K A L K A N
BİLGE BAŞKURT
Turancı BOZKURT
   
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 601
YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR
|
 |
« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2010, 19:41:03 » |
|
DİLLERİN DOĞUŞU İLE İLGİLİ DİNî VE EFSANEVÎ BİLGİLER
A) Dinî Bilgiler: Dillerin doğuşu ile ilgili olarak kutsal kitaplarda da çeşitli bilgilere rastlamaktayız. Bu kitaplarda geçen bölümlerde dilin doğuşu ile ilgili bilgiler şöyle verilmektedir: 1. Tevrat’a Göre Dilin Kökeni: Tevrat’ta İnsanoğlunun dili ilk öğrenişini şöyle anlatır: “Ve Rab Allah dedi Adem’in yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yabancı yapacağım. Ve Rab Allah her kır hayvanını, ve göklerin her kuşunu topraktan yaptı; ve onlara ne ad koyacağını görmek için Adem’e getirdi; ve Adem her birinin adını ne koydu ise, canlı mahlûkun adı o oldu. Ve Adem bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına ve her kır hayvanına ad koydu; fakat Adem için kendisine uygun yardıcı bulunamadı. Ve Rab AllahAdem’in üzerine derin uyku getirdi ve uyudu. Ve onun kaburga kemiğinden birini aldı ve yeri etle kapladı. Ve Rab Allah Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adem’e getirdi. Ve Adem dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir; buna ‘nisâ’ denilecek, çünkü o insandan alındı.” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 2/18-23]. “Ve Adem karısının adını Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 3/20-21]. Bu kitapta dilin kökeni Babil ile ilgili anlatılan hikâyeye dayanmaktadır. “Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi.Ve vaki oldu ki, şarkta göçtükleri zaman Şinar diyarında bir ova buldular ve orada oturdular. Ve birbirlerine dediler: Gelin kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim. Onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye bir kule bina edelim ve kendimize bir nam yapalım. Ve adem T ve onların hepsinin bir dili var; ve yapmaya başladıkları şey budur ve şimdi yapmaya niyet ettiklerinden hiçbir şey onlara men edilmeyecektir. Gelin, inelim ve birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini orada karıştıralım. Ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı; ve şehri bina etmeyi bıraktılar. Bundan dolayı bunun adına Babil denildi; çünkü Rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı; ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı.” [Tevrat, Eski Ahit, Bap, 11/1-9]. 2. İncil’e Göre Dilin Doğuşu: “Kelâm başlangıçta var idi ve kelâm Allah nezdinde idi ve kelâm Allah idi.” [İncil, Yuhannaya Göre, Bab, 1/1-2] 3. Kur’an-ı Kerim’e Göre Dilin Doğuşu: Kur’an-ı Kerim’de Adem’in isimleri koyuşu şöyle anlatılır: “Allah Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları 8isimleri öğretilen şeyleri) meleklere gösterip: Haydi sözünüzde sadık iseniz, bana şunları adlarıyla haber verin buyurdu. Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz 3alim ve hâkim olan ( her şeyn iç yüzünü bilen, her şeyi yerli yerince yapan ) ancak sensin, dediler. (Bunun üzerine ) Ey Adem! Onların isimlerini bunlara haber ver buyurdu. Adem onların isimlerini bunlara haber verince (Allah): Ben size, muhakkak göklerde ve yerde görülmeyenleri bilirim. Bundan da öte gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim dememiş miydim? Buyurdu.” [Kur’an-ı Kerim, Bakara, 2/31-33].
B) Efsanevî Bilgiler: Dilin ortaya çıkışı ile ilgili olarak her milletin efsanelerinde değişik hikâyeler anlatılmaktadır. Bu efsanelerde geçenler gerçeklik payı olmayan söylencelerdir ama bu efsaneler insanoğlunun tarih boyunca dilin doğuşuyla ilgili olarak düşündüğünü ve çeşitli teoriler ürettiğini göstermektedir. Çin mitolojisinde insanların dili bir su kaplumbağasının üstündeki şekilleri imparatora öğretmesiyle kullanmaya başladıklarını anlatır. Hint mitolojisinde bu olay şöyle aktarılır: “Baş tanrı Brahma, kendi görünüşlerinden bir tanesi olan Vac aracılığıyla hem dünyayı hem de içindeki varlıkları yaratmıştır. Yıldırımın sesi Vac’ın sesidir. Vac aynı zamanda insan dilinin de tanrısıdır.Bu bakımdan söz yani ses ebedidir.” Ünlü tarihçi Herodot Historiai ( Herodot Tarihi) adlı eserinde dille ilgili olarak şu olaydan bahsetmektedir: “Mö VII. Yüzyılda yaşamış olan Mısır hikimdarı Psammetik, yeryüzünde kullanılan en eski dilin hangisi lduğunu öğrenmek için bir deney yaptırır. Yeni doğmuş iki bebeği alan devrin araştırmacıları onarlı hiç kimse olmayan bir yerde büyütürler. İki yıl geçtikten sonra bebeklerin birden ‘bekos’ seslerini çıkardıklarını görürler. Bu kelimenin ne olduğunu araştırınca kelimenin Frigya dilinde ‘ekmek’ anlamına geldiğini öğrenirler. Çocuklar bu sesleri çıkararak yiyecek istemişlerdir.” [Özkan, 2001, 6].
|