BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASİL ASKERLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:40:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 37 38 [39] 40
  Yazdır  
Gönderen Konu: BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASİL ASKERLERİ  (Okunma Sayısı 162798 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #380 : 21 Haziran 2010, 20:50:18 »

BASINDA KURTULUŞ SAVAŞI

İngiltere sonuna değin Yunanistan'ı desteklerken, İtalya'nın
Venedik'te konferans toplama hazırlıkları içinde olduğu, Fransa'nın
barış için öncelikle Anadolu'nun Yunanistan tarafından boşaltılması
gerektiğini savunduğunu görüyoruz. Kendilerini en fazla
ilgilendiren konular ise; ticari nüfuz mıntıkaları, ekalliyetler,
İstanbul ve boğazlar olmuştur.
  Yenilen, toparlanamayacağını, yeni bir hatta da
tutunamayacağını anlayan Yunan ordusu ve Rum-Ermeni
komitacılar; boşalttıkları, yollarının üzerinde bulunan heryeri
yağmalamış, kundaklamış, savunmasız halka işkence yapmış,
katletmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #381 : 21 Haziran 2010, 20:50:25 »

BASINDA KURTULUŞ SAVAŞI
Türk ordusunun Başkomutanından erine kadar, dünyada bir
benzeri daha görülmeyecek fedakarlıklar ve kahramanlıklarla elde
ettiği bu büyük zafer; doğal sonuç olarak düşmanın yok edilmesi ve
ülkeden atılmasını, böylece milli egemenlik ve bağımsızlığı elde
etme imkanını sağlamıştır.

Konuyu Büyük Önder ATA TÜRK'ün, Büyük Zafer ile ilgili
söylevi ile noktalamak istiyoruz:

"Her evresi ile düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve
zaferle sonuçlandırılmış olanbu harekat, Türk ordusunun, Türk
subaylarının ve komuta kurulunun yüksek güçlerini ve yiğitliklerini
tarihte bir daha saptayan ulu bir yapıttır.
Bu yapıt, Türk ulusunun
düşüncesinin ölümsüz anıtıdır. Bu
çocuğu, bir ordunun Başkomutanı
mutluluğum sonsuzdur. "
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #382 : 27 Ağustos 2010, 19:36:18 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI


I. Dünya Savaşı'nın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi,
Osmanlı Devleti'ni siyasi, iktisadi, içtimai ve de özellikle askeri bakımdan
zayıflatmayı ihtiva etmektedir. Bunun tabii neticesi olarak
1918 yılının sonlarından itibaren İtilaf Kuvvetleri, işgal ettikleri her
yerde, hızlı bir şekilde askerleri terhis etmeye mevcut silahları teslim
almaya başladılar.
   1919 yılı Mart ayı içerisinde İşgal Kuvvetleri tarafından teslim
alınan silah, cephane ve diğer malzemeler ile Türk Devleti
elinde kalanların yaklaşık olarak miktarları aşağıda çıkartılmıştır.

Silahların Cinsi          Teslim Edilen                 Elde Kalan

AğırTop                         269 adet                      713 adet
Sahra Topu                    197 adet                       84 adet
DağTopu                         97 adet                      148 adet
Tüfek                       48.000 adet                324.476 adet
Makineli Tüfek               -----------                    987 adet
Piyade Cephanesi   23.027.713adet                165.927 sandık

Bu tarihten sonra yapılan teslimatlarla Ordu'nun elinde kalan
silah ve cephane, yaklaşık olarak:
500 adet çeşitli marka ve çapta top, 200.000 adet tüfek,
100.000 sandık cephane ve 200 adet makineli tüfektir.
İtilaf Devletleri Temsilcileri, teslim aldıkları silah ve malzemeyi
Batı'da İstanbul'da, Doğu'da, önce Erzurum, Trabzon ve Batum'da
kurulan geçici toplama yerlerinde toplayarak daha sonra
çeşitli vasıtalarla İstanbul'a naklederek burada depolamak istediklerini
biliyoruz. Ulaşım problemi olmayan yerlerde de bunu hemen
gerçekleştirdiler. Batum ve Trabzon Limanları'ndan özellikle Batum'dan
çok miktarda malzeme Istanbul'a gönderildi. Ancak, Erzurum
ve civarında pek başarılı olamadılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #383 : 27 Ağustos 2010, 19:41:17 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

