OLMAYASICA KARA GÜN 10 KASIM
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2017, 19:45:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 13
  Yazdır  
Gönderen Konu: OLMAYASICA KARA GÜN 10 KASIM  (Okunma Sayısı 108226 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 09 Ağustos 2009, 11:29:30 »

Tüm tedavilere rağmen günden güne eriyen Atatürk, 8 Kasım 1938 günü şiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Saat altı buçuk gibi gelen bu rahatsızlıkta Atatürk'ün midesi bulanmış ve kusmaya çalışmıştı.
Sürekli istifra etmeye çalışan Atatürk, bu sırada Hasan Rıza Beye (Soyak) bakarak "Saat kaç?" diye birkaç kez sormuş, Hasan Rıza Bey her soruşunda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermişti.

Bu sırada kendisine haber verilen Neşet Ömer Bey de gelmişti. Abravaya ile Atatürk'e gereken tedavileri yapıyorlar ve bazı önlemler alıyorlardı. Neşet Ömer Bey bir ara "Dilinizi göreyim efendim." diye seslendi. Atatürk dilini yarıya kadar dışarı çıkardı. Neşet Ömer Bey "Biraz daha uzatınız efendim." diye seslenince, Atatürk, Neşet Ömer Bey'e bakarak ;

- "Vealeykümüsselam" diyerek gözlerini kapattı. Atatürk son kez komaya girmişti.

9-10 Kasım gecesini rahatsız geçiren Atatürk artık derin bir uykuda gibi yatıyor ve ölümü bekliyordu. 10 Kasım 1938 günü saat 8 gibi bir ara gırtlağından Hı Hı Hı sesleri çıkarmıştı.

Saat dokuzu beş geçe gözlerini son kez açarak, etrafına baktı ve hemen kapattı.

Büyük Önder Atatürk ölmüştü.

   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 09 Ağustos 2009, 11:31:23 »


Anlamlı son sözü, "Saat kaç" olmuştu.
Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp'e, son söz olarak "Vealeykümüsselam " dedi.
Koma içinde manası anlaşılamayan ve devamlı olarak tekrarladığı söz "aman dil...aman dil..."di.
Son aldığı gıda, 8 Kasım 1938 Salı günü, saat 18.35'de dört kaşık elma suyu oldu.
Son yemek istediği sebze, enginardı.
Son verilen ilaç, ölüm halinden kırk dakika önce, saat 8.25'de, 1/8 aubaine'di.
Hekimler ölüm raporunu imzalarken, son olarak elini öpen ve gözlerini kapayan Prof. Dr. Mim Kemal Öke idi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : 09 Ağustos 2009, 11:31:55 »

Atatürk'ün ebediyete intikal edişi Türk Halkına şöyle duyuruluyordu;
Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin resmi tebliğidir:

"Müdavi ve müşavir tabiplerin neşredilen SON raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.

Bu acı hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti ulu şefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize, içimiz yanarak, bu tarife sığmayan ziya'dan dolayı en derin taziyelerimizi sunarız.

Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun büyük eserine bağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da her şeyden evvel beyan etmeliyiz ki, ölmez olan, onun büyük eseri, Cumhuriyet Türkiye'sidir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühim anda, bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olan nizam ve idame hususunu, büyük Türk milletinin hükümetiyle tek vücut olarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.

Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 33. maddesi mucibince Büyük Millet Meclisi derhal yeni reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyük makamına, Teşkilat-ı Esasiye Kanununa göre geçecek zatın etrafında hükümetiyle, şanlı ordusuyla ve bütün kuvvetleriyle Türk Milleti sarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir.

Bugün ayrılığına ağladığımız büyük şefimiz Atatürk, her vakit Türk Milletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını da istikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk Milleti onun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli vediası olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir.

Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır."

