NE MUTLU TÜRK DOĞANA OLMALIYDI!!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2017, 00:31:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 2 [3] 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: NE MUTLU TÜRK DOĞANA OLMALIYDI!!  (Okunma Sayısı 1462 defa)
0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bergütey
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 484


Türkiye Türklerindir!


« Yanıtla #20 : 28 Ekim 2017, 01:22:50 »

"Ne mutlu Türk'üm diyene" sözü Atatürk'ün kafasındaki tüm T.C. vatandaşlarını Türk adı altında birleştirme projesinin bir ürünüdür. Anayasadaki "vatandaşların hepsine birden Türk denir" anlamındaki maddenin toplum tarafından benimsenmesi için üretilmiş bir slogandır. Eğer bu proje kapsamında tüm vatandaşlar gerçekten Türkleştirilebilseydi, günümüze dek artarak var olan sorunları yaşamayacaktık, Atatürk'ün projesi başarıya ulaşmış olacaktı. Ancak olmadı. Çünkü bu proje baştan yanlış tasarlanmıştı. Bir toplum içinde yabancı etnik gruptan birey bazında toplum çoğunluğu olan ırk içine karışma ve büyük toplum içinde etnik kimliğini yitirme gerçekleşebilir. Örneğin İtalya'ya gidip yerleşen bir Tük ailesi bir - iki kuşak sonrasında bütünüyle İtalyanlaşabilir. Ancak bir milyon gibi büyük bir Türk grubu İtalya'ya gidip yerleşse bile İtalyanlaşamaz. Çünkü sayı çokluğu ve azınlık topluluğu arasındaki iletişim ve dayanışma gibi etkenler etnik kimliğin yitirilmesini engeller. Almanya'daki Türk toplumu bunun net örneğidir. Türkiye'de de azınlıkların sayı çokluğu söz konusuydu. Sayısı Cumhuriyeti'n başında bile milyonları aşan kürt etnisitesinin Türk kimliğinde eriyebileceği düşünülemezdi. Aynı biçimde sayısı yüzbinleri bulan arapların, çerkezlerin Türkleşmesi de zor bir olasılıktı. Bununla birlikte sayıları on binler düzeyinde olan ermeniler, rumlar, Yahudiler gibi etnikler de din farkı nedeniyle Türkleşmeleri daha zor olan gruplardı. Çingeneler ise Cumhuriyet'in başlangıcındaki sayısı çok olmamasına karşın, aşağı sosyokültürel yapıları ile bağlantılı olarak toplumdan dışlanmış ayrıksı yaşam sürmeleri sonucunda etnik bilinçlerini yitirmediler. Lazlar sayıca kürtler kadar çok çok olmasalar bile belli bir bölgede yoğunlaşmış olarak yaşamaları nedeniyle bir ölçüde de olsa kimliklerinden kopmadan bugünlere geldiler. Arnavutlar ve Boşnaklar gibi sayıları çok olmayan ve Türklerden din farkı bulunmayan azınlıklarda bile etnik hafızanın yitirilmediğini görüyoruz. Bugünün bakış açısıyla Türkleştirme projesinin çöktüğü açıkça ortadadır. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında da bu projenin işlemeyeceği öngörülmeliydi. Bu bakımdan "Ne mutlu Türküm diyene" projesi, Atatürk döneminin yanlış uygulamalarından biri olarak görülmelidir.
Eleştirimiz üzerine "Peki ne yapılabilirdi, Adam elinden geleni yapmış işte" diye savunma geliştirecek olan Kemalistlere o dönemin başka bir yanlış uygulaması olan "Nüfus mübadelesinde Türklük yerine Müslümanlığın ölçü alınması" yanlışından söz edebiliriz. Bu mübadele konusunu daha açık anlatacağım başka bir konuya bırakmak istediğim için bu yazıyı noktalıyorum.


Kesinlikle. O dönemin şartları gereği dahi olsa, uzun vadedeki sonuçları çok ağır oldu bize.