İstanbura -getirilen bütün silah ve malzemeler şu ambar ve depolarda
muhafaza ediliyordu:
"Taşkışla, Maçka Silahhaneleri, Tersane, Bahriye Depo ve
Ambarları, Piripaşa Ambarları, Haliç, Karaağaç Mühimmat depoları,
Davutpaşa ve Rami Kışlaları, Hadımköy Ambarları ..."
Anadolu'da Milli Mücadele başlayınca, İstanbul'da bulunan bu
depolardan zaman zaman çeşitli yollarla ö~emli miktarda silah ve
malzeme kaçırılmaya başlandı. Bu iş için Istanbul ve Anadolu'da
gizli teşkilatlar kuruldu. Silah kaçırma işi genellikle bunlar vasıtasıyla
gerçekleştirildi.
   Karakol Cemiyeti, M.M. Grubu, Felah Grubu vs, bu gizli teşkilatlardan
bazılarıdır. Şimdi örnek olarak Karakol Cemiyeti'nin 2
Kasım 1921 tarihine kadar İstanbul Depoları'ndan Anadolu'ya kaçırdığı
silah ve malzemenin sadece bir kısmının miktarlarını görelim:
 
1000 sandık Piyade Cephanesi,
   50 adet Mitralyöz,
   20 adet Kudretli Mitralyöz,
5000 adet Mekanizma7,
 500 adet Eyer Takımı,
 600 sandık Alman Pişade Cephanesi vs.





Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #384 : 27 Ağustos 2010, 20:08:43 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

Anadolu için silah kaçırma işinde aktif görevalmış,
ancak bugüne kadar yapılan çalışmalarda adına rastlamadığımız bir
Gazi'nin I. Dünya Savaşı, İstanbul'dan Silah Kaçırıması ve İstiklal
Harbi ile ilgili diğer hatıralarına bakalım.
1898 yılında doğan Emekli General Rağıp Turgay, I. Dünya
Savaşı ve İstiklal Harbine katılan gazilerdendir.
İstiklal Şavaşı'na katılan en genç teğmenlerden birisi olan Rağıp
Turgay, ilkokulu 1911 yılında Manastır'da, Ortaokulu 1914 yılında
Bursa Askeri Rüşdiyesi'nde, Lise tahsilini ise İstanbul Kuleli
Askeri Lisesi'nde tamamlamıştır. Harp Okulu I. Dünya Savaşı sebebi
ile kapalı olduğu için tahsiline ara vermek mecburiyetinde kalmış,
ancak askerliğe devam etmiştir. Lise tahsilinin hemen akabinden
Talimgaha gönderilen R. Turgay, 9 aylık eğitimden sonra 1917
yılında Teğmen olmuştur.
R. Turgay, Kuleli Askeri Lisesi I. sınıfında iken I. Dünya Savaşı
başlamıştır. Savaşın bütün şiddetiyle devam ettiği günlerde eğitimlerine
ara vermeyen öğrenciler Çanakkale ve diğer cephelerde
olan bütün çarpışma ve muharebeleri yakından takip etmişlerdir.
Savaşın devam ettiği 1917 yılımn sonlarında talimgahı bitiren Teğmen
R. Turgay, cepheye gönderilmek üzere kura çekmiş ve Filistin
Cephesi isabet etmiştir. Cepheye hareket etme hazırlıklarım sürdürürken
yeni bir emir gelmiş ve Filistin Cephesi'ne hareketleri
durdurulmuştur. Gizli olarak kendilerine ulaştmlan bu emir şöyledir:
"İngilizlerin, tekrar Çanakkale Boğazını geçerek Marmara'ya
girecekleri, Adaları işgal ile Bostancı, Maltepe, Kartal ve Pendik'e
çıkarak Ordu 'yu arkadan kuşatacakları haber alınmıştır; buna mani
olmak için bu hattın tahkim edilmesi gerekir. Bunun için Galiçya'dan
bir Tümen getirilmiş ve bu işe memur edilmiştir".
Yukarıda bahsedilen Tümen kısa zaman içerisinde gelmiş ve
anılan hattın tahkimi ile görevlendirilmiştir. Bu tümene Avusturya'dan
gelen bir "Makineli Tüfek Bölüğü"de dahil edilmiştir. R.
Turgay işte bu bölükemrine verilir. Bölükte Avusturyalı subay ve
erler de bulunmaktadır. İş makina ve teçhizatı ile donatılmış bulunan
bölük, Maltepe gerisindeki sırtlarda yeraltı dehlizleri açmakla
meşguldür. Bu işler için uğraşılırken Mondros Mütarekesi imzalanır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #385 : 27 Ağustos 2010, 21:18:58 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

