ŞU ŞEREFSİZİ TANIYAN VAR MI?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ağustos 2020, 17:07:27


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞU ŞEREFSİZİ TANIYAN VAR MI?  (Okunma Sayısı 1474 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BAYCU NOYAN
turkcuturanci.com
Atsızcı
***********
ileti Sayısı: 857



« : 26 Eylül 2017, 15:59:03 »



ŞU ŞEREFSİZİ TANIYAN VAR MI?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 611



« Yanıtla #1 : 26 Eylül 2017, 16:04:19 »

Mesut Barzani'nin babası, Masun Molla Mustafa...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAYCU NOYAN
turkcuturanci.com
Atsızcı
***********
ileti Sayısı: 857



« Yanıtla #2 : 26 Eylül 2017, 16:09:32 »

Mesut Barzani'nin babası, Masun Molla Mustafa...

Ben resmi yanlış koymuşum değiştiremiyorum! Evet Bu orospu çocuğu molla mustafa da ben dedesini koyacaktım,
dedesi ŞEREFSİZ Abdüsselam Barzani yi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAYCU NOYAN
turkcuturanci.com
Atsızcı
***********
ileti Sayısı: 857



« Yanıtla #3 : 26 Eylül 2017, 16:22:01 »

Neden dedesi diye soralım o zaman?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« Yanıtla #4 : 26 Eylül 2017, 19:11:48 »

Sevr'in uygulanmamış olmasından rahatsızlık duyan birtakım kesimler, Sevr'i diriltmek ve uygulamayı hayata geçirmek için Pkk terör örgütünü kullandılar. Sevr bölücülük demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprakları üzerinde küçük küçük devletçikler kurmak demektir. Sevr'de imzası bulunan emperyalistler ve Sevr'i imzalamış Osmanlının savunucuları da Sevr'in uygulanmasını istiyor ve ulus devleti ile uzlaşamıyorlar. 3 Temmuz 1919 Ghalıb Kemaly, bizim hariciyemizden, Türkleri 'Katledilen Ulus' diye niteledi. Bu kitap bütün dünyadaki dışişlerine gönderildi. Her yıl yeni belgeler eklenerek kalınlaştı. Yok edilmek istenen millet adı ile Türkçe'ye çevrildi. Yok edilmek istenen millet Sevr anlaşmasının tam adıdır. Yok edilecek olan Türklüktür. Yok edilmek istenen Türk'tür. Sevr'in amacı Türklüğü yok etmektir. Türkleri yok etmektir. Galip devletler 'Türklerin diğer milletler üzerinde hâkimiyet kurmasına bir son verilmesinin zamanı geldi.' deniyor. Daha bu tespit 1919 yılında, Galip Kemal Söylemezoğlu, Loyd George'a, 1 Ocak 1920 yılında bir mektup gönderiyor. Sevr'den sekiz ay önce, 'Fakat belki de büyük devletler Osmanlı İmparatorluğu içinde geri kalan Türkleri de imha etmeye karar vermişlerdir.' Hariciyecimiz Galip Kemal onların tekliflerine baktığı zaman Türklerin imhası bu diyor. Türklüğün imhası! İngiltere Başbakanı Wıllıam Gladstone 'Osmanlı Türk hükümeti hiçbir hükümetinin işlemediği ölçüde suç işlemiş, hiçbir hükümet onun kadar suça saplanmamıştır. Hiçbiri onun kadar değişime kapalı olmamıştır.

Bu yalnızca Müslümanlık sorunu değil, Müslümanlığın bir ırkın yaradılış yapısı ile birleşmesinden kaynaklanıyor. Türkler Avrupa'ya girdikleri o ilk kara günden bugüne insanlığın insanlık dışı en büyük örneğini oluşturdular. Nereye gittilerse arkalarında geniş kanlı bir yol bıraktılar. Onların egemenliğinin uzandığı yerde, uygarlık kayboldu. Türklerin kötülüklerini önlemenin tek yolu onları yeryüzünden kazımaktır.' Sevr'in nasıl oluştuğunu görüyor muyuz? Yani Arap Müslümanlarından kaynaklanmıyor, Türk olursa kaynaklanıyor.

