ATATÜRK ve GÜNEŞ – DİL TEORİSİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Hoş geldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Mart 2010, 23:39:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATATÜRK ve GÜNEŞ – DİL TEORİSİ  (Okunma Sayısı 225 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
BİLGE BAŞKURT
Turancı BOZKURT
****
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 601


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 08 Şubat 2010, 19:24:14 »

GÜNEŞ – DİL TEORİSİ

Güneş dil teorisi, 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından desteklenen ve bizzat geliştirilen dil teorisidir
Değişik Dil Teorileri
Yeryüzünde 2000’swn fazla dil vardır. Bunlardan onda birinden daha azı resmi dil devlet dilidir. Türkçemiz resmi devlet dili olarak tarih içindeki yerini almıştır. Pek çok dil bu mertebeye ulaşamadan yok olup gitmiştir veya önemsiz kalmıştır.

İnsanda şuur mefhumunun gelişmesiyle birlikte ilk olarak sesle telaffuz etme isteği doğmuştur. Seslerin mantık ve devamlılık kazanıp birleşmeleri ile de dille gelişmiştir. Fakat hangi dil önce gelişmiştir bunun tam olarak bilinmesi oldukça güçtür.

Çeşitli zamanlarda insanlar dillerin oluşumları ile ilgili teoriler ortaya koymuşlardır. Bunlar teori düzeyinde kalmış ispatlanması gerçekleşememiş teorilerdir. Bunlar:
1-Yansıma teorisi: Max Müllerin insanın hayvan ve tabiattaki sesleri taklit ederek konuşma yeti ve yeteneği kazandığını öne sürer.

2.Puh-Puh Teorisi: Yeryüzündeki tüm dillerin insanın duygularını ifade eden seslerden ve ünlemlerden doğduğunu öne süren kuramdır. "Ah’lar oh’lar of’lar hah hah’lar..."dan diller doğdu diyenlerin iddiasıdır.

3.İş Teorisi: Bunlar da derler ki; insan çalışmak zorundaydı. Yaptığı işleri belirten kelimeler uydurdu. Kırmak vurmak koparmak gibi... Yani önce fiilleri söyledi. Diller böyle doğdu...

4.Psikoloji Teorisi: İnsan önce mimiklerle sonra mimik ve jestlere uygun tek heceli seslerle daha sonra anlamlandırılmış karmaşık ses çizgi harf ve resimlerle konuştuğunu öne sürer.
5.Ay-Dil Teorisi:1920'lerde bu kuramı ileri süren bir Alman dilci ve takipçilerine göre ayda bir takım mistik özellikler vardır. Ayın gökyüzünde dolanımı ve şekilden şekle girmesi insanlar etkilemiş ve ilk kelimeyi ilham etmiştir.

6.Güneş-Dil Teorisi: Bu kurama göre insan hayatın kaynağı olarak gördüğü güneşi ilk olarak tanımlamakla başlamıştır. Sonra güneşi tanımladığı söze yeni ekler getirip dili oluşturmuştur.


Dil teorisine giden yol
Türk toplumunu oluşturmakta olan yeni bir ulus devlet oluşturmakta olan Atatürk bu konuda en büyük yardımcı olarak milliyetçiliği tutmuştur. Milleti birleştirmek bir bütün yaratmak ümmet toplumdan millet toplumuna geçmek için iki büyük tez ortaya atmıştır. Türk Tarih Tezi ve Güneş – Dil Teorisi

