Halka Çizilen Atatürk Resimleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 01 Nisan 2020, 14:13:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Halka Çizilen Atatürk Resimleri  (Okunma Sayısı 4855 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 27 Ekim 2010, 21:39:47 »

HALKA ÇİZİLEN ATATÜRK RESİMLERİ

İnsanlar hakkında, öldükten sonra olumlu ya da olumsuz açıklamalarda bulunmak toplumumuzca çok sevilerek yapılan bir harekettir.  İnsanlar ölünce ne kadar önemli kişiler olduğundan bahsedilir. Ölünce, hakkında çeşitli iddialar atılır. Nedense bütün ölüler iyidir ve saygı duymak gerekir. Hiçbir olumsuz yanı olamaz ve tümüyle olumlu karakterdedir.
Bu dünyadan uzaklaşan kişi hakkında, ölünce çeşitli iddialar sunmak da hem bizim hem de dünya insanlarının ilginç bir hareketidir. Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş iki sanatçıya atılan, “kardeştiler” iddiası neden yaşarken sunulmamıştır? Hatırlatmakta yarar var: Bu dünya “Saddam Hüseyin, aslında Adolf Hitler'in öz oğludur” iddiasını bile bir dönem duydu.
Ölen kişilerin ardından konuşmak ile ilgili,  “Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur” şeklinde bir atasözümüz bile vardır. Vatana karşı olan olumsuz hislerini yaşarken hiç çekinmeden dile getiren kişi, öldürüldükten sonra bir anda “büyük vatansever” olur. Halka böyle gösterilmek istenir. Çünkü onu halka “cumhuriyet şehidi” olarak göstermek birilerinin işine gelir. Birileri bu durumdan fazlasıyla nemalanır. Ölünün ardından ustaca siyaset yapılır ve bunda da genellikle başarılı olurlar.
İnsanlar, önder olarak seçtikleri kişilerin kendilerine benzemesini ve aynı zamanda kusursuz olmalarını ister. Kendince kusur olarak gördüğü kimi davranışların, topluma sunulmasından korkar ve bu davranışların önder olarak seçtiği kişiyi sevmeyenler tarafından koz olarak kullanılabileceğini düşünür. Bu istemsiz düşünce ve kusurları tümüyle ret politikası Hiçbir zaman başarılı olamaz. Çünkü tüm gerçekler tarih kitaplarının bir yerinde gizlidir ve insan beyni onu eninde sonunda açığa çıkarır.
Kimilerine göre Atatürk'ün gece karanlıktan korkması, içki ve sigara içmesi kusurdu. Boyu kısa, sesi tiz olamazdı. Kimilerine göre de bütün bunlar kusur değildi. Bu davranışları kusur olarak görenler, istemli ya da istemsiz bir şekilde Atatürk’ün bu davranışlarını saklama ve konuşmama kararı aldılar. Atatürk'ün dahi gizleme gereği duymadığı bu zaafları gizlediler ve onu sevmeyenlerin eline büyük kozlar verdiler. Oysaki Atatürk'ü içkisini ve sigarasını içen, karanlıktan ürken bir kişi olarak sunmanın kötü yanı neydi? Aslında onlara göre kötü bir yan yoktu. Onlar yalnızca Atatürk kusursuz bir insan olsun istiyorlardı ve bu davranışlar onlara göre kusurdu.
Oysa bunlar gayet insani hareketlerdi.
Gençken öğretmenimize “Atatürk sigara içer miydi?” diye sorduğumda, “Hayır” yanıtını almıştım. Daha sonra konu ölümüne geldiği zaman bize, onun sirozdan öldüğünü söylediler. Bu hastalığın nasıl olduğunu sorduğumuzda ise bize “İçki ve sigaranın fazla içilmesiyle siroz olunur” yanıtı verilmişti.
İradesi zayıf bir genç için bu tezadın nasıl bir hayal kırıklığı olacağını düşünebiliyor musunuz?
Çocukken öğretilmeyenlerin, ilerleyen yaşlarda adeta, “işte asıl doğru budur, sizi çocukken kandırdık” diyerek sunulması insanlarda “acaba diğerleri de mi yalandı” soru işaretlerini de doğuracaktır. Gazi Paşa'nın fotomontaj ile elinden silinen sigarası, bir gün internette karşınıza çıkınca, olabilecek karışıklığı düşünebiliyor musunuz?
Atatürk'ü sevmeyenlerin ısrarla savunduğu “Bize Atatürk'ü peygamber gibi sunuyorsunuz” karalaması ve sözde Atatürkçülerin yaptığı “yokmuş gibi davranma politikası”nın sonucu olarak, bugün binlerce Atatürk'ü sevmeyen insan yetişiyor.
Bunda Atatürk karşıtları kadar, Atatürkçü görünen kişiler de suçludur.
Atatürk, insanlara yıllar boyu, sigara ve içki içmeyen, hiçbir şeyden korkmayan, hiç hatalı hareketi olmayan, samimi bir dindar gibi gösterildi. Kimileri Fenerbahçeli, kimileri Galatasaraylı, kimileri de Beşiktaşlı olduğunu iddia etti. Çünkü onun kendileri gibi olmasını istiyorlardı. Atatürk'ün Fenerbahçeli olduğunu iddia eden bir Galatasaray taraftarı duydunuz mu? Hayır, çünkü herkes onu kendisi gibi görmek istedi.
Meclis açılışında ellerini yukarı doğru açtığı fotoğrafı istismar malzemesi olarak yıllar boyu kullanıldı. Kitaplara kapak yapıldı. Din Kültürü dersinin Atatürk ile ilgili bölümlerine malzeme yapıldı. Ama aynı kitaplarda, Ezan'ın Türkçe okutulduğundan, Medeni Bilgiler kitabında sansürlenen kısımlardan hiç bahsedilmedi...
Neden?
Çünkü halka böyle gösterilmek istendi. Çünkü o, bu halkın önderiydi ve onun halkının büyük çoğunluğu Müslüman'dı. O halde onun da öyle olması gerekiyordu. Tersi olamazdı.
Böyle düşünüldü ve böyle davranıldı. Bu davranışların sonunda bugünlere geldik. Bu davranışların sonucunda Atatürk'ü sevemeyen bir nesil yetişti.
Oysaki halka onu sevdirmenin en iyi yolu, onu olduğu gibi göstermekti. Yıllar boyu uygulanmayan tek strateji buydu...
Atatürk'ü olduğundan farklı göstermeye ve Atatürk'ün maskesi altında kendi ideolojilerini yaratmaya çalışanların önünde kaldırılması gereken çeşitli bilgiler ve belgeler vardı. Bunlar sansür yoluyla ortadan kaldırıldı ve yokmuş gibi yapıldı. Ama unutulan bir şey vardı...
Var olan Hiçbir şey, yokmuş gibi davranılarak yok edilemez. Hiçbir sansür sonsuza değin gizli kalamaz ve açığa çıkar. Hiçbir sansür, gerçekleri değiştiremez ve hiçbir sansür olmuş olayları olmamış gibi söylenmişleri söylenmemiş gibi gösteremez.
Nitekim gösteremedi de, eninde sonunda sansür perdeleri açılacak ve gerçekler ortaya çıkacaktı.

