ALTIN DESTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-II
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Mayıs 2020, 06:15:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ALTIN DESTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-II  (Okunma Sayısı 4312 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ALBayraK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 166



« : 02 Şubat 2010, 22:04:54 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


ALTIN DESTAN
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-II

Nurer UĞURLU başkanlığında bir kurul tarafından hazırlanmıştır.
Dizgi - Yayımlayan:
Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.
Baskı: Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.
Ocak 2000
İLHAMİ BEKİR
ALTIN DESTAN
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-II
Hatice
Üç saatlik uykudan sonra
Ayaktayız.
Son kavgadır bu belki,
Namluları
Süngüleri
Yağlamaktayız.
İlk komut verilecek şafakta
Erler ayakta
Komutanlar bölükleri geziyor.
Hatice
Son kavgadır bu belki
Bu son savaş olacağa benziyor.
Ölürsem elhükmülilah
Kalırsam elhamdülillah
Köy meydanında davullar çalıp
Kutlanır
Haticenin Hasanın düğünü
Belki yarın
4 Nisan 1921 günü.
10 gün var ki
Kan gövdeyi götürüyor
Kana kan
Başa baş
Savaş.
Bu savaş
Bu savaş
Bu savaş İkinci İnönü.
Yarın
4 Nisan 1921 günü..
Hâkî
Ceketimin
Kül rengi gözleri
İki kurşun yarasıdır.
Hâkî
Ceketimin
Kül rengi gözleri
''Bâsu-bâdelmevt'ten evvelki günlerin
hatırasıdır.
Tığ oldu parmağımız.
Göz ışığımız oldu ip;
Ve, mavi gökleri dokuduk
Mekik gibi..........
gidip gelip,
Kemiklerimizle çattık bu toprağı,
Harç oldu
toprak etim;
Eksikti bir karış yer,
Onu doldurdu iskeletim.
***
Ey.
Yeni barınakların
Yedinci katında yıldız tutanlarım.
Ey ılık bahar sabahlarında
Kemiklerimizle çatılan çardak altında
Rahatça memedeki çocuklarını uyutanlarım,
Durmak ihanet etmektir!
Fadime!
Söyle Hatice nineme
Duasını esirgemesin.
Üç elhamdü bir Yasin.
Son kavgadır bu belki
İlk komut verilecek şafakta.
Erler ayakta;
Ben karavana başında
Sana mektup yazıyorum.
Ölürsem övün
Kalırsam bayram et!
Bir kez doğar
Bir kez ölürmüş insan.
Yıl 1921
Nisan
Yavuklun
Memet
Selâmet..
Gün Cuma günü
Bir kasırga meydanıydı
İnönü,
Toprak, sular, bulut
Yanıyordu.
Gök bir uçtan
Bir uca
Sallanıyordu.
10 saat var ki
Memet en başta
Savaşta
Gözleri yanıyordu
Sağ kolla savaşta
Sol kolu kanıyordu.
Taburlar, alaylar, sürüyordu
Bire yüz.
Bursadan
Yunan
Saldırmadaydı.
Öncüsü İnönü dolaylarında
Artçısı Bandırmadaydı.
Ordular
Top-tüfek
Bire yüz
Gökler duman barut
Dağlar bayırlar düz,
Dümdüz.
Diriler ölülerin sırtından atlıyor.
Durum zor
Dayanıyoruz.
Bu belki son gün
Son saat.
Bir şarapnel
Yere düştü koca Memet..
Kapandı açıldı gök gözleri
Sol eliyle abandı yere
Sağ elinde süngüsü
tüfek
yedi adım ötede.
Süründü.
Top sesleri
Yanan bulutlar
Ve ta
Karşılarda
Kaçan düşman.
Bu son savaştır belki,
son yengi;
Ve işte böylece bitti
İkinci İnönü cengi.
***
Yıl 1921, Ağustos.
Memedin bağrı yanıyor
Bir kolu yerde
Bir kolu kanıyor.
Vakit akşam
Güneş tepelerde
bir dalın ucunda
Mızrağa saplı kanlı bir baş gibi
sallanıyor.
Memedin kolu kan içinde
Bağrı yanıyor.
SAVUNMA SATHI
Günler geçti aradan.
Yunan kralı Konstantin
İkinci İnönü cenginin
Öcünü almak için
Dört düvelden aldığı yeni güçle
Saldırdı.
Bir anda ki
Henüz toparlanmamışız.
Ard arda, bir bir
Düştü Afyon, Uşak, Eskişehir.
Düşman ilk siperlerimizde
Türk ordusu çekilmededir,
Ankara ha düştü ha düşecek
Sakarya'nın doğusunda
Toparlanmamız gerek.
Yıl 1921
Ağustos 20'dir
Vakit sabah vakti
Saat ya 6 ya buçuk
Ve O,
Mustafa Kemal
Sırtında koyu nefti kostümü
Düşünüyor
Milletlerin dirilişini ölümünü.
Parmakları
Parmaklarına geçmiş
Çatılan silâhlar gibi.
Yüzü uçuk.
Saat ya 6 ya buçuk
Bütün gece uyumamış
Bir bıçak gibi kesmiş
uykusunu
gelen
haber
ler.
Birden
Kapı vuruldu, açıldı:
Bir er
Girdi içeri
Kan kırmızı
Apaçıktı
Mustafa Kemalin
Mavi gözleri
Bir pusula verdi çıktı er
Ve O,
Mustafa Kemal
Geçen yılları düşündü birer birer
Parmakları parmaklarına geçmiş
Çatılan silâhlar gibi
Saçları sarı köpük
Yüzü mor.
Durdu ve düşündü ki
Durum zor.
Vakit sabah vakti
Belki yedi belki buçuk
Ve o sırtında avcı kostümü
Kaşları çatık
Parmakları çatılmış silâhlar gibi
Tasarladı durumu
Günlerden 20 Ağustos
Büyük Millet Meclisinde
Bir şeyler geçmededir
Ve O
Mustafa Kemal
Bütün gecesini telgraf başında geçirmiş
Günleri günler peşince devirmiş
Ve görmüştü
ilerisini.
Avurtları çöküktü.
Işıklı sarı saçları
köpük köpüktü.
Girdi Meclise.
Meclis bir anda
Tek kumanda
Ayağa kalktı selâm verdi.
Yüzü
Gece ışıyan ay gibiydi.
Bu adam
Çelik bir yay gibiydi.
Meclis bir anda tuttu soluğunu
Meclis
ayakta alkışladı
Bu mert
bu sert
çocuğunu.
Ayakta
Dimdikti heykel gibi.
-Efendiler!
Dedi,
''Bu ne KAN savaşıdır Anibal'in
Ne Kartaca savunması,
Bu yepyeni
Bu görülmemiş
Bir savaştır.
Emperyalizme karşı tek savaştır bu.
Üç saldırır
Beş çekilir
Ama her seferinde
Düşmanın karşısına dikilir
savaşırız.
Bu ne KAN savaşıdır Anibal'in
Ne Kartaca savunması.
Her yanı savaş meydanıdır
Bu vatanın
Önü ardı ortası, her yanı.
Savunma hattı yok,
Savunma sathı vardır.
Sakarya'nın ötesinde, berisinde,
Ve belki
Yarın
Ankara'nın gerisinde
savaşacağız.
Ve mutlaka
Düşmanı
Vatanın harimi ismetinde boğacağız.
Her taş dibi siper
Her kaya bir duvardır.
Savunma hattı yok
Savunma sathı vardır.''
Mecliste üzüntü yılgı telaş
Ve bulutların ardınca
yükselen güneş
gibi
aynı baş,
aynı bakış
aynı çakış.
***
''Efendiler
İkinci İnönü savaşından sonra
Genel seferberliğe geçtik.
Yunan ordusu
Makineli tüfekle topuyla
Ve insan ve her şeyi ile
Sayıca bizden üstün.
Ve o geçince ansızın saldırıya
temmuz ayında
Biz saldırmadık.
Uygun değildi saldırıya saldırı.
Eskişehrin kuzeyinde
Orduyu derledik.
Çekildik
doğusuna Sakaryanın.
Düşmanı
Vatanın harimi ismetinde boğacağız!
İnanın!''
Yıl 1921
Ağustos 20'dir
Saat sekiz
Kütahya
Afyon
Simav Gediz
Gök yere yağıyor bulut bulut.
Sakarya
Bir yürüyen kan gövdedir
ki kanıyor.
Kanıyor
Karadağ tepesi.
Duatepe sağda.
Kızıltepe arkada.
***
Balıkesir
Dört yanı kavaklarla çevrilidir.
Sarı mavi cepkenli efeler
gezer
Balıkesir'de.
Geceleri ateş yanar şehirde.
Bizanslılardan kalma çarşısı
Hanları hamamları vardır.
İnsanları gür bıyıklı insanlardır,
saf...