Sistemdeki bir çelişkiyi de belirtmek isterim. Hani kökeni ne olursa olsun vatandaşlık taşıyan herkes Türk oluyor ya. Peki niye okullarda tarih derslerinde Türk tarihi adı altında Hunlar, Kök Türkler anlatılıyor? Burada yaşayan örneğin 'Çerkez' kökenli birinin ne alakası olabilir ki Orta Asya'daki Hunlarla Kök Türklerle falan? Devletin anayasasındaki Türklük tanımı ile devletin verdiği eğitim dahi uyuşmuyor yani birbirine.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Irkçılığın sebebi yoktur, sebep arayan varsa da ırkçı değildir.
TÜRKÇÜGÖKHAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 353


%100 Türk!


« Yanıtla #21 : 28 Ekim 2017, 14:50:28 »

Başbuğun birkaç siyasi sözlerinden dolayı onun ırkçı olmadığı fikrine kapılmak doğru değildir. Daha önceden de  birçok kere bahsetmiş olduğum üzere, Atatürk'ün yalnızca ülkü adamı olmadığını, aynı zamanda bir devlet adamı olduğunu ve devlet adamlığında duygusallığa ve hayalperestliğe yer olmadığını belirtmiştim.

Savaştan yeni çıkmış yorgun bir milleti, yeniden bir iç savaşa sürüklemek doğru olmazdı. Başbuğ bunu hesaba katarak, ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' ifadesini kullanmıştır. Bunun yanı sıra ''Yurtta sulh, cihanda sulh'' aynı maksatla söylenmiştir. Atatürk'ün  siyaset icabı sözlerini kızılca soysuzlar, Türkçülüğün aleyhinde kullanmaktalar. Ancak bu kızılca soysuzlar, Atatürk'ün ırkçılık içerikli sözlerini ve ırkçı faaliyetlerini de görmezden gelmekteler. Zira, onun yüce ideolojini başka türlü çarpıtamazlar.

Neyse şimdi Başbuğ Atatürk'ün aklımda kalan ırkçı sözlerini aklımda kaldığı kadarıyla paylaşayım da, hem böylece bilmeyenler öğrenmiş olur, unutanlara da bu vesileyle hatırlatmış olurum..

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur!" Başbuğ Atatürk

Bütün dünya bilmeli ki; karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet, aciz ve zaaftır; bu insaniyet göstermek değil, insanlık hassasının yok olduğunu ilan eylemektir." Başbuğ Atatürk ( Atatürkçü geçinen hümanistlere kapak)

 "Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Başbuğ Atatürk (Etnik sever Kemalistler(!) bu sözü zaten bilmezler!)

 "Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." Başbuğ Atatürk (kürt piçlerine, anadilde eğitim ve yayın istemlerine çanak tutan sözde Atatürkçüler bu sözü iyi öğrensin!)

 "Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir." Başbuğ Atatürk (Ab'ci, ABD’ci Batı özentisi aydınlara(!) duyurulur!)

"Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Başbuğ Atatürk

"Türkiye Türklerindir." Başbuğ Atatürk

"Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım ! Başbuğ Atatürk ("Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözünün arkasına sığınanlara ithaf olunur)

Şimdi de, Başbuğun ırkçı icraatlarına geçelim:

Türkiye'de ilk olarak 1924 yılında başlayan antropolojik çalışmaların mimarı olan Başbuğ Atatürk, "Türkiye Antropoloji Tetkikat Merkezi"ni kurdurmuştur. Türk Irkı'nın fiziksel özellikleri, ilk kez bu şekilde incelenmeye başlanmıştır. 1937 yılına gelindiğinde ise, Ulu Başbuğ'un isteği üzerine yurt genelinde Türk Irkını karakterize eden tüm fiziksel özellikleri incelenirken, kafatası ölçümleri de yapılmıştır. Acaba Atatürk ırkçı olmasaydı bu tür işlerle  uğraşır mıydı?
Yine Atatürk'ün Cumhurbaşkanı, Fevzi Çakmak'ında Genelkurmay Başkanı olduğu yıllarda, askeri okullar, öğretim okulları, hemşirelik okulları gibi önemli okullara girişte Türk ırkından olma şartı aranmaktaydı.

Başbuğ Atatürk'ün Türkçü (Türk ırkçısı) olduğunu ispat eden, daha pek çok uygulaması, davranışı ve sözü vardır. Ancak ben daha fazla uzatmayacağım. Kanı kırık olmayan bir Türk evladı zaten Atasının ne demek istediğini kolaylıkla idrak eder ve onun izinden gider.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #22 : 28 Ekim 2017, 17:20:15 »

Kanı kırık olmayan bir Türk evladı zaten Atasının ne demek istediğini kolaylıkla idrak eder ve onun izinden gider.