Anadolu'da,
Kuvay-ı Milliye adıyla kurulan çeteler vasıtası ile işgalcilere
karşı mücadelelerin yapılmakta olduğu haberleri duyulmaya başlar.
Ve bu haberler üzerine ıstanbul'da bulunan eski yeni tüm askerlerde
yeni bir heyecan uyanır. Teğmen Rağıp Turgay'ın bulunduğu
Tabur'da da bir kıpırdanma başlar.
  Tabur'da iki bölük vardır. Bunların birisinde Rağıp Turgay, diğerinde
de Hasan Fehmi aralarında gizlice anlaşarak Taburla birlikte
Anadolu'ya geçme ve orada yapılmakta olan Milli Mücadele'ye
katılma kararı alırlar. Hemen hazırlıklara başlarıar. Çok gizli
olarak yürüttükleri hazırlık çalışmalarını tamamlayıp askerlere silah
ve malzemeleri dağıttıkları günlerde, Bostancı'da mevzilenmiş bulunan
İngiliz Tuğayı, Taburun bulunduğu yerin hemen yanı başına
çok şiddetli bir topçu ateşi açar. Topçu atışı Taburun o kadar yakınına
isabet etmektedir, eğer 5-10 m. kaydıracak olsalar bütün Taburun
10 dakikada yok edilmesi işten bile değildir. Tabur'da bu
davranışa mana verilemez ve her halde İngilizler topçu atışı talimi
yaptınyor yolunda yorumlar yapılırken, süngü takılmış bir İngiliz
Birliği'nin Taburun. bulunduğu yere doğru hucum etmekte olduğu
görülür. Herkes şaşkın olayları seyrederken İngilizler Taburu kuşatır.
Herşey bir anda olur biter. Zaten, Taburun bu İngiliz taarruzuna
karşı yapabileceği pek fazla bir şeyi de yoktur. Kısa bir müddet
sonra İngilizler Tabura girerler ve Bölük Komutanı'nı esir alarak
Tabur Karargahı'nı işgal ederler. Nöbetçi ve askerlerde bulunan silahlar
ile depolarda bulunan bütün silahları toplayıp başka bir yere
götürürler. Tabur tamamen silahsız bırakılırsubay ve erleri de adeta
kendi bölüklerinde hapsedilmiş bir duruma getirirler. Şimdi herkes
kendi birliğinde esaret hayatına başlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #386 : 28 Ağustos 2010, 07:11:56 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