Tachtadschy und Andere Uberreste der Alten Bevolkerung Lykıens von Dr.F.von Duschan bir araştırma yapar. Türkleri nasıl kazırız yeryüzünden derken Türklerin kafatası yapısı nasıldır? Bulup Türk'ü kazımak lâzımdır, diyor. Yıl 1890, Türkleri ayırt etmek üzere bilimsel çalışma yapılıyor. Bu defa 1911 yılında Batı Asya'da yani Anadolu'da Türkmenleri, Yörükleri inceliyor. Arkasından Kürtleri inceliyor. Ve bilimsel çalışmalarından Kürlerle ilgili olarak diyor ki, 'Kürtler ari dil konuşurlar ve uzun kafalı, mavi gözlü, sarı saçlıdırlar. Kürtlere sizin anayurdunuz neresi denildiğinde, Kuzey Avrupalıyız yanıtını alıyoruz' diyor. İngiliz ajanları Tunceli'de Padişahtan onaylı her yeri geziyorlar. By Captain L. Molyneux, ve diyor ki, 'konuştuğum Seyit, bir Türk'ü öldürmenin 36 Hıristiyanı öldürmekten daha çok övgüye lâyık olduğunu' ifade etti.

Bunu da tespit edil bildiriyor. Yani Hıristiyanlardan 36 kat daha fazla düşman bunlar Türk'e, diye raporu var elinde. Kimi kime karşı kullanacaklarının tespitini yapıyorlar. Garo Sasuni'nin kitabı s:130'da Ermeni dergilerinden çeviriyor. Kütlere çağrı: 'Niçin bir gün toplanarak hükümet binalarına gitmeyesiniz? Niçin onların yüzüne karşı haykırmayasınız? 'Biz nice zorluklarla kazandığımız paraları, üstümüze baskı kullanmanız için değil, rahat yaşayabilmek için ödüyoruz!' diye haykırmıyorsunuz? Fakat siz, hükümet isteklerimize kulak asmıyor demektesiniz. Dediklerinizi dinlemiyorlarsa siz de o zaman silaha sarılıp, isyan ederek bu despotları öldürünüz.'

Amerikan güdümlü bir Ermenistan olmasına içerleyen İngiltere ve Fransa tarafından Kürt Şerif Paşa Paris Barış Konferansına başvuruyor. İsteklerini taleplerini sunuyor. O da 22 Mart 1919 yılında hayır orasının tamamı Ermenistan yapılamaz yarısı Kürdistan olmalı diye başvuruyor. Doğu Anadolu'nun tamamı Ermenistan olmalı diyen Paris Barış Konferansı 'gidin uzlaşın gelin, aynı toprakta hem Kürdistan hem Ermenistan olmaz, bize kendi aranızda anlaşın gelin' diyor.

Sevr'in Kürdistan maddesini yorumluyor. 62. maddesi, 63 maddesi, 64. maddesi, Garo Sasuni 1950'lerde yayınlanan bu kitabında Sevr'in Kürdistan maddesini yorumluyor: 'Kürdistan devletinin bağımsızlığı gerçekleştikten sonra bu bağımsız Kürt devleti ile günümüze kadar Kürdistan'ın bir parçası olan Musul ilinde yaşayan Kürtlerin kendi istekleri ile birleşmeyi istemeleri halinde müttefik güçler yani Galip devletler bu birleşmeye karşı hiçbir itirazda bulunmayacaklardır. Bu anlaşmada genellikle İngilizlerin etkisi ve uzağı güden amaçları görülmektedir. Irak sınırını ta Diyarbakır ve Malatya'ya kadar genişletmek yoluyla oraları da bir İngiliz himayesine sokmak imkânsızdı. Çünkü birbirleri ile yarış eden diğer büyük devletler de kendilerine düşen payları kopartmak istiyorlardı. Öte yandan İngiltere böylece öyle bir Kürdistan yaratmak istiyordu ki, bu Kürdistan'ın bağımsızlığı zaman ve şartlara asılı kalsın ki böylece İngiltere ne zaman bu soruna el atmaya Kürtler yoluyla arzu ederse bunu kolayca yapabilsin. Bunun böyle olduğunu anlamak için 64. madenin son kısmına bakmak yeterlidir. Burada İngilizler Musul'un ve bağımsız Kürdistan'ın birleşmesini öngörmekte ve bu çözüme hiçbir devletin itiraz etme hakkını tanımamaktadır.' Yani burada Anadolu'da bir Kürdistan kurduruyor, Musul'un da ona katılmasını ve böyle olduğunda buna itirazımız olmayacaktır, diyor.