Demek ki Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün değil de, Gök Bilge Atsız Atamızın izinden giden biz Türkçüler kanı kırık telakki edilmenin şerefine nail olarak yaşamalıyız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TÜRKÇÜGÖKHAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 353


%100 Türk!


« Yanıtla #23 : 28 Ekim 2017, 21:30:35 »

Kanı kırık olmayan bir Türk evladı zaten Atasının ne demek istediğini kolaylıkla idrak eder ve onun izinden gider.

Demek ki Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün değil de, Gök Bilge Atsız Atamızın izinden giden biz Türkçüler kanı kırık telakki edilmenin şerefine nail olarak yaşamalıyız.
Kandaşım, ben o lafı sizleri kastederek söylemedim. Malüm otağımızı takip eden farklı ideolojiden kişiler var, benim kastettiklerim onlardır. Ayrıca, bende Atsız Ata'nın izinden gidiyorum, ancak Başbuğ Atatürk'ün de izinden gidiyorum ve hatta Ziya Gökalp'in de, Yusuf Akćura'nın da ve diğerlerin de. Çünkü, bu kişilerin hepsi de şerefli Türkçülük bayrağının birer taşıyıcıları olmuştur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #24 : 28 Ekim 2017, 23:02:11 »

Cumhurreis Mustafa Kemal Atatürk’ün Mahdut Irkçılığı

Mustafa Kemal tarafından 1921 yılında Eskişehir’deki konuşmada: “Ne İslamcı birlik ne de Turancılık, bizim için bir doktrin ya da mantıklı bir siyaset oluşturamaz. Bundan böyle yeni Türkiye’nin yönetim siyaseti, ulusal sınırlar içinde Türkiye’nin kendi egemenliğine dayanarak bağımsız yaşaması olacaktır” demesi, Turancılık adına büyük bir talihsizliktir.

Burada Mustafa Kemal’in düşüncesi Misak’ı Milli sınırları içinde ırk, din, dil farkı gözetmeksizin yeni ulus-devletin inşası sürecinde yeni baştan tanımlanan bir milli kimlik anlayışının egemen olacağının ifadesidir. Irk-dil farkı gözettiğimiz ve sınır tanımadığımız için bu düşüncelerin Türkçüler tarafından kabul edilebilir olacağına kanaatim yoktur.

1930’larda ortaya çıkan Kemalizm ya da Atatürkçülük kavramlarını birlikte oluşturan düşünceler bütünü, doğal şekilde ve yavaş yavaş, bir süreç içerisinde gelişti. Kemalizm tutarlı ve herşeyi kapsayan bir ideoloji halini asla almadı. Kemalizm bir tutum ve kanılar bütünüydü. Bu tutum ve kanıların ise ayrıntılı bir tanımı hiç yapılmadı...Kemalizm, esnek bir kavram olarak kaldı ve dünya görüşleri çok farklı olan insanlar kendilerine Kemalist diyebildiler. Kemalizmin temel ilkeleri 1931 parti programının içerisine yayılmıştı. Bunlar, Cumhuriyetçilik, Lakiklik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik ve İnkilapçılık (Devrimcilik) olarak başlıklara ayrıldı.

Devlet ideolojik rıza sağlama aracı olarak dönem dönem milliyetçiliği, muhafazakârlığı, İslam’ı, Atatürkçülüğü ve hatta Türk-İslam sentezciliğini yerine ve önem derecesine göre, dönemin koşullarının hangisinin ihtiyaç halinde olduğuna bakarak, yer değiştirerek kullanmış fakat bir türlü Türkçü ya da Türkçü-Turancı olamamıştır.

Gök bilge Atsız Atamızın Cumhurreis Atatürk’ün çevresine bir türlü girdirilmemesi, o çevreden ve Atatürk’ten fikir ve istişare alışverişinde bulunamaması, fikirlerini yayamaması, Türkçülük ve Türk Milleti adına fevkalade zararlı olmuştur.