HEP O KARA KUVVET

Balıkesir'den ikinci telgraf!
İkinci baş kaldırışıdır bu
Anzavurun.
''Vurun gavura vurun''
Kuzeyinde kan akar Balıkesir'in
vay!
vay!
Kolu koptu sarı Bekirin
vay!
İsyan genişliyor dört yanda.
Beypazarı Bolu Gerede isyanda
Kime karşı?
Mustafa Kemale karşı uy...
uy aman uy
Duy aman duy
Dört bin isyancı girdi Düzce'ye
Mapusane boşalıyor
Hükümlüler sokakta.
Hilafet ordusu İzmit'e akmakta.
Hendek'te siperler kazılıyor.
Müslüman Müslümanı vurmak için
askere yazılıyor.
Beş bölük düzenlendi
Halife ordusuna.
Üç altına
beş altına
on beş altına.
Topu tüfeği süngüsü ile
Anzavur belirdi üçüncü kez.
Türk Türkü boğazlıyor
Çerkezi çerkez.
Ve niçin?
(Zatı hazreti akdesi hilafet) için;
Kapılarını açmak için emperyalizme
Anadolunun..
Nasibi bu mu olacaktı
Geyve'nin
Düzce'nin
Bolu'nun
Köyler, şehirler, bölgeler
isyanda.
Bir yanda
Emperyalist sürüleri,
Halife ordularının çığlığı;
Öte yanda Mustafa Kemal marşı..
Mustafa Kemal'in çocukları
Efzuna
Halifeye karşı.
İşçi işçiyle köylü köylüyle savaşıyor.
Haftalar
Haftaların sırtından atlayıp
Aşıyor.
Daha kuzeyde
Postacı Nazım'la
Kara Mustafa
Çolak Hilmi
Yeni Handa baş kaldırıp
Çığ gibi çoğalarak
Tokat'a girdiler.
Bir millici taburu bozup
Zile'yi çevirdiler.
Uy aman uy
bu ne alın
yazısıdır
bu ne saldırış!
Her sokakta
Her dönemeçte başkaldırış.
***
Yeni Handa başlayan isyan genişledi
Çapanoğullarından Celâl Edip
Deli Ömer çeteleri
Aynacıoğulları ile
(Selli seyf edip
Ferman dağıttı Yozgat'ta)
Bir yanıp
Bir sönüyor
Kızıl ateş
Erbaa'da
Zile'de
Tokat'ta.
Köyler kucak açtı
Küçük Ağa
Büyük Hacı
Aynacıoğulları
Kara Nazım
Çopur Yusuf'a..
İkinci bir saldırıyla
Karıştı Urfa
Siverek'ten bir Türk aşireti
Türke karşı savaşıyor,
Top tüfek gülle
Fransız malı;
Piyade binden üstün
Süvari üç bini aşıyor.
Ahmed'in boğazında
Mehmed'in kanlı eli,
Kesilen telgraf teli
Silâh şakırtısı
Deve homurtusu
Keskin at kişnemeleri,
Düştü Viranşehir
Karşı direnmeler.
Şimdi Meram bağlarında
Konya'nın içindedir.
Türk silâhı Türke çevrilidir.
Karaman'da sarıklı Türk
Kalpaklı Türke karşı.
Semai
Nâtı şerif
Ve Mustafa Kemal marşı
Olur mu böyle olur mu
Kardeş kardeşi vurur mu
Türk köylüsü Türk işçisi
Askere karşı durur mu?
Menderes gür akmam diyor
Ağa süngü takmam diyor
Kahpe Yunan Menemen'den
Manisa'dan çıkmam diyor.
Kırmızı mürekkeple yazılmış
Bir mektup geldi Selime'den
Satırları
Damar gibi atıyordu,
..........
Kuş kanadı olup ta aşsaydı..
..........
Kimbilir nasıl koklayacaktı
bu
mektubu
Kadri yaşasaydı.
..........
Üç gün önce vurulmuş alnından
yeşil çimende
ölü yatıyor.
..........
Dökülüyor bulutlar
Bir kıvılcımlı kül gibi
Bulut bulut güneş batıyor.
..........
Üç gün önce vurulmuş alnından
Güldür kızıl yarası
yeşil çimende
Ölü yatıyor.
..........
Toprak kaydı tepeden
Toprak doldu
Kadri'nin gözlerine.
..........
Bölük kumandanı
Erinin yerine
Öptü bu
Kadri'nin koklayamadığı mektubu
Ve çamurlu su dolu
Toprak kılıflı matarasını
Tutarak
Emir verdi
-Birerle kol!
Hedef
Bir kilometre ötedeki dikenli yol:
Günler var ki çekiliyoruz.
Günler var ki düşman ilerliyor.
Geri hatlarda tutunacağız
kısmet olursa...
Balıkesir Karacabey Bursa
düştü.
Aydın'dan ilerleyen düşman
Nazilli'de,
Salihli Uşak Alaşehir
Artık bizim değildir.
Şarapnel yağıyor
Cephe gerilerine.
Topçu himayesinde ilerliyor düşman.
Yirmi iki yirmi üç haziran
Ve
Yirmidokuz ağustosta
Ta
Milen hattından Bursa Uşak hattına kadar
..........
Türk taburları
Eskişehir ve Dumlupınar'dalar..
Selime
Tek kelime
Söylemeksizin yere baktı,
Kara gözlerinden iki damla yaş aktı
sarı kilime.
Dudaklarını ısırıyor
Hıçkırıyor
Selime
..........
Kerevetin öbür ucunda
İnce bir mum yanıyordu.
Kapının aralığından esen yel
Alaca perdeyi sallıyor
Duvarda gölgeler kısalıp uzanıyordu.
Daldı daldı daldı
Mektup elinde
Ölüm halinde
Kuş gibi...
Doğruldu mumu eline aldı
Gerdeğe girdiği dama doğru ilerledi.
Ve güçlü haykırışlardan güçlü
Bir susuşla
Ondan ayrı
Yaşayamam gayrı
dedi.
Orduya
Kurtlu bakla mercimek
Top tüfek
taşırım ya...
Daldı karanlık sokaklara
şimşek gibi
Koştu erkekten erkek gibi
Mustafa Kemal'in izinde.
Ölürsem yatarım erimin dizinde
Yaşamak haramdır artık
Ölüm helâl
Ya ölüm ya istiklâl!
Bir atlı
Yangından kaçar gibi
uçar gibi;
Kuş kanadından süratli
bir atlı
Havaları yararak
Atının kasıkları çatlayarak
Dört nala koşuyordu.
..........
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ALBayraK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 166



« Yanıtla #1 : 02 Şubat 2010, 22:18:44 »