Atatürk 16 Ocak 1923 yılında İzmit Kasrı'nda İstanbul gazetecileri ile yaptığı söyleşilerde 'Musul sorunu, Musul sorunundan ibaret değildir. Şayet İngiltere Musul'u sadece petrol için değil, aynı zamanda orada bir Kürdistan kurmak için istiyor. Eğer orada bir kürdistan kuracak olursa bu bizim sınırlarımızın içine de sirayet edecektir.' diyor.

Kürt, Ermeni işbirliği ile oluşan Sevr ta günümüze dek uzanan maddeler var. Bogos Nubar ile Kürt Şerif Paşa arasında gerçekleşti. 10 Ağustos 1920 yılnıda Sevr imzalandı. 1921 yılının sonuna kadar koçgiri isyanı başladı. T.B.M.M.'sine dayatmalarda bulundular. İlk Sevr isyanı, Sevr'den kendisine meşruiyet elde etmeye çalışan isyan. Daha sonra Şeyh Sait isyanı oluyor. Garo Sasuni diyor ki, 'Bu olaylara tarihi belgelerin açıklanması siyasi durumun bu tür bir yayına müsait olduğu bir zamana bırakılmalıdır.

 Yalnız şu kadarını söylemeliyim ki, 1924 yılında Sevr muahedesi sınırlarını ve prensiplerini göz önünde tutan Taşnak Partisi ve Kürt milli komitesi arasında bir anlaşma yapılmıştı. Bu konuyu da bugün ayrıntılarıyla anlatmak olanaksızdır. Önemli olan olaylara kısaca da olsa yer vermektir. Ermeniler ve Kürtlerin siyasi sorumluluğunu yüklenmiş olan partiler, aralarındaki ilişkilerle hiç değilse doğru olan uyuşma ve işbirliği yoluna girmişti. Ermeni ve Kürt ilişkileri bu safhada iken 1925 yılı baharında Şeyh Said isyanı patlak verdi. Bu isyanın patlak vermesine kadar, ülkede örgütsel çalışmalar yürütülmüştü ki, bu konuda 'Troşak' ın 1925 Aralık sayısında yayınlanmış olan İsmail Hakkı (Kürt lideri) raporunu burada vermek faydalıdır.' diyerek dört sayfa anlatıyor. Yani demek istiyor ki, Seyh Said isyanının 1924 yılında Ermeni terörü Taşnak ile Kürt milli örgütü dediği örgüt arasında bir işbirliğinin ürünü, ilk meyvası olarak ortaya koyuyor. Ve diyor ki, bunun belgelerinin şu an zamanı değil diyor. Yani bu gizli anlaşmayı şimdi öyle bir değinip geçeyim diyor. Zaman olgunlaşmadı henüz diyor.

Ermenilerin ve Kürtlerin Hoybun örgütü 1927 yılında diyerek nasıl anlaştıkları, yaptıkları ilk iş Ağrı dağının tepesine paçavra dikip burası bizim dediler. Küsditan sınırının dışına en son Türk askeri atılıncaya kadar mücadeleye devam edilecekmiş. Kim ile Ermenilerle birlikte, İran ile birlikte olacağız, Suriye ile birlikte olacağız, Irak ile birlikte olacağız, bu hükümetlerle dalaşmayacağız. Tek hedefimiz Türkiye Cumhuriyeti'dir. Başlangıcında örgüt Avrupa'ya adam çıkarttı. Cumhuriyetimizi tanıyın diye. Ardeşir Muradyan Ermeni temsilcisi de İhsan Nuri'nin yanında kalıyordu. Kürtlerin Ağrı dağındaki sözde komutanı İhsan Nuri Paşa, diğeri de isyancıları kuşatan komutan Zühdü Güven'dir. İkisinin de anı kitabı var. 1928 yılında İngiltere, Kürdistan adı verdikleri bir ticari gemi yaptılar. 10 Aralık 1941 yılında da II.Dünya savaşında batırıldı. Sürekli Kürdistan adlı gemi yapıp, durdular. İngiltere bununla 'Biz o hayalimizdeki Kürdistan'ı da denize açacağız' demek istiyor.

