Atsızcılık! ( Üyelerden Toplu Makaleler )
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2017, 08:04:42


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atsızcılık! ( Üyelerden Toplu Makaleler )  (Okunma Sayısı 38147 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Horasanlı Türkmen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 212


Batı'da İskender varsa, doğuda Nadir Şah var...


« Yanıtla #10 : 07 Ekim 2010, 00:01:56 »

20.yüzyılın başında Birinci Cihan Harbi'nden neredeyse bitap ve yok olmuş biçimde çıkan bir yurdun kurtuluşu en başta Türkçü aydınlar tarafından ulusçuluk olarak görülmüştür. İslam Birliği ve Osmanlıcılık gibi Yusuf Akçura'nın da önceden görerek eleştirisini katî biçimde yaptığı Üç Tarz-ı Siyaset eserinde de değinildiği üzere Türk Uruğu'nun kurtuluşu ve esir Türk Yurtları'nın işgalden kurtuluşu ancak tavizsiz bir Türkçülük anlayışı ile mümkündür. Türklüğün tek ilacının Türk soyculuğu olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Türk Soyculuğu'nun ise son fikir babası Tanrıkut Atsız Beğ olmuştur.

Atsız Beğ'in Tanrıkut olması konusunda Türk soycuları her ne kadar tepki alsa da, vasiyeti bugüne kadar gelen en büyük kanıt olmuştur. Türklük unsurunun temel taşının Türk kanı olduğunu birçok baskı ve yıldırma politikasına karşı dilinden düşürmemiş tek Türkçü Aydın ise Atsız Beğ'dir. Atatürk sonra oluşturulmuş, giydirme bir sahte milliyetçiliğin, çorba millet teorilerinin, Sovyetler yanlısı kaçak oynayan, Boraltan Köprüsü'nde Sovyetlere Azerbaycan Türkleri'ni teslim etmekte ve infazlarını izlemekte gocunmayan İnönü iktidarına karşı girişilmiş Türkçü Direniş'in mimarı Atsız Beğ'dir. Tanrıkut Atsız Beğ, İnönü iktidarının haritalarında Steppe Rousse olarak gösterilmiş Deşti Kıpçak(Kıpçak Çölü)'ın ne olduğunu göstermiş büyük Türk Aydın'ı Zeki Velidi Togan Beğ'in öğrencisidir. 3 Mayıs'ın tabutluklarından bu yana Türk Soyculuğu'nun, gerçek anlamda Türkçülerin tek temsilcisi vardır. O da Atsız Beğ'dir.

Zamanın Demokrat Partisi ve Chp'sindeki kürtçü hareketleri afişe ettiği için tekrar demir parmaklıklar arkasına geçen tek Türkçü Atsız Beğ'dir. Tatlı su milliyetçileri bin yıllık kardeşlik masallarını, hamurlarının ne ile yoğrulduğu, karıldığı saçmalıklarını gündüz uykularında sayıklarken, Ankara nümayişinde, " Irkçı ve Turancı olduğum için mahkûm olursam bu mahkûmluk hayatımın en büyük şerefini teşkil edecektir." sözlerini savunmasına ekleyen Tanrıkut Atsız Beğ'dir. Sorarım ey tatlı su milliyetçileri, "sünnetsiz ermeni pkk" sözleri ile yıllardır Türk soyluları uyutmaya çalıştınız, ya Kürtçülüğün tavan yaptığı bu zamanda Atsızcıları nasıl uyutacaksınız. Bilin ki, partiniz bugüne kadar ayakta durabilmişse, bunu 3 Mayıs 1944'te tabutluklara giren Türkçülere, en başta Tanrıkut Atsız Beğ'e borçludurlar.

Atsız Beğ'in öğrencileri olarak buradayız. Siz neredesiniz diye sormayacağım. Çünkü merhum yolbaşçılarımız da kuşkusuz bizleri Tanrı Dağları'ndan izlemektedirler. Takdirleri ise merhametleri kadardır. Biz Atsız'ın öğrencileri olarak Türk kanına düşman olan kimseye, Türklüğü küçük düşürmeye çalışan kimseye, Türkçülüğü yabancı fikir akımlarının etkisine sokmaya çalışacak kimseye merhamet etmeyeceğiz. Adamın adamı olanlar, dönekler, tombalacılar bunu bilsinler. Atsız'ın Türk Soyculuğu'nu ılımlılaştırarak kendisine sürüler toplamaya çalışanlardan olmadık, olmayacağız da. Tavizsiz Türkçülüğü-Turancılığı kendimize şiar bileceğiz.

Tatlı su milliyetçileri'ne sözümüz daha çok, ama biz kısa kesmeyi yeğleriz. Onlardan Atsız Beğ'in eserlerini tek tek okumalarını, hatim etmelerini istemek boş gelmektedir. Yalnız Atsız Beğ'in Ankara nümayişini okumalarını, daha sonra da vasiyetine göz atmalarını isteriz. İsteriz ki, ak ile karayı ayırabilsinler. Bilsinler ki hâlen yolbaşçılarımız aramızdalar. Yoklama alıyoruz...

Zeki Velidi Togan... Burada.

Ziya Gökalp... Burada.

Yusuf Akçura... Burada.

İsmail Gaspıralı... Burada.

Orhan Şaik Gökyay... Burada.

Hikmet Tanyu... Burada.

Nejdet Sançar... Burada.

Hüseyin Nihal Atsız... Her zaman burada!

