TÜRKÇÜLÜK DAVASI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 08:49:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKÇÜLÜK DAVASI  (Okunma Sayısı 3784 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 12 Ocak 2015, 00:23:13 »

Türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 Mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile
öğrendi. Bu millî hareketin zaferinden kor‐kan Türkçülük düşmanları, Türkçüler ortaçağı andıran vahşetlerle
hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yayınlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. Tarih
bunu bağışlamayacak ve Türkçülerdin günü olan 3 Mayıs, bir gün Türkler’in günü olunca onlar tarihin büyük
mahkeme‐sinde lâyık oldukları akıbete uğrayacaklardır.
Türkçüler! Toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayıs’ı analım. Analım ve Kür Şad’ın hâtırasını yüceltelim...

Atsız dedi ki :
Bu dâva, savcının iddiaya uğraştığı gibi yeni bir rejim ve yeni bir
nizam kurmak dâvası değil Türkçülük düşmanlarının
yaygarasına aldanarak kuruntuya kapılanların hiç yoktan ortaya
attıkları bir açık kapıları zorlama davasıdır.
Bu dava gizli cemiyet şifre parola telsiz hükümet darbesi vatan
ihaneti gibi efsanelerle dünyayı velveleye veren şahsi
düşmanlarımın boş ve hayalî iddialarını zorla ispat etmek için
masum insanlara gerçek yurtseverlere savurdukları iftiraların
davasıdır.
Turancılığa gelince bunun hakkında fazla söz söylemeyi
lüzumsuz buluyorum dünyanın hiçbir yerinde kendi devletini
büyültmek isteyenlere vatan haini denmemiştir.
Biz Ziya Gökalp'in Mehmet Emin in şiirleriyle beslendik.
Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere edenleri tarihte okuduk ve millî kini ateşten damgalar gibi
kalbimize yazdık.

Kimseden haksız bîr şey talep etmiyoruz. Atalarımızdan kalan
mirasın, mefahirimizin gömülü olduğu toprakların bizim olması
ülküsünü kalbimizde taşıyoruz. Oraları unutmamak istiyoruz.
Ben bunları şahsım için istemiyorum. Oralarda çiftlik yahut
apartman yapacak değilim. Milletim için düşündüğüm
haklardan dolayı da kimse bana vatan haini diyemez. Bu çîrkef
iftirayı iadeye de tenezzül etmiyorum. Kimin hain, kimin
vatanperver olduğunu tarih tayin edecektir. Hatta etmiştir bile.
Kimsenin görüp bilmediği vasiyetnamemde bazı şahısları
sevmediğim için beni hiçbir kanun hiçbir mahkeme mahkûm
edemez. Ben herkesin sevdiği insanları sevmeye mecbur
değilim. Hele psikanalizin ortaya koyduğu hakikatlerden sonra;
tahteşşuurlarındaki zulmetlerle, gönüllerinde yaşayan fikirlerle
hiçbir insanı sevilmeye lâyık bulmuyorum. Bütün didinmelerden sonra büyük kâinat
manzumesinde meçhul bir zerre olacağımızı düşünüyor ve bu
kadar boş bir neticeye varmadan önceki şu kısa misafirlikte
insanların vicdanına karışmak hamakatini gösterenlere
acıyorum.

Hiçbir hakiki bahtiyarlığın bulunmadığına kani olduğum
dünyada tek vazife ve teselli bildiğim ülkü şahıslardan sıyrılmış
yüksek bir duygu ve düşüncedir o çirkin yüzlü ölümü bile
güzelleştirip bir sevgili gibi bağrımıza bastırır.
Hayatın zehir zemberek kasırgalarını ruhumuzda nisan rüzgârı
gibi estirir. Acıların önünde bizi granit heykeller gibi susturur.
Ben bu yolun üzerindeyim. Mazide ve istikbalde yaşayarak,
fakat bugün iğrenerek bu yolun üzerindeyim. Onun içindir ki
oğluma zengin olmasını, bahtiyarlık için çalışmasını değil, Turanı
kurtarmak için yapılacak kutlu savaşta şehit olmasını vasiyet
ediyorum. Savcı beğenmese de, bütün düdünya hoşlanmasa da
ben böyleyim işte! Vasiyetnameyi suç saymak insanların beyninden geçen düşünceleri suç
saymaya benzer.