Nihayetinde Ziya Gökalp ekolünden gelen Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, heyecanlı milliyetçilere aşık bir liderdi. Çünkü kendisi de öyleydi. Atatürk tarafından meşrulaştırılan ve üniversitedeki hayatı iade edilen bir Atsız Ata, ‘her devrin menkubu’ olmaz ve fikirlerini meydan savaşı vererek sertleşmeye mecbur kalmaksızın yayabilirdi. Böylece o dönemde Türk gençleri için komünizme karşı etkin bir siper olabilirdi.

Kemalist kadrolarca engellenmeyen bir Rıza Nur’un Başbakan, Fuat Köprülü tarafından engellenmeyen bir Hüseyin Nihal Atsız’ın Atatürk’ün yanında yer alarak en önemli milli makamlarda bilim adamlığına yetkili olduklarını bir tahayyül edelim.

Atatürk’ün Nihal Atsız Atamız ile tanışmayı çok istediği bir süreçte, Atsız Atamızın Zeki Velidi Togan’ı savunduğu için üniversiteden Fuat Köprülü tarafından uzaklaştırılması ve daha sonrada Köprülü'nün Atsız Atamızın kendisinden intikam alabileceği gibi bir vehme ve kıskançlığa kapılması ile Cumhurreisin meclisine giremeyecek derecede sert tabiatlı bir genç olduğunu Atatürk’e bizzat söylemesi ve tanışma düşüncesini ortadan kaldırması beni hep derin bir üzüntüye mahkum etmektedir. Her daim iradesinin kuvvetli olduğunu düşündüğüm Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün böyle haince düzenlenen bir terkibe sessiz kalması benim dünyamda kabul edilebilir bir davranış değildir.

Neyse düşünce ve tespitlerimize devam edelim.

Cumhurreis Atatürk’ün, “Nutuk”ta “kanını taşıyandan başkasına inanma,” demesinin uygulamada kültür ve dil birliği halinde ortaya çıkmasının önüne geçemeyerek ikircikli bir duruma göz yummuş olması tezatlardan bir diğeridir.

Afet İnan, Atatürk’ün emriyle Anadolu ve Trakya’da 64 bin kişiyi içine alan, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün de imkânlarını kullanarak, boy, iskelet yapısı, baş ve burunla ilgili ölçümler yapar. İnan, Avrupa medeniyetinin kurucusu olarak kabul edilen brakisefal Avrupa adamının, Orta Asya’dan Anadolu yoluyla Avrupa’ya geldiğini göstermeyi amaçlamaktaydı. Ona göre, brakisefal adam olmadan Avrupa adamının göçebe hayattan yerleşik hayata geçmesi düşünülemezdi, Anadolu’da yaşayan insanlar arasındaki antropolojik ve tavsifi benzerlikler, ikisinin de brakisefal Aryan ırkına mensup olduğunu ortaya koymaktaydı.

Antropoloji çalışmaları ile ilgili olarak yukarıda yer alan süreci paylaşmamın sebebi aşağıda yer alan ifadeler yüzündendir.

Mustafa Kemal’in antropolojik çalışmaları ırki açıdan değerlendirmediğini belirten İnan, bu çalışmalardan okulların, fabrikaların, ordunun ve sporun elde edeceği faydaları göz önünde bulundurduğunu ifade eder; bu sayede mesela okul çocukları sıralarda boylarının yüksekliğine göre değil, iskelet yapılarının büyüklüğüne göre oturmaya başlamış, spor takımları antropolojik rasyonaliteye göre örgütlenmiştir. Askeri birimlerin, enerji israfını asgariye indirerek askerliğin verimliliğini azami seviyeye çıkaracak tabii gruplar şeklinde belirlenmesi mümkün olmuştur. Elbette bu çalışmaların öjenik ile ilgili olduğu, ırkın saflığı, sağlığı, güzelliği gibi noktalarda faydalanmayı düşünülmesi açısından Türk Irkı adına çok önem arz etmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün antropolojik çalışmaları ırki bir değerlendirme taşısaydı ona refakat eden kürt İsmet İnönü’yü sanırım deney sürecine dahil etmesinden başka bir çaresi kalmayacaktı.

Ve böylece adeta bir “iddianame” mahiyetindeki nutku ve işkencelerinden sonra 7 Eylül 1944 yılı Perşembe günü, İstanbul 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinde, Türkçüler hakkında “gizli cemiyet kurmak”, “düzen düşmanlığı yapmak”,”hükümet devirmek”,”darbe” vs. suçlamaları ile “Irkçılık-Turancılık” davası başlatan Mustafa Kemal Atatürk’ün makam verdiği kürt İsmet İnönü’sünden bahsetmek Türkçülüğe verilen en büyük zararı anlatmak adına milli şefçiğimizden bahsediyor olmayacaktım..