Ulu Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin! Ki o zaten uludur!


Alican Sunalı
06.10.2010
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

" Benim ölümüm benim son silahımdır, bu silah dünyaya mert gelip mert gidenlerin silahıdır."

-Babek Hürremiddin-
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 07 Ekim 2010, 02:58:44 »

Bugün ülkemizin icinde bulundugu durum düsünce süzgecinden gecirildiginde biz Türkcülerin hakli oldugu bir kez daha ortaya cikmaktadir.
Aslinda bugünlere gelinmesine sebep olan durum, Türk Milliyetciliginin 1969 Adana kongresinde alinan kararlar sonucunda tasfiyesi ile birlikte baslamistir. 1969 Adana kongresi bir yerde Türkiye'nin kaderine damgasini vuran dönüm noktasi olmustur bir nevi Türk Milliyetciliginin etkisizlestirilme kararlarinin yürürlüge kondugu tarih olmustur.
Türk Milliyetciligi bu tarihten sonra aslindan saptirilarak milliyetcilikle alakasi olmayan baska yönlere dogru kanalize edilmistir.
Insan vücudu, Devlet olgusunun kücük bir modelidir. Nasil ki insan vücudu disardan gelebilecek her türlü zararli mikroba karsi savunma sistemini harekete gecirip koruyorsa ayni sekilde devletlerin, milletlerin dis ve ic tehditlere karsi korunmalari kendi bünyelerinde ki "Milliyetci" kesim ile mümkün olmaktadir.
Bir ülkenin, bir milletin cökertilmesi icin öncelikle milliyetci kesiminin tasfiye edilmesi sarttir. Tasfiye edilmedigi sürece o millet her türlü saldiriyi bertaraf edebilecek kudrettedir, buna en güzel örnek Japonya ve Almanyadir. Nitekim bugün ülkemizin üstüne kabus gibi cöken Türk düsmani iktidarin öncelikle yok etmek istedigi unsur bir avuc Vatansever, Milliyetci kesimdir.

20-30 yildir, kürt sürülerinin ellerini kollarini sallayarak rahatca istedikleri yeri istila etmelerinin nedenini 1969 Adana Kongresinin sonuclarinda aramak lazimdir. 1969 Adana Kongresi sonrasinda Alparslan Türkes eliyle Türk Milliyetciligi yillar icerisinde etkisiz hale getirilip komaya sokulmustur. Bu yüzden yillardir yurdumuzun dört bir yanini ellerini kollarini sallayarak istila eden kürt'lere karsi tepki verilememistir. Yüce milletimiz neyin dogru neyin yanlis oldugu hakkinda saglikli kararlar veremez hale getirilmistir nitekim bunu "Referandum" sonuclarindan daha iyi tahlil edebiliyoruz.

Atsiz Ata ve yaninda ki dava arkadaslarinin ucmag varislarina kadar hayatlarinin zindana cevrilmesi, tabutluklara atilmalari, iskencelerden gecirilmeleri Türk Milliyetciliginin icine sokulan dis mihraklarin piyonu truva atlarinin önünü acmak icindi.
Emperyalizmin masasi Türkcü düsmani Alparslan Türkes tarafindan türlü hilelerle ele gecirilen CKMP artik MHP'ye dönüsecekti. Türk Milliyetciliginin yeni adresi diye Türk soylulara bu parti salık verilecekti. Atsiz Ata ve yanindaki dava arkadaslari süratle partiden tasfiye edileceklerdi.
Bu sürecten sonra, Milliyetci ruha sahip Türk cocuklari; Arvasilerin, Mevlanalarin, Yunus Emrelerin, Seyhlerin, Sihlarin mistizm kokan sapik felsefik düsüncelerine teslim edileceklerdi. Dini afyonu ile, hümanizm zehiri ile etkisiz hale getirileceklerdi.

Sayet 1969 Adana Kongresi, Atsiz Ata'nin önderliginde ki Türkcülerin lehine cereyan etmis olsaydi, bugün ülkemizin durumu bambaska olacakti. Türk soylular bilincli olacakti. Neyin dogru neyin yanlis oldugunu idrak edebileceklerdi. Kürt'ler ellerini kollarini sallayarak istedikleri yeri rahatca istila edemeyeceklerdi. Güneydogu'dan disari cikamayacaklar, kan davasi yüzünden birbirlerini yok edeceklerdi.
Türkler yabanci kandan olanlarla simdiki kadar evlilikler yapmayacakti. Atsiz Ata'nin fikirlerine simsiki sarilmis katiksiz Türkcü Partinin ikazlari sonucu milletimiz dogru kararlar alarak baslarina sececekleri kisilerin kanlarina bakip gayritürkleri basimiza secmeyeceklerdi....

...1969 Adana Kongresinin hesaplasmasi daha bitmedi yeni basliyor. Bunun rövansini intikam yeminleri ile Atsizci Bozkurtlar mutlaka alacaklardir. Milliyetci görünümünde ki cakallar sürüsü süratle bertaraf edilip baslari ezilecektir. Atsiz Ata'nin izinden giden Bozkurtlarin ayak sesleri yeri gögü inletecektir.

