Basbug'un osmanli hakkinda ki gorusleri(yorumsuz)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 04:18:13


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Basbug'un osmanli hakkinda ki gorusleri(yorumsuz)  (Okunma Sayısı 5504 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BASKALTURK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 174



« : 06 Aralık 2010, 16:55:50 »

BASBUG ATATURK'UN OSMANLI HANEDANLIGI VE DEVLETI HAKKINDA KI GORUSLERI(YORUMSUZ)




"Osmanoğulları,zorla Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına el koymuşlardır.Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir.Şimdi de Türk milleti bu mütecavizlerin(ırza saldıranların) hadlerini bildirerek hakimiyet ve saltanatı,isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor.Bu bir emri vakidir.."(3)Nutuk,1927,s.422


“Osmanlı İmparatorluğu en görkemli, büyük ve güçlü devirlerinden başlayarak ulusun bağımsızlığı zararına o denli çok şey feda eylemiş idi ki, sonuç yalnız kendisinin yıkılıp yokolmasınyla kalmadı. Belki kendinden sonra da ülkenin gerçek sahibi olan ulus, hakkını ve varlığını kanıtlamak için çok büyük güçlüklerle karşılaştı.” (13.08.1923, Söylev ve Demeçler Cilt 1, s. 317-8, T.İ.T. Enst. Yay., Ankara, 1961)

 Halife ve padişah bu kişi haindir; düşmanların, yurt ve ulusa kötülük yapmak için kullandıkları bir araçtır. Lozan, Türk ulusuna yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr andlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını anlatan bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal zafer eseridir! ”

Sakim,kötü bir tevarüs neticesi olarak büyük bir makam,tantanalı bir unvan ihraz edilmiş bir sefil..."(1)Nutuk,1927,s.423

  Anadolu’da yeniden ulusal bir devletin kurulması ulusumuzun ergin anlayışı ve takdire değer
bir uyanış hareketi idi; fakat düşmanla beraber halife ve padişah olan zat, bundan memnun olmadı. Paris’te imzaladıkları Sevr anlaşmasını zorla ulusa kabul ettirmek için ortak önlem aldılar. Anadolu’nun ulusal heyecanlarını bastırmak için başvurulmadık şeytanlık (şeytanet) bırakmadılar. Bir yandan dini siyasete alet ederek Anadolu mücahitlerini idama mahkum ettiler. Halkı, bilinen fetvalarla birbirini öldürmeye teşvik eylediler. Bir yandan da bazı pespayelerin ceplerini doldurarak Kuvâ-yı İnzibatiye veya Hilafet Ordusu namıyla üzerimize saldırdılar. Saf ve masum halkı birçok uydurma ile kandırarak içte yer yer isyan ateşleri yaktırdılar.” (13 Ağustos 1923, Söylev ve Demeçler cilt 1, sy. 315, T.İ.T. Enst. Yay., Ankara, 1961)



“ Lozan, Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal zafer eseridir! ” Mustafa Kemal,

Padişah ve Halife olan zat, yaşam ve rahatını kurtarabilecek çareden başka birşey düşünmüyor. 
(Nutuk, Cilt 1, s.10)

“ Ulus ve Ordu, Padişah ve Halife’nin hainliğinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda oturan kişiye karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla boyun eğmiş durumda. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrama yeteneğinden yoksun. ” 
“Benim değerlendirme ve düşüncelerimi belgelemek için size sunduğum belgeler okunduktan sonra bütün Türk ulusunu, özellikle Türk aydınlarını vicdansal ve düşünsel bir değerlendirmeye çağırmak isterim. Benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içten olarak aktaran bu yazılar okunduktan sonra kuşku duymam ki, ulusum kendi kendine durumu değerlendirmek ve düşünmek için gerekli belgeleri edinmiş olacaktır.” (Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 10 Nisan 1926) (Atatürk’ün Anıları, Bilgi Yayınevi, sadeleştiren İ. Bozdağ)


“ Padişah ve halifelik orununda bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, yalnız kendini ve tahtını güvenceye bağlayabilmek düşü arkasında, alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş..”  (Söylev 1-2, syf. 35, Çağdaş yay. İst. 1995, 28. bs., yayına haz. H. Veldet Velidedeoğlu)

“ Almanya ve Bulgaristan gibi eski bağlaşıklarımız da bizim kadar yenildilerse de hiçbirinin varlığı ve yaşam hakkı tehlike altında kalmadı. Onların bugünkü durumuyla bizim şimdiki durumumuzun en yüzeyel bir bakışla karşılaştırılması, karşılaştığımız yıkımın oluşumuna yalnızca bir yenilginin yeter neden oluşturamayacağını bütün açıklığıyla kanıtlar. Bu farkın biricik nedeni, onlarda hükümetle ulusun birlikte, bizde ise hükümetin ulustan bütünüyle uzak olmasıdır.” (Söylev, Belgeler, syf. 1000-1001, kitap sf. 54)

