MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN SUBAYLARA HİTAP ETTİĞİ KONUŞMA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Eylül 2020, 00:43:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN SUBAYLARA HİTAP ETTİĞİ KONUŞMA  (Okunma Sayısı 7014 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
açina
Ziyaretçi
« : 12 Şubat 2011, 15:13:08 »

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN 31 TEMMUZ 1920'DE AFYONKARAHİSAR'DA SUBAYLARINA SESLENİŞİ
  


Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibâret olan hayâtî gâyesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

Tanrı göstermesin, milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebâli subaylara âit olacaktır.

Efendiler!

Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samîmî temasta bulunmaktan büyük vicdânî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhâl etmek isterdim. Fakat çoksunuz, müsâit yer de yok. Bu sebeple hissiyâtımı birkaç cümle İle mülâhaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar!

İngilizler ve yardımcıları, milletimizin bağımsızlığını imhâya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiçkimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiçkimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerin tabiatında en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvete, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur. Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lâzımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için, kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icâp eder. Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzûmuna olan vicdânî imanıdır.

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephânelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almağa çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecâvüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.

Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını tâkip ettiler ve ediyorlar. Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.

Orduyu imhâ etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hakîkat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzûmuna tam bir iman ile kâni olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır. Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lazım olduğunu söylediğim kaynak ki, milletin vicdanı-imanıdır, mevcuttur.

Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askerî hakikat, felsefî hakiîattir; “ordunun ruhu subaylardadır.” O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek, canlandıracak, ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhâfazasından ibaret olan hayatî gâyesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur. Tanrı göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse, bunun vebali subaylara ait olacaktır.

Subaylar; izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedâkâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsî ve özel hayatları itibâriyle de subaylar, fedâkârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür, onları aşağılar ve hor görürler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan; hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır. Dolayısıyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar, ölmeyeceğiz! Bağımsızlığımızı muhâfaza ederek yaşayacağız ve milletimizi dâima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!

Mustafa Kemal Paşa
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
OGUZ-ALTAN
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 179


At olmak taydan, yigit olmak soydandir !!!


« Yanıtla #1 : 12 Şubat 2011, 15:26:46 »

Muhtesem bir konusma yapmis bu Ulu insan, Basbugumuz Ataturk. Simdiki bu hukumetin asker ve subay dusmanligini Ata'miz 1920'de cozmustur. Paylasiminiz icin tesekkur ederim Acina teyze. TTK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 12 Şubat 2011, 15:32:50 »

Vatan Toprağını Türkler Koruyacaktır!

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 12 Şubat 2011, 15:43:41 »

Bu belge ile bir kez daha ispatlanmıştır ki, 1938 den önce Türkiye Cumhuriyeti ırka dayalı bir sistemle yönetilmekteydi. İsmet İNÖNÜ'den sonra yapılan değişikliklerle bugüne dek geldik. Artık 1938 öncesine dönmenin hesaplarını yapmayan hiç bir siyasi parti, Türk Milliyetçiliğine soyunmaya kalkmasın. Bunu özellikle Mhp ye söylüyorum. Çünki kendilerinin gururla(!) söyledikleri gibi "biz ırka dayalı milliyetçilik yapmıyoruz" edebiyatı artık çürümüş bir söylemdir. Dün de bir iletimde sözettiğim gibi , 163 subayın tutuklanma haberinden sonra sürekli düşünüyorum. Ne mhp, ne chp ne hepar Irka dayalı milliyetçilik yapmıyorlar ve bunu gururla her platformda söylüyorlar. Ben, kötünün iyisi diyerek bunlardan hiç birine oy vermeyeceğim. Bu akp ye yarayacak dediğinizi duyar gibiyim. Yarasın. Akp zaten yine iktidar olacak. 8 yıldır mhp mecliste oturuyorda ne oluyor? Habura engel mi oldu? 163 subayımızın önünde set mi oldu? Mevcut sistemde iktidar olamadıktan sonra mhp meclise girse ne olur girmese ne olur.  Hpsinin canı cehenneme.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
OGUZ-ALTAN
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 179


At olmak taydan, yigit olmak soydandir !!!


