Sonsuza kadar mücadele
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Mayıs 2020, 04:55:01


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sonsuza kadar mücadele  (Okunma Sayısı 2105 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bağatur-Şad
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 316


Elbet bir gün kutlu Türklük töresini bulacaktır...


« : 12 Şubat 2010, 18:26:50 »

Türkmen beyi Mustafa Özbeğ'in yazısı

SONSUZA KADAR MİLLİ MÜCADELE
Milletlerin hayatında önemli dönüm noktaları vardır.Bu noktalar birer işaret taşı gibidir.Ders almayı ibret almayı bilen toplumlar için, bazen acı olaylar içerse de büyük bir yaşam tecrübesidir.Türk Milleti’nin sömürgeci batıya karşı verdiği Milli Mücadele, işte böyle bir işaret taşıdır.

Yine milletlerin hayatında öyle mücadeleler vardır ki; mücadelenin sonunda ya yeni bir devlet kurulur veya çöken büyük bir devlet kendi külleri arasından doğar. Türkün milli mücadelesi işte böyle bir yeniden doğuşun doğum sancısıdır. Binlerce yıllık Türk Devleti, Büyük Atatürk’ün önderliğinde  ve topyekün Türk Milleti’nin verdiği inanılmaz mücadele sayesinde, kendi küllerinden yeniden ve fakat çok daha güçlü bir devlet olarak doğdu.

Eğer “aydın”ları sahip çıkmaz ve önem vermezse, toplumların hafızası zayıftır. İnsanlar fert fert kendi hayıtını yaşar ve ömür çabuk geçer gider.Oysa milletlerin hayatı çok daha uzundur.Hele Türk Milleti gibi “tarih yapan” milletlerin ömrü, asırlarla da sınırlandırılamaz.İşte bu uzun millet ömrünün acı tatlı birikimleri, ancak o milletin aydınlık belleğinde tutulup; bir yandan toplumun gündelik yaşamına ışık tutmak için kullanılır, öbür yandan nesilden nesile aktarılır.Bir anlamda milletin ortak hafızasıdır, aydınlarının birikimi.
Elbette aydın olmak, bir taraftan evrensel bir baıkış açısına sahip olmayı gerektirirken; aynı zamanda bir “milli bilinç”te icap ettirir.

Bilhassa millet, tarihi süreç içerisinde “ikbal” değil de “zeval” dönemini yaşıyorsa, “aydın duruşu” çok daha anlamlıdır. Tabii aynı ölçüde de zor ve zahmetlidir.Bir millet parlak dönemini yaşarken, o milletin kültürünü, bilimini hayata bakışını, imanını sahiplenmek,benimsemek ve savunmak çok kolaydır.Nasıl ki 16.yy da Türk olmak aynı zamanda “dünya efendisi milletin” mensubu olmakla eş anlamlı idiyse, o asırda bir aydın için Türklüğe ve değerlerine  sahip çıkmak da kolaydı.Çünkü dünyanın aydınlığı için bir ölçü gerekiyorsa o ölçü “cihana nizam vermekle meşgul olan Osmanlı İmparatorluğu” idi.

Lakin milli zeval dönemlerinde milletin değerlerini sahiplenmek ve savunmak zordur. Çünkü artık güneş başka topraklardan doğmaktadır.Oysa aydın olmayı “bizatihi ışığın kaynağı olmak” vasfında değil de “ışığın geldiği yöne dönmekte” arayanların kendi kültürlerini sahiplenmesi zordur.Böyle zor zamanlarda bir milletin değerlerine sahip çıkmak, o değerleri bir mücadelenin ilham kaynağı yapmak zorun ötesinde, mucizevi bir erdemdir.İşte türk’ün bir önceki ana devleti olan Osmanlı’nın çöküşü ile yeni ana devlet Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini bir de bu gözle anlamak gerekiyor.