Büyük Millet Meclisinde homurtular var.
Takrir üstüne takrir:
''Bursa Valisi
Ve Bekir Sami
Ve Alaşehir komutanı
Divanıharbe
Hemen
verilmelidir;
Cezalandırılmalıdır...''
Bravo sesleri
''Hesap vermelidirler
Birer birer.''
Mecliste kazan kaynıyor
Mecliste homurtular
var.
Atlı ok gibi kayarak
Atının kasıkları çatlayarak
Koşuyordu koşuyordu
Çankaya'ya.
İki katlı konağın önünde durdu
Saat ya 10'du ya 10 buçuk
Paşa henüz dalmış
Uyumamış bütün gece,
Önünde notlar haritalar
Uyuya kalmış,
Sert bir emir:
- Gir!
Ve er topuklarını hızla vurup
Verdi üç aylı mektubu
İkinci emri bekledi dimdik durup.
Mustafa Kemal
Düşünüyordu şimdi:
Bu Hakkı Hami kimdi?
Ne demekti o
Bravo
Sesleri.
Ve düşündü o günü
O
Nisanın 23'ünü.
Demişti ki
Ne aldatıyor ne aldanıyorum;
Ben o kutsal
Büyük güne inanıyorum.
Yarın
Yepyeni bir hayat süreceğiz
Işığımızı
Ta
Uzaklara götüreceğiz.
Yakındır kurtuluş..
Edirne'den Muş
Hatay'dan Samsun'a
Bir bütün vatan
Bir mavi gök,
Yemyeşil bahar;
Bir mutluluk.
23 Nisan 1920'de
Demişti ki
Anamın ak sütüne
Gözlerimin lacivert mavisi
Ve gövdemin benim olduğuna
İnandığım gibi
İnanıyorum o güne.
Kara kurdu
Ne türlü olursa olsun
İninde boğacağız.
Yunanı denize döküp
Halifeyi ta
uzaklara
kovacağız.
Gülecek Türkiye'de insanlar
Bizim için akacak mavi su,
Bizim için yemiş verecek ormanlar
Yıldızlar omuzların hemen tepesinde
Korku üzüntü kafdağının ötesinde
Gök bir anne çınar gibi üstümüzde
Bulutlar ipek gibi göğsümüzde
Biz mutlu ve hür
gezeceğiz.
Gülecek Türkiye'de insanlar
Bizim için akacak su
Bizim için yemiş verecek ormanlar.
Konuşurken O
Mavi gözlerinden yıldız dökülüyordu.
Gözleri ta içinden gülüyordu.
Ümmetlerin üstünde gezen
Resullerin eli gibi
Işıklı eli gezdi salonu..
Meclis alkışlıyordu onu.
O gün
Pıtrak pıtrak kiraz dalları gibi
Meydanları
doldurmuştu
al bayraklar.
Yüz pare
1001 pare top atılmıştı.
O günü
Meclisin ilk açıldığı
1920'de 23 Nisan günü.
23 Nisan demek
Mutlu insan demek
Mutlu vatan demektir.
Ve şimdi
Niceler sonra
23 Temmuz.
Kimi kime şikâyet ediyoruz?
Bir adım gerilemek
İki adım ileri atlamak içindir..
Mustafa Kemal konuşuyor
Konuşuyor
Konuşuyor
Salon sallanıyor gibi.,
Havalar tutuştu
Tutuştu tutuşuyor.
Mustafa Kemal kürsüde
Sesi bayrak gibi dalga dalga
Ve o bir altın bayrağı tutan direk gibi
dimdik ayaktadır,
Meclis heyecanda
Tek bir yürek gibi
Tek adamı alkışlamaktadır.
Üzüntü haklıdır
Üzüntü yerindedir diyor,
Geriliyoruz.
Düşman ilerliyor
Köyler şehirler yanıyor
Vatan bir uçtan öbür uca kanıyor
Doğrudur,
Doğrudur ama
Sonunda zafer bizimdir.
Eskişehir'i alırsa
Ankara,
Ankara'yı alırsa
Kayseri'ye, Sivas'a
Çekiliriz.
Vatan sathındadır savaş
Can verip can alacağız.
Ya ölecek ya kalacağız.
Ve bilin ki efendiler
Kara yılan mutlaka ezilecek
Emperyalist sürüleri kovulacaktır.
Yunan
Vatanın harimi ismetinde boğulacaktır''
Memedim!
Gece dün.
Seni düşümde gördüm
uyandım göremedim,
Hacı ninem dedi ki
''Hayırdır inşallah
Dağların karı günlerin düğümü
Çözül ola
Gelir belki''
Memedim
Gece dün
Seni düşümde gördüm
Ocakta tarhana kaynıyor;
Sana çorap örüyordum.
Çomar havladı
Kuş kanat çırptı dalda
Böğürdü sığırcık,
Dam kapalıydı, dam açık.
Memedim
Gece dün
Seni düşümde gördüm,
uyandım göremedim
Gökte yıldız saman sarısı
Ay kızıl bakır
Sen yüzün pençe pençe
kan,
Gözlerin çakır.
Adımın yörüktü
Göğsün körük körüktü
Memedim.
Hey dedin,
He dedim,
Ay kaçtı bulut ardına.
Çomar
Kuş
sığırcık
sustular.
Kıyılar
Kumru kumru
Sevdalı sevdalı
Konuştular.
Mintanım
Sökülü sökülüverdi
Saçlarım dökülüverdi
Yıldızlar
Gülü gülüverdi
Memedim
Uyandım
Seni yanımda göremedim.
Güle güle gel!
Hele hele gel!
Memedim!
He! dedim.
He! dedim.
Bir öyle devlet kuracağız ki
demişti
Mustafa Kemal
Ezilmiş olacaktır kudurmuş kurt.
Kurtarılacaktır
Kara bayrakların gölgesiyle
kararan yurt.
Sokulmayacaktır
bu devlete
gerilik, sömürü, kötülük.
Olacaktır
Bu devletin yüzü
Bağımsızlığa dönük,
Bağımsız olacaktır Adliye
Sömürülmeyecek
halk...
Tek adamın
Hükümranlığı
kalkacak.
Sorumlu olmayacaktır insan
öz gidişinden,
Ayrılacaktır ahret işi
Dünya işinden.
Ne zincir, ne yular, ne bağ!
Her yıl geçit törenlerinde
Yeni şarkılarla kutlanacak
Yeni çağ!
Ne hacıların kafataslarının kirli teknesinde
Küflenen
Çamaşırların
Küfü.
Ne türbe adakları
ne muska
ne üfürük
üfürü.
İç gömleği değişeektir
Beyinlerin.
Yeni ninnilerle
Emzirecektir
Doğanları
Diri tunç göğüsleri
Taze gelinlerin.
Yeni ağaç
Yeni filiz verecektir.
Ulus
Halifeliği
Bütün köhne temelsiz inançlarıyla
yere
sere
serecektir.
İlk iş
Doğudan batıya gidiş.
Bir öyle devlet kuracağız ki
demişti
Mustafa Kemal,
Tüm özgürlük
Tüm istiklâl,
Amerika'nın
Doğu Anadolu'da ektiği tohum
Yeşermeyecektir.
Ulus
Doğu topraklarında
Ermenistan'a
Tek karış
Vermeyecektir.
Ne Fransızın bayrağı Pozantı'da
Adana'da,
Ne İtalyan askerinin paslı süngüsü
Isparta Antalya'da
dikilecektir..
Tüm vatandan
İngiliz Amerikan
emperyalistleri
çekilecektir
Doğduk, doğuyoruz, doğacağız
Mutlak!
Ayakta ordu, ayakta halk!
Yunan sürülerini
Vatanın harimi ismetinde boğacağız?
Birinci İnönü
İkinci İnönü

Sakarya...
O Sakarya ki
Yunan saldırıları
Granit kayalara çarptıkça
köpüre köpüre kırıldı,
dalga dalga dalgalar.
Çekildi ordusu Konstantin'in
Eskişehir dolaylarına kadar
Yıl 1921
Eylül 19
Yeni bir rütbe verildi başkomutana:
Mareşal!
Gazi Mustafa Kemal...
Sakarya savaşında çekilen düşman
Eskişehir Kütahya...
Afyon doğusunda
kazdığı siperlerde
mıhlanmıştı.
O ne kavga
O ne cenkti
O ne şahlanıştı.
ey!
Büyük Zafer
30 Ağustos 1922
Geçti dokuz ay
Günlerce
Aylarca
Gerilerden çarıksız yaya yürüdük.
Sırtlarında mermi taşıdı nineler.
Düşmanın
Eskişehir Kütahya dolaylarında
kazdığı
siper
ler
ard arda çelik...
Tel örgülüydü.
Çantası çadırı erzağı
Topu tüfeği güllesi
Bin uçağı
Üç yüz bin erlik ordusu vardı
Ve
Mustafa Kemal'in askeri
Bu çelik tel örgüleri aşamaz
Bu siperlere giremez diyorlardı.
Ağustos 20
Yıl bin
dokuz
yüz
yirmi
iki...
Hava sıcaktan
Çatlayacak
Terli yağız bir at gibi.
Uçmak için ordular
Yekpare tunç bir kanat gibi
emir
beklemektedir.
Başkomutan
Konya üzerinden
Geldi ansızın
Habersiz
Birdenbire
Eskişehir'e.
Şimdi O
26 Ağustosta
Kocatepe'deydi.
Ankara onu şölende beklerken
O cephedeydi.
Gözlerini yumdu bir an
Dakikalar
Dakikaları
devirerek koşuyor.
Sanki bir soluyuşta
Kuş olup uçmuş ta
İzmir'e varmıştı.
Ordulardan önce O
Ordu olup
Orduları sarmıştı.
Şimdi O.
Kara derin uçurumlardan aşmak için
yaylanıyordu.
Mavi gözleri
Ateş mavisi bir kıvılcım gibi
yanıyordu.
Kayalar çatlayıp eriyerek
köpük köpük
köpürmedeydi,
Mustafa Kemal
Şimdi Kocatepe'den
Kadifekale'yi görmedeydi.
Gözlerini yumdu bir an
Unuttu her şeyi,
Unuttu genç kardeşi, yaşlı anneyi
Ve bir şey...
Ey...
Tutuşan gök
Yanan orman!
Yanan ormanda
yangından
kaçar gibi
kaçan
düşman!
Güneş
Bulutları perde perde, yavaş yavaş
Eritmek üzereydi.
Vakit yarı geceydi.
Vakit
henüz sabah.
Yıl
Bin
Dokuz
Yüz
Yirmi iki
26 Ağustos
Saat iki
Saat üç
beş
Beş buçuk.
Ve birden
Havada çelik çelik
şimşek çakar gibi...
Uğultular gibi
yerden,
Top sesleri
Yaylım ateş.
Yer inliyor
Gök inliyor ey
Bir anda toz bulutu her şey!
Ve birden
Fırladı Memetçikler
siper
ler
den.
Siper atlıyor siperden.
atlıyor
Memetçikler
Tel örgülerden..
Cephe yarıldı.
Yanlar sarıldı.
Bin kanat
On bin çelik kanatlı
yağız atlı...
Atların terli ıslak karınları
çatlıyor hızdan,
Ve tek ses duyuluyor
her ağızdan.
Kaçıyorlar kaçıyorlar kaçıyorlar
Kurt doludan kaçar gibi.
Uçar gibi
Tüfeksiz
Kaçıyorlar kaçıyorlar kaçıyorlar.
Çantasız
Çizmesiz
yalınayak.
Çatlayarak.
Ölülerin
üzerinden
atlayarak
kaçıyorlar.
Beriler
Geriler
Doğu, batı, kuzey, güney
Yanıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ALBayraK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 166



« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2010, 22:33:25 »

Birinci gün
Girdik ilk siperlere,
İkinci gün
Düşmanı ateş altında ezerek
şimale attık.
Sonra
Sağdan
soldan
sardık
sardık ordusunu
Yunan'ın.
Kartal kanatlı
20 bin atlı
Sarktı arkasına düşmanın.
O ne kızgın, ne kanlı savaş
Savaştı.
O ne uçan kol
bacak
ve baştı,
Tepeler, dağlar, ormanlar leş...
Aştık o gün
bütün
siperleri.
30 Ağustos
Düşman Uşak istikametinde kaçıyor.
(Ordular!
İlk hedefiniz!
Akdeniz!
ileri!)
İLERİ!
Ezildi Eskişehir dolaylarında
Son kalan kuvveti düşmanın,
En son ere dek.
Ezmek gerek!
dedik:
Batı Anadoluyu
temizledik.
Ne varsa sedye çadır
Ne varsa yiyecek giyecek
cephane
Mermi top tüfek
Hepsi meydanda.
Artık ne emir dinleyen var Yunan'da
ne kumanda..
Ve eylülün ikinci günü
Düşmanın başkumandanı
Bütün kurmayı generalleriyle
esir.
Trikopis şimdi
Güneş Mustafa Kemal'in
ayakları dibinde
yere serili bir kilimdir.

8 Eylül

4, 5, 6, 7, 8...
Döğüşe döğüşe
9 Eylülde İzmir'e girdik.
Bir bayrak indi bir bayrak çekildi
Savaşı bitirdik.
Eridi
200.000 kişilik ordu
Ve şimdi her köşede bucakta
Davullar çalınıyor
Zafer şarkıları çınlıyordu
Çınlıyordu.
Çınlıyordu.
Fadime
De ki nineme
Emeğini helâl etsin.
10 Eylül sabahı
Mustafa Kemal İzmir'e girerken
Ben
İstanbul yolunda
Bir İngiliz'in kurşunuyla
ölüyorum.
Ölüm bana acıyor,
Ben ölüme gülüyorum.
Haki
Ceketimin
Kül rengi gözleri
İki kurşun yarasıdır
Haki
Ceketimin
Kül rengi gözleri
Dirilişten önceki günlerin hatırasıdır.
Tığ oldu parmağımız
Göz ışığımız oldu ip.
Ben kaderimi dokudum
Mekik gibi gidip gelip.
Kemiklerimizle çattık bu toprağı
Harç oldu toprağa etim.
Eksikti bir karış yer
Onu doldurdu iskeletim.
Fadimem!
Ninemi sar,
Dilediğin ere var
Fadimem,
Çocuk doğur
Büyüt asker olana kadar.
Ve emzirirken ona de ki
Eğer
Günün birinde
Yurduna girerse
Emperyalist gavur,
ona vur!
Dövüş öl Memet gibi!
***
Nedime
Sana bu mektubu
İzmir'den yazıyorum,
İnsan ölmeyince ölmüyor,
Tek kolla kaldım emme,
Nedime
sağım.
Haftaya varmaz
orada olacağım.
Sen benim köyümde doğdun Nedime
Köyümün kadını seni emzirdi,
Üç yıl savaşta
Bir sen girdin düşüme
Bir de kara gözlerin girdi.
Baban
Bir kayısı ağacı dikti bahçene
Her sene
Yeni bakımlarla dileklerle
Kayısı büyüdü sen büyüdün.
Ve bir akşam
Dibinde bir söğüdün
buluştuk.
Elele tutuştuk
Ellerin değmiş gibi elime
elim yanıyor.
Gece oldu
Gölgeler saçların gibi yüzümde
Dalga dalga dalgalanıyor.
Tek kolla kaldım emme
Nedime
sağım.
Haftaya varmaz orada olacağım.
Kadınım olacaksın,
Başından dökeceğim
Avuçlayınca yıldızları.
Kadınım olacaksın
Sana çiçek
getirecek
Aynı sevinçle aynı dilekle
Aynı oyunu oynadığın
köyün kızları,
Tek kolla kaldım Nedime
emme
sağım.
Haftaya varmaz yanında olacağım
uzanıyor sana uzaktan
tek elim!
Selim!
TARİH DİYOR Kİ:
6 yüzyıllık Osmanlı saltanatı tarihte sönük bir iz bırakarak batmak üzereyken Türk milleti
içinden doğan büyük bir oğlunun, Mustafa Kemal'in yüksek aklı, sarsılmaz iradesi, eşsiz
kahramanlığı ile büyük bir iş yaptı. Yetmiş milyona varan halkı ile Alman imparatorluğu
düşmanlarına (yani bir emperyalist devlet diğer emperyalistlere) baş eğmiş onların her isteğini
yapmıştı. Avusturya Macaristan parça parça olmuş birer küçük devlet haline inmişti. Buralarda
halk içinden homurdansa da başını kaldırıp ses çıkaramıyordu.
Ve...
Halife sayılan padişahın büyük tanınan vezirlerinin hükûmet adamlarının hainlikleri korkaklıkları
rahatlarını sevmeleri yüzünden Osmanlı imparatorluğu parça parça olmuş, sönüp gitmişti. Ama
Türk milleti bu küçüklüğü üstüne almamış azlığına yorgunluğuna, bezginliğine, parasızlığına,
silâhsızlığına bakmayarak hem iç düşmanlara hem de dış düşmanlara karşı direnmiş, çalışmış
yoktan ordular var ederek çarpışmış ve sonunda alnı açık yüzü pak şerefine büyüklüğüne
yakışan zaferi kazanmıştı.
***
Kimimiz tek kolla kaldık
Kimimiz gömüldü toprağa.
Adımız öksüze kaldı
dula kaldı
Antep'te kurşun attık Fransıza.
Ne kara kurt
ne boz boğanın,
Ne halife,
bey:
ne ağanın;
Bizim bu vatan, bizimdir.
Üstünde gezenler bizim
Altında yatan bizimdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinden başka
Hiçbir makam
Ulusal mukadderata hâkim olamaz
Sultanlığın ilgası hakkındaki karar
Bozulamaz!
Ve şimdi
Dörtyüzyetmişbir yıllık
Makarrı saltanat
Dersaadetde
Vahidettin,
Mustafa Kemal'in
Ölümüne ferman ettiği,
Halklara halkları kırdırıp
Kurban ettiği
günleri yansıtıyordu.
Ölüm korkusu
İçinde bir gölge gibi uzayıp kısalıyor,
Ses olup
Yansıyordu.
Asılı görüyordu kendisini
Asım asım.
Yıl 1922
17 Kasım
Bendegan - cariyeler
Ve şehzadeleriyle beraber seferber.
Konuşmuyor tek kelime
Bakışlarında
Kara karga kanatlı bir duman
Ve kulaklarında bir çakal sesi.
Safıharp gemisi
Malaya
Doludan kaçar gibi
Malta'ya
Yol almada.
Deniz bir anda dolup boşalmada
Ve zatı akdesi hazreti hilafet penah
Padişah
Mehmet Vahidettin
Mezarda tabut
Tabutta cenaze gibidir
İçinde geminin...
Ne derse o olacaktır,
Sırmalı, nişanlı İngiliz amirali...
Ve o
Gözleri iki paslı at nalı
Yüreği mantarlaşmış
düşünüyor.
''Biz ki
Zatı akdesi hazreti hilafet penah!
Biz ki otuzaltıncı padişah!
Biz ki sultan ibni sultan,
Biz ki suya, buluta dur diyen
hakan...
Ve şimdi içi boş gemiler gibi
Sefer...''
Ve düşünüyor,
Düşünüyor o ürpertili
ürkek sığınmayı.
Düşünüyor
Daha dün
Titrek ellerle
Halife tuğrası basılan
arizayı.
Kuvvayı işgaliye başkomutanı
General Harrington
bu son
arizayı
Okudu
''(Artık kapanmıştır kitabımız.
Kendi elimizle imzaladık
Kendi hükmü idamımızı,
Cenabımız.
Milyonca Müslüman tebaya hükmeden
Koruyucu
Haşmetli İngiltere İmparatoru
Beşinci Jorja
sığınmışız.
Mustafa Kemal'in orduları yürüyor
Ecdadımın zaptı feth ettiği
Deraliyeye...
Sizden himaye.
Tanrı'dan ümit...
Vahidettin bin Abdülmecit.''
Ve o gün
İngiliz gemisi Malaya
Elmas saray gibi
ışıl ışıl yanıyordu.
Otuz altıncı Osmanlı padişahı
Karaya adım attı.
Üstünde
Muhteşem Britanya bayrağı dalgalanıyordu.
O ne yazdı
o ne yaz.
Günler beyazdı geceler beyaz.
(Türkiye Büyük Millet Meclisinden başka
Hiçbir makam
Milli mukadderata hâkim olamaz)
Ve O
Mecliste kürsüdedir.
Okunan
9 umdedir.
''Türkiye Büyük Millet Meclisinden başka
Hiçbir makam
Milli mukadderata hâkim olamaz''
O ne yazdı o ne yazdı o ne yaz
Günler beyazdı geceler beyaz..
Altı haftada
İstanbul ve çevresinden
Düşman çekilecektir.
Emperyalistin alaca bayrağı inip
Direklere
Türk bayrağı çekilecektir.
Ve ekimin ikinci cuma günü
Öyle hıncahınç kalabalık ki,
Beşiktaş'ın, Dolmabahçe'nin önü;
İğne atsan düşmeyecek yere..
Düşman gemileri
Casusları, askerî memurlarıyle
Mağlup ve münhezim
Açıldı açık denizlere
Şehirde çığlık çığlık sevinç
Rüzgâra çiçek savurmadadır.
Açıldı paslı kilit.
Çözüldü düğüm.
Ağızlarda yepyeni şarkılar
Yepyeni bir plâk gibi
Yeni musikilerle vurmadadır.
Gelinler sevinçlerinden ağlaşıyor
Sevinçlerinden oynuyorlar
Sarı sırma telleriyle.
Körlerin gözü dilsizlerin dili açıldı.
İhtiyarlar
Kurban üstüne koç kurban ediyor
titrek elleriyle.
Diriler ayakta ölüler ayaktadır,
Türk alayları İzmit üzerinden
İstanbul'a akmaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ALBayraK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 166



