NİHAL ATSIZ'IN VASİYETİ ÖNCE ONU HATIRLAYALIM
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Ağustos 2020, 21:19:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: NİHAL ATSIZ'IN VASİYETİ ÖNCE ONU HATIRLAYALIM  (Okunma Sayısı 10754 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Emine Hatun
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 6


« : 03 Eylül 2010, 13:51:24 »

Nedir Atsız’ın vasiyeti önce onu hatırlayalım:

“ Yağmur Oğlum!
Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.
Bu kadar düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı. Tanrı Yardımcın olsun !”

Şimdi bu vasiyetnameyi okuyanların bir kısmı düşmanlık fobisi olarak görebilir, ırkçı diyebilir veya kısmen katılabilir kısmen abartma diyebilirler. Ancak sayılan bu milletlerle Türk Milletinin durumunu tahlil etmek gerekir.

Yahudilerin bütün milletlerin düşmanı olduğu gerçeğine katılmayabilir misiniz? Azınlık olarak bulundukları ülkelerin tamamında gizli örgütlenmeleri ile ekmeğini yediği ülkelere bunların kötülük ettikleri veya o ülkeleri istekleri doğrultusunda yönetmeye kalktıkları yalan mı?

Göktürklerden ve hatta Hunlardan bu yana Çinlilerin Türk Milletinin düşmanı olduğunu gizleyelim mi, görmemezlikten mi gelelim? Orhun abidelerindeki nasihatı silelim, göç destanın sebeplerini hatırlamayalım, bugüne kadar Doğu Türkistan’daki katliamları unutalım ve hatta günümüzün iktadırının yaptığı gibi Devlet Nişanıyla ödüllendirelim. Böyle daha mı iyi olur?

Acemlerin asırlardır Doğu ve Batı Türklüğü arasında bir hançer gibi bulunduğunu bilmiyor muyuz? 34 milyon Azeri 3 milyon civarındaki Türkmen, Kaşgay ve Halaç Türklüğüne Türkçe eğitim veren bir tek okul açılmazken 400 000 Ermeniye 12 okul açtıracak kadar dost (!), Karabağ savaşında Aras köprüsünden Ermenistan’a her türlü yardımı yapan müslüman (!) Acemleri bağrımıza basalım onlar da Nizamü’lmülk’ten bu yana yaptıkları düşmanlıklara devam etsinler ne dersiniz?

Yunanlıları “aramızda bir deniz\ kıyısında iki kardeş millet” olarak romantik duygularla görelim onlar da PKK ve diğer her türlü melaneti yapsınlar daha mı iyi olur?

Bulgarların yüzbinlerce Türk’ü daha bundan 15 yıl evvel evlerinden köylerinden sürdüklerini unutalım mı? 75 000 nüfuslu Kırcaali’de bugün 25 000 kişi yaşamaktadır bunları hiç görmeyelim. Almanlar’ın Orta Asya ve Kafkaslar’daki menfaatlerine karışmayalım. İtalyanlar gemilerini edip de fora gelsinler bizim yeşil Bosfor’a İstiklâl Harbindeki gibi işgal kuvveti olarak yurdumuza girsinler ne mahsuru var!

İngilizler, Fransızlar yurdumuzdan koparılcak toprakları Ermenilere ve PKK’ya peşkeş çeksinler ne olacak değil mi?

Araplar 11 milyonluk Türk nüfusu zamanında 3 milyon Türk askerinin kanına girdi ne yapalım olur böyle şeyler mi diyelim?

Sırplar, Hırvatlar Balkanlarda yaşayan Türkleri katletsinler ne olacak zaten bu Türklerin orada ne işi vardı, böyle mi düşünelim. Endülüs’ü unutalım Transilvanya’da yaşayan Hunların torunları Sekellere yapılan katilamları hiç bilmeyelim o zaman İspanyollarla, Portekizlilerle ve Romenlerle armız iyi olur.

Ermeniler eski dostumuzdur, Karabağ, Hocali tarihte kaldı hele hele İstikâl Harbindeki hainliklerini biz çoktan unuttuk hatta onları biz soy kırımına tabii tuttuk mu diyelim?

Medlerden geldiklerini kıçı kırık bir kavim olduklarını iddia eden Kürtler’in sebep olduğu 30 000 şehidimizin daha kanları bile kurumadı biz bunlardan özür dileyelim, sizleri üzdük alın nereyi istiyorsanız diyelim her halde daha güzel olur!