R. Turgay, esaretin ilk gecesi karanlıktan da istifade ile
kaçmayı planlar ve İngiliz Nöbetçileri'nin dalgın bulundukları bir
sırada dikenli tel örgülerin arasından sızarak karargahtan kaçmayı
başarır. Maltepe İstasyonu'na kadar yürüyerek buradan da trenle
Haydarpaşa'ya oradan da Beşiktaş'taki evine gelir.
   Önce, kendi birliğinde esir; şimdi de, kendi evinde kaçak durumundadır.
Evinin aranması ihtimaline karşılık kısa zaman içinde
Beşiktaş'taki evini terk ederek kız kardeşinin evine, orada bir müddet
kaldıktan sonra da Aksaray'daki Amcası'nın evine gelerek izini
kaybettirmeye çalışır.
  R. Turgay, böylece bir kaç ay saklanır. Aranmadığından iyice
emin olunca da sanki hiç bir olayolmamış gibi doğruca Harbiye
Nezareti'ne gider ve yeni bir görev talebinde bulunur. Harbiye Nezareti
bu talebi uygun bulur ve kendisine Otomobil İşletme takım
Komutanlığı vazifesini verir.
  R. Turgay, yeni vazifesine başladığı günlerde "Askeri Polis "
adlı gizli bir teşkilatla tanışır. Anadolu'ya yardım etmeye çalışan bu
teşkilata tereddüt etmeden hemen katılır.
Askeri Polis Teşkilatı kendisine Anadolu'ya silah kaçırma işini
verir. Takımın emrinde kamyonlar olduğu için bu işi daha kolay ve
başarılı yapabileceği düşünülmüştür. Ve bu iş için de R. turgay uygun
görülmüştür.
  Kamyonlarla, silahların nereden alınacağı, hangi yollardan ve
ne zaman kaçınlacağı planlanır ve işe başlanır:
"Kaçırılacak silahlar o' zaman Davutpaşa Kışlası 'nda bulunan
bir cephanelikten alınacaktı. Bu silahların kaçırılması için istanbul'da
iki yer seçilmişti. Bunlardan birisi, Sultan Ahmet'te, sahilde
Ahırkapı'da Işıldak Müfettişliği olan binanın bodrum katı,
ikincisi ise Maslak yolu ile gidilen Büyük Derbent'teki Jandarma
Karakolu idi.
Davutpaşa Kışlası 'ndan aldığımız silahları ve cephaneyi kamyonlara
yüklüyor, üzerlerini ot, çuval vs. malzemelerle maskeleyerek
yola çıkıyorduk. Resmi üniforma ve askerler tarafından normal
bir nakliye gerçekleştirir gibi yola koyuluyorduk. Hem Kışla 'daki,
hem de Ahırkapı ve Karakol'daki komutanlar da bizim teşkilatın
üyeleri idiler.
Maslak Yolu, bu bölgeye ingiliz Tugayı yerleştirilmişti ve tamamen
kontrollerinde idi. Ahırkapı ve civarı ise Fransızların kontrolünde
idi.
   Biz silah ve cephane dolu kamyonları teker teker bu karargahın
yanından geçen yoldan geçiriyorduk. Çok tehlikeli ve korkulu
anlar geçiriyorduk. Yakalandığımız zaman kurşuna dizilmek veya
en azından Ingiliz veya Fransızların Afrika 'daki en vahşi müstemlekelerinde
sürgün olmak her an mümkündü. Nitekim birgün Ahırkapı'ya
üç kamyon dolusu silah ve cephane götürmüştük. Üzerlerinde
yine ot ve çuvallar vardı. Kamyonların boşaltılmasına henüz başlanmıştı
ki oradan geçmekte olan Fransızların SenegaZli müstemleke
askerleri kamyonların yanına yaklaştılar. Bizler bunları görünce
dağıldık ve etrafa gizlendik. Ben de kamyonları gören bir kahvehaneye
girip uzaktan gözlemeye başladım.
- Eyvah? yakayı ele veriyoruz, dedim. Büyük bir heyecan içinde
olaepkiarı bekliyordum. Kalbim hızla çarpıyordu. Senegalli askerler
kamyonların tekerleklerini elleri ile muayene ediyorlar ve
kendi aralarında birşeyler konuşuyorlardı. Birkaç dakika sonra
kamyonların başından ayrıldılar ve yollarına devam ettiler. Biz etrafı
bir müddet daha kontrol ettikten sonra kamyonlara yaklaştık.
Etrafı kollayarak ve gözcüler koyarak silahları bodruma taşıdık
(Buraya her seferinde getirdiğimiz silahlar ve cephane, sahil tarafına
açılan gizli bir kapıdan geceleyin gelen takalarla Karamürsel'e
götürülüyordu).
  Sonradan, Senegalli askerlerin ne maksatla kamyonların başına
toplandıklarını araştırdım kullandığımız kamyonlar bizlere Almanlar
tarafından verilen ve tekerlekleri demirden yapılmış olan
araçlardı. halbuki Fransız ve ingiliz kamyonlarının tekerlekleri lastiktendi.
Demek ki Fransız-SenegaZli askerlerin tekerleklere hayretle
bakmaları bu tekerleklerin araca nasıl takıldığı ve aracın nasıl
hareket ettiğinin merakı idi.
 istanbul'daki bu vazifeme yedi ay kadar devam ettim. Fırsat
bulduğumuz her zaman silah ve cephane kaçırma işini yaptık. Deşifre
olmadan Anadolu'ya gitmem için teşkilata haber verdim. Anadolu'ya
geçme teklifim uygun görüldü ve böylece benim için istanbul
işi artık tamamlanmıştı".
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #387 : 28 Ağustos 2010, 23:39:48 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

