NE MUTLU TÜRK DOĞANA OLMALIYDI!!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 16:08:32


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: NE MUTLU TÜRK DOĞANA OLMALIYDI!!  (Okunma Sayısı 1626 defa)
0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #10 : 27 Ekim 2017, 19:21:38 »

'Yurtta sulh dünyada sulh' yani 'Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh - ü salâh; Atatürk bu özdeyiş ve bu düşüncesini B.M.M.'nin üçüncü toplanma yılını açarken 1 Mart 1922'de söylemiştir.... Atatürk Yurtta barış dünyada barış özdeyişini ve düşüncesini 20 Nisan 1931 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak B.M.M.'nde parti programını açıklayan seçim bildirgesi kapsamında söylemiştir. Atatürk, yurtta barış dünyada barış diyebilir miydi? Elbette demezdi. Hangi akıl böyle bir şeyi söyler? Fakat 'Yurtta barış dünyada barış' düşüncesinin temelinde 'Barış istersen savaşa hazır ol' düşüncesi vardır. Bu iki düşünce birbirine karşıt iki düşünce değildir. Ne var ki Türkiye'de kimi kişiler ve çevreler Atatürk'ün 'yurtta barış, dünyada barış' düşüncesini çarpıtarak Türkiye'nin askerlik ve ordu gücünü etkisiz (pasif) bir konuma getirmek çabası içindedirler....' Metin Erksan, Barış İstersen Savaşa Hazır Ol' Cumhuriyet Gazetesi, 5 Mart 1999

Atsız Ata, 1966 yılında yayınlanan 'Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz' adlı makalesinde 'Yurtta barış dünyada barış' ilkesinin pasifist yorumunu şöyle eleştirir:

'Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in gazetelere geçen bir sözü çok ilgi çekicidir. O zaman Gürsel: “Yunanlılar Kıbrıs’ı, Bulgarlar Trakya’yı, Ruslar Kars’ı istiyorlar. Biz ne istediğimizi bilmiyoruz” demişti.

Buradaki “biz” zamiri şüphesiz Türkiye’nin resmî çevreleri, resmî sorumluları anlamında kullanılmıştır ve bu sorumlular cidden ne istediklerini bilmemektedir. Çünkü millî program yoktur. Siyaset bilgisi onlara göre “idare-i maslahat” tır. En büyük zekâ, köylü kurnazlığı ile karşısındakini kısa bir süre için aldatabilmektir. Bir tehlikeyi iki yıl üç yıl geriye atmak bir zaferdir.

Oysa ki Türkiye’de ne istediğini bilen bir zümre vardır. Bu zümre Türkçülerdir ve bütün Türklerin tek devlet halinde birleşmesini istedikleri için, yerine ve zamanına göre maceracılık, emperyalistlik, faşistlik ve kafatasçılıkla suçlanmaktadırlar.

Küçük ve zayıf Yunanistan kurulduğu günden beri Megalo İdea yani Bizans İmparatorluğunun diriltilmesi düşüncesinin ardında koşarken, dağınık ve geri Arap İran Körfezinden Atlas Denizine kadar Arap Birliği isteğinin arkasında iken, Afrika’nın yeni çelimsiz devletleri kendilerine göre birer dış hedef gözetirken, geçmişin nice büyüklerinin mirasçısı olan Türk milleti millî bir ülkü gütmekten alıkonuyor ve bunu dış düşmanlar değil, Türk aydını olarak bilinen bir güruh yapıyor.

Bu uyuşuk güruh siyasî bir paratoner olan “yurtta barış, cihanda barış” formülünü bir hayat prensibi diye benimsemek istiyor.

Peki ama senin dışarıda gözün yok diye başkalarının sende gözü olmayacak mı sanıyorsun budala?'

