Türkeş ve Atsızın yol ayrımı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 15:21:31


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkeş ve Atsızın yol ayrımı  (Okunma Sayısı 36455 defa)
0 Üye ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Açina Tomris
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 167



« : 10 Haziran 2015, 13:08:31 »


Alparslan Türkeş'in İslamcı politikalarını artırması sonucunda Nihal Atsız"senin peygamberin bu kapıdan içeri giremez" diyerek parti politikasına dinin katılmaması gerektiğini savunmuş sonrasında da yerini bulmuş ve partiden uzaklaştırılmıştır.
Asıl anlaşmazlık 3 mayıs 1944'teki Türkçülük-Turancılık olaylarına dayanır. ülkenin önde gelen Türkçüleri tutuklanıp tabutluklara ve zindanlara konulur. Alparslan Türkeş o zamanlar orduda subaydır. Alparslan Türkeş'in Nihal Atsız'a yazdığı mektuplar Nihal Atsız'ın evinde bulunur. Gerek Hüseyin Nihal Atsız, gerekse Necdet Sançar gibi Türkçülük-Turancılık davasının mağdurları mahkemeye "bu davadan dönmeyiz" diyerek kararlılıklarını ortaya koymuştur. Alparslan Türkeş ise yazdığı mektuplardan dolayı pişman olduğunu, bir daha Türkçü-Turancı akımda yer almayacağını mahkemeye beyan etmiştir.
İkinci sebep ise Mhp'nin kuruluşunda patlak vermiştir. 1969 yılında Cmkp değişerek Mhp'ye çevrilmiştir. O yıl Mhp'nin ilk genel kongresinin yapıldığı Adana'da, partinin başkanlığına iki aday vardır; Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş. Atsızcılar kongre salonuna sarkık bıyıkları, başlarında börkleriyle gelerek kımız içerler, Türkçü-Turancı sloganlar atarlar, Türkçü pankartlar açarlar.
Buna nazaran Türkeş'in yandaşları Türk-İslam sentezini benimsemiş kişilerdir. Onların sloganları da bellidir; Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman.
Gel gelelim kongre biter, Alparslan Türkeş genel başkanlığa seçilir. Seçilmesiyle beraber partinin amblemi Tanrı Dağı'nda uluyan kurt sembolünden üç hilale çevrilir. Partinin programı Türk-İslam sentezi olarak benimsenir. Nihal Atsız bunun üzerine Alparslan Türkeş'e "Yallah! Sen git Arap develerine bin." der. Kongre çıkışında da yaptığı açıklamada "Mhp'de Allah Tanrıyı kovdu." diye beyanat verir.
Cumhuriyetin kurulması ve çok partili yaşama geçiş süreciyle birlikte, kendisini ifade olanağı bulan Ülkücü Hareket, önemli iki fikir adamının 60'lardan itibaren birbirlerinden ayrılan noktalarını gözlemlemiştir.
Atsız'ın Orkun dergisindeki Türk milletine çağrı başlıklı yazısında, 9 maddede ele aldığı düşünce yapısı, 3 yıl sonra 65 de kurulan Ckmp manifestosundaki 9 Işıkla büyük ölçüde benzerdir. Ne var ki, Atsızın olmazsa olmaz dediği Türkçülük, Türkeş'le birlikte milliyetçiliğe evrim göstermiştir. Atsız'ın, arınmış Türkçecilik ve Türkçede sadelik konusuna atıf yapan diğer maddeleri, Türkeş'in programında kendisine yer bulmamıştır. Türkeş daha çok köylü kavramına eğilmiştir. Zaten partisinin adındaki "k" harfi de, köylü sözcüğünün kısaltılmışıdır.
Aslına bakarsanız, 2 düşünürün de yokladığı 9 madde, Türklükte öteden beri kendisine yer edinmiş 9 rakamını yakalamak için biraz şişirilmiştir. Öte yandan, olağanca farklılıklarına karşın, iki adamın ele aldıkları şeyler, doğrudan doğruya aynı paraleldedir ve ikisi de aynı ülkünün evlatlarıdırlar. Ne var ki Türkeş bu işe İslamcılık çizgisini de ekledi ve film koptu. Atsızın hedeflediği katışıkşız laisizme yakın demokratik kitleler, ümmet paradigmasına doğru eksen kayması yaşadı. Bu seküler Türkçü doku, İslamcı çıtanın boyunduruğuna tabii oldu.
Ülkücü Hareket ve Alparslan Türkeş, hareketin ortaya çıkışından bir süre sonra "Türk İslam" çizgisini benimsedi. Atsız ise, herkesin bildiği gibi "İlla bir dine inanacak isem, atalarımın Gök Tengri'si bana yeter." diyen biriydi.
Ülkücüler de; artık atalarının Gök Tengri'sine inanan çizgiden, Müslüman Türk çizgisine kaydı. Bu durum da, Atsız ile Alparslan Türkeş'i mecburen birbirinden ayırdı...
TÜRKEŞ BAŞBUĞ MUDUR ?
Türkeş, eski Milli Birlik Komitesi (27 Mayısçılar) üyesi 14′lerden 9 arkadaşı ile 1964 yılında CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) kongresinde bu partiye katıldı.