Konunun iyi anlaşılması ve objektif bakılması için örneklemeyi ilk olarak Atatürk üzerinden değil, sıradan bir kişi üzerinden yapmakta yarar vardır.
Türkiye'de doğan sıradan bir çocuk, anne ve babası gereği Müslüman olarak doğar.
Yani, doğduğunda ister istemez Müslüman'dır. Çocukluğu da Müslüman bir çocuk olarak geçer.
Fakat yaşı ilerledikçe çeşitli etmenlerin de etkisiyle, kişi dini inancını değiştirebilir.
Yani, kırk yaşına kadar Müslüman olan birisi, kırk birinci yaşında Hıristiyan, Budist, Ateist ya da dinsiz biri olabilir.
Kişinin kırk yaşına kadar Müslümanlık ya da İslam tarihi hakkında söylediği övücü sözler, kırk yaşından sonra eleştirisel sözlere dönüşebilir.
Kişi, kırk yaşından sonra inancını tümüyle değiştirebilir. Bambaşka biri olabilir.
Bu durumda kişinin, kırk yaşından önceki sözlerini kullanarak onu olduğundan farklı biriymiş gibi anlatmak, üstelik belirli sözlerini sunup belirli sözlerini sunmamak, halka Atatürk'ü farklı tanıtmak isteğinin dışa vurumudur.
Bu art niyetli kişiler, tek tip Atatürkçülüğü toplum geneline yaymak ve kalıplaşmış düşüncelere sahip Atatürkçüler üretmek için halka “Müslüman Atatürk” görüntüsü sunarlar ve Müslüman olmayı Atatürkçü olmanın bir koşuluymuş gibi gösterirler.
Oysaki din, inanıp inanmama meselesidir ve samimi bir Müslüman da, bir dinsiz de bir Hıristiyan da Atatürk'ün ilke ve inkılâplarına bağlı kalarak Kemalist olabilir.
İnancı ve ideolojiyi birlikte taşıyabilen beyin, güçlü bir beyindir. İkisini birbirine karıştırmadığı ve ayakta tutabildiği sürece, herhangi birinden vazgeçmesini kimse isteyemez.
Ancak, kişi kendi iradesiyle birini bırakma kararı verirse de, herkes buna saygı duymak zorundadır.
Halka tek taraflı ve tek tip örnekler sunularak yapılan bu propaganda, internet denen dünyanın çıkması ve birtakım yürekli aydınların gerçekleri ortaya koymasıyla yavaş yavaş yıkılmaya başlamıştır. Fakat ortaya sürülen kanıtlara inat hala Atatürk'ü neredeyse günde beş vakit namaz kılan biri gibi gösterme çabası içinde olan kitaplar yazılmaktadır.
Bu kitaplar, Atatürk'ün din hakkındaki olumsuz konuşmalarına ve yazılarına ya hiç yer vermezler ya da çarpıtarak yayınlarlar. Abartılı yorumlarla okuyucuyu yanıltma çabası içindedirler. Örneğin bir kitapta, Atatürk'ün İslam hakkındaki olumsuz bir yazısında İslam yerine “Arap Dini” demesini İslam''ı kapsam dışında tutarak Arapları eleştirdiği şeklinde yorumladığını okuyabilirsiniz. Bu, şüphesiz ki zorlama bir yorumdur. Yazar, alıntı yaptığı yazının diğer bölümleriyle ilgili yorum yapmaktan kaçınır ve okuyucuya tek taraflı bilgi sunarsa, bu durum okuyucuya taraflı bilgi vermek demektir.
Kemalizm'in ve Atatürk'ün birinci düşmanı gericilerse, ikinci düşmanı da Atatürk'ü halka yanlış tanıtmayı kendine ülkü olarak seçen ve onu adeta peygamber gibi anlatanlardır. Bu çarpık düşünce, kimi zaman ağızdan kaçabiliyor. Hem de bu ağızdan kaçma, meydanda binlerce kişi, onu dinlerken de olabiliyor.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
atilapars
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 190