Ve yine Atsız Ata aynı makalesinde şöyle der:

'Atatürk’ün “Türk milleti, başına geçireceği insanların kanındaki cevher-i asliye dikkat etmelidir” sözü açık anlamı ile “Türk ırkından olmayanları başına geçirme” demektir. Bu söz mücerret bir övünme veya şatafat değil, acı denemelerden doğuş bir gerçek, yabancı soyluların getirdiği felâketlerden alınmış bir derstir. Bunu Atatürkçü geçinip de Türkçülük düşmanlığı yapanları uyarmak için hatırlatıyorum. Yoksa Atatürk bunu söylememiş olsaydı biz yine ırkçı olacaktık. Aklımız büyük olanlardan ders almayı emrettiği; tarih kendi derslerinden faydalanmayanları bağışlamadığı için ve en sonra yüzyılların gerisinden gelip bize şeref veren millî şuur ve gururumuz böyle gerektirdiği için ırkçı olacaktık.

Şeref meselesine önem vermemiş toplumların sonu kölelik ve hayvanlıktır. Çünkü şeref yalnız insanlarda olan bir duygudur.

Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın? Öyleyse sen günün birinde Atenagoras’ı Türkiye Cumhurbaşkanı görmekte sakınca bulmazsın. Belki de Batı Hıristiyan dünyasının sevgisini ve yardımını kazanırız diye düşünürsün.' Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz, Ötüken Dergisi, 1966
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #11 : 27 Ekim 2017, 19:38:54 »

Oysa ki Türkiye’de ne istediğini bilen bir zümre vardır. Bu zümre Türkçülerdir!

İNTİKAM
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Türkçü - Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.796


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« Yanıtla #12 : 27 Ekim 2017, 19:39:41 »

Herkes şunu bilmeli ki, biz arkasından yürüdüğümüz önderlerin yanlışları varsa söylemekten çekinmeyiz. Sırf birkaç sözü beğenmedik diye kimse bizi Atatürk düşmanı göstermeye de kalkışamaz!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #13 : 27 Ekim 2017, 19:40:33 »

Atsız Ata konuşmalar 1 makalesinde 'Türk topraklarında yaşayan herkes Türk'tür' söylemine şöyle cevap vermiştir:

'Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve beraberindekiler dün Gaziantep’e gelmişlerdir. Yol boyunca halk Cumhurbaşkanına büyük ilgi göstermiş ve tezahürat yapmıştır. Ankara – Reyhanlı yolu üzerinde İsmail Barak isimli işçi, Cumhurbaşkanına hitaben “gelişinizi dört gözle bekliyorduk. Buradaki idareciler Araplar’a toprak dağıtıyor, Türkler’e vermiyor” demiştir. Bunun üzerine Sunay kendisine “Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür. Türk, Arap diye bir şey yoktur. Türk olmayan varsa gidebilir” cevabını vermiştir. Cumhurbaşkanı daha sonra da Kilis’e uğramış, oradan da Gaziantep’e gelmiştir.

Devlet Başkanı bu cevabı ile Türkiye’deki halkın tek millet olduğunu belirtmek istemiş olsa gerektir. Fakat bu cevap gerçeğe uymadığı gibi Türkleri yani vatanın asıl sahiplerini kıracak ve Arapları şımartacak niteliktedir. “Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür” demekle iş bitseydi bunu tesbih çeker gibi milletçe hergün tekrarlar, dururduk, fakat gerçek şudur ki Türk topraklarında yaşayan herkes Türk değildir. Türk, Arap diye, hattâ Kürt, Zaza diye, şu ve bu diye 20 millet vardır ve bunlar Türk olmadıklarını bildikleri gibi Türklüğe mal olmamak için de kendi aralarında da dayanışma kurmuşlardır.

Cevdet Sunay’a dert yanan İsmail Barak, soyadına göre o bölgedeki arap ırkından idarecilerin veya oy avcısı partizanların haksızlığına kurban giderek kendi devletinin başkanından derdine em istemiştir. Fakat em bulmak şöyle dursun, büyük bir ümit kırıklığı içinde şaşkına dönmüştür.

Nedense ırkçılıktan hiç hoşlanmayan ve bunu tanınmış siyasîlerden birine “ırkçılık başka ırktan olanları gücendirir” diye açıklayan Cevdet Sunay’dan biz başka türlü bir davranış beklerdik. İsmail Barak’ı sorguya çekerek Araplara toprak dağıtan idarecileri tesbit etmesini ve haklarında kovuşturma yapılması için hükümete direktif vermesini beklerdik.