Dönemin tablosu gayet açık ve bir o kadar da vahimdi:Yaklaşık 400 yıllık Kuruluş ve yükselme döneminden sonra, 1683’te ki Viyana Bozgunu ile çöküş sürecine giren Türk Devleti, bu kader olan çöküşü durdurabilmek için 250 yıla yakın süren umutsuz bir mücadele vermişti.Mücadele olağan çöküşü durduramamış, sadece ertelemişti.Yaşanan sürece, Türk Devletiyle çevresinde eskiden beri var olan rakip devletler ve yeni yükselen güçler arasında ki bitmek tükenmek bilmeyen mücadeleler damgasını vurmuştu.Bu savaşlar çoğu zaman Türk devletinin toprak kaybıyla sonuçlansa da, genelde küçük çaplı zaferler ve yenilgiler şeklinde tarihte yerini almıştı.Ta ki 93 Harbi olarak hafızalarda yerini eden 1877-1878 Türk –Rus Savaşına kadar…’93 harbi, tıpkı Viyana bozgunu gibi, “tarihin seyrini değiştiren" savaşlardan biri oldu.Batıda balkanların çoğunu kaybeden ve kalanında da üstünlüğü elinden kaçıran Türk Devleti, doğusunda da, Kars ve Erzurum gibi en aziz bildiği şehirlerini Ruslara teslim etmek zorunda kaldı.

Savaşın başlattığı güç zaafı, imparatorluk içinde ki etnik unsurları, yabancı güçlerin tahrik ve teşvikiyle ayrılıkçılığa yönlendirdi.Ve nihayet 20.yy’ın başında gelen zincirleme savaşlar, Türk devletinin düşüşünü hızlandırdı.Geleceğin büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü de hazırlayan; Trablus ve Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı arka arkaya gelince, sadece devlet değil millette tükenme noktasına geldi.1911’deki Trablu Savaşıyla cepheye giden Türk İnsanı daha bu savaşı bitirmeden 1912’de Birinci Balkan ve 1913’te ki 2. Balkan ve 1914’te ki 1.Dünya Savaşı içinde buldu kendini.Mücadele’nin zaferle neticelendiği 1922 yılına kadar, tamı tamına 11 sene cepheden cepheye koşturdu Türk askeri.15-16 yaşında silah altına alınan delikanlılar,eğer şehit olmadılarsa, ancak 26-27 yaşlarında dönebildiler cepheden.Anadolu tenhalaştı, ıssızlaştı.Tohumlar ekilemez başaklar derlenemez oldu.analar oğulsuz beşikteki bebeler babası taze gelinler dul kaldı.

Kıt kaynaklarıyla asırlar boyu üç kıtada ki Türk varlığını besleyen Anadolu zaten yorgun ve bitkindi. Yokluğun ve bitkinliğin üzerine bir de,hayatlarında ilk ve tek olmak üzere Türk yönetimi altında 1000 yıllık bir huzur  dönemi sürmüş olan Ermeni,Rum ve adını burada anmayı lüzum görmediğimiz bazı azınlıkların fırsatçılıkları eklendi. 93 Harbinden bu yana sürelkği kışkırtılan ve silahlandırılan Ermeni çeteleri, bin yıldır ekmeğini yiyip bağrında huzur ve rahat içinde yaşadıkları velinimetlerini, Türk insanını arkadan vurmaya başladı.Çünkü Türk’ün erkeği cephede vatan için savaşıyordu.

Yemen’den Filistin’e Kafkaslardan Galiçya’ya ve Tunadan Çanakkale’ye kadar bilmem kaç cephede verilen büyük mücadele; devleti yönetenlerin siyasi ve stratejik körlükleri ve buna bağlı yanlış kararları yüzünden, 1918’de Mondros Mütarekesi ile sonlandı.arkasından da Türk Milleti’ne ve tarihine yakışmayacak bir utanç belgesi olarak Sevr Teslim namesine imza attı,üç günlük dünyada ki tatlı canının ve kişisel ikbalinin peşine düşen bahtsızlar.Çünkü yönetme iddiasında oldukları milleti hiç mi hiç tanımamışlardı.

