İftira ve kışkırtmalara cevap
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ekim 2019, 00:45:03


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İftira ve kışkırtmalara cevap  (Okunma Sayısı 6154 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 01 Ocak 2015, 11:34:01 »

"Herkesin maksudu bir amma, rivayet muhtelif"! Olaylar
şimdi, bize bu mısraı "herkesin maksudu muhtelif amma
rivayet bir" şekline sokmamızı gerektirecek bir mâhiyet
almıştır. Milliyetçilik ve milliyet düşmanlığı çarpışması
bizi inanılmayacak bir rivayet ihtilâfı önünde bırakıyor.
Kargaşalığı gidermek için harcanan hüsnüniyet ve
emekler dumanlı hava mantığı ile hiçe indirilmeğe
çalışılıyor. Düne kadar milliyetçiliği faşistlik ile
karıştıranlar dillerini değiştirmişlerdir. Hiç kimsenin
milliyetçiliğinden şüphelenilemeyeceği iddia ediliyor ve
Bu memlekette eskiden ve şimdi herhangi bir vatandaşı
komünistlikle suçlamak için onun yazılarında ve
çalışmalarında solcu olduğunu göstermek kafi gelmez."
(Falih Rıfkı Atay) teranesi tutturularak yeni bir himaye edebi‐yatı
kuruluyor. Biz bu prensibi benimsemekten çekinmeksizin
meseleyi incelemek istiyoruz.
Bir hakikati ortaya koymakla başlayalım: Milliyetçilik
memleketimizde esastır, ve "solcu" kelimesine verilen
mânâların hiç biriyle bulandırılamayacak kadar esaslı
kalmalıdır. Milliyetçilik Anayasanın altı ilkesinden birisi
olmakla birlikte bütün bu ilkelerin temelidir. Çünkü
milliyetçilik ilkesi reddedilirse ne cumhuriyetçilik, ne
halkçılık ne lâiklik, ne devletçilik, ne inkılâpçılık Türkiye
ve Türk inkılâbı meselesi olarak anlaşılamaz. Fransa da
lâiktir. Almanya da devletçi idi. Sovyetler de inkılâpçıdır.
Amerika devletleri de cumhuriyetçidir. Buna karşı
Bulgaristan ve Polonyanın da milliyetçi oldukları ileri
sürülmeye yeltenilirse Türk milliyetçiliğinin manda yahut
kukla hükümet şekilleri ile münasebeti olmadığını ve
böyle bir benzetme de Türk inkılâbını arkadan vurmağa
yeltenen zihniyeti sezmek mecburiyetinde kalacağımızı
hatırlatırız. Ayrıca şunu da hatırlatırız ki Türk
Cumhuriyeti'nin anayasası hiç bir yabancı anayasa taklit
yahut kopya edilerek kurulmamış, ancak millî tarih ve
hayatiyetimizin şaheseri olan istiklâl ve inkılâp
şuurundan fışkırmıştır. Öteki beş ilkenin bu istiklâl ve
inkılâp şuuru ile bağdaşabilmesi için millî mücadele ve
Türk ruhuna uygun olarak kavranılması zaruridir.
Milliyetçilik bizim en genel ve temelli şiarımızdır. Her şey
bu ilkenin ışığı altında özel mânâsını kazanır. Aynı
sebepledir ki milliyetçiliğimize uymayan cereyanlar bizde
azınlık olarak anlaşılmağa ve uygunsuzlukları nispetinde
dikkat ve ihtiyatla karşılanmağa lâyıktırlar. Komünistlik
bu dikkat ve ihtiyatla karşıla‐nacak cereyanların başında gelir.

Irkçılık ise millî bünyemize uymayan şekliyle düşünülüp reddedilmelidir. Fakat bu iki cereyan asla yanyana konularak muhakeme edilemez. Onları birleştiren nokta memleket ve tarih gerçeğimize uymamaları olsa bile aralarındaki mâhiyet tezadı da derhal ortaya konulmalıdır.