Dil konusunda Cumhuriyet döneminde yapılan en büyük çalışma 1928 de yapılan harf devrimi ve dilde özleşme hareketidir. Özleşme konusu Türk dilinin ortaya çıkması ve halk aydın devlet kesimlerinin yazı ve konuşma dillerinin birleştirilmesi konularında oldukça başarılı olmuştur. Fakat bir süre sonra dilde özleşme konusunda iş çığırından çıkmaya başlamıştı. Öyle ki günlük hayata işlemiş kelimeler dilden atılmaya başlanmıştır. Yazarların yazılarını bazı kelimelerin yerine kullanacakları yeni kelimeler için kılavuzlara bakıp pek çok seçenek arasından en beğendiklerini seçmeleri ve ertesi gün yazılarını okumak için yine kılavuz kullanmalarına kadar varmıştı iş.
Bu işin çığırından çıkması Atatürk’ü rahatsız ediyor ve bunu Falih Rıfkı Atay’a şu sözlerle dile getiriyor ”dili çıkmaza saplamışızdır”.Tam da o günlerde Viyanalı Dr.H. F.Kırvergiç 41 sayfalık basılmamış bir çalışmasını Atatürk’e gönderiyor. Türk Dillerinin Psikolojisi adını taşıyan bu çalışma Atatürk tarafında büyük ilgi görüyor ve bunun değerlendirilmesi için dil cemiyetine gönderiyor. Dil cemiyetinden bu çalışma ile ilgili esassız ispatlanamaz ve dikkate değer olmadığı yönünde karar çıkıyor. Fakat Atatürk görüşünde ısrar ediyor ve daha sonra Abdülkadir İnan Naim Nazım Hasan Reşit gibi bilim adamlarıyla bu tezden Güneş dil teorisini oluşturuyorlar. Bu teoriyi Atatürk’ün daveti üzerine kurultaya gelen Kırvergiç bile şaşkınlıkla incelemiş kendi tezinden böyle bir teori oluşturulmasına hayret etmiştir.

Atatürk Kırvergiç’in teorisini ilk gördüğünde “tamam aradığımı buldum” demiştir. Yani dilde sadeleşme konusunda bir çözüm arayışı içinde olduğu belli olan Atatürk’ün çözüm yolu olarak böyle bir teori oluşturduğu olasılığı güçlüdür.

Daha sonra bu teori desteklenmiş ve 3. dil kurultayına davet edilen dünyaca ünlü dilbilimcilere sunulmuştur. Yabancı dilbilimciler kurultayda görüş belirttiklerinde bu konuda genelde konuşmamayı tercih etmişlerdir. Yabancı dilbilimcilerin tamamı kurultaya geç çağırıldıkları bir tez hazırlayamadıkları ve teoriyi ilgi çekici buldukları halde derinlemesine inceleme fırsatları olmadıklarından yorum yapamayacaklarını belirtmişlerdir. Daha sonra İngiltere’ye gönderilen gizli belgelerde teorinin kesinlik taşımadığı ve dayanağının olmadığı belirtilmiştir.

3.dil kurultayı sonrası da güneş –dil teorisi etkilerini sürdürmüştür. Dil ve tarih coğrafya fakültesinde dersi okutulmaya başlanmıştır. Teori benimsenmeye başlanmış ve dilde sadeleşme hafiflemeye başlamıştır. Çünkü atılan kelimelerinde Türkçe kökenli oluşları dilde o kelimenin kalmasını sağlıyordu.

Atatürk’ün Güneş Dil Teorisiyle Ulaşmak istediği Sonuçlar

Atatürk güneş-dil teorisini muhakkak ki bir amaca ulaşmak amacıyla önemsemiştir. Kırvergiç’in tezini ilk gördüğünde “tamam aradığımı buldum” demesi onun zaten bir şeyler yapmak için bir araç aradığını göstermektedir. Atatürk’ün Güneş – Dil teorisi ile ulaşmak istediği sonuçları şöyle sıralayabiliriz:

1-Dilde sadeleşme ile hayatın belkemiğindeki kelimelerinde dilden atılmaya başlaması bunların Türkçeyi güçlendirmek yerine çıkmaza sokması ilk nedeni sayılabilir. Çünkü dilde sadeleşmenin amacı Osmanlıca denilen Arapça Farsça Türkçe dil yerine sadece Türkçe dili getirmek Halkın devleti ve aydın kesimi anlayabilmesini sağlamaktı. Sadeleşmenin çığırından çıkmasıyla halkın anlamadığı bir dilin yerine konuşamadığı bir dilin oluşmasına yol açmaya başlamıştır. Bunun çözümü bu teori ile gelmekteydi zaten.