1965 yılında genel başkan oldu.
1967 KURULTAYI
Kasım 1967 tarihindeki kurultayda Türkeş, komünizmi baş düşman ilan etti. Türkeş’e “başbuğ” ünvanı verildi.
CKMP “kışla gibi” bir partiye dönüşmüştü. Hitap tarzı “albayım binbaşım..” şeklindeydi.Osman Bölükbaşı, gazetecilere “CKMP’de kılıç şakırtısından, çizme gıcırtısından binaya girmek bile mümkün olmuyor” diyordu.
*
Türkiye, kan ve ateş çemberinin içinden geçiyordu. Çatışmalar, üniversitelerden liselere ve sokak aralarına kadar sıçramıştı. Artık pek çok şehirde geceleri silah ve bomba seslerinden uyumak imkansızdı. Ülkenin dört bir yanında oluşturulmuş “kurtarılmış bölgelerin” sayısı, her geçen gün daha da artıyordu. Halk birbirine düşman olmuştu... Köyler ve mahalleler ikiye ayrılmıştı.
MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 1980 yılının mart ayında Ali Güngör ve Selahattin Baysal’ı yanına çağırttı. Muhtemel bir dinlemeye karşı gerekli tedbirleri aldı. Odadaki radyonun sesini açtı. Kısık bir sesle konuşmaya başladı...
“Türkiye iyiye gitmiyor oğlum” dedi:
- Partimizin Genel Merkezi’ne kadar saldırıp, arkadaşlarımızı şehit eden Marksistler, artık iyice azgınlaştılar. Büyük bir ihtimalle iç savaşa doğru sürükleniyoruz. Allah göstermesin, Türkiye bir iç savaşa giderse, bizim hazırlığımız yok. Gafil avlanmamalıyız. Sizlerden, buna yönelik bir yapı oluşturmanızı istiyorum.
İLLER BAZINDA LİDER KADRO
”Ali Güngör ve Selahattin Baysal, Türkeş’in yanından ayrıldılar. Sırtlarına son derece ağır bir yük binmişti. Hiç vakit kaybetmeden, büyük bir gizlilik içinde çalışmalara başladılar. Önce, listeler üzerinde yoğunlaştılar. Türkiye çapında “test edilmiş ve güvenilir” isimleri birer birer tesbit ettiler.
Ardından, onların içinden askerliğini komando olarak yapan üniversite mezunlarını ayırdılar. İkinci bir eleme daha yaptılar. Her ilden bir isim belirlediler. Bu isimler, tek tek Ankara’ya çağrıldı. Hiç biri Ankara’ya neden geldiğini bilmiyordu. Teşkilât emir vermiş, kendilerine “gel” denilmişti. Ülkücü Hareket içinde teşkilâtın kararları tartışılmaz, yerine getirilirdi.
MHP’nin üzerine bütün gücüyle yüklenmesine ve kurulan işkencehanelere rağmen bu yapı çözülemedi. Eğer bu yazı dizisi hazırlanmasaydı, Türkeş’in “Gizli Ordusu”ndan kimsenin haberi olmayacaktı. Sakın yanlış anlaşılmasın, Türkeş’in Gizli Ordusu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kurulmamıştı.
Hedef, silâhlı Marksist-Leninist militanlardı. Türk Ordusu’na karşı direnmesi gibi bir düşünce, akıllardan bile geçmiyordu. Üstelik, Alparslan Türkeş, Ordu’nun yönetime el koymasını istiyordu. 12 Eylül 1980 ihtilâli’nden bir süre önce düzenlediği basın toplantısında Türk Silâhlı Kuvvetleri’ni, açık açık göreve davet etmişti:
- Türkiye bir iç savaşa doğru gidiyor. Ordu müdahale etsin. Alınan karar, Ankara’da kendilerine tebliğ edildi. Bütün bu çalışmalar, özellikle Ülkücü teşkilâtların dışında yapıldı. Teşkilâtın dışında ayrı bir yapı oluşturulmaya çalışıldı. İl sorumluları, Mustafa Aydın’ın bürosunda Türk Bayrağı, silâh ve Kur’an üzerine yemin ederek göreve başladılar. Böylece, Türkeş’in “Gizli Ordusu”nun çekirdek kadrosu oluştu.
Herkes bölgesinde gerekli hazırlıkları yapacaktı. Ancak, sürdürülen çalışmanın hiç bir aşamasında kalem ve kâğıt kullanılmayacaktı. Teşkilât şeması, isimler ve kullanılacak teçhizat, sadece beyinlere yazılacaktı.
Bu çalışma, öylesine gizlilik içinde yürütülüyordu ki, bürosu kullanılan Mustafa Aydın bile tam olarak neler olduğunu bilemiyordu. iç savaşa yönelik hazırlıklarda iller bazında “lider kadro” büyük ölçüde tamamlandı. Ancak, bu yapı bir güç olarak tam anlamıyla oluşturulamadı. MHP, daha işin başındayken ordu yönetime el koydu, 12 Eylül 1980 ihtilâli gerçekleştirildi. ihtilal, birkaç ay daha gecikseydi, durum çok farklı olacaktı. MHP, belki de o kadar yara almayacaktı.
Çünkü, “Gizli Ordu” ittihat-Terakki tipi bir örgütlenmeye dayanıyordu. Son derece güçlü bir yapısı vardı. Teşkilât yapısının ise, çözülmesi mümkün değildi. Nitekim, askerî yönetimin, Kuvvetleri, en ağır darbelerden birini MHP’ye vurdu.