Modern komünizmin, açıkçası Marsizm'in
kökü, milliyetçilik de dahil olduğu halde, bütün içtimaî
kıymetleri iktisadî âmilden çıkarmak iddiasıdır. Ona göre
din gibi millî his, millî fikir, millî vicdan, millî ülkü de bir
çeşit iktisadî hayat şeklinin yarattığı duyuş ve düşünüş
tarzıdır. Bunlar hayatın esası olmayıp sadece aldatıcı
görünüşleridir. Bir kere Marksist'lerin tefsir ettiği
mânâda iktisadî âmil bütün içtimaî hayat ve
müesseselerin esası sayılınca, milliyet ve milliyetçiliği
meydana getirdiği ileri sürülen burjuva iktisadiyatının
insan hakları bakımından kötü olarak ilân edilmesi, bu
nizama tâbi farzedilmiş müessese ve kıymetlerin, yani
millî hayat, millî istiklâl dâvalarının da insan haklarına
aykırı telâkkiler, reaksiyoner hareketler, gerikafalılık,
ümanizma anlayışsızlığı, kısacası kötülük şeklinde
damgalanması tabiileşir. O halde, açık veya kapalı
şekilleriyle modern komünizm millî hayat, millî istiklâl
millî ahlâk, millî şeref, millî ülkü, millî istikbal adına ne
tasavvur edebilirsek hepsinin amansız düşmanıdır.
Komünizmle milliyetçilik arasında şahit olduğumuz
mâhiyet zıttlığı ırkçılıkla milliyetçilik arasında yoktur.
Komünizm ve Marsizm'in dâvâlı sabit olmak için milliyet
ve milliyetçiliği her hangi bir tarzda tasfiye etmek
mecburiyetindedir, Ona karşılık ırkçılıkla milliyetçiliğin
münasebeti tam aksinedir. Komünizmin zaferi milliyetler
gerçeğini inkâr etmeğe doğru giderken ırkçılık, bilâkis
milliyetçiliği teyit etmek gayretiyle daha kıskanç ve titiz
davranmak yolunu tutmuştur. ırkçılık, modern mânası
ile, milliyet hududunun daraltıla daralttla mübalağalı bir
şecerecelik şekline sokulması mânâsına alınıyor.

Binaenaleyh her iki mesleği; milliyetçiliğin ifrat ve tefriti
olarak kabul etmek, dayandıkları temeller hesaba
katılırsa, yanlıştır. Milliyetçiliği ırkçılığa götürmek, dinî bir
temsil ve tâbire başvurarak söyleyecek olursak,
milliyetçilikte taassuba kapılmaktır. Dinde taassup, dini
inkâr etmek değil, belki tasdikte mübalağaya düşerek
fazla sınırlandırmak, nefes darlığına uğratmaktır.
Komünizm ve Marksizm'in vaziyeti ise dinî taassubun
tersi olan dinsizlik vaziyetine benzer. Dinde, dinî
kıymetleri müdafaa etmek ihtirası ile ifrata düşenleremutaassıp
denilir.
***
Bu kıymetleri ya açıktan açığa, ya türlü tevillerle alttan
alta inkâr edenlere verilen isim apayrıdır. Öylelerine de
"kâfir" yahut "zındık" denilir. Bu benzetmeyi
tamamlamak için kullanacağımız ifadenin bağışlanmasını dileyerek diyebiliriz
ki, ırkçılık milliyetçiliğin zâhitliği, komünizm ve
Marksizme kâfirliğidir. Birinin ifrat öbürünün tefrit
olması çok umumî ve sathî bir mantık bakımından doğru
görülebilirse de mâhiyetleri düşünülürse bu doğruluğun
kaba bir benzetmeden ibaret kalacağı itiraf edilir.
Mutaassıp bir müslüman, taassup ne kadar kötülenirse
kötülensin, nihayet müslümandır. Müslümanlığı tahkir
eden bir dinsiz ise ne kadar sevimli bulunursa bulunsun
müslümanlığın topyekûn dışındadır ve onu yıkmağa
uğraşması nisbetinde mutaassıbın tam tersine istikamet
tutmuş demektir. O halde komünistlikle ırkçılığın
birleşme noktası olarak memleket gerçeklerini hesaba
katmamaları keyfiyeti de açıklanmalıdır. Marsist bu
gerçekleri hiçe sayan ve hiçe saydığı için hiçe indirmeğe
uğraşan bir yıkıcıdır. Irkçı ise bu gerçeği kendi aşırı
anlayış ve taşkın ülküsüne göre, olması gerektiği gibi
gerçekleştirmeyi güden mutaassıptır. Topyekûn yıkmak
isteyenin amansız düşmanlığı ile, daha iyi yapmak
isteyenin hararet ve taşkınlığı aynı cinsten ifratlar, yani
aynı müşterek bilgi ve ülkünün ifrat ve tefriti olmayıp,
ayrı cinsten intibaksızlıklardır. Kinin doğurduğu sinsi hile
ve tecavüz hırsı ile, sevginin uyandırdığı kıskançlığı bir
tutmak, kinin mâhiyet ve tehlikesine karşı gafil
davranıldığını ispat ettiği kadar, aşk hummalarına dair ile
müsbet fikir edinilmemiş olduğuna delâlet eder.