Çerkez ve Abazalar’ı Rusların elinden kurtardık analarını Rusların altından alıp namuslarına sahip çıktık, yurt verdik ev verdik aş verdik ama onlar Büyük Adige diye yanıp tutuşuyorlar yıllardır içten içe Türk düşmanlığı yapıyorlar ne yapalım dünya halidir diye aldırış etmeyelim.

Arnavutların biraz hürriyetlerine kavuştuklarında Sırpların bile dokunmadıkları Türkçe eğitim haklarını Türklerin ellerinden aldıklarını ise hiç bilmeyelim daha iyi olur!

Lezgilerin, Azerbaycan’ın kuzeyinde müstakil bir devlet kurma isteklerinden dolayı Azerbaycan’da sebep oldukları karışıkları ve ihanetlerini Ruslar aldatmıştır abisi bunlar yapmaz mı diyelim? Gürcülerin sınırlarını Samsun’dan başlattıklarını hiç öğrenmeyelim.

Çeçenler’in Mohaçkale’de Kumuk Türklerinin evlerini, iş yerlerini Vahabilik adına yağmaladıklarını ise dünyaya duyurmayalım. Şimdi beyler eğri oturup doğru konuşalım büyük fikir adamı Atsız’ın bu vasiyetini bütün Türk gençliğine vasiyet etmek gerekir mi gerekmez mi?

Bir Türk ata sözü şöyle der; “Yılan eğri akar büğrü akar, deliğine geldi mi dosdoğru akar”

Hiç değilse yılanlar kadar milletimize ve ülkemize sahip çıkalım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 03 Eylül 2010, 13:56:39 »

büyük fikir adamı Atsız’ın bu vasiyetini bütün Türk gençliğine vasiyet etmek gerekir mi gerekmez mi?

Gerekir Asena, Zaten bizde Kurt ininde onu yapıyoruz, asli görevimiz budur.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 07 Eylül 2010, 18:10:44 »

Ben AtsIz Ata nIn vasiyetini okudugumda merak ettigim neden japonlarI listeye almIs , bilen varsa paylassIn .

Atsız Ata vasiyetinde Japonlar için: ''Japonlar ..... yarınki düşmanlarımızdır.'' demiştir.

Atsız Ata ileri görüşlü son derece zeki birisidir. Japonların kültür ve ananelerine bağlılıkları ve ülke olarak yarınlarda güçlü bir konuma gelecek potansiyele sahip olduğunu öngörmüştür.

Büyüyen ve gelişen bir Japonya'nın, Türk milleti ile elbet gün gelip çıkarlarının çatışacağını ve bu yüzden de yarınlarda temkinli olmak gerektiğine işaret etmiştir.

Dikkat ederseniz vasiyetine eklediği bütün milletlere; eski, yeni ve yarın notunu düşmüştür. Bir nevi Türk tarihinin özetini vasiyet olarak bıraktığı kısa bir yazıya sığdırmış ve bundan sonrasının nasıl olacağına dair de yerinde ve doğru tespitlerde bulunmuştur.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 07 Eylül 2010, 22:01:48 »

Bu vasiyetin ne kadar doğru olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
İsrail askerlerinin, Filistin'e yardım (!) götürenlere müdahalesinden sonra birdenbire Yahudi karşıtı olanlar, Hitler'in malum sözünü her yerde söylemeye ve adam haklıymış demeye başladı.
O dönem makalelerimde şunları yazmıştım:

"Bir devlete düşman olmak için illa onunla bir harbe tutuşmamız ya da bir sorunumuz mu olması gerekmektedir. İsrail, kendi prensiplerine karşı gelen her devletin düşmanıdır. Bizim de düşmanımızdır. Bu, İsrail Devleti kuruldu kurulalı böyledir.
"Biz Yahudilerle düşman değiliz. Çünkü onlarla hiç harbetmedik" diyen ile "Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır" diyen arasındaki farkı Tarih kitabı yeniden ortaya çıkarmıştır."

"...Fakat ülkenin içinde “Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır” diyebilme cesaretini gösterebilmiş biri varken Adolf Hitler’in ipine sarılmak da akıl karı değildir. Hatta gülünçtür.
Düne kadar benim için “Kürtlere ayrımcılık yapıyorsun”, “Ermenileri dışlıyorsun” diyenler, bugün en büyük Yahudi karşıtı ve vatansever oldular. Aynı düşünceyi Arnavut’a, Ermeni’ye karşı savununca faşist ırkçı, Yahudi’ye ve Musevi’ye karşı savununca büyük vatansever ve İslam mücahidi oluyorsunuz. Dünyanın neresinde böyle bir mantık vardır?"