Yarin ki Türkcü iktidarda Atamizin büstü; Tanri daglarina, Altin daglara, Ötüken'e, Ankara'ya, Urumci'ye, Kasgar'a, Bakü'ye, Kazan'a, Yakut'a, Biskek'e, Gümülcine'ye, Sumnu'ya, Kerkük'e, Bahcesaray'a, Köstence'ye, Astana'ya, Buhara'ya, Mezar-i Serif'e, Tebriz'e, Ufa'ya, Sibir'e, Taskent'e hülasa Turan'in dört bir yanina dikilecektir.
O' kutlu gün geldiginde Tanridagi eteklerinde Türkcü Komandolar kitalar halinde Atsiz Atamizin büstü önünden gecit yapacaklardir.



TANRI TÜRK'Ü KORUSUN !

Türkcü Kasirga
06.10.2010
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com




---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------




Kahramanlık

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar… Uzun sürmez doğanlık…
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir…






Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BASKALTURK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 177



« Yanıtla #12 : 07 Ekim 2010, 04:40:47 »

Bir genc Turk cocugu;

askeri liseyi basari ile bitirdikten sonra subay olarak mezun olur. Yillar gectikce rutbesine rutbe katar, yaninda yaverleri, postalari, ordu evlerinde limitsiz servis  cok gurur duydugu haki uniforma pespembe bir hayat, dolgun maas ve tabiki iyi bir emeklilik.

O,

Sirf karsisinda ki rutbeli gayri Turk diye elini kaldirip selam dahi vermedi, inandigi, bas koydugu Turkculugu icten ice bunu emrettigi icin ''Sen arapsin, ben Turk'um ben sana selam etmem Turk; gayri Turk'e egilmez'' dedi ve bu sasali hayati bir kalemde silip atti!

Kim olabilir bu cilgin Turk? Kim elinde boyle bir imkan varken bunu sirf davasi ugruna def edebilirdi?


Huseyin Nihal Atsiz

O

askeri liseden alindiktan sonra da gelecegi cok parlak konumlarda bulundu, davasi ugruna hepsini elinin tersi ile itti. O edebiyat ogretmenligi yaptigi okulda mudur yapilacagi planlarini bildigi halde ‘’Otuken’’ isimli dergiyi cikarip bas yazar oldu. Birakin mudurlugu sirf bu yuzden ogretmenlikten alinip hapse atildi.Inonu denilen dort harfli kene'nin komunistlere kirptigi goz'u gormustu o.

 O o kadar kulturluydi ki  hapisten cikar cikmaz  kutuphaneye bas vekil atandi fakat kanina islemis Turkculuk o’nu orada da birakmadi bahanesi inonu'ye hakaretten (Turkculuk Turancilik davasi )yine hapse atildi.


O,

Konum, mevki, maddiyat ve maneviyat’i davasi ugruna hic’e saydi. Tutuklandi, hapise girdi hapiste dahi durmayip genc Turkculer kazandirdi.
O,
Hep yazdigi vasiyet ile kotulenmek istendi, yillardir devsirmelerin bizlere ogretileri olan insaniyetperverlik duygulari o’nun vasiyeti ile tezatlastirilmak istendi.
Vasiyetnamesi suan en iyi yasansa da icimizde ki Turkumsuler hep onu kotulemekle ugrastilar.
O,
siyasetler ustu saydigi Turkculugunu sirf yesilciler elde etmesin diye siyasete girmek istedi, Adana’da 1969 yilinda dava arkadasi bildigi Turkes mahlasli Huseyin Feyzullah tarafindan Tanrisi allah tarafinda kovuldu, evladi gibi bildigi Ali Balseven bu yesilciler tarafindan oldurulerek o donem Turkculuge tam baglanmis aleviler davadan uzaklastirildi. O yilmadi ‘’Mhp’den allah Tanriyi kovdu’’ diye demec verdi.

O,  

Butun bunlari hic’e sayip haki uniformasi altinda pasa pasa yasayabilirdi,

ama o, davasi ugruna surum surum surunmeyi seref saydi!

Bu insanin o seref saydigi surunmeyi bizlerde seref sayiyoruz ve ATSIZCIYIZ diye haykiriyoruz, dava ugruna surunmek sereftir diyoruz!

Iste boyle bir cilgin Turk, Huseyin Nihal Atsiz!


08/10/2010
BASKAL HANCIOGLU
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 07 Ekim 2010, 11:30:01 »