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 09 Ağustos 2009, 11:33:15 »

Son vazifeler yerine getirilirken, dini şart ve örfler itina ve hassasiyetle yerine getirilmiştir. Cenaze namazının bir camide kılınıp kılınmama yolunda dinen ne gerektiği konusunda, Makbule Atadan Hanımefendi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'a danıştı, İlahiyat Fakültesi kelam ilmi ve İslam Felsefesi ordinaryüs Profesörlerinden Mehmed Şerafettin Yaltkaya'nın fikri alındı. Din alimi, cenaze namazlarının muhakkak camilerde kılınması yolunda kesin bir kayıt olmadığını bildirmiş ve daha çok makam, kıdem ve selahiyeti olarak, bir de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşlerinin alınmasını tavsiye etmiştir.
Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Mehmed Rıfat Börekçi'nin fikri sorulmuştur. Milli Mücadelenin meşruiyetine dair Anadolu Uleması fetvasına, ilk imza koyan din adamı, "O'nun cenaze namazı, tertemiz hale getirdiği bütün vatanda, bu farizanın yerine getirilebildiği her yerde kılınabilir" fetvasını vermiştir.

Atatürk'ün cenaze namazını, Diyanet İşleri Başkanlığı yapan, Ord. Prof. Mehmet Şerafettin Yaltkaya kıldırmıştır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 09 Ağustos 2009, 11:33:59 »

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938'de sabah saat 09.05'de Dolmabahçe Sarayı'nda ebedi uykusuna daldı. Vefatı bütün yurdu mateme boğarken, dünyada da büyük üzüntü uyandırdı. Aziz naaşı, 19 Kasım 1938'e kadar Dolmabahçe Sarayı'nda katafalkta kaldı. 19 Kasım günü naaşı top arabası ile Sarayburnu'na, oradan "Zafer" torpidosu ile "Yavuz" zırhlısına nakledildi. Bu arada, bütün dünyada bağımsızlık savaşı ve barışın sembolü olan bu büyük insanın cenaze töreni için İstanbul'a gelen Rus, Fransız, Yunan ve Romen savaş gemileri, onu 21 pare top atışı ile son yolculuğunda selamladılar. Naaş, "Yavuz" zırhlısı ile İzmit'e, oradan da trenle 20 Kasım 1938'de Ankara'ya getirildi. TBMM'nde hazırlanan katafalkta bir gün kalan naaş, buradan alınarak 21 Kasım 1938'de Etnoğrafya Müzesi'ndeki katafalka konarak halkın daha uzun süreli ziyaretine imkan sağlandı. 31 Mart 1939'da katafalktan alınan aziz naaş, bir müzede mermerden hazırlanan geçiçi kabre kondu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 09 Kasım 2009, 22:34:20 »




Yarın 10 kasım. Son Başbuğumuzu yitirdiğimiz o kapkara gün. Ulu Atam, bugün çok azda olsak, senin ışığının yolunda yürümeye devam diyoruz. Senin yolundan ayrılmamaya sadece bir gün değil her gün ant içiyoruz. Mekanın Uçmağ, tinin şad olsun büyük Başbuğum.[/center]

 10 Kasım Atatürk'ümüzün ölüm yıldönümü


Onu özlüyorum...
Aslında onu hiç görmedim.
Yüz yüze gelmedim.

Ama onu tanıyorum.

Sesini cızırtılı bantlardan dinledim
Hep siyah beyaz filmlerde gördüm yüzünü
Çelik bakışlarını şiirlerde okudum.

Onu yaşıyorum
Özlü sözlerini okudum köşe başlarında
Adını her sabah okul sıralarında andım.

Onunla son yolculuğa çıkıyorum
Birkez daha...
Onun geçtiği yollardan geçiyorum.
Yollarda bıraktığı anıların izini sürüyorum
Çektiği acıları ruhumda taşıyorum

Onu arıyorum





O, Türk' ün tarihinde ve gönlünde
ebediyen yaşayacaktır
.