Onların ırkçılığı yalnızca din temelindedir ve yalnızca kendilerine zarar verenlere düşman olurlar. Oysa ki biz, bir gün bu milletlerin hepsiyle bir hesaplaşma olacağını ve hepsinin içten içe bize karşı düşmanlık beslediğini bilerek düşman belliyoruz. Japon konusunda da bu böyledir. Bugüne kadar Japon milletiyle bir "düşmanlık" olmamasının sebebi;
1- Komşu devlet olmamamızdan
2- Henüz aynı çıkar uğruna mücadele etmememizdendir.

Fakat günün birinde harbe tutuşmayacağımızı kim garanti edebilir?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2010, 13:09:01 »

Japonlar Acunun en eski yerleşik ırklarından birisidir dağlargibi kandaşım, bunlar şimdiye kadar varolmasını bildiklerine göre bundan sonrada böyle olacaktır mantığı ile bir gün bizim karşımıza çıkabileceklerini göz ardı etmemiştir Atamız. Bende böyle düşünüyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Börüteçene
BÖRÜTEÇENE
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 15



« Yanıtla #5 : 01 Mayıs 2011, 06:10:43 »

Japonlar bilindiği gibi Turani bir millettir. Birinci dünya savaşından sonra  Japonların batıya doğru işgale başlaması 1934 yılında yazılmış Vasiyet şiirinde Japon milletinin de yer almasını sağlamıştır. Doğa yavaş yavaş küçük bir coğrafyaya sıkışmış olan Japon adalarını gerek deprem, gerek tsunamilerle  yok etmektedir. Bunun için Japon milletinin ileride belli bir gücü bulur bulmaz batıda toprak araması kaçınılmaz olacaktır. İşte gelecekteki düşmanlığın olup olmamasını Japonların o zaman çizeceği strateji belirleyecektir. Ve ileride Türklere karşı herhangi bir ters tutumu belirleyecektir. 
Japonların bir zamanlar asya kıtasını işgali hayali ilgili kısa alıntı aşağıdadır.