« Yanıtla #3 : 02 Şubat 2010, 22:39:48 »

İstanbul ey büyük ve ünlü şehir!
Ey padişahların binek taşı!
Ey gurbet elde Ferhat onbaşı
Ve dört yıllık esir.
O ne yaslı kahırlı günlerdi
o ne zor...
Ve işte şimdi
Atı üstünde genç generalleri
Tunç bakışlı erleri, subaylariyle
Türk ordusu şehre giriyor.
13 Ekim
Ankara başkent
Yıl 1923
13 Ekim
Köy şehir kent
ayaktadır.
En büyük en mutlu en güzel
Günü kutlamaktadır.
Vur be davulcu çal be çalgıcı çal:
Çal dinlesin taşlar ormanlar.
Çal doğuştan ölüme kadar çal!
Artık ne korku ne sömürü var.
İnsan sürünürdü bir zamanlar
Zindan sürekli kürek müebbet
Korkulu düşler görürdü insanlar:
Sultan, vezir, ölüm, polis, devlet.
Bizim için bu deniz bu ormanlar
Gök ağaç bizim için yeşerir.
Haydi bir mutluluk şarkısı Ahmet
Geçmişleri düşünmek elverir.
Yüzbir pare toplar atılıyor
Saat yirmiyi geçiyor otuz
Yıldızlar dökülüyor ayağına
Mustafa Kemal'i kutluyoruz.
Kutlu bir doğum ağrısiyle kurtuluyoruz
İçimizde kök verenden;
Şimdi ben,
Beni göğsünde emzirenden
Kilometrelerce uzaktayım.
Ve, ince saz kamışlarla yazılan
bir Kitapta
okur gibi
hatırlamaktayım,
Anamın çarşafiyle
babamın dua sesini,
Biz,
Yeni
tatların,
Yeni düşünüşlerin çocuğuyuz.
Daha söylemeden eskiyor
masallar,
ız-uz-ey!
Rakam! Rakam! Rakam!
En eski tarih
Benim kendi kafa koçanımdır.

Cumhuriyet
29 Ekim 1923

İlk adam
mavi gözlerle
baktı toprağa,
toprağın haritasını çizdi bayrağa,
Yedisinde kız çocuğum
hamur yoğurdu,
yetmişlik annem çocuk doğurdu
cephe için.
Ninem
saçına kına bağladığı bezle bağladı
kan akan dizlerimi...
Geçti çıplak rakamlariyle kavga yılları
elimden tuttular,
şehrin geniş stadlarında toplananlar için
bana şiir okuttular
yeni doğanlar alkışladılar sözlerimi,
ilk adam
mavi gözlerle
baktı toprağa,
toprağın haritasını çizdi bayrağa,
O yazdı alın yazımızı.
Ve bağırdık
bütün gücümüzle
Gök gibi açınca ağzımızı:
CUMHURİYET!
Toprak kabardı,
Bayrak dalgalandı,
Yeni seslerin adımlarıyla doldu yer.
İlk adam
mavi gözlerle
baktı toprağa,
toprağın haritasını çizdi bayrağa,
........ türküler ..........
CUMHURİYET!
ve sildi parça güneş dilimleriyle
sarayla sultan adını,
aydın eli
yeni dünyaya ilk gelenlerin...
29 Ekim
elele verin
çocuklar!
İnanıyorum ki yavrularım!
yarın,
yepyeni bir hayat süreceksiniz,
bizden aldıklarınızı
daha ilerilere götüreceksiniz.
ve doğanlar
böbürlenecek!
36 padişahın adını sayamamak,
fesi çarşafı başörtüyü tanımamak
cehaletiyle..
29 Ekim bu gün
el ele yürüyün
çocuklar!
Tuhaf! Tuhaf! Tuhaf!
Rakam! Rakam! Rakam!
En eski tarih
Benim kendi kafa koçanımdır.
Ey yeni çatıların
Temeline başlıyanlar!
Yılda dört doğuran koyunlarını
Yıldız sürüsü gibi önlerine katan çobanlar!
Ey, ışıklı pencere gibi
Geniş alımlı çocuklar;
Daha bir önceki anlar
Mısır'ın Ehramları gibi
Gözümde tarihleşiyor.
Ben miydim 0 9 yaşındaki çocuk,
Yoksa 500 yıl önceki
Enderun oğlanı mıydı ki,
''Padişahım çok yaşa!'' diye bağırıyordu?..
Tuhaf! Tuhaf! Tuhaf!
Rakam! Rakam! Rakam!
En eski tarih
Benim kendi kafa koçanımdır.
Yurdumun toprağında
Yeni türküler yeşeriyor
Köylerimin bağında
çocuklarım,
Yeni inanışların kütükleri
üzüm veriyor.
Yarına henüz doğanlar,
Yeni çatısında yeni dülgerlerin,
Yeni şarkılarla ip eğiren çobanlar,
Bir inkılâp müzesinde
Rik'a, çakşır ve fes gibi
Seyre gelecekler beni.
Yurdumun toprağında,
İlk adam ilk ses ilk haykırış gibi
yeni
türküler duyuluyor.
Çocuklar artık
Benim en taze eserimi
Yedi yedi vezni gibi bayağı,
Kırk başlı dev masallarından eski bulacaklar,
Ve Arap harfleriyle basılan şiirlerimi
Yedikule surlarında gezer gibi
okumağa koyulacaklar.
Torunlar,
Coğrafya yurt ve tarih derslerinde
dinlemeğe gelecek
parmaklarımda müstehaseleşen
saz semailerini, peşrevleri.
Ben altı bin sene geri,
onlar altı bin yıl ilerde,
ilk heykelin dikildiği
ilk şarkının dalgalandığı
ilk silâhların çatıldığı yerde,
iki ayrı milletten iki ayrı kimse kadar
yabancı hallerle
ve bir ana oğul sevgisiyle
selâmlaşacağız.
İnsanlar ey,
anne sütü gibi emdiği başak fikirleri
bereketli bir tohum gibi savurmadadır.
Açıl kilidim, açıl!
Yurdumun toprağında
yeni bir yürek
bir duyulmamış plâk gibi
yeni musikîlerle vurmadadır.
Yeni doğanlar onlar...
Ne mutludur onlara!
ki inkilâp tezgâhlarında hey,
yeni göklerin
mavi bezleri dokunuyor.
Ki mahalle mekteplerinde şimdi,
yeni bir dille yeni şarkılar okunuyor,
Rüzgâr!
Çocuklarımın üstünde gez!
Şarkılar!
Yıldızlara kadar uzanınız!
Ve temel bitti çatısına başladık.
Hava -ılık-kokuyor,
Havalarda dirilen canın
kokusunu alıyorum.
Yeni bir hendeseyle yeni tezgâhlar işlesin!
Hamuru biraz yuğur,
bir litre kan
biraz anne sütü kat!
İki damla mavi göz gibi
iki damla şey
ve uğur;
Hamuru biraz yuğur,
bir litre kan
biraz çam kokusu kat!
ve bir yudum
gülen insanların yüzündeki tat
İlk kutlu bayram ilk düğün gibi,
ve Sakarya
Dumlupınar,
hayat.
Şarkılar
bir yeşil yaprak ince bir salkım
üzüm oldular
..........ler
Yeni bir hendeseyle yeni tezgâhlar işlesin
Yeni beyne başla kimyager!
Yeni insan
aşkı çağları uzaklığı
başka ölçülerle sayacak.
Yeni adamdan doğanlar,
rık'a
Sultan ve çarşaf adına
peri padişahı masallarında bile raslamıyacak!
Hava -ılık- kokuyor,
Hava ayrılık kokuyor,
Havalarda dirilen canın
kokusunu alıyorum.
Yeni bir hendeseyle yeni tezgâhlar işlesin.
Bu ilk doğanın
yeni canlı göz bebeği
gülmeyi
Sakarya'da ilk ölen gibi
yurt sevgisinden öğrenmiş olmalıdır.
Yeni insanın
fildişinden ay yüreği
mavi gökler kadar geniş
annece sevgilerle dolmalıdır.
hamuru biraz yoğur!
Kına - sevgi
kan ve ses
ve uğur...
Ve bir majüskül yürek!..
Şarkılar,
bir yeşil yaprak, ince bir salkım üzüm oldular,
..........ler.
Erimiş ateşle kan karıştır;
ve kaş gibi ince fırçalarla
sür dudaklarına!
Gövdeye başla kimyager!
Eli Meçhul - askerin eline benzemelidir
ve ayakları Meçhul - askerin ayaklarına,
Gelinler,
sevinçlerinden ağlaşıyor,
sevinçlerinden oynaşıyorlar,
ince telleriyle.
En sevdiğim
bana mutlu sofralarda
kanı üstünde taze et yediriyor,
ve kaynak suyu içiriyor elleriyle.
Yeni - insan
aramızda
yeni şarkılarla
dolaşıyor.
Ona biz
yeni bir can üfledik;
İlk adam içimizde yaşıyor.
Yeni - insan
aramızda
yeni türkülerle
dolaşıyor.
Hava ılık kokuyor,
hava ayrılık kokuyor,
Havalarda dirilen canın
kokusunu alıyorum...