HANGİ TÜRKÇÜLÜK

Son günlerde yeni bir Türkçülük modası belirdi. Bu yeni Türkçülük modası, Türkçülüğü elinde bir ağaç gövdesi olarak gören ve istediği gibi yontacağını düşünen gafiller tarafından oluşturulmuştur.
Türkçülük düşüncesi tarihteki ismini aldığında bir kalas halindeydi. Daha sonra etrafında fazlalık olan kıymıklar temizlendi ve bugünkü en doğru halini aldı. Şimdi bu sade ve anlaşılır düşünceden parçalar koparmak, şüphesiz ki oluşturulan yapıtı eksik kılacaktır.
Türkçülüğün çeşitli yorumları olduğunu ve bu yorumlardan istediğini seçebileceğini düşünen kişiler bu fikri Türkçülüğü genelleştirmek, yaymak için düşünüyor olabilir. Kasıtlı olarak Atsızcı Türkçülük düşüncesini tasfiye etmeyi de düşünüyor olabilir. Niyetlerini aleni bir şekilde ortaya koyamayanların, ardında art niyet olduğunu düşünmek elbette hakkımızdır. Bu yüzden ikinci seçeneği düşünmek zorundayız.
Atsızcı Türkçülüğün tasfiyesi…
Şahsi kanaatim şöyledir ki, Atsızcı Türkçülük tabirini kullanmak “Türkçü Türkçülük” demek gibi kulak tırmalayıcıdır. Çünkü Atsızcılık zaten Türkçülüktür. Aynı anlama gelen iki sözcüğü neden üst üste kullandığımızı düşünüyordum ki, Türkçülüğü Atsız’dan bağımsız düşünebileceğini zanneden kişilerin türediğini öğrendim.
Bu kişiler Türkçülük düşüncesinin tek önderinin Atsız olmadığını, Ziya Gökalp ya da diğer Türkçülerin yorumuyla hareket edenlerin de Türkçü olduğunu söylüyorlar. Bu yorumu kabul etmeyenleri Türkçü olmamakla ve Gökalp’a saygısızlık etmekle itham ediyorlar. Bu yaklaşım, ya tarih bilgilerinin eksikliğinden ya da “ben yaptım oldu” sinsiliğinden ileri gelmektedir.
Üstelik Gökalp Türkçülüğünün adını özgünleştirenler, sanki bu sistemi kendileri bulmuşçasına isim takmakta ve kendi gruplarına resmi ideoloji olarak yapıştırmaktadırlar.
İnsanın aklına “Öyleyse neden hala Atsız’ın resminin ve isminin arkasına saklanıyorsunuz?” sorusu gelmiyor mu?

Öncelikle biz bulduk sevinciyle sağa sola duyurdukları düşüncenin özünü bir inceleyelim.
“Türkçülüğün Esasları” kitabını kendine Türkçü diyen herkes okumuştur. Arvasi’nin kitaplarından fırsat bulup da okuyamayanlar, kökenlerinden utanıp Türkçülük yapanlar da bir zahmet okusunlar.
Bu kitabın “Türkçülük Nedir” adlı kısmında Türk insanının milliyetçilik ve fert düşüncesine olan bakışı ele alınmaktadır. Bu kısmın birinci bölümünde ele aldığı “ırki Türkçülükte Gökalp şöyle demektedir:

“Irki Türkçülere göre millet ırk demektir. Irk kelimesi esasen zoolojiye ait terimlerdir. Her hayvan nevi, teşrihi vasıfları itibariyle birtakım tiplere ayrılır.  Bu tiplere ırk adı verilir. Mesela bir at nevinin Arap ırkı, İngiliz ırkı, Macar ırkı adlarını alan birtakım teşrihi tipleri vardır.
İnsan arasında da eskiden beri, beyaz ırk, siyah ırk, sarı ırk, kırmızı ırk namlarıyla dört ırk mevcuttur. Bu tasnif, kaba bir tasnif olmakla beraber hala kıymetini muhafaza etmektedir.
Beşeriyet ilmi Avrupa’daki insanları kafalarının şekli ve saçlarıyla ve gözlerinin rengi itibariyle üç ırka ayırmıştır. Uzun kafalı kumral, uzun kafalı esmer, yassı kafalı.
(…)
Gerçi bir zamanlar bazı beşeriyetçiler bu teşrihi, tiplerle içtimai hasletler arasında bir münasebet bulunduğunu iddia ederlerdi. Fakat birçok ilmi tenkitlerin bilhassa bizzat beşeriyetçiler arasında en yüksek bir mevkide bulunan Manouvrier ismindeki alimin, teşrihi vasıfların içtimai karakterler üzerinde hiçbir tesiri olmadığını ispat etmesi, bu eski iddiayı tamamıyla çürüttü. Irkın, bu suretle içtimai hasletlerle hiçbir münasebeti kalmayınca, içtimai karakterlerin toplamı olan milliyetle de hiçbir münasebeti kalmaması lazım gelir. O halde milleti başka bir sahada aramak gerekir.”

İşte Atsız, Gökalp’ın aramadığı saha olan ırki Türkçülükte, Türkçülüğü geliştirmiştir. Günümüzün sözde Türkçüleri Gökalp’ın aramadığı ancak Atsız’ın aradığı sahayı Türkçülüğe yeniden dâhil etmek istiyorlarsa, buldukları yeni sistemin adının Türkçülük olmaması gerekir.
Çünkü Türkçülüğün sistemleştirilmesi artık bitmiştir. Gökalp’ın Akçura’larla taşımaya başladığı bayrağı Atsız devralmış ve Türkçülüğü bugün bizim da kabul edeceğimiz biçimde sistemleştirmiştir. Onun makalelerindeki sözlerin birini alıp birini yok saymak Türkçülükle bağdaşmaz.
Atsız, Gökalp’ı her zaman savunmuş ve onu büyük adamlardan biri olarak görmüştür. Cenazesine katılmış, ömrünün sonuna değin merhuma atılan iftiralara karşı adeta fahri avukatlık yapmıştır.
Fakat Atsız, Hasan Bağcı gibilere karşı savunduğu Gökalp’ın Türkçülük düşüncesini eksik bulur. “Turancılık Romantik Bir Hayal Değildir” adlı makalede Atsız, Gökalp hakkında atılan iftiralara yanıt verirken şöyle demektedir:

“Ziya Gökalp, eski Türk ülkelerini zapt edelim demedi diye bizim de aynı yerde saymamız icab etmez. Ziya Gökalp’ın Türkçülüğü bugün için artık eksik bir Türkçülüktür. Zaman ilerledikçe o eksikleri tamamlayıp gedikleri kapatmaya mecburuz. Kaldı ki Gökalp eski Türk ülkelerinin zaptı taraftarıdır.”