İşte kendisinden sonraki bağımsızlık mücadelelerine ilham olan Türk’ün Milli mücadelesi, işte böylesine
olumsuz şartlara ve imkansızlıklara rağmen ortaya çıkmış büyük bir direnişti.Çünkü her ne kadar o dönemde Türk devletini yöneten koltuklarda bir takım bahtsız ve çapsız insanlar oturuyorsalar da , Özellikle batılı emperyalistlerin hesap edemedikleri 2 nokta vardı:1.si Türk Milletinin tarihin hiçbir döneminde yabancı milletlerin esareti altında yaşamadığı ve yaşayamayacağı gerçeği…2.si ise; her zeval döneminde bağrından bir deha yönetici çıkartan bu büyük Milletin, geride kalan 11 yıllık zincirleme savaş döneminde de, 20. yy’ın deha yöneticisini hazırlamış olduğu gerçeği …

Titrek eller sevr’de tanıyamadıkları kendi milletleri adına, o milletlerin tarihine yakışmayacak bir zillet belgesine imza atarken, Gazi Mustafa Kemal adıyla tarih sahnesine çıkan Büyük Deha da ruhunu çok iyi bildiği milletini bağımsızlık mücadelesine hazırlamak üzere Anadolu’yu gergef gibi işliyordu.Asırlar boyunca bir merkez olarak üç kıtada ki Türk varlığını hem insan gücü hem de ekonomik olarak beslemiş bulunan Anadolu, insanın bile kıtlaşmaya başladığı o dönemde, inandığı Büyük Komutan’ın peşine düşme basiretini yine esirgemedi.haneler de ki 2 çuval buğdayın 1 çuvalı, 2 çift çorabın biri, iki öküzden 1i, 10 davardan beşi cephe için teslim edildi.Şehit babaların yetim oğulları ise, zaten ya cephedeydi veya toprağın bağrında…Ya yaşlı analar, dul gelinler?Onlar da geri kalmadı cepheden …Kimi atölyelerde cephane üretti,kimi üretilen cephane  ve silahları cepheye taşımak için sırtında bebeği ve yalın ayağıyla karlı buzlu yollara düştü.
Tüm olumsuzluklara rağmen, inandığı Büyük  Komutan’ın arkasında saf tutan Türk Milleti, Batılı şımarık emperyalistlerle onların mayın eşeği rolüne soyunan Yunanlı hayalperestlere, tarih boyunca asla unutamayacakları bir ders verdi.Onların hesabına göre ;Anadolu zaten bitip tükenmişti.Birkaç milyonluk bir Yunan nüfusu,birkaç yüz binlik askeriyle Anadolu’yu zapt edecek ve kendisine yurt yapacaktı.Nasılsa arkalarında, başta İngiltere ve Rusya olmak üzere, tüm büyük devletler bulunuyordu.Mekanize birlikleriyle girişecekleri işgale kağnılarla mı direnecekti,Anadolu’nun mağrur Türkleri?

Ama bu hesap tutmadı.Çünkü karşılarında Türk’ün çelik gibi “bağımsızlık iradesi” ve arkasında saf tuttukları büyük komutan’ın dehası vardı.Yazılı tarihin OğuzHan ve Kürşatla başlattığı Türkün “zincire gelmeyen tabiatı”, 20.yy başında “Mustafa Kemal adıyla bir kez daha zuhur etmişti.
Ve Türk Milleti verdiği büyük mücadeleyle, sadece emperyalist işgalcilerin Anadolu ile ilgili heveslerini kursaklarında gömmekle kalmadı;aynı zamanda kendi külleri üzerinden yepyeni bir Türk Devleti kurdu.Bu yönüyle Kurtuluş Savaşı  aynı zamanda “devlet kuran savaş”tır.Milletin hafızası olması gereken Türk aydını, işte milli mücadeleyi bir de bu gözle algılamak zorundadır.O mücadelenin hangi şartlarda ne büyük güçlüklerle, hangi amaç için ve neye mal olarak verildiği iyi bilinmeli ve hafızalarda  yaşatılmalıdır.Dün batının emperyalist devletlerine karşı verilen var olma mücadelesi,günümüz aydınları zihninde hak ettiği yeri almazsa,işte o zaman aynı batılı emperyalistlerin attığı sahte hümanizm nutukları, bu masum ve mazlum millete “samimi inançlar” diye yutturulur.Bu ülkenin aydınları verilen o Büyük mücadeleyi sahiplenip, hem milletin yaşayan unsurlarına anlatıp hem de gelecek kuşaklara naklettiği zaman,Türk Milleti’nin milli mücadelesi sonsuza kadar baki kalacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SANA DAR GELMEYECEK MAKBERİ KİMLER KAZSIN
GÖMELİM GEL SENİ TARİHE DESEM SIĞMAZSIN
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.075 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.