Başbuğ Atatürk'e Niye Müdahale Yapılmadı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 08:17:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Başbuğ Atatürk'e Niye Müdahale Yapılmadı  (Okunma Sayısı 183 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 311


« : 10 Kasım 2017, 11:46:04 »

Bir devlet başkanı, bu ülkenin kurucusu Başbuğumuz Ulu Önder Atatürk'e neden ğöğüs kompresyonu yapılmadı ?
Göğüs kompresyonu dolaşımı duran hastalarda yapılır. Atatürk'ün öldüğüne karar verenler o günün şartlarında nabza, bilince ve solunuma bakarlar. Nabız alamadıkları anda da göğüs kompresyonuna başlanması gerekir. Göğüs kompresyonu ile dolaşım sağlanmaya çalışılır. İlk defa 1903 yılında tanımlanan arrest durumlarında ( nabız durması, solunum durması ) göğüs kompresyonu yapılması gerektiği kabul edildi. Peki neden Atatürk'e yapılması gerekli olan bu müdahale yapılmadı da öldü denilip bırakıldı. Atatürk'e bakan o zamanın uzman ekibi bunu bilmiyor muydu ?

Veya bir müdahale yapıldı da bu saklanıyor mu.

Bu şüphe milli bir şüphe olarak kalacaktır
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 311


« Yanıtla #1 : 10 Kasım 2017, 13:26:35 »

Cerrahi bir müdahale değil bu , basit kalp masajı. Sebebi ne olursa olsun arrest durumlarında cpr yapılır. Arrest dediğimiz nabız, solunum olmamasıdır. cpr dediğimiz de kalp masajı, solunumun sağlanmaya çalışılması ve ilaçlı tedaviyi kapsar. Tamam, o zamanın şartlarında monitöre bağlama yok, monitör yoksa ritm bozukluklarına müdahale edilen ilaç kullanımı da yok. Solunumun devamı için entübasyon da 1950 sonlarında ortaya atıldı. Ancak göğüs kompresyonu 1903 yılında nabız yokluğunda kullanılıma girdi. O günün şartlarında kalp sesi dinlemeyle ve kol , ayak ve kasıklardan nabıza bakmayla öldü kararı veriliyordu. Nabız alamadıklarında basit bir işlem olan kompresyona başlanması gerekir. Tahmini rahatsızlığı karaciğer yetmezliği de olsa , sebep farketmeden nabız yokluğunda yapılması gereken bu işlem neden yapılmadı. O günün şartlarında yapılabilecek tek işlemdi ama yapılmadıysa altında bilinçli bir kasıt mı var veya bilgi yoksunluğu mu var .

Geçmiş geçmişte kaldı deyip konuyu kapatmak doğru değildir. Bunun açıklanması ve araştırılması gerekir. Müdahale edildi mi veya müdahaleye gereksinim duyulmadı mı, duyulmadıysa hangi tıbbi muayeneye göre duyulmadı, müdahale oldu da gizleniyor mu, gizleniyorsa bundaki amaç nedir,  bunlar açıklığa kavuşturulmalıdır.

Elbette tamamen aydınlatılmasını bekleyemeyiz, kayıtlı bir bilgi, Atatürk'ün ölümüne şahit olan yakınındaki isimlerin torundan toruna anlatılan şahitlik hatıraları olmadan tamamen aydınlatılması olanaksız olabilir ama geçmişe ait elde olan, imkanlar dahilinde ulaşılabilindiği, elde edilebilindiği kadarıyla konunun araştırılması gerekir.

Bizler mantıklı ve gerekli olanın araştırılmasından yanayız. Araştırmacılar enerjisini ve emeğini öncelik olarak günümüz meselelerinde harcamalıdır. Ancak o kadar boş meselenin tartışıldığı gündemde bu konu yer etmiyorsa bunu istemek de hakkımızdır.

Eğer geçmiş geçmişte kaldı deyip önemsenmeyecekse o zaman tarih kitapları da gereksizdir , tarih dersleri de. Kimse tarihi , geçmişi konuşmasın .
İşte biz bu düşüncede değiliz, gerçek ne ise onu öğrenmek ister, gerçeği ararız. İşimize yarasın veya yaramasın gerçek ne ise bu bilinmelidir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 311


« Yanıtla #2 : 11 Kasım 2017, 01:48:04 »

Arrest durumunda yapılması gereken cpr'ın tarihçesini tekrardan okudum. Gaziantep üniversitesine ait bir makalede de gördüğüm kadarıyla solunum desteği ve pozisyon verme de varmış. Ben o dönem için sadece göğüs kompresyonu var zannederken solunum ve pozisyon ile ilgili müdahaleler de o zamanda kullanılabilirmiş.

Tarihçesini buldum ancak literatürde 1938 öncesi göğüs kompresyonuna ait müdahale edilen bir hasta var mı bulamadım. Belki ben bununla ilgili yeterli kaynağa ulaşamadım, bu olmadığı anlamına gelmez. Buradaki kandaşlarımdan 1938 öncesine ait bir cpr müdahalesiyle ilgili örnek bulan varsa eklenti yapabilir mi bu konunun altına .
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Akıncı Türk Beyi
BİLGE BOZKURT
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 338



« Yanıtla #3 : 11 Kasım 2017, 12:55:26 »

Aradığın bilgi bu bağlantıda var:
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

ilk ağızdan ağıza solunum desteği: 1740 yılı
İlk göğüs masajı : 1891 yılı.

Ancak bunların yapılması için hastada yaşam beklentisinin de olması gerekir. Eğer siroz gibi ağır bir hastalığı varsa, kişinin kalbi yeniden çalıştırılsa bile çok geçmeden yeniden duracaktır. Ayrıca günümüzde bile cpr yapılan hastaların çok büyük bölümü yaşama dönememektedir.
Bu bakımdan Atatürk'ün ölümünde bir ihmal ya da kasıt söz konusu değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkiye yalnızca soyu Türk olanlarındır.
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 311


« Yanıtla #4 : 11 Kasım 2017, 13:10:24 »

Belki o zaman etkli olduğu düşünülmüyordu. Kasıt için değil ama yine de şüphelenmiştim. cpr tarihçesi eklentisi için sağ olun kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.