ATATÜRK'ÜN TARİHİ SÖZLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 08:18:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATATÜRK'ÜN TARİHİ SÖZLERİ  (Okunma Sayısı 100322 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tigince
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 19 Mayıs 2010, 11:20:20 »

- Türkiye Cumhuriyeti' nde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatiyle ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz.

- Bir de, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vesaire yasaktır. Çünkü bunlar gericiliğin kaynakları ve cehaletin damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların mensuplarına katlanamazdı ve katlanmadı. (1930)

- Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.

- Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. (1930)

- Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz. (1930)

- Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, ilerleme ve canlığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.

- Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. (1930)

- Bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve Tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün öğelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir. (1924)

- Vatandaşları içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet uygulamakla vazifeli olan bir hükümet, fikir ve vicdan hürriyetlerine uymaya mecburdur. (1927)

- Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar. (1924)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
tigince
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 19 Mayıs 2010, 11:30:59 »

- Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu...

- Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. (1923)

- Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. (1927)

- Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. (1928)

- Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz. (1924)

- En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir.

-Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek vücut ve tek düşünce olarak bir program üzerinde çalışması lazımdır. Bence, bu programın iki esaslı noktası vardır:
a-  Sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uygun olması
b-  Çağın gereklerine uymasıdır. (1922)

-Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir.

-Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz... Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor, demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu da ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkündür. Ancak bu sayede toplumlar iş adamlarına, sanatkarlarına sahip olur. Elbette milli dehamızı geliştirmek, hislerimizi layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek sahiplerini de yetiştireceğiz. Çocuklarımızı da aynı öğretim derecelerinden geçirerek yetiştireceğiz. (1922)

-Gelecek için yetiştirilen vatan çocuklarına, hiçbir güçlük karşısında baş eğmeyerek tam sabır ve dayanıklılık ile çalışmalarını ve öğrenimdeki çocuklarımızın anne ve babalarına da yavrularının öğrenimlerini tamamlaması için her fedakarlığı  göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim. Büyük tehlikeler önünde, uyanan milletlerin kararlarında ne kadar ısrarlı olduklarını tarih doğrulamaktadır. Silahı ile olduğu gibi kafasıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. (1921)

- İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun. (1922)

- Milli Eğitimin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı,olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi  genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir. (1923)

- Okullarda öğretim vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ideal sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetitirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, derece ilerlemeye ve her halde refah sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır. (1923)

- Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. (1925)

- Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. (1924)

- Türkiye’ nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister. (1924)

- (Öğretmenler) Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi takip edeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız.  (1922)

- Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir... Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır. (1924)

- Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi v.s. okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir. (1923)

- Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı disiplin başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya, öğreci ise disipline uymaya mecburdur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İLTER_ÖZTÜRK
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 85

İlk Andımız, Son Andımız TURAN.


« Yanıtla #12 : 23 Eylül 2011, 22:23:48 »

BİRGÜN O DOĞA ÇOCUĞU,
DOĞA OLDU,
ŞİMŞEK,
YILDIRIM ,
GÜNEŞ OLDU,
TÜRK OLDU, TÜRK BUDUR
YILDIRIMDIR, KASIRGADIR.
DÜNYAYI AYDINLATAN GÜNEŞTİR.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Bir gün ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse yıldırımı alsınlar yapıversinler

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Türk milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları, çelikten yapılmış heykellerdir! Onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek gerekir.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir Gün Ressamlar TÜRK'ün Simasını KaybederLerse, Yıldırımı Alsınlar Yapıversinler.

Başbuğ Atatürk
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #13 : 19 Ocak 2015, 15:45:43 »

İngilizler "450.000 askerimizi gemilere bindirdik hareket emri vereceğiz" demişler. Atatürk "yine denize dökeriz" demiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.684


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #14 : 28 Şubat 2015, 21:09:31 »

Türk ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
Basbug ATATÜRK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Yagizguclu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 8



« Yanıtla #15 : 10 Haziran 2015, 14:01:52 »

Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.