2- yeni kurulan cumhuriyetin batı ile bağlarını sağlamlaştırmak için önce harf devrimi sonrada güneş-dil teorisi yapılmıştır. Böylece batılı oryantalistlerin fikirlerini biraz olsun yıkılıp kaynaşma sağlanabilirdi.

3-Halkın batı karşısında ezikliğini batının üstün olduğu fikrini milliyet***** ile yıkmak ve bu çerçevede bu teoriyi kullanmak.

4-Güneş – dil teorisi ile güneş gibi maddi bir varlığın yüceltilmesi yoluyla yeni kurulan laik devlete geçişi sağlamak


Genel Hatlarıyla Güneş-Dil Teorisi
1935 yılında Dr.Phill. H.F.Kırvergiç tarafından Atatürk’e gönderilen tez ile kaynaklanıp Atatürk ve birkaç dilbilimci tarafından biçimlendirilen Güneş – dil teorisi Temel olarak bütün dillerin Güneş sözcüğünden türediğini içerir.

Dili ilk olarak kullanan ilk kelimeyi üreten insan kaynak olarak Güneşi almıştır. Çünkü Güneş hayatın bütün alanında en öndedir. Güneşi tetkik ederek onun vasıflarından ve hareketlerinden maddi ve manevi ve fikri mefhumlarla intihale başlarlar ondan aldıkları başlıca mefhumlar şunlardır:

1-Güneşin kendisi; esas sahip Allah efendi yükseklik büyüklük çokluk kuvvet kudret
2-Güneşin verdiği; ışık aydınlık zekâ parlaklık güzellik
3-Güneşin verdiği; sıcaklık ateş duygu heyecan sevgi sevimlilik
4-Hareket zaman mesafe yer kara toprak gıda hayat ruh
5-Renk su
6-Ses söz

Isısı ışığı yol gösterici olması yiyecek buldurucu olması insanda güneşe karşı ifade bulma isteği doğurmuştur ve bu ifade insanın en kolay ifade edebildiği söz olan “A” sesi ile olmuştur. İlk şuurlu ses olan “A” harfi yanında “Ğ” harfi hissedilir. Sanki bu “A” sesinin devamı gibidir. Ömer Asın Aksoy ‘göre bu bile Güneş-Dil teoremine kaynaktır. Diğer alfabelerde bizdeki okunmaz g yerine okunur g vardır. Ğ sadece bizim alfabemizde vardır.

Ağ kelimesi zamanla yavaş bazı şekiller almaya başlar. A sesli harfi yerine eıioöuü seslileri kullanılmaya başlanır. Bunlar ğ den önce gelerek sekiz ana kökü meydana getirirler. eğ iğ ığ oğ öğ üğ uğ

Fonetik olarak “ğ” harfi yerine de ygkhvbmp ve t harfleri geçebilir ve bunlar sekiz sesli harfle birleşip 72 tane kök oluştururlar. Bunlara birinci dereceden prensipal kökler denir. Kalan 11 sessiz harfle sekiz seslinin birleşmesiyle 88tane ikinci dereceden prensipal kökler meydana gelir. Türkçenin 168 ana kökü meydana gelir böylece. Bu köklerin oluşumu bir anda meydana gelmez çünkü “T””P””S” gibi harflerin söylenmesi özel bir çaba gerektirmekte ve bu yeteneği insan zamanla kazanmıştır ve bu çerçevede dil bir sesli bir sesiz kuralını kazanmıştır. Ağ kelimesine yeni heceler eklenerek yeni kelimeler türetilmiştir.