KORE'NİN JAPONYA TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİ VE SÖMÜRGELEŞTİRİLMESİ
Kore’nin Japonya tarafından kontrol edilmesi 1906 yılında başladı. Japonya, Kore yönetimi geliştirme konseyi yoluyla Kore’nin diplomatik ve askeri ilişkilerini ve iç işlerini kontrol ediyor, finans, tarım, ormancılık, madencilik ve ulaşım alanında kendi politikalarını zorla empoze ediyordu.
Ayrıca baskıcı hareketlerini kamufle etmek için Japonlar Amerika’ya D.W.Stevens adında bir danışmanlarını da yolladılar. Bu kişi Korelilerin genel olarak Kore-Japonya anlaşmalarını olumlu karşıladığı yalanını yaymaya çalıştı. Bu kişi daha sonra bu çalışmalardan tahrik olan iki Koreli göçmen tarafından öldürüldü.
İmparator Gojang Haziran 1907de Hague Barış konferansına bir heyet gönderdiğinde Japonlar onu tahttan çekilmeye ve Temmuzda da Kore üzerindeki emellerine temel hazırlamak üzere Kore’ye üçüncü bir antlaşma imzalamaya zorladılar. İdari ve yargı organlarını Japon yetkililer tarafından ele geçirildi. Kore ordusu dağıtıldı.
Haziran 1910da Askeri Polis sistemini oluşturdu ve Kore’deki Japon kuvvetlerinin komutanını bu polis yönetimine yüksek komiser olarak atadı.
Birçok toplum lideri antlaşmaları protesto için intihar etti. Japonlarla işbirliği yapan Koreli yetkililere ve Japonlara suikastlar düzenlendi. Japon kontrolüne karşı Kore direnişi yoğunlaştı ve Japon ordusu tarafından acımasızca bastırıldı. Direnişçiler genellikle kötü silahlandırılmış genç köylüler olmasına rağmen kahramanca savaştılar. Japonlar tarafından dağıtılan ordunun arta kalan parçaları direnişe katıldıkça direniş Japonya’ya karşı topyekün savaşa dönüştü. Çatışmalar tüm ülkeye yayıldı. Direnişçiler direnişe komuta edenler Konfüçyüsçü bilginler olan yongkan sınıfı ve sıradan halktan oluşuyordu. 1907 ve 1909 arasında direnişçiler birçok gerilla saldırısı düzenlediler. Japon ordusu da misilleme olarak bir çok köyü yaktı.
1915’e gelindiğinde direniş bir yer altı örgütü halini almıştı. Birçok Koreli vatansever Mançurya’ya geçerek daha sonra direnişin bel kemiğini oluşturarak, merkezi Gardo'da bulunan Kore Bağımsızlık ordusunu kurdu. Bunun üzerine Japonlar Gardo üzerindeki baskıyı arttırdılar. Artan baskı 26 Ekim 1909'da Genel Vali Ho Hirobumi’nin öldürülmesiyle doruğa yükseldi.
22 Ağustos 1910da imzalanan ve bir hafta sonra ilan edilen ilhak antlaşması uyarınca Japonya Kore İmparatorluğuna son verdi. Antlaşmanın ilanını basına sansür ve birçok Koreli toplum liderinin tutuklanması izledi. Başkent’te olağan üstü hal ilan edildi.
İLHAK ÖNCESİ EKONOMİK SÖMÜRÜ
1905 ve 1908 arasında Japonya Kore parasını hızla artan bir hacimde Daiichi banknotları ile kontrol etmiştir. Kendi hükümetleri tarafından çok cazip kredilerle desteklenen Japon tüccarlar Kore piyasalarına hücum etmiştir. Bunlarla beraber Kore’de yaşayan Japon sayısı 1908’de 126.000 iken 1911’de 210.000’e yükselmiştir.
Ayrıca toprak işletimi ile ilgili kanunlar Japonların lehine değiştirilmiştir. Seoul-Busan yolu boyunca verimli ve iyi sulanan araziler Japonlar tarafından yağmalanmıştır. Toprak reformu adı altında sömürge hükümeti sahipsiz toprakları ve Kore hükümetine ait askeri çiftlikler Japonlara dağıtmıştır. Japonlar ayrıca imparatorluk ailesinin malları ve topraklarına da el koymuştur. Bu politikanın amacı imparator Gojang’ın direniş hareketleri için finansman yaratmasını engellemektedir.
KÜLTÜREL BASKILAR
Japon Vali Kore’nin toplumsal bilincinin tahrip edilmesi için çeşitli tedbirler uygulamaya koymuştur. 1910’da Kore tarihi ve coğrafyası ile ilgili 200.000 ila 300.000 arasında esere el konulmuş ve eserler yakılmıştır.
Japonlar ayrıca Kore tarihini kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye de çalışmıştır.
1 MART BAĞIMSIZLIK HAREKETİ
1 Mart 1919 Bağımsızlık Hareketi Japon sömürge yönetiminin dayanılmaz baskısına karşı bir toplumsal başkaldırı olarak ortaya çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşının çıkmasıyla oluşan uluslar arası durumundaki ani değişiklik Koreli liderleri yurt içi ve dışında bağımsızlık mücadelesine hız vermeye teşvik etmiştir. O sırada Amerika’da bulunan Koreli liderler 1918’de Paris’e gidip Kore’nin bağımsızlığı için kamuoyu oluşturmak istemişlerse de Japonya ile ilişkilerine daha çok önem veren Amerika tarafından yurt dışına çıkmaları yasaklanmıştır. Bunun üzerine Amerika Başkanı Woodrow Wilson’a başvurularak Kore’nin milletler topluluğu idaresine bırakılması teklif edilmiştir.
Bu arada Tokyo’da okuyan Koreli öğrenciler de bağımsızlık yolunda çalışmalar yapmış fakat polis tarafından bastırılmıştır.
