimde
gözden geçirilmeli ve tanımlanan vimana modelleri daha
bilimsel bir incelemeye tabi tutulmalıdır... Yine
Hindistan Mysore’da bulunan Uluslararası Sanskrit
Araştırma Akademisi’nin direktörü olan
G.R.Josyer 1952’de yaptığı bir açıklamada 7
bin yıllık yazmalarda çeşitli tiplerde uçan
araçların yapımlarının anlatıldığını
söylemişti. Buna göre üç tip vimana vardı.
“Rukma, Sundara ve Shakuna” yaklaşık 500
stanzada (dörtlük) boyunca karışık detay
veriliyor, metallerin seçilmesi ve hazırlanması
anlatılıyordu. Ayrıca yazmada çeşitli vimana
tiplerinin parçaları tanıtılıyordu. Yazma sekiz
bölümdü ve bir hava aracının yapım
planlarının yanı sıra su altında gidebilen ve duba
gibi su üzerinde durabilen bir vimana planını da
içeriyordu. Bazı dörtlüklerde ise araçları
kullananların eğitimleri anlatılmaktaydı...
Vimanalar konusundaki diğer kaynaklar ise Kuzey Hindistan
ve Pakistan’daki çöllerde kalıntılarına
rastlanan çok eski bir devlet ile ilgilidir. Rama diye
bilinen bu devleti Aydınlanmış Rahip Kral
yönetmektedir ve yedi büyük kenti klasik Hindu
metinlerinde “Yedi Rishi Kenti” olarak
geçmektedir. Bu metinlerde de uçan vimanalardan söz
edilir. Vimanalar iki katlıdır, daire biçimindedirler
ve kubbelerinde bir giriş kısmı vardır. Rüzgar
hızıyla uçarlar ve melodik bir ses çıkarırlar.
Çeşitli şekillerde vimanalar vardır. Bazıları
tabak şeklinde bazıları ise silindir biçimlidir.
Vimanalar iki ana türde anlatılır.
“Ahnihotravimana”nın iki motoru (veya sistemi)
vardır. “Elephantvimana” ise daha gelişmiş
bir araçtır. Mahabharata’nın bir bölümü
olan Dronaparva ve Ramayana’da özellikle belirtilen
küre biçimli bir vimana vardır. İnanılmaz bir
hıza ulaşmakta ve ardında büyük bir hava akımı
bırakmaktadır. Her yöne gidebilmektedir. Çok ani
biçimde yön değiştirebilmekte , aniden durup yine
aynı hızla ters yöne de gidebilmektedir.
“Samar” adlı başka bir Hint destanında
vimanalar demir makineler olarak tanımlanırlar. Örgü
gibi yüzeyleri vardır ve arkalarında kükreyen bir
alev püskürtürler! “Samaranganasutradhara”
adlı antik metinde ise vimanaların nasıl
yapıldığı anlatılır ama uygulanması için
yeterli çözümleme henüz yapılmamıştır. Eski
Sanskrit yazmalarının iyice etüt edilmesini öneren
Hintli bilgin Maharşi Bharadwaja, “Havacılık:
Tarih Öncesi Geçmişten El Yazması Bir Metin”
adlı çok ilginç bir çeviri yapmıştır.