   R. Turgay'a berber çırağı olarak sahte bir kimlik vesikası verilir.
Ve İnebolu'ya gidecek olan İtalyan bandıralı Mrika adlı bir şilepte
yer bulunur. Kendisine 30 lira yol harçlığı da verilerek yol hazırlıklarına
başlaması söylenir.
   R. Turgay estesi gün Galata'ya gelir ve orada beklemekte olan
Afrika adlı italyan Gemisi'ne biner. Ve vapur öğleden sonra hare-
ket eder. Dolmabahçe ile Üsküdara demirlemiş İtilaf Donanması
arasında yavaş yavaş süzülerek Boğaza doğru yol alı,
Afrika adlı İtalyan Vapuru iki gün yol aldıktan sonra İnebolu'ya
gelir. Rıhtım olmadığı için yolcular gemiden sahile İnebolu'da
bulunan tek bir motorla taşınmak mecburiyetindedir. Vapur İnebolu'ya
oldukça uzakta bir yerde durur. Zira o gün deniz oldukça dalgalıdır.
Hem mesafenin uzak olması, hem de denizin dalgalı olması
yolcuların vapurdan kolayca tahliye olmasını zorlaştırır.
Henüz herkes karaya çıkmadan ufukta başka bir gemi belirir.
Gemi yaklaştıkca bunun bir zırhlı olduğu anlaşılır. Zırhlı çok kısa
bir süre sonra vapurun yanına gelir. Bu geminin Yunanlılara ait
A verof zırhlısı olduğu anlaşılır.
   Yunanlılar geminin İstanbul'a götürülmesine karar verirler ve
iki gün iki gecilik bir yolculuktan sonra Türk-Bulgar sınırının kesiştiği
yer olan iğne Ada'ya gelinir. Bu sırada Bütün Trakya ve iğne
Ada Yunan işgali altındadır. Iğne Ada'dan bir bölük Yunan Askeri
Afrika'ya çıkarak kaçak asker ve silah araması yapar.
Bu aramalarda silah bulunamaz. Fakat asker veya subayolma
ihtimali bulunan bütün gençleri bir araya toplarlar, Yunanlıların
niyeti bu gençleri topluca karaya çıkartmaktır. Ancak vapur kaptan
ve tayfaları buna mani olur. Aralarında sert tartışma ve itişip kalkışmaya
varan münakaşalar olur. Sonunda İtalyanlar gerekli tahkikatın
yapılabilmesi için İngiliz, Fransız, İtalyan ve Türk Subaylan'ndan
müteşekkil bir heyetin gelerek bu işe hakem olmasını
isterler. Ve buluşma yeri olarak ta Boğaz'da Rumeli Feneri seçilir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #388 : 28 Ağustos 2010, 23:44:56 »

İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİNDEN GENERAL RAGIP TURGAY'IN
İSTANBUL'DAN SİLAH KAÇIRILMASI VE ANADOLU'YA GEÇİŞİ İLE  İLGİLİ HATIRALARI

   Rumeli Feneri'ne ulaşılıp bir müddet beklendikten sonra İstanbul'dan
heyet gelir. Bu heyet vapurda bulunan askerlik çağındaki
bütün gençleri sorgular. Ve heyet, bazı itirazlara rağmen vapurun
serbest bırakılmasını kararlaştırır. Bu karar üzerine de vapur derhal
harekete geçer.
   Vapurun güzergahı daha önce İstanbul'dan her iskeleye uğramak
şeklinde düzenlenmiş olmasına rağmen, yukarıda bahsedilen
aksamalar yüzüiıden yaklaşık on gün kaybedildiği için şimdi hiç bir
iskeleye uğramadan doğruca Trabzon'a gitme şeklinde değiştirilir.
Birkaç gün içerisinde Trabzon'a varılır. R. Turgay dönüş yolunda
yine birtakım riskler ortaya çıkar ihtimali ile Trabzon'da kalmayı
tercih eder.
   R. Turgay, Trabzon'da ilk iş olarak doğruca 3. Kafkas Tümeni'ne
giderek yetkililerle görüşmeler yapar. Kendisini tanıtır ve başından
geçen olayları anlatır. Ankara'dan sorulur ve R. Turgay'ın
Şark Cephesi emrine hareket etmesi uygun görülür.

