"ATAMIZIN ANKA PROJESİ." ÇOK ÖNEMLİ...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 12:16:47


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: "ATAMIZIN ANKA PROJESİ." ÇOK ÖNEMLİ...  (Okunma Sayısı 5134 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
açina
Ziyaretçi
« : 20 Eylül 2010, 13:13:34 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=188

Kandaşlar.bu iletimi lütfen okuyun. Çok ilginizi çekecek..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gümüş Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 20 Eylül 2010, 14:39:00 »

Okudum kandaş. Atamızı tanıdıkça daha çok hayranlığım artıyor. Daha bilmediğimiz çok şey vardır...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 20 Eylül 2010, 20:14:13 »

İleriyi görme yetisini bu kadar yoğun bir ATATÜRK te bir de ATSIZ ATAMIZ da gördüm. Mekanları UÇMAĞ OLSUN.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 419


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #3 : 20 Eylül 2010, 20:18:19 »

Gerçekten de çok ilginç ve önemli bir bilgi. Bu bilgiyi öğrendiğime sevindim. Bu tasarının gerçekleştirilebilmiş olması, her açıdan bizim için umut verici oldu. Paylaşım için sağolun sayın Açina Teyze.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
ERGENOKON
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 20 Eylül 2010, 21:28:33 »

Şunu gördükki, Ata'mızın izinden giden Türk silahlı kuvvetlerimizin başaramayacağı iş yoktur. Türk mühendislerimiz kendini sürekli geliştiriyor. Amerikan köpeklerinin uçaklarındaki şifreyi kıran 3 tane aslan gibi mühendisimizin nasıl öldürüldüklerini unutmadık. Çok yakında dışarıdan silah ithal etmeyen,  bir Ordumuzun oluşacağını düşünüyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #5 : 23 Eylül 2010, 17:39:14 »

OKTAN KELEŞ VE SIRLAR ODASI

 

Son zamanlarda, "İsa'nın kefeni, Musa'nın kılcı, Davud'un asası" diye "gücü özgürlüğünde" Habertürk'te yayınlanan (ve bir kaç ay önce "ATATÜRK KONUŞULMASI İSTENMİYOR" denilerek benim program konuğu olamamın engellendiği) ÖTEKİ GÜNDEM adlı programda sıkça gördüğümüz OKTAN KELEŞ adlı bir araştırmacı var!

Oktan Keleş, Çinde'ki Piramitler konusundaki bazı iddialarıyla yine ilk kez "gücü özgürlüğünde" HABERTÜRK gazetesinde Türkiye'nin gündemine gelmişti.

Habertürk'ün neredeyse kadrolu "tarihi sırlar araştırmacısı" olan Oktan Keleş, yasak Çin Piramitlerine girerek piramitlerin içinde fotoğraf çektiğini iddia etmiş ve piramitlerin içinde çektiğini iddia ettiği bu fotoğrafları kamuoyuna sunmuştu!. Ancak Çin Piramitleri konusunda çalışan ve bu konuyu anlatan KÖKEN adlı bir kitaba sahip olan bir tarihçi olarak, Çin piramitlerinin içine girilmesinin neredeyse imkansız olduğunu bilmekteyim. Bu nedenle Sayın Keleş'in "piramitlerin içinde çektik" dediği fotoğprafların piramitlerin içinde değil, etrafındaki "mezar odalarında" çekilmiş olabileceğini düşünmekteyim...Ancak asıl mesele bu değil!