Bu yapılmamıştır. Yapılmadığı için de o bölgedeki idarecilerin Türkler aleyhindeki işlemleri sürüp gidecektir.

Atatürk olsaydı o türlü idarecilerin külünü savururdu. Fakat yıllardır memlekette zorla estirilen ırkçılık düşmanlığı, kafalara o türlü işlemiştir ki Türk’le Türk olmayan arasında bir anlaşmazlık çıktı mı, en doğru çözüm yolu Türk olmayanı tutmakla bulunuyor.

Cevdet Sunay’ın “Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür” demesi Türk milletinin asla kabul edemiyeceği bir düşüncedir ve bir çok haklarından vazgeçmiş, bir çok gerçekleri kavrayamamış olmasına rağmen onun çok duygulu bir yönünü incitecek bir sözdür. Bilindiği gibi Türk topraklarında birçok Çingene vardır. Ve bunların şehirleşmiş olanları kendi dillerini unutup Türkçe konuşur olmuşlardır. Böyle olduğu halde Türk milleti, Çingeneleri daima aşağı görmüş, onlarla karışmaktan korku derecesinde çekingenlik göstermiştir.

Anayasanın hükümleri ne olursa olsun, modern millet tarifi için ne uydurulursa uydurulsun, Türk milletinin vicdanına Çingenelerin Türk olduğu inancı kabul ettirilemez. Burada Yassıada duruşmalarının bir safhasını hatırlatacağım:

Adalet Divanı Başkanı Salim Başol, Demokrat Parti’nin sanıklarını sorguya çekiyordu. Bunlar, İsmet Paşa İstanbul’a gelirken onu zorbalıkla döndürmek, belki de öldürmek istemekten sanıktılar. Demokratlardan biri kendi semtindeki Çingeneleri de bu komploya sokmuştu. Salim Başol sordu: “Hem de Çingeneleri işe karıştırmışsın. Onlar da vatandaş ama Çingene… Buna utanmadın mı?”. Yani bir kanun adamı bile Çingeneyi gayet aşağı bulmaktan kendini alamıyordu. Çünkü bu düşünce, bu inanç yüzyılların ürünüdür. Kanunla, nizamla, demeçle beyinlerden ve gönüllerden silinmez.

Demokrasi sayesinde şimdi bu Çingeneler de birinci sınıf vatandaş olmuştur. Gerçi onların memleketteki işi hırsızlık ve yankesicilikten ibarettir ama kanun karşısında vatandaşlarla eşittir ve devletimiz sosyal bir devlettir. Bir değişiklik yapılmadığı takdirde, önümüzdeki yüzyılda Çingenelerden en yüksek kademelere kadar yükselecek kimselerin çıkması elbette mümkündür......Cevdet Sunay’ın “Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür” demesine göre bu dağlı vatandaşlarımızın da Türk olması gerekir. Değildir. Ama, haydi kendimizi zorlayarak Türk’tür diye kabul edelim. Bir tarih öğretmeninin bıkıp usanmadan söylediği ve yazdığı uydurmaları kabullenerek dağlı vatandaşlarımız da Türk’tür diyelim. Diyelim ama neyleyelim ki onlar bunu kabul etmiyorlar.'
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #14 : 27 Ekim 2017, 19:40:38 »

Herkes şunu bilmeli ki, biz arkasından yürüdüğümüz önderlerin yanlışları varsa söylemekten çekinmeyiz. Sırf birkaç sözü beğenmedik diye kimse bizi Atatürk düşmanı göstermeye de kalkışamaz!
Ve biz Atatürkçüyüz!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Türkçü - Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.796


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« Yanıtla #15 : 27 Ekim 2017, 19:43:39 »

Atatürk Nutuk'ta Turancılığı gerçekleşmesi mümkün olmayan ve asla gerçekleşmemiş olduğunu söylüyordu.

Diyorum ki koskoca Atatürk, Mete Han'ın 'bütün yay geren kavimleri tek bir bayrak altında topladığını bilmiyor muydu? Bu da kafamı karıştıran bir konu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #16 : 27 Ekim 2017, 19:45:53 »

Atatürk Nutuk'ta Turancılığı gerçekleşmesi mümkün olmayan ve asla gerçekleşmemiş olduğunu söylüyordu.