Maarif kadrosunda mühim yerler tutan ve vaktiyle
komünizm suçundan dolayı hepsi de sabıkalı olan
birkaç yerli komüniste karşı yapılan ve suçsa,
tecemmüat kanununa göre vasıflandırılması gereken
bu milli hareketi dallandırıp budaklandıran, benim iki
şahsî düşmanım olan Falın Rıfkı ile Hasan Âli
olmuştur.
Falih Rıfkı Ankara nümayişinden mevkuf olan
gençlerin henüz polis tahkikatı (İlk tahkikat) yapılırken
Ulus gazetesinde kışkırtıcı ve iftiracı yazılarla vak'ayı
büyütmüş, efkârı umumiyede heyecan uyandırmıştır.
3 Mayısta polis tarafından tevkif olunan yüze yakın
gencin henüz sorgusu bile yapılmadan Falih Rıfkı 7
Mayıs'ta kışkırtıcı neşriyata başlamış, bu yalan
neşriyat 8, 9, 11, 13, 14, 18 Mayıs tarihli Uluslarda
devam etmiş, hiç yoktan ortaya bir Irkçılık‐Turancılık
dâvası çıkarmıştır. Aleyhime dâva açması için, Hasan
Âli ile birlikte Sabahattin Âliyi tahrik eden de yine
Falıh Rıfkı olmuş ve Ulus gazetesinin avukatını fahri
bir hukuk müşaviri gibi Sabahattin Âliye vermiştir.
Kendisini Hasan Âliyle Falih Rıfkı'nın tahrik ettiğini
Sabahattin Âli, Orhan Şaik'e söylemiş, Orhan Saik de
bunu duruşma sırasında mahkemeye bildirmişse de
maalesef bu sözleri zapta geçmemiştir.
Hasan Âli, bir kitabını vaktiyle Orhunda tenkid ederek
cenaletini açığa vurduğum için, Maarif Vekâletinde
orta öğretim müdürü olduğu zamandan başlayarak
bana şahsî kin gütmüş, selefi Saffet Arıkan'ın son
zamanında bir mebusun kendi kendine yaptığı
teşebbüsle resmî bir liseye tayinim tahakkuk etmişken
maarif vekaletine geçer geçmez ilk icraat olmak üzere
benim tayinimi durdurmuştur.
Bütün bunlar Hasan Âliyle Falih Rıfkı'nın benim
aleyhimde nasıl bir kinle hareket ettiklerini açıkça
göstermektedir. Ankara nümayişi olunca bu iki
düşman bundan istifade etmek için fırsatı ganimet
bildiler. Ve bu nümayişin adeta hükümetı devirmek
için yapılmış bir ihtilâl olduğunu velvele ile etrafa
yayarak fikirleri bulandırdılar.