Örnekler:
ağ+ağ=ağa eğ+eş=eş

eğ+eğ=eğe(kraliçe) iğ+it=iğit(kahraman)

iğ+eğ=iğe(sahip) ağ+at=at

ağ+ağ(n)=ağan(allah) öğ+üt=öğüt

ığ+ış=ış(ışık) ağ+ıt=ağıt

uğ+us=us(akıl)


Türkçedeki Ak Ar Al As Aş... Kelimeleri tek hecelidir. (Sesli-Sessiz) kuralına uyar. Ancak Yok Çok Göz Göl... Kelimeleri asla kök değildir. Bunların birleşik hecelerin kısalmış hali olduğu derhal görülebilir. Yani bunlar aslında tek kelime değil; birden çok kelimenin anlattığı bir kavramın tek kelime haline indirgenmiş halidir! Meselâ:
YAĞMUR = AY+AĞMUR
ÇAMUR = AÇ+AĞMUR
HAMUR = AH+AĞMUR

Bu kelimelerden ikincisi ağmur = akar su'dur. Ay yüksek demektir. Aç = yer ah = yiyecek hububat un'dur. Şu halde:
YAĞMUR = YÜKSEKTEN AKAN SU
ÇAMUR = YERE AKAN SUYUN MEYDANA GETİRDİĞİ ŞEY
HAMUR = AKAN SU İLE EZİLMİŞ HUBUBATIN MEYDANA GETİRDİĞİ ŞEY
Olarak karşımıza çıkar.
En eski dillerde görülmesi gereken bu özellikleri halen taşıyan ve pek çok örneklerini hemen bulabildiğimiz tek dil Türkçedir.
Öyleyse Türkçe insanoğlunun konuşmaya başladığı günden beri var olan ve tarihin tespit edebildiği en eski dil'dir! Bu yüzden son derece düzenli kurallara sahiptir. Bütün diğer dillerin de anası olmuştur.
Dil Teorisinin sonuçları
Güneş dil teorisinin Atatürk tarafından bu kadar desteklenmesi ve bu teori üzerine fazlaca gidilmesi bu işi de yolundan çıkarmıştır. Sadeleşme akımı yavaşlamakla kalmamış dilde var olmaması gereken Arapça Farsça Greco Latin kökenli olduğu belli olan kelimeleri bile bunların Türkçe asıllı olduklarının sezilmeye ve dilde bırakılmaya başlanmıştır. Bu konuda Harun Reşit şu değerlendirmeyi yapıyor:”Atatürk’ün üzerinde önemle durduğu teori kendi safında kalsaydı değerini koruyacaktı fakat bazı kimseler teoriyi çığırından çıkarılmıştır. Ben Atatürk’le anlaşarak çalışmalarımı daralttım ve Atatürk de teoriyi bıraktı”.


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Logged

SEN  TANRI  DEĞİLMİSİN , ADINI  YARGILATMA
SANA  TANRI  DEYİNCE , DİNİMİ  SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER   YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM"  DİYEMESİNLER
K A L K A N
BİLGE BAŞKURT
Turancı BOZKURT
****
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 601


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2010, 19:41:03 »