Eğer bu ordu tam olarak oluşturulabilseydi, ihtilâlin ardından görevin tanımı değişecekti. Farklı bir yapıya bürünecek, ihtilâl döneminde bile Ülkücü Hareket’in zinde kalmasını sağlamak için mücadele verecekti.
TÜRKEŞ'İN İKİNCİ ORDUSU
Alparslan Türkeş, işini şansa bırakmayan bir liderdi. Yıllarca Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde kurmay subaylık yapmıştı. 1944 yılında “Irkçılık-Turancılık Davası”nda tutuklanıp, tabutluklara konulmuştu. 27 Mayıs 1960 ihtilâli’nin içinde yer almıştı. Ardından, Yeni Delhi’ye sürgüne gönderilmişti. Fırtınalı bir hayatın içinde tecrübelerle yoğrulmuştu. Her türlü ihtimali hesap etti. Sadece Ali Güngör ve Selahattin Baysal’a görev vermekle yetinmedi. İç savaş için örgütlenirken, birbirinden habersiz iki ayrı yapı oluşturma yoluna gitti.
Biri deşifre olursa, diğeri ayakta kalmalıydı. O günlerde Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu’nu da çağırdı. O’na da gerekli talimatları verdi:
- Türkiye, istenmeyen bir iç savaşa doğru sürükleniyor.Gerekli tedbirleri alın. Görev senin omuzlarında. Bu arada, MHP’nin yan kuruluşlarından Milliyetçi işçi Sendikaları devreye sokuldu. Türkeş, MİSK Genel Başkanı Mete Beşen’den, Anadolu’nun savunma için uygun bir bölgesinde, büyük bir çiftlik satın almasını istedi. Muhtemel bir iç savaş halinde bu çiftlik “komuta karargâhı” olarak kullanılabilecekti.
GELELİM "RÜZGAR BİRLİĞİ"NE
Rüzgâr Birliği , Karabağ Savaşı sırasında Alparslan Türkeş'in talimatıyla, Turancılık fikrini bütün Türki cumhuriyetlere yayacak ve Azerbaycan'da yeni ordunun çekirdeğini oluşturacak gönüllü ülkücüleri yetiştirmek için Azerbaycan'da kamp kuruldu ve bu kamp Türkeş tarafından "Rüzgâr" olarak adlandırıldı.
Rüzgar Kampı'nda askeri ve siyasi eğitim verildi. Askeri eğitimi Özel Kuvvetler Komutanlığı emrinde çalışmış ve ordudan ayrıldıktan sonra Günaydın gazetesinin Ankara bürosunda güvenlik şefi olarak çalışıyor hava astsubayı Hamit İlbey (yayınlarda "Hamit Hoca" diye anıldı) tarafından, siyasi eğitimi ise Attila Kaya, Ülkü Ocakları Başkanı İrfan Özcan ve bazı ülkücüler tarafından verildi.
Eski Tovuz Emniyet Müdürü Yarbay Novruz Hasan Bozalganlı, 'Şah Mat' adlı eserinde kampta eğitimi görecek 2000 kadronun 500'ünün Türkiye'den gönderilmesi, ve 1500'ü ise Azerbaycan Halk Cephesi ve ve Müsavat partilerinden katılması planlandığını yazmaktadır.
Birliğin adı ilk zamanlarda 'Bozkurt Birliği' olarak düşünüldüyse de rüzgar gibi hızlı ve güçlü elemanlardan oluşmasından mütevellit adı 'Rüzgar Birliği' olarak belirlendi. Birliğin tüm ihtiyaçları ile yakinen ilgilenip adeta bir kurmay edasıyla yönetimi elinde tutan Alparslan Türkeş aynı zamanda bu birliğin flamasını kendi çizmiştir.
Bu birlik direkt olarak ermeni milislerle savaştığı gibi Azerbeycan'da halkı bilinçlendirme ve askeri eğitme görevlerini de başarıyla yürüterek savaşın kaderini değiştirme yönünde önemli adımlar atmışlardır. Ancak o dönemde basiret sahibi hükümet ve cumhurbaşkanı bulunmadığı için tim 1994 yılında Alparslan Türkeş'e yapılan baskılar sonucunda feshedilmiştir.Anlayacağınız Haydar Aliyev'in ve ülkemizdeki hükümetin ayak oyunları sonucu fesh edilmiştir. Birliğin feshedilmesini sağlayan bu gizli emirden sonra tim Azerbaycan'dan çekilmiş ve Azeri halkı ermeniler karşısında bozguna uğramıştır.
Ayrıca çoğunluğu ülkücülerden oluşan ve bizzat Alparslan Türkeş'e yakın kişilerden oluşan bu birlikte hali hazırda görevde bulunan askerlerde tim ile birlikte hareket ettikleri için görevlerinden istifa etmek zorunda bırakılmışlardır.
PEKİ BAŞBUĞ NEDİR ? KİME DENİR ?
1.Eski Türklerde baş, başkan, komutan.
2.Osmanlı İmparatorluğu'nda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.
3.Osmanlılarda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşan birliğin ya da milis güçlerinin komutanı.
4.Devlete karşı ayaklananların başı.
5.Baş kumandan, hükümdar, başkan. 2. Osmanlı Devletinde savaş zamanı orduya kumanda eden kimse.
6.Başkumandan, hükümdar. - eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar.
7.Osmanlı devrinde başıbozuk veya akıncı kuvvetlerinin kumandanı vb.