Markscılık ve biyolojik ırkçılık ifratlarını birbirinden
ayırırken bunların iştirak noktalarını teşkil eden meseleyi
memleket gerçeklerini hesaba katmamakta görüyoruz.
Yalnız bir kere daha tekrar edelim ki, realiteye dikkat
etmemek, ne mâhiyetleri ne de hedefleri itibariyle aynı
cinsten olmayan meslekleri kolayca birbirine karıştırıp
müsamaha etmeği mazur saydıramaz. Irkçının milliyet
taassubu, nihayet memleket dâvasını tabii şartları dışına
taşırması ihtimali karşısında tenkit ve tâdil edilebilir.
Halbuki Marxist milliyetle hiç bir samimî bağlılık kabul
edememek durumundadır. Onda milliyetçilik edası bön
ve zayıf ruhları oyalamağa yarayan sinsi bir taktiktir.
Biyolojik ırkçının milliyet meselesini bir ırk meselesi
olarak tahdit, tarif ve müdafaa etmesine karşılık
komünist ve Marxist, gayri insanî ve anti modern tanıdığı
burjuva iktisadının geçici bir ideolojisi sıfatıyla tahkir ve
inkâr etmektedir. Bâzıları ise milliyet ve milliyetçiliği
memleket realitesine intibak ettirmek için bu
mesleklerin dayandıkları prensipleri reddetmenin kâfi
geleceğini sanıyorlar. Marx'cıhk iktisadî, ırkçılık biyolojik
ve antropolojik hakikatlarin ideolojik tefsirleridir. Fakat
unutulmamalıdır ki ideolojik tefsirlerin hataları, papaza
kızıp oruç bozmak kabilinden iktisadî ve biyolojik
hakikatiara sırt çevirmeyî asla gerektiremez.

Bilâkis milliyet realitesi ile iktisadî ve ırkî âmiller arasında
mâkul ve mutedil münasebetler gözetmeği emreder.
Modern bir millet XX. asır hayatının iktisadî şartlarına
kayıtsız davranamaz. O şartları adım adım kollamak
zorundadır. Hatta devrimizin sosyal zaruretlerini
tanımak, sosyalizm ve sendikalizmi millî hayat ve
selâmet namına nazarı itibara almak milliyetçiliğin
plânına girebilir. Bunu gösteren delili Marx ve
Marxist'lerin kendi mesleklerine "ilmî sosyalizmi yaftası
yapıştırmak gayretinde arayabiliriz. Marsizm'in ilmilik
iddiası sabit olmadığı gibi rakip sosyalizmleri
hayalperestlikle suçlandırmasının yersizlik ve manasızlığı
da mey‐dana çıkmıştır. Marksizm Rusyada
devletleştirilmesinden beri vâatlerinin hiçbirini
tutamamış, hatta ham hayalinin tam zıttı olan bir
istibdat ve esaret rejimine varmıştır. Birkaç ahmak yahut
satılmış hayranının tecrübe ve tetkik etmeksizin körü
körüne methetmeye yeltendiği kızıl cennet hülyası eski
firavunlar istibdadına rahmet okutacak ve çarlık devrini
aratacak korkunç bir kızıl cehennem kâbusuna inkılâp
etmiştir. Hayalperestlikle suçlandırılan sosyalizimler ise,
ferdî hürriyet ve haysiyeti, lafta kalmağa mahkûm bir
müsavat iddiasına feda etmemek suretiyle gerçek
terakkiler kaydetmişlerdir.

Yani millî hayatı ve milliyeti vücuda getiren tarihî ve manevî müesseselerin, Marx ve
Marxistlerin anladıkları tarzda burjuva iktisadından
doğmamış ve o iktisadî nizamın mukadderatına tâbi
bulunmamış olduğu tahakkuk etmiştir. Bu hakikatler
önümüzde yükselip dururken milliyet mefhumu millî
istiklâl ve şeref dâvasını burjuva ideolojisi şeklinde tahrif
ederek milliyetçiliği faşizm ile karıştırmış ve suçlandırmış
olanları İngiliz sosyalistlerine benzetmek, eğer cehalet
veya hamakat sayılmayacak ise çirkin bir politika
entrikası olmak gerektir.