Bir kalp durdu denilmiş
10 Kasım 1938’de
Hani ya durmuş mu?
O günden bu güne
Milyonlara ulaşmış
Durdu denilen kalp
Her geçen gün
Çoğalarak....
Dünyanın dört bir yanında
Ve ritim tutarak atıyor
Tüm yüreklerde...


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın



Bir Bayraktır Mustafa Kemal;
Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan.
Bozkırın bağrında yol veren Bozkurtlara,
Işık tutan, güç veren, yol bulan...


ATAM SAÇTIĞIN IŞIK YOLUMUZU AYDINLATIYOR,
TÜRKÇÜTURANCI.COM
KURT İNİ


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 09 Kasım 2009, 22:45:52 »

Şimdi, Ankara'da müze kubbesinin altında, ak mermerle al bayrağın arasında yatıyor!..
Aklımızı ve dilimizi bu korkunç gerçeğe nasıl alıştırabiliyoruz!.. Resmine baktıkça şaşırıp kalıyorum: Şimdi kendi, bu resmi kadar bile yok!..
Günlerin maddeden manaya doğru gidişlerini, gözlerim dolu dolu olarak düşünüyorum...


''Ne mutlu Atatürk'ü olan millete''

Sen yaşarken milletini el üstünde tutardın. Bütün duygun, düşüncen, kaygın, şevkin ona idi. Her bir nutkunda cephe komutanından, kurmay başkanından neferine kadar zafer yığınının yiğitliğine, üstünlüğüne, kutsallığına hayranlığını söylerdin. Civanmert sesinle onları alkışlardın. Kendinden bir söz etmezdin; taa o güne kadar ki kendi emeğinle ve şanlı milletinin emeliyle kurduğun yeni devletin başkentinde Cumhuriyet'in Onuncu Yılı, koca meydanı kaplamış mahşer gibi bir halk önünde geniş ve sağlam göğsünü yırtar, asil sesini yıpratırcasına bir coşkunlukla, karanlıkları bir an içinde parçalayan bir şimşek yalbırtısı gibi: ''On beş yıldır sana çok vaatlerde bulundum; bahtiyarım ki hiç birinde isabetsizliğe uğramadım'' diyerek saadetinin ne olduğunu belirttin!.. Senin sesin o gün sade karşındaki ovayı kaplamış yığını değil; onun ardındaki çatkın yüzlü dağları yankılarla ürpertecek; göz aşırı ufukları tutacak; göklere ve ruhlara ulaşacak kadar enginleşmişti!..
Sen o gün, o sesinle milletine hiçbir hesaba benzemeyen büyüklükte, tertemiz bir hesap verdin. Ve: ''Ne mutlu Türk'üm diyene!'' haykırışıyla gönlünü dolduran, göğsünü kabartan, geceni gündüzünü aydınlatan ışığın ne olduğunu duyurdun!..
Mahşer gibi halk senin o şimşek sesine, -kendi cevherinin manasını en iyi bilmiş ve kullanmış sen eşsiz yiğite- derin bir gök gürlemesi mehabeti ile cevap verdi: ''Yaşa, var ol!..''
Bu söylediklerimi tasvir, teşbih sanma! Sen ki mübalağadan, gururdan hoşlanmazsın; sen ki yalnız tükenmeyen hız, dinmeyen coşkunluk ve sarsılmayan vefa ararsın! Sen ki bu dünyanın bütün zenginliklerine altınlı saraylarına sahip oldun da, hiçbirine yüz vermedin: hiçbir hazineye el atmadın; zekânın bütün yaratıcı definesini, milletinin uğruna, milletinin aşkına saçtın; sen ki dünya malı diye nen varsa göz yummadan önce kendi elinle milletine bağışladın; sen ki bu yeryüzüne gönlünü vermek ve yer yüzünden sadece gönüller almak için gelip geçtin!.. Bunlar seni ve milletini düşününce akla ve dile gelen, en doğru, en düz birer deyiştir.
Sen Onuncu Yıl günü, o sonsuz coşkunlukla milletinin eşsiz cevherini nasıl başın üstünde taşıdınsa, bugün de milletin senin zarif endamını, senin güzel ruhunu başları ve elleri üstünde; ''- Ne mutlu Atatürk'ü olan millete'' sayhası ile taşıyor! Seni sonsuzluk yoluna bütün milletin; büyük nutkunda yaratıcı ve yaşatıcı eserini eline emanet ettiğin Türk gençliği, yarınki ümidin gökyüzü olan bütün Türk gençliği götürüyor.
Devlet başkanlarından ayakları çarıklı köylülere kadar, -solmaz hürriyet ve eşit hak havası içindeki ahengi bozacak üstünlük, aşağılık ayırdı gözetmediğin- halkın sana bitmez tükenmez sevgisi arasında dinleneceğin menzile doğru gidişindeki mehabete bak, ey ebedi Atatürk!.. O, bir ayrılışın siyah gecesine benzemiyor! Çankaya tepelerinden Hüseyin Gazi'nin mor tepelerine doğru bakarken gördüğün doğuşun pembeliğine benzemiyor. Sen toprağa gömülmüyorsun; yurdumuzun bağrına bir sönmeyecek ışık, Türk varlığının ışığı olarak dikiliyorsun!.. Dinleneceğin yer nur olsun!..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #17 : 09 Kasım 2009, 22:49:52 »