Asıl mesele OKTAN KELEŞ'in son zamanlarda ONALTI YILDIZ adlı internet sitesinde yayınladığı "ATATÜRK'ÜN ANKA HERON PROJESİ" adlı yazısıdır! (Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=188
)

 

ANKA-HERON ALDATMACASI

 

Keleş, yazısında Türk Havacılık Tarihinden söz ederek Atatürk'le Abdülhamit arasında bir ilişki kurup, sözü Atatürk'ün 1922 yılındaki "Anka-Heron Projesine!" getirmiştir.Makalenin tamamı okunduğunda zorlama yorumlarla, II. Abdülhamit'le Atatürk arasında "sırlı" "gizli" bir ilişki kurulmaya çalışıldığı ve Atatürk'ün dehasının "mistik bir şekilde" açıklandığı görülecektir. Oktan Keleş, diğer yazılarında olduğu gibi burada da yeniden Büyük Osmanlı'ya gönderme yapmaya çalışmış ve bunu yaparken Abdülhamit'le Atatürk'ün benzer bir projeye kafa yorduklarını iddia ederek Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan bir sürekliliğin altını çizmek istemiştir. Bu tavır, ABD yapımı Yeni Osmanlı Projesi'ne meşruiyet kazandırmak için Atatürk'ü kullananların ortak tavrıdır. Yani, Keleş, Abdülhamit ve Atatürk'ü "ortak hedefte" birleştirerek saçma sapan "mistik" bağlantılarla Yeni Osmanlıcılığa meşruiyet kazandırmak istemiştir.

Keleş, yazısında Atatürk'ün 1922 yılında Anka Projesi diye bir "insansız hava aracı" HERON projesi geliştirdiğini ve bu projenin üzerine "kripto şifreleri" gizlediğini belirtmiş ve bugün TAI'nin Atatürk'ün mirasını yerine getirerek ANKA-HERON insansız hava aracını, üstelik Atatürk'ün "kripto şifreleriyle" ürettiğini iddia etmiştir!

 

Keleş bu iddiasına kanıt olarak da 1922'de bu projeinin resimlerinin Atatürk'ün imzasıyla bir "Kripto Mecmuada" yayınlandığını belirtmiştir.

Keleş'in iddilarına cevap vermeden önce (başlangıçta benim de buna inanmamı sağlayan) Atatürk'ün bilinmeyen bazı projelerinden söz etmek istiyorum:

 

ATATÜRK'ÜN ŞAŞIRTAN PROJELERİ

 

Yüzyılın yetiştirdiği en önemli dahilerden biri olan Atatürk,

Dinde Öze Dönüş Projesi,

Güneş Dİl Teorisi (Projesi),

Türk Tarihi Tezi (Projesi)

İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi,

Sosyal Fabrika Projesi (Nazilli Sümerbank)

Yerli malı uçak projesi

gibi birçok proje geliştirmiş, bilim insanlarını, mühendisleri bu projeler üzerinde çalışmaya yöneltmiş ve bu projelerden bazıları düşünceden uygulamaya geçirilmiştir.

 

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

 

Atatürk, dil ve tarih dışında özellikle havacılığa çok büyük bir önem vermiş, nitekim Atatürk döneminde Türk-Alman işbirliğiyle Türkiye'de uçak ve motor fabrikaları kurulmuş ve Türkiye kendi uçağını kendisi üreten sayılı ülkelerden biri haline gelmiştir."İstikbal göklerdedir" diyen Atatürk'ün gelecek nesillerden en önemli isteklerinden biri "Havacılık ve Uzay" sanayi konularında Türkiye'yi ileri taşımalarıdır.

Ancak Atatürk'ün ölümünden sonra, özellikle 1950 sonrasında, kendi uçağını kendi yapan, Türkiye, ABD istekleri doğrultusunda uçak üretmekten vazgeçerek uçak satın alan bir ülke haline getirilmiştir.

 

 

Bu gereçkleri ortaya koyduktan sonra gelelim Oktan Keleş'in "Anka-Heron" iddiasına:

 

 OKTAN KELEŞ'İN ÇARPITMALARI

 

Keleş'in ONALTI YILDIZ adlı sitesinde "Atatürk 'ün Anka-Heron Projesi" adıyla kaleme aldığı yazısında 1922 yılında bir "kripto mecmuada" yayınlandığını ifade ederek sunduğu resimler "Resimli Kitab" adındaki Osmanlıca yayının, Haziran-Temmuz 1329 (1913) tarihli sayısında 73-76 sayfalar arasından alınmadır. (73ncü sayfanın aslı ekte sunulmuştur.)