Milliyet idealini arık tutmak gayreti bizi modern millî
hayatta sosyalist ve sendikalist hareketlerin içtimaî
hakikatinden gaflet ettiremeyeceği gibi, ırk
mefhumunun tarihi temel ve haki‐katini inkâr etmeğe de
sürüklememelidir. Sayın Hamdullah Suphi Tanrıöverin
açıkça ortaya koyduğu bu hakikat milliyet şuurunu
daraltmağa varan bir ırkçılığı ikaz ettiği kadar bu şuuru
bulandırıp karartmağa yeltenen milliyet düşmanlarının
oyunlarını bozacak kuvvettedir. Çünkü biz sadece "Irka
istinat eden bir milliyet fikrini kabul etmiyoruz. Bu Türk
ırkı yoktur ve Türk ırkına karşı bağlılığımız, derin sevgimiz
mevcut değildir mânâsına gelmez. Irkçılığın reddettiğimiz
kısmı: Cemiyetimize mal olmuş, hatta, düşüncesi
itibariyle bir Türk'te aradığımız bütün vasıfları haiz olan
bir kimseyi soyu Türk olmadığı için yabancı tutmak
fikridir."

Mesele son derece açık ve belirlidir. Komünistle ırkçılık
arasında, ne de milliyetçilikle sosyalizm arasında bir intihap
yapmak bahis mevzuu değildir. Memleket realitemiz daima
göz önünde tutulduğu ve Anayasadaki altı ilkenin, temel taşı
olarak nasıl milliyetçilik üzerinde toplanıp mânâlandığı
anlaşılınca taşkınlıkların da mâhiyet ve istikameti kolayca
keşfedilebilir. Böylece yukarıda zikrettiğimiz gazeteci
zihniyetinin aykırılık ve sakarlığı da pak çabuk sırıtır. "Yirmî
yıldanberi bu memlekette nice milliyetçi gençlere dahi
komünistlik damgası vurulduğunu" görmüş olmak,
Türkiyede zan ve şüphe üzerine da‐yanan keyfi bir
afarozlama sistemi kuranların daima komünistlerden
başkaları olduğunu söylemeğe hak kazandıramaz. "Irkçı
kime komünist demez?" suali komünist kime ırkçı demez?"
şekline sokularak da tekrarlanabilir. Kendilerine daima
kalkan gibi kullanmak istedikleri Atatürk komünistliği
külliyen reddetmiştir. Atatürkün milliyetçiliği ne mefhun ve
ne de teknik dialektiğine dayanan milliyetçilik değil, mantıkî
ve maddî imkânların en gayri müsait bulunduğu bu
şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,
memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve delâlet
ve hatta hıyanet içinde" bulunabildikleri, "hatta bu iktidar
sahipleri şahsî menfaatlarini, müstevlilerin siyasî emelleriyle
tevhit eyledikleri zaman bile Türk istiklâl ve cumhuriyetinin
kurtarılmasını tekeffül edecek kan temizliği ile şartlandıran,
Türk gencinin muhtaç olduğu kudretin " damarlarındaki asıl
kan cevherinde bulunduğunu söyleyen bir milliyetçiliktir.
Ebedî Mustafa Kemalin tarih kitabı sonuna eli ile ilâve etmiş
olduğu satırlardaki ulvî mânâ hiç bir tevii kabul etmeyecek
derecede veciz ve kesindir. Evet! "Şurası unutulmamalıdır ki
Türk âleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her
göründüğü yerde ezilmeli!." Bu tarihî ihtar millet âşıklarını
ırkçılık heyulası ile ürkütmeye çalışarak komünistlik belâsına
İngiliz sosyalizmi arkasında mazeret arayanların artık aklını
başına getirmelidir. Gündelik gazete yazarı, politika
esintisine göre vak'a ve mefhumları dilediği kalıba dökerek
yirmi yıldan beri bu memlekette hep komünist tanınanların
mağdur olduğundan dem vuradursun. Biz bugün o dâvanın
aksini ispat eden mahkeme delillerim de hatırlatarak en
basit ve sudan şüphelerle vatandaş hakkını ayaklar altına
almış ve aldırmış olan zihniyetin mâhiyet ve marifetlerimi
çok iyi öğrenmiş bulunuyoruz. Bugün aylardan beri
B.M.M.ni Devlet Şûrasını ve Türk adliyesini meşgul eden
hileli hareketler bilançosu önündeyiz. Artık bu memlekette
politikacı mantığının ülküyü istismar etmesine bir nihayet
verilmelidir. Şimdilik sununla müteselliyiz. Dünya ve Yurd
olayları şarlatanların canına ot tıkamaktadır bütün.

SAVAŞOĞLU Kür Şad dergisi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.