« Yanıtla #4 : 12 Şubat 2011, 15:48:47 »

Bu belge ile bir kez daha ispatlanmıştır ki, 1938 den önce Türkiye Cumhuriyeti ırka dayalı bir sistemle yönetilmekteydi. İsmet İNÖNÜ'den sonra yapılan değişikliklerle bugüne dek geldik. Artık 1938 öncesine dönmenin hesaplarını yapmayan hiç bir siyasi parti, Türk Milliyetçiliğine soyunmaya kalkmasın. Bunu özellikle Mhp ye söylüyorum. Çünki kendilerinin gururla(!) söyledikleri gibi "biz ırka dayalı milliyetçilik yapmıyoruz" edebiyatı artık çürümüş bir söylemdir. Dün de bir iletimde sözettiğim gibi , 163 subayın tutuklanma haberinden sonra sürekli düşünüyorum. Ne mhp, ne chp ne hepar Irka dayalı milliyetçilik yapmıyorlar ve bunu gururla her platformda söylüyorlar. Ben, kötünün iyisi diyerek bunlardan hiç birine oy vermeyeceğim. Bu akp ye yarayacak dediğinizi duyar gibiyim. Yarasın. Akp zaten yine iktidar olacak. 8 yıldır mhp mecliste oturuyorda ne oluyor? Habura engel mi oldu? 163 subayımızın önünde set mi oldu? Mevcut sistemde iktidar olamadıktan sonra mhp meclise girse ne olur girmese ne olur.  Hpsinin canı cehenneme.

Acine teyze, size tamimiyle katiliyorum...

Ve bu partilerin (MHP, CHP) iclerinden degistirme heveslerini artik birakalim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 12 Şubat 2011, 16:50:32 »

1937'de Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan ve askeri mektebe alım şartı olarak sunulan "Türk ırkından olmak maddesi",  hem Atsız'ın makalelerine hem de 1944 davasındaki sanıkların savunmalarına dayanak olmuştur.
O dönemde söylenmekten korkulmayan "ırk" sözcüğü, şimdi kafatası ölçümü vs. gibi tuhaflıklarla yan yana anılır oldu.
Balyoz Davası'nda kararlar açıklandıktan sonra okunan Harbiye Marşı'nın girişi nasıl başlıyordu:
"Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız"
Bu bile TSK'nın, bir dönemki bakışını anlatmaya yeterlidir.
Ayrıca Kara Kuvvetleri K.Lığı'nın kuruluş yılının M.Ö. 209 olarak değişmesinde Nihal Atsız ve Yılmaz Öztuna'nın büyük çabaları da tarihte sabittir.
TSK'nın, Atatürk'ün orduya bıraktığı mesajlarla birlikte bu tarihi gerçeklikleri de unutmayacağına inanıyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 12 Şubat 2011, 18:34:34 »

             Emekli tüm general Osman Özbek yaptığı açıklamada;" Son üç Genel Kurmay Başkanı,(HİLMİ öZKÖK, YAŞAR BÜYÜKANIT, İLKER BAŞBUĞ) bu tuzaklardan haberdar ve hatta bizzat içindedirler. Elimde bu yönde sağlam kanıtlar var. Türk Halkına hesap verecekler. Polislerin askerlikten muaf tutulmasına, birazcık şerefi kalan polis itiraz etmelidir. Halkımıza açıkça duyuruyorum. Türk Ordusu maalesef artık çökertilmiştir. Umutulmamalıdırki Ordusuna sahip çıkmayan milletler, başka milletlerin ordularını birgün sırtlarında taşımaya mahkum olurlar" dedi.
            Yorumsuz iletiyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 12 Şubat 2011, 19:43:13 »

      Şu sıralar genelkurmay başkanı RTE ile Dolmabahçe Sarayında görüşüyor.  Umarım ikinci bir Yaşar Büyükanıt vakası yaşamayız. Bugünlerde nedense hiç bir şeyden umudum kalmadı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BATURGAN
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 639



« Yanıtla #8 : 18 Mayıs 2020, 21:14:52 »

Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibâret olan hayâtî gâyesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

Tanrı göstermesin, milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebâli subaylara âit olacaktır.

Efendiler !

Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samîmî temasta bulunmaktan büyük vicdânî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhâl etmek isterdim. Fakat çoksunuz, müsâit yer de yok. Bu sebeple hissiyâtımı birkaç cümle İle mülâhaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar!

İngilizler ve yardımcıları, milletimizin bağımsızlığını imhâya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiçkimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiçkimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerin tabiatında en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvete, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur. Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lâzımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için, kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icâp eder. Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzûmuna olan vicdânî imanıdır.

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephânelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almağa çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecâvüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.

Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını tâkip ettiler ve ediyorlar. Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.

Orduyu imhâ etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hakîkat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzûmuna tam bir iman ile kâni olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır. Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lazım olduğunu söylediğim kaynak ki, milletin vicdanı-imanıdır, mevcuttur.

Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askerî hakikat, felsefî hakiîattir; “ordunun ruhu subaylardadır.” O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek, canlandıracak, ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhâfazasından ibaret olan hayatî gâyesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur. Tanrı göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse, bunun vebali subaylara ait olacaktır.

Subaylar; izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedâkâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsî ve özel hayatları itibâriyle de subaylar, fedâkârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür, onları aşağılar ve hor görürler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan; hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır. Dolayısıyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar, ölmeyeceğiz! Bağımsızlığımızı muhâfaza ederek yaşayacağız ve milletimizi dâima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!

Mustafa Kemal Paşa
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.233 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.