İşte Atsız, bu makaleyi yazdığı 1968 yılından ömrünün son dönemlerine kadar yazdığı makalelerle o eksikleri de kapatıp Türkçülüğü sağlam ve sarsılmaz ideolojik temeller üzerine oturtmuştur. Bütün bu yapılanlara karşı, daha elle tutulur iki makalesi dahi olmayanların kendi kendine Türkçülük icat etmesi şaşılacak ve kınanacak bir durumdur.
Türkçülük, Atsızcılıktır.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
NoYaN-oLCay
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 07 Ekim 2010, 13:21:12 »

Türk yeryüzüne gelmiş en kusursuz varlıktır. Türk düşünür;bulur, Türk ister;yapar, Türk söyler;o iş olur, Türk SAVAŞIR; KAZANIR... Türk imkansızın diğer adıdır. O yüzden her imkansız olan şey gibide muhteşemdir...

Türkçü kendisi Türk'tür belki ama kendisinden önce dahi Irkını düşünür, Irkının yukarıdaki meziyetlerinin farkındadır ve bu meziyetlerin ortaya cıkması için mücadele eder... Kendinde bu meziyetler vardır ister yapaar başarır ve her savaşının sonunda olduğu gibide KAZANIR... Yenilgi Türkçüler için sadece aksiliktir, öteyede geçmez. Çünkü yenilmişlik psikolojisi IRKÇILIGIYLA örtüşmez bu psikolojiye bürünmez çünkü yenilen zayıftır, zayıflık alt insanlık üyeleri için yaratılmış meziyettir... Türk'te bu gibi meziyetler yoktur... TÜRKÇÜLERDE bu meziyeti Türk'e yani IRKINA yakıştırmaz...

ATSIZCI... Atsızcı demek Türkçülük'tür. Türkçülük Türk milliyetçiliğininn diğer adıdır. Bugun eğer futboldan bahsederken kartal dediğimizde Beşiktaş, kanarya dediğimizde fenerbahce, aslan dediğimizdede galatasaray aklımıza geliyorsa, sohbet muhabbet ne olursa olsun bir laf arasına Türkçülük sıkıştığında ATSIZ eğer akıllara geliyorsa Türkçülük ATSIZCILIKTIR... Bugün nasıl ATATÜRK'ün kurtardığı vatanda ATATÜRKÇÜ olmak zorunlu olması gerekiyorsa, Türk milliyetçiliği yapıyorsanda TÜRKÇÜSÜNDÜR, dolayısıylada ATSIZCI olmakta zorundasındır...

Türkçülük ben bir Türk'üm diyen yurdakul'la edebiyatımıza girmiş adım adım, katmer katmer bayrak ileriye taşınmış kapsama alanı genişken ufala ufala Irk seviyesine gelmiştir... Bu bayrağın son taşıyıcısı ATSIZ ve kalem arkadaşları olmuştur... Ziya gökalp'ten aldıkları TUG'un üstüne IRKÇILIK sembolünüde ekleyerek bizlere kadar getirmişlerdir...

Ufala Ufala tekrarı için demek istediğimde şudur, kapsamlı ve Türk'üm diyene Türk gözüyle bakan milliyetçilik anlayışının kırmızı çizgilerini çizmişler ASİL duruşu kan ve soy milliyetçiliğiyle süsleyerek asalete asalet eklemişlerdir...

Son Başbuğumuz Uçmağa vardıgında Türkçü ınkılapları sekteye uğramış, millet bilincinin yerine hümanist, kuzeyden esen kızıl rüzgarla kominist yapılanmaya giderken ATSIZ ATA ve arkadaşları Türklük onurunu ve şerefini bu gibi son icadlara bırakmamış, çözümü öze dönüşte aramışlar, bulmuşlar, Kür Şad'ları, Çiçi Yabgu'ları, Motun Yabgu'ları bizlere işlemişler özümüze dönmemizde bize klavuzluk eden BOZKURT olmuşlardır...

TÜRKÇÜLER ATSIZ'ın sözünden çıktıklarında Türkçülüğün ve Türklüğün yüz karası olacaklarını bilmelidirler... Biz Atsız'ın düşüncelerini benimsemiyoruz yol ayrılığımız var diyen birisi Türk sıfatını dahi kendinde aramasın ki sakın olada TÜRKÇÜYÜM demesin... Bu ben uçmayı cok seviyorum ama ayaklarımın yerden kesilmesi hosuma gitmiyor demek kadar saçma ve APTALCA bir söz olur...

TÜRKÇÜYÜZ; ATSIZCIYIZ... TÜRKÇÜYÜZ; ATATÜRKÇÜYÜZ... TÜRKÇÜYÜZ;TÜRK IRKÇISIYIZ...

Kendiside demiş ya...

Bütün dünya sağırlaşsa o bizi dinler,
O’nun rahmet denizinde ruhlar serinler.
‘‘Vaktiyle bir Atsız varmış…’’ derlerse ne hoş!
Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?


Atsız Ata'm Ruhun sarhoşluğa doymayacak...

Atsız der ki: Ne var canda?
Yatarız taze çimende.
Rus’un adı her geçende
Gözlerime kan görünür.


Kinin DİNİMİZ... Gördüğün kanda senin kinindir... O Kan akmadan Biz TÜRKÇÜLERİN dinimizin vecizelerini yerine getirmeyeceğiz... Her sözün bize Emirdir...