 Resimli Kitab yayınlandığı günlerin gözde genel kültür yayınlarından biridir, halkın satın almasına açık bir yayındır. Gizlilik dereceli, askere özel bir yayın değildir; nüshaları ortadan kaldırılmış da değildir, sahaflarda halen bulunabildiği gibi birçok kütüphanede de mevcuttur. Resimli Kitab'da yayınlanan resmin üzerinde, sonradan uydurulmuş saçma sapan işaretlerden (10, K, T, 001, ay-yıldız, vb.) hiçbiri yoktur. Bu işaretler, malesef, "gücü özgürlüğünde" Habertürk'ün sürekli konuğu Oktan Keleş tarafından kondurulmuştur.

 Ne hikmetse; içeriği gizli veya şifrelenmiş olması gereken “kripto bir mecmuada” yayınlanan resimlerin altındaki Osmanlıca metinler gayet açık biçimde yazılmıştır. İçeriğinin gizli olması gereken kripto mecmuada, resim alt yazılarında fotoğrafı kimin çektiği bile adı açıkça yazılarak ifşa edilmiş! Zaten söz konusu fotoğraflar 1922 yılından çok daha önce ve halka açık olan Osmanlıca yayınlarda basılmış fotoğraflardır, hiçbir gizlilikleri yoktur.

 

Üzerinde “Anka” bağlantılı bazı işaretler olduğu söylenen resim daha önceden Osmanlıca "Şehbal" isimli derginin 15 Mayıs 1328 (28 Mayıs 1912) tarihli sayısında da yayınlanmıştır. Şehbal dergisinde yayınlanan resim ek’te sunulmuştur. Altında özetle; “Bundan kırk sene sonraki semavat (gökler)” yazılıdır.

 

 Orijinal hali yabancı bir dergiden alınarak Şehbal dergisinde yayınlanan resmin üzerinde de, sonradan uydurulmuş saçma sapan işaretlerden (10, K, T, 001, ay-yıldız, vb.) hiçbiri yoktur. Havada asılı duran balonlar (orijinal resimde 4 tane vardır), 40 yıl sonra hava araçlarına yol gösterecek işaret sistemi olarak resmi çizen yabancı ressamın hayal gücünün ürünüdür. Orijinal resimde balon üzerinde “4.2.32.AL” yazmaktadır. Bu resmi "8220;Heron-Anka” palavrasına bağlamak isteyen Sayın Keleş, “4” rakamından sonraki “nokta”yı görmezden gelmiş ve konuyu 42nci Alay'a bağlamak için resmen belgeyi çarpıtmıştır.

 

Tabii ki; orijinal resim üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası da yoktur.

 

 Evet, Mustafa Kemal Atatürk, havacalık çalışmalarına önem verilmesi, Türkiye'nin kendi uçağını kendi yapması için gerçekten de bir vasiyette bulunmuştur ve bu vasiyetini takip etmek için de gerçekten "Kemal" adının baş harfi olan "K" yazmıştır; ama o "K", Oktan Keleş'in uydurduğu gibi "Kripto Mecmuadaki" o resmin üzerinde değil bir defter sayfasının üzerindedir.

 

 İşte Atatürk'ün o vasiyeti:

 

ŞİMDİLİK BİR (K) HARFİ YETERLİDİR

 

"Atatürk havacılığın her dalı ile yakından ilgileniyordu; çalışma ve aşamaları yerinde izlemekteydi. Devlet Hava Yolları’nın 1953-1954 yıllarında genel müdür olan, Afyon Milletvekili Bay Rıza Çerçel, !Atatürk ve Hava Yollarımız! adlı yazısında bir anısından söz eder: Atatürk, bir yaz gününde Devlet Hava Yolları Ankara Tayyare Meydanı’nı ziyarete gelmişti. Çevresi tepelerle çevrilmiş ıssız bir kır, bu kırın kuytu bir köşesinde, sanki kır bekçisi için yapılmış gibi mütevazi bir kulübe, kenarları vahşi otlar ve sazlarla sarmaş dolaş olmuş iki kambur pist, kömür cürufunun çamurları üzerine serpilmesi ile vücutlanmış bir uçuş yolu. işte o günkü hava alanının varı yoğu bu kadardı.