Orhan Saik Gökyay dedi ki:
Ben, vatanın dört bir bucağında, on yedi yıldır alnımın
akıyla Türk
milletinin hizmetinde şerefli bir öğretmen olarak
çalışan ben. On yedi yıldır ne kendi şerefime, ne
vatanımın ve milletimin şerefine, kendi aczi dahilinde
leke sürdürmeyen ben. Şerefi, haysiyeti, adı aylardır,
darağacında sallandırılan ben, yani bu gün her iki
mânâda adı çıkmış ye çıkarılmış olan Orhan Şaik
Gökyay, karşınızda, yeryüzünde işlenebilecek suçların
en zelili, en iğrenci, en şerefsizi ile vasıflandırılmış
olarak, vatan haini ithamı altında bulunuyorum. Bir
madalya takar gibi, bir sadaka verir gibi, vicdanınız
ürpermeden bana yakıştırılan bu kirli ve çirkin
emaneti, daha lâyıkına verilmek üzere verenlere iade
ediyorum.
Onun için bu yersiz ve çürük ithamlar, benim adımın
üzerinde, o engin denizdeki çerçöp gibidir. Çünkü
darağacına da çekilse sancak gene sancaktır.
Hürriyetim alınmış, şerefim ve vicdanım bende
kalmıştır.
Gerçi tarih böyle bir hakaretin müdafasına lüzum hasıl
olduğuna hayret edecektir; fakat ne yapalım, yirmi
yıla sığdırdığımız yirmi asırlık inkılaplardan dolayı
hayrette kalan tarih varsın biraz da buna şaşsın.
Şüphe yalnız sandalyeye has bir kusur değildir, ben de
şüpheleniyorum.

İsmet Rasin Tümtürk dedi ki:
Türkçülük memlekette düşünce hürriyeti, söz ve yazı
hürriyeti, keyfi idare yerine istisnasız bir kanun
hâkimiyeti taraftarıdır; memlekete koyun adamdan
ziyade şahsiyet, ferdi düşünme kabiliyeti ve medenî
cesaret sahibi adamdan gelebileceğine inanır; ve bu
bakımlardan Türkçülük komünizmden olduğu kadar
Faşizm ve Nasyonal Sosyalizmden de hiç bir şeyin
dolduramayacağı kadar derin bir uçurumla
ayrılmaktadır.
***

Dr. H. Ferid Cansever dedi ki:
Benim devlet ve millet aleyhine yapılmış hiç bir kundağım
yoktur. Yalnız haksızlık ve adaletsizliğin, bîr milleti mahvetmek
için en büyük ve en sinsi bir kundak olduğunu da unutmamak
lâzımdır. Kendilerinin de itirafa mecbur oldukları gibi yarım
asırdan fazla olan hayatım esnasında ben milletim için ancak
faydalı olmağa çalıştım. Savcının bu delilsiz, namus ve şerefini
takdir eden bir ihsan için iğrenç olan isnatlarım şiddetle
reddederim.

Herhangi bir insanın ispat edemeyeceği bir iddiayı serdetmesi
her şeyden evvel doğru bir hareket değildir. Adaletin tecellisi
için vazifedar olanların bu hususta ayrı bir dikkat ve itina
göstermeleri hem kendi şerefleri ve hem de temsil ettikleri millî
şeref bakımından elzem bir keyfiyettir. Ağımızdan çıkacak her
sözün mutlaka doğru olması kadar kalemlerimizden çıkacak
yazıların da doğru ve yerli yerinde kullanılmış olmaları ahlâkî ve
kanunî bir zarurettir kanaatindeyim. Şu halde Atatürk'ü mutlak surette sevmek veya
beğenmek Türkçülerin umumî bir vasfı ve hele
Türkçülüğün bir unsuru olmaktan uzaktır. Ben,
umumiyetle ve hüsnüniyetle taşman bir fikrî, Türk
düşmanlığının her şekil ve derecesi müstesna,
sükûnetle ve hürmetle karşılamak ve serbestçe
münakaşa etmek taraftarıyım. Her işte ancak
böylelikle basma kalıp kilişelere saplanmaktan
kurtulup doğruya erişmenin mümkün olacağı
kanaatindeyim. Türkçülerin ağzından Türkçülüğün aksinin Atatürkçülük olduğunu ifade ve
ifşa etmeği olsa olsa işin içyüzünü bilmeyen bazı
körpe çocukların Atatürk'e karşı olan sevgilerini
istismar ederek onları Türkçülüğün aleyhine
kışkırtmak ve millî birliği bir de bu cihetten bozmak
gayesiyle izah edebiliriz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 12 Ocak 2015, 00:26:10 »

Sofuoğlu M. Zeki dedi ki:

Demokrat ve hürriyetperver insanlık âlîmi önünde en
salahiyetli bir ağızdan eşit adaletin hükümran olduğu
hür vatandaşlar diyarı olarak ilân edilen Türkiye'de,
siz Türk yargıçlarının her türlü tesirden münezzeh bir
vicdan ve şahsiyete malik olduğunuza kanı
bulunduğum için, savcının hazırlık tahkikatı esnasında
maalesef benim feyiz aldığım ve mezun olduğum
mülkiye mektebinden mezun olmuş bulunan
Kâmuran Çöhruk ile elele verip bizleri tethiş eylemesi
ve huzurunuzdaki duruşmalarda da üst perdeden
konuşmasının yegâne dayanak ve güveneği olan 19
Mayıs nutkuna rağmen mukaddes müdafaa hakkımı
kullanacağıma işaretle söze başlama'ğı, hürriyet ve
adaleti temsil ve siyanet eden yüksek heyetinize bir
borç sayıyorum.

Hangi hür memleketin demokrat memuru, beraatı
zimmet asıl iken maznun bir vatandaşına karşı bu
kanunsuzluğu yapabilir? Faşist aleyhtarlığı yapanlar ve
demokrat olduğunu haykıranlar şunu bilmelidirler ki
ben de demokratım, Türkiye'mizde demokrasi ve
hürriyetin bilfiil hâkim olmasını can ve gönülden arzu
ediyorum. Memleketin yükselmesini, fikirlerinde
müstakil, izzetinefis ve şahsiyet sahibi münevverlerin
artmasıyla mümkün görmekteyim.

Sayın yargıçlarım, ya Türk ve Türkçü olarak
yaşayacağız, var olacağız, yahut kızıl ateş damganın
yok edici kızgınlığı altında milletçe ve tarihçe
mahvolacağız.
Anayasamızın hiç bir maddesinde ne milliyetçilik ne
de milliyet ve millet kelimeleri, mâna ve mefhum
bakımından ne tarif‐tavsif ve ne de tahdit‐takyit
edilmektedir. Bittabii C. H. P. nin milliyetçilik, milliyet
ve millet anlayışı ancak partililer için muta olup ne
yüksek mahkemeniz ve ne de ben C. H. P.
prensipleriyle mülzem ve mukayyet değilim.
Şimdi, sizlerin vicdanına hitap ederek şunu
söyleyeceğim:

Bu yazıları ve bu imzalan neşrettikleri
mecmualarında toplayan gençleri yüksek huzurunuza
muhalif bir zümre olarak çıkartan savcı şunu bilmelidir
ki, eğer bu hakikate aykırı hareketi bizleri filhakika,
rejime kin ve muhalefete sürükleyen bir tahrik unsuru
olursa, ve bizler hakikaten hükümet ve devlet için
kaybolmuş birer fert olursak bunun bütün tarihî ve
millî mes'uliyetî kendisine ait olacaktır.
Avukat Kenan Öner dedi ki:
Şurasıda muhakkaktır ki Cumhurreislerinin hak ve
vazifelerini tayin eden Anayasamızın 31 maddesiyle
onu takip eden 12 maddesinde kendilerinin adlî
hususatta mahkemelere direktif vermek salâhiyeti
kabul edilmiş değildir.

 Şüphesiz bu tahkikatı bizlerden
çok fazla bilen bir millet babasının genç
vatandaşlarına karşı beyan buyurdukları mütalaadan
savcının istifadeye kalkması hey'eti hâkimiye bunun
tesiri altında bırakarak kendi noktai nazarının
tervicine yol aramak her şeyden ziyade cumhuriyet
mefhumu ile bunun ana vasıflarını tayin eden eden
Teşkilâtı Esasiye kanunumuza sığacak bir şey
olmadığını burada hatırlatmağı bir vatandaş borcu ve
bir meslek vazifesi addeylerim. Hatta her kim olursa
olsun sözlerine revaç vermek için dedikodu
mahiyetini aşmayan böyle hadiselere bir millet
babasının isim ve şahsiyetlerini karıştırmak suretiyle
yapılan hürmetsizliği bütün mevcudiyetimizle
protestodan vicdanımı alıkoyamam.