07.10.2010
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 07 Ekim 2010, 13:52:41 »

               IŞIK,
 
              Işık ne anlam ifade eder? Aydınlatma mı? Güneş mi? Karanlık bir gece de gökyüzünü siyahtan laciverte dönüştüren yıldızlar mı? Tünelin diğer ucundaki nefes mi?

               Bunların hepsi ışığın tarifidir belki. Ama benim için ışığın tarifi HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'dır. O, yüce TÜRK'ün vazgeçilmez ışığıdır. Bugün karanlığa itilmek istenen Türk ulusunun güneşi, bir çıkış yolu arayan TÜRK gencinin kuzey yıldızı, karanlık tünellere sürüklenmeye çalışılan TÜRKÇÜ'nün, tünelin ucunda aldığı hayat soluğudur.

                O ki, yaşamı boyunca kendi ırkı için mücadele etmiş, zorluklara, işkencelere ait olduğu asil kanın verdiği güç ile katlanmış; Türk Ulusu'nun yok edilmeye başlanacağını ta o günlerde görmüş ve hissetmiş ulu bir Bozkurt gözüdür.

                 İşte o Bozkurt gözünün ışıltısıdır bugün genç bozkurtların gözünde parlayan. O Bozkurt gözündeki ışığın gösterdiği yolda ilerleyenlerin gücü asla tükenmez. Bugün,k.rt, ermeni ,rum, çerkez, ümmetçi, ABD, AB  gibi ne kadar TÜRK düşmanı varsa toplansınlar ve ellerinden geleni ardlarına koymasınlar. O Bozkurt gözünden alınan ışığı ve gücü asla yok edemeyecekler.

                   UNUTMAYIN TÜRK DÜŞMANLARI!  Bizim gücümüz önce BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK'TEN, sonra ulu yolbaşçımız HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'IN Bozkurt gözlerinin ışığından gelmektedir.

                    7EKİM 2010 AÇİNA TEYZE
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 363


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« Yanıtla #16 : 07 Ekim 2010, 14:04:12 »

Özümüze Dönmeliyiz

Milli birlikten yoksun toplumlar yok olmaya mahkumdur. Irk, ulus bilinci olmayan toplumlar her zaman yok olup gitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk ulusu kurmuştur.İçinde bulunduğumuz bu zamanda, Türklüğümüz bize unutturulmaya çalışılıyor. Milliyetçilik adı altında Türk’ü esir eden bir hüviyet bize empoze edilmeye çalışılmaktadır. Hürriyet,demokrasi,adalet, bin yıllık kardeşlik kisvesi altında Türk esir edilmek istenmektedir. Bu sinsi oyunlara bir kostüm bulmaya gerek duyulmuyor artık. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti hiç bu kadar uyuşuk olmamıştı. Türkiye Cumhuriyeti bir eroinman kadar uyuşuk bir durumda.Gaflete düşmüş insanlar gerçekleri göremiyor. Tuzu kuru olanlar gördüğü halde susmaya devam ediyor. Herkes bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demeye devam ediyor. Halk zaten seçim yapamayacak duruma geldi , köleleştiriliyor. Sadaka kültürüne alıştırıldı bile , bize yardım eden yok mu programları işe yaradı.


70 li yıllarda acıklı arabesk yaşam tarzıyla iyice uyuşan ve sağ-sol çatışmasında olan halk, 80 lere gelindiğinde , Küçük Emrah’lı,Ahu Tuğba’lı toplumun her türlü ahlaksızlığa battığı ,  vurgunculuk, kısa yoldan zengin olma hayalleri kurarak, çarpıklaşmaya başlamış bozulmuş bir toplumun var olduğuna inandırıldı.Bir nesil bu kara filmlerin gerçekliğine inanarak büyüdü.

Neden böyle olduk ? Sorusunun cevabını aramak için çok geriye gitmeye gerek yok. Özal döneminde başlayan  “Amerikan Rüyası.” O kadar başarılı oldu ki  Titan Saadet Zinciri furyası, Binbir türlü yolsuzluk ve hortumculuk... Başkalarının sırtına basarak zengin olmak, voleyi vurmak... Rekabet sistemi bize dayatıldı. Önümüze koydular bir öss. Kimse kimseye acımaz diye bencilleştirildik. Daha çocukken annemiz bizi bir şey almaya gönderirken tembihliyordu “Dikkat et kazıklanma !”diye. Avrupa birliğine gireceğiz diye ekmeği poşetlediler. Kelle paça tartışması yaptılar. Bu milleti çok iyi uyuttular. Bu kan emiciler artık evrimlerini tamamladılar. Türkiye bir küçük Amerika olma yolunda ilerliyor. Eskiden evsiz insanlar yoktu sokaklarda. Şimdi  maddiyat toplumlarında olduğu gibi sokaklarda açlıktan ölen insanlar var.

Herkes bir çıkış yolu arıyor ama kimse bir şey yapmıyor. Burada vazife Türk gençliğinindir. İhtiyacımız olanın ne olduğunu  Ulu önder Atatürk bize söylemiş. Biz kimseye muhtaç bir millet olmak istemiyoruz. Bizim kanımız asil.Biz Türk olarak doğduk Türk olarak yaşamak istiyoruz. Türklüğümüzden utanmayacağız, Biz  Türk’ü seviyoruz. Bu yolda zorluklar varmış, çileler varmış, biz hazırız her şeye.Gökbilge Nihal Atsız önderimizin ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir kez daha anladım. Yazıma son verirken sanki bugünü anlatan bir alıntı yapmak istiyorum.