 

O’na, alan binası önünde hasır bir koltuk getirmiş; etrafını çevrelemiş; yakın bir gelecekte yapılacak işleri, alınacak uçakları, kurulacak tesisleri uzun uzun anlatmıştık. Atatürk sadece dinliyordu. Bu dinleyişte tunçtan bir heykel sabrı vardı. Nihayet bu mutlu ziyaretin değerli anısını sonsuzlaştırmak için kendisinden bir imzasını rica etmiştik. Uzatılan defteri ve kalemi aldı. Düşünüyordu. Gözleri karşıki ıssız tepelerle, bunların çevrelediği alan boşluğunda bir şeyler arıyor gibiydi, isteksiz bir edâ ile başını önüne eğdi. Elindeki kalemin, kâğıt üzerine mıhlanmış gibi bir hali vardı. Nihayet kalem işler gibi oldu ve kâğıt üzerinde Kemal’in baş harfi olan tek bir K harfi belirdi. Fakat hepsi bu kadardı. Büyük insan atacağı Kemal Atatürk imzasının baş harfi olan K harfini yazdıktan sonra defteri ve kalemi geri verirken: “—Şimdilik bir K harfi yeterlidir. Bana vaad ettiğiniz işler yapılıp bitirildikten sonra imzamın geri kalan kısmını tamamlarım” demişlerdi.

(Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=1020
)

 

Atatürk, çağını aşmış bir dehadır. Onun yaptıkları ve yapmaya çalıştıkları objektif bir şekilde ortaya konulduğunda onun karşısında saygıyla eğilmeyecek tek bir Allah'ın kulu bile yoktur. Ancak Atatürk'ün "dehasını" göstermek için onu "abartmaya", "çarpıtmaya" da gerek yoktur... Hele kişisel veya siyasal amaçlar için Atatürk'ü kullanmak, en az dini kullanmak kadar iğrenç bir davranıştır.

 

"Gücü Özgürlüğünde" Habertürrk'ün,  asırlık çınar usta gazeteci Bekir Coşkun'un muhalif yazılarına tahammül edemezken, türlü şarlatanlıklarla kamuoyunu yanıltan Oktan Keleş'e kapılarını ardına kadar açması da çok düşündürücüdür!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 23 Eylül 2010, 18:20:49 »

            BOGACHAN Kandaşım, açıklayıcı ve aydınlatıcı iletin için çok teşekkür ederim. Ben bu iletiyi yayınlarken. ATAMIZIN bu şekilde kullanılacağını hiç düşünmemiştim. TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gümüş Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 23 Eylül 2010, 19:58:23 »

Açıklayıcı anlatımın için sağ ol kandaş. Bu adamı takip etmediğim için, böyle bir bit yeniği çıkabileceğini düşünmedim. Esenlikle...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ERGENEKON GÖKTÜRK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 192



« Yanıtla #8 : 23 Eylül 2010, 20:14:00 »

Bu adamin "Anka" yazisini bende okumustum. Fakat adam yobaz oldugu icin pek güvenmiyordum. Eskiden Netpano adli internet sitesinde yaziyordu. O sitenin icinde MIT ajanlari oldugunu biliyordum. Bence bu adamda onlardan biri yada onlar tarafindan kullanildiginin farkinda bile degil. HaberTürk ve Oda Tv´yi MIT´in yönetip yönlendirdigini bilenler bilir. Bu adama Haberkürt´ün kapilarini acmasida bunun baska bir teyidi olsa gerek. MIT gibi bir kurum milli olsa, elbette orda calisanlarin basimizin üstünde yeri olurdu. Fakat Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilirken Mit üc maymunu oynamakta, hatta bu tasfiyeye destek cikmaktadir. MIT´in icindeki Atatürkcü kesimin coktan tasfiye edildigide bilinir. 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.