Uluslararası Sanskrit Araştırma Akademisi’nce
yayımlanan şu özet oldukça ilgi çekicidir:
“Bu kitapta fikirlerle dolu ve çekici olan sekiz
bölümde insanlığın refahına katkıda bulunacak
olan birleştirici bir güç olarak, gökyüzünde
düzgün ve rahat bir şekilde yolculuk yapmaya ilişkin
çeşitli araç tipleri imal etme sanatı
tanımlanmaktadır. Bir içsel kuvvetle yeryüzünde,
su içinde ve havada hareket eden bu araçlara vimana
denmektedir.” Bazı bölümlerde de şunlar
vardır: 1-Ateşle yok edilmeyen, kırılmayan,
parçalanmayan ve çökertilemeyen uçan araçların
yapımına izin veren sır... 2-Uçan araçları
havada hareketsiz durduran sır... 3-Uçan araçları
görünmez kılan sır... 4- Düşman uçan
araçlarının içindeki konuşmaları dinleten
sır... 5-Düşman uçan araçlarının içindeki
görüntüleri yakalatan sır... 6- Düşman uçan
aracının yönünü saptıran sır... Ayrıca şu
anlatımlar çok daha ilginçtir... “Uçan
aracın kullanıcısı “Agnimitra”
tarafından tarif edildiği şekliyle mevsim
değişikliklerine göre değişik materyallerden
yapılma giysilerle teçhiz edilmek... Uçan
araçların kullanıcılarına yılın mevsimlerine
uygun olarak her bir Kalpa-Şastra’ya tekabül
edecek şekilde yiyecek verilmelidir. Yiyecekler beş
şekilde olur. Pişirilmiş tahıl, yulaf lapası,
lapa, ekmek ve esans.. Hepsi de sıhhi ve bedeni takviye
edicidir... Mahabharata’da vimanaların güzelliği
ve ışıldamaları şöyle anlatılmaktadır:
“Işıyan vimana şiddetli bir parıltı
çıkardı... Tam teçhizatlı vimana parıl parıl
parlıyordu... Yola koyulduğunda kükreyişi dört
bir yanı kapladı... göksel araba ateşin
ışımasına sahip... Bhima, gürültüsü
gökgürlemesine benzeyen güneş gibi ışık
saçan vimanasına binmiş gidiyor... Sanki gök kubbede
iki güneş var gibiydi. O göğe doğru
yükseldiğinde tüm gökyüzü alev alevdi... Yaz
gecesi ateşi gibi kudretli bir ışıma ile ışık
saçıyor... Yine Mahabharata’nın
“Samsaptakabadha” adlı bölümünde
şöyle denilmektedir: “Cukra, tüm
yeryüzünün göklerinde ve denizlerin üzerinde
uçabilmesine rağmen, Militha’ya yürüyerek
gitti...” Aynı kahraman daha sonra ilginç bir
uçuş yapar: “Kailasa Dağları’nın
bağrından yükselerek gökyüzüne doğru
süzüldü. Kendisini rüzgar ile özdeşleştirdi.
Gökyüzünden rüzgarın hızı ile geçerken,
tüm yaratıklar gözlerini ona diktiler. İlerlerken
gökyüzünün tümünü her yere yayılan bir sesle
dolduruyordu. Aşağıdaki bütün kabileler onun
gelişini görerek hayretler içersinde kaldılar.
Cukra, sonra Malaya Dağları’na doğru
ilerledi...” Vimanalarla ilgili kadim Sanskrit
tasvirleri, bunlar sadece efsanelerdir diyerek dikkate
alınmayabilir. Ancak ne var ki, Sanskrit
araştırmacıları “Daiva” denilen mitlerle
“Manusa” denilen gerçeklere dayalı
kayıtların arasındaki ayrım üzerinde titizlikle
durmaktadırlar. Manusa açıklamalarında vimanaların
yapımıyla ilgili en küçük ayrıntılar dahi yer
almaktadır. Örneğin bu türden bir kaynak olan
“Samaranganasutradhara” da vimanaların hafif
metallerden yapıldıkları, şekli yerinde olan
sağlam bir karosere sahip oldukları anlatılmaktadır.
Yapımlarında genel olarak demir, bakır ve kurşun
kullanılmaktadır... Samaranganasutradhara, vimanaların
yapımprensiplerine (ve ayrıca barış ve savaş
zamanlarındaki kullanımlarına) tam 230 kıta
ayırmıştır. Bazı bölümlerde vimanaların
manevra yapmaya son derece elverişli olduklarından
havadaki ya da yerdeki herhangi bir şeye kolaylıkla
hücum edebildikleri belirtilmektedir. Vimanaların üç
ana hareketi bulunmaktadır. 1-Dikey olarak yükselmek..