Diyorum ki koskoca Atatürk, Mete Han'ın 'bütün yay geren kavimleri tek bir bayrak altında topladığını bilmiyor muydu? Bu da kafamı karıştıran bir konu.

GERÇEKLEŞMMEİŞ OLDUĞU O ZAMAN GERÇEKTİ AMA ŞİMDİ BÜTÜN TURAN ELLERİ NEREDEYSE TÜRKLERİN ELİNDE..
ATATÜRK ALLAH DEĞİL, BİZİM BAŞBUĞUMUZ!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.575


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #17 : 27 Ekim 2017, 19:47:25 »

ATSIZ'DA ALLAH DEĞİL, TANRIDA DEĞİL,
O DA YARGILANABİLİR!!
ATSIZDA BİZİM GÖK BİLGEMİZ.
Ama bizden başkasına yargılatmayız bu biline
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Karaer
Ötüken'den yayılan KAN
BAŞKURT
Normal Üye
**
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 287


Tanrı Türkü Korusun


« Yanıtla #18 : 27 Ekim 2017, 20:59:36 »

ATSIZ'DA ALLAH DEĞİL, TANRIDA DEĞİL,
O DA YARGILANABİLİR!!
ATSIZDA BİZİM GÖK BİLGEMİZ.
Ama bizden başkasına yargılatmayız bu biline

Atsız TANRI değil ama Tanri'dan sonra sığınacağımız Yol göstericidir.

 Eserleri Türk'ün kıblesidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Tanrı dağları Bozkurdu
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #19 : 27 Ekim 2017, 22:59:00 »

Cumhurreis Mustafa Kemal Atatürk’ün Mahdut Milliyetçiliği

Ülkü kişilerin üstünde teşekkül eder. Bir takım eylem, karar ve tutumların eleştirilmesi kadar normal bir şey yoktur. Olayları o dönemdeki şartların, akımların, düşüncelerin ve yaşananların temelinde değerlendirmek gerekir. Bilindiği gibi tarih, bir ölçüde olayları, bunların oluş şeklini, ikna edici seviyede nedenlerini bulmaya çalışmak ve sonra da bütün bunları zaman kesiti ve süreç olarak belirli bir çerçeveye oturtup yorumlamaktır.

Laik münevverler Türkçülerin düşünceleri karşısında ağlamayacaksınız değil mi? Çünkü ağlarsanız zaferimizin güzelliğini bozarsınız. Asla şunu unutmayın Türk Devrimi, Atatürk Milliyetçiliği ile değil Meşrutiyet Dönemi Türkçüleri’nin Müdafaa-i Hareketçiliği, yüksek mücadeleleri ve ülküleri ile büyük gücüne kavuşmuştur. Bu güç bir ateştir, yıldırımdır, kasırgadır.

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı ırkçı değildir. Ona göre milliyetçilik bir vicdan ve duygu işidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk ülküsünü benimseyen ve gelecek için kader birliği yapmış olan herkes Türk’tür der.

“Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek haykırdığı zaman Türk olmanın gururunu duyan Atatürk, çağdaş, birleştirici ve kaynaştırıcı bir milliyetçilik anlayışının mimarı olarak görev üstlenmek zorunluluğu hissetmiştir. Bu nedenle mili mücadele yıllarında ulus kavramı toprak temeline dayandırılan, sınırlarını Misak-ı Milli olarak belirleyen bir kavram olarak karşımıza çıkıverdi. Böylece pek münevver Kemalist ideologlarca pek bir korktukları etnik bağlanma dışarıda bırakılırken, Fransız modeline uygun yurttaşlar birliğine dayanan ulus anlayışı ileri sürülmüş ve bugünlere gelinmiş oldu.

Milletleri her türlü felaketten kurtaracak yolun devletlerarasındaki ilişkilerin milli olduğu kadar, insani duygular üzerine kurulması gerektiğini ifade eden Atatürk’ün diğer milletlerin haklarına saygı duymayı esas aldığı davranışlar, diplomasi hareketleri, Türk milletinin bağımsızlığı için gösterdiği duyarlılığın yanında ve inkılaplar evresinde, içimizdeki hain azınlıkları eritecek potanın planını yapacak kadar ömrü vefa etmemiştir.