               EY ATAM ! EY BAŞBUĞUM ! BELKİ ZAMAN ZAMAN BİZE KIZDIN, DARILDIN. DOĞRU!.. SENİ ANLAMAYAN YA DA ANLAMAK İSTEMEYEN BİR DOLU YAĞI ÇEVREMİZDE İÇİMİZDE HERYERDE KONUŞLANDI. AMA BİZE ONLARI YILLAR ÖNCE SEN BİLDİRMİŞTİN GENÇLİĞE SÖYLEV'İN DE. BİZ DE BUNLARI YAZMIŞTIK USUMUZUN BİR KÖŞESİNE. HERŞEYE RAĞMEN KEMİKLERİN SIZLAMASIN SENİ YÜREKTEN SEVEN VE ANLAYAN GENÇLİĞİN TETİKTE. BEKLİYOR BELKİ BİRŞEYDE YAPAMIYOR ŞİMDİLİK ANCAK AZİMLİ BİR BİÇİMDE İZLİYOR GELİŞMELERİ VE ACUNU. GEREKTİĞİNDE YAĞIYA YARENE KARŞI GÜCÜNÜ GÖSTERECEKTİR.
              BU YOLDA TEK SERVETİ SENİNDE DİLE GETİRDİĞİN GİBİ SOYLU KANIDIR...


                                                       NE MUTLU SENİ CANDAN SEVENE !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
mesuthan
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : 09 Kasım 2009, 23:11:17 »

ATAM ;AZİZ HATIRANIZ ÖNÜNDE NEKADAR  TAZİMLE EĞİLSEK AZDIR ..RAHAT UYU ,YOLUNUZDA TÜRKÇÜLERİN.TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SELENGA
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : 09 Kasım 2009, 23:12:17 »

 Türk Millet'i,Türk İlin'de ebedi İstikbali'ni açtığın yollar'a ve kurduğun Cumhuriyet'e borçludur..

Bütün Dünya Milletleri ve Devletlerinin sonsuz saygısı ve övüncüne mazhar olabilmenin verdiği gurur ile Sen dinlenirken,Manevi şahsiyetini kurduğun Cumhuriyet sınırları içinde lekelemeye çalışan karaktersizlik abidelerine karşı,miras ve öğütlerini bıraktığın Türk Millet'i olarak varlığımız ile son nefese değin buradayız..

Ruhun Şad olsun ..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 13
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.