DERDİ Kİ
BİR İŞİ BİTİRMEDEN
NE SUSUZLUĞU DÜŞÜNÜRDÜ
NE YEMEĞİ.
SEVMEZDİ
İNANMADAN EMRETMEYİ
BÜTÜN HAREKETLERİ
EŞSİZ DERİN
DÜŞÜNCELERİNİN
ESERİYDİ.
O İÇİMİZDE
EN ÖNCE
EN İLERİYİ GÖREN BİRİYDİ.
DERDİ Kİ:
BAŞARMAK İÇİN
GELECEĞİ GÖRMEK.
VE
İMKÂN VE ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN
ÖDEVE KENDİNİ ADAMAK
GEREK
***
DERDİ Kİ
Devrimler
Gerçekleştirirken O:
(Halkevinin
Bilinçli ve aydınlık olması için
Beyinlerde yaşayan hurafelerin
İzini silmeli)
Ve ondan sonra
Düşünce ve vicdan özgürlüğünden
Bahsedilmeli)
Güneşe giden yolda
Tel örgüler aşılınca
Her adım insanı başarıya götürür.
DERDİ Kİ
(Bir işi nasıl başaracağımı düşünmeden
O işin engellerini düşünürüm
Engelleri kaldırınca
o iş yürür)
''Kör sağır dilsiz
Bütün kalabalıklarıyle
Çarıkları yeşil sarıklarıyle
Şeyh Sait irticaı hortladı
Yeniden fes giyilecek
Türbeler tekkeler açılacakmış.''
Dedikleri zaman
Dedi ki
''Sağlam çakıldı kazıklar
Çadır sökülmez.
Yüzyıllarca ellerde gezecektir
Elimizle yazdığımız kitap
Devrimlerin hedefini kavramış olanlar
Onları
Her zaman korumaya yeterlidir''
***
O AY
Kafasının tek düşüncesi vardı;
Hatay!
Dedi ki
Eğer Fransayla savaş olursa
¯-Olmaz a!¯-
Cumhurbaşkanlığından
Ve Meclis üyeliğinden çekilir,
Bir ferdi millet olarak
Arkadaşlarımla, inançlarımla beraber
Hataya girer,
Oradakilerle omuz omuza savaşırım
***
DERDİ Kİ
Biz
Hiç bir zaman
Verdiği karardan dönmüş insan değiliz!
Ona
Büyük zaferden sonra
Yürüyelim! dedikleri zaman
Selanik üstüne;
Hayır! dedi.
''Misakı Milli dışındadır Selanik...
Biz bu Misaka bağlıyız dedik.''
Ne post kaptırırız
Ne isteriz post;
Derdi ki
Düşmana düşmanız dosta dost.
Büyük zaferin
Yeşerip meyve verdiği yazdı,
Günün birinde
Bir hediye gönderilmişti
Kapalı sandık içinde.
Yunan Osmanlı harbini canlandıran
Kan
ve kavga kokan
Yağlı boya bir tablo.
Baktı hüzünle sonra nefretle
ve dedi ki O:
Kapatın kaldırın bu sandığı
tavan arasına.
Bakamazdı kimsenin yarasına.
Derdi ki:
''Ben bir tavuğun kesilmesine dayanamam;
Savaş meydanlarına gelince,
Cesetlerin üzerinden atlayarak giderim...
Savaş başka bir iş!
***
İdealistti.
Ama hayalci değil realistti.
Bir gün
Çankayadaki eski köşkte
Damdan
Sızan
Damlalara dalarak
Bir köşede koltuğuna gömülmüş,
İçli içli düşünüyordu.
Yağmur yağıyordu günlerden beri.
Bir el kapısını vurdu girdi içeri
elinde bir mektup.
Ve yaveri okudu
Bu
mektubu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ALBayraK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 166



« Yanıtla #4 : 02 Şubat 2010, 22:45:34 »