“ İtiraf ederim ki, Osmanlı Devleti’nin Dünya Savaşı’na nasıl bir hedef ve amaç elde etmek için
girdiğini, yani savaşa katılmaktan murat edinilenin ne olduğunu anlamış değilim.. .. Savaşa girdikten sonra yönetim bakımından yapılan yanlışlar çoktur. Bir ulusun asıl gücü, kendi yaşam ve varlığını savunmak içindir. Fakat kendi varlığını unutup da herhangi yabancı bir amaç elde etmek için asla uygun değildir.” (16-17 Ocak 1923, Atatürk’ün Eskişehir-İzmit Konuşmaları, İzmit Basın Top., Arı İnan, TTK yay., 1982)



Nitekim 10. Yıl Söylevi’ni bağlama tümceleri de çok anlamlıdır. Adeta 600 yıldır Osmanlı Hanedanı’nın baskısı altında yok olmaya yüz tutmuş Türk’lük için yaptığı vurgu çok nettir :

 

 “ Asla kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar yeteneği, bundan sonraki gelişimi ile, geleceğin yüksek uygarlık ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.”


NE MUTLU TURK'UM DIYENE!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SonOsmanli03
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2010, 19:07:53 »

Atatürk yeni Türk devletinin kurucusu olarak, Osmanlı'nın yıkılış dönemine ve o bedbaht vahdettin günlerine yakından tanık olmuş kutlu liderimizdir. Osmanlıyı daha doğrusu Osmanlı yönetimini  göklere çıkarmasını bekleyemeyiz heralde.
 GökTürk
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tengri_Kurt
Atsızcılar - Karaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 235


Türkçü- Turancılar


« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2010, 19:22:36 »

Atatürk yeni Türk devletinin kurucusu olarak, Osmanlı'nın yıkılış dönemine ve o bedbaht vahdettin günlerine yakından tanık olmuş kutlu liderimizdir. Osmanlıyı daha doğrusu Osmanlı yönetimini  göklere çıkarmasını bekleyemeyiz heralde.
 GökTürk
Osmanlı'nın devşirmeleri ile TÜRKLÜK'e ne kadar büyük düşmanlık ve vatanımıza ne kadar büyük kötülük ettiğini, kendi idâm fermanını imzalayan bir imparatorluğun en gerçekçi yüzünü sanırım Başbuğumuz kadar detaylı ve gerçekçi gören, bilen yoktur.

Devşirmelerin üşüştüğü bir imparatorluktan, yiğit bir TÜRK Devleti oluşturmayı ve budunumuzu yeniden diriltmeyi başaran bir insan; ırkına bu kadar kötülük eden bir topluluğu övme gafletinde bulunmayacaktır elbet, hele ki Başbuğ!

TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türküz | Türkçüyüz | Atatürkçüyüz
NoYaN-oLCay
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2010, 19:36:03 »

Hiç şüphesiz bu konuda bizi Osmanlı sayesinde battığımız ümmet batağımdan kurtarıp MİLLET kılan Uluğ Başbuğ'a inanmak en doğrusudur... Fakat bu sözlerin nerede ise tümü kansız Vahdettin'e itham edilmiştir... Kendine KAYZER diyen Fatih Sultan'ı bir ruma ve italyana karşı savunmak bir Türkçü'nün görevidir... Bu ikisinin arasındaki dengeyi iyi korumalı, Türklüğü yok etmeye kadar giden Osmanlı zihniyetinin analizini iyi yapmak gerekmektedir... Ne bizim değil deyip tarihimizden çıkarabiliriz nede bir Türkçü olarak her noktasıyla sahiplenebiliriz...

Esenlikle...
TTK...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
OzerBozkurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 61



« Yanıtla #4 : 07 Aralık 2010, 13:29:43 »

Alıntı
“ Lozan, Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal zafer eseridir! ” Mustafa Kemal,
Sadece bu cümle bile Atatürk'ümüzün eskiyi unutturup, hilafete bağlı olan Ulusu yeni yönetim biçime alıştırmak, bu biçimi kabul ettirmek için eskiyi kötülediğini göstermektedir.
Atatürk bir Osmanlı paşasıydı. Anadolu'ya Padişahın emriyle, vatanı kurtarmak için gitti. Türk tarihine bakıldığında her yıkılanın ardından bir devlet kurulduğunu görmemek mümkün değildir ve yeniyi kurma emri, eskinin başından gelmiştir. Aynı şekilde Osman Bey'in yıkılmakta olan Selçuklu Sultanından aldığı görevle yeni Türk Devletini kurduğunu görmekteyiz. Kür Şad'ın ihtilale başlarken, ihtilalin sonunda Devlet Kurma görevini başkasına devrettiğini görmekteyiz. Peki binlerce senelik gelenekler ne oldu da, nasıl oldu da Osmanlıda değişti diye sormak lazımdır.

Saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BU DAĞLAR BİZİMDİR,
FERMAN GEREKMEZ,
TÜRK'ÜN OLDUĞU YERE,
ÇAKALLAR GİREMEZ.
Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #5 : 07 Aralık 2010, 14:57:41 »

Atatürk bir Osmanlı paşasıydı. Anadolu'ya Padişahın emriyle, vatanı kurtarmak için gitti.

Sayın OzerBozkurt,

Bu iddianın dayanağı nedir? Ortada "Nutuk" gibi Atatürk'ün kendi sözleri varken ve konu hakkında Başbuğ'un sözleri açıkken, bu yobaz islamcı iddialarına inanmanızın nedeni nedir?

Biliyorsunuz ki Ölümsüz Başbuğumuz Atatürk'ün sözü üzerine söz olmaz!!!


MÜFETTİŞLİK GÖREVİMİN GENİŞ YETKİLERİ
Benim, bu iki kolorduya doğrudan doğruya emir ve komuta vermekten daha ileri bir yetkim vardı ki, müfettişlik bölgesine yakın olan askerî birliklere de tebligat yapabilecektim. Aynı şekilde bölgemde bulunan ve bölgeme komşu olan illere de tebligatta bulunabilecektim.

Bu yetkiye göre, Ankara'da bulunan 20'nci Kolordu ve bunun bağlı bulunduğu müfettişlik ile, Diyarbakır'daki kolordu ile ve hemen hemen Anadolu'nun bütün sivil yönetim amirleriyle ilşkiler kurabilecek ve yazışmalar yapabilecektim.

Bu geniş yetkinin, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu'ya gönderenler tarafından, bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki, onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun'a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmay'da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular; yetki konusu ile ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım. Hattâ Harbiye Nazırı olan Şakir Paşa , bu talimatı okuduktan sonra, imzalamaya çekinmiş; anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde mührünü basmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
OzerBozkurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 61



« Yanıtla #6 : 07 Aralık 2010, 15:35:03 »

Sebepleri, sonuçları ve etkilerini düşünmeden, neden ve nasıl olduğunu anlamaya çalışmadan okumak, Osmanlı döneminde insanların Kuran-ı Kerim'i, Arapça okunmazsa sevap olmaz diye anlamadan 600 sene okumalarına benzer.
Sebep-Sonuç ilişkilerini iyi değerlendirin.

Saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BU DAĞLAR BİZİMDİR,
FERMAN GEREKMEZ,
TÜRK'ÜN OLDUĞU YERE,
ÇAKALLAR GİREMEZ.
Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #7 : 07 Aralık 2010, 16:05:59 »

OzerBozkurt,
Nutukta olduğu gibi açıkça yazılan şeyleri de kendi düşüncelerine uydurmaya çalışmak neye benzer acaba?
 
Bakılacak neden sonuç ilişkisi nedir yani? Başbuğ'un deyimi ile soysuz vahdettin, Atatürk'ü Anadolu'ya gönderdi ve memleket kurtuldu; dolayısı ile vahdettin vatan haini değil vatan kurtarandır öyle mi? Bu kadar basit bir düz mantık olabilir mi?
Bu mu neden sonuç ilişkilerini düşünmek, anlayarak okumak dediğiniz?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
OzerBozkurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 61



« Yanıtla #8 : 07 Aralık 2010, 16:24:34 »

Bakın;
Eskiyi unutmadan yeni kabul edilmez, hele bu konuştuğumuz dini bir yönetim biçiminden çıkıp, laik cumhuriyet düzenine geçilirken hiç olmaz.
Osmanlı'nın son durumu gerçekten kötüydü. Ancak bu kötü durum padişahın ihanetinden kaynaklanmıyordu. Uygulanan yanlış politikalar, gelişememek vs. gibi sebeplerdir.
Bu durumu halka kabul ettirmek için eskiyi olabildiğince kötüleyeceksin ki millet yeniyi çabuk benimsesin. Arap alfabesinden, Latin alfabesine geçilmesinin en büyük sebeplerinden biriside budur. Yoksa bütün arap coğrafyasının, kuzey Afrika'nın yazıp okuduğu alfabeyi yasaklayıp, Latin'e geçişin sebebini kimse kolay okunuyor olmasını söylemesin.

Saygılar
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BU DAĞLAR BİZİMDİR,
FERMAN GEREKMEZ,
TÜRK'ÜN OLDUĞU YERE,
ÇAKALLAR GİREMEZ.
Kırıkhan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 303



« Yanıtla #9 : 07 Aralık 2010, 16:39:47 »

   Dîn sözcüğünü mantıkî bir soyutlama olarak algılayıp  Ali Şeriâtî'nin "Dîne karşı dîn" adlı kitabını okumak Özer Bey'in bahsettiği "eskiyi yerme yolu ile meşrûluk kazanma" kavramı yönünden bilgi verici olacaktır.
 
  Önyargılılara özel not: Ali Şeriâtî din bezirgânı bir şeriatçı değildir.
  Esenlikler, saygılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.021s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.