Cumhuriyetin Türk İnkılabının milliyetçilik anlayışı, yurtta ve dünyada barışı özenle gözeten, asla saldırgan olmayan, milleti belirsiz emeller peşinde maceraya sürüklemeyi reddeden bir anlayış olarak dile getirilerek servis edilmiştir. Milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayatı, Atatürk’ün en büyük ideallerinden olarak piyasaya sunulurken farklı bir geçmişin hayali propagandaya alet ediliyordu.

Kimlik bunalımının tarafı olan kemalist ideoloji ile Osmanlıcılığın çakışması biz Türkçüler için pek yabancı değildir. Toplumun milli kimliği ve şuuru idrak edebilmesi için batılaşmayla beraber sekülerleşme de, kemalist milliyetçiliğin harcına katılmıştır. Kemalist düşünce, bir nevi devletin eliyle yapıldığı için aynı zamanda devletin resmi milliyetçiliği hüviyetine büründüğünden bizce kabul edilebilir değildir, edilmeyecektir.

Misal, Atatürk’ün o dönemin siyasi argümanından başka bir şey ifade etmeyen “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” vecizesi kültürel kimlikle vatandaşlık kimliğinin birleştirilme gayretlerinin örneğini teşkil etmekte ve bizlerce kabul görmemektedir. Bu ve benzeri düşüncelerin eksikliğini tartışmanın gereği olmadığını son 30 yıldır içteki ayaklanmalar ile tecrübe edinmekteyiz.

Bir misalle temellendirecek olursak, siyasi bir milliyetçilik olan ve millet mefhumunu siyasi bir toplum olarak tanımlayan Atatürk milliyetçiliği ve bu milliyetçiliğin siyasi hedefleriyle; milliyetçiliği, milleti soy ve dil temelinde tanımlayan Atsız Atanın milliyetçiliğinin siyasi hedefleri, milliyetçilik kimliğinde birleşseler de birbirleriyle çatışma halinde olarak varlığını koruyacaktır.

Atatürk milliyetçiliği Misak-i Milli sınırlar içinde, barışçıl bir milliyetçiliktir. Türkçülerin milliyetçiliği ise Turancılık temelinde ve asla barışçıl olmayacaktır.

Türk Kimliği bir ikilem olmadığına göre bunun ortadan kaldırılması için kültürel homojenlik sağlanmaya çalışılması o dönem neyi ifade etmektedir. Türk kültürünün özümsetilmesi ve milli bir bilinç kurulması amacı ile toplumu oluşturan her ferde Türkçe öğretilmeye çalışılması kadar doğal bir yöntem elbet olamaz. Ancak o döneme ait “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası bugün iflas etmiş, toplumda yer alan Türk olmayan etnik artıklar kanlarının hükmünü verme yoluna gitmiştir.

Bununla beraber 1924 anayasasının 88. Maddesinde yer alan, “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur” ibaresi, yani genelleştirme tanımı batılı bir millet anlayışının benimsendiğinin göstergesidir. Türk kimliğinde ırksal temellerden ziyade modernleşme çizgisinin yakalanması iddiası kemalist ideolojinin bir kimlik modellemesi olduğundan biz Türkçüler Atatürk’ü değil, onu sapık düşüncelerine alet eden kemalist ideologları eleştirmekteyiz.

Atatürk tarafından Sivas vilayetine ve Heyet-i Merkeziyeye gönderilen 4 Mart 1920 tarihli “Basının Dikkate Alacağı Hususlar” başlıklı telgrafın 4. maddesi, Milli Mücadele yanlısı basını Müslüman dünyaya dönük yayınlarında Pantürkçü ve Panislamcı propaganda yapmamaları konusunda uyarmaktadır. Siyasi sınırları belirlemek ve vatandaşlık anlayışını benimsetmek adına bu iki ayrı temele dayanmış olan düşüncenin birbiri ile anılarak bir propaganda aracı olarak gösterilmesi Türkçülük ve kürtçülük karşılaştırmaları kadar temelsizdir.