Nihal Atsız der ki :

Ülküler için “maddi faydası nedir?”, “ uygulanabilir mi ?” diye düşünmek doğru değildir. Hiçbir inanç riyazi mantığa vurulmaz. Tanrı’nın varlığı da riyazi metod ile isbat edilememiştir. Fakat yüz milyonlarca insan ona inanmakta ve bu inançtan güç almaktadır.
Kızılelma ülküsünün gerisinde savaşlar ve büyük sıkıntılar görüp de korkanlar olabilir. Kendi rahatı ve keyfi kaçmasın diye insanlık davası (!) güdenler, ülküyü inkar edenler her zaman, her yerde çıkabilir. Fakat bir milletin içinde büyük bir çoğunluk milli ülküye inandıktan sonra, geri kalanlar da ister istemez  bu milli akıntıya uymaya mecburdurlar. Bizim için önemli olan, dost kılıklı yabancıların milli ülküyü güya milli çıkar adına baltalamasının önüne gheçmektir.

Bir topluluktan ortak ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz. Ortak düşüncesi olmayan toplulukta, herkes, yalnız kendi çıkar ve zevkini düşünür. Böyle bir toplulukta fedakarlık, saygı, nezaket kalmaz. Bencillik, kabalık, rüşvet, iltimas ve namussuzluğun türküsü alır yürür. Maddileşmiş bir insan vatan için ölür mü ? Bencil bir insan muhtaçlara yardım eder mi ? Milletine inanmayan bir adam yabancı ile işbirliği yapmaz mı ? Erdemi gülünç bulan birisi çalıp çırpmaz mı ? Kızılelma , Türk milletinin manevi besinidir. Açlar
Yiyecek bulamadıkları zaman nasıl faydasız, zararlı, hatta zehirli nesneleri yerlerse; Türk milleti de “Kızılelma” kendisine yasak edildiği için Marksizm ve kozmopolitizm gibi zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor.

Fakat artık bu devir kapanmıştır.Gittikçe uyanan milli şuur karşısında gafiller ve hainler,Türk milletini daha çok aldatamayacaklardır. Kızıl elmanın yolunu kapatamayacaklardır.




Anlayana sivrisinek saz , anlamayana davul zurna az demişler.

Ülgen Han

7 Ekim 2010
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
tungatonyukuk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 13


IRKÇI


« Yanıtla #17 : 07 Ekim 2010, 15:29:23 »

              Bu dava Tanrıkut Metehan'dan tutunda ulu Atsız'a kadar çetin,erdem gerektiren bir davadır.Türkçülük bazı hedefler gibi yani Komünizm,Liberalizm,Türk İslam vb.  gibi cennet veya huzur vaad etmez.Aksine fedakarlık,maddi manevi uğraş,gerekiyorsa kodes yada urgana doğrudur.

            Günümüzde kutlu davamızın çerileri olarak biz;Türkçü olabilmenin uğraşı için hayatımızı ona göre yön verip. ''Bu gün Allah için ne yaptın '' değilde ''Bu gün Türklük için ne yaptın'' deyip,Türklüğe iman eden çerileriz.

             Bazı sapık sözde aydınlar (!) Irkçılığı çağ dışı bulabilirler,Din'i her şeye alet edip,reklam yapabilirler fakat biz Türk ülküsünü ne çıkar için kullanabilir nede laf söyletmeyiz.Biz Türk'üz,Türkçüyüz,Turancıyız !


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN

ALPER TUNGA

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SARAYLARDA SÜREMEM DAĞLARDA SÜRDÜĞÜMÜ,
BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : 08 Ekim 2010, 00:01:09 »

Asırlara yoldaşlık eden kutlu bir tufanın son basamağıdır Hüseyin Nihal Atsız. Mazisinden güç alan her yüce şahsiyet gibi asil Türk ırkının özünden beslenerek başlamıştır onun kutlu yürüyüşü.Türkçülük ülküsünün üzerine inşaa ettiği yaşantısı boyunca ufak sevinçlerden ziyade ıstırap ve elemle yoldaş olmuş, ne var ki sinesinde taşıdığı Türklük ateşi onu her türlü meşakkatten sonra eskisinden daha da güçlü bir yapıya büründürerek soylu yürüyüşüne devam etmesini sağlamıştır.

Türk tarihinin tanıklık ettiği en büyük ve feragat sahibi kişilerden birisi olan Nihal Atsız edimlerini sadece ve sadece Türklük çerçevesi içinde katmerleyen, yegane umdesi olan Türkçülük uğruna şahsi çıkarlarından istifa eden Tanrılaşmış bir değerdir. Nasıl ki hasta olan kişiyi iyi edecek ilaç doktorun yazacağı reçeteyle mümkün oluyorsa, Türkleri abat edecek olan fikrin reçetesi de Atsız'ın çizdiği rotaya biat etmek ile kabil olabilir.

Bugün Atsız Ata'nın ölümü üzerinden 35 yıl geçti. İçerisine benim de dahil olduğum bir çok genç Türkçü onu görme şerefine erişebilmiş değil. Bu bizler için büyük bir eksiklik.  Fakat, yine de onunla aynı zamanda yaşayıp, gözleriyle görüp kulaklarıyla işittikleri halde onu idrak edemeyenlerden çok daha iyi görüyor ve tanıyoruz kendisini. Onun şerefli tarihimize damgası vuran aydınlık fikirleri ile zihinlerimizi pakladık ve bu doğrultuda yılgınlık nedir bilmeden ilerliyoruz.  Bu yüzden kendimize Atsızcı diyoruz.