Kendi vicdanımızla baş başa kalarak düşünelim:
Bizlerde mensup olduğumuz asil milletin aslen
cihangir bir devlet olduğuna ve daha kavi bir varlık
olabilmek için kabil olduğu kadar büyümek faydalı
olacağına inanmıyor muyuz? Kendi ırkımıza mensup
milyonlarca insanın yabancı tahakkümü altında
yaşamasından ıstırap duymaz mıyız? Bu zavallı
insanların müşterek elemleri karşısında bir ırk kardeşi
sıfatıyla iyiliklerini istemez miyiz? Bu sualler karşısında
verebileceğimiz cevap "Evet" den başka ne olabilir?
Ve nihayet yabancı unsurların kendi mağaza ve
dükkânlarında bile müstahdem bir Türk bulunmazken
devletin mühim hizmetlerinde yabancı kullanmak
istemeyenleri birer suçlu mu farzedeceğiz?

Memleketimizde gittikçe artan Türkçülük yanında
sinsi sinsi çalışan ve her halde daha çok esaslı
teşkilâta mâlik olmaları icabeden bir de komünist
faaliyetini inkâr etmek le birşey kazanacak değiliz. Bu faaliyet vardır ve
milliyeti alâkadar eden her hadise bunların menfi
hareketlerini sezmek mümkündür.
Bu dâvanın ihdası sebepleri arasında da böyle gizli bir
maksadın vücuduna inanmak o kadar hatalı bir
hareket olmaz.
Bu dâva savcının dediği gibi hakikaten bir rejim
davasıdır. Fakat mevzuu değili mahiyeti itibariyla Evet
bu dâva ülilemrin iğfaline matuf hareketlerin devletin
ana vasıflarına vurulmak istenen gizli darbenin
davasıdır. Zararlı rejimlerin millette milliyet hissini
boğarak kendi rejimlerini ikameye müteveccih bir
tegalübün temini, örtülen hakikatin inleyen feryadı
davasıdır.

Hâdiseye mübdilerin vermek istediği veçheyi vermek
için sanıkların kendilerine tatbik edildiğinde ısrar
ettikleri işkenceler tahakkuk eder ve bunlara inanmak
zarureti hasıl olursa o zaman da bu dâva ceza
kanunlarımızın yırtılması, usûl kanunlarımızın da bir
zulüm vasıtası haline sokulma‐sı davasıdır ve bu
itibarla da hakikaten bir rejim davasıdır.

Nejdet Sançar dedi ki :
Beni beraat ettirin demeyeceğim. Çünkü benim için
suç olarak gösterilen şey bu toprakları ve bu ırkı
sevmekten başka bir şey değildir. Bu bir günahsa, beni
mahkûm ediniz. Bu mahkûmiyeti övünçle kabul
ederim, şeref sayarım.

Sizden adalet istiyorum da demeyeceğim. Çünkü
adalet her mahkemenin birinci vazifesidir ve bunu
istemeye lüzum yoktur. Çünkü bir mahkeme âdilse
ondan adalet istemek mânâsız, değilse o zaman
büsbütün manasızdır.

En büyük mahkeme olan tarihin huzuruna alnı açık
çıkacak bir Türk oğlu Türk olarak hiç bir endişem
yoktur. On ayı doldurmak üzere olan hürriyetsizliğimi
millet yolunda çekilmiş şerefli bir felâket olarak
sayıyorum. Duvarları tahtakurusu ezikleriyle rengini
kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis
hücrelerde geçen haftalarım; içine bir ışık sızacak
kadar bile küçük bir deliği olmayan, tavanı basık bir
mezarda ışığa güneşe ve hayata hasret çekerek
geçirdiğim günlerim uykusuz gecelerim yarın benim
için acı, fakat övünçlü hatıralar olacaktır. Bunlardan
yılmış değilim. Bilâkis bahtiyarım. Millet yolunda
ıstırap çekmiş bir Türk çocuğu olarak bahtiyarım.
Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası
olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği
dayanılması güç ıstırapları ve akıttığı göz
yaşlarını unutmamama ve bu gün hayat kavgasında
minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının
ruhumda yarattığı isyanlara rağmen bahtiyarım.
Türk'ü sevdim seviyorum seveceğim. Ama bunun
sonunda ıstıraplar varmış, Kabul... Türk ırkı sağ olsun!