…………………………

Tan Hu
28.10.2017
turkcuturanci.com

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 304


« Yanıtla #25 : 29 Ekim 2017, 00:24:18 »

Başbuğ Atatürk de Gökbilge Atsız Ata da eleştirilebilir. Herkes eleştirilebilir, Tanrı da dahil.
Elbette doğrular olduğu gibi yanlışlar da vardır. Biri çıkıp bana Atatürk'ü eleştirmek ne haddine diyebilir, derse de hakkıdır. Oturduğum yerden eleştirmek garip geliyor bana da ama hatalardan da bahsetmek gerek. Onun yaptıklarını başka bir Türk evladı yapabilmiş midir, hayır. Ulu Türk ırkına büyük hizmetleri olmuştur ve ona çok şey borçluyuz. Onu eleştirmek belki yanlış ama hissettiğimizi de söylemek zorundayız. Atatürk ileri görüşlü bir dahiydi. 1930'larda nasyonel sosyalizm yükselişteyken tamamiyle ırkçı bir politika izleseydi ve Türk soylular dışında diğer etnikleri bypass ederek ülke yönetimini sağlayacak Türk tipi yönetim anlayışını bu ülkeye kabul ettirseydi şu anki durumda olmazdık. O dönem tam da buna müsaitti, nasyonel sosyalizm yükselişteydi. Cumhuriyet gibi , demokrasi gibi yunan icadı sistemleri ve kavramları değil de, yabancı soyluları ülke yönetimine hiç dahil etmeyecek Kağanlık sistemi uygulanabilirdi. Bu maceraperestlik olup, çağa aykırı olsa bile denenebilirdi. Sonuçta Türk maceraperesttir ve aykırıdır.

Ne mutlu Türk'üm diyene, sadece Türk soyluların ağzına yakışır. Çünkü bunu yabancı soylu biri dese bile Türk olamaz. Türklük, hissiyattan daha fazla kan bağıyla alakalıdır. Kanı, geni, soyu, atası Türk olmayan istediğini hissetsin Türk olamaz.



Bunları dedim, Başbuğ Atatürk'ün bu sözünü eleştirdim diye kimse beni Atatürk karşıtı ilan edemez. Sonuna kadar Atatürkçüyüm, sapına kadar Atatürkçüyüm. Eleştirdim bir konuda o ayrı , ben herkesi eleştiririm, Tanrıyı bile. Çünkü ben Türk'üm, o hakkım var.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bergütey
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 484


Türkiye Türklerindir!


« Yanıtla #26 : 29 Ekim 2017, 00:38:56 »

Başbuğ Atatürk de Gökbilge Atsız Ata da eleştirilebilir. Herkes eleştirilebilir, Tanrı da dahil.
Elbette doğrular olduğu gibi yanlışlar da vardır. Biri çıkıp bana Atatürk'ü eleştirmek ne haddine diyebilir, derse de hakkıdır. Oturduğum yerden eleştirmek garip geliyor bana da ama hatalardan da bahsetmek gerek. Onun yaptıklarını başka bir Türk evladı yapabilmiş midir, hayır. Ulu Türk ırkına büyük hizmetleri olmuştur ve ona çok şey borçluyuz. Onu eleştirmek belki yanlış ama hissettiğimizi de söylemek zorundayız. Atatürk ileri görüşlü bir dahiydi. 1930'larda nasyonel sosyalizm yükselişteyken tamamiyle ırkçı bir politika izleseydi ve Türk soylular dışında diğer etnikleri bypass ederek ülke yönetimini sağlayacak Türk tipi yönetim anlayışını bu ülkeye kabul ettirseydi şu anki durumda olmazdık. O dönem tam da buna müsaitti, nasyonel sosyalizm yükselişteydi. Cumhuriyet gibi , demokrasi gibi yunan icadı sistemleri ve kavramları değil de, yabancı soyluları ülke yönetimine hiç dahil etmeyecek Kağanlık sistemi uygulanabilirdi. Bu maceraperestlik olup, çağa aykırı olsa bile denenebilirdi. Sonuçta Türk maceraperesttir ve aykırıdır.