Mustafa Kemal ATATÜRK

GökTürk Türkiye
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

NE MUTLU TÜRK DOĞANA !!
Yagizguclu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 8



« Yanıtla #16 : 10 Haziran 2015, 14:11:27 »

savaş bittikten sonra mussolini italyan büyük elçisini Atatürk'e gönderir

büyük elçi italyanın asya ve afrika emellerini ve akdenizin italyan denizi olması ve büyük roma imparatorluğu idallerini belirterek söze başlar ve antalya husunda hak talebini ve bu konu için atatürke yardım talebini iletir

Atatürk elçiye kahve ikram edip 2 dakika müsade ister odadan çıkar.

odaya tekrar dönen Mustafa Kemal üzerindeki sivil kıyafetleri çıkarmış ve mareşal kıyafetini giymiştir. elçinin karşısına geçip "nerde kalmıştık" diye sorar

elçi özürler dileyerek yerlere kapanır ve beni yanlış anladınız maksadımız sizi karşımıza almak değildir diye yalvarır.

alıntıdır.

 Türkiye GökTürk


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

NE MUTLU TÜRK DOĞANA !!
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.983


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #17 : 10 Haziran 2015, 20:27:23 »

savaş bittikten sonra mussolini italyan büyük elçisini Atatürk'e gönderir

büyük elçi italyanın asya ve afrika emellerini ve akdenizin italyan denizi olması ve büyük roma imparatorluğu idallerini belirterek söze başlar ve antalya husunda hak talebini ve bu konu için atatürke yardım talebini iletir

Atatürk elçiye kahve ikram edip 2 dakika müsade ister odadan çıkar.

odaya tekrar dönen Mustafa Kemal üzerindeki sivil kıyafetleri çıkarmış ve mareşal kıyafetini giymiştir. elçinin karşısına geçip "nerde kalmıştık" diye sorar

elçi özürler dileyerek yerlere kapanır ve beni yanlış anladınız maksadımız sizi karşımıza almak değildir diye yalvarır.

alıntıdır.

 Türkiye GökTürk




Kimse başbuğumuzu aptal sol zihniyetlerine alet etmeye, O'nu dünyaya barış güvercinleri uçurtmaya gelen biri gibi göstermeye çalışmasın! O bir savaş başbuğudur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #18 : 19 Eylül 2015, 13:31:50 »



Kurtuluş Savaşı'nın sonlarına doğru Atatürk'ün Türk ordularına verdiği; "Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrinin aslı
Not:  Atatürk bunu Şükrü Ali Bey’e yazdırıp imzalamış ve sahra telefonları ile birliklere iletilmiş.

Belgenin tam metni;

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları!

Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun anâsır-ı asliyesini (asıl unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necîb milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti istikbalinden emîn olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından müşahade ve takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine delâlet (kılavuzluk, aracılık) etme vazifemi mütevâliyen (ardarda) ve mütemadiyen (aralıksız şekilde) ifa edeceğim.

Başkomutanlığa teklifatta (tekliflerde) bulunulmasını Cephe Komutanlığı’na emrettim.

Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin kuvâ-yı akliyesini (aklının gücünü), yiğitliğini ve menâbî-i celâdet (kahramanlığının kaynaklarını) ve himmetini müsabaka ile ibzâle (yarışırcasına bol bol harcamaya) devam eylemesini talep ederim.

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
M.Kemal"
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.684


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #19 : 29 Ekim 2015, 09:28:24 »

Türkler, bir imparatorluk kurarak yayılıp genişledikçe milli bir devlet olmaktan çıktılar. Çeşitli ırkları dinleri dilleri bir araya toplaması, onun milliyetçi ruhunu öldürdü.

Türkleri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan zihniyet; ne yazık ki kendi içimizi de girmiştir. Her şeyden önce millete, tarihini, asil bir köke sahip bulunduğunu, bütün dünyaya uygarlıklarının beşiği olan bir kavmin çocukları olduğunu öğretmek gerekir.

MİLLETİ TAASSUBUN PENÇESİNDEN KURTARIP ONUN MİLLİYETÇİLİK VASFINI UYANDIRMALI, ONA TÜRKÇÜLÜK İMANINI AŞILAMALIYIZ.
 
Başbuğ ATATÜRK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.