   "Bu tarihte Şark Cephesi'nde savaş bitmiş, Kars-Ardahan-
Sarıkamış düşmandan alınmış amma birlikler alarm vaziyetinde
mevzilerinde bulunuyordu.
   Ben emri aldıktan sonra cepheye hareket için Trabzon'daki Tümen
Muhasebesi'ne uğradım. Yol harcırahımı almak istedim. Para
yok dediler. O sıralarda verilen emre göre 24 saat içinde yeni vazi-
   felerinehareket etmeyenler istiklal Mahkemeleri'ne veriliyordu. Sesimi
çıkartmadım.
Erzurum'a at arabalarıyla nakliyat yapılıyordu. Param olmadığı
için araba kiralamam sözkonusu değildi. Yaya yürümeye karar
verdim. Fakat bu sırada tüccar eşyası taşıyan at arabaları gördüm.
Onların yanına yaklaşıp sahiplerine:
  "Erzurum'a gideceğim ancak yol param yok. Eğer şu bavulumu
denkler arasında bir yere sıkıştırırsanız bunun ücretini Erzurum'da
ödeyebileceğim'i söyledim. Memnuniyetle kabul ettiler. Arabacının
birisi bavulumu aldı ve bir yere yerleştirdi. Arabacılar senelerce bu
yollarda gidip geldikleri için yolu çok iyi biliyorlardı. Kalınan hanlar
muayyen yerle.rdi. Bu bakımdan arabalı konvoy akşam olmadan
bu hanlara ulaşacak şekilde yola çıkıyorlardı. Trabzon'dan 10 at
arabalı bir kafile halinde yol çıkmıştık. Ben arabaların yanında yürüyordum.
ilk konak Maçka oldu. ikinci gün Hamsi köy,Zigana
geçitieri ve bir hafta zarfında Bayburd'a geldik. Arabacılar burada
bir gün mola verdiler. Bayburt'ta bir otelde kaldık. Ertesi gün yola
koyulduk ve 11. gün Ilıca'ya, 12. Gün Erzuruum'a vardık.
Erzurum'a gelir gelmez Müstahkem Mevki Komutanlığı'na gittim.
Komutan Kara Emin adında bir Albaydı. Kendisine durumumu
anlattım arabacılara borcum olduğunu da söyledim. Benim
bu kadar uzun bir yolu yaya olarak yürüyerek vazijeye geldiğimi
görmekten fevkalade mütehassis oldu ve yanıma gelerek elini omzuma
koyarak yanında duran yaveri Yahya Rıza Bey'e dönerek dedi
ki:
  - Rıza bak bu genç subayın bu hareketi bize gösteriyor ki Kurtuluş
Savaşını mutlaka kazanacağız. Beni alnımdan öptü. Levazım
Müdürü'nü çağırarak bana beş Rus altını vermesini emretti. Ilk iş
olarak beni Trabzon 'dan getiren Arabacılara borcumu ödemeyi
planladım. Gittim bavulumu taşıyan Tevfik Ağa'ya teşekkür ederek
parayı uzattım fakat bütün ısrarlarıma rağmen benden para almadılar.
   Çok kısa bir zaman sonra Müstahkem Mevki istihkam Taburu'na
tayin oldum. Tabur Cephe/ye giden ikmal yolunun açık tutulması
ile vazifeli idi. Ben Erzurum ile Hasankale arasını açık tutmakla
görevlendirildim. Takım Deveboynu denilen yerde idi ve
burası yaz ve kış sürekli kapanan bir yermiş. Hele kışın bu yol açıldıktan
beş dakika sonra çıkan bir fırtınada yeniden kapanırdı. Soğuk
ve fırtınanın eksik olmadığı bu yerde çalışmak anlatılmayacak
kadar zordu. Belki şu anlaşılmasına yardımcı olur. Askerlerin
ayakları sık sık donardı.
   Ermeni tehlikesi tamamen bertaraf edildikten sonra ben takımımla
bir başka ikmal yolu olan Erzurum-Mamahatun hattını açık
ıutmakla vazifelendirildim. Görevimiz Erzurum-Kavurma Çukuru
Köyü arasındaki boğaz yolunun açılması idi. Çadırları ve eşyaları
öküz arabalarına yükleyerek köye geldik. Takım 1000 kişi ile takviye
edilmişti. Bu şekilde' benim takım bir amele kıtasına benziyordu.
Verilen elbise çok az olduğu için erlerin bir kısmında ceket, bir kısmında
pantolon ve diğer luzumlu şeyler yoktu. Asker olduğunu anlamak
oldukça zordu. Silah olarak çok eski Berdanga Tüfeği verilmişti.
Tek atımlı olan bu tüfekler kolaylıkla ateş almazdı. Ateş
alınca çıkardığı kesif duman yüzünden ileriyi görmek mümkün olamazdı.
Ben bu ana ikmal yolunu açık tutmaya çalışırken, Ordu'nun Afyon
Cephesinden taarruza kalktığım Batı Cephesi'ne gitmek isteyenlerin
isimleri isteniyordu. Gidecekler arasına ben de yazıldım
ancak biz hareket edene kadar Kahraman Ordumuz düşmana öyle
bir dabre vurdu ki hepsi denizde soluğu aldılar. Bizim de gitmekliğimize
luzum kalmadı".
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #389 : 28 Ağustos 2010, 23:57:09 »

Kalkan kandaşım; Belgeleri ile bize ulaştırdığınız bu iletiler, bugünlerde umutsuzluğa düşmemizi engelliyor. Yüreğinize ve emeğinize çok teşekkürler..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 ... 37 38 [39] 40
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.