Ne mutlu Türk'üm diyene, sadece Türk soyluların ağzına yakışır. Çünkü bunu yabancı soylu biri dese bile Türk olamaz. Türklük, hissiyattan daha fazla kan bağıyla alakalıdır. Kanı, geni, soyu, atası Türk olmayan istediğini hissetsin Türk olamaz.



Bunları dedim, Başbuğ Atatürk'ün bu sözünü eleştirdim diye kimse beni Atatürk karşıtı ilan edemez. Sonuna kadar Atatürkçüyüm, sapına kadar Atatürkçüyüm. Eleştirdim bir konuda o ayrı , ben herkesi eleştiririm, Tanrıyı bile. Çünkü ben Türk'üm, o hakkım var.

Kesinlikle doğru. Eline sağlık kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Irkçılığın sebebi yoktur, sebep arayan varsa da ırkçı değildir.
TÜRKÇÜGÖKHAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 353


%100 Türk!


« Yanıtla #27 : 29 Ekim 2017, 01:31:12 »

Elbette tenkit edilebilir. Bazı icraatları, almış olduğu yanlış kararlar eleştirilir ve tartışılır. Ancak bunu yaparken, Atatürk düşmanlarının eline koz vermemeye özen göstermeliyiz. Birde şu var; Atatürk'ün katıksız bir Türkçü oluşu ya da Türk ırkçılığı asla tartışma kabul etmez!

Sıcak evlerinizde oturup, bilgisayar başında sürekli ırkçılık nutukları atmaya benzemez bu işler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Atatürk'ün ırkçı icraatlarının onda birini yapan bir adam daha çıkmamıştır. Bundan daha iyisini yapan çıkana kadar da, şimdilik en büyük Türkçü (Türk ırkçısı) Atatürk'tür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.525


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #28 : 29 Ekim 2017, 01:44:19 »

Atatürk ırkçı birisi olsa saİTi nursi gibi bir köpeği yalvar yakar millet vekili yapmazdı, ha diyeceksiniz ki saİT in sonu ne oldu? kemiklerinin nerede olduğunu bile şuan kimse bilmiyor lakin şimdilerde saİTin o günlerden kalma karizmasının acılarını çekiyoruz, Türk milleti saİT in tohumlarının intikam hırsına kurban ediliyor. Fettullah piçi de işte saİT piçinin tohumudur!!

Evet Tartışalım kaybedecek bir şeyimiz yok!!
Yüce Türk ırkından başka da eleştiremeyeceğimiz kimse yok!!
Kalvye başında zaten yapacak, yaptığımız başka bir şey de yok!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 304


« Yanıtla #29 : 29 Ekim 2017, 01:45:40 »

Elbette tenkit edilebilir. Bazı icraatları, almış olduğu yanlış kararlar eleştirilir ve tartışılır. Ancak bunu yaparken, Atatürk düşmanlarının eline koz vermemeye özen göstermeliyiz. Birde şu var; Atatürk'ün katıksız bir Türkçü oluşu ya da Türk ırkçılığı asla tartışma kabul etmez!

Sıcak evlerinizde oturup, sürekli ırkçılık nutukları atmaya benzemez bu işler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Atatürk'ün ırkçı icraatlarının onda birini yapan bir adam daha çıkmamıştır. Bundan daha iyisini yapan çıkana kadar da, şimdilik en büyük Türkçü (Türk ırkçısı) Atatürk'tür.


Kandaşım sıcacık evimde ayağımı uzatıp koltukta uzanıp elimde telefonla yazıp, Başbuğ Atatürk'ü eleştirmek haddim değil elbette.  Onun yaptıklarının onda birini geçtim, yüzde birini yapmış biri daha çıkmamıştır. Ben o yazıyı oturduğum yerden Atatürk'ü eleştirmek için yazmadım, o sözü eleştirmek için yazdım. O sözü eleştiririm de , çünkü kabul etmiyorum o sözü.Birilerini eleştirmeye başlasak Atatürk en son eleştireceğimiz.kişi olur. Bizim bahsettiğimiz ve eleştirdiğimiz  husus, hissiyatla , söylemle Türk olunamayacağı ve Türklüğün sadece kan bağıyla olacağıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 [3] 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.018s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.