Site
« Yanıtla #1 : 27 Ekim 2010, 23:39:49 »

Kalemine sağlık, güzel özetlemişsiniz.
Atatürk birgün Ankarada bir tepede içerken, yanındakiler etrafını kapatıyormuş, neden etrafımı sardınız diye sormuş
paşam halk size içerken görmesin demişler.Atatürk açılın demiş, asıl böyle kapatırsanız kötü bişey yapıyoruz zannederler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ya hepsin ya hiç,Ya TÜRK'sün ya piç..
Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #2 : 28 Ekim 2010, 00:10:59 »

Kağan Bahadır Kandaş,
Yazı konun gerçekten çok acı. Bugün Kemalist dusunce forumunda yazılarını okudum. Kendini Kemalist sanan, kimi saflığından, kimi art niyetinden kendi kafalarına göre bir Atatürkçülüğe inanan insanlara gerçek Kemalizm'i anlattığın için kendi adım'a teşekkür ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 28 Ekim 2010, 11:05:22 »

Kağan Bahadır Kandaş,
Yazı konun gerçekten çok acı. Bugün Kemalist dusunce forumunda yazılarını okudum. Kendini Kemalist sanan, kimi saflığından, kimi art niyetinden kendi kafalarına göre bir Atatürkçülüğe inanan insanlara gerçek Kemalizm'i anlattığın için kendi adım'a teşekkür ederim.


Asıl ben teşekkür ederim kandaşım.
Bahsettiğin siteye, kafalarında nasıl bir Atatürkçülük oluşturduklarını bile bile üye oldum. "Kemalizm ve Türkçülük" adlı bir makale yazdım ve sitenin en çok tartışma geçen konusu o oldu.
Onlara göre Kemalizm'i Türkçülük ile bağdaştırmak suç; Lenin, Che ve Gezmiş'le bağdaştırmak modaydı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 2.218 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.016s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.