Hikmet Tanyu dedi ki:
Bu dâva Türklerin saadeti, manevî ve maddî sahalarda
üstünlük ve refahını, gerçek ve hür fikrin, adaletin ve
samimî ahlâkın zaferini arzu eden, inanan ve Türk
gençliğine vatan ve millet yolunda faydalı, iyi
olmalarını neşriyat yolu ile sunan veya belirtmek
isteyen Türk milliyetçileri ve Türk vatanseverlerinin
davasıdır. Bu dâva tek ve bütün bir kelimeyle
"Türkçülük"ün davasıdır.
Suç olmak şöyle dursun Türkçülüğün, Türk ırkçılığını
içine alan en koyu şekli bile resmî ağızlarda yer
bulmuştur. Turancılığı, yani büyük Türk birliği, gibi
muazzam ve muhteşem insanî bir mefkureyi, Türklere
karşı müdafaa etmek mevkiinde kalmak bile azap ve
ıstırap vericidir.
Türkün ülküsü, Türklerin olgunlukta, güçlükte, eyilikte
üstünlüğüdür.
Türkçü; burjuvazi ve proleterya sınıfları tanımaz.
Kimseyi hiç kimseye sömürtmez, istismar ettirmez.
Türk'e uygun, biricik yolun Türkçülükten başka türlü
olacağına inanmıyorum.

Türkler için, Türkçülük'ten daha tabiî bir yol, sevimli
ve ondan daha gerçek, sağlam ve verimli bir akıl ve
duygu konusu yarınıdır? Ve bu sebeple; Türkçülüğü,
ileri ve aydın bir hamle, gerçeği inceleyen ve hakikati
araştıran, insan sever ve yardım eder bir davranışın,
Türklerce ifade edilmiş felsefî, makûl ve biricik ülküsü
tanıyorum.

Türk milliyetçiliği ülküsünü, milletin samimi, inanmış
ahlaklı aydınları gençliğin şuur ve gönlüne vazetmek
hak ve salâhiyetini haizdir. Bir diğer aşı gibi
vatanseverlik aşısı keşfedilmemiştir ki resmî
makamlarca kullanılsın veya ona inhisar etsin.
Türkiye'nin yaşaması ve yükselmesi için çalışmak her
namuslu Türkün ödevidir. Bu faaliyet hiç bir makam
ve teşkilâta, halkevi vesaireye imtiyaz olarak verilmiş
değildir.

Mevcut anayasaya rağmen bir ortaçağ zihniyeti mi
ihyaya cür'et ediliyordu? Onlara hiçbir zaman
fikirlerin zor ve zulümle önlenemeyeceğini
hatırlatırım. Buna istibdat devri bir örnektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #2 : 26 Ekim 2015, 11:05:36 »


"Siz de, eğer bir parça olsun benim gibi düşünmüyorsanız, iyi veya kötü daima doğruyu söylediğime kani değilseniz istediğiniz şekilde karar verin. Siz hâkimler de insan olduğunuz için belki insanlık icabı zuhûllerde bulunabilirsiniz. Fakat yanılmaz hâkim olan zaman, yani tarih, hepimiz hakkında en âdil kararı verecek, Irkçı ve Turancı olduğum için mahkûm olursam bu mahkûmluk hayatımın en büyük şerefini teşkil edecektir."

Nihâl Atsız

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.