Peki nedir bu Atsızcılık?

Atsızcılık, içinde duru bir suyun aktığı Türklük denizidir. Yeryüzünde yaşayan bütün Türk soyluları şefkatle kucaklayan, gönül köşesinde sadece Türk'e boş yer bulunan bir saraydır. Türk için ölebilmek, öldürebilmek, gerektiğinde de hayatta kalabilmektir. Bugün Atsızcılık bizlere hayatta kalmayı ve birlik olmayı emretmektedir. Bu yüce buyruğa boyun eğen herkesle yollarımız aynıdır. Türk adını acun üzerinden ilga etmeye kararlı olan hasımlarımız bizleri çevrelemişken Türkçüler arasındaki itilafı, laf yarışını ya da  kavga dövüşü asla kabul etmiyorum. Birlik olmayı reddedip kurulacak olan birliği dağıtma ülküsünü güdenler ise işledikleri suçun cezasını muhakkak ki tarih karşısında verecektir.

Açık alanda tepeciğin kendini dağ sanması gibi bir bölgede kağanlıklarını ilan etmeye çalışan hazretlere Atsızcı samimiyetimle iyi niyetli bir çağrı yapıyorum: BİRLİK OLALIM!..

Tanrı Türk'ü korusun.

Batur Alp

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.Turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kamiçe
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : 08 Ekim 2010, 10:31:22 »

Atsızcılık, Tanrı dağlarındaki yıldızlara yükselip oradan Türkün düşmanlarını izleyip Türk'e zararı olacakları, Türk'e bildiren ve önlemini kendisi alanların, br güneş etrafında toplandığı, bu toplananların adının olduğu guruptur. Güneş elbetteki Atsız ata, yıldızlar ise Tanrı dağlarının zirvesindeki yeşilliklerde gezen atalarımızın ruhlarıdır.

Atsızcılık, bizim için bir rüya gibidir, bu rüyadan hiç uyanmak istemeyiz, bu rüyayı tadan kişi atalarının izinde, onların korumasında, milletinin varlığını nasıl sürdürmesini, onu yüceltmesini yani Türklüğün yalnız Türklüğün görüldüğü bir rüyadır. Atsızcılar,Atsızın fikirlerine aşık olan kimselerdir, bütün hayatlarını bu fikir çerçevesinde daraltıp genişletirler, onunla yaşarlar, bütün yaşam kuvvetlerini buradan alırlar, onun içindir  ki Atsıza düşman olanların ilk hedefe koydukları kesim Atsızcılardır.

yürekli-kam der ki ''Atalarımızdan saydığımız kişilerin binlerce yıl ümmetçilik batağına saplanarak Türklüğün yok olması uğruna kendilerini din ile afyonlayıp her şeye gözlerini kapatmaları sonucunda Türk milletinin benliğini kaybedeceği bir sırada ortaya yiğitçe çıkarak Türk milletinin yüreğindeki alevi harlandıran Atsız atam,benim için Tanrıdan sonraki gelen canlı ilk varlıktır. O'na tapmıyorum ama taptığımdan sonraki ilk varlıktır'', benim içinde Atsız ata Türkçülük davasında tek yolbaşımdır, Atsızdan başka bu davaya liderdir diyebileceğim tek Türk yok, Oğuz Şad'ın dediği gibi Türkçülüğe damgasını vuran atalarımız bir ulu ağacın gürleşen dalları ise Atsız ata da bu ağacın ana gövdesidir.

Atsızcılıktan bir it gibi korkan çevrelerin veya satılık kişilerin Atsız atanın fikirlerinin tam tersine hareketlerini yapmalarına rağmen Atamızın adını kullanmaları komiklikten başka birşey değildir, onlar Atsızcılardan çekindiklerinden Bozkurtların karşısında bir güç yaratacağız mantığıyla girdikleri bu yolda kendilerinin bir palyaço olduklarının farkındalar ama genede bu kesime ne darbe vurabilirsek amacı onların yollarında pata küte gitmelerine rağmen bu işten vaz geçirtmemektedir, bu eziginliğin belirtilerindendir.

Türkçü düşünce hızla gelişmekte, düşmanlarına korku salarak onların uykularını kaçırmakta ve belli bir güç oluşumunu sanalın dışına taşımaktadır. Artık Türkçüler sanal değildir, zaten bütün bu Atsızcı düşmanlığı sanal olanların kendi aralarında bunu engelleme çabasıdır. Atsızcılar Türkçülüğün bayraktarlığını yapmalarından ötürüde bu kesimin hakaretlerine hedef oluyorlar. Türkçülüğün güçlü çerileri Atsızcılar güçlerini korkusuzluklarından almaları dolayısıylada bu düşmanların palavralarına kulaklarını tıkayarak sanalda ağabeylerinin başlatmış olduğu Türkçülük davasını şimdilerde zirveye doğru, yurdumun bütün illerinde bir birleri ile kucaklaşarak birlikteliklerini gerçekleştiriyorlar, yarın İstanbul, diğer gün Ankara, Afyon, Trabzon, Antalya ve en sonunda TÜRKİYE, birbirleri ile kucaklaşacaktır.

Kamiçe 08 Ekim 2010  Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.