DİLLERİN DOĞUŞU İLE İLGİLİ DİNî VE EFSANEVÎ BİLGİLER

A) Dinî Bilgiler:
Dillerin doğuşu ile ilgili olarak kutsal kitaplarda da çeşitli bilgilere rastlamaktayız. Bu kitaplarda geçen bölümlerde dilin doğuşu ile ilgili bilgiler şöyle verilmektedir:
1.   Tevrat’a Göre Dilin Kökeni:
Tevrat’ta İnsanoğlunun dili ilk öğrenişini şöyle anlatır: “Ve Rab Allah dedi Adem’in yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yabancı yapacağım. Ve Rab Allah her kır hayvanını, ve göklerin her kuşunu topraktan yaptı; ve onlara ne ad koyacağını görmek için Adem’e getirdi; ve Adem her birinin adını ne koydu ise, canlı mahlûkun adı o oldu. Ve Adem bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına ve her kır hayvanına ad koydu; fakat Adem için kendisine uygun yardıcı bulunamadı. Ve Rab AllahAdem’in üzerine derin uyku getirdi ve uyudu. Ve onun kaburga kemiğinden birini aldı ve yeri etle kapladı. Ve Rab Allah Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adem’e getirdi. Ve Adem dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir; buna ‘nisâ’ denilecek, çünkü o insandan alındı.” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 2/18-23].
“Ve Adem karısının adını Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 3/20-21].
Bu kitapta dilin kökeni Babil ile ilgili anlatılan hikâyeye dayanmaktadır. “Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi.Ve vaki oldu ki, şarkta göçtükleri zaman Şinar diyarında bir ova buldular ve orada oturdular. Ve birbirlerine dediler: Gelin kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim. Onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye bir kule bina edelim ve kendimize bir nam yapalım. Ve adem T ve onların hepsinin bir  dili var; ve yapmaya başladıkları şey budur ve şimdi yapmaya niyet ettiklerinden hiçbir şey onlara men edilmeyecektir. Gelin, inelim ve birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini orada karıştıralım. Ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı; ve şehri bina etmeyi bıraktılar. Bundan dolayı bunun adına Babil denildi; çünkü Rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı; ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı.” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 11/1-9].
2.   İncil’e Göre Dilin Doğuşu:
“Kelâm başlangıçta var idi ve kelâm Allah nezdinde idi ve kelâm Allah idi.” [İncil, Yuhannaya Göre, Bab, 1/1-2]
3.   Kur’an-ı Kerim’e Göre Dilin Doğuşu:
Kur’an-ı Kerim’de Adem’in isimleri koyuşu şöyle anlatılır: “Allah Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları 8isimleri öğretilen şeyleri) meleklere gösterip: Haydi sözünüzde sadık iseniz, bana şunları adlarıyla haber verin buyurdu.
Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz 3alim ve hâkim olan ( her şeyn iç yüzünü bilen, her şeyi yerli yerince yapan ) ancak sensin, dediler.
(Bunun üzerine ) Ey Adem! Onların isimlerini bunlara haber ver buyurdu. Adem onların isimlerini bunlara haber verince  (Allah): Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Bundan da öte gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim dememiş miydim? Buyurdu.” [Kur’an-ı Kerim, Bakara, 2/31-33].

B) Efsanevî Bilgiler:
Dilin ortaya çıkışı ile ilgili olarak her milletin efsanelerinde değişik hikâyeler anlatılmaktadır.  Bu efsanelerde geçenler gerçeklik payı olmayan söylencelerdir ama bu efsaneler insanoğlunun tarih boyunca dilin doğuşuyla ilgili olarak düşündüğünü ve çeşitli teoriler ürettiğini göstermektedir.
Çin mitolojisinde insanların dili bir su kaplumbağasının üstündeki şekilleri imparatora öğretmesiyle kullanmaya başladıklarını anlatır.
Hint mitolojisinde bu olay şöyle aktarılır: “Baş tanrı Brahma, kendi görünüşlerinden bir tanesi olan Vac aracılığıyla hem dünyayı hem de içindeki varlıkları yaratmıştır. Yıldırımın sesi Vac’ın sesidir. Vac aynı zamanda insan dilinin de tanrısıdır.Bu bakımdan söz yani ses ebedidir.” 
Ünlü tarihçi Herodot Historiai ( Herodot Tarihi) adlı eserinde dille ilgili olarak şu olaydan bahsetmektedir: “Mö VII. Yüzyılda yaşamış olan Mısır hikimdarı Psammetik, yeryüzünde kullanılan en eski dilin hangisi lduğunu öğrenmek için bir deney yaptırır. Yeni doğmuş iki bebeği alan devrin araştırmacıları onarlı hiç kimse olmayan bir yerde büyütürler. İki yıl geçtikten sonra bebeklerin birden ‘bekos’ seslerini çıkardıklarını görürler. Bu kelimenin ne olduğunu araştırınca kelimenin Frigya dilinde ‘ekmek’ anlamına geldiğini öğrenirler. Çocuklar bu sesleri çıkararak yiyecek istemişlerdir.” [Özkan, 2001, 6].


Logged

SEN  TANRI  DEĞİLMİSİN , ADINI  YARGILATMA
SANA  TANRI  DEYİNCE , DİNİMİ  SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER   YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM"  DİYEMESİNLER
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Türkçü Turancı Otağ*
BOZKURT FM
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.