1 Mart 1919’da Seoul Pogada Park'ta İmparator Gojong’un ölümü dolayısıyla devam eden yas döneminde Kore bağımsızlığı ilan edilmiştir. Bu olay ülke çapında milli bir ateşleniştir. Bu hareket boyunca 7500 silahsız Koreli öldürülmüş 16.000 kişide yaralanmıştır.
KORE GEÇİCİ HÜKÜMETİ
Bağımsızlık hareketinin zirveye ulaştığı günlerde Vladivostok, Shanghai ve Seoul’de Kore geçici hükümetleri oluşturuldu. 13 eyaletin temsil edildiği geçici hükümet Kore bağımsızlığını ilan etti ve Japonya’dan sömürge sistemini kaldırması ve işgal kuvvetlerini çekmesini istedi. Hükümet ayrıca halktan Japon Hükümetine vergi ödememesini, Japon mahkemelerini tanımamasını ve sömürge işlerinde çalışmamalarını istedi.
İlk kurulan Vladivostok’taki Kore ulusal konseyi daha sonra faaliyetlerini Shangai grubu ile birleştirdi. Daha sonra bunlar Seul geçici hükümetiyle birleşti. İlk kabine toplantısı 4 Kasım’da Shangai’de gerçekleşti.
Mançurya’da faaliyet gösteren birçok bağımsızlık yanlısı güç birleştirerek Shangai hükümetine bağlandı. Bu arada yurt içinde Japon polisinin ana hedefini hızla yayılan komünist akım oluşturuyordu. Sömürge kapitalizmi sosyalist akımları adeta besliyor ve yayılmasını kolaylaştırıyordu. Birçok işçi eyleminde Japon işçilerinde Korelilere katıldığı görülüyordu.
Milliyetçi ve Komünist liderler ortak bir cephe oluşturarak 10 Haziran 1926’da ülke çapında öğrenci olayları çıkardılar.
15 Şubat 1927 Japon işgali altındaki Kore’de kurulan Sin-ganhoe, ulusal bir organizasyondu ve amacı Milliyetçi ve Komünist kampları birleştirerek ortak bir cephe oluşturmaktı. Fakat daha sonra komitenin baskısıyla Koreli komünistlere birlikten çekilmeleri emredildi ve 1931’de Sin-ganhoe’nun sol kanat liderleri organizasyonun lav edilmesini istedi. Milliyetçi liderlerde Japonlar tarafından tutuklandı.
Daha sonra Japonya Asya Kıtasının işgali için Kore Yarımadasını atlama taşı olarak kullandı. Düzmece provokasyonlarla Mançurya’yı işgal etti. Şüphesiz Japonya’yı bu maceraya ülkedeki ekonomik depresyon itmişti. İşgalin alt yapısını oluşturmak için Japon sermayesi Japon sömürge sistemi yüzünden fakirleşmiş ve ucuz işçiliğin bol olduğu Kore’ye aktı. Japonya kıta işgali hayalini Mançurya’da merkezi Çin’e taşıyınca 1930larda Japonlar Kore’de üretimin büyük bölümünü tarımdan makine, kimyasal ve metal üretimi gibi alanlara kaydırdı. Savaş devam ettikçe Kore iş gücüne yönelik sömürüde arttı. Koreliler ağır işlerde aşırı derecede düşük ücretlerle zorla çalıştırıldılar.
Savaş rüzgarları Japonya'nın aleyhine dönmeye başladıkça daha çok tarım ürünü çiftçilerden zorla alınmaya başladı. 1937’de Çini işgali sırasında Japonlar, dil özgürlüğüne kısıtlamalar getirdi ve Şinto mabetlerine ibadeti zorunlu kıldı. 1938’de okullarda Korece öğretilmesi yasaklandı.
1942’de Genel Vali Japon merkezi hükümetinin kontrolüne girdi ve Kore işgücü ve hammaddeleri savaş gereçleri üretiminin önde gelen unsuru haline geldi. 1943’den itibaren Koreli gençler Japon ordusuna alınmaya başlandı.
Japonların Pearl Harbor’a sürpriz saldırısından sonra geçici hükümet Washington’daki Avrupa-Amerika irtibat komitesinde temsil edilmeye başlandı.
Üç büyük güç Kahire Konferansı deklarasyonunu Kore’nin self-determinasyon ve bağımsızlık konularını eklemeyi kabul ettiler. Şubat 1944’de geçici hükümet birtakım sol kişileri de arasına alarak bir koalisyon kabinesi kurdu. Şubat 1945’de bu hükümet Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Bu gelişme üzerine Japon ordusuna zorla alinmiş Koreli gençler birliklerinden kaçarak Çin’deki Japonya karşıtı güçlere katıldılar. Yine bu dönemde Koreli Komünistlerde Kuzeydoğu Mançurya’daki Gendo’da Sovyetler Birliği ve Komünist Çin güçlerine katıldı. Müttefik güçlerin zaferi sonucu 15 Ağustos 1945’de Kore özgürlüğe kavuştu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK IRKI SAĞOLSUN
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #6 : 24 Aralık 2014, 18:18:43 »

Atsiz atamizin bu vasiyeti, sadece oglu Yagmura degil aslinda tüm Türk soyunadir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #7 : 18 Ağustos 2018, 00:17:19 »

Atsız Atamızın vasiyetine sahip çıkmak, her Türkün görevidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kurtçebe Noyan
Türkçü Turancı Militan
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 665


Dr.Rızâ Nûr'un çizdiği, Atsız'ın yazdığı yoldan!


« Yanıtla #8 : 15 Haziran 2019, 12:41:37 »

Atsız Atamızın vasiyeti bizim için birer bir ışıktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Türk Budun, Ökün!?… Kendine gel. Aklını başına topla. Her söze, herkese inanma. Beynini işlet. Geçmişini hatırla." Hüseyin Nihâl ATSIZ
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.263 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.