Türk dünyasını yok sayarak biricik fiziki dayanağını Anadolu olarak tanımlayan Misak-ı Milli propagandası ile de Kemalist kadrolar Pantürkçülüğü resmi devlet ideolojisi olmaktan çıkarırken dış Türkler üzerindeki vurguyu da hafifleterek bizi sınır bekçiliğine mahkum etmeyi hedeflemişlerdir. Artık onlar için millet kavramı sınırları tanımlanmış bir vatan ekseninde temellenmişti. Öncelik Türk kimlik inşası değil, kurtuluş ifadeleri ile özetlenmiştir.

Atatürk, Türk milletinin varlığının ve hayati menfaatlerinin Panislamizm, Pantürkizm veya “Federal İmparatorluk” gibi uzak hayallere feda edilmemesi gerektiğini, daha Milli Mücadele yıllarında ısrarla vurgulamıştır. İzlenebilecek gerçekçi ve akılcı yolun, sınırları belli bir vatan üzerinde milli bir Türk Devleti kurmak olduğunu dile getirmiştir. 1 Aralık 1921 Meclis konuşmasında şöyle der:

“…Efendiler… büyük hayaller peşinden koşan… insanlardan değiliz. (koşmak yüzünden) bütün dünyanın gazabını bu milletin üzerine celbettik. Biz Panislamizm yapmadık! ‘Yaparız, yapacağız’ dedik. Düşmanlarımızda yaptırmamak için bir an evvel öldürelim dediler. Panturanizm yapmadık yaparız, yapıyoruz dedik yapacağız dedik ve yine ‘öldürelim’ dediler… Biz böyle yapmadığımız ve yapamadığımız mefhumlar üzerinde koşarak (Düşmanlarımızı çoğaltmak yerine) haddimizi bilmeli… Biz hayat ve İstiklal isteyen milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı ibzal ederiz (harcarız).”

Yukarıdaki ifadeler karşısında “Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh - ü salâh” sözleri ne kadar gerçeklik taşımaktadır, tartışılmalıdır.

Ulusalcıların şu tezat formüllerine bakın:

Batılılaşmaya karşı olmamak, Kurtuluş Savaşı Ulusçuluğu’nun bir başka boyutudur.
Batı emperyalizmine karşı olan bu ulusçuluk, Batı düşmanı değildir; hatta Batıcıdır.
Batılılaşma (çağdaşlaşma) yanlısıdır.
Ayrıca, antiemperyalisttir ama antikapitalist değildir.
Vay bizim halimize!

1918–1925 belgelerinde “Türkiye Devleti”, “Türkiye Halkı”, “Türkiye Ahalisi”, “kardeş milletler” diyen Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu gibi deyimler gözde formülasyonlardır. Kurtuluş Ulusçuluğu, Alman teorisindeki ‘nesnel birlik öğeleri’ne (ırk, kan, dil vb.) değil, Fransızlardaki “öznel öğe”ye (inanç, istek) dayanmış olarak biz Türkçüler tarafından asla kabul görmeyecektir.

Bu ifadeler çerçevesinde,

"Atatürk’ün bazı yanlışları, hataları olsa bile, devletimize yeniden ‘Türk’ adını vermesi, onun bütün yanlış ve hatalarının affedilmesi için yeterlidir” diyen de Atsız Atamızdır.

Cumhurreis Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyelilik Milliciliği ile düzenlenmiş mahdut (çevrilmiş, sınırlanmış) milliyetçiliği biz Türkçüler tarafından kabul görülememektedir. Çünkü bizim dünyamızda çevrilen, kuşatılan, yumuşatılan, esnekleştirilen ve sınırlanan hiçbir düşünce ve eyleme yer yoktur.

Biz Türkçüler Başkumandan Mustafa Kemal'i tebcil ederiz yani ulularız. Fakat Cumhurreisi Atatürk'ün bir takım uygulamalarını, düşüncelerini ve çevresindeki haysiyetsiz akilleri eleştirme hakkımız her daim mahfuzdur.

…………………………

Tan Hu
27.10.2017
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.043s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.