Bir eski Osmanlı paşası
''Sanremoda
Vahdettini gördüm'' diyordu
Mektubunda.
(Vahidettin
öyle bitkin
öyle üzgün ki...
Ve sizi hep
Saygılarla
Övgülerle
Anıyor.
Aylardır
Yardıma ihtiyacı vardır.
sanıyorum.
Size inanıyorum
inanıyor)
Mustafa Kemal
Başı pencereye çevrili,
Kirpikleri
Som altın kuşların kanadı gibi nemli
Dinliyordu
bu
mektubu...
Ve birden
Mavi pırlanta gözleri dolu
Dudakları titrek,
Derin derin iç çekerek
dedi ki:
''Nasıl yardım edilebilir,
Benim özel servetim yok
millet fakir.
Hem
Vatanda
Nice şehit yetimleri
Ve onun öksüz bıraktığı
Yoksul sakat çocuklar
var...''
Emretti:
¯Yine iç geçirerek¯
(Vesikadır, hıfzı gerek.)
Derdi ki:
''İnsan oğlunun sonu bilinmez,
Hiç birşeye
güvenilmez;
hayat budur
Dağ yıkılır
Deniz kurur
Yanar orman.
(Ölçülü olmak gerektir)
Her zaman''
***
Ne sömürmek
Ne sömürülmek isterdi,
(Dış siyasamız
İyi komşuluk,
Ulusların arasında iş birliği)
Derdi.
Derdi ki
''Gittikçe iyileşen dünyada
Mutlu dünya uluslarıyle bir arada
Daha mutlu olmak için
yarış gerek
Yurtta barış cihanda barış gerek!''
***
O kendisini değil
Kendisinin
kendisinden olan
ulusu
gök dolusu
severdi,
Kol kola
El ele
En güçlü mutlu günlere ereceğiz
derdi.
Ve derdi ki
Mutluluk gerçek olduğu gün,
beni düşünün!
***
O ki
Olmamak için bağımlı bölge,
Olmamak için
İngilizin Amerikanın
ayakları dibinde gölge,
Hür bağımsız bir ülke
özlemiyle savaştı.
O güneş gibi...
Göğümüzü ışıtan
ısıtan
sırma saçlı bir baştı.
Derdi ki:
İngiliz İtalyan Amerikan
Hangi devlet olursa olsun
Seni sömürmeye gelenin
Karşısında dimdik duracaksın.
Yedi canın olsa yedisini de verecek.
Emperyaliste kıyasıya vuracaksın.
***
Uyumazdı savaşta 3 gün 3 gece,
Derdi ki:
Uyandırın beni dalarsam,
gerekince.
Derdi ki:
İş uzar
Hayat kısalır,
Çocukluk okul zamanları
Nice yıllar alıyor.
Geriye ne kalıyor?
Çok eski günlerinden birinde
Erzurum Kongresinde sordular:
¯ Bu yol nereye çıkar
Cumhuriyet mi?
¯ Bunda şüphe mi var?
dedi.
Kaptırmazdı kendisini
Ne sevince ne kedere.
Derdi ki:
Son hedef demokrasidir.
Ne halife ne padişah
Kendimi adadım işçilere,
Köylü efendimizdir!
***
Çocukları candan sever:
Hem öyle yürekten,
Yanasıya yakılasıya severdi ki...
Derdi ki:
¯ İyi ki çocuğum yok!
Olsaydı
Ve günün birinde ölseydi
Nasıl dayanırdım?
***
Hayvanları severdi,
Hele atı çok.
Ruama tutulmuştu atı.
Haber
Verdiler,
Öldüreceklerdi bu atı...
Yanına sokulan ölebilirdi...
Ve O ölümden ürkmeksizin
sokuldu ata...
Okşahı bal renkli tüylerini atın.
Büyük yürekli ata!
Derdi ki
Çocuk ve at...
Uçsuz bucaksız sevgidir hayat...
***
Halkıyla konuşmayı sever,
Dertleşir tartışır güreşirdi.
Derdi ki
Ben devletin başında Reisicumhur,
Cephede Baş Komutanım...
Ve bunun dışında ben
Halkımla aynı haklara sahip
Halkımın emrinde insanım...
***
Son aylarıydı artık onun.
Istıraplı çile çile,
sızım sızım,
geçiyordu
günleri
Savarona'da.
Hep aynı koltukta
Aynı gök, aynı deniz.
Ve çok eski anılar
İçinde canlanıp
İçinde yürüyordu
Gölge gölge
yavaş yavaş
sessiz...
(Birinci devreyi bitirmişiz
Hastalığın ikinci devresine girmişiz)
dedi.
Artık O,
Güçlükle kalkıyor
Güçlükle oturuyordu.
Ve çileli bahtsız koltuğunda başı,
Bir türlü batmak istemeyen
Sarı altın güneş gibi
Duruyordu.
Gök yasta
Toprak yasta
Sular yasta
Halklar üzüntüdeydi.
Ve ölüm
Belki son soluktan da yakın
En katil
En affedilmez şeydi.
Ve o haliyle
(Üzülmeyin)
Diyordu
Ayrı ayrı bakarak
Baş ucunda diz çökenlerin her birine,
Diyordu ki
(Doktorların bütün dediklerini
Getiriyorum yerine)
10 Kasım 1938
10 Kasım 1938...
O sabah
Gök karardı birdenbire
Kuşlar kanat çırptı,
Yaprakları döküldü ağaçların.
O sabah
En acı ağıtını okudu felek.
Bir acı ağıt ki,
Dolaştı yeryüzünü
Doğudan batıya
Kuzeyden güneye dek.
Bir acı ağıt ki,
Toprak kulak verdi
Sular ürperdi
İç geçirerek...
O ki ölmez olandı,
Mustafa Kemal'di adı.
Son kere çaldı kapısını ölüm,
Başı düştü yastığa
Ve kalkmadı.
Yıl 1938
Kasım 10.
Dokuzu beş geçiyor saat.
Ve o Kocatepe'de
Bir çadırdan bir çadıra geçer gibi
Rahat
Ve cesur
Öldü..
Ölüm şekil değiştirmektir
Bir başka dünyaya girmektir
Yeni bir hayat
Yeni bir davranıştır ölüm,
Öldü.
Ölüm üç kez çalar kapıyı:
Birincide sağır
İkincide kör
Üçüncüde dilsiz.
Ölüm
Bir gölge gibi dolaştı baş ucunda
Gövdesiz ayaksız elsiz.
Öldü..
Son kere çaldı kapısını ölüm,
Başı düştü yastığa
Ve kalkmadı.
Mustafa Kemal'di adı.
Ölüm yeni bir canlanıştır,
Yepyeni bir hayat.
Yıl 1938
Kasım 10
9'u beş geçiyor saat.
Öldü.
Hiçbir ölüme
Böylesine yanmadık.
İnanılmazdı, inanmadık.
Öldü.
Yıl 1938
Kasım 10
9'u beş geçiyor saat
Ve o bir tepeden
Bir tepeye uçar gibi
Rahat
Öldü.
Ölüm yeni bir canlanıştır,
Yeni bir hayat;
Ölmedi,
Ölmez...
Bir ulu yeşil ağaçtı
Yaprağı dökülmez..
Kırılmaz parçalanmaz bükülmez...
Ölüm maddeyi terkedip
Anılarda yaşamaktır.
Mustafa Kemal ölmedi
Ölmedi.
Ölmedin Atam, her an
İçimizde bitmeyen saygı, sonsuz muhabbetsin1
Andederiz ki eserin ölmeyecek!
Saflar çözülmeyecek!
Sesimizde ses,
Gözümüzde göz,
Her adımımızda hareketsin!
Ve DEMİŞTİ Kİ
(Ey
Türk gençliği
Birinci ödevin
Türk bağımsızlığını
Türk Cumhuriyetini,
sonuna dek
Korumaktır.)
İlerde
Dışarda içerde
Seni bu tek temelden
yoksun etmek isteyenler olacaktır.
Bir gün
Özgürlüğünü
Ve cumhuriyeti
Koruman gerekirse
Vazifeye atılmak için
İçinde bulunduğun şartlar
ne olursa olsun
düşünme
bu şartları!
Özgürlük ve cumhuriyetine
kıymak isteyecek olanlar
düşmanlar
görülmemiş
bir üstünlüğün
mümessili
olabilir.
Aziz vatanın bütün kaleleri
hileyle
zaptedilmiş,
tersanelerine girilmiş
Ve memleket
Bilfiil işgal edilmiş
olabilir.
Ve en kötüsü en acısı
Memlekette iktidara sahip olanlar
Gaflet, dalalet ve hiyanet içinde
Aldatılmış
Satılmış
olabilir.
Hatta
İktidar sahipleri
Özel çıkarlarını
yabancılarla
birleştirmiş
olabilir.
Ve sen ey
Türk geleceğinin evlâdı
Bu şartlar içinde dahi
Eğilme
atıl
vuruş.
ve vur.
Gerekli kudret
Damarlarındaki kanda
mevcuttur!
İşte Türk Genci, Türk Gençliği
''Türk genci inkilâpların ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna
herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve inkılâpları benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük
veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, ordusu vardır,
adliyesi vardır demeyecektir. Hemen mücadele edecektir. Ve kendi eserini koruyacaktır. Polis
gelecektir, asıl suçluları bırakıp asıl suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç ''Polis, henüz inkılâp
ve cumhuriyetin polisi değildir'' diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu
mahkûm edecektir. gene düşünecek, ''Demek adliyeyi de ıslah etmek, rejime göre düzenlemek
lâzım'' diyecek. Onu hapse atacaklar, kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber, meclise
telgraf yağdırıp haklı ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını, kayırılmasını
istemeyecektir. Diyecek ki; ''ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde
haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri
düzeltmek benim vazifemdir.''
''İşte benim anladığım Türk genci, Türk gençliği.''
Kanımın
25 tirilyon
yuvarlağı
Yalnız bu türlü görünecek,
Camı altında
Biri yüz büyülten adesenin
Yaratıcı ünlü mimar
Bu adın çizgisinden çıkaracak
yeni çizgilerini
hendesenin.
Torunlar,
Onu görmüş olan en son ihtiyarı;
bayrak ve türkü ve defne dallarıyla
görmeye geldiği zaman,
devrin büyük şarkıcıları
Bu kıvrılışı bulacak
Kına toprak ve kan kokan seslerinde
şarkıların;
Ve gülerken bu türlü gerilecek,
Mavi gözlerinin sinirleri,
Onu görmüş olan en son ihtiyarın.
Taaaa
20000 rakam sonra
Kafamızın yeni us dokumasını
Yeni bilgilerle araştırırken çocuklarımız,
- Eski teşrih masasında -
Beynimizin her girinti çıkıntısında
Biz bu imzaya raslayacağız.
Ve nabzını
Taze dullarla anne gelinlerin
Biz ondan gelme ölçülerle sayacağız.
C'in
Kültür Hizmeti
Atatürk
c Atatürk'ün Yazdığı Yurttaşlık Bilgileri
Bülent Tanör
c Kurtuluş (Türkiye 1918-1923)
c Kuruluş (Türkiye 1920 Sonraları)
Prof. Dr. Sina Akşin
c Ana Çizgileriyle Türkiye'nin Yakın Tarihi I-II
Prof. Dr. Macit Gökberk
c Aydınlanma Felsefesi, Devrimler ve Atatürk
Yunus Nadi
c Türkiye'yi Sokakta Bulmadık
Falih Rıfkı Atay
c Baş Veren İnkılapçı (Ali Suavi)
Bâki Öz
c Kurtuluş Savaşı'nda Alevi-Bektaşiler
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya
c Devrim Hareketleri İçinde Atatürkçülük
Sabahattin Selek
c Milli Mücadele (Büyük Taarruz'dan İzmir'e)
İsmail Arar
c Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı
Prof. Dr. Niyazi Berkes
c 200 Yıldır Neden Bocalıyoruz I-II
Ceyhun Atuf Kansu
c Devrimcinin Takvimi
Paul Dumont-François Georgeon
c Bir İmparatorluğun Ölümü (1908-1923)
Ali Fuat Cebesoy
c Sınıf Arkadaşım Atatürk I-II
Abdi İpekçi
c İnönü Atatürk'ü Anlatıyor
Paul Dumont
c Atatürk'ün Yazdığı Tarih: Söylev
Kılıç Ali
c İstiklâl Mahkemesi Hatıraları
Prof. Dr. Niyazi Berkes
c Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler I-II
S. İ. Aralov
c Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları I-II
Sabahattin Selek
c İsmet İnönü'nün Hatıraları
Nurer Uğurlu
c Atatürk'ün Yazdığı Geometri Kılavuzu
George Duhamel
c Yeni Türkiye Bir Batı Devleti
Bülent Tanör
c Türkiye'de Yerel Kongre İktidarları
Prof. Dr. Suna Kili
c Atatürk Devrimi-Bir Çağdaşlaşma Modeli
Falih Rıfkı Atay
c Atatürk'ün Bana Anlattıkları
Reşit Ülker
c Atatürk'ün Bursa Nutku
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya
c İslamcılık Cereyanı I-II-III
M. Şakir Ülkütaşır
c Atatürk ve Harf Devrimi
Kılıç Ali
c Atatürk'ün Hususiyetleri
Mustafa Kemal
c Anafartalar Hatıraları
Ecvet Güresin
c 31 Mart İsyanı
Doğan Avcıoğlu
c 31 Mart'ta Yabancı Parmağı
Metin Toker
c Şeyh Sait ve İsyanı
Süleyman Edip Balkır
c Eski Bir Öğretmenin Anıları
Yunus Nadi
c Birinci Büyük Millet Meclisi
Kemal Sülker
c Dünyada ve Türkiye'de İşçi Sınıfının Doğuşu
Prof. Dr. Neda Armaner
c İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nurculuk
Fazıl Hüsnü Dağlarca
c Destanlarda Atatürk / 19 Mayıs Destanı
Yunus Nadi
c Mustafa Kemal Paşa Samsun'da
İsmet Zeki Eyuboğlu
c İrticanın Ayak Sesleri
Nuri Conker
c Zâbit ve Kumandan
Mustafa Kemal
c Zâbit ve Kumandan ile Hasbihal
İsmet Zeki Eyuboğlu
c İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendilik
Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur
c Ermeni Meselesi I-II
Talât Paşa
c Hatıralar
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya
c Hürriyet'in İlanı
İsmet İnönü
c Lozan Antlaşması I-II
Sami N. Özerdim
c Yazı Devriminin Öyküsü
Nurer Uğurlu
c Atatürk'ün Askerlikle İlgili Kitapları
c Atatürk'ün Askerlikle İlgili Çeviri Kitapları
Halide Edip Adıvar
c Türkün Ateşle İmtihanı I-II-III