Şeyh Muhammed’in Abdüsselâm, Ahmed, Babo, Muhammed Sıddik ve Mustafa isimlerinde beş oğlu vardı. Abdüsselâm’ın liderliğe gelmesi ile beraber Nakşibendî olan Barzan Tekkesi’nin gücü artmaya, aşiretler de daha fazla silâhlanmaya başladılar ve neticede Barzanî ailesinin bugünkü hâli o senelerde başladı.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Abdüsselâm Barzani  'soldan ikinci'

Abdüsselâm diğer aşiretlerin yanısıra siyasî alanda faaliyet gösteren Kürt cemiyetleri ve partileri ile temasa girişti ve 1907’de Bâbıâlî’den Kürtçe’nin bölgede resmî dil kabul edilmesi, mahallî idarecilerde Kürtçe bilme şartının aranması, mahkeme kararlarının şeriat hükümlerine göre verilmesi ve bölgeden toplanan vergilerin yine bölgeye harcanması taleplerinde bulundu.

Bu talepleri silâhlı hareketlerin de takip etmesi üzerine Bâbıâlî bölgeye Dağıstanlı Mehmed Paşa’nın komutasında birlikler sevkedince Abdüsselâm hâkim olduğu toprakları bir seneliğine terketti. Barzan’a giren birlikler Abdüsselâm’ın ailesi ile beraber kardeşi Mustafa’yı da tutuklayarak Musul’a götürdüler. O sırada üç yaşında olan Mustafa, sonraki senelerde 'Molla Mustafa Barzani' diye tanınacaktı.

Abdüsselâm’ın Barzan’a dönmesinin ardından bölgedeki çatışmalar tekrar başladı ama düzeni tekrar sağlamak isteyen Osmanlı Hükümeti ile ayaklanan aşiret arasında anlaşmaya varıldı ve hükümet geçmişte yaşanan tatsızlıkları unutmaya karar verdi. Hattâ, 17 Ağustos 1913’te Sultan Reşad, sonraki senelerin 'Talât Paşa'sı olan zamanın İçişleri Bakanı Talât Bey ile Sadrazam Said Halim Paşa’nın talebi ile Abdüsselâm Barzani’ye bir de nişan gönderdi: Dördüncü rütbeden Osmanlı Nişanı.

Ama, gerginlik Abdüsselâm’a padişah tarafından nişan verilmesi, yani madalya takılması ile de son bulmadı ve Türk Edebiyatı’nın çok önemli isimlerinden birinin, Süleyman Nazif’in Musul Valiliği sırasında çatışmalar yeniden başladı. Süleyman Nazif, İstanbul’a gönderdiği şifreli telgraflarında 'isyancılara madalya verilmesinin başkaldırılarından doğan ümitlerini arttırdığını' söylerken kendisini yakalamak için gönderilen birliklerden kaçan Şeyh Abdüsselâm bir ara Ermenistan taraflarına gitti, orada Rus Çarı Nikola’nın temsilcileri ile görüştü, sonra gizlice döndü ama misafir olarak kaldığı bir köyde kendisini ağırlayan evsahibinin ihbarı üzerine tutuklanıp Musul’a götürüldü.