2-Uzun mesafeler boyunca uçabilmek.. 3-Durmak ve
alçalmak... Samaranganasutradhara’da verilen ve
sanki bir mühendisin elinden çıkmış bir yapıt
gibi vimanaların çok yönlü oluşları da
anlatılmıştır ve performanslarına işaretler
verilmiştir 1-Meyilli gidiş.. 2-Dikey yükseliş.. 3-
Dikey alçalış.. 4-İleriye gidiş.. 5-Geriye
gidiş.. 6-Normal yükseliş.. 7-Normal alçalış..
8-Görünmez olabilmek.. 9-Yolcu taşımak.. 10-Sessiz
hareket edebilme.... Vimanaların silah donanımları da
oldukça ilginçtir. V.R.Ramachandra Dikshitar
“Kadim Hindistan’da Savaş” adlı
ilginç kitabında Daytan Savaşları’nda
kullanılan ve havadan atılan “Astra”
silahlarının bir dökümünü yapmaktadır. Buna
göre... Soposamhara (fırlatma silahları)
1-Sikharastra- alev kusan füzedir. 2-Avidyastra-
yanıltıcı güçleri olan füzedir. 3-Prasvapana-
uyku okudur. Düşmana geldiğinde uyutan bir nevi gaz
bombası. 4-Gandharvastra- yıkıcı Vişnu’nun
bir silahı. 5-Samvarta- duman çıkartır. 6-Agni
Astra- alev tabakası içinde seyreden ve
gökgürültüsü gibi sesler çıkaran füzeler.
8-Indra’nın Oku- dairevi bir yaydan atılan ve
çok etkili bir silah türü.... Son olarak yine
Mahabharata’nın “Drona Parva” adındaki
bölümünden anlatılan bir silah olan
“Agneya” nın yaptığı etkiler şöyle
anlatılmaktadır: “Adwatthaman o vakit kararlı
bir halde vimanasında durarak suya dokundu ve
Agneya’yı harekete geçirdi. Düşman
kahramanların karşısında durarak ve hepsine nişan
alarak dumansız bir ateşin parlaklığında
ışıklar saçan bir sütuna (füze mi..?) ilham
verdi ve her yandan dışarıya saldı. O zaman havada
sütundan her yana bir ok yağmuru yayıldı. Bu oklar,
kızgın alevlerle kaplı olarak Parthie’yi her
yandan kuşattı. Birden düşmanı yoğun bir
karanlık sardı. Dört bir yan karanlık ile
örtülmüştü. Rakşasalar ve Vicoçalar bir araya
toplanarak dehşetli çığlıklar attılar.
Rüzgarlar esmeye başladı. Güneş artık hiç
ısıtmıyordu. Bulutlar kan yağdırarak
gümbürdüyorlardı. Güneş dönüyor gibi
görünüyordu. Agneya’nın sıcaklığı ile
kavrulan her yer sanki ateşler içersindeydi. Tüm
yaratıklar o dehşetli güçten korunmak için korku
içinde koşuştular. Suyun kendisi de
ısınmıştı ve suda yaşayan yaratıklar tedirgin
olmuşlardı ve sanki yanıyor gibiydiler. Dört bir
yandan ve havadan dahi rüzgarı arkasına alan
Garuda’nın (hava aracı..?) tez canlılığı
ile keskin ve kızgın ok yağmurları yağdı.
Aşwattam’ın hepsi de o sütunların isabet
ettiği ve yaktığı düşman savaşçılar,
dehşetli bir yangının kül ettiği ağaçlar gibi
yerle bir oldular...” Vimanalar konusunda kadim Hint
metinlerinde anlatılanlar bu kadarla sınırlı
değildir.. Şurası bir gerçek ki tüm bunlara
destan, mit ya da efsane deyip geçmek işin kolayına
kaçmak olacaktır.. Yoksa gerçekten de “Güneş
altında yeni hiçbir şey yok mu..” Ne dersiniz..?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.295 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.