Prof. Dr. Muammer Aksoy
c Atatürk ve Tam Bağımsızlık
Prof. Dr. Şerafettin Turan
c Atatürk ve Ulusal Dil
Johannes Glasneck
c Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye I-II-III
İsmet İnönü
c Cumhuriyet'in İlk Yılları I-II
Gâzi Mustafa Kemal
c Yarın Cumhuriyet'i İlan Edeceğiz (Nutuk'tan)
c Yarın Cumhuriyet'i İlan Edeceğiz (Söylev'den)
Fazıl Hüsnü Dağlarca
c Gâzi Mustafa Kemal Atatürk
Eylemde/10 Kasımlarda
Ruşen Eşref Ünaydın
c Atatürk'ü Özleyiş I-II
Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil
c Atatürk'ü Anlamak ve Tamamlamak
Prof. Dr. A. Afetinan
c M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım
Falih Rıfkı Atay
c Zeytindağı
Prof. Dr. Suat Sinanoğlu
c Türk Hümanizmi I-II-III
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya
c Batılılaşma Hareketleri I-II
Charles N. Sherrill
c Bir ABD Büyükelçisinin Türkiye
Hatıraları/Mustafa Kemal I-II
İsmet Zeki Eyuboğlu
c Karanlığın Ayak Sesleri / Kadirilik
Dr. Bernard Caporal
c Kemalizmde ve Kemalizm Sonrasında
Türk Kadını I-II
Dr. Bernard Caporal - Neşe Doster
c Kemalizmde ve Kemalizm Sonrasında
Türk Kadını III - Kronoloji
Ruşen Eşref Ünaydın
c Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat
Kurt Steinhaus
c Atatürk Devrimi Sosyolojisi I-II
Bahir Mazhar Erüreten
c Türkiye Cumhuriyeti Devrim Yasaları
Sabahattin Eyuboğlu
c Köy Enstitüleri Üzerine
Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu
c İlk Meclis
Prof. Dr. A. Afetinan
c M. Kemal Atatürk'ün Karlsbad Hatıraları
Yunus Nadi
c Cumhuriyet Yolunda
Falih Rıfkı Atay
c Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri ve 19 Mayıs
Gâzi Mustafa Kemal
c 1919 Yılının Mayısının 19'uncu Günü Samsun'a Çıktım
Nadir Nadi
c 27 Mayıs'tan 12 Mart'a
Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur
c Balkan Savaşları / Birinci Balkan Savaşı I-II-III
Tayfur Sökmen
c Hatay'ın Kurtuluşu İçin Harcanan Çabalar
Dr. Abdurrahman Melek
c Hatay Nasıl Kurtuldu
Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur
c Balkan Savaşları / İkinci Balkan Savaşı I-II
Gâzi Mustafa Kemal
c Erzurum Kongresi
Sabahattin Selek
c Millî Mücadele (Erzurum'da Gergin Günler)
Yaşar Nabi
c Balkanlar ve Türklük I-II
Ceyhun Atuf Kansu
c Bağımsızlık Gülü
General Fahri Belen
c Büyük Türk Zaferi (Afyon'dan İzmir'e Kadar)
Gâzi Mustafa Kemal
c Sivas Kongresi I-II-III-IV
Doç. Dr. Suat Yakup Baydur
c Dil ve Kültür
Kadriye Hüseyin
c Mukaddes Ankara'dan Mektuplar
Berthe Georges-Gaulis
c Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk Milliyetçiliği
Ord. Prof. Enver Ziya Karal
c Tanzimat-ı Hayriye Devri
Falih Rıfkı Atay
c Çankaya I-II-III-IV-V
Liman von Sanders
c Türkiye'de Beş Yıl I-II-III
İsmet İnönü
c Hatıralar (Birinci Dünya Harbi)
Arnold J. Toynbee
c Türkiye I-II-III - Bir Devletin Yeniden Doğuşu
İlhami Bekir
c Altın Destan Mustafa Kemal Atatürk I
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.153 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.