Musul’da 16. Kolordu Askerî Mahkemesi’nde yargılanan Şeyh Abdüsselâm ile adamları 15 Kasım 1914’te idama mahkûm edildiler. Sultan Reşad, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın 24 Kasım’da tasdik için kendisine gönderdiği mahkeme kararını iki gün sonra, 26 Kasım 1914’te onayladı ve Şeyh Abdüsselâm ile adamları Musul’da idam edildiler. Bu idamlardan sonra bir de tuhaflık yaşandı: Harbiye Nezareti’nden Musul’a bir başka yazı gönderilerek 'Daha önce yollanan idam kararına bazı isimlerin yazılmasının unutulduğunun farkedildiği' söylendi, birkaç kişinin daha darağacına gönderilmesi talimatı verildi ve emir yerine getirildi. O zaman genç bir subay olan Fevzi Çakmak tarafından Musul'a götürülen ve yargılanan şeyh, mahkeme kararıyla 14 Aralik 1914'de yakın yönetim kadrosuyla birlikte idam edildi.

Şeyh Abdüsselâm’ın idamının ardından Barzan Aşireti’nin başına o sırada 18 yaşında olan kardeşi Ahmed geçecek, onun yerini sonraki senelerde Mustafa Barzani alacak ve Mustafa Barzani’nin oğlu Mesud Barzani de babasının ardından Barzan Aşireti’nin lideri olacaktı.

Özellikle Lozan Antlaşması sonrasında ikili görüşme ile halledilmesi düşünülen son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen misak-ı milli sınırları içerisinde olan Halep'ten uzanan Musul, Kerkük, Süleymaniye'ye kadar uzanan coğrafyayı ihtiva eden misak-ı milli sınırlarını özellikle Irak'ın işgalinde yani Mondros mütarekesi imzalandığında henüz Kerkük, Musul Türkiye'nin toprakları iken, Mondros mütarekesine uymayarak bölgenin İngilizler tarafından işgal edilmesi, Fransızlara sus payı olarak yüzde yirmi beş petrol hisselerinden devredilmesi hadisesi ki, daha sonra Amerika'yı da ikna edebilmek için, yüzde yirmi petrol hissesini de İngiltere, Amerika'ya devirecektir. Böylece bölgedeki İngiliz hâkimiyetini sağlayacaktır. Şimdi 1920 - 1921 yılında kurulan anayasada Irak bölgesi, 'Arap, Türk ve Kürtlerden ibarettir.' maddesi var. Bu ne zamana kadar 1932 yılına kadar. İngiltere 1932 yılında Irak'a bağımsızlık veriyor. Yani İngiliz dominyonu (İngiliz Milletler Topluluğuna, 'Commonwealth' üye bağımsız ülkelere verilen ad) olmaktan kurtuluyor. O günden itibaren Türk sözcüğü tamamen kaldırılıyor. 1932 yıllarından itibaren 'Arap ve Kürtlerden ibarettir.' maddesi konuyor.

Daha sonra 1946 yılında İran'da bir Kürt devleti kurduruldu. II. Dünya savaşının sonrasında ve bu bir yıllık bir süreden sonra o devlet yıkılınca sekretaryasını yürüten Molla Mustafa Barzani, Sovyet Rusya'ya kaçıp, sığınacaktır. 1958 yılına kadar orada kalacaktır. 1958 yılında İran ve Irak'ta bir ihtilâl oldu. General Kasım olarak bildiğimiz bir tarafı Kürt kökenli olan bu kimsenin yapmış olduğu ihtilâl sonrasında Kraliyet devrildi. General Kasım hâkim oldu. Onun döneminde Molla Mustafa Barzani Irak'a geri döndü, kabul edildi. 1959 yılında ilk defa 14 Temmuz'dan 16 Temmuz'a kadar olan süreç içerisinde Kerkük'te Arapların ve Kürt unsurunun General Kasım yönetiminin sebep olduğu korkunç bir Türkmen katliamı oldu. Bundan sonra 1962 yılına kadar Molla Mustafa Barzani'nin Irak hükümeti ile olan ilişkisi 1962'li yıllardan sonra bozulmaya başlayınca Barzani, İran'a sığındı. İran'da Tahran'da yapılan bir toplantıda Amerika'yı temsilen Dışişleri Bakanı Henry Kissinger bulunmakta idi. Orada yapılan bir anlaşma ile Molla Mustafa Barzani Irak'ta Irak Baas rejimine karşı, Amerika'nın bölge temsilcisi olarak gündeme geldi. İşte bu tarihten sonra Sovyet Rusya devreye Talabani'yi sokacaktır. Dolayısıyla oradaki Kürtler Talabani yanlısı ve Barzani yanlısı olmak üzere iki gurup oluşturdu ve bu mücadele 1964 yılında yeniden alevlendi. 1964 yılında Amerika ikna edilerek Irak'a müdahalesi engellendi.