Bu yazıyı bir arkadaşım yazmıstır, sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir gün sabrın tükenir silahını kapınca, haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına.
-ATSIZ.
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.935


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 10 Haziran 2015, 13:49:31 »

Bu yazı ülkü ocakları.com da bir zamanlar yayınlanmıştı, Hüseyin Feyzullahı yükseğe taşıma amaçlıdır ve sadece Türk gençlerinin kanını emerek beslenen, Türk islam sentezciliğini siyasi platforma taşıyarak bir yer edinme uğraşı verenlerin, Türkeş gibi kişilerin sanki bir marifetleri varmış gibi işte böyle propaganda ile şahsiyetlerinin artırılması amaçlanmaktadır.

Kaale alınacak bir yazı değildir!

Başbuğ yoktan var eden demektir (devlet, bayrak, vatan), ne ordusu ne komutanı, Başbuğ Cengizdir, Başbuğ Atatürktür!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Açina Tomris
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 167



« Yanıtla #2 : 10 Haziran 2015, 13:54:47 »

Sağ ol ağabey, vaktim boşa gitti desene Gülümseme Önerebileceğin makaleler var mı acaba ağabey ? (Atsız Ata'nın tüm makalelerini okudum)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir gün sabrın tükenir silahını kapınca, haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına.
-ATSIZ.
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.935


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #3 : 10 Haziran 2015, 13:56:08 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Buradan başlayabilirsin!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Açina Tomris
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 167



« Yanıtla #4 : 10 Haziran 2015, 13:57:56 »

Sağ ol ağabey, okuyacağım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bir gün sabrın tükenir silahını kapınca, haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına.
-ATSIZ.
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.935


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 05 Eylül 2015, 08:30:57 »

69 dan sonra bir Türkeş vakası daha!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
AlpTürkHan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 26


Kün Tuğ Bolgıl Kök Kurıkan


« Yanıtla #6 : 02 Ekim 2015, 23:27:20 »

Türkeş ırkçılık davasında Atsız Atamızı satmıştı. Böyle biri Türklerin Başbuğu olabılır mı?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.082 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.018s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.