Ancak 1972 yılından sonra Molla Mustafa Barzani tekrar harekete geçtiği zaman büyük bir çatışmaya vesile oldu. Bunun üzerine Cezayir'de yapılan bir toplantı sonrasında birtakım toprağın İran'a terki ile yeni bir petrol anlaşması imzalandı. Barzani desteklenmekten vazgeçildi ve İran'a sığındı. Daha sonra 1979 yılında Amerika'da öldü. 1971 yılında Irak devleti Barzani'ye 'Kürtlerden ve Araplardan oluşur.' şeklinde bir anayasaya madde koyma teklifinde bulunmuştur. Ancak Barzani'nin tasfiyesi ile bundan vazgeçilecektir. Irak devleti ile Suriye devletinin özelliklerine dikkat etmek lâzım. Suriye yüzde on üçlük bir Nusayri, yüzde seksen yedi Sünni kesimin oluştuğu bir yönetimin altındadır. Bunun tam tersi Irak'ta görülmektedir. Bunu İngiltere özellikle plânlamıştır. Irak'ta yüzde kırklık bir Sünni kesim, yüzde altmışlık Şii kesimin üzerinde hâkimdir. Yani bu ülkelerde mezhep faktörü kullanılmak sureti ile her an bir kışkırtma çıkarılabilir, demektir. 1926 anlaşmasında Türkiye'nin bir taraf devlet olarak aynen Kıbrıs'ta, Nahçivan'da olduğu gibi o anlaşmada imzası olan devletlerarasında karşılıklı görüşmelerde müdahale hakkı vardır.

Yalnız 2001 yılı Mayıs ayında Washington'da bir toplantı yapıldı. O toplantı şudur; Amerika Dışişleri bakanı yardımcısının himayesinde Molla Mustafa Barzani Kürt enstitüsünün yapmış olduğu bir toplantıdır. Yazık ki, bu toplantı her yıl tekrar edildi. Bundan iki, üç yıl önce de yine Amerika'da bir toplantı yapıldı. Konusu Ortadoğu'da su meselesi idi. Maalesef o toplantıya yalnız çağrılmayan bir ülke vardır; Türkiye! Orada Irak, Suriye, İsrail, Lübnan, İngiltere vb. vardır ama Türkiye yoktur. Ortadoğu'nun suyu nereden çıkıyor? Türkiye'den.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
akıncıı
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 349


« Yanıtla #5 : 26 Eylül 2017, 20:10:30 »

İslami bölücülük için en iyi örnek.

"İslam birliği" hayalleri ile ırkları kardeş gösterenler, bu örneğe iyi baksın.

Irak gibi hazır kurulmuş bir islam ülkesini bölmeye çalışanlar, dinsiz ırkçılar değil; Nakşibendi tarikatının şeyhliğini yapan bir aile !!!

Bu şeyh ailesi, Türkiye'deki diğer Nakşibendi kökenli İslamcı siyasetçiler (Turgut Özal, Erbakan, ve Ak Parti) tarafından iş birliği yapılan ve din kardeşi olarak sevilen bir ailedir.

Pkk için "komünist ya da dinsiz" diyen ve sorunun çözümü olarak kürtleri islamlaştırmayı gösterenler bunu iyi anlasınlar.

İşte sizin Müslüman ve üstelik tarikat ehli olan din kardeşiniz bu !!!



Facebook'a Ekle
Kayıtlı

AttilaHunTürk tarafından otağdan kovuldum.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.241 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.03s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.